emekçi – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Fri, 28 Nov 2025 09:29:41 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.3 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png emekçi – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 Yurttaş Birlikteliği TBMM önünde https://yenidunya.org/yurt/33386/yurttaslar-birlikteligi-tbmm-onunde/ Thu, 27 Nov 2025 16:07:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=33386 Yurttaş Birlikteliği TBMM önünde “Emekliler ve Emekçiler Bütçeden Hakkını İstiyor” başlıklı basın açıklaması gerçekleştirdi. Son yıllarda TBMM önünde gerçekleştirilen en kitlesel eylemlerden biri oldu.

TBMM Dikmen kapısında gerçekleştirilen açıklamaya, bütçede hakkı olan emekliler, emekçiler, gençler, yoksulukla boğuşan yurttaşlarımız katıldı.
Yurttaş Birlikteliği adına Turan İçli ilk konuşmayı yaptı. İçli, 2026 bütçesinin sermayenin ihtiyaçlarına uygun yapıldığını “Bu kaynak sorunu değil, bu bir tercihtir” dedi.
Emekliler adına Ali Ersin Gür konuşmasında, “Emekliler ve emekçiler insanca yaşamak istiyor, bu ülkenin yeraltı ve yerüstü kaynaklarının talan edilmesini istemiyor” dedi.

Yurttaş Birlikteliği TBMM önünde


Üniversite öğrencileri adına konuşan genç, KYK kredi ve burslarının 3000 TL olduğunu hatırlattı. Bu parayla öğrencilerin geçinmesininin mümkün olmadığını, bu paranın barınma karşılamak dursun, günlük yemek masraflarına bile yetmediğini vurguladı.
Basın açıklamasına CHP Ankara milletvekili Gamze Taşcıer, siyasi partiler ve yurttaşlardan destek geldi.

Yurttaş Birlikteliği TBMM önünde

Basın açıklamasının sonunda Yurttaş Birlikteliği’nin 6 Aralık’ta Tandoğan Meydanı’nda gerçekleştireceği, bütçede hakkı olan herkesin katılacağı mitinge çağrı yapıldı.

]]>
Bütçede emekliye ayrılan pay iktidarın aynası oldu https://yenidunya.org/emek-gundemi/33335/butcede-emekliye-ayrilan-pay-iktidarin-aynasi-oldu/ Mon, 17 Nov 2025 17:51:42 +0000 https://yenidunya.org/?p=33335 2021 Tüm Emekliler Sendikası Genel Başkanı Salman Hürkardeş, 2026 ylıl bütçesinde emeklilere ve emekçilere ayrılan payı eleştiren yazılı bir açıklama yaptı.
Hürkardeş, bütçede yeralan payları eleştirerek, “Başka da söze gerek yok, ayna herşeyi apaçık gösteriyor.” dedi

Bütçe iktidarın aynası oldu
Bir iktidarın bütçeyi nasıl yaptığı onun aynasıdır, emekçiye, emekliye, öğrenciye, eğitime ne kadar; tefeciye, rantçıya ne kadar pay ayırıyor diye bakılır. 2026 bütçe teklifinde 16 milyon emekliye ayrılan pay 1872 milyar lira iken, bir avuç faizciye ayrılan faiz gideri 2742 milyar lira. Başka da söze gerek yok, ayna herşeyi apaçık gösteriyor.

Kira sorunu için çözüm: Sosyal konut
Emekliler arasında konut sahibi olma oranı her yıl azalıyor, daha önce emekli ikramiyesiyle konut sahibi olunabilirken, şimdi aylıklar kiraya bile yetmiyor. Kiralık konut ilanlarında emekliye verilmez notuyla karşılaşır olduk.
AKP’nin, TOKİ eliyle 2022 yılında seçim öncesi açıkladığı konut ve arsa kamyanyasında henüz arsasına kavuşup inşaata başlayabilen bir kişi bile yok. Şimdi de önümüzdeki seçimde sahte umut yaratmak üzere 500 bin sosyal konut projesi açıkladılar. Konut açığı ülkemizde en yüksek düzeydedir. Sorunun kaynağı olan iktidarın konut sorununu kamucu anlayışla çözme niyeti ve iradesinin olmadığı ortadadır. Başta İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediyeleri olmak üzere yerel yönetimler gerçek anlamda en yoksulları gözeten uygulanabilir sosyal konut projelerini ayrıntılandırarak topluma sunmalı, bu kanayan yaraya merhem olacak halkçı çözümleri hızla gerçekleştirmelidir.

Emekçi ve emekli en yüksek mertebededir
Büyük bir tevazuyla, ama en yüksek mertebeden emekçi/emekli kimliğimizle diyoruz ki:
Toplumu ülkeyi vatanı, emeğiyle, alın teriyle, beyninin ışığıyla var eden ve yarına taşıyanların onurlu üyeleri olarak gücümüzün farkına varmamız şart. Akıl bilim çağdaşlık aydınlanma biz emekçiler olmadan gerçekleşemez.
Toplum, dolar milyarderleri olmadan da gelişir güçlenir yarınını güvence altına alabilir.
Toplumun dengeli ve uyum içinde olması eşit ve özgür bireylerin varlığına sıkı sıkıya bağlıdır.
Toplum, emekçiler olmadan gelişemez güçlenemez yarınını güvence altına alamaz.
İnsanlığın ortak çabasıyla bugün ulaşmış olduğumuz birikim, zenginlik ve tecrübe dünyayı defalarca doyuracak barındıracak eğitimini sağlığını güvenceye alacak düzeydedir.
Ama, gücü ve ortak zenginliğimizi gasbetmiş dolar milyarderleri sınıfının temsilcisi iktidar, genç ve sağlıklı evlatlarımızı işsiz, işçiyi güvencesiz, en zeki çocuklarımızı eğitimsiz, biz emeklileri konutsuz, hastamızı ilaçsız, dul ve yetimlerimizi çaresiz, münbit topraklarımızı üretimsiz bırakmakta tereddüt etmedi.

Uydurma gerekçeler günlük rutin halini aldı
Yetmedi, emekçilerin eşit ve özgür dünya idealine ulaşmak için kurduğu yapılara görünür görünmez binlerce engel çıkarıyor, kargaşa yaratmaya devam ediyor. Sendikaları kapatmak, belediyelere kayyım atamak, partileri dağıtmak, halkın sesi olan televizyonları ve basın organlarını karartmak, tehlikeli gördüğü her emekçi/emekli dostunu uydurma gerekçelerle hapse atmak günlük rutinleri hâline geldi.

Yol kapandığında yeni yollar açacağız
Biz, emekçi sabrı bilgeliği ve onuruyla bu tuzakları boşa çıkarmaya kararlıyız.
Emekli hareketinin temsilcileri ve yürütücüleri olarak biliyoruz ki, anayasanın ruhuna aykırı mahkeme kararlarıyla defalarca kapatmalar yoluyla birliğimiz dağıtılmak ve parçalanmak istendi. Bunu 4. kez yapıyorlar. Bizler bu oyunları bozacak, parçalanmayı önleyecek, emekli mücadelesini büyütmeye devam edecek bilgeliğe ve ustalığa sahibiz. Ülkemizde ulaşılmadık emekli kalmayana kadar hedefimize ısrarla yürümeye devam edeceğiz. Vazgeçmek yok, yarı yoldan dönmek yok. Kendi iç hukukumuz, tüzüğümüz pusulamızdır. İşçi sınıfının emekli kolu geçmişte olduğu gibi yol bulmakta, yollar kapandığında yeni yol açmakta mahirdir.

]]>
Enflasyonun yükü emekçiye: Asgari ücretin 10 aylık kaybı 6 bin 322 lira oldu https://yenidunya.org/emek-gundemi/33286/enflasyonun-yuku-emekciye-asgari-ucretin-10-aylik-kaybi-6-bin-322-lira-oldu/ Mon, 03 Nov 2025 15:31:26 +0000 https://yenidunya.org/?p=33286 DİSK-AR, asgari ücretin enflasyon karşısında nasıl eridiğini ay ay, gün gün gösteren bir rapor açıkladı. Raporda, 2025’in ilk 10 ayında asgari ücretin enflasyon karşısındaki kaybının 6 bin 322 TL olduğu tespit edildi.

Raporda öne çıkan veriler:
-TÜİK yıllık resmi TÜFE oranını yüzde 32,87, gıda enflasyonu oranını yüzde 34,87 olarak açıkladı!
-TÜİK’e göre aylık enflasyon yüzde 2,55 oldu!
-TÜİK’e göre 2025 yılı on aylık enflasyonu yüzde 28,63 oldu!
-TÜİK’e göre 12 aylık ortalamalara göre enflasyon oranı yüzde 37,15!
-TÜİK’e göre 2003’ten bu yana ortalama fiyatlar 28,6 kat, gıda fiyatları ise 43,1 kat arttı.
-TÜİK madde fiyat listesini gizlemeye devam ediyor. TÜİK yargı kararına rağmen madde fiyat listesini yine açıklamadı.
-Ortalama enflasyon yıllık enflasyondan yüksek seyretmeye devam ediyor!
-Resmi enflasyonda yıllık değişim oranı yüzde 32,9 olmasına rağmen 12 aylık ortalamalara göre enflasyon yüzde 37,2 olarak gerçekleşti.
-Toplumsal sınıf ve kesimler enflasyonun sonucu ortaya çıkan geçim sıkıntısını oldukça farklı hissediyor.
-Fiyatlar artmaya devam ediyor!
-En düşük yüzde 20’lik gelir grubu toplam gelirin yüzde 6,3’ünü alırken, bu grubun harcamaları içinde gıdanın payı yüzde 30,4’tür.
-En yüksek yüzde 20’lik gelir grubu toplam gelirin yüzde 48,1’ini elde ederken harcamaları içindeki gıdanın payı yüzde 12,8’de kalıyor.
-Emekçilerin gıda dışı harcamalar için geliri daha sınırlı kalıyor ve bu durum geçim sıkıntısını artırıyor.
-Kira, konut ve ulaştırma harcamaları artıyor.
-Emekçiler gıdadan kısıp kira ve ulaşıma harcıyor.

Enflasyon farklı toplumsal sınıf ve kesimleri farklı etkiliyor
TÜİK Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Ekim 2025 sonuçlarını 3 Kasım 2025’te açıkladı. TÜİK’e göre TÜFE yıllık yüzde 32,87, aylık yüzde 2,55 arttı. TÜFE’deki (2003=100) değişim 2025 Ekim ayında on iki aylık ortalamalara göre yüzde 37,15 olarak gerçekleşti. Enflasyonun yıllık değişim oranı yüzde 32,87 olurken, 12 aylık ortalamalara göre enflasyon yüzde 37,15 olarak gerçekleşti. TÜİK’e göre Ekim 2025’te enflasyon oranı bir önceki yılın aralık ayına göre ise yüzde 28,63 olarak gerçekleşti.
Ekim 2025 itibarıyla yıllık enflasyonun en yüksek görüldüğü harcama grubu yüzde 65,69 ile eğitim oldu. Aylık en yüksek artışın görüldüğü harcama grubu ise yüzde 8,44 ile gıda ve alkolsüz içeceklerdir. Gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık artış oranı ise yüzde 34,87 olarak gerçekleşti.
Türkiye’de birkaç yıldır devam eden yüksek enflasyon işçilerin ve dar gelirlilerin alım güçlerinin düşmesine yol açıyor. Büyük ölçüde baz etkisi nedeniyle enflasyonun artış hızı yavaşlamış olsa da fiyatlar artmaya devam ediyor. Enflasyonun artış hızındaki düşüş fiyatların düşmesi anlamına gelmiyor. Dahası enflasyon farklı toplumsal sınıf ve kesimleri farklı etkiliyor. İşçilerin ve dar gelirlilerin alım gücünü çok daha fazla düşürüyor ve gelir dağılımını bozucu bir işlev görüyor.
Asgari ücret enflasyon karşısında eriyor. Yılın 10. ayında asgari ücretin enflasyon karşısındaki kaybı 6 bin 322 TL oldu.
Öte yandan resmi enflasyon verileri konusundaki şaibe devam ediyor. TÜİK’in Haziran 2022’de madde fiyat listesini açıklamaktan vazgeçmesi nedeniyle enflasyon verileri daha da tartışmalı hale geldi. O nedenle TÜİK tarafından açıklanan ve emekçi grupların gelirlerine yapılacak zamlarda belirleyici olan altı aylık enflasyonun dayanağı bilinmiyor.
TÜİK’in şaibeli enflasyon verilerine göre bile Türkiye’de enflasyon yüksek seyretmeye devam ediyor.

]]>
Emekçi ve emekliler ekim enflasyonu ile ezilmeye devam ediyor! https://yenidunya.org/emek-gundemi/33277/emekci-ve-emekliler-ekim-enflasyonu-ile-ezilmeye-devam-ediyor/ Mon, 03 Nov 2025 12:15:31 +0000 https://yenidunya.org/?p=33277 Birleşik Kamu-İş, TÜİK’in açıkladığı Ekim 2025 enflasyon verilerin değerlendiren yazılı bir açıklama yaptı.
Açıklamada, emekçiler ve emekliler enflasyon ile ezilmeye devam ediliyor denildi.

Emekçi ve emekliler ekim enflasyonu ile ezilmeye devam ediyor!

“Bu şekilde geçinilmesi mümkün değildir”
Ekim 2025’te enflasyon, hem resmi hem bağımsız kurumların verilerine göre yüksek seyrini sürdürdü. TÜİK’e göre yıllık enflasyon yüzde 32,87 ile dünyadaki 78 ülkenin yıllık enflasyonundan daha yüksek seviyede gerçekleşirken, ENAG verileri yıllık yüzde 60’a ulaşan enflasyon rakamlarıyla yurttaşların yaşam maliyetinin giderek arttığını ortaya koyuyor.

Merkez Bankası ve iktidarın açıklanan enflasyon hedefleri, yıl başında belirlenen oranların çok üzerinde kaldı. Yılın ilk on ayında toplam enflasyon TÜİK verilerine göre yüzde 28,63’e ulaşırken, önümüzdeki aylarda aylık yüzde 2,5 civarında enflasyon yaşanması durumunda yıl sonu enflasyonunun yüzde 35’i bulması bekleniyor. Gerçekleşmeyen hedef ve tahminler, özellikle düşük gelirli çalışanlar ve emekliler üzerinde ağır bir yük oluşturuyor.

İşçi ve Bağ-Kur emeklileri, aldıkları zamlarla enflasyon farkını karşılamaya çalışıyor; şimdiden yüzde 10,25 oranında ek zam alacaklı durumdadırlar. Memur ve memur emeklilerinin toplu sözleşme ile aldıkları zamlar ise gerçek enflasyon karşısında hızla eriyor. 2026 başında yapılacak toplu sözleşme zamları, ekim itibariyle oluşan enflasyon farkı ile birlikte en az yüzde 16,55 olmalıdır.

Asgari ücretin alım gücü ciddi şekilde azalmış durumda. Geçen yıl sonu yapılan yüzde 30’luk zam, 2024 yılındaki yüksek enflasyon karşısında yetersiz kaldı. Temmuz 2025 itibarıyla artırılmayan asgari ücretin alım gücü, 10 ayda 6.330 TL erimiş, şu anda geçen yıl aralık ayındaki seviyenin altında bulunuyor.

En düşük emekli aylığı da Temmuz-Ekim döneminde yaklaşık 1.730 TL değer kaybetti. Türkiye’de enflasyonun temel kaynağı gıda fiyatlarıdır; yalnızca ekim ayında gıda fiyatlarındaki artış, aylık enflasyonun üçte birini oluşturdu.

Dünya genelinde enflasyonu Türkiye’den yüksek olan yalnızca dört ülke bulunmaktadır: Venezuela, Güney Sudan, İran ve Brundi. Türkiye, Avrupa’nın en yüksek enflasyonuna sahip ülke konumunda olup, ikinci sıradaki Ukrayna ile arasında 21 puan fark vardır.

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’na bağlı AR&GE birimi Kamu-AR’ın verilerine göre, açlık sınırı Ekim 2025’te 30.061 TL, yoksulluk sınırı ise 92.238 TL olarak belirlenmiştir. Bu veriler, emekçilerin ve emeklilerin yaşam koşullarının ne kadar ağırlaştığını açıkça göstermektedir.
Ekim ayı enflasyon verileri karşısında emekçiler ve emekliler her geçen gün daha fazla eziliyor. Bu şekilde geçinilmesi mümkün değildir. Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu olarak, hükümeti ve yetkilileri uyarıyoruz: emekçilerin ve emeklilerin gelir kayıpları derhal telafi edilmeli, yaşam standartları korunmalı ve gerçek enflasyonla uyumlu ücret politikası acilen hayata geçirilmelidir.
Artık bekleyecek zaman yoktur!

]]>
Fedakârlık ve eşit yurttaşlık üzerine https://yenidunya.org/yazarlar/selim-dikel/33130/fedakarlik-ve-esit-yurttaslik-uzerine/ Sun, 21 Sep 2025 08:27:47 +0000 https://yenidunya.org/?p=33130 Ekonomik ve toplumsal yaşamımız ile halk sağlığı üzerinde derin izler ve acılar bırakan Koronavirüs salgını sırasında, hükûmet tarafından 10 Nisan 2020 tarihinden 31 Mayıs tarihine kadar sokağa çıkma yasağı ve kısıtlamalar getirilerek; sözüm ona ‘istihdamın korunması’ amacıyla da işçilerin ücretsiz izine çıkarılması ve Kısa Çalışma Ödeneği adıyla 1.168 TL maaş ödenmesi kararlaştırılmıştı.

Ben de bununla ilgili olarak sosyal medya hesaplarımda aşağıdaki mesajı paylaşmıştım;

“Mademki hepimiz aynı gemideyiz, pandemi bitene kadar Milletvekilleri, Bakanlar ve devlet bürokrasisindeki tüm üst düzey yöneticiler ücretsiz izine çıkarılsın. Maaş olarak 1.168 TL kısa çalışma ödeneği verilsin. Kaderde, kıvançta ve tasada eşitlik sağlansın.”

Şimdi ortalıkta böyle bir salgın hastalık durumu yok. Ancak, ‘Nas’ ve ‘Heterodoks’ ekonomisinin patlaması sonucunda İngiltere vatandaşı Maliye Bakanı ile birlikte vites yükselten neoliberal ve özelleştirmeci borç faiz ekonomisine dayalı kapitalist vurgunculuk düzeni, ülkeyi ve halkı gırtlağına kadar borca batırdı.

Ülkemiz tarihin en ağır ekonomik, siyasi ve toplumsal krizini yaşıyor. İşsizlik, yoksulluk ve pahalılık önlenemiyor. Halk yoksullaşıyor. Yoksulların borcu, zenginlerin serveti artıyor.

Ülkeyi yönetenler ve çevresinde kümelenmiş bir avuç vurguncu, kamu kaynaklarını har vurup harman savurup lüks ve şatafat içinde cennette yaşarken; işçiler, memurlar, emekliler, çiftçiler, esnaf ve sanatkârlar, işsiz yurttaşlar, şehir ve köy emekçileri cehennem hayatı yaşıyor.

Siyasi iktidar ülkeyi yönetemiyor. Kendi yarattığı sorunları çözmek yerine günden güne daha da ağırlaştırıyor. ‘Cambaza bak’ oyunlarıyla ve suni gündemlerle halkı oyalıyor.

Bütçede kaynak yok denilerek, işçiler açlık sınırının altındaki asgari ücretle, emekliler ise asgari ücretin de altındaki emekli maaşıyla açlığa yoksulluğu ve sefalete mahkum ediliyor.

Maliye Bakanı, “En yüksek asgari ücret Türkiye’de”, “Emeklilerimizi enflasyona ezdirmedik”, “Enflasyon tek haneye inecek, ha düştü ha düşecek” diye halkla alay ediyor. “Biraz daha sabredin” diyerek halktan fedakârlık istiyor.

Ben de diyorum ki, mademki hepimiz aynı gemideyiz ve bu ülkenin eşit yurttaşlarıyız;

Bakanların, Milletvekillerinin ve devlet bürokrasisindeki tüm üst düzey yöneticilerin maaşları asgari ücretle eşitlensin. Emekli Milletvekillerine ödenen emekli maaşı, en düşük emekli maaşıyla eşitlensin. Üçer-beşer maaş alanların maaşları tek maaşa düşürülsün ve ‘Huzur Hakkı’ ödemeleri iptal edilsin.

Üretimden elde edilen kârlar bir avuç holdingçi patronun ve ülkeyi yönetenlerin kasalarını doldururken, ‘fedakârlık’ uğruna milyonlarca işçi, memur ve emekli feda edilmesin.

Kişi başına düşen milli gelir, yurttaşlar arasında adalet ve eşitlik temelinde dağıtılarak, “kederde ve tasada, sevinçte ve kıvançta birlik” sağlansın.

Ey iktidar sahipleri, sayın bakanlar, sayın danışmanlar, sayın milletvekilleri ve sayın bürokratlar, ne dersiniz?

Var mısınız?

]]>
Birleşik Kamu-İş: Açlık ve yoksulluk sınırı patladı, TÜİK hala gerçekleri gizliyor https://yenidunya.org/emek-gundemi/33002/birlesik-kamu-is-aclik-ve-yoksulluk-siniri-patladi-tuik-hala-gercekleri-gizliyor/ Tue, 05 Aug 2025 11:39:02 +0000 https://yenidunya.org/?p=33002 Birleşik Kamu-İş, TÜİK’in açıkladığı Temmuz ayı enflasyon verilerlnin geçeği yansıtmadığını açıklayan yazılı bir açıklama yayımladı. TÜİK’in rakamlarının halkın yaşadığı gerçeklikle bağdaşmadığını göstermektedir. Gıdaya ulaşmak her geçen gün daha da zorlaşırken, resmi veriler halkı kandırmanın bir aracı haline gelmiştir.” denildi.

TÜİK verileri gerçeği açıklamıyor
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından bugün açıklanan Temmuz 2025 enflasyon verileri, ekonomik krizin halk üzerindeki yıkıcı etkilerini bir kez daha gözler önüne sermiştir. TÜİK’e göre Temmuz ayında tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık bazda %2,06, yıllık bazda ise %33,52 oranında artmıştır. Ancak bağımsız araştırma kuruluşu Enflasyon Araştırma Grubu’nun (ENAG) verileri, gerçek enflasyonun halkın yaşadığı ekonomik tabloyla çok daha uyumlu olduğunu ortaya koymaktadır. ENAG’a göre Temmuz ayında enflasyon %3,75 artarken, yıllık enflasyon oranı %65,15’e ulaşmıştır.
 
TÜİK’in açıkladığı veriler gerçeği yansıtmaktan uzaktır. Çarşıda, pazarda yaşanan hayat pahalılığı; gıda, ulaşım, kira ve temel ihtiyaçlardaki fahiş artışlar TÜİK’in rakamlarının halkın yaşadığı gerçeklikle bağdaşmadığını göstermektedir. Gıdaya ulaşmak her geçen gün daha da zorlaşırken, resmi veriler halkı kandırmanın bir aracı haline gelmiştir.
 
TÜİK algı operasyonu yapıyor
Konfederasyonumuz Kamu-Ar tarafından yapılan araştırmaya göre *Temmuz 2025 itibarıyla açlık sınırı 27 bin 670 liraya çıkmıştır. Dört kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken harcama bu seviyeye ulaşmışken, *yoksulluk sınırı ise barınma, ulaşım, sağlık, eğitim ve diğer zorunlu harcamalarla birlikte 85 bin 344 liraya fırlamıştır. Sadece bir ayda 1.485 liralık bir artış yaşanmıştır. Bu veriler, çalışanların büyük çoğunluğunun açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşamaya mahkûm edildiğini göstermektedir.
 
Emekçilerin ücretleri enflasyon karşısında her geçen gün erirken, hükümet ve TÜİK halkın gözünün içine baka baka algı operasyonlarıyla gerçekleri perdelemeye çalışmaktadır. Gerçek hayat pahalılığına göre belirlenmeyen ücret politikaları, toplu sözleşmelerdeki gerçek dışı artış oranları, memuru, emekçiyi, emekliyi adım adım yoksulluğa ve sefalete sürüklemektedir.
 
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu olarak bir kez daha altını çiziyoruz:

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu olarak bir kez daha altını çiziyoruz:
-TÜİK’in enflasyon hesaplama yöntemleri şeffaf, bilimsel ve halkın yaşadığı gerçekliği yansıtacak şekilde yeniden düzenlenmelidir.
-Ücretler, gıda ve temel tüketim harcamalarına endekslenerek gerçekçi biçimde artırılmalıdır.
-Açlık ve yoksulluk sınırı temel alınarak asgari ücret ve kamu çalışanlarının maaşları yeniden düzenlenmelidir.
-Emekçiler, iktidarın yanlış ekonomi politikalarının bedelini ödememelidir.
 
Halk yoksullaşırken, emeğin alın teri görmezden gelinemez!
TÜİK’e değil, halkın mutfağına bakın!
Gerçek enflasyon sofralarda, pazarlarda, halkın cebinde yaşanıyor!

]]>
DİSK-AR: TÜİK enflasyonu düşürdü ama fiyatlar artmaya devam ediyor! https://yenidunya.org/emek-gundemi/32993/disk-ar-tuik-enflasyonu-dusurdu-ama-fiyatlar-artmaya-devam-ediyor/ Mon, 04 Aug 2025 13:50:21 +0000 https://yenidunya.org/?p=32993 DİSK-AR, “Ağustos 2025 Enflasyon Bülteni ” araştırması yayımlandı.
Bültende yer alan verilere göre:
-TÜİK yıllık resmi yıllık TÜFE oranını yüzde 33,52, 12 aylık ortalamalara göre ise yüzde 41,13 olarak açıkladı.
-TÜİK’e göre aylık enflasyon 2,06 oldu!
-TÜİK’e göre 2003’ten bu yana ortalama fiyatlar 32 kat, gıda fiyatları ise 43,7 kat arttı.
-TÜİK madde fiyat listesini gizlemeye devam ediyor. TÜİK yargı kararına rağmen yine madde fiyat listesini yine açıklamadı.
-Toplumsal sınıf ve kesimleri enflasyonun sonucu ortaya çıkan geçim sıkıntısını oldukça farklı hissediyor.
-En düşük yüzde 20’lik gelir grubu toplam gelirin yüzde 6,3’ünü alırken, bu grubun harcamaları içinde gıdanın payı yüzde 30,6’dır.
-En yüksek yüzde 20’lik gelir grubu toplam gelirin yüzde 48,1’ini elde ederken harcamaları içindeki gıdanın payı yüzde 12,8’de kalmaktadır.
-Böylece düşük gelirli grupların gıda dışı harcamalar için geliri daha sınırlı kalmakta bu durum geçim sıkıntısını artırmaktadır.
-Kira, konut ve ulaştırma harcamaları artıyor. Düşük gelirliler gıdadan kısıp kira ve ulaşıma harcıyor.

DİSK-AR: TÜİK enflasyonu düşürdü ama fiyatlar artmaya devam ediyor!

Bültende şu bilgiler yer aldı:
Yüksek enflasyon emekçinin alım gücünü düşürüyor
TÜİK Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Temmuz 2025 sonuçlarını 4 Ağustos 2025’te açıkladı. TÜİK’e göre TÜFE yıllık yüzde 33,52, aylık yüzde 2,06 arttı. TÜFE’deki (2003=100) değişim 2025 yılı temmuz ayında on iki aylık ortalamalara göre yüzde 41,13 olarak gerçekleşti. Enflasyonun yıllık değişim oranı yüzde 33,52 olmasına rağmen 12 aylık ortalamalara göre enflasyonun yüzde 41,13 olarak gerçekleşti. Temmuz ayı resmi TÜFE artışı yüzde 2,06 olarak açıklandı. TÜİK’e göre Temmuz 2025’te enflasyon oranı bir önceki yılın aralık ayına göre ise yüzde 19,08 olarak gerçekleşti.
Türkiye’de birkaç yıldır devam eden yüksek enflasyon dar gelirlilerin ve işçilerin alım güçlerinin düşmesine yol açıyor. Büyük ölçüde baz etkisi nedeniyle enflasyonun artış hızı yavaşlamış olsa da fiyatlar artmaya devam ediyor. Enflasyonun artış hızındaki düşüş fiyatların düşmesi anlamına gelmiyor. Dahası enflasyon farklı toplumsal sınıf ve kesimleri farklı etkiliyor. Dar gelirlilerin alım gücünü çok daha fazla düşürüyor ve gelir dağılımını bozucu bir işlev görüyor.
DİSK-AR Ücret Kayıpları İzleme Raporu’na göre Haziran 2025’te memurlar toplam 41,8 milyar TL, emekliler toplam 51,3 milyar TL ve işçiler ise toplam 125,3 milyar TL kayıp yaşadılar.1 Tekil olarak ise yılın ilk beş ayında en düşük memur maaşındaki erime 9 bin TL’nin üzerinde, en düşük emekli aylığındaki erime 2.412 TL ve asgari ücretteki erime ise 3.685 TL olarak gerçekleşti. Emekçilerin ücret, maaş ve aylıkları her geçen gün alım gücünü kaybederken milyonların ortalama ücreti olan asgari ücrete artış henüz hükümetin gündeminde değil.
Öte yandan resmi enflasyon verileri konusundaki şaibe devam ediyor. TÜİK’in Haziran 2022’de madde fiyat listesini açıklamaktan vazgeçmesi nedeniyle enflasyon verileri daha da tartışmalı hale geldi. O nedenle TÜİK tarafından açıklanan ve emekçi grupların gelirlerine yapılacak zamlarda belirleyici olan altı aylık enflasyonun dayanağı bilinmiyor.
TÜİK’in şaibeli enflasyon verilerine göre bile Türkiye’de enflasyon yüksek seyretmeye devam ediyor.

Fiyatlar artmaya devam ediyor!
TÜİK’e göre yıllık enflasyon artış hızında bir yavaşlama söz konusu. Bunun temel nedenlerinden birinin baz etkisi olduğu biliniyor. Baz etkisi bir önceki yılın daha yüksek aylık enflasyonunun yerini cari yılda daha düşük bir aylık enflasyonun almasından kaynaklanıyor. Örneğin Temmuz 2024’teki yüzde 3,23 oranındaki aylık enflasyonun yerini Temmuz 2025’te yüzde 2,06 oranında enflasyon almıştır. Hesaptan yüksek oran çıkıp düşük oran çıkınca son 12 aylık artış geriliyor. Bu durum enflasyon hızının yavaşlamasına yol açıyor.
Ancak enflasyonun artış hızı yavaşlasa da fiyatlar artmaya devam ediyor. Fiyatlarda bir düşüş söz konusu değil. Sadece fiyat artış hızı yavaşlıyor. Enflasyon hesabına esas olan fiyat endeksleri, madde fiyatlarının derlenmesiyle oluşturuluyor ve fiyatlardaki artışı daha çarpıcı bir biçimde ortaya koyuyor.
Buna göre TÜFE ile gıda fiyatları endeksi arasındaki fark açılmaya devam ediyor.
2003:100 bazlı TÜFE, Temmuz 2025’te 3.197’ye yükseldi. 2003:100 bazlı olan TÜFE’ye göre ortalama madde fiyatları 2003’ten bu yana yaklaşık 32 kat artış gösterdi.
Gıda fiyatları, ortalama fiyatlardan daha hızla artış göstermeye devam ediyor. 2003:100 bazlı gıda fiyatları endeksi ise 2025 Temmuz’da 4.366’ya yükseldi. Temmuz 2005’te yüzde 4,43 olan yıllık gıda enflasyonu ise Temmuz 2025’te yüzde 27,95 olarak gerçekleşti. 2003:100 bazlı olan endekse göre gıda fiyatları 2003’ten bu yana 43,7 kat artış gösterdi.

DİSK-AR: TÜİK enflasyonu düşürdü ama fiyatlar artmaya devam ediyor!

Gıda fiyatlarının ortalama madde fiyatlarından daha hızlı artması sebebiyle son yıllarda gıda enflasyonu ile genel enflasyon arasındaki makas açılmaya devam ediyor (Grafik 1). Uzun dönemde gıda fiyatlarının genel otalamadan çok artması gıda harcaması yüksek olan düşük gelir gruplarının geçim sıkıntısının artmasına yol açıyor.

Ortalama enflasyon yıllık enflasyondan yüksek seyretmeye devam ediyor!
Temmuz 2025 döneminde enflasyonda yıllık değişim oranı yüzde 33,5 olmasına rağmen 12 aylık ortalamalara göre enflasyonun yüzde 41,1 olarak gerçekleşmiştir. Son bir yıllık dönemde yıllık enflasyon oranı ile on iki aylık ortalamalara göre enflasyon oranı arasındaki makas açılma eğilimi gösteriyor. Temmuz 2024 dönemine kadar on iki aylık ortalamalara göre enflasyon oranı, yıllık enflasyon oranının üzerindeyken, bu dönemde 4,1 puan, Temmuz 2025 döneminde 7,6 puan gerisinde kaldı (Grafik 2).

DİSK-AR: TÜİK enflasyonu düşürdü ama fiyatlar artmaya devam ediyor!

Enflasyonun yükü dar gelirliye
Gelir düzeyi ve harcama kalıplarının farklı olması nedeniyle toplumsal sınıf ve kesimleri enflasyon
sonucu ortaya çıkan pahalılığı çok farklı hissediyor. TÜİK verilerine2 (2023) göre en düşük yüzde 20’lik gelir grubu toplam gelirin yüzde 6,3’ünü alırken, bu grubun harcamaları içinde gıdanın payı yüzde 30,4’tür. En yüksek yüzde 20’lik gelir grubu toplam gelirin yüzde 48,1’ini elde ederken harcamaları içindeki gıdanın payı yüzde 12,8’de kalmaktadır (Grafik 3). Böylece dar gelirli grupların gıda dışı harcamalar için geliri daha sınırlı kalırken yüksek gelir gruplarında bu miktar oldukça fazladır. Bu durum pahalılığın farklı toplumsal kesimlerde farklı hissedilmesine yol açmaktadır. Dar gelirlilerin harcanabilir gelirlerinin sınırlı olması nedeniyle daha yoğun bir geçim sıkıntısı çekmektedir. Bu durum enflasyonun gelir gruplarına, farklı toplumsal kesim ve sınıflara göre önemli ölçüde farklı hissedildiğini ortaya koyuyor.

DİSK-AR: TÜİK enflasyonu düşürdü ama fiyatlar artmaya devam ediyor!

Öte yandan TÜİK Hanehalkı Tüketim Harcaması Araştırması 2023 ve 2024 verilerine bakıldığında en düşük yüzde 20’lik gelir grubunda hanehalkının ortalama gıda harcamasının payının (en fazla bütçe ayrılan kategori olmakla birlikte) yüzde 36,6’dan yüzde 30,4’e gerilediği görülmektedir. Bu gelir grubunun bütçesinden ayırdığı paydaki belirgin artışlar ise konut ve kira ile ulaştırmada olmaktadır.
Ulaştırma ve konut ve kiradaki fiyat artışları ile buralardan bütçelerinde kesintiye gidemeyen en düşük gelir grubu hanelerinin, temel ihtiyaç olan gıdaya ayırdıkları payda yaklaşık 6 puanlık bir gerileme yaşanmıştır.3 Bu, yüzde 20’lik en yoksul grubun var olan gelirle haneyi geçindirmekteki zorluğunu göstermesi bakımından önemlidir.
Grafik 2’de gelir gruplarının gelirleri ilk yüzde 20’lik grup 100 kabul edilerek göreli olarak hesaplanmıştır. Buna göre en yüksek gelir grubunun birim geliri 763 olmaktadır. Aynı şekilde gelir gruplarının gıda harcaması da gelirlerine oranla yeniden hesaplanmış ve birime dönüştürülmüştür.
Buna göre 100 birim gelir elde eden birinci yüzde 20’lik grup gıda için 30,4 birim harcama yapmakta ve elinde gıda dışı harcamalar için 69,6 birim kalmaktadır. Oysa en yüksek yüzde 20’lik grubun geliri 763 birim olup bunun 97,7 birimini gıdaya harcamakta ve elinde 665,8 birim gelir kalmaktadır.
Bu nedenle düşük gelir grupları daha düşük bütçeye sahip oldukları için ve bütçenin çok önemli bir bölümünü kira ve ulaştırmaya harcadıkları için kalan gelirleri ile geçinmeleri çok daha zor olmaktadır.
Giderek gıdaya daha az pay kalmaktadır. Yüksek fiyat artışları düşük gelir gruplarında daha şiddetli bir geçim sıkıntısı yaratmaktadır.

TÜİK yönetimi veri saklamaya devam ediyor, yargı kararlarına uymuyor!
TÜİK madde fiyat listesini Haziran 2022’den bu yana açıklamadığı için ürün ve hizmet bazında ortalama fiyatlar tam olarak bilinmiyor. Bu nedenle enflasyon oranını hesaplanmasına kaynak teşkil eden madde fiyat listesi görülemiyor.
TÜİK, DİSK tarafından açılan davada kesinleşen yargı kararına rağmen madde fiyat listesini açıklamıyor. Bu nedenle enflasyon oranını hesaplanmasına kaynak teşkil eden madde fiyat listesi görülemiyor.
TÜİK enflasyon hesabına esas aldığı ortalama madde fiyat listesini Haziran 2022’den itibaren açıklamaktan vazgeçti. Oysa madde fiyat listesi 2003 yılında bu yana düzenli açıklanan bir veriydi.
TÜİK enflasyonun yükselişe geçtiği 2022 yılında adeta dalga geçercesine madde fiyat listesini gizlemeye başladı. Bu durum kuşkusuz TÜİK verileri üzerindeki şaibeyi daha da artırdı.
TÜİK’in madde fiyat listesini açıklamaktan vazgeçmesi üzerine DİSK idari yargıda dava açtı. Ankara 6. İdare Mahkemesi 31 Mart 2023 tarihli 2022/2383 Esas ve 2023/700 sayılı Kararı’yla bu verilerin açıklanmasının TÜİK’in görevi olduğuna karar verdi ve mahkemenin kararı istinaf aşamasından geçerek kesinleşti. Bir hukuk devletin beklenen ilgili idari kurumunun kesinleşmiş yargı kararına derhal uymasıdır. Ancak TÜİK bu kararın gereğini yapmayarak yargıya meydan okumaya devam etti.
TÜİK kesinleşmiş yargı kararına rağmen hukukun arkasından dolanarak başka davalarla sorunu sürüncemede bırakmak istedi. Ancak TÜİK’in yargı nezdinde yaptığı tüm girişimler reddedildi. TÜİK, DİSK’in yaptığını bütün başvurulara rağmen madde fiyat listesini açıklamadı. TÜİK yönetimi Anayasaya ve Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerine meydan okudu ve okumaya devam ediyor.

]]>
Mayıs ayında en az 177 işçi hayatını kaybetti, yılın ilk 5 ayında iş cinayetleri 796 oldu https://yenidunya.org/emek-gundemi/32753/mayis-ayinda-en-az-177-isci-hayatini-kaybetti-yilin-ilk-5-ayinda-is-cinayetleri-796-oldu/ Wed, 11 Jun 2025 13:09:28 +0000 https://yenidunya.org/?p=32753 Önlemler alınmıyor, sorumlular ceza almıyor, işçilerin sendikal örgütlülüğü engelleniyor…

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), 2025 Mayıs ayına ilişkin ”İş Cinayeti Raporu”nu açıkladı. Rapora göre, mayıs ayında 177 işçi, iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Böylece 2025 yılının ilk beş ayında iş cinayeti sayısı (Ocak 180, Şubat 124, Mart 159, Nisan 156 ve Mayıs 177) 796’ya ulaştı.

Mayıs ayında en az 177 işçi hayatını kaybetti, yılın ilk 5 ayında iş cinayetleri 796 oldu

Emekçiye düşen ölüm mü?
İSİG mayıs ayı iş cinayetleri raporuna göre;
•Mayıs ayında inşaat, tarım, taşımacılık, ticaret/büro/eğitim/sinema, belediye/genel işler, metal, madencilik ve enerji işkollarındaki ölümler ilk sıralarda yer alıyor. İş cinayetlerine sektörel olarak baktığımızda ise sanayide 54 işçi, hizmette 50 işçi, inşaatta 38 işçi ve tarımda 35 işçi hayatını kaybetti.
•Türkiye’nin her şehrindeki inşaatlar, yaz aylarının gelmesiyle beraber tarım, sanayi malları ve insan hareketliliğinin bir aracı olan taşımacılık, metal-tekstil-gıda fabrikaları, maden-enerji üretimi ve şehirlerdeki hizmetler iş cinayetlerinin meydana geldiği alanlar oldu.
•Ölüm nedenlerinde başta taşımacılık ve tarım işkollarında meydana gelen trafik kazaları ilk sırada geliyor. İkinci sırada ezilmeler ve göçükler var. Üçüncü sırada her işkolunu ortak kesen güvencesiz çalıştırmanın bir sonucu olan kalp krizleri ve beyin kanamaları geliyor. Dördüncü sırada ise özellikle inşaatlarda görülen yüksekten düşmeler geliyor.
•İki besici Oğuzhan Aydemir ve Çiğdem Keskin’in Kırım Kongo Kanamalı Ateşi nedenli ölümü; maden işçisi Ahmet Toygar’ın 21 yıl önce yakalandığı silikozis nedeniyle ölümü; tekstil işçisi Erol Eğrek’in 10 yıldır alamadığı ücretlerini istediği Çalık Holding önünde dövülmesi sonrası kalp krizi geçirip ölmesi Mayıs ayında altını çizmek istediğimiz iş cinayetleri.
•En çok iş cinayeti İstanbul başta olmak üzere Aydın, Muğla, Sakarya, Ankara, Giresun, Çanakkale, Gaziantep, Hatay, Konya ve Şanlıurfa’da meydana geldi.
•Mayıs ayında 6 çocuk işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Ölen çocukların üçü tarım, ikisi metal ve biri tekstil işkollarında çalışıyordu.
•İş cinayetlerinde ölenlerin 12’si kadın işçiydi. Kadınlar tarım, eğitim, metal, sağlık ve genel işler işkollarında çalışıyordu.
•Mayıs ayında 7 göçmen işçi (beşi Suriyeli, biri Azerbaycanlı, biri İranlı) hayatını kaybetti. Göçmen işçiler tarım, maden, tekstil, ticaret, inşaat ve taşımacılık işkollarında çalışıyordu.
•Ölen işçilerin en az 8’i (yüzde 4,52) sendika üyesi, 169’u (yüzde 95,48) sendikasız. Sendikalı işçiler belediye, maden, büro, metal, taşımacılık, sağlık ve güvenlik işkollarında çalışıyordu.

İş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı
İnşaat, Yol işkolunda 38 işçi; Tarım, Orman işkolunda 35 emekçi (15 işçi ve 20 çiftçi); Taşımacılık işkolunda 20 işçi; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 15 işçi; Metal işkolunda 13 işçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 10 işçi; Madencilik işkolunda 6 işçi; Enerji işkolunda 6 işçi; Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 5 işçi; Konaklama, Eğlence işkolunda 5 işçi; Petro-Kimya, Lastik işkolunda 3 işçi; Tekstil, Deri işkolunda 3 işçi; Gıda, Şeker işkolunda 2 işçi; Ağaç, Kâğıt işkolunda 2 işçi; Çimento, Cam, Toprak işkolunda 2 işçi; Savunma, Güvenlik işkolunda 2 işçi; Banka, Finans, Sigorta işkolunda 1 işçi; Elideki verilere ışığında çalıştığı işkolu belirlenemeyen 9 işçi hayatını kaybetti…

İş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı
Trafik, Servis Kazası nedeniyle 37 işçi; Ezilme, Göçük nedeniyle 30 işçi; Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 26 işçi; Yüksekten Düşme nedeniyle 25 işçi; Şiddet nedeniyle 10 işçi; İntihar nedeniyle 9 işçi; Patlama, Yanma nedeniyle 7 işçi; Elektrik Çarpması nedeniyle 7 işçi; Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 3 işçi; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 3 işçi; Kesilme, Kopma nedeniyle 2 işçi; Diğer nedenlerden dolayı 18 işçi hayatını kaybetti…

Yaş durumuna göre iş cinayetleri dağılımı
14 yaş ve altı 2 çocuk işçi,
15-17 yaş arası 4 çocuk/genç işçi,
18-29 yaş arası 25 işçi,
30-49 yaş arası 84 işçi,
50-64 yaş arası 52 işçi,
65 yaş ve üstü 4 işçi,
Yaş bilelirlenemeyen 6 işçi hayatını kaybetti…

Bölgelere göre iş cinayetleri
Mayıs ayında Türkiye’nin 54 şehrinde ve yurtdışında bir ülkede (kısa vadeli çalışmak için gidilen veya Türkiye menşeili şirketlerde çalışan) iş cinayeti gerçekleştiği tespit edildi:
24 ölüm İstanbul’da; 8’er ölüm Aydın, Muğla ve Sakarya’da; 6’şar ölüm Ankara ve Giresun’da; 5’er ölüm Çanakkale, Gaziantep, Hatay, Konya ve Şanlıurfa’da; 4’er ölüm Antalya, Bursa, Kahramanmaraş, Kocaeli ve Sivas’ta; 3’er ölüm Adana, Çorum, Denizli, Diyarbakır, İzmir, Kütahya, Manisa, Mersin, Ordu, Şırnak ve Zonguldak’ta; 2’şer ölüm Adıyaman, Artvin, Balıkesir, Bilecik, Bolu, Düzce, Erzurum, Hakkari, Kırşehir, Mardin ve Tokat’ta; 1’er ölüm Afyon, Amasya, Ardahan, Bartın, Batman, Bingöl, Bitlis, Karaman, Kastamonu, Kilis, Malatya, Niğde, Osmaniye, Rize, Tekirdağ, Trabzon ve Sırbistan’da meydana geldi…

]]>
Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz https://yenidunya.org/yazarlar/selim-dikel/31975/kurtulus-yok-tek-basina-ya-hep-beraber-ya-hicbirimiz/ Wed, 05 Feb 2025 20:27:22 +0000 https://yenidunya.org/?p=31975 Asgari değil insanca ve onurlu bir yaşam için; güvenceli iş ve güvenli bir gelecek için; Türkiye’nin bütün işçi, memur, emekli sendikaları ve dernekleri, haydi hep birlikte omuz omuza birleşik mücadeleye…

İşsizlik ve hayat pahalılığı önlenemiyor. Halk yoksullaşıyor. Yoksulların borcu, zenginlerin serveti artıyor. Hazine garantili Yap-İşlet-Devret ihaleleriyle, Kur Korumalı Mevduat Hesaplarıyla, vergi istisnaları, krediler ve teşviklerle dolar milyarderi ve milyoneri bir avuç holding patronu her geçen gün daha fazla zenginleşirken; milyonlarca emekli ve emekçi açlığa, yoksulluğa ve sefalete mahkûm ediliyor.

‘Enflasyonu düşürmek’ bahanesiyle, “ekonomiyi soğutma ve sıkılaştırma politikası” adı verilen aylık yüzde 5’lik tefeci faizleriyle yerli ve yabancı banka patronları servetlerine servet katarken; emekliler ve emekçiler karnını doyurabilmek için, kredi kartıyla, tüketici kredisiyle ve kredili mevduat hesabıyla banka kuyruklarında yaşamaya mahkûm ediliyor.

Ülkeyi yönetenler ve çevresinde kümelenmiş bir avuç vurguncu, kamu kaynaklarını har vurup harman savurup lüks ve şatafat içinde cennette yaşarken; işçiler, memurlar, emekliler, çiftçiler, esnaf ve sanatkârlar, işsiz yurttaşlar, şehir ve köy emekçileri cehennem hayatı yaşıyor.

Hükûmet artık ülkeyi yönetemiyor, suni gündemlerle halkı oyalıyor, sürekli gerginlik yaratıyor. Ülkemizde neredeyse her gün, “yuh artık, bu kadar da olmaz ki” denilen olaylar ve gerilimler yaşanıyor.

Türkiye’nin bütün işçileri, memurları ve emeklileri birleşin

Emeklilerin 1995 yılında başlayan ve otuz yıldan beri her türlü olumsuzluğa rağmen devam eden sendika kurma ve toplu sözleşme mücadelesi ne yazık ki henüz yasal ve anayasal güvenceye kavuşturulamamıştır.

Emekli sendikalarının ve derneklerinin yaşadığı bölünmüşlük ve parçalanma nedeniyle kısa vadede tek çatı altında örgütlenmek pek mümkün görünmemektedir.

Ancak, ortak sorunlarımızın çözümü ve taleplerimizin gerçekleşmesi için ülke çapında güç ve eylem birliği yaparak, sokaklarda ve alanlarda ortak ve birleşik mücadeleyi mutlaka başarmak zorundayız. Emeklilerin kurtuluşunun ve insanca yaşayabilmelerinin başka yolu yok.

Yapılması gereken şey bellidir. Öncelikle ve ivedilikle emekli sendikaları ve dernekleri arasındaki rekabet ve yarışa derhal ve mutlaka son verilmelidir. Birbirinden bağımsız, ayrı ayrı eylemler yapmak yerine ortak ve birleşik mücadele anlayışı benimsenmelidir.

Diğer yandan; emeklilerin bugün içinde bulunduğu durum ve yaşadığı sorunlar; aynı zamanda işçilerin ve memurların gelecekte yaşayacaklarının da aynasıdır.

Peki biz emekliler ve çalışanlar hep böyle yaşamaya mecbur muyuz? Elbette ki hayır!

Milyonlarca emeklinin ve çalışanın sorunları da, talepleri de ortaktır. Dolayısıyla, yaşadığımız sorunların çözümü ve insanca yaşam için ortak taleplerimizin gerçekleşmesi de ortak ve birleşik mücadeleyle mümkündür.

Ortak sorunlarımızın çözümü ve taleplerimizin gerçekleşebilmesi için; işçilere, memurlara ve emeklilere insanlık onuruna yakışan mutlu ve huzurlu bir yaşam için; çocuklarımıza ve torunlarımıza sosyal güvenceli ve güvenli bir gelecek için; tüm işçi, memur ve emekli sendikaları ile emekli dernekleri; fiili ve meşru mücadele temelinde, “hak verilmez alınır, haklar örgütlü mücadele ile kazanılır” şiarıyla güç ve eylem birliği yaparak, ülke çapında tüm işyerlerinde ve alanlarda emeklilerin ve emekçilerin ortak ve birleşik mücadelesini bir an önce hayata geçirmelidir.

Artık bu günden sonra, emekliler ve çalışanlar olarak ya haklarımız ve geleceğimiz için hep birlikte ayağa kalkacağız; ya da patron dostu, emekli ve emekçi düşmanı iktidar tarafından dayatılan açlık sınırının altındaki sefalet ücretiyle ve emekli maaşlarıyla yetinmek zorunda kalacağız.

İşsizliğin, yoksulluğun, pahalılığın, açlığın ve sefaletin kol gezdiği memlekette haklarımızı genişletmenin, alınterimizin karşılığını almanın yolu toplumsal mücadeleden geçer.

Bu soğuk kış günlerinde açlık sınırında yaşayan milyonlarca işçi, memur ve emeklinin karnının doyması, evinin ısınması ve aşının kaynaması için “insanca yaşanabilecek maaşı siz vermiyorsanız, biz alacağız; iş ekmek yoksa, barış da olmayacak” demenin şimdi tam zamanıdır.

Emeklilerin ve emekçilerin kurtuluşunun ve insanca yaşayabilmelerinin başka yolu yok. Sorunlarımızın çözümü ve taleplerimizin gerçekleşmesi noktasında bir kazanım elde edilecekse ancak bu şekilde elde edilecektir.

Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz

Hayat pahalılığına ve zamlara karşı tüm işçi, memur, emekli sendikaları ve dernekleri ivedilikle bir araya gelerek, ülkeyi iflasa ve yıkıma sürükleyen, çalışanların ve emeklilerin yaşamını cehenneme çeviren sermaye yanlısı ekonomik politikalara karşı hep birlikte omuz omuza ortak mücadele etmelidir.

Bunun için, çalışanların ve emeklilerin ücret ve maaşlarının insanca yaşanabilecek seviyeye çıkarılması ile temel gıda ve tüketim harcamalarından alınan dolaylı vergilerin kaldırılması talebiyle tüm işçi, memur ve emekli sendikalarıyla emekli derneklerinin katılacağı merkezi ve kitlesel yürüyüş ve mitingler düzenlenmelidir.

Böylece, uzun yıllardan beri bir avuç vurguncunun yararına, milyonlarca çalışanın ve emeklinin zararına yaratılan yıkım süreci tersine çevrilebilir.

Aksi halde, milyonlarca işçi, memur, emekli, çiftçi, esnaf ve sanatkâr, işsiz yurttaşlar, şehir ve köy emekçileri ağır bedeller ödemeye ve cehennem hayatı yaşamaya devam edecektir.

İşçiler, memurlar, emekli yurttaşlar;

Artık söz bitti. Şimdi karar verme ve harekete geçme zamanı. Ya köle olacağız, ya insanca yaşayacağız. Biz istemezsek vermeyecekler, haydi hep birlikte ortak ve birleşik mücadeleye.

İnanın, ele ele ve omuz omuza birlikte mücadele etmeyi başarabilirsek; emeklilerin ve tüm çalışanların sendikal haklarını özgürce kullanabileceği, huzur ve güven içerisinde insanca yaşayabileceği günlere mutlaka kavuşacağız.

Sonunda biz kazanacağız, emekliler kazanacak, alınteri ile yaşayan tüm emekçiler kazanacak.

Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!
Türkiye’nin bütün işçileri, memurları ve emeklileri birleşin!

]]>
2025 yılı asgari ücreti belli oldu: 22 bin 104 lira! https://yenidunya.org/emek-gundemi/31718/2025-yili-asgari-ucreti-belli-oldu-22-bin-104-lira/ Tue, 24 Dec 2024 17:52:11 +0000 https://yenidunya.org/?p=31718 Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun, 2025’te geçerli olacak asgari ücreti belirleme çalışmaları kapsamındaki 4’üncü toplantısı bu akşam yapıldı.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu, ilk toplantısını 10 Aralık, ikinci toplantısını 16 Aralık, üçüncü toplantısını 19 Aralık’ta yapmıştı.
Dördüncü toplantı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın başkanlığında, Bakanlığın ev sahipliğinde bugün 20.30’da başladı.
Bakan Işıkhan, toplantı sonrası yaptığı açıklamada, doğrudan 7 milyon emekçiyi, dolaylı olarak toplumun tamamını ilgilendiren 2025 yılı yeni asgari ücret yüzde 30 zamla 22 bin 104 TL olarak tespit edildiğini bildirdi.

Türk-İş toplantıya katılmadı
Toplantının başlamasına dakikalar kala, Türk-İş heyeti toplantıya katılmayacağını açıkladı.
Türk-İş Yönetim Kurulu, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’na katılmama kararı ile ilgili aşağıdaki açıklamayı yaptı:
“Asgari ücret, işçilerin aileleriyle birlikte insana yakışır geçim şartlarını asgari seviyede sağlamalarına imkan veren bir ücrettir.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının çağrısıyla 10.12.2024 günü çalışmalarına başlayan Asgari Ücret Tespit Komisyonu üç kez toplanmış, ancak Hükümet ve işveren kesimi herhangi bir teklifte bulunmamıştır.
Sürdürülen Komisyon çalışmalarında; ülkenin ekonomik durumu hakkında ayrıntılı veriler açıklanmış, ancak işçinin geçim şartları konusunda resmi bir çalışma ortaya konulmamıştır.
Asgari ücret; “işçinin gıda, konut (kira, doğalgaz, elektrik, su), giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden karşılamaya yetecek ücret” olmalıdır. Komisyonda görev yapan işçiler, içinde bulundukları geçim şartlarını ortaya koymuş ve asgari ücretin bu çerçevede tespit edilmesi gerektiğini ifade etmişlerdir.
Türk-İş Başkanlar Kurulunun 19 Aralık 2024 günü “asgari ücret” gündemiyle yapılan olağanüstü toplantısında gelişmeler değerlendirilmiştir. Yapılan toplantıya, Komisyonda görev yapan işçi temsilcileri de katılım sağlamış ve asgari ücretin 29.583 TL olması gerektiğini ifade etmişlerdir.
Türk-İş Başkanlar Kurulu hazırlanan teklifi makul ve dengeli bulmuş, bunun altında yapılacak bir teklif durumunda “masada yer alınmaması” kararını almıştır.  
Türk-İş’in teklifine karşılık bugüne kadar ne Hükümetten ne de işverenden herhangi bir teklif gelmemiştir. 
Asgari Ücret Tespit Komisyonu 24 Aralık 2024 günü akşamı “karar için” toplantıya çağrılmıştır. Türk-İş Yönetim Kurulu, asgari ücret teklifi konusunda bir bilgilendirme yapılmadan düzenlenen toplantıya katılmama kararı almıştır”

]]>