eğitim – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Wed, 03 Sep 2025 10:34:15 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.5 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png eğitim – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 Eğitim bir hak olmaktan çıkarıldı: Cebin kalınlığı kadar eğitim https://yenidunya.org/genclik/33096/egitim-bir-hak-olmaktan-cikarildi-cebin-kalinligi-kadar-egitim/ Wed, 03 Sep 2025 10:34:10 +0000 https://yenidunya.org/?p=33096 KYK yurtlarına yapılan zam eğitime nasıl yaklaşıldığını yine gösterdi. Okulöncesinden yükseköğretime kadar her aşamada yurttaşı özele mecbur eden bir sistem yaratan AKP eğitimi metaya, öğrenciyi müşteriye dönüştürdü.

Üniversite kayıtları önceki gün itibarıyla başladı. Dün de KYK yurt başvuruları için kayıt sürecinin başladığı duyuruldu. Yurtların bu sene yüzde 40 zamlı olacağı açıklandı. Yani geçen sene 1000 TL olan bir yurdun ücreti bu yıl 1400 TL olacak. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Temmuz ayında açıkladığı verilere göre yıllık enflasyon yüzde 33,52 olmuştu. Kamu emekçisi ve emeklileri temmuz ayında yüzde 15,57 oranında; SSK ve Bağ-Kur emeklileri ise yüzde 16,67 oranında zam almıştı. Yani hem yıllık enflasyonun hem de kamu emekçilerine yapılan zammın üstünde bir artış yaşandı KYK yurt ücretinde. Üstelik eğitimdeki artışta tek sorun bu da değil.
Açıkladığı istatistikler sık sık eleştiri konusu olan TÜİK’in verileri bile eğitimin ne durumda olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Son iki yıldır sürekli artış gösteren eğitim endeksi Mart 2024’ten bu yana ana harcama gruplarının yıllık enflasyonunda ilk sırada. Bazen lokanta ve oteller, bazen sağlık, bazen de konut ikinci sırayı alsa da eğitim yıllık enflasyonda zirveyi hiç bırakmadı. Elbette buradaki tek sorun KYK yurt ücretlerine gelen zam değil. Kırtasiye ürünlerinden ders kitaplarına, vakıf üniversitelerinden özel okul ücretlerine kadar hepsi bu kalemin içinde. Tamamen kamusal bir hizmet olması gereken eğitim tersine işliyor.

OECD sonuncusu
Tablonun ne kadar vahim olduğunu kıyaslayarak da görebiliriz. Türkiye, ilkokul kademesinde kamu harcamalarının payının en düşük, özel harcamaların payının en yüksek olduğu OECD ülkesi konumunda. Türkiye’de ilkokul kademesinde hane halkının yaptığı eğitim harcamalarının payı OECD ülkeleri ortalamasının yaklaşık dört katı. Okulöncesi eğitime yapılan kamu harcamalarının payı yüzde 78 ile OECD ortalaması olan yüzde 86’nın altında kalıyor. Sadece yükseköğretimde bu oran yüzde 72 ile OECD ortalaması olan yüzde 68’in üzerinde.

Yurtlar yetersiz
KYK yurtlarından devam edelim. Devlet yurtlarında kapasite son bir yılda sadece 2 bin artarak 996 bin 306’ya çıkarıldı. Ancak bu sayı Türkiye’de öğrenim gören lisans öğrencilerinin barınma talebini karşılamakta eksik kalıyor. Halihazırda lisans eğitimi gören 3 milyon 536 bin 439 öğrenci bulunuyor. 2,5 milyonu aşkın öğrenci için yurt yok. Üstelik bu durum büyük şehirler için çok daha kötü. Örneğin İstanbul’da 13,6 öğrenciye 1, Ankara’da 6,2 öğrenciye 1 yatak düşerken Adıyaman’da ise 1,9 öğrenciye 1 yatak düşüyor. Dolayısıyla da büyük şehirlerde öğrenciler özel yurtlara mecbur kalıyor. İstanbul’da yurt fiyatları 70 bin TL’ye Ankara’da ise 40 bin TL’yi buluyor. Yükseköğretimdeki tek sıkıntı bu da değil. Vakıf üniversitesi ücretleri de bunun içinde. Koç Üniversitesi’nde eğitim ücretleri geçen yıl tıp Fakültesi hariç tüm lisans programlarında 1 milyon 75 bin TL’ydi. Bu yıl ise bu ücretler 1 milyon 590 bine yükseldi. Bu yıl en az doluluk oranına sahip vakıf üniversitesi olan Altınbaş Üniversitesi’nde ise tıp fakültesi yaklaşık yüzde 100 zamlandı. Bu ücretler yurtdışında birçok üniversitenin dahi üstüne çıktı.

Her şey parayla
Durum elbette yükseköğretimden ibaret değil. Okulöncesinden lise son sınıfa kadar aileler çocuklarının okuyabilmesi için uçuk paralar harcamak zorunda kalıyor. 2011-2012 eğitim öğretim yılında ilköğretimde 32 bin 108 okulun 931’i, lisede ise 9 bin 672 okulun sadece 885’i özeldi. Son yayımlanan veri olan 2023-2024’te ise ilkokulda 25 bin 245 okulun 2 bin 82’si, ortaokulda 18 bin 850 okulun 2 bin 232’si, lisede ise 12 bin 506 okulun 3 bin 218’i özel oldu. Verilen teşviklerle özel okulların sayısı her yıl daha da artmaya devam ediyor. Aynı süreçte dikkat çeken bir diğer artış ise imam hatiplerde oldu. Ayrıca okullarda eğitimin dini sosu arttıkça da geliri iyi olan aileler özellere mecbur bırakıldı. Parası olana seküler olmayana dini eğitim dönemine geçildi. Anaokulu ücretleri dahi 1 milyon TL’yi geçti.
Özeller yanında devlet okulları da çok farksız değil. Geçen sene eğitim-öğretimin başına gidelim. Okullar velilerden işe alınacak temizlikçiden güvenlik görevlisine kadar her şeyin parasını istedi. Bunun yanında Milli Eğitim Bakanlığı’nın her sene başında yasak olduğunu vurgulamasına rağmen kayıt paraları alınmaya devam ediyor. Bu sene başında kayıt ücretleri 200 bin TL’yi dahi buldu.
Bununla birlikte kırtasiye ücretleri de her yıl katlanıyor. Bu yıl defterden çantaya tüm ürünlerde yüzde 60-100 arasında zam yapıldı. Bir öğrencinin en düşük masrafı 3 bin 500 TL’yi geçti, İstanbul’da ise 12 bin TL’ye kadar çıktı. Servis ücretleri de benzer şekilde. Hemen hemen her ilde servis ücretleri yüzde 30’u aşkın şekilde zamlandı. Eğitim İş Anka ölçeğinde tarafından yapılan çalışmaya göre  kırtasiye ve çanta masrafları 2025 yılı itibarıyla ilkokul için 4 bin 791 TL, ortaokul için 6 bin387 TL, lise için 7 bin 740 TL’ye yükseldi. 2024’e göre ortalama yüzde 60’lık bir artış gerçekleşti. Bir ilkokul öğrencisi için ulaşım dâhil başlangıç maliyeti 52 bin 159 TL, ortaokul için 53 bin 755 TL, lise için 55 bin 108 TL oldu.

Gençler ümitsiz
Şimdi son TÜFE’ye bakalım. TÜİK’in verisine göre eğitim Temmuz 2025’te yüzde 75,54’lük artışla yine birinci ana harcama gruplarında. Peki TÜFE yıllık ne kadar? Yüzde 33,52. Arada iki kattan fazla bir puan farkı var. Tüm bu veriler de gösteriyor ki AKP döneminde eğitim kamusal bir hak olmaktan çıkıp alınıp satılan bir metaya dönüştürüldü. Öğrenciler ve aileler de müşteri haline getirildi. Bunun etkisi ne oldu derseniz cevabı çok basit. Önceki yıllarda köy okulunda dahi okuyan bir öğrenci sadece eğitimle bir yerlere gelebiliyordu. Artık köy okulunu bir yana bırakalım kentlerde bile devlet okullarında okuyan çocuklar eğitime ve hayata 1-0, 2-0 geriden başlıyorlar. Sonuç geleceksizleşen, eğitimden umudunu kesen ve kolay para kazanmanın hayalini kuran milyonlarca genç oluyor. Olan da memleketin geleceğine oluyor.

Zirvenin sahibi
Yıllık olarak hep zirvede yer alan eğitim enflasyonu bazı aylarda da aylık olarak zirvede yer aldı. Eğitim enflasyonunun zirvede yer aldığı bazı aylar şöyle:

  • EYLÜL 2023: % 30,2
  • ŞUBAT 2024: % 12,76
  • MART 2024: % 13,08
  • AĞUSTOS 2024: % 11,3
  • EYLÜL 2024: % 14,2
  • ŞUBAT 2025: % 9,9

Kaynak: Mustafa Kömüş / BirGün

]]>
TÜİK verileriyle ortaya çıktı: Çocuk işçiliğinde korkunç tablo! Her dört çocuktan biri çalışmak zorunda https://yenidunya.org/emek-gundemi/32505/tuik-verileriyle-ortaya-cikti-cocuk-isciliginde-korkunc-tablo-her-dort-cocuktan-biri-calismak-zorunda/ Fri, 18 Apr 2025 08:31:32 +0000 https://yenidunya.org/?p=32505 TÜİK, 2024 yılına ait çocuklara ilişkin istatistikleri açıkladı. Açıklanan verilere göre çocuk nüfusu azalmaya devam ederken çocuk işçiliği dikkat çekici boyutlarda sürüyor. Açıklanan verilere göre her dört çocuktan biri işgücü piyasasında yer alıyor.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2024 yılına ait çocuk nüfusu verilerini yayımladı. Açıklanan verilere göre Türkiye’de çocuk nüfusun oranı azalmaya devam ediyor. Birleşmiş Milletler’in tanımına göre 0-17 yaş grubunu kapsayan çocuklar, 2024 yılı sonunda toplam nüfusun yaklaşık dörtte birini oluşturdu.

Yıllar içinde düşüş gözlemleniyor
1970 yılında toplam nüfusun yüzde 48,5’ini oluşturan çocuk nüfusu, 1990’da yüzde 41,8’e, 2024’te ise yüzde 25,5’e kadar geriledi. TÜİK’in ana senaryosuna göre bu oranın 2100 yılına kadar yüzde 14,5’e kadar düşmesi bekleniyor.

En fazla çocuk Şanlıurfa’da
İller bazında bakıldığında, en yüksek çocuk nüfus oranı Şanlıurfa’da kaydedildi. Tunceli ise çocuk nüfusunun en düşük olduğu il oldu. Türkiye genelinde ise her 10 haneden yaklaşık 4’ünde en az bir çocuk bulunuyor.

Doğan bebek sayısı ve yaşam süresi
2023 yılında canlı doğan bebek sayısı 958 bini aşarken, doğan bebeklerin çoğu erkek oldu. Aynı yıl içinde hastanede gerçekleşen doğumların oranı yüzde 97,5’e ulaştı. TÜİK verilerine göre Türkiye’de doğan bir çocuğun ortalama yaşam süresi yaklaşık 77 yıl olarak hesaplandı.

Okullaşma ve eğitim oranları
Beş yaş grubundaki net okullaşma oranı yüzde 84,3 olarak ölçüldü. İlkokul tamamlama oranı yüzde 98,7’ye çıkarken, ortaöğretim tamamlama oranı da yüzde 81,2 seviyesine ulaştı. Kız çocukları, özellikle ortaöğretim tamamlama oranlarında erkek çocuklardan daha yüksek oranlara sahip oldu.

Çocukların yaşadığı ekonomik zorluklar
Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması’na göre bazı çocuklar temel ihtiyaçlara erişimde sorun yaşıyor. Maddi yetersizlik nedeniyle yeni giysi alamayan, düzenli sebze-meyve tüketemeyen ya da tatil yapamayan çocukların bulunduğu hane sayısı azımsanmayacak düzeyde.

Çocuk işçiliği hâlâ sorun
Hanehalkı İşgücü Araştırması 2024 yılı sonuçlarına göre 15-17 yaş grubundaki çocukların işgücüne katılma oranı yüzde 24,9 oldu. İşgücüne katılma oranı cinsiyete göre incelendiğinde, bu oran erkek çocuklar için yüzde 35,6, kız çocuklar için yüzde 13,7 olduğu görüldü.

Velayet genellikle anneye veriliyor
Boşanma davaları sonucunda çocukların velayeti çoğunlukla annelere veriliyor. 2024 yılında boşanan çiftlerin çocuklarının yaklaşık yüzde 74’ünün velayeti annelere bırakıldı.

En çok ölüm dışsal yaralanma nedeniyle
Çocuk ölümlerinin önemli bir bölümü dışsal yaralanmalar ve zehirlenmeler nedeniyle gerçekleşti. 2023 yılında hayatını kaybeden çocukların en büyük ölüm sebebi bu oldu.

Kaynak: Cumhuriyet

]]>
613 bin çocuk okul dışında kaldı https://yenidunya.org/genclik/32463/613-bin-cocuk-okul-disinda-kaldi/ Tue, 15 Apr 2025 06:03:34 +0000 https://yenidunya.org/?p=32463 İktidar eğitimdeki gerçek sorunları görmezden geliyor, tüm yük ailede…

Zorunlu eğitim çağında olmasına karşın okula gönderilmeyen çocukların sayısı bir önceki yıla göre yüzde 38.4 arttı. 612 bin 814 çocuk okul dışında kaldı. TEDEM’in hazırladığı rapora göre iktidar çocuk eğitiminde maddi yükü ailelerin sırtına bıraktı. Temel eğitim ve ortaöğretimde hane halkının üstlendiği mali yük OECD ortalamalarının zirvesinde yer aldı.
Cumhuriyet’ten Figen Atalay’ın haberine göre, Türkiye’de 612 bin 814 çocuk, zorunlu eğitim çağında olmasına karşın okulda değil. Bu sayı, bir önceki yıla göre yüzde 38.4 artış göstererek son üç yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Okul dışında kalan çocukların yüzde 73.9’u, 14-17 yaş aralığında olan, ortaöğretime devam etmesi gereken öğrencilerden oluşuyor. Yaş ilerledikçe eğitimden kopan çocukların sayısı artıyor. 14-17 yaş aralığında neredeyse her 11 erkek çocuktan 1’i ve her 12 kız çocuktan 1’i okul dışında.

Eğitim-öğretim faaliyetleri için kaynaklar sınırlı
Türk Eğitim Derneği (TED) düşünce kuruluşu TEDMEM tarafından yayımlanan “Eğitim Değerlendirme Raporu”, “2024 yılında ülkemizde eğitimle ilgili neler yaşandı” sorusuna bir yanıt sunuyor. Rapordaki bazı tespitler şöyle:
-Türkiye, OECD ülkeleri arasında öğrenci başına en düşük harcama yapan ikinci ülke. OECD ortalamasında öğrenci başına yıllık harcama 14 bin 209 dolar iken Türkiye’de 5 bin 425 dolar. OECD ülkelerinde temel eğitimin yüzde 93.3’ü kamu kaynaklarıyla finanse edilirken Türkiye’de bu oran yalnızca yüzde 76.6.
-Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinin yüzde 81.1’i personel ve SGK giderlerine ayrılmış durumda. Zorunlu harcamalar dışındaki eğitim-öğretim faaliyetleri için ayrılabilecek kaynaklar çok sınırlı ve MEB bütçesinin yalnızca yüzde 19’unu oluşturuyor.

İkili eğitim, kalabalık şubeler
-Türkiye’de temel eğitim ve ortaöğretimde hane halkının üstlendiği eğitim maliyeti OECD ortalamasından yüksek.
-Temel eğitimde OECD ülkeleri arasında hane halkının oransal olarak en fazla mali yük üstlendiği birinci ülke. Türkiye’de temel eğitim harcamalarının yüzde 18.8’i OECD hane halkı tarafından karşılanırken OECD ortalaması yüzde 5.3.
-Ortaöğretim harcamalarının yüzde 18.3’ü hane halkı tarafından karşılanırken OECD ortalaması yüzde 7.1.
-4 milyon 733 bin öğrenci, 30’dan fazla öğrencisi olan şubelerde öğrenim görüyor.
-İlkokul öğrencilerinin yaklaşık yüzde 40’ı ikili eğitimde. Mesleki ve teknik ortaöğretimde öğrenim gören her 2 öğrenciden 1’inin 20 gün veya üzerinde devamsızlığı var.
-Yükseköğretimde net okullaşma oranlarında gerileme yaşanıyor.

]]>
Üç eğitim derneğinden eğitimde gericileşme atağı https://yenidunya.org/genclik/32124/uc-egitim-derneginden-egitimde-gericilesme-atagi/ Thu, 20 Feb 2025 11:33:15 +0000 https://yenidunya.org/?p=32124 Eğitim-İş, Eğitim-Sen ve Hürriyetçi Eğitim Sen’den tepki

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, 2012-2013 eğitim-öğretim yılında uygulamaya konan 4+4+4 eğitim sisteminde değişikliğe gideceği iddiaları sonrası üç eğitim derneği, ”Lise 3 yıl olmalı. 4+4+3 sistemine geçilmeli” önerisini içeren bir rapor hazırladı.
Türkiye’de 2012 yılında başlayan 4+4+4 eğitim sistemiyle ilgili rapor hazırlayan üç eğitim derneği ”Lise 3 yıl olmalı. 4+4+3 sistemine geçilmeli” önerisinde bulundu. Eğitim sendikalarının temsilciler ise ilkokul, ortaokul ve lisede zorunlu eğitim vurgusu yaparken, bu şekilde olası bir eğitim modeli değişikliğinin, çocukları eğitimden koparacağı görüşünde…
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, 2012-2013 eğitim-öğretim yılında uygulamaya konan 4+4+4 eğitim sisteminde değişikliğe gideceği iddiaları yeniden gündemde.
Bu iddia, aralarında Enderun Özgün Eğitimciler Derneği, Maarif Platformu ve Medeniyet Enstitüsü’nün düzenlediği ”Türk Eğitim Sistemi ve Zorunlu Eğitimin Yansımaları”’ konulu çalıştay ile tekrar gündeme gelirken, çalıştay raporunda “12 yıllık zorunlu eğitim dayatması çocukların kabiliyeti, meslek edinmeleri ve yuva kurmaları önünde büyük bir engel” görüşüne yer verildi.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in geçmişte, ”Zorunlu eğitimin çok olduğunu, yakında bunun tartışmaya açılacağını ben de tahmin ediyorum. Bu kadar uzun bir süre standart bir eğitime çocukları tabi tutmak doğru olmayabilir” dediği, Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Ömer Faruk Yelkenci’nin ise katıldığı bir sempozyumda ”4+4+4 eğitim sisteminin son dört yılının yeniden ele alınması gerektiği şüphesiz aşikar” ifadelerini kullandığı eğitim sisteminde, olası değişikliğe eğitim sendikaları nasıl bakıyor?

Kız çocuklarını okuldan uzaklaştırma, ucuz çocuk işçiliği kalıcılaştırma hazırlığı
Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, Eğitim-İş Genel Sekreteri Seher Ergin ve Hürriyetçi Eğitim-Sen Genel Başkanı Levent Kuruoğlu, ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi.
4+4+4 eğitim modelinin tartışılmasının arka planında, karma eğitimin ortadan kaldırılması ve uzaktan eğitim gibi modellerin ortaya konulmasının hedeflendiğini söyleyen Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, çalıştayı düzenleyen 3 kuruma ilişkin, “Bu derneklerin internet sitelerine girildiğinde göreceksiniz, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne gelen eleştiriler, bu dernekler üzerinden yanıtlanmış. Bu modelin de nerelerde pişirildiğini, nelerde planlandığını açıkça ortaya koyuyor” değerlendirmesini yaptı.
”Milli Eğitim Bakanlığı’nın tarikat ve cemaat uzantısı derneklerle protokol yaptığını” kaydeden Irmak, ”Bu yetmiyor, ortaya konulan eğitim programlarını da oralarda pişirerek, toplumun önüne getiriyor. Yapılmaya çalışılan, giderek kız çocuklarının okul ikliminden uzaklaştırılmasını, karma eğitiminden vazgeçilmesi, çevrimiçi eğitim gibi yaklaşımların ortaya konulması” diye konuştu.

”Tartışılacağı yer dini dernekler değil”
4+4+4 eğitim modeline ilişkin kendilerinin de itirazlarının olduğunu ve doğru bulmadıklarını ifade eden Irmak, şöyle konuştu:
”Yeni bir eğitim modelini, eğitimcilerle, akademisyenlerle tartışabiliriz. Ama bakanlık, uzun süreden beri yaptığı gibi elbette ki bunu dini vakıflarla planlamak istiyor. Biz, Eğitim-Sen olarak, zorunlu eğitimin ilkokul öncesine kadar indirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. 4+4+4 eğitim modelinin ortadan kaldırılmasına, ilkokulun yeniden 5 yıla çıkarılması gibi bizim de bu modele dair önerilerimiz var. Kız çocuklarının okullarda kalabilmesinin yollarını planlayacak her türlü mekanizmaların güçlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu tartışmaların bu şekilde açılması, büyük bir talihsizlik olmakla beraber, dünya ile yarışır bir eğitim modelini bakanlık önüne koymuş değil. Çocukların eğitim hakkı, anayasal bir haktır. Zorunlu eğitimin, karma eğitimin ortadan kaldırılmasına yol açabilecek bu tür tartışmaların, hem ülkenin iklimine zarar vereceğini hem Türkiye’nin eğitim yaklaşımının uluslararası alanda çok daha geriye bırakacak bir proje olduğunun farkındayız. Bakanı uyarmakta fayda görüyoruz. Eğitim alanında sorun varsa, bunun tartışılacağı yer birtakım dini dernekler değildir.”

”Zorunlu eğitim anayasada bir hak ve yükümlülük”
4+4+4 eğitim sisteminin, eğitimi parçalı hale getirerek büyük bir kaosa yol açtığını ve yıllar içinde derin yapısal sorunları beraberinde getirdiğini belirten Eğitim-İş Genel Sekreteri Seher Ergin, sendika olarak bu sistemin eğitimi niteliksizleştirdiğini, çocuk işçiliğini teşvik ettiğini ve özellikle kız çocuklarını eğitimden kopardıklarını dile getirdiklerini söyledi.
”AKP iktidarının eğitim sistemine yaptığı müdahaleler, bilinçli bir şekilde ülkemizi çağdaş ve bilimsel eğitim anlayışından uzaklaştırmaya yönelik” diyen Ergin, şöyle konuştu:
”Son olarak Enderun Özgün Eğitimciler Derneği, Maarif Platformu ve Medeniyet Enstitüsü tarafından düzenlenen çalıştayda, 12 yıllık zorunlu eğitimin ‘dayatma’ olarak tanımlanması ve çocukların kabiliyetleri, meslek edinmeleri ve yuva kurmaları önünde engel olarak gösterilmesi, AKP’nin eğitimi tamamen piyasalaştırma ve gericileştirme projesinin bir parçasıdır. Eğitimin temel amacı bireyleri özgürleştirmek ve çağdaş dünyaya hazırlamakken, bu tür yaklaşımlar çocukları erken yaşta emek sömürüsüne açık hale getirme niyetini taşımaktadır. AKP’nin eğitim politikaları, yoksul ve dezavantajlı kesimleri eğitimden uzaklaştırarak eğitim hakkını gasp etmektedir. Zorunlu eğitim kesintisiz ve kamusal bir hak olmalıdır. Zorunlu eğitim anayasada bir hak ve aynı zamanda yükümlülüktür. Ancak AKP iktidarı bu yükümlülüğü bir yük olarak algılamakta; eğitimi özelleştirerek, kesintili hale getirerek, zorunlu eğitimin süresini kısaltarak bu ‘yük’ten kurtulmaya çalışmaktadır. 
Çocukların erken yaşta eğitimden kopmalarına neden olacak gerici düzenlemelere asla geçit verilmemelidir. Eğitimde eşitliği ortadan kaldırılarak, kız çocukları başta olmak üzere geniş bir kesimin eğitim hakkı gasp edilmek istenmektedir. Çocuk işçiliğinin teşvik edilmesine yönelik hiçbir girişim kabul edilemez.”

”İktidar, kendi getirdiği sistemi tekrar tartışmaya açıyor”
4+4+4 eğitim sisteminin, bilim insanları, öğretmenler, sendikalar ve toplumun geniş bir kesiminin itirazlarına rağmen getirildiğini hatırlatan Hürriyetçi Eğitim Sen Genel Başkanı Levent Kuruoğlu, ”Şimdi ise aynı iktidarın, kendi getirdiği sistemi tekrar tartışmaya açtığı görülmektedir. Oysa eğitim sisteminde köklü değişiklikler, ‘Ben yaptım, olacak’ şeklinde tek taraflı bir yaklaşımla düzenlenebilecek konular değildir” dedi.
Eğitim modelinin belirlenmesinde öğrencilerin, velilerin, öğretmenlerin, akademisyenlerin sürece dahil olması gerektiğini hatırlatan Kuruoğlu, olası bir değişiklikle birlikte on binlerce öğretmenin, norm fazlası durumuna düşebileceğine ve bu durumun hem öğretmenlerin mesleki motivasyonunu hem de öğrencilerin eğitim kalitesini olumsuz etkileyebileceğine dikkati çekerek, şunları söyledi:
”Sistem değişikliği öncesinde kapsamlı bilimsel araştırmalar yapılmalı, eğitim bilimleri ve pedagojinin temel ilkeleri gözetilmeli, paydaşların görüşleri alınarak toplumsal bir mutabakat sağlanmalıdır. Ayrıca yeni sistemlerin pilot uygulamalarla test edilmesi, ortaya çıkabilecek aksaklıkların önceden belirlenmesine ve gerekli düzeltmelerin zamanında yapılmasına katkı sunacaktır. Böylelikle eğitim reformları, öğrenci başarısını artırmayı ve öğretmenlerin mesleki gelişimini desteklemeyi amaçlayan, sürdürülebilir ve bilimsel temelli düzenlemelere dönüşebilir. İlkokul ortaokul ve liselerin zorunlu olmasından yanayız. Önceliğimiz okul süreleri değil, eğitimin içeriği, eğitim yöneticilerinin liyakati, öğretmenlerimin gelişimine katkı sağlayacak gerçekçi ve bilimsel eğitimler, fiziki yetersizlikler ve imkansızlıklar olmalıdır.”

]]>
Eğitim-İş meslek nöbeti başlattı https://yenidunya.org/emek-gundemi/30404/egitim-is-meslek-nobeti-baslatti/ Thu, 04 Jul 2024 15:04:49 +0000 https://yenidunya.org/?p=30404 Öğretmenler mesleksizleştirme kanununa karşı meslek nöbeti başlattı

Eğitim-İş, TBMM Milli Eğitim Komisyonu’nda görüşmelerine başlanan “Öğretmenlik Mesleği Kanun Teklifi”ne karşı Milli Egemenlik Parkı’nda nöbet başlattı.
Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, “Eğitim-İş, burada öğretmenler odasını kurmuştur. Dersimiz Cumhuriyettir. Konumuz Atatürk devrimleridir. 12 yıl zorunlu eğitimini tamamlayan, 4 yıl üniversite eğitimini geçen, birçok zorlu eğitimi geçen gençleri kendi istedikleri gibi seçmedikleri için işte buldukları sistemin adı akademi. Ama bu bir akademi değil aslında. Bu AKP’nin kendi memurunu seçme sistemidir” dedi. 

“Öğretmeni mesleksizleştirme kanunu”
Özbay konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bugün Eğitim-İş örgütü olarak öğretmenlik mesleğinin onuruna sahip çıkacağımızı bir kez daha ilan ettiğimiz, ‘Öğretmenlik Meslek Kanunu’ denilen ama aslında öğretmenin mesleksizleştirme kanunu anlamına gelen, öğretmenlik mesleğini bitirme amacı içeren, aslında Türkiye Cumhuriyeti’nde öğretmene verilen önemin tam tersi cumhuriyet öğretmenleri açısından bir kıyımın amaçlandığı sözde bir meslek kanunu, öğretmenin adının olduğu ama fikrinin ve taleplerinin yok sayıldığı bir meslek kanununu kabul etmediğimizi buradan bir kez daha ilan ediyoruz. 

Eğitim-İş meslek nöbeti başlattı

“Öğretmenin, özgür ve iradeli insanlar yetiştirme iradesini gasp etmek istiyorlar”
Öğretmenler odası görmemiş birçok kişinin, hazırladığı ve onayladığı sözde meslek kanunu ile ilgili görüşlerini dinlemek zorunda kaldık. Bize söz geldiğinde Mahmut Özer sözümüzü 5 dakikada bitirmemizi istedi. Teklif, 9 sayfa 39 maddeden oluşuyor. Sizin zamanınızda 3 sayfaydı 1 sayfasını öğretmenlere ayırdınız. Şimdi sanmayın ki 39 maddeye çıkınca öğretmenlere bir hak var yeni bir kazanım var.  Bu 19 sayfanın yarısı disiplin cezaları yarısı Milli Eğitim Akademisi… 
Çeyrek sayfa öğretmene şiddetten bahsediliyor. Değer vermediğin öğretmene şiddeti, yazarak mı engelleyeceksin?
Yusuf Tekin, öğretmenlik mesleğine her sözüyle, her eylemiyle zarar vermektedir. 
Bu siyasi iktidar öğretmene değer vermeyi bırakın, öğretmeni mesleki olarak itibarsızlaştırmıştır; öğretmenin mesleki hakkını yok saymıştır; öğretmenin, özgür ve iradeli insanlar yetiştirme iradesini gasp etmek istemektedir.

“Öğretmene sahip çıkmak geleceğe sahip çıkmaktır”
Bu meslek kanunu, ÇEDES ve benzeri, tarikat ve cemaatlerle yapılan protokolleri uygulatmak, disiplin hükümleri ile öğretmenleri tehdit etmek için yapılıyor. 
Bu Meclis’in artık bir ruhu kalmamıştır. El kaldır indirden öteye geçemeyen vekillerin aldığı maaş, asıl kamuda israftır. Kendi iradesini ortaya koyamayan vekiller var. Genel Kurul’da yalnızca el kaldırıp indirip, kanunu geçireceklerse bu Meclisin ruhu kalmamıştır. 
Bu meslek kanununu imzalayanlar, gelin soralım öğretmenlere, bir tane öğretmen, bunun kazanım olduğunu kabul edecek mi? Eğer gerçekleri duymaya tahammülünüz varsa buyurun Eğitim-İş öğretmenler odasını kurmuştur. Dersimiz cumhuriyet, konumuz Atatürk devrimleri. Öğretmenlerin gerçek sorunlarını duymak isteyen herkesi buraya bekliyoruz. Öğretmene sahip çıkmak geleceğe sahip çıkmaktır. Bizler, kararlılıkla mesleğimizin onuruna sahip çıkmaya, mücadele etmeye devam edeceğiz!”

]]>
Yoksulluk da kuşaktan kuşağa geçiyor https://yenidunya.org/emek-gundemi/29764/yoksulluk-da-kusaktan-kusaga-geciyor/ Fri, 05 Apr 2024 09:46:41 +0000 https://yenidunya.org/?p=29764 TÜİK, ‘‘Dezavantajların Kuşaklararası Aktarımı’’ raporu bu yıl ilk kez yayımlandı. 2023 yılını kapsayan rapor AKP iktidarının ekonomik politikaları nedeniyle yoksulluğun kuşaktan kuşağa aktarılarak nasıl devam ettiğini gösteriyor.
“Dezavantajların Kuşaklararası Aktarımı” adlı özel konulu modül çalışmadan elde edilen sonuçlar, ilk kez haber bülteni olarak yayımlandı. Avrupa Birliği ülkeleri ile aynı dönemde “Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması” ile birlikte uygulanan modül, 25-59 yaş grubunda olan fertlerin durumu ile kendileri 14 yaş civarında iken ebeveynlerinin durumunu karşılaştırmak amacıyla yapıldı.

“Dezavantajların Kuşaklararası Aktarımı” raporundan veriler:
TÜİK verileri yoksulluğun kuşaktan kuşağa aktarılarak sürdüğünü gözler önüne seriyor. Veriler eğitim durumundan, gıda tüketimine, küçük işletmelerde ki çözülüşden, tatil hayaline yokullaşmanın boyutlarını gösteriyor.

Eğitim durumunda gerileme
Kendisi 14 yaş civarında iken annesi yükseköğretim mezunu olan fertlerin, şu anki eğitim seviyesi incelendiğinde, %2,7’sinin lise altı, %13,7’sinin lise ve dengi,  %83,5’inin ise yükseköğretim mezunu olduğu görüldü. Yine 14 yaş civarında iken babası yükseköğretim mezunu olan fertlerin %4,4’ünün lise altı, %16,0’ının lise ve dengi, %79,5’inin ise yükseköğretim mezunu olduğu belirlendi.
Fert 14 yaş civarında iken annesi lise altı eğitim seviyesini bitirenlerin şu anki eğitim durumu incelendiğinde %56,3’ünün lise altı, %21,9’unun lise ve dengi, %21,9’unun ise yükseköğretim mezunu olduğu görüldü. Fertler 14 yaş civarında iken babası lise altı eğitim seviyesini bitirenlerin ise %60,0’ının lise altı, %21,5’inin lise ve dengi, %18,4’ünün ise yükseköğretim mezunu olduğu tahmin edildi.

Yoksulluk da kuşaktan kuşağa geçiyor

Küçük işletmeler çözülüyor
Fertler 14 yaş civarında iken babası işveren veya kendi hesabına çalışanların %39,2’si şu an ücretli, maaşlı veya yevmiyeli, %14,5’i işveren veya kendi hesabına, %5,6’sı ücretsiz aile işçisi olarak çalışırken bu fertlerin %40,6’sının ise iktisaden faal olmadığı görüldü.

Zenginlik de aktarılıyor
Kendisi 14 yaş civarında iken ailesinin maddi durumunu “çok kötü” olarak belirtenlerin %16,5’i şu an en yüksek yüzde 20’lik gelir grubunda yer alırken, %25,5’i ise en düşük grupta yer aldı.
Kendisi 14 yaş civarında iken ailesinin maddi durumunu “çok iyi” olarak belirtenlerin %40,6’sı şu an en yüksek gelir grubunda iken %7,6’sı ise en düşük grupta oldu.

Yoksulluk da kuşaktan kuşağa geçiyor

Barınma sorunu artıyor
Görüşülen fertler 14 yaş ve civarında iken ailesi “ev sahibi” olanların, %57,7’sinin şu an oturduğu konutta mülkiyet durumu “ev sahibi”, %26,3’ünün ise “kiracı” olduğu tahmin edildi.
Kişi 14 yaş civarında iken mülkiyet durumu “kiracı” olanların, %40,0’ı şu an oturduğu konutun sahibi iken %47,7’sinin ise kirada oturduğu görüldü.

Yoksulluk da kuşaktan kuşağa geçiyor

Tatil artık hayal bile değil
Fertler 14 yaş civarında iken, tüm ailesiyle bir haftalık tatil masrafını karşılayabilen hanelerde yaşayanların %59,6’sının şu anki hanesi ile bir haftalık tatil masrafını karşılayabildiği, maddi yetersizlik nedeniyle tatil masrafını karşılayamayan hanelerde yaşayanların ise %69,1’inin şu anki hanesi ile de bu masrafı karşılayamadığı görüldü.

Yoksulluk da kuşaktan kuşağa geçiyor

Gıdaya erişim düşüyor
Kendisi 14 yaş civarında iken hanesinde yaşayan bütün çocukların günde en az bir kere et, tavuk ya da balık içeren yemek masrafını karşılayabilen fertlerin %72,4’ünün şu an hanesinde iki günde bir bu yemek masrafını karşılayabildiği, %27,6’sının ise karşılayamadığı belirlendi.

]]>
Eğitimde ‘abiler ve ablalar’ işbaşında! https://yenidunya.org/genclik/28899/egitimde-abiler-ve-ablalar-isbasinda/ Fri, 26 Jan 2024 09:36:45 +0000 https://yenidunya.org/?p=28899 ÇEDES Projesi’yle okullara giren Diyanet el yükseltti

Diyanet İşleri Başkanlığı, 10 ilde 3. ve 4. sınıf öğrencilerine cami ve gençlik merkezlerinde “değerler eğitimi” dersi verecek. Eğiticiler “gönüllü abiler ve ablalardan” oluşacak. Eğitimciler, “FETÖ’den anımsadığımız ‘abi-abla’ modeli, resmileşiyor” tepkisini gösterdi.
Eğitimde uzun süredir ÇEDES kapsamında “manevi danışman” sıfatıyla din görevlilerinin okullarda faaliyet göstermesi tartışılırken Diyanet’ten tepki çeken bir proje daha geldi.

Seçilmiş ‘abi-abla’ları kim seçecek?
Cumhuriyet’ten Aytunç Ürkmez’in haberine göre, Diyanet, önceki gün “Genç Gönüllüler, Çocuk Gönüllülerle Buluşuyor” adında yeni bir “değerler eğitimi” projesi açıkladı. “Çocukların Kuran’a ve sünnete uygun olarak yetiştirilmesi” amacıyla geliştirilen proje kapsamında; ilkokul 3. ve 4. sınıf öğrencileri Diyanet gençlik merkezleri ve camilerde din görevlileri ve manevi danışmanlar gözetiminde birtakım faaliyetler yürütülecek.
Bunun yanı sıra lise ve üniversite öğrencilerinden seçilecek “Diyanet Genç Gönüllüleri” ev ödevlerinde ilkokul öğrencilerine rehberlik edecek. Diyanet’in MEB’e bağlı okullarda öğrenim gören çocukları proje kapsamına alırken  bakanlıkla protokol imzalamaması ise dikkat çekti. Eğitimciler söz konusu projeye tepki gösterdi. 

Milli eğitim, dini eğitime dönüştürülüyor
Eğitim-İş Genel Başkanı KADEM Özbay, “Diyanet, FETÖ’nün yöntemlerini tekrardan uygulamaya koyarak adeta onun izini takip ediyor. Bu projeyle FETÖ’den anımsadığımız ‘abi-abla’ modeli, Diyanet, aracılığıyla resmiyete dökülmeye çalışılıyor. MEB görevini yapmayarak Diyanet’e ve tarikatlara alan açıyor. Böylece milli eğitim, dini eğitime dönüştürülüyor” dedi.

‘Abi-abla’ modelinin sonuçlarını yaşadık
Eğitimci Özgür Bozdoğan ise “Bu ÇEDES’i de aşan ileri bir adım. Diyanet MEB’in yerini mi alacak? Bunun yanı sıra ‘Genç Gönüllülerin’ nasıl seçileceği de belirsiz. Çocuklar bu kişilere nasıl emanet edilecek? Bu ‘abi-abla’ modelinin geçmişte nasıl işlediğini ve sonuçlarını da acı bir şekilde deneyimledik. Bu kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

]]>
Eğitim harcamaları 2022 yılında yüzde 69,3 arttı https://yenidunya.org/genclik/28354/egitim-harcamalari-2022-yilinda-yuzde-693-artti/ Thu, 07 Dec 2023 11:03:17 +0000 https://yenidunya.org/?p=28354 Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2022 yılına ilişkin eğitim harcamaları istatistiklerini açıkladı.
TÜİK’e göre, eğitim harcamaları 2022 yılında 2021 yılına göre %69,3 artarak 587 milyar 438 milyon TL oldu. 2022 yılında bir önceki yıla göre eğitim harcamalarının en fazla arttığı eğitim düzeyleri; %113,8 ile okul öncesi ve %74,1 ile yükseköğretim oldu.

GSYH içindeki payı düştü
Eğitim harcamalarının gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) içindeki payı 2021 yılında %4,8 iken, 2022 yılında %3,9 oldu. Devlet eğitim harcamalarının GSYH içindeki payı ise 2021 yılında %3,5 iken, 2022 yılında %3,1 oldu.
Eğitim harcamaları 2021’de 344 milyar 341 milyon TL 587 milyar 438 milyon lira olarak gerçekleşti.
2022’de harcamaların en çok arttığı eğitim düzeyleri yüzde 113,8’le okul öncesi ve yüzde 74,1’le yükseköğretim oldu.

En fazla yükseköğretime harcama yapıldı
TÜİK’e göre; 2022 yılında yapılan eğitim harcamalarının yüzde 79,1’i devlet tarafından finanse edildi.
Devlet eğitim kurumlarınca gerçekleştirilen harcamaların yüzde 35,1’i yükseköğretime, yüzde 21,7’si ortaöğretime yönelik oldu.
Türkiye’de eğitim harcamalarının gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYİH) oranı 2021 yılında yüzde 4,8 iken, 2022’de yüzde 3,9’a geriledi.
Devlet eğitim harcamasının GSYİH içindeki payı ise 2021’de yüzde 3,5 iken, geçen yıl yüzde 3,1 düzeyinde gerçekleşti.
Eğitim harcamaları hizmet sunucularına göre değerlendirildiğinde; devlet eğitim kurumlarınca yapılan harcamaların %35,1’ini yükseköğretim, %21,7’sini ortaöğretim oluşturdu.
Eğitim harcamaları içerisinde hanehalklarının yaptığı harcamaların payı ise %10 oldu.
Özel eğitim kurumlarınca yapılan harcamaların, %44,6’sı yükseköğretime, %31,0’ı ortaöğretime yapıldı.

Eğitim harcamaları 2022 yılında yüzde 69,3 arttı

Öğrenci başına eğitim harcaması
Öğrenci başına yapılan eğitim harcaması 2021 yılında 15 bin 622 TL iken, 2022 yılında yüzde 60,9 artarak 25 bin 143 TL olarak gerçekleşti. Eğitim düzeylerine göre değerlendirildiğinde, 2022 yılında yüzde 74,4’le okul öncesi olurken, bunu yüzde 67,7’yle yükseköğretim takip etti. Öğrenci başına harcamanın en yüksek olduğu eğitim düzeyi 50 bin 236 TL ile yükseköğretim oldu.

Eğitim harcamaları 2022 yılında yüzde 69,3 arttı
]]>
Kovid-19 salgını eğitimi olumsuz etkiledi https://yenidunya.org/genclik/28322/kovid-19-salgini-egitimi-olumsuz-etkiledi/ Tue, 05 Dec 2023 13:40:11 +0000 https://yenidunya.org/?p=28322 PISA’nın açıkladığı 2022 raporuna göre, Türkiye eğitimde 81 ülke arasında 39’uncu, 37 OECD ülkesi arasında ise 32’nci sırada yer aldı.
OECD, 37 üye ülke ve 44 ortak ülke kapsamında düzenlenen PISA testine ilişkin sonuç raporunu yayımladı. Söz konusu sonuçlar, Covid-19 salgınında dünya genelinde eğitimde bir gerileme olduğunu ortaya koydu.
PISA 2022 uygulaması 37’si OECD üyesi olmak üzere toplam 81 ülkenin katılımıyla gerçekleştirildi. Temel olarak öğrencilerin matematik okuryazarlığı, fen okuryazarlığı ve okuma becerileri alanlarındaki becerilerini değerlendiren PISA’nın 2022 araştırmasında ağırlıklı alan olarak matematik okuryazarlığı belirlendi.
Genellikle her 3 yılda bir yapılan söz konusu test, salgın nedeniyle gecikerek, 2022’de 15 yaş grubuna uygulanmıştı.

Matematikte düşüş
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından düzenlenen Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA), Covid-19 salgını döneminde, dünya genelinde matematik ve okuma alanında gerileme olduğunu gösterdi.
Rapora göre, Almanya, Hollanda ve İzlanda’da, 2018’te yapılan teste kıyasla, matematikte yaklaşık 25 puanlık bir düşüş görülürken, dünya genelinde ise 15 puanlık bir düşüş kaydedildi.
Matematik alanında 69 puanla en büyük düşüşü gösteren Arnavutluk’u, 39 puanla Ürdün’ün takip etti.
Okuma konusunda ise dünya genelinde ortalama 10 puanlık düşüş görüldü.

Türkiye ne durumda?
Türkiye’nin 2003 yılından beri katıldığı PISA araştırmasının 2022 raporuna göre katılımcı 81 ülkenin matematik alanındaki ortalama puanı 438, 37 OECD ülkesinin ortalama puanı 472 olurken Türkiye’nin matematik alanındaki ortalama puanı 453 olarak ölçüldü.
Türkiye bu puanla Yunanistan, Şili, Meksika, Kosta Rika ve Kolombiya olmak üzere beş OECD ülkesinin de olduğu toplam 42 ülkeden daha yüksek performans gösterdi.
Türkiye fen alanında 81 ülke arasında 34’üncü, OECD ülkeleri arasında 29’uncu sırada yer alırken okuma becerileri alanında ise sırasıyla 36’ncı ve 30’uncu oldu.
PISA sonuçlarına göre Türkiye’de matematik alanında öğrencilerin yüzde 61,3’ü, fen alanında yüzde 75,3’ü ve okuma becerileri alanında yüzde 70,7’si asgari performans düzeyine ulaştı. 
Üst performans düzeyindeki öğrenci oranları ise matematik alanında yüzde 5,4, fen alanında yüzde 4, okuma becerileri alanında yüzde 1,9 oldu.
Araştırmada Türkiye’de yaklaşık her on öğrenciden üçü okulda kendini yalnız, dışlanmış gibi ve okula ait değilmiş gibi hissettiğini bildirdiği tespit edildi. 
Her on öğrenciden yedisi ise kendini okula ait hissettiğini, diğer öğrenciler tarafından sevildiğini ve diğer öğrencilerle kolaylıkla arkadaşlık kurduğunu bildirdi.

PISA testi nedir?
OECD tarafından 2000’den bu yana uygulanan test, 15 yaşındaki öğrencilerin matematik, okuma ve fen alanlarındaki becerilerini ölçüyor.

]]>