emekli – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Tue, 08 Sep 2026 08:48:59 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.8 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png emekli – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 Emekliler insanca ve onurlu bir yaşam için Ankara’da buluşuyor! https://yenidunya.org/emek-gundemi/34435/emekliler-insanca-ve-onurlu-bir-yasam-icin-ankarada-bulusuyor/ Tue, 08 Sep 2026 08:48:57 +0000 https://yenidunya.org/?p=34435 Siyasi iktidarın seçimden önce memur emeklilerine yönelik vaatte bulunduğu halde bugüne kadar ödemediği seyyanen zamla ilgili olarak Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunan Emekli Yargıtay Onursal Üyesi Seyfettin Çilesiz ve Avukatı Ali Erdem Gündoğan ile birlikte çok sayıda emekli örgütü tarafından dava süreciyle ilgili olarak 25 Eylül 2026 Cuma günü saat 15.00’te Anayasa Mahkemesi önünde basın açıklaması gerçekleştirilecek.
Seyfettin Çilesiz’in avukatı Ali Erdem Gündoğan, sosyal medya hesabından konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada tüm emeklileri ve emekli örgütlerini basın açıklamasına katılmaya davet etti.

Avukat Ali Erdem Gündoğan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Tüm emekliler seyyanen zam hakkımız için 25 Eylül 2026 tarihinde saat 15.00’te Ankara’da Anayasa mahkemesi önünde basın açıklamasında buluşuyoruz.

Türkiye’nin her ilinden emeklilerimizi bekliyoruz. Üstat Seyfettin Çilesiz’in de katılacağı büyük emekli eylemine herkes davetlidir.

Haydi emekliler, seyyanen zam davasında sona geldik. 39 aydır devam eden haksızlık sona ersin. Adalet yerini bulsun. Anayasa Mahkemesi emeklinin sesini duysun. Seyyanen zam davasında son virajdayız.

Haydi emekliler, hep beraber hakkımızı savunuyoruz.”

Basın açıklamasına destek veren emekli örgütleri ve sendikalar:

-2021 Tüm Emekliler Sendikası
-Bağımsız Emekliler Sendikası
-Birleşik Emekliler Sendikası
-Büro İş Sendikası
-Demokratik Emekliler Sendikası
-DİSK Devrimci Emekliler Sendikası
-Emekli Dernekleri Federasyonu
-Emekli Meclisleri Sendikası
-Emekli ve Emekçiler Dernekleri Federasyonu
-Emekliler Birleşme Dayanışma Derneği
-EYT ve Emekliler Federasyonu
-Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu
-Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu
-Memur Emeklileri Derneği
-Mücadeleci Emekliler Derneği
-Sivil Emekliler Derneği
-TÜED Çankaya Şubesi
-Tüm Emekliler Derneği
-Tüm Emeklilerin Sendikası
-Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği

]]>
Her 6 yaşlıdan 1’i bankalara borçlu https://yenidunya.org/yurt/34424/her-6-yaslidan-1i-bankalara-borclu/ Tue, 01 Sep 2026 07:24:56 +0000 https://yenidunya.org/?p=34424 Türkiye’de 56 yaş ve üzeri nüfus 17,5 milyon kişiye ulaştı. Bunun 9,5 milyonu 65 yaş üstü kişilerden oluştu. Yetersiz emekli maaşları ve hayat pahalılığı çeken 2,9 milyon kişi yaşamak için kredi çekmek zorunda kaldı. Böylece her 179 kişiden 29’u, bir başka ifadeyle her 6 yaşlıdan 1’i bankalara borçlandı. Yaşamak için yeniden çalışan 145 yaşlı ise iş kazasında hayatını kaybetti.

Zorunlu tüketim kalemlerindeki yüksek artışlar yaşamak için mücadele veren emeklileri yeniden çalışma hayatına itti. Bir süre geçinmek için bankalardan kredi kullanan 56 yaş ve üzerindeki 3 milyona yakın kişi hayatlarının ikinci baharında borç sarmalında nefes alma çabası gösterdi. Türkiye’de istatistiklere göre 56 yaş ve üzerinde kişi sayısı 17,5 milyon. Bu yaş grubundaki kredi borçlusu sayısı ise 2,9 milyon kişi.

Bu da 56 yaş ve üzeri her 6 kişiden 1’inin bankalara borçlu olduğunu gösteriyor. Uzmanlar yüksek enflasyon ve yüksek maliyetler neticesinden birçok yaşlının çoluğuna çocuğuna yük olmamak için bankalara borçlandığını dile getiriyor. Gıda ile barınma harcamalarındaki yüksek artışlar da vatandaşın hissettiği hayat pahalılığı ile resmi enflasyon arasındaki makasın kapanmadığını ortaya koyuyor.

Ekonomistler, enflasyondaki gerilemenin satın alma gücündeki kaybı telafi etmekten hâlâ uzak olduğunu ve yaşlı nüfusta borçluluk oranlarının artma riski olduğunu söylüyor.

Sağlıklı beslenme hayal
En düşük emekli maaşına yapılan yüzde 17,76’lık zamla 20 bin liradan 23 bin 552 liraya çıkan maaşlarla gıda ve barınma ihtiyacının karşılanması da ayrı bir beceri gerektiriyor diyen uzmanlar, gıda fiyatlarının yıllık yüzde 37,53, konut grubunun ise yüzde 40,32 arttığını hatırlatarak, “Resmi enflasyonun gerilemesi tek başına alım gücünün arttığı anlamına gelmiyor. Son yıllarda ücret artışlarının yüksek enflasyon karşısında aşınması, emekliler, asgari ücretliler ve dar gelirli haneler üzerindeki baskıyı sürdürüyor.

TÜRK-İŞ’in açlık ve yoksulluk sınırı araştırmaları da dört kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı beslenebilmesi için gereken harcamanın resmi enflasyonun ötesinde arttığını ortaya koyuyor. Bunu bir de tek başına yaşayan 56 yaş ve üzeri kişilere indirgediğimizde Türkiye’de tek başına yaşamanın aylık maliyeti, resmi verilere ve büyük şehirlerdeki güncel kira ve harcama şartlarına göre ortalama 47 bin 758 lira ile 60 bin lira arasında değişiyor. TÜRK-İŞ verilerine göre sadece bir kişinin kendine yetebilmesi için gereken baz yaşama maliyeti 50 bin liraya dayanmış durumda. İstanbul gibi büyük şehirlerde ise bu tutar konut kiralarının yüksekliği nedeniyle daha yukarıda seyrediyor. Tüm bu gerekçeler de yaş almış kişileri Maalesef önce borçlu kılıyor sonra da borçların ödenebilmesi için bu kişiler yeniden çalışmak zorunda kalıyor” dedi.

Çalışırken ölen çok
Emeklilerin yaşam koşulları nedeniyle çalışmak zorunda kalmalarına yönelik tartışmalar sürerken, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) verileri, son 15 ayda 65 yaş üzerindeki 145 işçinin yaşamını yitirdiğini ortaya koydu. Sadece haziran ayında bu sayı 22 olarak kayıtlara geçti. Yılın ilk 6 ayında ise 72 işçi geçim sıkıntısı nedeniyle çalışırken iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Bu yaş grubundaki kişilerin çalıştığı alanların riskli olması da dikkat çekiyor. Uzmanlar, “Belli bir yaşın üstünde kişiler maalesef daha az kişinin tercih ettiği tehlikeli ve yorucu işler oluyor. Saatlerce ayakta durmayı gerektiren işler, güneş altında çalışmak zorunda kalmaları, inşaat ve ağır sanayi gibi tehlikeli iş kollarında ek gelir elde etmek için verilen çabada ölüm riski de yüksek oluyor. İlerleyen yaşın beraberinde getirdiği sağlık sorunları ve fiziksel yorgunluk, ağır iş koşullarıyla birleştiğinde iş kazaları ve ölüm riski artıyor” dedi.

]]>
TÜİK’te tozpembe İŞKUR’da kara tablo https://yenidunya.org/emek-gundemi/34343/tuikte-tozpembe-iskurda-kara-tablo/ Tue, 11 Aug 2026 06:28:09 +0000 https://yenidunya.org/?p=34343 İŞKUR verilerine göre işe yerleştirme de açık iş de azaldı. İŞKUR’a kayıtlı işsizlerin sayısı bir yılda 86 bin kişi arttı. 236 bine yakın işsiz bir yılı aşkın süredir iş beklerken 60 yaş üstü 34 bin kişi de İŞKUR kuyruğunda.

BirGün’den Havva Gümüşkaya‘nın haberine göre, resmi işsizlik verileri son yılların en düşük seviyelerine gerilerken en yaygın iş arama kanalı İŞKUR’un verileri çok farklı bir tablo çiziyor. Kuruma kayıtlı işsiz sayısı artıyor, işe yerleştirmeler ve açık iş sayısı azalıyor.
İŞKUR’un Temmuz ayı verilerine Kurum’a kayıtlı işsiz sayısı 2 milyon 315 bin 300 kişiye ulaştı. TÜİK’in resmi işsizlik verilerinin aksine son bir yılda 85 bin 959 kişi artan kayıtlı işsizlikte artış oranı yüzde 3,9 oldu. Kayıtlı işsiz sayısı kadınlarda 1 milyon 177 bin 699 kişi olurken erkeklerde 1 milyon 137 bin 601 olarak ölçüldü.
Kayıtlı işsizlerin yüzde 49,1’i erkek, yüzde 50,9’u kadın, yüzde 24,4’ü 15-24 yaş grubundaki kişilerden oluştu. TÜİK’e göre Haziran’da resmi işsiz sayısı önceki yıla göre 168 bin kişi azaldı. Resmi işsizlik göstergelerindeki pembe tabloya karşılık, İŞKUR verileri daha fazla kişinin kuruma iş bulmak için başvurduğu ancak daha az açık iş ve daha düşük işe yerleştirme olanağıyla karşılaşılan bir tablo ortaya koydu.
İŞKUR’a kayıtlı işsizlerin sayısındaki artışa karşın işe yerleştirmelerde ters yönlü bir seyir yaşandı. Temmuz 2025’te kurum aracılığıyla 145 bin 546 kişi işe yerleştirilmişti, bu sayı Temmuz 2026’da 126 bin 281’e geriledi. Böylece işe yerleştirilenlerin sayısı bir yılda 19 bin 265 kişi, başka bir ifadeyle yüzde 13,2 azaldı.
10 Ağustos itibarıyla aktif alım yapılan 83 bin 960 açık iş ilanı bulunuyor. Kurumun 2025 Temmuz ayı bültenine göre 221 bin 750 olan açık iş sayısı bu yılın aynı döneminde 204 bin 228 oldu. Açık iş sayısı geçen yıla göre yaklaşık yüzde 8 geriledi.
İŞKUR verileri iş bulma süresinin uzunluğunu da gözler önüne serdi. Kayıtlı işsizlerin 235 bin 848’i bir yıl ve daha uzun süredir iş bekliyor. Buna göre kayıtlı işsizlerin yüzde 10,2’si uzun süredir İŞKUR aracılığıyla iş arıyor.

Uzun süreli işsizler birikiyor
Uzun süreli işsizlikte kadınların ağırlığı da dikkati çekti. Bir yıl ve üzeri iş bekleyenlerin yüzde 58’i kadın, yüzde 42’si erkeklerden oluşuyor. Toplam kayıtlı işsizlerin yüzde 50,9’unun kadın olmasına rağmen uzun süreli işsizlerde yüzde 58’e çıkması, uzun süreli işsizliğin kadınlarda daha yaygın olduğunu gösteriyor.

İş sırasında geçen gençlik
Öte yandan iş bulamama süresi özellikle çalışma çağının en aktif yaş gruplarında uzuyor. İŞKUR’a kayıtlı olup bir yıl ve daha uzun süredir iş bekleyen 235 bin 848 kişinin yüzde 60,6’sını 25-39 yaş arasındaki gençler oluşturdu.
Uzun süreli işsizliğin en yoğun olduğu grup ise 54 bin 877 kişiyle 25-29 yaş aralığındakiler oldu. Bu yaş grubundaki 432 bin 192 işsizin yüzde 12,6’sı bir yıldan uzun süredir iş bekledi. 30-34 yaş grubundaki 342 bin 703 işsizin yüzde 13,8’i, 35-39 yaş grubundaki 299 bin 174 işsizin ise yüzde 13,5’i uzun süreli işsiz.
Üniversite diploması da uzun süreli işsizliğe koruma sağlamıyor. Uzun süreli işsizlerin yüzde 13,9’unu en az lisans düzeyinde üniversite mezunu olan nitelikli iş gücü oluşturdu.

Emeklilik yaşında 34 bin kişi iş arıyor
İŞKUR verileri iş arayışının ileri yaşlara kadar uzandığını da ortaya koydu. Düşük emekli aylıkları ve hayat pahalılığı karşısında çalışma yaşamından kopamayan ileri yaştaki yurttaşlar düşük ücretli ve güvencesiz işlerde çalışıyor ya da iş arayışını sürdürüyor. Temmuz itibarıyla 60 yaş ve üzerindeki 33 bin 743 kişi İŞKUR’a kayıtlı olarak iş arıyor. Bunların 24 bin 487’sini 60-64 yaşındakiler, 9 bin 256’sını ise 65 yaş ve üzerindekiler oluşturdu. İleri yaştaki iş arayanların yüzde 61,6’sı erkek, yüzde 38,4’ü kadınlardan oluşurken 60 yaşını aşmasına rağmen bir yıldan uzun süredir iş bekleyenlerin sayısı ise bin 534’e ulaştı. Bu yaş grubundaki 12 bin 411 kişi de kurum tarafından işe yerleştirildi.

İşsizler işsizlik ödeneği alamadı
İşsizlerin büyük çoğunluğu işsizlik ödeneğinden faydalanamıyor. 2026 yılının Ocak-Haziran döneminde işsizlik ödeneğine başvuran 890 bin 911 kişiden yalnızca 407 bin 865 kişi ödeneğe hak kazanabildi. Buna göre başvuranların yalnızca yüzde 45,8’i ödenek almaya hak kazanırken yüzde 54,2’si olan 483 bin 46 kişiye ödenek verilmedi.

]]>
Bir bardak çayla günü bitiriyoruz https://yenidunya.org/yurt/34332/bir-bardak-cayla-gunu-bitiriyoruz/ Sat, 08 Aug 2026 10:22:08 +0000 https://yenidunya.org/?p=34332 Bir bardak çay için şehiriçi yolculuk

Pazardan üç domatesle dönen, evinde eş dostun getirdiği yemekle yaşayan emeklilerin tek sosyalleşme alanı 1 liralık çay satılan emekli evleri oldu. Gaziosmanpaşa’dan çıkıp Dikilitaş Emekli Evi’ne gelenler, bir masa bulabilmek için sabahın köründe köşe kapmaca oynarken hayatlarını özetliyor: Çalışır gibi buraya geliyoruz.
Bir yanda “Herkes refah içinde” söylemleri, formalara ödenen milyonlar diğer yanda Gaziosmanpaşa’dan Beşiktaş’a 1 liraya çay içebilmek için giden emekliler… 5 Aralık 2025’te açılan Dikilitaş Emekli Evi, dar gelirlilerin gözdesi oldu. Beşiktaş Belediyesi tarafından kurulan bu yerde emeklilere çay ince belli bardakta 1, fincanda ise 5 lira. Emekli olmayana ise 10 lira. Azerbaycan Dostluk Parkı’nın içinde yer alıyor. Lokasyon olarak Beşiktaş Merkez’e yürüyerek yaklaşık 20 dakika. Yani çayın fiyatının neredeyse 50 liradan başladığı kafelere ne çok yakın ne de çok uzak.

Ucuz çay için ‘köşe kapmaca’
Kapasitesi Beltaş’ın resmi verilerine göre hafta içi 150 kişi, hafta sonu ise 200 kişi. Fakat pratikte tam olarak öyle değil. Buraya aktarılana göre Gaziosmanpaşa’dan, Mecidiyeköy’den gelen var. Gaziosmanpaşa’dan Emekli Evi’ne gitmek ortalama 1 saat. Navigasyona göre en az iki aktarma yapmak gerekiyor. Yalnızca bununla da sınırlı değil.
BirGün’den Meral Danyıldız’ın haberine göre, emekliler, ucuza çay içip sosyalleşebilmek için burada adeta ‘köşe kapmaca’ oynuyor. Bir grup, içlerinden seçtiği bir kişiyi erkenden gönderiyor. O emekli, masayı tutuyor. Diğerleri de arkasından geliyor. Bunu yapmalarının amacı, masalar dolmadan oturabilmek. Bu sayede akşama kadar oturma fırsatı yakalıyorlar.
Bu bilgiyi veren yaklaşık 8 kişi aynı masada oturan emekli kadın grubu. İçlerinden Neşegül Çakmak, kendi hayatını şöyle anlatıyor: “Herkes cebini düşünmek zorunda. Mesela marketlere gittiğimizde kaç tane market dolaşıyoruz, hangisi uygunsa oradan alışveriş yapıyoruz. Gözümüz hep fiyatlarda. Eskiden hiç yapmadığımız şeyler bunlar. Benim eşim 70 yaşında, hâlâ çalışıyor. Çalışır gibi buraya geliyoruz. Umutsuzuz.”
Emekli evi çok yoğun olduklarında yer bulamadıklarını belirten Çakmak, erkenden yer tutmaya gittiklerini aktarıyor: “Bu yüzden sabah erkenden yer tutmaya geliyoruz. Sandalye kavgaları oluyor. Sabah içimizden bir ablamızı gönderiyoruz mesela, o masa tutuyor, sonra biz geliyoruz. Tartışmalar oluyor ama insanlar da haklı, ne yapsınlar? Simit 15 lira, çay 1 lira. Dışarda bunların hiçbirini yiyip içemeyiz.”

Sabah gelip akşam kalkıyorum
71 yaşındaki Nimet Yöney sabah erkenden gidip yer tutan emekli kadınlardan biri. Öğlen 13.00 gibi gelip, akşam 19.30’a kadar oturduğunu ifade ediyor. Tıpkı mesai yapar gibi burada beklediğini kaydediyor.

Gaziosmanpaşa’dan gelen emekli bile var
65 yaşındaki Hikmet Hanım da, “Hiçbir yaşantımız yok. En ucuz yer burası olduğu için, buraya geliyoruz. Akşama kadar burada oturuyoruz. 20 bin TL maaş alıyorum. Bıktım, usandım artık. Çocuklarımın biri 42, biri 39 yaşında; bir de eşim var; yetişkin çocuklarımla birlikte oturuyorum. Pazara gittiğimizde günlük salata için üç tane domates alıyorum” ifadelerini kullanıyor.
Bahçe kısmında yaklaşık 7-8 masa var. Havalar sıcak olduğu için herkes bahçe kısmında oturmanın peşinde. Burada oturan Mustafa Aplak ve 75 yaşındaki Ekrem İlgiz ile tanıştık. Küçük çevresiyle hep burada oturduklarını söyleyen Aplak, “Bize özel yapılmış bir yer. Beşiktaş’ın sahil tarafından gelen arkadaşlarımız var, Gaziosmanpaşa’dan, Gültepe’den gelen arkadaşımız var. Burada kendimizce otel konforu yaşıyoruz. Bir yandan yeşillik, park; diğer yandan uygun fiyata içecek. Bazen kuyruk bile oluyor” ifadelerini kullanıyor.
Ve 75 yaşındaki Ekrem İlgiz… Eşi bir sene önce vefat edince tek başına yaşamaya alışmaya çalıştığından bahsediyor. 25 bin TL emekli aylığıyla yapabilecek hiçbir aktivitesi yok. Çarşıya pazara gittiğinde, bakıp geri döndüğünü söylüyor: “Ne bir lokantaya gidebiliyoruz ne başka bir aktivite yapabiliyoruz. Tek başımayım zaten gidecek bir yer de yok. Çıkıp buraya geliyoruz. Günde en az on bardak çay içtiğimiz oluyor. Dışarda istemem dört bardak çay bile içemem. Dolabım mesela bomboş. Bozuk çünkü. 25 bin TL ile ne yapayım? Elektrik var, su var… Tek başıma yaşadığım için konu komşu yemek getiriyor. Allah onlardan razı olsun. Köyümüze bile gidemiyoruz.”
Emekli Ahmet Kuru da ağırlıklı olarak arkadaşları hep burada oturduğu için buraya geldiğini aktarıyor. Maddi durumu yetmediği ve çay bir lira olduğu için buraya gelindiğinden bahseden Kuru, “Çoğu insan buraya gelip akşama kadar oturuyor. Genelde buraya gelip akşama kadar 6-7 liraya gün geçiriyorlar. Tuvalet bedava, su bedava, elektrik bedava. Bunlardan yararlanıyorlar” şeklinde konuşuyor.
Son olarak tek başına otururken konuşmaya başladığımız Hikmet Akkil, kira ödemediğini ama kira ödeyecek olsa büyük sıkıntı yaşayacağını ifade ediyor. Aidatının yükseldiğini, şimdiden nasıl ödemeye başlayacağını düşündüğünün altını çiziyor: “Her gelen zam benden götürüyor. Bakın kent lokantalarına, nasıl kuyruk oluyor. İnsanlar daha uygun yiyebilmek için oradalar. O kadar kebapçı var ama hiçbirinde emekli yok. Biz buralara geliyoruz. En azından böyle yerler var da emekli evinden çıkıp sosyalleşebiliyor.”
Temmuz ayı maaş farkını alan Akkil, “Vermem gereken bir yer vardı. Hemen oraya gitti. Yaklaşık 5 bin TL aldım, anında gitti” diyerek sözlerini noktalıyor.

]]>
Emeklinin kredi borçları kaynaklı maaş kesintisi komisyona taşındı https://yenidunya.org/emek-gundemi/34256/emeklinin-kredi-borclari-kaynakli-maas-kesintisi-komisyona-tasindi/ Fri, 17 Jul 2026 17:22:54 +0000 https://yenidunya.org/?p=34256 CHP tarafından Meclis’e sunulan ve İcra Ve İflas Kanunu ile Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda değişiklik yapılmasını öngören teklif Plan ve Bütçe Komisyonu’na sevk edildi.
Meclis gündemine taşınan yeni yasa teklifiyle, emeklilerin gelirlerine koruma kalkanı getirilmesi istendi. Hazırlanan kanun teklifinde, emekli aylıkları ile yılda iki kez ödenen bayram ikramiyelerinin haczedilmesinin tamamen yasaklanması talep ediliyor.

Emekli zorda
En düşük emekli aylığının geçtiğimiz günlerde Meclis’ten geçen kanunla 23 bin 552 liraya yükseltilmesine rağmen asgari ücretin çok altında kalan bu tutar, emeklilerin geçim mücadelesini zorlaştırıyor. Emeklilerin banka kredisi veya kredi kartı borçları yüzünden hesaplarına bloke konulması ve aylık kesintileri yargı kararlarıyla iptal edilse dahi uzun süren mağduriyetlere yol açıyor. Bu sorunu kökten çözmek amacıyla Meclis’e sunulan kanun teklifi, emeklilerin aylıkları ile bayram ikramiyelerinin yattığı hesaplardaki paraların hiçbir şekilde haczedilememesini öngörüyor.

Sosyal devlet ilkesi ihlal ediliyor
CHP tarafından hazırlanan ve Meclis’e sunulan teklif Plan ve Bütçe Komisyonu’na sevk edildi. Teklifin gerekçesinde şu ifadelere yer verildi:
“2026 yılı itibarıyla belirlenen 28.075,50 TL tutarındaki net asgari ücretin, hayat pahalılığı ve enflasyon karşısında emeklilerimiz için bir yaşam standardı eşiği oluşturduğu gerçeği göz ardı edilemez. Buna rağmen, en düşük emekli aylıklarıma bu sınırın dahi altında kalması, sadece matematiksel bir hata değil, sosyal devlet ilkesinin bizzat ihlalidir. Bu teklif, emeklilerimizin çalışma yaşamları boyunca topluma sundukları emeğin karşılığını yaşlılık dönemlerinde güvenli ve insanca bir gelirle alabilmelerini sağlamayı, böylece yoksulluk riskiyle karşı karşıya kalan geniş halk kitlelerinin alım gücünü enflasyonist baskılar karşısında korumayı temel amaç edinmiştir.
Mevcut mevzuatta emekli aylıklarının haczedilemeyeceğine dair açık hükümler bulunmasına rağmen, uygulamada banka hesaplarına yatan tutarlar üzerinden alman hukuka aykırı muvafakatler veya sistemli bloke işlemleri, yasal koruma kalkanını fiilen işlevsiz bırakmaktadır.

Sosyal adaletin tesisi için
Borç yükü altındaki emekli, yaşadığı ekonomik baskı sebebiyle iradesi sakatlanmış bir şekilde muvafakat vermeye mecbur bırakılmakta; bu durum, mülkiyet hakkının ölçüsüz bir ihlali haline gelmektedir.
Bu teklif, bahse konu muvafakatleri geçersiz kılarak ve koruma kalkanını banka hesaplarını da kapsayacak şekilde genişleterek, borçlunun yaşam hakkını ve insan onurunu, alacak hakkının önünde bir değer olarak tesis etmeyi amaçlamaktadır.
Sonuç olarak; emeğiyle geçinen vatandaşlarımızın onurlu yaşam hakkını güvence altına almak, sosyal adaleti yeniden tesisi etmek ve kamu kaynaklarını rant odaklarından kurtarıp halkın gerçek ihtiyaçlarına tahsis etmek. Cumhuriyetimizin temel sorumluluğudur.”

]]>
İleri yaşta geçim mücadelesi https://yenidunya.org/emek-gundemi/34237/ileri-yasta-gecim-mucadelesi/ Tue, 14 Jul 2026 08:45:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=34237 Geçinemeyen binlerce 60 yaş üstü yurttaş yeniden iş bulmaya çalışıyor. İŞKUR’a kayıtlı 60 yaş ve üzerindeki işsiz sayısı son bir yılda yüzde 19,6 arttı. Bu yaş grubunda çalışanların yüzde 65,6’sı ise kayıt dışı istihdam ediliyor.

Milyonlarca emekli için geçim sorunu büyümeye devam ediyor.
Bu hafta Meclis’te görüşülecek yasa teklifine göre en düşük emekli aylığı 20 bin liradan altı aylık enflasyon oranında yükseltilerek 23 bin 552 liraya çıkacak.
Emekli aylıklarının yıllar içinde alım gücünü kaybetmesi, emeklilik döneminde insanca yaşayabilecek bir gelirden mahrum kalan yurttaşları yeniden çalışma hayatının içine itiyor. İleri yaştaki emekliler ya güvencesiz ve düşük ücretli işlerde çalışıyor ya da geçinebilmek için iş arıyor.

BirGün’den Havva Gümüşkaya’nın haberine göre, İŞKUR ve TÜİK verileri, 60 yaş üzerindeki yurttaşlar arasında işsizliğin ve kayıt dışı çalışmanın arttığını, iş cinayetlerinde yaşamını yitirenlerin önemli bölümünü ise emeklilik çağındaki işçilerin oluşturduğunu ortaya koyuyor.

İŞKUR’a kayıtlı işsizler arasında 60 yaş ve üzeri yurttaşlar dikkati çekiyor. Haziran itibarıyla İŞKUR’a kayıtlı işsizlerin 33 bin 628’ini 60 yaş ve üzeri yurttaşlar oluşturdu. Geçen yıl Haziran’da kuruma kayıtlı 60 ve üzeri yaşta 28 bin 29 işsiz bulunurken işsiz sayısı bir yılda yüzde 19,6 arttı.
İleri yaştaki yurttaşların işgücü piyasasındaki görünürlüğü, işe yerleştirme verilerine de yansıyor. Ocak-Haziran döneminde 60 ve üzeri yaştaki 11 bin 13 kişi İŞKUR aracılığıyla işe yerleştirildi. Geçen yılın aynı döneminde bu yaş grubundaki 9 bin 442 kişi işe yerleştirilmişti.

Yüzde 65’i kayıt dışı
TÜİK’in verilerine göre ise 2026’nın ilk çeyreğinde 60 ve üzeri yaştaki toplam 2 milyon 413 bin kişi istihdamda yer alıyor. Bu kişilerin yüzde 65,6’sı ise kayıt dışı olarak çalışıyor. Sayıları 1 milyon 583 bin kişiyi bulan 60 yaş üzeri kayıt dışı istihdam, emeklilik çağındaki yüz binlerce kişinin sosyal güvenceden yoksun, düşük ücretli ve güvencesiz işlerde çalışmak zorunda kaldığını ortaya koyuyor.

Beş ayda 273 iş cinayeti
İSİG Meclisi verilerine göre emeklilik hakkına ulaşamayan ya da aldığı emekli aylığıyla geçinemediği için çalışmayı sürdüren işçiler, iş cinayetlerinde yaşamını yitirmeye devam ediyor.
İSİG Meclisi verilerine göre yalnızca Mayıs ayında 50 yaşın üstünde 71 işçi çalışırken hayatını kaybetti. Yılın ilk beş ayında ise 50 yaş ve üzeri en az 273 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Hayatını kaybedenlerin en az 50’si 65 yaşın üzerindeydi. İnşaatlarda, tarlalarda, geri dönüşüm işlerinde ve ulaşım sektöründe çalışmak zorunda kalan ileri yaştaki işçiler, yüksekten düşme, zehirlenme ve trafik kazaları başta olmak üzere önlenebilir nedenlerle yaşamını yitiriyor.

]]>
En düşük emekli maaşı açlık sınırının yarısını zor karşılıyor https://yenidunya.org/emek-gundemi/34213/en-dusuk-emekli-maasi-aclik-sinirinin-yarisini-zor-karsiliyor/ Thu, 02 Jul 2026 12:30:48 +0000 https://yenidunya.org/?p=34213 KAMU-İŞ açlık-yoksulluk sınırı araştırması Haziran 2026 sonuçları açıklandı.
KAMU-İş araştırmasına göre, açlık sınırı haziranda 38 bin lirayı bulurken, yoksulluk sınırı da gıdayla birlikte başta giyim, barınma ve ulaştırma olmak üzere diğer harcamalarda yaşanan yüksek fiyat artışlarının etkisiyle 116 bin lirayı aştı. Türkiye’nin siyasi ve ekonomik krizlere yatkın yapısı yüzünden açlık ve yoksulluk sınırlarının önümüzdeki aylarda da hızla artmaya devam edeceği gözleniyor.

-Açlık sınırı 38 bin lirayı buldu
-Dört kişilik bir ailenin sadece gıda için yapması gereken aylık harcama haziranda önceki aya göre 341 lira artarak 37 bin 996 liraya kadar yükseldi.
-Yoksuluk sınırı ise 2 bin 261 lira daha artarak 116 bin 106 liraya kadar tırmandı.
-Açlık sınırı haziranda asgari ücretin 9 bin 921 lira, en düşük emekli aylığının ise 18 bin lira 75 lira üzerine çıktı.
-En düşük memur maaşı açlık sınırının yüzde 53,3’ünü zor karşılayabilir hale geldi.

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Ar-Ge birimi KAMU-AR’ın dört kişilik bir ailenin, dengeli ve sağlıklı beslenebilmesi için aylık olarak yapması gereken gıda harcamasının yanı sıra gıda dışındaki ihtiyaçlarını da yoksunluk hissi çekmeden karşılayabilmesi için yapması gereken harcamayı dikkate alarak hesapladığı açlık-yoksulluk sınırı araştırmasının Haziran 2026 sonuçları açıklandı.
Açlık sınırı haziranda 38 bin lirayı bulurken, yoksulluk sınırı da gıdayla birlikte başta giyim, barınma ve ulaştırma olmak üzere diğer harcamalarda yaşanan yüksek fiyat artışlarının etkisiyle 116 bin lirayı aştı. Türkiye’nin siyasi ve ekonomik krizlere yatkın yapısı yüzünden açlık ve yoksulluk sınırlarının önümüzdeki aylarda da hızla artmaya devam edeceği gözleniyor.
Açlık sınırı haziranda önceki aya göre 341 lira artarak 37 bin 996 liraya yükselirken, gıda dışındaki gereksinimler için yapılması gereken harcama ise 1.920 liralık yükselişle 78 bin 110 liraya çıktı. İkisinin toplamından oluşan yoksulluk sınırı ise önceki aya göre 2 bin 261 lira artarak 116 bin 106 lira oldu. Son bir yılda açlık sınırı
10 bin 581 lira, gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama 21 bin 666 lira ve yoksulluk sınırı 32 bin 247 lira artış gösterdi.

Açlık sınırı
Türkiye genelinde de yaygın şube ağı bulunan ve en fazla alış-veriş yapılan marketlerden Ankara’da derlenen fiyatlara göre, dengeli beslenebilmek için et- balık- yumurtaya aylık olarak yapılması gereken harcanma haziranda 106 lira azaldı, ancak son bir yılda ise 2 bin 493 lira artarak 11 bin 85 lira oldu.
Kuru bakliyat için yapılması gereken harcama önceki aya göre 31 lira, geçen yılın aynı ayına göre ise 241 liralık artışla 740 lira oldu.
Haziranda 305 lira daha artarak, 8 bin 42 liraya yükselen süt, yoğurt ve peynir için yapılması gereken harcama yıllık olarak ise 2 bin 548 lira artış kaydetti.
Meyve için harcanması gereken tutar önceki aya göre 97 lira, geçen yılın aynı ayına göre ise 161 lira artarak 3 bin 390 liraya yükseldi. Sebze için yapılması gereken harcama ise önceki aya göre 62 lira azalarak 5 bin 429 liraya indi. Sebze harcaması geçen yılın aynı ayına göre ise 2 bin 269 lira arttı.

Ücretler ve açlık-yoksulluk sınırı
Açlık sınırı bu yılbaşında 28 bin 75 liraya çıkarılan ve yıl sonuna kadar da bu seviyede kalacak olan asgari ücretin 9 bin 921 lira, 20 bin lira olarak uygulanan en düşük emekli aylığının ise 17 bin 996 lira üzerine yükseldi. Yıl başında yüzde 27 oranında zam yapılan asgari ücret, yüzde 18,6 oranında artırılan kamu çalışanlarının ücretleri ve yüzde 12,19 oranında artırılan emekli aylıklarının satın alma gücünün büyük bir kısmı yılın ilk yarısında eridi. Asgari ücretin açlık sınırını karşılayabilmesi için en az yüzde 35,3 oranında artırılması gerekiyor.
Asgari ücret haziranda dört kişilik bir ailenin sadece 22 günlük beslenme giderini, yoksulluk sınırının ise dörtte birini zor karşılıyor. Ailede dört kişinin asgari ücretle çalışarak haneye getireceği gelir bile yoksulluk sınırının 3 bin 806 lira altında kaldı. Diğer bir ifadeyle dört asgari ücret giren dört kişilik bir aile bile yoksulluk sınırını yenemiyor. En düşük emekli aylığı ise sadece 16 günlük beslenmeye bile yetmiyor, yoksulluk sınırının ise sadece yüzde 17,2’sinde kalıyor.
Bu yılın ilk yarısı için aile ve çocuk yardımı dahil 61 bin 890 liraya yükselen en düşük memur maaşı yoksulluk sınırının yüzde 53,3’ünü, 67 bin 630 liraya yükselen ortalama memur maaşı ise yüzde 58,2’sini karşılıyor. Yoksulluk sınırını karşılayabilmesi için en düşük memur maaşının en az yüzde 87,6, ortalama memur maaşının ise yüzde 71,7 oranında artırılması gerekiyor.

Gıda dışı harcamalar
Yoksulluk sınırının belirlenmesinde gıda dışı ihtiyaçların fiyat değişimleri de esas alınarak yapılan araştırmaya göre, dört kişilik bir ailenin gıda dışındaki gereksinimlerini de “insan onuruna yaraşır bir şekilde ve yoksunluk hissi çekmeden” karşılayabilmesi için aylık olarak yapması gereken harcama tutarı 78 bin 110 liraya çıktı.
Dört kişinin ortalama giyim ve ayakkabı harcamaları 6 bin 658 lira oldu. Barınma (kira dâhil) harcamaları ortalama 23 bin 172 liraya, ev eşyası harcamaları 8 bin 64 liraya yükseldi. Sağlık harcamaları 3 bin 148 liraya, ulaştırma harcamaları 18 bin 340 liraya çıktı. Bilgi ve iletişim harcamaları 3 bin 213 liraya, eğlence ve kültür harcamaları 2 bin 136 liraya, eğitim harcamaları 2 bin 894 liraya yükseldi. Tatil-otel harcamaları 5 bin 805 liraya ve çeşitli mal ve hizmetlerle ilgili ilgili harcamalar 4 bin 681 liraya kadar çıktı.

Yoksulluk sınırı
Dört kişilik bir ailenin insan onuruna yaraşır şekilde ve hiçbir yoksunluk hissi duymadan yaşayabilmesi için yapması gereken gıda ile gıda dışı harcamaların toplam tutarını gösteren yoksulluk sınırı ise Haziran 2026 itibariyle 116 bin 106 liraya tırmandı. Yoksulluk sınırında haziranda 2 bin 261 liralık, yılın ilk yarısında 21 bin 193 liralık ve son bir yıllık dönemde ise 32 bin 247 liralık artış oldu.

]]>
Emekliler 50 bin lira seyyanen zam istiyor! https://yenidunya.org/emek-gundemi/34197/emekliler-50-bin-lira-seyyanen-zam-istiyor/ Wed, 01 Jul 2026 21:55:29 +0000 https://yenidunya.org/?p=34197 Dilenci değil emekliyiz, sadaka değil insanca yaşanacak maaş istiyoruz!

Birlik Dayanışmacı Emekliler Sözcüsü Selim Dikel tarafından, “Dilenci değil emekliyiz, sadaka değil insanca yaşanacak maaş istiyoruz” başlığı ile gazetemize yazılı bir açıklama yapılarak; “İşçi, Memur ve Bağ-Kur emeklisi tüm emekli maaşlarıyla dul ve yetim aylıklarına 50 bin lira seyyanen zam yapılması” talebinde bulunuldu.

Açıklamada; “Biz emekliler yıllarca çalıştık, ürettik ve emekliliğimizde insanca yaşayabilmek için devlete prim ve vergi ödedik. TÜİK’in sahte enflasyon rakamlarına göre hükûmet tarafından tek yanlı olarak dayatılan sadaka zamlarını kabul etmiyoruz. Toplu sözleşmeli sendika hakkı istiyoruz. Maaş ve ücretlerimizden kesilen ve işletilen primlerimizin karşılığında insanca yaşanabilecek maaş istiyoruz. Emeğimizin ve alın terimizin karşılığında insanca yaşamak hakkımız değil mi?” diye sorularak; “Artık yeter! Hükûmet, emeklileri dilenci gibi görmekten derhal vazgeçmelidir. Devlet bütçesi ve maliye hazinesi, dolar milyarderi ve milyoneri bir avuç holding patronu, tefeci banker ve yandaş müteahhitler için değil, milyonlarca yoksul emekli için harcansın.” denildi.

Birlik Dayanışmacı Emekliler Sözcüsü Selim Dikel tarafından gazetemize yapılan yazılı açıklamanın tam metni aşağıdadır:

Sendikalı ve sendikasız emekli yurttaşlara, hükûmet yetkililerine, basına ve kamuoyuna…

Açlık yoksulluk sınırının ve asgari ücretin altındaki emekli maaşıyla açlığa, yoksulluğa ve sefalete mahkum edilen milyonlarca emekli yaşama savaşı veriyor.

Çarşıda, pazarda ve markette zamlar yağmur gibi yağıyor. Emekli maaşı kiraya yetmiyor. Faturalar ödenemiyor. Emeklinin mutfağı alev alev yanıyor.

Günlük gıda ve temel ihtiyaçlarını Tüketici Kredisi ve Kredi Kartı kullanarak karşılamak zorunda bırakılan emekliler, yüksek faizlerle bankalara borçlanarak icra ve haciz tehdidi altında ömür tüketiyor.

Ömrünün sonbaharında huzur ve güven içerisinde dinlenerek yaşaması gereken emekliler, ilerlemiş yaşına ve hastalıklarına rağmen yaşamını sürdürebilmek için hâlâ çalışmaya ve iş aramaya devam ediyor.

Biz emekliler yıllarca çalıştık, ürettik ve emekliliğimizde insanca yaşayabilmek için devlete prim ve vergi ödedik. TÜİK’in sahte enflasyon rakamlarına göre hükûmet tarafından tek yanlı olarak dayatılan sadaka zamlarını kabul etmiyoruz, toplu sözleşmeli sendika hakkı istiyoruz.

Dilenci değil emekliyiz. Sadaka istemiyoruz. Maaş ve ücretlerimizden yıllar boyunca kesilen ve işletilen primlerimizin karşılığında insanca yaşanabilecek maaş istiyoruz. Emeğimizin ve alın terimizin karşılığında insanca yaşamak hakkımız değil mi?

Artık yeter! Hükûmet, emeklileri dilenci gibi görmekten derhal vazgeçmelidir. Devlet bütçesi ve maliye hazinesi, dolar milyarderi ve milyoneri bir avuç holding patronu, tefeci banker ve yandaş müteahhitler için değil, milyonlarca yoksul emekli için harcansın.

Taleplerimiz:

1.TÜİK’in açıkladığı sahte enflasyon rakamları sonucunda yıllardır oluşan gelir kayıplarını telafi etmek amacıyla; işçi, memur ve Bağ-Kur emeklisi ayrımı olmadan, tüm emekli maaşları ile dul ve yetim aylıklarına 50 bin lira seyyanen zam yapılsın.

2.Emekli maaşlarının hesaplanmasında, sigorta prim ödeme gün sayısı ile ödenen prim miktarı esas alınsın.

3.İntibak Yasası çıkarılsın. Aylık Bağlama Oranı yüzde 75’e yükseltilsin.

4.Anayasanın Sendika Kurma Hakkı’nı tanımlayan 51. Maddesi ile Toplu Sözleşme Hakkı’nı tanımlayan 53. Maddelerine, “Emekliler ile dul ve yetim aylığı alanlar” ibaresi eklenerek; emeklilerin sendika kurma ve toplu sözleşme hakkı Anayasal güvence altına alınsın. İlgili yasalarda gerekli değişiklikler yapılarak “Emekli Sendikaları Kanunu” çıkarılsın.

5.Emekli maaşlarının, iktidarın yalan makinesine dönüşen TÜİK’in açıkladığı sahte enflasyon oranlarına göre belirlenmesi uygulamasına son verilsin. Emekliler ile dul ve yetimlerine ödenen aylıklar toplu sözleşme yoluyla belirlensin.

6.Tüm emeklilerle dul ve yetim aylığı alanlara, yılda dört defa asgari ücret tutarında ikramiye ödensin. İkramiye ödemelerinde, çalışan emekli, çalışmayan emekli, özel sandık emeklisi şeklindeki ayrımcı, adaletsiz ve haksız uygulamaya son verilsin. Özel sandık emeklilerinin de ikramiye ödemelerinden yararlanabilmesi için, 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nda yasal düzenleme yapılsın.

7.Eksik çıkarılan 3 Mart 2023 tarih ve 7438 sayılı EYT Kanununa rağmen hâlâ emekli olamayan emekçilerin yaşadığı mağduriyetlerin tamamen ortadan kaldırılması için; kademeli emeklilik mağduriyetini ve eksik bırakılan tüm hakları kapsayacak şekilde EYT Kanunu yeniden düzenlensin. Bağ-Kur kapsamı altında, tescil, prim eşitleme ve ihya mağduriyetleri giderilsin. Staj süreleri ve çıraklık sigortası SGK başlangıcı sayılsın.

8.Emeklilik yaşı ve prim ödeme gün sayısı düşürülsün. Ağır işlerde çalışanlara yıpranma payı ve erken emeklilik hakkı tanınsın.

9.SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı kapsamında 4a, 4b ve 4c olarak ayrıştırılan işçi, memur, esnaf ve çiftçi emekli maaşları ile dul ve yetim aylıklarındaki eşitsizlik ve adaletsizlik giderilsin.

10.Banka, sigorta, reasürans şirketi, ticaret odası, sanayi odası, borsa veya bunların teşkil ettikleri birliklerden emekli olan özel sandık emeklileri SGK kapsamına dahil edilsin. ‘Sosyal güvenlik reformu’ bahanesi ve “ikinci emekli maaşı” palavrası ile pazarlanmaya çalışılan; esasında sosyal güvenlik hizmetlerini tamamen özelleştirmeyi ve kıdem tazminatını ortadan kaldırmayı amaçlayan bir tuzak olan “bireysel emeklilik sistemi” ve “tamamlayıcı emeklilik sistemi” girişimlerinden derhal vazgeçilsin. Sosyal devlet anlayışı temelinde, ayrımsız tüm emekli yurttaşlar için kamusal sosyal güvenlik, emeklilik ve sağlık sistemi güçlendirilsin.

11.Herkes için eşit, nitelikli, parasız ve ulaşılabilir sağlık hizmeti ilkesine göre, emekli maaşlarından yapılan tüm sağlık kesintileri iptal edilsin.

12.Emeklilere hak ettikleri saygı gösterilsin. Yalnız yaşayan, hasta ve bakıma ihtiyacı olan emekli ve yaşlı yurttaşlar için devlete ait huzurevi sayısı artırılarak, bakım hizmetleri yaygınlaştırılsın.

13.Konut sahibi olamayan ve kira ödeyen emekliler için, TOKİ tarafından sosyal konut projeleri hayata geçirilsin. Konut sahibi oluncaya kadar barınma yardımı yapılsın.

14.Emeklilere ve eşlerine toplu taşıma araçlarında ücretsiz ulaşım hakkı tanınsın.

15.Bütün emeklilere tatil olanağı sağlansın.

]]>
Asgari ücretliler ülkesi: Türkiye! https://yenidunya.org/emek-gundemi/34192/asgari-ucretliler-ulkesi-turkiye/ Mon, 29 Jun 2026 13:31:32 +0000 https://yenidunya.org/?p=34192 DİSK-AR, “İşçi Sınıfının Geçim Krizi Raporu’nu” yayımladı.
DİSK-AR’ın, “İşçi Sınıfının Geçim Krizi Raporu: Asgari Ücret, Vergi, Emeklilik” başlığı altındaki yeni araştırması, Türkiye’nin “asgari ücretliler ülkesi” haline geldiği vurguluyor. Raporda, emekçilerin ağır vergi yükü altında ezildiği ve her üç emekliden ikisinin geçinebilmek için yeniden çalışmak zorunda kaldığı belirtildi.

Asgari ücretliler ülkesi
Asgari ücret, toplumun çok geniş bir kesimini doğrudan ilgilendiren bir gösterge hâline gelmiştir. Avrupa’da açık ara en yüksek asgari ücret kapsamına sahip Türkiye, giderek derinleşen bir “asgari ücretliler ülkesi”ne dönüşmüştür. Bunun nedeni toplu iş sözleşmesi kapsamının son derece dar kalmasıdır. Sendikasızlaştırma ve güvencesizleştirme politikaları sonucunda asgari ücret fiilen ortalama ücret hâline gelmiş; işçilerin büyük çoğunluğu açlık sınırının altında bir gelirle geçinmek zorunda bırakılmıştır. 2026 yılında daha belirlendiği gün açlık sınırının altında olan net asgari ücret, yılın beşinci ayı itibarıyla yoksulluk sınırının yalnızca dörtte birine karşılık gelmektedir. Öte yandan büyümeden pay alması gereken işçiler, tam aksine büyümeden dışlanmaktadır. Bu nedenle asgari ücret, kişi başına milli gelire göre de erimektedir.

Vergi sistemi bu eşitsizliği daha da derinleştirmektedir. İşçiler bir yandan düşük ücretlerle geçinmeye çalışırken öte yandan giderek ağırlaşan bir vergi yükü altında ezilmektedir. Az kazanandan çok, çok kazanandan az vergi alınan bir sistem kurulmuştur. Yıllardır gelir vergisi tarife dilimleri az artırılarak, vergi tarife oranları yüksek tutularak, asgari ücret istisnası çalışanlar aleyhine uygulanarak çalışanların vergi yükü artırılmıştır. Büyük servetlere dokunulmamış, vergi yükü tabana yayılmıştır. Ücretliler şirketlerden daha fazla vergi öder hâle getirilmiştir.

Emeklilik sistemi de bu genel tablonun dışında değildir. Onlarca yıl çalışmış, prim ödemiş ve ülkenin büyümesine katkıda bulunmuş milyonlarca emekli, bugün sefalet içinde yaşamını sürdürmeye çalışmaktadır. Emekli aylıkları asgari ücretin altına düşmüş, SGK’nin prim gelirleri artmasına karşın bu artış emeklilere yansıtılmamıştır. Emeklilik bir dinlenme ve güvence hakkı olmaktan çıkmış; her üç emekliden ikisi geçimini sağlayabilmek için yeniden çalışmak zorunda bırakılmıştır.

Asgari ücret açlık sınırına bir türlü yetişemiyor
1.Asgari Ücret:
-Asgari ücret açlık sınırının altında, yoksulluk sınırının dörtte biri düzeyindedir.
-Asgari ücretin kişi başına milli gelire oranı 1974’te yüzde 80,6 iken 2026’da yüzde 45,7’ye gerilemiş, asgari ücretlilerin büyümeden aldığı pay azalmıştır.
-Asgari ücretli, 2005’ten bu yana yaklaşık toplam 23 Cumhuriyet altını kaybetmiştir.
-Türkiye’de asgari ücretin yüzde 5 fazlası ve altı bir ücretle çalışanların kapsamı yüzde 35’e yakındır. Böylece Türkiye asgari ücretin yaygınlığı bakımından Avrupa ülkeleri arasında ilk sırada yer almaktadır.
-TİS kapsamı Türkiye’de yüzde 10 düzeyindeyken bu oran birçok Avrupa ülkesinde yüzde 60’ın üzerindedir.
-Türkiye’de her 100 çalışandan 15’i asgari ücretin altında çalıştırılmaktadır.
-Türkiye’de bir asgari ücretlinin dana eti alım gücü Hollanda’daki asgari ücretlinin yaklaşık dörtte biri, Fransa’daki asgari ücretlinin ise yaklaşık üçte biri düzeyindedir. Türkiye’de asgari ücretlinin temel gıda maddelerine erişimi, Avrupa ve OECD ülkelerine kıyasla son derece sınırlı kalmaktadır.
-2026’da Türkiye’den daha düşük asgari ücrete sahip Avrupa ülkesi sayısı yalnızca üçe düşmüş, Türkiye Avrupa’nın en düşük asgari ücretli ülkelerinden biri haline gelmiştir.
-Türkiye’de TİS’ten yararlanan işçilerin ortalama ücretleri asgari ücretin oldukça üzerindedir. TİS kapsamındaki işçilerin aylık ortalama brüt kazancı, TİS kapsamı dışındaki işçilerden yüzde 91,9 daha fazladır.

Vergi yükü emekçinin sırtında
2.Vergi Sistemi:

-Vergi ve kesinti yükü yıl içinde yüzde 21,6’dan yüzde 29,7’ye çıkmaktadır.
-2026’da işçinin brüt ücretinin ortalama dörtte birinden fazlası vergi ve kesintilere gitmektedir. İşçiler yılın üç ayını vergi ve kesintileri ödemek için çalışmaktadır.
-Gelir vergisi en düşük tarife dilimi 190 bin TL sınırındadır. Eğer 2000 yılından itibaren gelir vergisi tarife dilimleri asgari ücret kadar artırılmış olsaydı vergi ilk dilimi 658 bin TL’nin üzerinde olacaktı.
-Dolaylı vergiler 36 yılda yüzde 48’den yüzde 64’e yükselmiştir. Toplanan her 100 TL’lik verginin 64 TL’si dolaylı vergilerden gelmektedir.
-Mülkiyet üzerinden alınan vergilerin payı son 11 yılda yüzde 3,7’den yüzde 1,1’e gerilemiştir.
-Türkiye’de işçiler şirketlerden daha fazla vergi veriyor. Vergi gelirleri içinde işçilerin ödediği pay yüzde 19,6 iken sermayenin payı yüzde 13,1’dir.

Emekli çoktan gözden çıkarıldı
3.Emeklilik Sistemi:

-Ortalama emekli aylığının asgari ücrete oranı 2002’de yüzde 122 iken bu oran 2025’te yüzde 84’e gerilemiştir. Emekli aylıkları asgari ücretin yüzde 16 altına düşmüştür.
-Emekli aylığı sistemindeki değişiklikler, aynı prim ve çalışma süresine sahip emekliler arasında büyük gelir farkları yaratmaktadır.
-En düşük emekli aylığı artırılırken diğer aylıkların aynı ölçüde yükseltilmemesi, emekli aylıklarını en düşük aylığa yaklaştırmaktadır.
-Emeklilerin milli gelirden aldığı pay gerilemektedir. Ortalama emekli aylığının kişi başına milli gelire oranı 2002’de yüzde 46,4 iken bu oran 2025 yüzde 31,6’ya düşmüştür.
-Prim gelirleri 2002’den bu yana 273 kat artarken emekli aylıkları ve sağlık harcamaları 211 kat artmıştır.
-Düşük aylıklar nedeniyle çalışan veya iş arayan emeklilerin oranı 2002’de yüzde 36,6 iken 2025’te yüzde 69,5’e çıkmıştır. Her üç emekliden ikisi çalışmak zorunda bırakılmaktadır.

DİSK-AR asgari ücret talepleri
•Asgari ücret keyfilikle belirlenen bir pazarlık konusu değil, Anayasa ve yasayla düzenlenmiş toplumsal bir haktır. Belirlenirken bir işçinin insanca yaşamasını sağlayacak ücrete kavuşması esas
alınmalı ve refah payı asgari ücrete dahil edilmelidir.
•Asgari ücret, çalışanların temel ücret düzeyi olmaktan çıkarılmalı, toplu iş sözleşmesi kapsamı genişletilmelidir. Sendikalaşmanın önündeki yasal ve fiili engeller kaldırılmalı, toplu pazarlık hakkı
güçlendirilmelidir.
•Yüksek enflasyon dönemlerinde asgari ücret yılda en az dört kez belirlenmeli ve çalışanların alım gücü korunmalıdır.
•Asgari ücret artışlarında ekonomik büyümeden çalışanların adil pay almasını sağlamak için kişi başına milli gelir artışı esas alınmalıdır. • Asgari ücret belirlenirken açlık sınırı, yoksulluk sınırı, barınma maliyetleri, eğitim, sağlık, ulaşım ve enerji giderleri gibi gerçek yaşam koşulları dikkate alınmalıdır.
•Asgari ücret, uluslararası çalışma standartlarına ve insan onuruna yakışır yaşam ilkelerine uygun olarak belirlenmeli; yalnızca çalışanın değil, ailesinin geçim koşulları da hesaba katılmalıdır.
•2026 asgari ücreti derhal güncellenmelidir.

DİSK-AR adil vergi talepleri
•Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmasını esas alan adil ve demokratik bir vergi sistemi hayata geçirilmelidir.
•Vergi politikası dolaylı vergiler yerine gelir ve servet üzerinden alınan doğrudan vergilere dayanmalıdır.
•Büyük servetlerin vergilendirileceği, artan oranlı ve kalıcı bir servet vergisi uygulanmalıdır.
•Gelir vergisinin ilk dilim oranı yüzde 10’a düşürülmeli, ücretler için daha adil ve kademeli bir vergi sistemi kurulmalıdır.
•Gelir vergisi tarife dilimleri yeniden değerleme oranının ve asgari ücret artış oranının altında kalmayacak biçimde her yıl güncellenmelidir.
•Çağ dışı kalan damga vergisi tamamen kaldırılmalıdır.

DİSK-AR emeklilik sistemi talepleri
•Emeklilik kamusal bir sosyal hak olarak yeniden tanımlanmalıdır. Emeklilik bütçeye yük değil, yurttaşlık hakkıdır.
•Kamusal emeklilik sistemi güçlendirilmelidir. Sosyal güvenlik sistemi piyasanın ve özel sigorta şirketlerinin insafına bırakılamaz. Devletin sosyal güvenlik sistemine katkısı artırılmalı, sosyal
güvenlik harcamaları güçlendirilmelidir.
•Emeklilik hakkı bireysel tasarruflara ve özel emeklilik uygulamalarına teslim edilemez. Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) ve özelleştirme girişimlerinden vazgeçilmelidir.
•Kamu kaynakları sermayeden değil emeklilerden yana kullanılmalıdır. Emekli yoksulluğunu ortadan kaldıracak gelir ve sosyal destek politikaları hayata geçirilmelidir.
•Emeklilerin sağlık, bakım, barınma ve ulaşım hakları kamusal güvencelerle desteklenmelidir.
•İnsanca yaşamaya yetecek asgari emekli aylığı güvencesi sağlanmalıdır. En düşük emekli aylığı asgari ücret düzeyine yükseltilmelidir.

]]>
Emeklilerden “Güç Birliği ve Ortak Mücadele” çağrısı! https://yenidunya.org/emek-gundemi/34181/emeklilerden-guc-birligi-ve-ortak-mucadele-cagrisi/ Wed, 24 Jun 2026 07:27:04 +0000 https://yenidunya.org/?p=34181 Emekliler Kartal’dan seslendi: “Dilenci değil emekliyiz, sadaka değil insanca yaşanacak maaş istiyoruz”

Emeklilikte Yaşa Takılanlar ve Emekliler Federasyonu (EYT-EF) tarafından 21 Haziran Pazar günü İstanbul’da Kartal Meydanı’nda yapılan basın açıklamasında, emeklilerin ortak sorunları ve talepleri için “Güç Birliği ve Ortak Mücadele” çağrısı yapıldı.
Birlik Dayanışmacı Emekliler adıyla basın açıklamasına katılan bir grup emekli yurttaş adına yapılan açıklamada; “Emeklilerin yaşadığı sorunlar ve talepler dile getirilerek, ortak sorunların çözümü ve taleplerin gerçekleşmesi amacıyla tüm emekli örgütleri arasında Güç ve Eylem Birliği Platformu kurularak, ülke çapında ortak mücadele için hemen harekete geçilmesi gerektiği” vurgulandı.

Grup adına açıklama yapan Birlik Dayanışmacı Emekliler Sözcüsü Selim Dikel tarafından okunan basın açıklamasının tam metni aşağıdadır.

“Emeklilerin içinde bulunduğu durum ve yaşadığımız sorunlar”
Açlık yoksulluk sınırının ve asgari ücretin altındaki emekli maaşıyla açlığa, yoksulluğa ve sefalete mahkum edilen milyonlarca emekli eş ve çocuklarıyla birlikte cehennem hayatı yaşıyor.
Emekli maaşı kiraya yetmiyor. Faturalar ödenemiyor. Çarşıda, pazarda ve markette zamlar yağmur gibi yağıyor. Emeklinin mutfağı alev alev yanıyor. Her gün artan hayat pahalılığı karşısında emekli maaşıyla karnını doyuramayan milyonlarca emekli; Kredili Mevduat Hesabı, Tüketici Kredisi ve Kredi Kartı kullanarak yaşamak zorunda bırakılıyor.
Enflasyonu düşürmek yalanıyla uygulanan tefeci faizleriyle yerli ve yabancı banka patronları servetlerine servet katarken; emekliler yüksek faizlerle bankalara borçlanarak icra ve haciz tehdidi altında yaşama savaşı veriyor.
Günden güne daha fazla yoksullaşan emeklilerin borcu, zenginlerin serveti artıyor. Ömrünün sonbaharında huzur içinde dinlenerek yaşaması gereken emekliler, ilerlemiş yaşına ve hastalıklarına rağmen yaşamını sürdürebilmek için hâlâ çalışmaya ve iş aramaya devam ediyor.

İnsanca yaşamak istiyoruz!
Biz emekliler yıllarca çalıştık, ürettik ve emekliliğimizde insanca yaşayabilmek için devlete prim ve vergi ödedik. Dilenci değil emekliyiz. Sadaka istemiyoruz. Maaş ve ücretlerimizden yıllar boyunca
kesilen ve işletilen primlerimizin karşılığında insanca yaşanabilecek maaş istiyoruz. Emeğimizin ve alın terimizin karşılığında insanca yaşamak hakkımız değil mi?
Artık yeter! Hükûmet, emeklileri dilenci gibi görmekten derhal vazgeçmelidir. Devlet bütçesi ve maliye hazinesi; dolar milyarderi ve milyoneri bir avuç holding patronu, tefeci banker ve yandaş müteahhitlerin servetlerine servet katmak için değil; milyonlarca yoksul emekli ve emekçinin insanca yaşayabilmesi için harcanmalıdır.

Taleplerimiz:
Birlik Dayanışmacı Emekliler adıyla bir araya gelen bizler; işçi, memur ve Bağ-Kur emeklisi tüm emekliler için insanlık onuruna yakışan mutlu ve huzurlu bir yaşam; çocuklarımız ve torunlarımız için sosyal güvenceli ve güvenli bir gelecek istiyoruz. Bunun için mücadele ediyoruz.
Emeklilere insanlık onuruna yakışan yaşam koşullarının sağlanabilmesi için; siyasi iktidardan yerine getirmesini istediğimiz öncelikli taleplerimizden bazılarını kısaca şöyle özetleyebiliriz:
-TÜİK’in açıkladığı sahte enflasyon rakamları sonucunda yıllardır oluşan gelir kayıplarını telafi etmek amacıyla; işçi, memur ve Bağ-Kur emeklisi ayrımı olmadan, tüm emekli maaşları ile dul ve yetim aylıklarına acilen ve derhal 40 bin lira seyyanen ek zam yapılsın.
-Emekli maaşlarının hesaplanmasında, sigorta prim ödeme gün sayısı ile ödenen prim miktarı esas alınsın. İntibak Yasası çıkarılsın. Aylık Bağlama Oranı yüzde 75’e yükseltilsin.
-Anayasanın Sendika Kurma Hakkı’nı tanımlayan 51. Maddesi ile Toplu Sözleşme Hakkı’nı tanımlayan 53. Maddelerine, “Emekliler ile dul ve yetim aylığı alanlar” ibaresi eklenerek; emeklilerin sendika kurma ve toplu sözleşme hakkı Anayasal güvence altına alınsın. İlgili yasalarda gerekli değişiklikler yapılarak “Emekli Sendikaları Kanunu” çıkarılsın.
-Eksik çıkarılan 3 Mart 2023 tarih ve 7438 sayılı EYT Kanununa rağmen hâlâ emekli olamayan emekçilerin yaşadığı mağduriyetlerin tamamen ortadan kaldırılması için; kademeli emeklilik mağduriyetini ve eksik bırakılan tüm hakları kapsayacak şekilde EYT Kanunu yeniden düzenlensin.
Bağ-Kur kapsamı altında, tescil, prim eşitleme ve ihya mağduriyetleri giderilsin. Staj süreleri ve çıraklık sigortası SGK başlangıcı sayılsın.
-Konut sahibi olamayan ve kira ödeyen emekliler için, TOKİ tarafından sosyal konut projeleri hayata geçirilsin. Konut sahibi oluncaya kadar barınma yardımı yapılsın.
-Herkes için eşit, nitelikli, parasız ve ulaşılabilir sağlık hizmeti ilkesine göre; emekli maaşlarından yapılan tüm sağlık kesintileri iptal edilsin.
-Emeklilere hak ettikleri saygı gösterilsin. Yalnız yaşayan, hasta ve bakıma ihtiyacı olan emekli ve yaşlı yurttaşlar için devlete ait huzurevi sayısı artırılarak, bakım hizmetleri yaygınlaştırılsın.

Ne yapmalıyız?
Biz emekliler, bize dayatılan yaşam koşullarını kabul etmeye ve hep böyle yaşamaya mecbur muyuz? Yapabileceğimiz hiçbir şey yok mu? Tamamen çaresiz miyiz? Elbette ki hayır!
Yapılması gereken şey bellidir. Ortak sorunlarımızın çözümü ve taleplerimizin gerçekleşmesi için ülke çapında güç ve eylem birliği yaparak, sokaklarda ve alanlarda ortak ve birleşik mücadeleyi mutlaka başarmak zorundayız. Emeklilerin kurtuluşunun ve insanca yaşayabilmelerinin başka yolu yok.
Öncelikle ve ivedilikle emekli sendikaları ve dernekleri arasındaki rekabet ve yarışa derhal ve mutlaka son verilerek, tüm emekli örgütleri tarafından Güç ve Eylem Birliği Platformu oluşturulmalıdır. Birbirinden bağımsız, ayrı ayrı eylemler yapmak yerine ortak ve birleşik mücadele anlayışı benimsenmelidir.

Türkiye’nin bütün emeklileri birleşin!
Birlik Dayanışmacı Emekliler olarak bizler; mevcut emekli sendikalarının ve emekli derneklerinin yaşadığı bölünmelere rağmen, emeklilerin ülke çapında ortak ve birleşik mücadelesini hep birlikte gerçekleştirebileceğimize inanıyoruz.
Sadece kendimiz için değil, çocuklarımızın ve torunlarımızın gelecekteki sosyal güvenlik haklarını da korumak ve onlara sosyal güvenceli bir gelecek bırakabilmek için hemen harekete geçmeliyiz.
Kendi kaderimizi kendi ellerimize almak için birlik, dayanışma ve mücadelemizi yükseltmeliyiz.
Açlık sınırının altında yaşama savaşı veren milyonlarca emeklinin insanlık onuruna yakışan mutlu ve huzurlu bir yaşama kavuşması için; çocuklarımıza ve torunlarımıza sosyal güvenceli ve güvenli bir
gelecek bırakabilmek için; Türkiye’nin bütün emeklileri birleşin.
Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!
Yaşasın emeklilerin birlik, mücadele ve dayanışması!

]]>