Eğitim-İş – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Thu, 27 Nov 2025 15:35:32 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.5 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png Eğitim-İş – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 Kadem Özbay: 612 bin çocuk okul dışında, MESEM çocuk işçiliği yaratıyor https://yenidunya.org/genclik/33383/kadem-ozbay-612-bin-cocuk-okul-disinda-mesem-cocuk-isciligi-yaratiyor/ Thu, 27 Nov 2025 15:35:31 +0000 https://yenidunya.org/?p=33383 Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Mardin ziyaretini takip eden gazetecilere açıklamalarda bulundu. Tekin, 2019 yılından bu yana eğitim dönemi içerisinde iki defa uygulanan birer haftalık ara tatilin kaldırılacağı sinyalini verdi.

Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, Radyo Sputnik’te yayınlanan Yazı-Yorum programında Fethi Yılmaz’ın konuğu oldu.

Kadem Özbay, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in ara tatillerle ilgili açıklamasını ve son 23 yılda eğitim sisteminde yapılan değişiklikleri değerlendirdi.
Milli Eğitim Bakanı Tekin’in, çalışan anne-babaların zorlandığı ve öğrencilerin okula adaptasyonunda sorun yaşandığı gerekçesiyle ara tatillerin kaldırılmasının değerlendirileceğini söylemesini hatırlatan Özbay, “Aynı konuda aynı gerekçeleri ortaya koyup taban tabana zıt uygulamaları hayata geçiren ve buna da reform diyen bir anlayışla karşı karşıyayız” dedi.

Özbay, 2019’da dönemin bakanı Ziya Selçuk tarafından getirilen ara tatillerin o zaman “dünya örnekleriyle” savunulduğunu, bugün ise tersinin savunulduğunu belirterek, “Kendi yaptığının tam tersini yine aynı gerekçelerle savunan ve eğitimi adeta reform çöplüğüne dönüştüren bir anlayış var” ifadelerini kullandı.

Son 23 yılda 9 Milli Eğitim Bakanı değiştiğini hatırlatan Özbay, şunları söyledi:
Sürekli değişen bir görünüm var ama değişmeyen bir amaç var. Özel okulların sayısının arttığı, eğitimin tamamen velilerin cüzdanına bağlı hale geldiği, okul ortamlarında protokollerle tarikat ve cemaatlerin cirit attığı, müfredattan bilimin eksiltildiği, tarih ve cumhuriyet bilincinin azaltıldığı bir tabloyla karşı karşıyayız. AK Parti’nin başta eğitimle ilgili bir ehliyetinin olmadığının en net kanıtı, kendi yaptığı düzenlemeyi iki-üç yıl sonra kötüleyip tam tersini yine reform diye sunmasıdır. Artık başladığı sistemle bitirebilen bir öğrenci profili yok, ortada bir sistemden değil sistemsizlikten söz edebiliyoruz. Bunun bedelini öğrenciler, öğretmenler ve veliler ödüyor.

‘Bakanlık bütçesinin yüzde 83’ü zorunlu gider, personel gideri’
Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinin önemli kısmının personel giderine gittiğini hatırlatan Özbay, şunları aktardı:
Bakanlık bütçesinin yüzde 83’ü zorunlu gider, personel gideri. Öğretmen bu bütçeyle bile yoksulluk sınırının altında maaşla çalışıyor. Yatırım bütçesi tek haneli rakamlarda, derslik, okul, yemek gibi temel ihtiyaçları karşılamaktan uzak. 2019 yılından itibaren ikili eğitim olmayacağı söylendi. Şu an milyonlarca çocuk ikili eğitimde. Bir okul binasında dört ayrı okul tabelası görüyoruz, deprem bölgesinde hâlâ konteynerlerde eğitim devam ediyor.

Eğitimde okullaşma ve devamsızlık sorunlarına da dikkat çeken Özbay, şöyle konuştu:
En son veriye göre 612 bin 814 çocuk okul dışında. Yabancı uyruklu çocuklarla beraber bu sayının bir milyona yaklaştığını görüyoruz. Meslek liselerinde her iki öğrenciden biri, imam hatiplerde her üç öğrenciden biri 20 günün üzerinde okula gitmiyor. Açık lise ve MESEM ile birlikte yüz binlerce çocuk fiilen eğitimden kopmuş durumda.

Kadem Özbay: 612 bin çocuk okul dışında, MESEM çocuk işçiliği yaratıyor

MESEM (Mesleki Eğitim Merkezi) uygulamasının bir “mesleki eğitim modeli” değil, doğrudan “çocuk işçiliği” anlamına geldiğini vurgulayan Özbay, şunları söyledi:
MESEM bir mesleki eğitim modeli olamaz, zaten olmadığını da görüyoruz. Ortaokul çağındaki çocukları haftada bir gün göstermelik okul, beş gün işyerinde çalıştıran bir düzen bu. Bir gün okulda iki saat din kültürü, iki saat Türkçe ile altı saatlik bir kayıt tutuluyor, gerisi işçilik. Milli Eğitim Bakanlığı çocuk işçi bulma kurumuna dönüşmüş durumda. Okullarda bir öğün yemek için kaynak yok deniyor ama işletmeler için teşvik var. Hem çocuğu işçi olarak işletmeye gönderiyorlar hem de devletin kaynağını oraya aktarıyorlar. Bu sistemde 16 çocuğu kaybettik. Bir akademik çalışmada 600 çocuk üzerinden yapılan araştırmada 387’sinin MESEM’de çalışırken küçük ya da büyük yaralanmaya maruz kaldığı görülüyor. Psikolojik travmalar henüz tam anlamıyla tespit bile edilemiyor.

‘Eğitim, belli çevrelerin ve parası olanların erişebildiği bir ayrıcalık haline getirildi’
Eğitim-İş’in ve diğer eğitim bileşenlerinin karar süreçlerinin dışında bırakıldığını belirten Özbay, kendi görev süresi boyunca Milli Eğitim Bakanlığı’ndan hiçbir düzenleme için görüş talebi gelmediğini söyledi:

Türkiye’nin en büyük eğitim örgütlerinden birinin genel başkanıyım. Müfredat değişikliği, Öğretmenlik Meslek Kanunu gibi doğrudan öğretmenleri ilgilendiren süreçlerde bile bizimle tek bir görüş alışverişi yapılmadı. Her seferinde ‘ben yaptım oldu’ anlayışıyla hareket ediliyor. Karma eğitim, lise süresinin kısaltılması, müfredat değişiklikleri gibi başlıklarda önce bu yapılar açıklama yapıyor, ardından bakan çıkıp ‘kamuoyundan gelen talepler’ diyerek bu kararları meşrulaştırmaya çalışıyor.

Okulların, sosyal eşitlik ve güven duygusunun inşa edildiği yerler olması gerektiğini vurgulayan Özbay, gelinen noktayı şöyle özetledi:
Okullar, bir ülkede yaşayan insanlara devletin sosyal anlamda eşitlik ve güven duygusunu vereceği ilk kurumlardır. Şu anda ise eşitsizliğin ve güvensizliğin en çok hissedildiği yerler haline gelmiş durumda. Eğitim, tüm çocuklar için bir hak olarak değil, belli çevrelerin ve parası olanların erişebildiği bir ayrıcalık haline getirildi.

]]>
Eğitim-İş: Eğitim haktır, pazarlık konusu yapılamaz! https://yenidunya.org/genclik/33154/egitim-is-egitim-haktir-pazarlik-konusu-yapilamaz/ Wed, 01 Oct 2025 10:27:36 +0000 https://yenidunya.org/?p=33154 Çocukların eğitim süresi azalıyor, çocuk işçiliği patlıyor!

Eğitim-İş, çocuk işçiliği araştırmasını açıkladı.
Araştırmada, çocukların eğitim sürecinin her yıl azaldığı vurgulanırken, “…ya hiç okula gitmiyor, ya da okulda kalacak kadar korunamıyor.” denildi.

Çocuk işçiliği patladı
TÜİK ve MEB verileri, Türkiye’de eğitimin çöküşünü tüm çıplaklığıyla ortaya koymaktadır. Muhtemel Eğitim Süresi (MES) – yani okula başlayan bir çocuğun mevcut okullaşma oranları sabit kalırsa eğitimde geçirmesi beklenen süre – 2022 yılında 18,2 yıl iken, 2023’te 17,9’a, 2024’te ise 17,2 yıla gerilemiştir. Daha çarpıcı olan, zorunlu eğitim için hesaplanan MES’in 2024’te 11,9 yıla düşerek 12 yıllık zorunlu eğitimin bile altına gerilemesidir.

Eğitim-İş: Eğitim haktır, pazarlık konusu yapılamaz!

•2022-2023 döneminde 442 bin, 2023-2024 döneminde 612 bin çocuk zorunlu eğitim dışında kalmıştır.
•Çocuk işçi sayısı 2022’de 619 bin, 2023’te 759 bin, 2024’te ise 869 bine yükselmiştir.
MES, çocukların gerçekten mezun olup olmadığını ya da nitelikli öğrenim görüp görmediğini ölçmez; yalnızca kayıtlı kalma süresini tahmin eder. Daha yüksek sayılar bazen eğitim sisteminin daha uzun sürmesinden, bazen de öğrencilerin sınıf tekrarına zorlanmasından kaynaklanabilir. Yani “uzun eğitim süresi” tek başına başarı değil; tersine, tekrarlar ve okulda kalma sorunlarıyla da ilgili olabilir.

Türkiye’de bu göstergenin düşüşü, yalnızca okul dışında kalan çocukların arttığını değil, aynı zamanda çocuk işçiliğinin patladığını da kanıtlıyor. Kısacası, çocuklar ya hiç okula gitmiyor, ya da okulda kalacak kadar korunamıyor.

Çocukların geleceği gasp ediliyor
Artan yoksulluk, derinleşen ekonomik kriz ve iktidarın yanlış politikaları nedeniyle çocuklar eğitimden koparılıyor. Zorunlu eğitim kâğıt üzerinde varlığını sürdürürken, gerçekte çocuklar ucuz işgücü pazarına mahkûm ediliyor. Böylece en temel hakları olan eğitim ellerinden alınıyor.

Bu tablo, “eğitimde yol alıyoruz” masalının çöktüğünü gösteriyor. TÜİK ve MEB verileri, iktidarın kendi resmi istatistikleriyle bile yalanlandığını ortaya koyuyor. Tarikat protokolleriyle gericileştirilen, rant uğruna kamusal niteliği zayıflatılan eğitim sistemi, çocukları okulsuz ve geleceksiz bırakmaktadır.

Her yıl daha fazla çocuğun eğitim dışında kalması yalnızca bir eğitim sorunu değil; aynı zamanda çocuk hakları ihlali ve toplumsal bir yaradır.

Biz bu tabloyu asla normalleştirmeyeceğiz.
•Çocukların yeniden okula dönmesi,
•Çocuk işçiliğinin engellenmesi,
•Eşit, laik ve kamusal eğitimin güçlendirilmesi için mücadelemizi sürdüreceğiz.

Eğitim haktır, pazarlık konusu yapılamaz!

]]>
Eğitim haktır, çocuk işçiliği suçtur! https://yenidunya.org/emek-gundemi/32762/egitim-haktir-cocuk-isciligi-suctur/ Thu, 12 Jun 2025 10:35:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=32762 Eğitim-İş Merkez Yönetim Kurulu, 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü nedeniyle “Eğitim haktır, çocuk işçiliği suçtur!” başlıklı yazılı bir açıklama yaptı.
Eğitim-İş, açıklamasında, “MESEM’ler (Mesleki Eğitim Merkezleri), çocuk işçiliğini devlet eliyle meşrulaştıran, kamu kaynaklarını sermayeye aktaran bir sömürü aracına dönüşmüştür.” denildi.

Eğitim haktır, çocuk işçiliği suçtur!
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), 2002 yılında 12 Haziran’ı “Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü” olarak ilan etmiştir. Bu gün, dünya genelinde milyonlarca çocuğun tehlikeli ve insanlık dışı koşullarda çalıştırılmasına karşı toplumsal duyarlılığı artırmak amacıyla her yıl çeşitli etkinliklerle anılmaktadır.
Anayasanın 41. maddesi, “Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır” derken; 50. maddesi de “Kimse, yaşına, cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamaz” diyerek çocukların istismardan korunmasını güvence altına almaktadır.
Ne var ki bugün, çocuklarımız ideolojik ve ekonomik çıkarlar uğruna sistematik olarak sömürülmektedir. AKP iktidarı, tarikat ve cemaatlerle iş birliği içinde çocukları karanlığa mahkum ederken, sermaye ile kurduğu çıkar ilişkileri sayesinde çocuk emeğini ucuz iş gücü olarak kullanmanın yolunu açmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı, eğitim politikalarını çocukların ve ülkenin yararına değil, sermayenin talepleri doğrultusunda şekillendirmekte; sermayenin ucuz iş gücü ihtiyacını karşılamak adına zorunlu eğitimin süresini dahi tartışmaya açmaktadır. Bu yönelim, çocukların eğitim hakkını gasp eden uygulamaların önünü açmakta; yoksulluğu derinleştirerek eğitimde eşitsizliği büyütmekte ve yoksul halk kesimlerini nesilden nesile işçiliğe mahkum etmektedir.

“MESEM çocuk sömürüsüdür”
MESEM’ler (Mesleki Eğitim Merkezleri), çocuk işçiliğini devlet eliyle meşrulaştıran, kamu kaynaklarını sermayeye aktaran bir sömürü aracına dönüşmüştür.
Uygulamanın başladığı günden bu yana, çocuklar örgün eğitimden koparılmakta ve MESEM çatısı altında işyerlerinde adeta kölelik koşullarında çalıştırılmaktadır. Bu sistem, çocukların eğitim hakkını, sağlığını ve güvenliğini hiçe sayarak yalnızca iş dünyasına ucuz iş gücü sağlamaya hizmet etmektedir.
MEB’in kendi verilerine göre bugün 505 bin çocuk MESEM kapsamında çalışmaktadır. Bu çocuklardan bugüne kadar 14’ü hayatını kaybetmiş, yüzlercesi yaralanmıştır. Bu tablo, çocuk emeğinin sistematik sömürüsü karşısında devletin nasıl sorumluluktan kaçtığını gözler önüne sermektedir. Okulda olması gereken çocukları işverenlere teslim eden MEB, adeta “çocuk işçi bulma kurumu”na dönüşmüştür. Bir yandan çocuklara bir öğün yemek dahi çok görülürken, diğer yandan kamu kaynakları çocukların değil, patronların çıkarları doğrultusunda kullanılmaktadır.
Bugün okul çağında olmasına rağmen 1 milyon 584 bin çocuk eğitim dışındadır. Sokakta, tarlada, atölyede, fabrikada çalışmak zorunda kalan; istismarın, şiddetin, erken yaşta evliliğin kurbanı olan milyonlarca çocuk gerçeğiyle karşı karşıyayız. TÜİK’in verilerine göre kayıtlı toplam çocuk işçi sayısı 2023 yılında 759 bin iken 2024 yılında 869 bine yükseldi. MESEM’e kayıtlı çocuklar, TÜİK’in açıkladığı kayıtlı çocuk işçiler ve kayıt dışı çalıştırılan çocuklar da dikkate alındığında çocuk işçi sayısı en az 2 milyondur.
Oysa her çocuk; ayrım gözetmeksizin, sağlıklı ve güvenli ortamlarda, eşit, parasız, bilimsel ve laik bir eğitim alma hakkına sahiptir. MESEM gibi projeler, bu hakkı ortadan kaldırmakta; eğitim yerine emeğin sömürüsünü, çocuk yerine sermayeyi koruyan bir sistem inşa etmektedir.

Çocuk sömürüsüne sessiz kalmayacağız!
Bu karanlık tablo karşısında taleplerimiz nettir:
-MESEM uygulaması derhal sonlandırılmalı, çocukların eğitim hakkını ve güvenliğini esas alan politikalar hayata geçirilmelidir.
-Çocuk işçiliğine karşı etkili, bağımsız ve düzenli denetimler yapılmalıdır.
-İhmali ve sorumluluğu bulunan kamu görevlileri ve işverenler yargı önüne çıkarılmalıdır.
-Çocukların sadece okullarda, güvenli ortamlarda gelişimini destekleyen, kamusal eğitimi temel alan sosyal politikalar öncelik haline getirilmelidir.
-Milli Eğitim Bakanlığı’nın görevi, çocukları patronların insafına terk etmek değil; onların geleceğini, güvenliğini ve eğitim hakkını korumaktır.
-Çocuk işçiliğine karşı durmak, çocuklarımızın ve ülkemizin geleceği için verilmesi gereken en temel mücadeledir. Halkın vergileriyle oluşan bütçeyi sermayeye aktarmak yerine, o kaynak eğitimin kamusal niteliğini güçlendirmek için kullanılmalıdır.
Çocuklarımızı sömüren bu düzene sessiz kalmayacağız.

]]>
Eğitim-İş’ten, MEB’e MESEM tepkisi https://yenidunya.org/emek-gundemi/32607/egitim-isten-mebe-mesem-tepkisi/ Thu, 08 May 2025 07:17:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=32607 Eğitim-İş, Milli Eğitim Bakanlığının, Maarif Platformu, Enderun Özgün Eğitimciler Derneği ve İstanbul Medeniyet Enstitüsü gibi gerici yapıların hazırladığı çalıştay raporlarına dayanarak başlattığı zorunlu eğitim tartışmalarına tepki gösterdi.
Eğitim-İş açıklamasında, ‘Okumasınlar, evlensinler, çalışsınlar’ anlayışının kurumsallaşmasına hizmet etmektedir.
Söz konusu modeller, özellikle sosyoekonomik olarak dezavantajlı kesimlerden gelen öğrencilerin eğitim sisteminden hızla kopmasına ve erken yaşta iş gücü piyasasına itilmesine yol açacaktır. “Diplomasını alsın, işine baksın” yaklaşımı; bilimsel eğitim ve eşitlik ilkelerinin altını oymakta, eğitim hakkını imtiyazlı bir kesimin tekelinde ayrıcalığa dönüştürmektedir.
Bu dönüşümün merkezinde, AKP’nin sermaye sınıfına sunduğu en kirli hediyelerden biri olan MESEM cehennemi yer almaktadır.” denildi.

MEB’İN “Okumasınlar, çalışsınlar” planına geçit vermeyeceğiz! 
AKP iktidarı döneminde Türkiye’nin eğitim sistemi, laik ve kamusal olmaktan uzaklaştırılarak iki temel eksende dönüştürülmüştür: Dinselleştirme ve piyasalaştırma. Bugün gündeme gelen “3+1”, “2+2” ve “yaş temelli” eğitim modelleri, bu uzun soluklu dönüşümün yeni adımlarıdır.
Milli Eğitim Bakanlığı, Maarif Platformu, Enderun Özgün Eğitimciler Derneği ve İstanbul Medeniyet Enstitüsü gibi gerici yapıların hazırladığı çalıştay raporları doğrultusunda 12 yıllık zorunlu eğitimi tartışmaya açmıştır. Eğitimde reform değil, gerileme anlamına gelen bu modeller; ‘Okumasınlar, evlensinler, çalışsınlar’ anlayışının kurumsallaşmasına hizmet etmektedir.
Söz konusu modeller, özellikle sosyoekonomik olarak dezavantajlı kesimlerden gelen öğrencilerin eğitim sisteminden hızla kopmasına ve erken yaşta iş gücü piyasasına itilmesine yol açacaktır. “Diplomasını alsın, işine baksın” yaklaşımı; bilimsel eğitim ve eşitlik ilkelerinin altını oymakta, eğitim hakkını imtiyazlı bir kesimin tekelinde ayrıcalığa dönüştürmektedir.
Bu dönüşümün merkezinde, AKP’nin sermaye sınıfına sunduğu en kirli hediyelerden biri olan MESEM cehennemi yer almaktadır. Patronların “çocuk işçi” taleplerini karşılamak adına oluşturulan bu yapı, bugün lise öğrencilerinin sömürüldüğü bir düzen halini almıştır. Eğitim sisteminde yapılan her yeni düzenleme, bu sömürü düzenini daha da yaygınlaştırmak için sermayenin ihtiyaçlarına göre şekillendirilmektedir.
MEB’in masasında yer alan modeller açıkça göstermektedir ki, amaç çocuklara nitelikli eğitim sunmak değil; onları erken yaşta itaatkar, sorgulamayan, ucuz ve esnek bir iş gücü olarak piyasanın emrine sunmaktır. Laik ve bilimsel eğitim, bilinçli olarak tasfiye edilmekte; yerini dini referanslarla donatılmış, özel sektöre ve cemaatlere teslim edilmiş bir eğitim yapısı almaktadır.
Bu düzenlemeler sadece çocuk işçiliğini artırmakla kalmayacak, aynı zamanda kız çocuklarının eğitimden erken koparak çocuk yaşta evliliğe sürüklenmesi gibi toplumsal sorunları da derinleştirecektir. Bilimsel, laik ve kamusal eğitim yerini; sömürüye, gericiliğe ve piyasacı dayatmalara bırakmaktadır.
Eğitimi hak olmaktan çıkarıp maliyet-fayda hesabına indirgemek, bu ülkenin gençliğini geleceksizliğe mahkum etmektir. Eğitim, patronların kar hırsının tatmin aracı değil; toplumun kalkınmasının, bireyin özgürleşmesinin temelidir.
AKP iktidarı, eğitimde yaptığı bu dönüşümlerle açıkça gençliğe tuzak kurmakta; onları ya cemaat yurtlarına ya da holding atölyelerine mahkum etmektedir. Eğitim-İş olarak bu karanlık dayatmalara karşı laik, kamusal ve bilimsel eğitim mücadelemizi sürdüreceğiz.

]]>
Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Ankara Tandoğan’da tamamlandı https://yenidunya.org/emek-gundemi/32231/egitim-is-cumhuriyet-ve-emek-yuruyusu-ankara-tandoganda-tamamlandi/ Sun, 02 Mar 2025 16:35:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=32231 Eğitim-İş’in, 1 Şubat’ta ”Atatürk devrimleri, emeğin onuru, laik eğitim ve aydınlık bir gelecek için” sloganıyla Birinci Meclis önünden başlattığı ”Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü”, Ankara Tandoğan Meydanı’nda gerçekleştirilen “Cumhuriyet ve Emek Mitingi” ile sona erdi.
Cumhuriyet ve Emek Mitingi, Tekirdağ’dan Polatlı’ya yürüyen eğitim emekçileri kortejinin Tandoğan Meydanı’na girmesi ile başladı. Binlerce yurttaşın doldurduğu alanda coşkulu bir şekilde karşılanan eğitimciler, “Silahımız kalemimiz, karanlığı yeneceğiz” sloganı atarak kalemlerini kaldırdı.
Eğitim-İş Genel Başkanımız Kadem Özbay, mitingde yaptığı açıklamada, “Eşitliğin olmadığı yerde de cumhuriyet yoktur. O nedenle burada, Tandoğan Meydanı’nda, Cumhuriyet’in sevdalıları, emeğin savunucuları olarak haykırıyoruz. Biz eğitimde ve ülkede eşitlik ve adalet istiyoruz. İşitsinler diye hep birlikte haykıralım. Eşitlik, adalet istiyoruz. AKP iktidarının emekçiyi yoksullaştıran, halkı fakirleştiren, eğitimi gericileştiren politikalarına karşı susmayacağız” dedi.
Mitinge, Birleşik Kamu-İş üye ve yöneticileri, Toplumcu Kurtuluş Partisi (1920 TKP), HKP, 2021 Tüm Emekliler Sendikası ile demokratik kitle örgütleri ve siyasi partiler destek verdi.

Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Ankara Tandoğan’da tamamlandı

“Biz var olmak için cumhuriyetçi köklerinden beslenen bir nesiliz”
Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay mitingde yaptığı konuşmaya yürüyüş boyunca gittikleri illeri ve orada verilen mesajları anlatarak yaptığı konuşmada şunları dile getirdi:
Sıktığı ele, kucakladığı dosta, dokunduğu omuza, gülümsediği yüze, baktığı göze, dinlediği söze, yüreğini veren, varlığını ortaya koyan Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü’nün kahramanları merhaba!
Türkiye’nin dört bir yanından gelerek bu meydanda buluşan mücadele arkadaşlarım, fikirdaşlarım, yoldaşlarım merhaba!
Cumhuriyet’in, devrimlerin, aydınlık yolunda yürüyenler merhaba!
Haksızlıklar karşısında susmayanlar, baskılara boyun eğmeyenler, herkes için eşitlik, özgürlük ve adalet diyenler merhaba!
Biz bu yürüyüşe, karanlığa karşı bir meşale yakmak için başladık!
Biz bu yürüyüşe, hukuksuzluğa karşı adalet, sömürüye karşı hak ve halkın iradesi için başladık!
Biz bu yürüyüşe, Atatürk’ün bizlere emanet ettiği Cumhuriyet’i, laik ve bilimsel eğitimi, emeğin onurunu savunmak için başladık!
Yürüdük yollar aşınmaz dediniz biz yolları aşındırmak için değil açlık sefalet yoksulluk içinde bıraktığınız, korkuyla yönetmeye çalıştığınız karanlık bir ülkede, sözümüzle, yürüyüşümüzle, az da olsa kaldıysa, yüzünüz aşınır mı diye yürüdük.
Ve bugün, sesimize ses katanlar, düşünceleriyle duygularıyla sadece bu meydanda değiller, ülkenin dört bir yanındalar. Karanlığa, yoksulluğa, zorbalığa karşı özgürlük, eşitlik birlik mücadelesi veren her yürek bizimledir.
Nerede Atatürk’ün izinde yürüyen bir cumhuriyet sevdalısı, nerede özgürlüğe, eşitliğe, kardeşliğe sahip çıkan bir ilerici varsa, aydınlanma savaşçısı var ise biz oradayız. Bizler, Cumhuriyetçiler olarak Ankara’da, 1. Meclis’in önünde başladık yürüyüşümüze! O meclis ki, emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelesinin merkeziydi! O gün nasıl “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir!” dediysek, bugün de bu ülkenin geleceğini tarikatlara, sermayeye, tek adamlık rejimine teslim etmeyeceğiz!
Adıyaman’da deprem enkazları arasında yürüdük. Kaybettiklerimizin sesi olduk! Tarikatların okullarda yeri yok dedik, bilimsel aklın ve laikliğin önemini ve birleştiriciliğini vurguladık. Rant uğruna halkı ölüme terk edenleri unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız, affetmeyeceğiz, helalleşmeyeceğiz dedik.
Amasya’da, “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” dedik. Bugün de Cumhuriyet’i ve emek mücadelesini bizler kurtaracağız! Soma’da işçilerin acısını yüreğimizde hissettik. “301 canımızın hesabını sormadan, işçiyi köleleştiren bu düzene karşı mücadele etmeden durmayacağız!” dedik.
Tekirdağ’da, Atatürk’ün kara tahtada harf devrimini anlatan iradesine sahip çıktık. Laik, bilimsel eğitim hakkımızdır, dedik! Laik bilimsel demokratik eğitim hakkımızı haykırdık ve alacağız!
Ve Çanakkale’de, emperyalizme karşı ulus olarak direnişimizin destanını, andık. Çanakkale cumhuriyete giden yolun başlangıcıdır, önsözüdür dedik. Tüm şehitlerimizi, özel olarak da lise öğrencisiyken bu savaşa katılan şehit olan gençlerimizi andık. Onların anısının gereği olarak “Bu ülkeyi yabancı sermayeye, cemaatlere, yandaş müteahhitlere peşkeş çektirmeyeceğiz!” dedik!
Bursa’da Atatürk’ün Bursa Nutku’nda bizlere yüklediği görevle, Cumhuriyetimizin kazanımlarına sahip çıkmak için yürüdük. Eskişehir’de, Polatlı’da Kurtuluş’a giden yolda yürüdük!  Biz, Cumhuriyeti kuran cumhuriyetçi fikirlerin savunucu, bu fikirler etrafında bugünü ve geleceği kurmaya çalışan, her nesil gibi geleceğe köprü olmaya çalışan bir nesiliz. Biz var olmak için cumhuriyetçi köklerinden beslenen bir nesiliz.
Çünkü Cumhuriyetin Cumhuriyetçilerin sloganı “Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik”tir.
Özgürlük, bu ülkenin yurttaşının başkalarına zarar vermeden, başkalarının haklarını ihlal etmeden her şeyi yapabilme gücüdür. Atatürk’ün söylediği gibi “Özgürlük olmayan bir memlekette ölüm ve çöküntü vardır. Her ilerlemenin ve kurtuluşun anası özgürlüktür.” “Özgürlükten doğan buhranlar ne kadar büyük olursa olsun, hiçbir zaman fazla baskının sağladığı sahte güvenlikten daha tehlikeli değildir.” “Özgürlük bizim, cumhuriyetçilerin, devrimcilerin yaşam biçimidir”
Cumhuriyet Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilmiş, ilan edilmiş, Türk halkının özgürlük, eşitlik mücadelesiyle gerçekleşecek olan bölünmez birliğinin, mutluluğunun sözleşmesidir.
Bizim yürüyüşümüz bu sözleşmeyi ihmal eden, ortadan kaldırmaya çalışanlara karşıdır. 1. Meclis cumhuriyeti ilan etti, devrimleri ilan etti. Şimdiki Meclis maalesef ki bu devrimleri tasfiye ediyor,  Talimatla el kaldır indirden öte geçmeyen, çoğunluğun yetkisini özgürlük, demokrasi ve adalet karşısında kullanan bu Meclis,  Meclis-i Mebusanın gerisindedir.
Ama emin olun ki cumhuriyet ilelebet yaşayacak, saltanatlar yıkılacak!
Sizlere Cumhuriyetin cumhuriyetçi öğretmeni olarak sesleniyorum:
Cumhuriyet, vicdan özgürlüğünü, söz özgürlüğünü, yazma, yayınlama özgürlüğünü, bireysel özgürlüğü, siyasal özgürlüğü ve toplanma özgürlüğünü güvence altına alır. Bunları çoğaltır.
Senin vicdan özgürlüğün, inanma özgürlüğündür.
Senin inancına saygı duyulmayan yerde cumhuriyet yoktur. Vicdan özgürlüğü olmadan din özgürlüğü zaten olamaz. Laiklik dindarların, inanan inanmayan herkesi güvencesidir dinbazların istismarcıların korkulu rüyasıdır! Bugün ramazanın ilk günü bakın oruç tutan ve tutmayan arkadaşlarımız yollarda bir aradaydı, tutmayan arkadaşlar tutan arkadaşların sahuruna iftarına ibadetine eşlik etti saygı duydu onlarda tutmayanlara. Laiklik birleştirir dincilik, mezhepçilik ayrıştırır. O nedenle laik eğitim, laik Türkiye diyoruz.
Özgürlüklerin güvence altında olmadığı, çoğalmadığı yerde insan onuru da yücelemez, yüceltilemez. İnsan onurunun yüceltilmediği yerde cumhuriyet yoktur!
Yurttaşların haklarını kullanmadığı yerde eşitlik yoktur. Eşitliğin olmadığı yerde de cumhuriyet yoktur.
O nedenle burada, Tandoğan Meydanı’nda, Cumhuriyet’in sevdalıları, emeğin savunucuları olarak haykırıyoruz.
Biz eğitimde ve ülkede eşitlik ve adalet istiyoruz. İşitsinler diye hep birlikte haykıralım:

Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Ankara Tandoğan’da tamamlandı

Eşitlik, adalet istiyoruz!
AKP iktidarının emekçiyi yoksullaştıran, halkı fakirleştiren, eğitimi gericileştiren politikalarına karşı susmayacağız!
Kamu emekçisini, işçiyi, emekliyi açlık sınırına mahkûm eden, liyakatı yok eden, gençlerimizi diplomalı işsizliğe mahkum eden düzenin karşısındayız!
Bu anlattığım bir Türkiye hikayesidir. Artık eğitim görmenin, alanında uzmanlaşmanın, çok çalışmanın makbul sayılmadığı, iş bulmaya ve hayata tutunmaya yetecek kadar gelir sağlamaya yetmediği yeni Türkiye’dir.
Bu kabul edilebilir mi? Bu geleceksizlik, bu ülkenin çalışanına reva görülen değersizlik, kabul edilebilir mi? Asla kabul etmiyoruz, reddediyoruz. Bir öğretmen olarak söylüyorum ki, bunların cumhuriyet dersi eksiktir. Çünkü cumhuriyet aynı zamanda tüm yurttaşların devlet imkanlarından eşit şekilde faydalandığı sistemin adıdır. Büyük önder Atatürk’ün kimsesizlerin kimsesi olsun diye kurduğu bu Cumhuriyet’te emekçinin yoksul, haksız, hukuksuz imkânsız bırakılması asla kabul edilemez. Bizim insani koşullarda yaşama hakkımızı çaldılar,
Bizim yaşanabilir emeklilik hayalimizi çaldılar. Bizim ay sonunu bekleme halimizi, bitmeyen karakışa çevirdiler.
Bizim öğrencilerimize laik ve bilimsel eğitim verme hakkımızı çaldılar.
Eğitimden liyakati, gencecik insanlardan hak ettikleri kadroları çaldılar.
Ve şimdi bizim susmamızı bekliyorlar. Beklerler, beklesinler!
Susmadık, susmuyoruz, susmayacağız! İşitsinler diye hep beraber haykıralım:

İnsanca yaşamak istiyoruz!
Devletin anayasa gereği üstlendiği görevleri nitelikli biçimde yerine getirmeyen, getirmemekte kararlı davranan, bu nedenle ülkeyi paralel yapılanmaların arka bahçesi haline getirenlere, onları sözde sivil toplum olarak tanımlayıp ortaklık kuranlara karşı ayaktayız! Daima ayakta olacağız! Tarikat dernek de kursa, şirket de kursa tarikattır. Özgür yurttaş iradesinin sözde efendiler, şeyhler, şıhlar, gavslar tarafından teslim alındığı yerde sadece din istismarcıları vardır. Onlara sivil toplum diye cila çekenler de devlet içindeki ortaklarıdır ve bu apaçık bir gerçektir. Çünkü biliyoruz ki paralel yapılanmalar ancak devlet içine sızmış ortaklarıyla var olabilirler! Başka türlü var olma şansları yoktur!
Bizler Mustafa Kemal’in öğretmenleriyiz, eğitim emekçileriyiz!
Bizler, Atatürk’ün Bursa Nutku’nda söylediği gibi, görev verilmese de mücadele etmek zorunda olan Cumhuriyet sevdalılarıyız!
Cumhuriyetçi, devrimci, ilerici öğretmenler, eğitimciler olarak bize düşen başlıca görev, halkımıza her koşulda gerçekleri anlatmak, iktidar gücüyle yandaş medyası sarı ve işbirlikçi sendikalarıyla halkı kandırmaya çalışanlara karşı, halkı uyarmak, uyandırmaktır! İnsanımızı hayata karşı devrimci bir tavır almaya yönlendirmektir.
En kolay sömürülen insan, bilgisiz insandır!
İşte bu yüzden egemenler, geniş halk kitlelerinin nitelikli eğitim hakkını kullanmasının önüne engeller koyarlar, hatta engellemeye çalışırlar.
Biz, kültürümüz içinde yaşayan eski eğitim anlayışına karşı bilinçlendirici, uyandırıcı eğitim verdiğimiz için, baskılara, tehditlere maruz kalıyoruz. Olsun! Korkmuyoruz! Şemsi Efendi, Mustafa Kemal Atatürk’ün ilkokul öğretmeniydi. Yeni yöntemlerle eğitim verdiği için, Selanik’in egemenleri ona tam üç kez kıydılar. Ama o yılmadı! Çünkü o, Mustafa’yı, Mustafa Kemal yapan öğretmendi! Bugün tarih, Şemsi Efendi’ye kıyanları lanetliyor! Yarın da bize kıyanları lanetleyecektir! Varsın istedikleri kadar üzerimize gelsinler, biz yılmayacağız! Çünkü biz, Mustafa Kemaller yetiştirmeye devam edeceğiz!
Cumhuriyet dersi eksik olanların Osmanlı dersi de eksiktir. Çünkü nasıl ki karanlığın sonu aydınlıktır, istibdatın sonu hürriyettir. Nasıl ki Abdülhamit’in okullarından Mustafa Kemaller çıktıysa, bugün de sizin gerici, ayrıştırıcı okullarınızdan bizler, halkın öğretmenleri, var olduğumuz sürece, nice aydınlar, nice Mustafa Kemaller yetiştireceğiz. 
Yarın Cumhurbaşkanını ya da Başbakanı değil, önce bizleri sorguya çekecektir! Ve biz, tarih önünde başımız dik duracağız!
Bizi neyle suçlarlarsa suçlasınlar! Kimisi yakamızdan, kimisi paçamızdan tutsun! Halkımız bizim elimizden tutmaktadır!
Milli eğitim, milli olmaktan çıkarılıp iktidar partisine militan yetiştirme eğitimine dönüştürülmek isteniyor.
Bu meydanda olmamızın birçok sebebi var. En önemlilerinden biri budur. Bu anlayışa karşı mücadelemizi bir gün bile aksatmayacağız. Şu sorunların da acilen çözülmesini istiyoruz.
•Okullarda öğrenci ve öğretmen vardır. ÇEDES Projeleriyle devlete, okulda öğretmenlere emanet edilmiş çocukların karşısına öğretmenden başkası çıkarılamaz. Okullar öğretmenlerin ve öğrencilerindir.
•Protokollerle okulların asli görevinin dışına çıkarılması kabul edilemez.
•Zorunlu eğitimde %100 okullaşma istiyoruz. Bunu sağlamak bu devletin asli görevidir. 1,5 milyon çocuk okulda yok…
•Çocukların eğitimini okuldan ve öğretmenden uzaklaştıran her türlü uygulamanın karşısındayız.
•Okullarımızda zorunlu seçmeli dersler istemiyoruz.
•Birbiriyle kaynaşamayan farklı nesiller yetiştiren okullar istemiyoruz.
•Zorunlu eğitimde okullarımızda bir öğün yemek ve temiz su ücretsiz olmalıdır.  Ortada devlet aklı yok sağlıklı nesil sağlıklı toplum demektir.
•Öğretmenlerin göreve başlatılmasında Akademi eğitimini ve katmerli mülakatı kabul etmiyoruz. Üniversiteleri ne hale getirdiniz, diplomasız yöneticiler diplomayı değersizleştirdi. En büyük mirastır eğitim, diploma!
•Öğretmenlikte unvanlar kaldırılmalı bu ünvanlara verilen ücretler öğretmenlerin kıdem ve kademelerine göre maaşına yansıtılmalıdır.
•Atanmayan öğretmenlerin, mülakat mağdurlarının mağduriyetleri giderilmelidir. 1milyona yakın atama bekleyen öğretmen var, ayıp utanın, atamayacaksanız niye açtınız bu kadar üniversiteyi? Bu gençler aileleri sizin müşteriniz değil, olmayacak!
•Özel okul öğretmenlerinin ekonomik durumları kamu okullarındakinden az olamayacak biçime getirilmelidir. 1913 yılından 2014 yılına kadar hiçbir hükümetin aklına gelmeyen değişimi bu iktidar yaptı.  Ankara’nın Çankaya ilçesinde devlet okulundan çok, özel okul var! Ayıp, utanın! Vergiler, başta eğitim, sağlık, güvenlik içindir, sizin sarayınız lüksünüz için değil! 1.5 milyondan fazla özel okula giden çocuğumuz var. Neden? Sizden sizin zararlı fikirlerinizden dayatmalarınızdan kaçtıkları için. Siz okulların, öğretmenlerin, öğrencilerin sahibi değilsiniz.
•Zorunlu eğitim uygulayan bir ülkede proje okul adıyla nitelikli –niteliksiz okul ayrımı olmaz. Devletin görevi okullarımız arasındaki fiziki yetersizlikler gibi nitelik farkını da kaldırmaktır. Proje okulları uygulaması sizin FETÖ taktiğinizdir. Abi/abla atama modelinizdir. Keyfi atamalara son verin, liyakatsizliğiniz kurumları yozlaştırdı, çürüttü.
•Deprem bölgesinde verilen sözler tutulmadı. Öğrenciler konteynır okullarda öğrenimlerine devam etmektedir. Deprem beklenen illerimizde okullarımızın bir kısmının güçlendirilmesi hala yapılmış değildir.
•MESEM uygulaması çocuk emeğinin sömürülmesidir. Bu uygulamaya mutlaka son verilmelidir.
•AKP iktidara geldiğinde öğretmenler maaşının beşte birini ev kirasına öderken, emekli ikramiyesiyle ev, araba alabilirken şimdi maaşı neredeyse ev kirasına yetmez oldu, emekli ikramiyesiyle ev alabilmesi hayal bile değil artık.

Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Ankara Tandoğan’da tamamlandı

“Bu ileri ve geri arasında kavgadır. Biz ileri olanın yanındayız”
Bizler sizin tebliğci, kuryeci öğretmeniniz değiliz, olmayacağız.
Bunları istemek hakkımız değil mi? Bunları almak için mücadele edecek miyiz?
Cumhuriyet sevdalıları, emeği en yüce değer olarak bilenler;
Biz bu iktidarı tanıyor ve çok iyi biliyoruz. Bu insanların laiklik karşıtı, çağdaş değerlerden uzak olduklarını da biliyoruz.
Bu yüz yılda bu çağda zorunlu eğitim çağındaki çocukları cinsiyetlerine göre farklı okullarda toplayalım diyen, karma eğitimi tartışmaya açan Bakanlara, bürokratlara hoşgörüyle bakamayız.
Bu çağdışılık ile çağdaşlık arasındaki kavgadır. Biz çağdaşlıktan yanayız.
Bu akıl, bilime dayanmak ile akıl dışılık arasında bir kavgadır. Biz akıldan, bilimden yanayız.
Bu ileri ve geri arasında kavgadır. Biz ileri olanın yanındayız.
Bu insan haklarından, eğitim hakkından yana olmakla ayrıcalıklar peşinde koşanlar arasındaki kavgadır. Biz insan haklarından eğitim hakkından yanayız.
Biz kadın haklarından yanayız onlar fıtrat farklı diyerek kadını ikinci sınıf görenlerdir.
Biz ülkede birlik, yurttaşlık, eşitlik, özgürlük, kardeşlik diyoruz, hukukun üstünlüğü diyoruz. Onlar bizim taraftarlarımız, bizim hukukumuz diyor. Devletin sahibiyiz diyor. Değilsiniz. Olamayacaksınız. Cumhuriyet halk demektir, cumhuriyetin sahibi de halktır. Biz kurduk biz yaşatacağız.
Burada bulunuşumuz, tüm Türkiye için, gelecek için Cumhuriyetten ve emekten yana hem bir direniş, hem de çağrıdır.
Cumhuriyeti savunacak,
Emeğin hakkını koruyacak,
Özgür, eşit, laik bir ülke için mücadele edecek miyiz? 
O zaman
Yaşasın emek!
Yaşasın özgürlük, eşitlik ve kardeşlik!

Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Ankara Tandoğan’da tamamlandı

Yaşasın cumhuriyet!
Cumhuriyet ve emek mücadelesinde omuz omuza yürümeye devam edeceğiz! Ve çaresi yok biz kazanacağız. Birlikte kazanacağız!
“Türk milleti bundan sonra başında tacidar kabul etmez, başında hiçbir şahsın hakimiyetini kabul etmez” diyen Vasıf Çınar’a selam olsun! “Benim en büyük ülküm yurdun cennet olması” diyerek yurt sevgisini her şeyin üstünde tutan Hasan Ali Yücel’e selam olsun!
“Memlekette, mektep bulamayan bir çocuk bırakmayacağım” diyen Mustafa Necati’ye selam olsun!
Dünyada Başöğretmen ünvanlı tek lider, Cumhuriyetçi, devrimci, ebedi önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’e selam olsun, selam olsun, selam olsun!
Bize destek olan ve bizimle burada bulunan siz değerli dostlara devrimcilere ilericilere cumhuriyetçilere selam olsun!”

]]>
Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Sakarya Polatlı’da! https://yenidunya.org/emek-gundemi/32212/egitim-is-cumhuriyet-ve-emek-yuruyusu-sakarya-polatlida/ Fri, 28 Feb 2025 15:04:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=32212 Polatlı’dan Tandoğan’a: Cumhuriyet için omuz omuza!

Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” inatla, kararlılıkla devam ediyor.
Eğitim-İş yönetici ve üyeleri bugün (28 Şubat) Sakarya Polatlı’da halkla buluştu.
“Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” kapsamında yapılan konuşmalarda, tarihimizin en büyük direnişlerinden birine sahne olan Polatlı’da, Kurtuluş Savaşı’ndan Cumhuriyet’in kuruluşuna uzanan süreci ve bu sürecin bize kazandırdığı değerler hatırlatıldı.

“Buradayız, çünkü burası direnişin ve zaferin simgesi olan yerdir”
Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay Kaymakamlık binası önünde yapılan açıklamada şunları dile getirdi:
“Bugün burada, tarihin dönüm noktasında, Kurtuluş’un ve Kuruluş ’un kavşak noktasındayız! 
Buradayız, çünkü burası yalnızca bir coğrafya değildir; bağımsızlık için destan yazılan, Cumhuriyet’in harcının karıldığı, direnişin ve zaferin simgesi olan yerdir!
Burası Polatlı!
Burası Sakarya!
Burası “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır!” diyenlerin vatanıdır!
Bundan 103 yıl önce, burada bir millet küllerinden doğdu.

Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Sakarya Polatlı’da!

“Cumhuriyet; özgürlüktür, eşitliktir, kardeşliktir, birlik ruhudur, gelecektir, aydınlıktır, emeği en yüce değer bilmektir”
Sakarya Meydan Muharebesinin siperlerinde, sadece düşmana karşı değil, karanlığa karşı da direniş vardı. İşte o direniş, Cumhuriyet’in ilk kıvılcımını çaktı, özgürlüğümüzü, eşitliğimizi ve bağımsızlığımızı müjdeledi!
Burada toplanmamız tesadüf değildir. Çünkü biz, o büyük mücadeleyi verenlerin torunları olarak, zaferden doğan Cumhuriyet’i ve onun emekle yükselen değerlerini savunmak için buradayız!
Çünkü biz biliyoruz ki Cumhuriyet; Sadece bir yönetim bicimi değil, özgürlüktür, eşitliktir, kardeşliktir, birlik ruhudur, gelecektir, aydınlıktır, emeği en yüce değer bilmektir. 
Ama bugün görüyoruz ki, Cumhuriyet’in mirasını yağmalamak, halkın alın terini yok saymak isteyen bir anlayış̧ egemen hale gelmiştir.
Gençlerin hayalleri ellerinden alınıyor. Kadınların eşitlik mücadelesi görmezden geliniyor. Emekçilerin hakkı gasp ediliyor. Özgürlükler yok ediliyor, ülke çağın evrensel değerlerinden uzaklaştırılıyor, geriye götürülüyor

“Cumhuriyet’i savunacağız!”
Biz buradayız!
Biz, Atatürk’ün emanetine sahip çıkanlarız! Biz, bağımsızlık için direnenleriz! Biz, Cumhuriyet’i ve emeği savunanlarız!
Ve şimdi buradan, Polatlı’dan, tüm yurttaşlarımıza, tüm mücadele arkadaşlarımıza, Türkiye’nin dört bir yanındaki Cumhuriyet sevdalılarına sesleniyoruz:
1 Mart’ta, Tandoğan’da, Cumhuriyet’e ve emeğe sahip çıkan milyonlarla buluşmaya hazır mısınız?
1 Mart’ta, Tandoğan’da, hep birlikte haykırmaya var mısınız?
O halde buradan söz veriyoruz: Cumhuriyet’i savunacağız!”

]]>
Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Eskişehir’de https://yenidunya.org/emek-gundemi/32177/egitim-is-cumhuriyet-ve-emek-yuruyusu-eskisehirde/ Thu, 27 Feb 2025 14:04:14 +0000 https://yenidunya.org/?p=32177 Eğitim haktır, emek kutsaldır, cumhuriyet vazgeçilmezdir!

Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” bugün Eskişehir’e vardı.
Eğitim-İş’in başlattığı “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” il il halkı laik Türkiye, bilimsel eğitim kazanımlarımızı korumaya çağırıyor.
Eskişehir İnönü Cumhuriyet Meydanı’nda bir araya gelen Eğitim-İş üyeleri Anıt Park’a yürüdü.
Meydanda toplanan eğitim emekçileri iktidarın gerici uygulamalarına karşı yine kalemlerini kaldırdı.
Anıt Park önünde Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay meydanda bir açıklama yaptı. 

“Meydanının adı Cumhuriyet, ama Atatürk büstü yok”
Milletin makus tarihini yenme iradesini gösterdiği İnönü’de olduklarını söyleyen Özbay, “Cumhuriyet meydanındayız. Buranın adının değişmesi bile tartışılmış. Stadyum, hastane ve üniversitelerdeki Atatürk ismine bile tahammülünüz yok. Burada bu meydanın adı Cumhuriyet meydanı olarak kalacak. Adı Cumhuriyet meydanı ama bir tek Atatürk büstü yok. Hatta meydandaki yazıya bakıyoruz, Mustafa Kemal Atatürk yazısındaki ‘M’ harfi düşmüş. Bunun basit bir hata olmadığını ülke genelindeki uygulamalarınızdan net bir şekilde görüyoruz. Alanda mücadele ederiz ama halkın eğitimcileri olarak bütün yaptıklarınızı, yapmak istediklerinizi gerçekleriyle halka anlatacağız. Halk gerçek yüzünüzü görecek.” ifadelerini kullandı.

Özbay açıklamasına şu sözlerle devam etti:
“Cumhuriyet, eşitliktir, özgürlüktür, halkın kendi kaderini tayin etmesidir!”
“Cumhuriyet’in temellerinin atıldığı, bağımsızlık mücadelesinin en çetin anlarının yaşandığı bu yerde, büyük bir coşku ve kararlılıkla bir araya gelmiş bulunuyoruz! Eskişehir, Kurtuluş Savaşı’nın en kritik anlarında olduğu gibi, bugün de vatan, bağımsızlık ve emek için omuz omuza durmanın onurunu yaşıyor!
Birinci ve İkinci İnönü Savaşları, yalnızca askeri zaferler değil, milli direnişin, inancın ve bağımsızlığa olan sarsılmaz bağlılığın sembolü oldu! Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi, “Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makûs talihini de yendiniz.” Eskişehir, makus talihin yenildiği, kurtuluş için zafer adımlarının atıldığı yerdir. 
İnönü Savaşları, esaret altına alınmak istenen bir milletin, küllerinden doğarak ayağa kalktığı bir dönüm noktasıdır! Yorgun ama mücadeleye inanmış halkımız tarih yazmış; bağımsızlık aşkını, Cumhuriyet’in şanlı bayrağına işlemiştir! İşte bizler de bugün burada, o şanlı direnişi ve azim dolu mücadeleyi anmak ve geleceğe taşımak için bulunuyoruz!
Cumhuriyet, yalnızca bir yönetim biçimi değildir! Cumhuriyet, eşitliktir, özgürlüktür, halkın kendi kaderini tayin etmesidir! O, bir milletin bilek gücüyle, alın teriyle, emeğiyle var ettiği büyük bir devrimdir!
Bizler, bugün burada attığımız her adımla, Cumhuriyet’in değerlerine ve emekle inşa edilen geleceğimize sahip çıkıyoruz! Bu yürüyüş, gelecek nesillere devredeceğimiz bir emanetin ifadesidir!

Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Eskişehir’de

“Cumhuriyet’in temel taşı emektir!”
Eskişehir’in aydınlık yüzlü insanları, şunu iyi biliyoruz ki Cumhuriyet’in temel taşı emektir! O emek ki, vatanı için canını ortaya koyanların, toprağı işleyen çiftçilerin, fabrikada üreten işçilerin, öğrencinin, öğretmenin ve memleketin her bir ferdinin alın teridir! Cumhuriyet, bu emekle büyümüş, bu emekle yükselmiştir!
Eskişehir aynı zamanda aydınlanma ışığının yandığı yerlerden biridir! İlk iki Köy Enstitüsü’nden biri, 1937’nin Ekim ayında “Köy Öğretmen Okulu” adıyla Eskişehir Çifteler’de açılmıştır. Köy Enstitüleri, eğitimin ve aydınlanmanın ışığını Anadolu’nun dört bir yanına taşımış, Cumhuriyet’in özgürlük ve bilgelik meşalesini yakmıştır!
Ancak bugün, Köy Enstitülerinin aydınlanma ruhuna, zorunlu eğitimi ve karma eğitimi kaldırma girişimleriyle gölge düşürülmek istenmektedir! Oysa 3 Mart 1924 Devrim Yasaları, eğitimi çağdaş, laik ve bilimsel temeller üzerine oturtmuş; halkın her kesiminin eşit eğitim hakkına sahip olmasını sağlamıştır! Eğitimde geriye dönüş çabalarına karşı, Köy Enstitülerinin yaydığı aydınlanma ışığını sonsuza dek yaşatmak ve savunmak bizim görevimizdir!

“Zorunlu eğitim kesintisiz ve kamusal bir hak olmalıdır!”
Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2012-2013 eğitim-öğretim yılında uygulamaya koyduğu 4+4+4 eğitim sistemi, eğitimi parçalı hale getirerek büyük bir kaosa yol açmış, yıllar içinde derin yapısal sorunlar yaratmıştır. Bu sistem, eğitimi niteliksizleştirmiş, çocuk işçiliğini teşvik etmiş ve özellikle kız çocuklarını eğitimden koparmıştır. Son olarak, bazı gerici platformlar tarafından düzenlenen çalıştaylarda, 12 yıllık zorunlu eğitimin “dayatma” olarak tanımlanması ve çocukların meslek edinmeleri ve yuva kurmaları önünde engel olarak gösterilmesi, AKP’nin eğitimi tamamen piyasalaştırma ve gericileştirme projesinin bir parçasıdır.
Zorunlu eğitim kesintisiz ve kamusal bir hak olmalıdır!Anayasada bir hak ve devletin yükümlülüğü olarak tanımlanan eğitim, AKP iktidarı tarafından bir “yük” olarak görülmekte; eğitimi özelleştirerek, kesintili hale getirerek, zorunlu eğitimin süresini kısaltarak bu yükten kurtulmaya çalışmaktadır. Bu girişimler, yoksul ve dezavantajlı kesimlerin eğitim hakkını gasp etmektedir. Çocukların erken yaşta eğitimden kopmalarına neden olacak bu düzenlemelere asla geçit verilmemelidir!
Bu nedenle, Cumhuriyet ve emek mücadelesine sahip çıkmak, yalnızca geçmişi anmak değil, aynı zamanda geleceği korumak anlamına gelmektedir. Bugün burada verdiğimiz mesaj nettir: Eğitim haktır, emek kutsaldır, Cumhuriyet vazgeçilmezdir!
Birlikte mücadele etmeye, birlikte üretmeye ve birlikte aydınlık yarınlar kurmaya devam edeceğiz! Daha adil, daha eşit ve daha güçlü bir Türkiye için mücadelemiz sürecek!
Cumhuriyet’in ışığında, emeğin gücüyle, hep birlikte!
Yaşasın bağımsızlık! Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın emek!”

Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Eskişehir’de
]]>
Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Bursa’da! https://yenidunya.org/emek-gundemi/32172/egitim-is-cumhuriyet-ve-emek-yuruyusu-bursada/ Wed, 26 Feb 2025 17:05:37 +0000 https://yenidunya.org/?p=32172 Bursa Nutku’ndan aldığımız görevle Cumhuriyetimize sahip çıkıyoruz! 

Eğitim-İş, “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” bugün Bursa’dan ses verdi.
Bursa Fomara Meydanı’nda yapılan basın açıklamasına, Eğitim-İş yönetici ve üyeleri ile Birleşik Kamu-İş Genel Başkanı Orhan Yıldırım, CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Genel Sağlık-İş, Tüm Yerel Sen, Tüm Emekliler Sendikası, ADD, ÇYDD il örgütleri katıldı.

Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay’ın burada açıklama yaptı.
“Bugün burada Cumhuriyetimize, bağımsızlığımıza, emeğimize ve gelecek nesillerimize sahip çıkmak için buluştuk!” diyen Özbay, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere emaneti olan Cumhuriyetimizi savunmak, onu yükselterek daha ileri taşımak için buradayız!” sözleriyle konuşmasına devam etti.

“Tarih boyunca kaç lider tüm umudu gençliğe bağlamıştır?”
Bugün burada bir söz veriyoruz: Cumhuriyetimi kimseye teslim etmeyeceğiz! Onu yozlaştırmak isteyenlere, devrimleri unutturmak isteyenlere, halkı yoksulluğa mahkum edenlere, özgürlüklerimizi kısıtlayanlara geçit vermeyeceğiz! 
Tarih boyunca kaç lider, devletinin bile zayıflığa düşebileceğini görerek, gelecekteki iktidarların yozlaşabileceğini hesaba katıp, tüm umudu gençliğe bağlamıştır? Kaç lider, gençleri yalnızca birer takipçi değil, ülkenin kaderini değiştirecek güç olarak görmüştür? Atatürk, gelecek iktidarlar konusunda yanılmamış, gençliği de Cumhuriyetin en büyük teminatı olarak görmüştür ve haklı çıkmıştır!

“Bizim silahımız kalemlerimizdir”
Atatürk, 5 Şubat 1933’te Bursa Nutku’yla bizlere şu tarihi görevi vermiştir:
“Türk genci devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimi ve devrimlerin anlamını, değerini kavramış, benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, ‘Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, adalet örgütü vardır’ demeyecektir. Hemen işe karışacaktır. Eliyle, diliyle, gerekirse silahıyla.”
Bizim silahımız kalemlerimizdir; çünkü bizler yeni nesilleri aklın ve bilimin ışığında yetiştirerek karanlığa karşı mücadele ediyoruz!
Biz öğretmenleriz, eğitim emekçileriyiz! Geleceği şekillendiren elleriz! Her dersimizde özgür düşünmeyi, sorgulamayı, bilimi ve Cumhuriyet değerlerini aşılıyoruz. Çünkü biliyoruz ki eğitim, bağımsız ve çağdaş bir toplumun en güçlü teminatıdır.
Biz çocuklarımızı gençlerimizi cehaletin, dogmaların ve baskının pençesine bırakmayacağız! Onları, Atatürk’ün gösterdiği çağdaş medeniyet yolunda ilerleyen, sorgulayan, üreten bireyler olarak yetiştireceğiz!

“Halkın vicdanı susturulamaz, sindirilemez, teslim alınamaz!”
Bizler yılmayacağız! Okullarımızı gericiliğin değil, bilimin yuvası yapacağız! Eğitimi tarikatlara, cemaatlere teslim edenlere geçit vermeyeceğiz!
Çünkü bizim mücadelemiz, Cumhuriyetimizin ve geleceğimizin mücadelesidir!
Baskıya, zulme, adaletsizliğe boyun eğmeyeceğiz! Omuz omuza verdiğimizde, hiçbir güç bizi yolumuzdan döndüremez!
Halkın vicdanı susturulamaz, sindirilemez, teslim alınamaz!
Bugün burada, bu bilinç ve kararlılıkla bir araya geldik! Cumhuriyetimizi, özgürlüğümüzü, emeğimizi, geleceğimizi koruyacağız! Çünkü biz bu vatanın gerçek sahipleriyiz!
Ey halkın vicdanı, ey Cumhuriyetin evlatları! 
Bursa Nutku’ndan aldığımız bu görevle omuz omuza yürüyoruz! Cumhuriyetimizi koruyacak, demokrasiye, laikliğe ve sosyal adalete sahip çıkacağız! 
Çünkü AKP iktidarı, Cumhuriyetin kazanımlarını yok etmeye, halkı baskı altında tutmaya, emekçiyi sömürmeye devam ediyor. Hukukun üstünlüğü ayaklar altına alınıyor, adalet saraylarında ranta hizmet ediliyor, basın susturuluyor, kadın hakları yok sayılıyor, eğitim gericileştiriliyor, doğa talan ediliyor! 

Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Bursa’da!

“Açlık sınırında yaşamaya zorlanan milyonlar olarak, bu düzenin sürdürülemez olduğunu haykırıyoruz!”
Ekonomi çökmüş, halk açlık sınırında yaşamaya mahkûm edilmiştir. İşçiler, emekçiler sefalet içinde, emekliler aç, gençler işsiz, kadınlar güvencesizdir! Öğretmenlerimiz güvencesiz çalışma koşullarına mahkûm edilmekte, meslek onurları hiçe sayılmaktadır. AKP’nin yandaş kayırmacılığı, halkı yoksulluğa ve çaresizliğe mahkûm etmektedir. Kamu kaynakları sermayeye peşkeş çekilirken, halktan alınan vergilerle bir avuç imtiyazlı azınlık beslenmektedir.
Ekonomik krizle her geçen gün ağırlaşan hayat koşulları, temel ihtiyaçlarımızı bile karşılayamaz hale gelmemize yol açmıştır. Açlık sınırında yaşamaya zorlanan milyonlar olarak, bu düzenin sürdürülemez olduğunu haykırıyoruz!

“Laikliğin yok edilmesi demek, bir toplumun karanlığa sürüklenmesi demektir”
Bugün eğitim, Milli Eğitim Bakanlığı’nın eliyle, cemaat ve tarikatların insafına terk edilmektedir. Okullar, devletin denetiminden çıkarılarak, çeşitli protokoller ve etkinlikler bahanesiyle tarikatlara açılmıştır. Çocuklarımız, yasal olmayan sıbyan mekteplerine, medreselere yönlendirilmekte, zorunlu eğitim sistemi tarikatların keyfine göre şekillendirilmektedir.
Eğitimin temel ilkeleri, laiklik ve bilimsel eğitim doğrudan bakanlık eliyle yok edilmekte, okullar liyakatsiz kadrolar aracılığıyla gericiliğin üssü haline getirilmektedir. Laiklik, yalnızca bir tercih değil, bu ülkenin bir arada kalmasının, bağımsızlığının ve çağdaşlaşmasının en temel güvencesidir! Laikliğin yok edilmesi demek, bir toplumun karanlığa sürüklenmesi demektir.
Bizler bunlara sessiz kalmayacağız! Bizler Cumhuriyetimizin ve halkımızın onurunu hiç kimseye çiğnetmeyeceğiz! 
Emekçiler, öğrenciler, Cumhuriyet aşıkları!
Gözlerinizdeki ateş sönmeyecek, sesiniz asla kısılmayacak! Güçlüyüz, haklıyız, kararlıyız! Bu ülke bizim! Bu vatan bizim! Cumhuriyet bizim!
Yaşatacağız! Yaşatacağız! Yaşatacağız!
Yaşasın Cumhuriyet!
Yaşasın Atatürk devrimleri!

]]>
Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Çanakkale’de! https://yenidunya.org/emek-gundemi/32168/egitim-is-cumhuriyet-ve-emek-yuruyusu-canakkalede/ Tue, 25 Feb 2025 14:47:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=32168 Laik ve bilimsel eğitimi ortadan kaldıran düzene karşı yürüyoruz…

Eğitim-İş’in, Tekirdağ’dan başlattığı “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Çanakkale’de devam etti.
Gelibolu’da, Gazi Süleymanpaşa Meydanı’nda toplanan kortej buradan Gelibolu’daki Atatürk Anıtı’na doğru yürüdü. Yürüyüş boyunca iktidarın eğitim ve hukuk politikaları alkışlarla ve sloganlarla protesto edildi.
Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, Çanakkale Cumhuriyet Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Özbay, “Bugün burada bağımsızlık ve antiemperyalizm ruhunu yeniden yükseltmek, Cumhuriyetimizin temelini oluşturan özgürlük, eşitlik ve emek mücadelesini bir kez daha haykırmak için toplandık. Laik ve bilimsel eğitimi ortadan kaldıran düzene karşı yürüyoruz…” dedi.

“Kurtuluşa ve cumhuriyete giden yolun ön sözünün yazıldığı yerdeyiz”
Özbay, “Laik ve bilimsel eğitimi ortadan kaldıran, çocuklarımızı tarikatların kucağına iten, yoksullaştırdıkları halkın sırtından geçinen bu düzene karşı yürüyeceğiz” dedi.
Yürüyüş öncesi yapılan eylemleri anlatarak sözüne başlayan Özbay, “Kurtuluşa ve cumhuriyete giden yolun ön sözünün yazıldığı yerdeyiz. Çanakkale’de 189 binin üzerinde insanımızı kaybettik. Kadını erkeği o cephedeydi. Cumhuriyet öyle kazanıldı. Bugün ne oluyor peki? Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı Çanakkale’ye 110 bin çocuk getirecek ama kriter ne ? Kız ve erkek çocukları ayrı getirilecek. Çocuk yaştaki kız ve erkeğin yan yana oturmasından rahatsız oluyorsanız siz kadın ve erkeğin aynı sokakta gezmesinden de rahatsızsınız. Zihniyetizde sorun var” diye konuştu.

Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Çanakkale’de!

“Bize düşen bir sorumluluk var: Çocuklara, geleceğe, cumhuriyete sahip çıkmak”
Her yıl asgari ücretin altında yüz bin ücretli öğretmenin ‘mevsimlik işçi’ gibi çalıştırılmasına tepki gösteren Özbay, “Çocuklar öğretmen bekliyor. İktidar kamusal hizmetini yerine getirmiyor. Özel okullar yüzde birden yüzde 20’ye çıkmış. Eğitim enflasyonunun en fazla hissedildiği ülkeyiz. Laik ve bilimsel eğitimi ortadan kaldıran, çocuklarımızı tarikatların kucağına iten, yoksullaştırdıkları halkın sırtından geçinen bu düzene karşı biz yürüyeceğiz” dedi.
Her yerde eğitimin sorunlarını cesaretle dile getirdiklerini söyleyen Özbay, “Giresun’a gittik spor lisesi var salonu yok. Kayseri’de bir okulun kaloriferi yanmıyor, okul pislik içinde ama yan tarafta tertemiz imam hatip lisesi var” dedi. Gelibolu’da geçen yılın sonunda meydana gelen deprem sonucu Gelibolu Anadolu Lisesi’nde depremden sonra çatlaklar oluştuğuna fakat hala güçlendirme yapılmadığına da dikkat çeken Özbay, “Gelibolu’da Denizcilik Lisesi var denizle bağı yok. Komik bir fıkra gibi ama acı bir gerçek. Siz bu ülkenin çocuklarını düşünmüyorsunuz.  Bize düşen bir sorumluluk var: Çocuklara, geleceğe, cumhuriyete sahip çıkmak. Bu da en başta eğitime sahip çıkmakla olur” ifadelerini kullandı.

]]>
Eğitim-İş, “Cumhuriyet ve Emek yürüyüşünü” Tekirdağ’dan başlattı https://yenidunya.org/emek-gundemi/32151/egitim-is-cumhuriyet-ve-emek-yuruyusunu-tekirdagdan-baslatti/ Mon, 24 Feb 2025 15:47:29 +0000 https://yenidunya.org/?p=32151 Cumhuriyetimizin aydınlık yolunda yürümeye, emek ve eğitim mücadelesini sürdürmeye devam ediyoruz!

Eğitim İş, Tekirdağ’dan Cumhuriyet’in kurucu değerlerine, Atatürk ilke ve devrimlerine bağlılıklarını vurgulamak amacıyla “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” başlattı.
Eğitim-İş üyeleri yürüyüş güzergahında Çanakkale, Bursa, Eskişehir ve Polatlı’da etkinlikler düzenleyecek. Yürüyüşün 1 Mart’ta Ankara Tandoğan Meydanı’nda gerçekleştirilecek “Cumhuriyet ve Emek Mitingi” ile sona ermesi hedefleniyor.
Tekirdağ Sahil Atatürk Anıtı önündeki basın açıklamasına Eğitim-İş yöneticileri, Birleşik Kamu-İş Genel Başkanı Orhan Yıldırım ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Eğitim-İş şube ve temsilcilikleri yönetim kurulu üyeleri, CHP Tekirdağ Milletvekilleri Nurten Yontar ve İlhami Özcan Aygun, CHP Tekirdağ İl Başkanlığı, ADD, ÇYDD ve 29 Ekim Kadınları Derneği temsilcileri, Süleymanpaşa Kent Konseyi Başkanı Hülya Çetin, Tüm Yerel-Sen Tekirdağ Şube Başkanı Ali Şahin Gülen ve çok sayıda Eğitim-İş üyesi katıldı.
Eğitim-İş, “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü”nün başladığı Tekirdağ Sahil Atatürk Anıtı önünde bir basın açıklaması yaptı. Açıklamanın ardından, kortej sloganlar eşliğinde Şarköy’e yürüyüşe geçti.

Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü programı şu noktalarda gerçekleştirilecek:
-25 Şubat salı saat: 12.30 Gelibolu Gazi Süleyman Paşa Meydanı
-25 Şubat salı saat: 17.30 Çanakkale merkez Cumhuriyet Meydanı
-26 Şubat Çarşamba saat: 12.30 Balıkesir Bandırma Toplanma İDO önü
-26 Şubat Çarşamba saat: 17.30 BURSA Merkez Fomara meydanı (Şehreküstü)
-27 Şubat Perşembe saat: 12.30 Eskişehir İnönü İlçesi Anıt Park
-27 Şubat Perşembe saat: 17.30 Eskişehir merkez Ulus Anıtı
-28 Şubat Cuma saat: 16.00 ANKARA POLATLI ilçesi Kaymakamlık önü
-01 Mart Cumartesi saat: 11.30 Yürüyüş kolu ile Beşevlerden Tandoğan’a yürüyüş, saat: 12.00 Tandoğan meydanı miting. Saat: 15.30 Anıtkabir.

Eğitim-İş, “Cumhuriyet ve Emek yürüyüşünü” Tekirdağ’dan başlattı

“Laik ve bilimsel eğitim vazgeçilmezimizdir!”
Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay’ın yürüyüş öncesi açıklama yaptı: 
Değerli Yurttaşlar, Cumhuriyet Sevdalıları,
Bugün burada, büyük bir iradeyle aklın ve bilimin yolunda yürüyen Cumhuriyet’in evlatları olarak toplandık. Yolumuz, Atatürk’ün aydınlanma meşalesini yaktığı, harf devrimini ulusuna anlattığı Tekirdağ’dan başlıyor! Bu topraklar, bir devrimin izlerini taşır; bugün de bizler, o izlerin silinmesine asla izin vermeyeceğimizi haykırmak için buradayız! 
“Dünyada her şey için, maddiyat için, maneviyat için, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki mürşit ilimdir, fendir.” diyen Mustafa Kemal Atatürk, bu ülkenin geleceğini aklın ve bilimin ışığında inşa etti. Harf devrimi, işte bu büyük hedefin en önemli adımlarından biriydi. Cehaletin zincirlerini kırmak, halkı karanlıktan aydınlığa çıkarmak için atılmış dev bir adımdı. Bugün buradan bir kez daha ilan ediyoruz: Laik ve bilimsel eğitim vazgeçilmezimizdir!

“Öğrenciler tarikat yurtlarında gericilerin, MESEM’lerde sermayenin kucağında kaderlerine terk edildiler!”
Ancak, tam da bu yüzden buradayız! Çünkü bugün Türkiye’de, Cumhuriyet’in en büyük kazanımlarına sistematik bir saldırı düzenleniyor. AKP iktidarı, eğitim sistemini bilimsellikten uzaklaştırarak, gerici müfredatlarla yeni nesilleri karanlığa mahkum etmeye çalışıyor. Eğitimi bir ticaret haline getiren, çocuklarımızı cemaatlerin kucağına atmak isteyen bu düzene karşı susmayacağız! Öğrencileri tarikat yurtlarında gericilerin, MESEM’lerde sermayenin kucağında kaderlerine terk edenler, halkı açlık sınırında yaşamak zorunda bırakanlar bilsin ki, Cumhuriyet öğretmenleri asla boyun eğmez!
Emeğin hakkını savunanlar da burada! İşçiler, emekçiler, öğretmenler, sağlıkçılar, gençler, kadınlar… Hep birlikte haykırıyoruz: Eğitimde ve ülkede eşitlik istiyoruz, insanca yaşam istiyoruz! AKP iktidarı boyunca emeğin değeri ayaklar altına alındı, taşeron sistemle güvencesizlik dayatıldı, sendikal haklar yok sayıldı. Ama unutmasınlar ki, biz buradayız, biz bir aradayız ve bu düzeni değiştirmeye kararlıyız!

Eğitim-İş, “Cumhuriyet ve Emek yürüyüşünü” Tekirdağ’dan başlattı

“Cumhuriyet’in aydınlanma mirasına sahip çıkmaya çağırıyoruz!”
“Efendiler! Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler memleketi olamaz.” diyen Atatürk’ün sözleri bugün de yolumuzu aydınlatıyor. Laik eğitime ve emeğe sahip çıkmak, bu Cumhuriyet’in evlatları olarak en büyük sorumluluğumuzdur!
Tekirdağ’dan başlattığımız bu yürüyüş, yalnızca bir adım değil, bir direniştir! Bütün yurttaşlarımızı, aklın ve bilimin yolunda birleşmeye, Cumhuriyet’in aydınlanma mirasına sahip çıkmaya çağırıyoruz!
Buradan yürüyeceğiz! Sokaklar aşınmayacak biliyoruz. Ama aşınacak yüzleri kaldıysa, Cumhuriyet değerlerini, laik ve bilimsel eğitimi aşındırmaya çalışanların, emeği sömürenlerin, halkı açlığa ve sefalete mahkum edenlerin, eğitimi gericileştirenlerin, eğitimi bir ticaret aracı sayanların, halkı cahil bırakarak ülkeyi sömürmek isteyenlerin suratları aşınacak. En gür sesimizle bağıracağız. İşitmezlerse, bizi işiten halkımız, onlara işittirmesini bilecek!
AKP’nin emekçileri yoksulluğa iten, halkın alım gücünü yok eden, eğitimde eşitsizliği derinleştiren politikalarına karşı susmayacağız! Haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe, iş güvencesizliğine, düşük ücretlere, diplomalı işsizliğe, liyakatsizliğe, sendikasızlaştırmaya ve okullarda tarikat-cemaat yapılanmalarına karşı mücadelemizi büyüteceğiz. Eğitimde yaşanan eşitsizliklere, öğretmenlerin haklarının gasp edilmesine ve laik, bilimsel eğitimin yok edilmesine karşı direnmeye devam edeceğiz.

“Gelin, sesimize ses, gücümüze güç katın!”
Cumhuriyetimiz ve Atatürk Devrimleri, bizim en büyük rehberimizdir. Onun izinde her türlü gericiliğe, eşitsizliğe ve emeğin sömürüsüne karşı omuz omuza mücadele etmek, boynumuzun borcudur. Cumhuriyet değerlerinden asla vazgeçmeyecek, çocuklarımız ve emekçilerimiz için daha aydınlık bir Türkiye mücadelesini sürdüreceğiz.
Eğitimde laiklik, eşitlik, bilimsellik ve emeğin onurunu savunan herkesi bu onurlu yürüyüşe davet ediyoruz. Gelin, sesimize ses, gücümüze güç katın!
Cumhuriyet için, Atatürk devrimleri için, emekçilerin hakkı için, laik eğitim için, aydınlık bir gelecek için birlikte yürüyelim!
Bu mücadele hepimizin!”

]]>