eğitim emekçileri – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Sat, 06 Jun 2026 08:54:11 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.5 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png eğitim emekçileri – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 Eğitim-İş: Mayıs ayı itibarıyla en düşük öğretmen maaşı 10 bin 470 TL değer kaybetti https://yenidunya.org/emek-gundemi/34118/egitim-is-mayis-ayi-itibariyla-en-dusuk-ogretmen-maasi-10-bin-470-tl-deger-kaybetti/ Sat, 06 Jun 2026 08:54:10 +0000 https://yenidunya.org/?p=34118 Eğitim-İş, TÜİK’in mayıs ayı verilerine göre kamu emekçilerinin Temmuz 2026’daki zam oranının en az yüzde 12,40 olacağını belirterek, yoksulluk sınırının 113 bin 845 liraya ulaştığı koşullarda, mayıs ayı itibarıyla en düşük öğretmen maaşının 10 bin 470 lira, doktor öğretim üyesi maaşının ise 15 bin 521 lira değer kaybettiğini açıkladı.

Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim-İş), sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı 2026 yılı mayıs ayı enflasyon verileri ile kamu emekçilerinin maaşlarında yaşanan kayıplara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Gelir artışının yapılacağı tarih yaklaştıkça TÜİK’in enflasyon oranlarını gerçeğin çok altında açıkladığı kaydedilen açıklamada, bu durumun emekçiyi düşük gelir artışına mahkum etme çabasının bir sonucu olduğu belirtildi.

TÜİK verilerine göre 2026 yılının mayıs ayı enflasyonunun yüzde 1,71 olduğu hatırlatılan açıklamada, mayıs enflasyonu ile birlikte 2026 yılına ait beş aylık enflasyonun yüzde 16,61, enflasyon farkının ise yüzde 5,05 düzeyinde gerçekleştiği aktarıldı. Açıklamada, “Buna göre Temmuz 2026 için 8. Toplu Sözleşmede belirlenen yüzde 7 oranındaki zamma, enflasyon farkının eklenmesi ile kamu emekçilerinin gelirlerinde yaşanacak artışın yüzde 12,40’ın altında olmayacağı kesinleşti” bilgisine yer verildi.

Emekçiden sermayeye servet aktarımı
Eğitim-İş’in paylaşımı şöyle:
“Gelir artışının yapılacağı tarih yaklaştıkça TÜİK’in enflasyon oranlarını gerçeğin çok altında açıklaması, emekçiyi düşük gelir artışına mahkûm etme çabasının sonucudur. Toplu sözleşmede halkın satın alma gücünü enflasyona karşı koruması imkânsız olan zam oranlarına atılan imzalar, TÜİK’in enflasyonu gerçek dışı ve oldukça düşük oranlarda açıklamasıyla birleştirildiğinde emekçinin yoksullaşması kaçınılmaz olmaktadır.
TCMB, 2026 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 16’dan yüzde 24’e çıkarırken, yoksulluk sınırı artarak 113 bin 845 liraya ulaşmışken, kamu emekçilerinin maaşları her ay enflasyon karşısında önemli tutarlarda erimektedir. Mayıs ayı ile birlikte satın alma gücü Dr. Öğretim Üyesi maaşı için 15 bin 521 lira, Tekniker maaşı için 11 bin 63 lira, Şef maaşı için 10 bin 675 lira, en düşük öğretmen maaşı için 10 bin 470 lira ve hizmetli için maaşı 9 bin 577 lira tutarında düşmüştür. Bu şartlar altında ülkede geçim adeta imkansızlaşırken siyasi iktidar ile TÜİK kararlı biçimde emekçiden sermayedara servet aktarımına devam etmektedir. Kaynakların yetersizliği söylemleri ile emekçinin cebini boşaltıp, sermayedarın kasasını dolduran zihniyet, emekçiyi yoksullaştırma politikaları ile enflasyonun yarattığı gelir dağılımı adaletsizliğine engel olmak yerine ortak olmaktadır.”

Kaynak: ANKA

]]>
Özel İtalyan Lisesi’nde eğitim grevle başlıyor https://yenidunya.org/emek-gundemi/33710/ozel-italyan-lisesinde-egitim-grevle-basliyor/ Wed, 28 Jan 2026 09:45:45 +0000 https://yenidunya.org/?p=33710 İstanbul’daki Özel İtalyan Lisesi’nde toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin tıkanması üzerine Tez-Koop-İş Sendikası grev kararı aldı. 2 Şubat 2026’da başlayacak grev için geri sayım sürerken, sendika hak mücadelesini küresel emek platformu LabourStart üzerinden dünyaya duyurdu.
İstanbul’un köklü eğitim kurumlarından Özel İtalyan Lisesi’nde, Tez-Koop-İş Sendikası ile işveren arasında yürütülen toplu iş sözleşmesi (TİS) görüşmeleri, işverenin uzlaşmaz tavrı nedeniyle grev aşamasına geldi.  Sendika, üyelerinin “insanca çalışma koşulları” ve “adil ücret” taleplerinin görmezden gelindiğini belirterek mücadeleyi yükseltme kararı aldı.
Sendikanın açıklamasına göre, 2025-2026 eğitim-öğretim yılının ikinci döneminin başlayacağı 2 Şubat’ta okulda grev pankartları asılacak. Sendika yetkilileri, üyelerin hakları teslim edilene kadar okul önündeki direnişin kararlılıkla süreceğini vurguladı.

Hak mücadelesi küresel arenada
Öte yandan Tez-Koop-İş, İtalyan Lisesi’ndeki hak arayışını sadece yerel düzeyde bırakmayarak uluslararası kamuoyuna taşıdı.
Küresel emek platformu LabourStart üzerinden başlatılan destek kampanyası, kısa sürede uluslararası sendikalardan ve emek örgütlerinden büyük destek görmeye başladı.
Sendika yönetimi, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Üyelerimizin insanca çalışma koşulları ve adil ücret talepleri karşılanmadığı için grev kararı kaçınılmaz olmuştur. Mücadelemizi uluslararası dayanışmayla büyüterek, üyelerimizin haklı talepleri karşılanana dek kararlılığımızı sürdüreceğiz.”

Kaynak: BirGün

]]>
Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Ankara Tandoğan’da tamamlandı https://yenidunya.org/emek-gundemi/32231/egitim-is-cumhuriyet-ve-emek-yuruyusu-ankara-tandoganda-tamamlandi/ Sun, 02 Mar 2025 16:35:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=32231 Eğitim-İş’in, 1 Şubat’ta ”Atatürk devrimleri, emeğin onuru, laik eğitim ve aydınlık bir gelecek için” sloganıyla Birinci Meclis önünden başlattığı ”Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü”, Ankara Tandoğan Meydanı’nda gerçekleştirilen “Cumhuriyet ve Emek Mitingi” ile sona erdi.
Cumhuriyet ve Emek Mitingi, Tekirdağ’dan Polatlı’ya yürüyen eğitim emekçileri kortejinin Tandoğan Meydanı’na girmesi ile başladı. Binlerce yurttaşın doldurduğu alanda coşkulu bir şekilde karşılanan eğitimciler, “Silahımız kalemimiz, karanlığı yeneceğiz” sloganı atarak kalemlerini kaldırdı.
Eğitim-İş Genel Başkanımız Kadem Özbay, mitingde yaptığı açıklamada, “Eşitliğin olmadığı yerde de cumhuriyet yoktur. O nedenle burada, Tandoğan Meydanı’nda, Cumhuriyet’in sevdalıları, emeğin savunucuları olarak haykırıyoruz. Biz eğitimde ve ülkede eşitlik ve adalet istiyoruz. İşitsinler diye hep birlikte haykıralım. Eşitlik, adalet istiyoruz. AKP iktidarının emekçiyi yoksullaştıran, halkı fakirleştiren, eğitimi gericileştiren politikalarına karşı susmayacağız” dedi.
Mitinge, Birleşik Kamu-İş üye ve yöneticileri, Toplumcu Kurtuluş Partisi (1920 TKP), HKP, 2021 Tüm Emekliler Sendikası ile demokratik kitle örgütleri ve siyasi partiler destek verdi.

Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Ankara Tandoğan’da tamamlandı

“Biz var olmak için cumhuriyetçi köklerinden beslenen bir nesiliz”
Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay mitingde yaptığı konuşmaya yürüyüş boyunca gittikleri illeri ve orada verilen mesajları anlatarak yaptığı konuşmada şunları dile getirdi:
Sıktığı ele, kucakladığı dosta, dokunduğu omuza, gülümsediği yüze, baktığı göze, dinlediği söze, yüreğini veren, varlığını ortaya koyan Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü’nün kahramanları merhaba!
Türkiye’nin dört bir yanından gelerek bu meydanda buluşan mücadele arkadaşlarım, fikirdaşlarım, yoldaşlarım merhaba!
Cumhuriyet’in, devrimlerin, aydınlık yolunda yürüyenler merhaba!
Haksızlıklar karşısında susmayanlar, baskılara boyun eğmeyenler, herkes için eşitlik, özgürlük ve adalet diyenler merhaba!
Biz bu yürüyüşe, karanlığa karşı bir meşale yakmak için başladık!
Biz bu yürüyüşe, hukuksuzluğa karşı adalet, sömürüye karşı hak ve halkın iradesi için başladık!
Biz bu yürüyüşe, Atatürk’ün bizlere emanet ettiği Cumhuriyet’i, laik ve bilimsel eğitimi, emeğin onurunu savunmak için başladık!
Yürüdük yollar aşınmaz dediniz biz yolları aşındırmak için değil açlık sefalet yoksulluk içinde bıraktığınız, korkuyla yönetmeye çalıştığınız karanlık bir ülkede, sözümüzle, yürüyüşümüzle, az da olsa kaldıysa, yüzünüz aşınır mı diye yürüdük.
Ve bugün, sesimize ses katanlar, düşünceleriyle duygularıyla sadece bu meydanda değiller, ülkenin dört bir yanındalar. Karanlığa, yoksulluğa, zorbalığa karşı özgürlük, eşitlik birlik mücadelesi veren her yürek bizimledir.
Nerede Atatürk’ün izinde yürüyen bir cumhuriyet sevdalısı, nerede özgürlüğe, eşitliğe, kardeşliğe sahip çıkan bir ilerici varsa, aydınlanma savaşçısı var ise biz oradayız. Bizler, Cumhuriyetçiler olarak Ankara’da, 1. Meclis’in önünde başladık yürüyüşümüze! O meclis ki, emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelesinin merkeziydi! O gün nasıl “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir!” dediysek, bugün de bu ülkenin geleceğini tarikatlara, sermayeye, tek adamlık rejimine teslim etmeyeceğiz!
Adıyaman’da deprem enkazları arasında yürüdük. Kaybettiklerimizin sesi olduk! Tarikatların okullarda yeri yok dedik, bilimsel aklın ve laikliğin önemini ve birleştiriciliğini vurguladık. Rant uğruna halkı ölüme terk edenleri unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız, affetmeyeceğiz, helalleşmeyeceğiz dedik.
Amasya’da, “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” dedik. Bugün de Cumhuriyet’i ve emek mücadelesini bizler kurtaracağız! Soma’da işçilerin acısını yüreğimizde hissettik. “301 canımızın hesabını sormadan, işçiyi köleleştiren bu düzene karşı mücadele etmeden durmayacağız!” dedik.
Tekirdağ’da, Atatürk’ün kara tahtada harf devrimini anlatan iradesine sahip çıktık. Laik, bilimsel eğitim hakkımızdır, dedik! Laik bilimsel demokratik eğitim hakkımızı haykırdık ve alacağız!
Ve Çanakkale’de, emperyalizme karşı ulus olarak direnişimizin destanını, andık. Çanakkale cumhuriyete giden yolun başlangıcıdır, önsözüdür dedik. Tüm şehitlerimizi, özel olarak da lise öğrencisiyken bu savaşa katılan şehit olan gençlerimizi andık. Onların anısının gereği olarak “Bu ülkeyi yabancı sermayeye, cemaatlere, yandaş müteahhitlere peşkeş çektirmeyeceğiz!” dedik!
Bursa’da Atatürk’ün Bursa Nutku’nda bizlere yüklediği görevle, Cumhuriyetimizin kazanımlarına sahip çıkmak için yürüdük. Eskişehir’de, Polatlı’da Kurtuluş’a giden yolda yürüdük!  Biz, Cumhuriyeti kuran cumhuriyetçi fikirlerin savunucu, bu fikirler etrafında bugünü ve geleceği kurmaya çalışan, her nesil gibi geleceğe köprü olmaya çalışan bir nesiliz. Biz var olmak için cumhuriyetçi köklerinden beslenen bir nesiliz.
Çünkü Cumhuriyetin Cumhuriyetçilerin sloganı “Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik”tir.
Özgürlük, bu ülkenin yurttaşının başkalarına zarar vermeden, başkalarının haklarını ihlal etmeden her şeyi yapabilme gücüdür. Atatürk’ün söylediği gibi “Özgürlük olmayan bir memlekette ölüm ve çöküntü vardır. Her ilerlemenin ve kurtuluşun anası özgürlüktür.” “Özgürlükten doğan buhranlar ne kadar büyük olursa olsun, hiçbir zaman fazla baskının sağladığı sahte güvenlikten daha tehlikeli değildir.” “Özgürlük bizim, cumhuriyetçilerin, devrimcilerin yaşam biçimidir”
Cumhuriyet Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilmiş, ilan edilmiş, Türk halkının özgürlük, eşitlik mücadelesiyle gerçekleşecek olan bölünmez birliğinin, mutluluğunun sözleşmesidir.
Bizim yürüyüşümüz bu sözleşmeyi ihmal eden, ortadan kaldırmaya çalışanlara karşıdır. 1. Meclis cumhuriyeti ilan etti, devrimleri ilan etti. Şimdiki Meclis maalesef ki bu devrimleri tasfiye ediyor,  Talimatla el kaldır indirden öte geçmeyen, çoğunluğun yetkisini özgürlük, demokrasi ve adalet karşısında kullanan bu Meclis,  Meclis-i Mebusanın gerisindedir.
Ama emin olun ki cumhuriyet ilelebet yaşayacak, saltanatlar yıkılacak!
Sizlere Cumhuriyetin cumhuriyetçi öğretmeni olarak sesleniyorum:
Cumhuriyet, vicdan özgürlüğünü, söz özgürlüğünü, yazma, yayınlama özgürlüğünü, bireysel özgürlüğü, siyasal özgürlüğü ve toplanma özgürlüğünü güvence altına alır. Bunları çoğaltır.
Senin vicdan özgürlüğün, inanma özgürlüğündür.
Senin inancına saygı duyulmayan yerde cumhuriyet yoktur. Vicdan özgürlüğü olmadan din özgürlüğü zaten olamaz. Laiklik dindarların, inanan inanmayan herkesi güvencesidir dinbazların istismarcıların korkulu rüyasıdır! Bugün ramazanın ilk günü bakın oruç tutan ve tutmayan arkadaşlarımız yollarda bir aradaydı, tutmayan arkadaşlar tutan arkadaşların sahuruna iftarına ibadetine eşlik etti saygı duydu onlarda tutmayanlara. Laiklik birleştirir dincilik, mezhepçilik ayrıştırır. O nedenle laik eğitim, laik Türkiye diyoruz.
Özgürlüklerin güvence altında olmadığı, çoğalmadığı yerde insan onuru da yücelemez, yüceltilemez. İnsan onurunun yüceltilmediği yerde cumhuriyet yoktur!
Yurttaşların haklarını kullanmadığı yerde eşitlik yoktur. Eşitliğin olmadığı yerde de cumhuriyet yoktur.
O nedenle burada, Tandoğan Meydanı’nda, Cumhuriyet’in sevdalıları, emeğin savunucuları olarak haykırıyoruz.
Biz eğitimde ve ülkede eşitlik ve adalet istiyoruz. İşitsinler diye hep birlikte haykıralım:

Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Ankara Tandoğan’da tamamlandı

Eşitlik, adalet istiyoruz!
AKP iktidarının emekçiyi yoksullaştıran, halkı fakirleştiren, eğitimi gericileştiren politikalarına karşı susmayacağız!
Kamu emekçisini, işçiyi, emekliyi açlık sınırına mahkûm eden, liyakatı yok eden, gençlerimizi diplomalı işsizliğe mahkum eden düzenin karşısındayız!
Bu anlattığım bir Türkiye hikayesidir. Artık eğitim görmenin, alanında uzmanlaşmanın, çok çalışmanın makbul sayılmadığı, iş bulmaya ve hayata tutunmaya yetecek kadar gelir sağlamaya yetmediği yeni Türkiye’dir.
Bu kabul edilebilir mi? Bu geleceksizlik, bu ülkenin çalışanına reva görülen değersizlik, kabul edilebilir mi? Asla kabul etmiyoruz, reddediyoruz. Bir öğretmen olarak söylüyorum ki, bunların cumhuriyet dersi eksiktir. Çünkü cumhuriyet aynı zamanda tüm yurttaşların devlet imkanlarından eşit şekilde faydalandığı sistemin adıdır. Büyük önder Atatürk’ün kimsesizlerin kimsesi olsun diye kurduğu bu Cumhuriyet’te emekçinin yoksul, haksız, hukuksuz imkânsız bırakılması asla kabul edilemez. Bizim insani koşullarda yaşama hakkımızı çaldılar,
Bizim yaşanabilir emeklilik hayalimizi çaldılar. Bizim ay sonunu bekleme halimizi, bitmeyen karakışa çevirdiler.
Bizim öğrencilerimize laik ve bilimsel eğitim verme hakkımızı çaldılar.
Eğitimden liyakati, gencecik insanlardan hak ettikleri kadroları çaldılar.
Ve şimdi bizim susmamızı bekliyorlar. Beklerler, beklesinler!
Susmadık, susmuyoruz, susmayacağız! İşitsinler diye hep beraber haykıralım:

İnsanca yaşamak istiyoruz!
Devletin anayasa gereği üstlendiği görevleri nitelikli biçimde yerine getirmeyen, getirmemekte kararlı davranan, bu nedenle ülkeyi paralel yapılanmaların arka bahçesi haline getirenlere, onları sözde sivil toplum olarak tanımlayıp ortaklık kuranlara karşı ayaktayız! Daima ayakta olacağız! Tarikat dernek de kursa, şirket de kursa tarikattır. Özgür yurttaş iradesinin sözde efendiler, şeyhler, şıhlar, gavslar tarafından teslim alındığı yerde sadece din istismarcıları vardır. Onlara sivil toplum diye cila çekenler de devlet içindeki ortaklarıdır ve bu apaçık bir gerçektir. Çünkü biliyoruz ki paralel yapılanmalar ancak devlet içine sızmış ortaklarıyla var olabilirler! Başka türlü var olma şansları yoktur!
Bizler Mustafa Kemal’in öğretmenleriyiz, eğitim emekçileriyiz!
Bizler, Atatürk’ün Bursa Nutku’nda söylediği gibi, görev verilmese de mücadele etmek zorunda olan Cumhuriyet sevdalılarıyız!
Cumhuriyetçi, devrimci, ilerici öğretmenler, eğitimciler olarak bize düşen başlıca görev, halkımıza her koşulda gerçekleri anlatmak, iktidar gücüyle yandaş medyası sarı ve işbirlikçi sendikalarıyla halkı kandırmaya çalışanlara karşı, halkı uyarmak, uyandırmaktır! İnsanımızı hayata karşı devrimci bir tavır almaya yönlendirmektir.
En kolay sömürülen insan, bilgisiz insandır!
İşte bu yüzden egemenler, geniş halk kitlelerinin nitelikli eğitim hakkını kullanmasının önüne engeller koyarlar, hatta engellemeye çalışırlar.
Biz, kültürümüz içinde yaşayan eski eğitim anlayışına karşı bilinçlendirici, uyandırıcı eğitim verdiğimiz için, baskılara, tehditlere maruz kalıyoruz. Olsun! Korkmuyoruz! Şemsi Efendi, Mustafa Kemal Atatürk’ün ilkokul öğretmeniydi. Yeni yöntemlerle eğitim verdiği için, Selanik’in egemenleri ona tam üç kez kıydılar. Ama o yılmadı! Çünkü o, Mustafa’yı, Mustafa Kemal yapan öğretmendi! Bugün tarih, Şemsi Efendi’ye kıyanları lanetliyor! Yarın da bize kıyanları lanetleyecektir! Varsın istedikleri kadar üzerimize gelsinler, biz yılmayacağız! Çünkü biz, Mustafa Kemaller yetiştirmeye devam edeceğiz!
Cumhuriyet dersi eksik olanların Osmanlı dersi de eksiktir. Çünkü nasıl ki karanlığın sonu aydınlıktır, istibdatın sonu hürriyettir. Nasıl ki Abdülhamit’in okullarından Mustafa Kemaller çıktıysa, bugün de sizin gerici, ayrıştırıcı okullarınızdan bizler, halkın öğretmenleri, var olduğumuz sürece, nice aydınlar, nice Mustafa Kemaller yetiştireceğiz. 
Yarın Cumhurbaşkanını ya da Başbakanı değil, önce bizleri sorguya çekecektir! Ve biz, tarih önünde başımız dik duracağız!
Bizi neyle suçlarlarsa suçlasınlar! Kimisi yakamızdan, kimisi paçamızdan tutsun! Halkımız bizim elimizden tutmaktadır!
Milli eğitim, milli olmaktan çıkarılıp iktidar partisine militan yetiştirme eğitimine dönüştürülmek isteniyor.
Bu meydanda olmamızın birçok sebebi var. En önemlilerinden biri budur. Bu anlayışa karşı mücadelemizi bir gün bile aksatmayacağız. Şu sorunların da acilen çözülmesini istiyoruz.
•Okullarda öğrenci ve öğretmen vardır. ÇEDES Projeleriyle devlete, okulda öğretmenlere emanet edilmiş çocukların karşısına öğretmenden başkası çıkarılamaz. Okullar öğretmenlerin ve öğrencilerindir.
•Protokollerle okulların asli görevinin dışına çıkarılması kabul edilemez.
•Zorunlu eğitimde %100 okullaşma istiyoruz. Bunu sağlamak bu devletin asli görevidir. 1,5 milyon çocuk okulda yok…
•Çocukların eğitimini okuldan ve öğretmenden uzaklaştıran her türlü uygulamanın karşısındayız.
•Okullarımızda zorunlu seçmeli dersler istemiyoruz.
•Birbiriyle kaynaşamayan farklı nesiller yetiştiren okullar istemiyoruz.
•Zorunlu eğitimde okullarımızda bir öğün yemek ve temiz su ücretsiz olmalıdır.  Ortada devlet aklı yok sağlıklı nesil sağlıklı toplum demektir.
•Öğretmenlerin göreve başlatılmasında Akademi eğitimini ve katmerli mülakatı kabul etmiyoruz. Üniversiteleri ne hale getirdiniz, diplomasız yöneticiler diplomayı değersizleştirdi. En büyük mirastır eğitim, diploma!
•Öğretmenlikte unvanlar kaldırılmalı bu ünvanlara verilen ücretler öğretmenlerin kıdem ve kademelerine göre maaşına yansıtılmalıdır.
•Atanmayan öğretmenlerin, mülakat mağdurlarının mağduriyetleri giderilmelidir. 1milyona yakın atama bekleyen öğretmen var, ayıp utanın, atamayacaksanız niye açtınız bu kadar üniversiteyi? Bu gençler aileleri sizin müşteriniz değil, olmayacak!
•Özel okul öğretmenlerinin ekonomik durumları kamu okullarındakinden az olamayacak biçime getirilmelidir. 1913 yılından 2014 yılına kadar hiçbir hükümetin aklına gelmeyen değişimi bu iktidar yaptı.  Ankara’nın Çankaya ilçesinde devlet okulundan çok, özel okul var! Ayıp, utanın! Vergiler, başta eğitim, sağlık, güvenlik içindir, sizin sarayınız lüksünüz için değil! 1.5 milyondan fazla özel okula giden çocuğumuz var. Neden? Sizden sizin zararlı fikirlerinizden dayatmalarınızdan kaçtıkları için. Siz okulların, öğretmenlerin, öğrencilerin sahibi değilsiniz.
•Zorunlu eğitim uygulayan bir ülkede proje okul adıyla nitelikli –niteliksiz okul ayrımı olmaz. Devletin görevi okullarımız arasındaki fiziki yetersizlikler gibi nitelik farkını da kaldırmaktır. Proje okulları uygulaması sizin FETÖ taktiğinizdir. Abi/abla atama modelinizdir. Keyfi atamalara son verin, liyakatsizliğiniz kurumları yozlaştırdı, çürüttü.
•Deprem bölgesinde verilen sözler tutulmadı. Öğrenciler konteynır okullarda öğrenimlerine devam etmektedir. Deprem beklenen illerimizde okullarımızın bir kısmının güçlendirilmesi hala yapılmış değildir.
•MESEM uygulaması çocuk emeğinin sömürülmesidir. Bu uygulamaya mutlaka son verilmelidir.
•AKP iktidara geldiğinde öğretmenler maaşının beşte birini ev kirasına öderken, emekli ikramiyesiyle ev, araba alabilirken şimdi maaşı neredeyse ev kirasına yetmez oldu, emekli ikramiyesiyle ev alabilmesi hayal bile değil artık.

Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Ankara Tandoğan’da tamamlandı

“Bu ileri ve geri arasında kavgadır. Biz ileri olanın yanındayız”
Bizler sizin tebliğci, kuryeci öğretmeniniz değiliz, olmayacağız.
Bunları istemek hakkımız değil mi? Bunları almak için mücadele edecek miyiz?
Cumhuriyet sevdalıları, emeği en yüce değer olarak bilenler;
Biz bu iktidarı tanıyor ve çok iyi biliyoruz. Bu insanların laiklik karşıtı, çağdaş değerlerden uzak olduklarını da biliyoruz.
Bu yüz yılda bu çağda zorunlu eğitim çağındaki çocukları cinsiyetlerine göre farklı okullarda toplayalım diyen, karma eğitimi tartışmaya açan Bakanlara, bürokratlara hoşgörüyle bakamayız.
Bu çağdışılık ile çağdaşlık arasındaki kavgadır. Biz çağdaşlıktan yanayız.
Bu akıl, bilime dayanmak ile akıl dışılık arasında bir kavgadır. Biz akıldan, bilimden yanayız.
Bu ileri ve geri arasında kavgadır. Biz ileri olanın yanındayız.
Bu insan haklarından, eğitim hakkından yana olmakla ayrıcalıklar peşinde koşanlar arasındaki kavgadır. Biz insan haklarından eğitim hakkından yanayız.
Biz kadın haklarından yanayız onlar fıtrat farklı diyerek kadını ikinci sınıf görenlerdir.
Biz ülkede birlik, yurttaşlık, eşitlik, özgürlük, kardeşlik diyoruz, hukukun üstünlüğü diyoruz. Onlar bizim taraftarlarımız, bizim hukukumuz diyor. Devletin sahibiyiz diyor. Değilsiniz. Olamayacaksınız. Cumhuriyet halk demektir, cumhuriyetin sahibi de halktır. Biz kurduk biz yaşatacağız.
Burada bulunuşumuz, tüm Türkiye için, gelecek için Cumhuriyetten ve emekten yana hem bir direniş, hem de çağrıdır.
Cumhuriyeti savunacak,
Emeğin hakkını koruyacak,
Özgür, eşit, laik bir ülke için mücadele edecek miyiz? 
O zaman
Yaşasın emek!
Yaşasın özgürlük, eşitlik ve kardeşlik!

Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Ankara Tandoğan’da tamamlandı

Yaşasın cumhuriyet!
Cumhuriyet ve emek mücadelesinde omuz omuza yürümeye devam edeceğiz! Ve çaresi yok biz kazanacağız. Birlikte kazanacağız!
“Türk milleti bundan sonra başında tacidar kabul etmez, başında hiçbir şahsın hakimiyetini kabul etmez” diyen Vasıf Çınar’a selam olsun! “Benim en büyük ülküm yurdun cennet olması” diyerek yurt sevgisini her şeyin üstünde tutan Hasan Ali Yücel’e selam olsun!
“Memlekette, mektep bulamayan bir çocuk bırakmayacağım” diyen Mustafa Necati’ye selam olsun!
Dünyada Başöğretmen ünvanlı tek lider, Cumhuriyetçi, devrimci, ebedi önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’e selam olsun, selam olsun, selam olsun!
Bize destek olan ve bizimle burada bulunan siz değerli dostlara devrimcilere ilericilere cumhuriyetçilere selam olsun!”

]]>
Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Sakarya Polatlı’da! https://yenidunya.org/emek-gundemi/32212/egitim-is-cumhuriyet-ve-emek-yuruyusu-sakarya-polatlida/ Fri, 28 Feb 2025 15:04:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=32212 Polatlı’dan Tandoğan’a: Cumhuriyet için omuz omuza!

Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” inatla, kararlılıkla devam ediyor.
Eğitim-İş yönetici ve üyeleri bugün (28 Şubat) Sakarya Polatlı’da halkla buluştu.
“Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” kapsamında yapılan konuşmalarda, tarihimizin en büyük direnişlerinden birine sahne olan Polatlı’da, Kurtuluş Savaşı’ndan Cumhuriyet’in kuruluşuna uzanan süreci ve bu sürecin bize kazandırdığı değerler hatırlatıldı.

“Buradayız, çünkü burası direnişin ve zaferin simgesi olan yerdir”
Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay Kaymakamlık binası önünde yapılan açıklamada şunları dile getirdi:
“Bugün burada, tarihin dönüm noktasında, Kurtuluş’un ve Kuruluş ’un kavşak noktasındayız! 
Buradayız, çünkü burası yalnızca bir coğrafya değildir; bağımsızlık için destan yazılan, Cumhuriyet’in harcının karıldığı, direnişin ve zaferin simgesi olan yerdir!
Burası Polatlı!
Burası Sakarya!
Burası “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır!” diyenlerin vatanıdır!
Bundan 103 yıl önce, burada bir millet küllerinden doğdu.

Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Sakarya Polatlı’da!

“Cumhuriyet; özgürlüktür, eşitliktir, kardeşliktir, birlik ruhudur, gelecektir, aydınlıktır, emeği en yüce değer bilmektir”
Sakarya Meydan Muharebesinin siperlerinde, sadece düşmana karşı değil, karanlığa karşı da direniş vardı. İşte o direniş, Cumhuriyet’in ilk kıvılcımını çaktı, özgürlüğümüzü, eşitliğimizi ve bağımsızlığımızı müjdeledi!
Burada toplanmamız tesadüf değildir. Çünkü biz, o büyük mücadeleyi verenlerin torunları olarak, zaferden doğan Cumhuriyet’i ve onun emekle yükselen değerlerini savunmak için buradayız!
Çünkü biz biliyoruz ki Cumhuriyet; Sadece bir yönetim bicimi değil, özgürlüktür, eşitliktir, kardeşliktir, birlik ruhudur, gelecektir, aydınlıktır, emeği en yüce değer bilmektir. 
Ama bugün görüyoruz ki, Cumhuriyet’in mirasını yağmalamak, halkın alın terini yok saymak isteyen bir anlayış̧ egemen hale gelmiştir.
Gençlerin hayalleri ellerinden alınıyor. Kadınların eşitlik mücadelesi görmezden geliniyor. Emekçilerin hakkı gasp ediliyor. Özgürlükler yok ediliyor, ülke çağın evrensel değerlerinden uzaklaştırılıyor, geriye götürülüyor

“Cumhuriyet’i savunacağız!”
Biz buradayız!
Biz, Atatürk’ün emanetine sahip çıkanlarız! Biz, bağımsızlık için direnenleriz! Biz, Cumhuriyet’i ve emeği savunanlarız!
Ve şimdi buradan, Polatlı’dan, tüm yurttaşlarımıza, tüm mücadele arkadaşlarımıza, Türkiye’nin dört bir yanındaki Cumhuriyet sevdalılarına sesleniyoruz:
1 Mart’ta, Tandoğan’da, Cumhuriyet’e ve emeğe sahip çıkan milyonlarla buluşmaya hazır mısınız?
1 Mart’ta, Tandoğan’da, hep birlikte haykırmaya var mısınız?
O halde buradan söz veriyoruz: Cumhuriyet’i savunacağız!”

]]>
Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Eskişehir’de https://yenidunya.org/emek-gundemi/32177/egitim-is-cumhuriyet-ve-emek-yuruyusu-eskisehirde/ Thu, 27 Feb 2025 14:04:14 +0000 https://yenidunya.org/?p=32177 Eğitim haktır, emek kutsaldır, cumhuriyet vazgeçilmezdir!

Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” bugün Eskişehir’e vardı.
Eğitim-İş’in başlattığı “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” il il halkı laik Türkiye, bilimsel eğitim kazanımlarımızı korumaya çağırıyor.
Eskişehir İnönü Cumhuriyet Meydanı’nda bir araya gelen Eğitim-İş üyeleri Anıt Park’a yürüdü.
Meydanda toplanan eğitim emekçileri iktidarın gerici uygulamalarına karşı yine kalemlerini kaldırdı.
Anıt Park önünde Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay meydanda bir açıklama yaptı. 

“Meydanının adı Cumhuriyet, ama Atatürk büstü yok”
Milletin makus tarihini yenme iradesini gösterdiği İnönü’de olduklarını söyleyen Özbay, “Cumhuriyet meydanındayız. Buranın adının değişmesi bile tartışılmış. Stadyum, hastane ve üniversitelerdeki Atatürk ismine bile tahammülünüz yok. Burada bu meydanın adı Cumhuriyet meydanı olarak kalacak. Adı Cumhuriyet meydanı ama bir tek Atatürk büstü yok. Hatta meydandaki yazıya bakıyoruz, Mustafa Kemal Atatürk yazısındaki ‘M’ harfi düşmüş. Bunun basit bir hata olmadığını ülke genelindeki uygulamalarınızdan net bir şekilde görüyoruz. Alanda mücadele ederiz ama halkın eğitimcileri olarak bütün yaptıklarınızı, yapmak istediklerinizi gerçekleriyle halka anlatacağız. Halk gerçek yüzünüzü görecek.” ifadelerini kullandı.

Özbay açıklamasına şu sözlerle devam etti:
“Cumhuriyet, eşitliktir, özgürlüktür, halkın kendi kaderini tayin etmesidir!”
“Cumhuriyet’in temellerinin atıldığı, bağımsızlık mücadelesinin en çetin anlarının yaşandığı bu yerde, büyük bir coşku ve kararlılıkla bir araya gelmiş bulunuyoruz! Eskişehir, Kurtuluş Savaşı’nın en kritik anlarında olduğu gibi, bugün de vatan, bağımsızlık ve emek için omuz omuza durmanın onurunu yaşıyor!
Birinci ve İkinci İnönü Savaşları, yalnızca askeri zaferler değil, milli direnişin, inancın ve bağımsızlığa olan sarsılmaz bağlılığın sembolü oldu! Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi, “Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makûs talihini de yendiniz.” Eskişehir, makus talihin yenildiği, kurtuluş için zafer adımlarının atıldığı yerdir. 
İnönü Savaşları, esaret altına alınmak istenen bir milletin, küllerinden doğarak ayağa kalktığı bir dönüm noktasıdır! Yorgun ama mücadeleye inanmış halkımız tarih yazmış; bağımsızlık aşkını, Cumhuriyet’in şanlı bayrağına işlemiştir! İşte bizler de bugün burada, o şanlı direnişi ve azim dolu mücadeleyi anmak ve geleceğe taşımak için bulunuyoruz!
Cumhuriyet, yalnızca bir yönetim biçimi değildir! Cumhuriyet, eşitliktir, özgürlüktür, halkın kendi kaderini tayin etmesidir! O, bir milletin bilek gücüyle, alın teriyle, emeğiyle var ettiği büyük bir devrimdir!
Bizler, bugün burada attığımız her adımla, Cumhuriyet’in değerlerine ve emekle inşa edilen geleceğimize sahip çıkıyoruz! Bu yürüyüş, gelecek nesillere devredeceğimiz bir emanetin ifadesidir!

Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Eskişehir’de

“Cumhuriyet’in temel taşı emektir!”
Eskişehir’in aydınlık yüzlü insanları, şunu iyi biliyoruz ki Cumhuriyet’in temel taşı emektir! O emek ki, vatanı için canını ortaya koyanların, toprağı işleyen çiftçilerin, fabrikada üreten işçilerin, öğrencinin, öğretmenin ve memleketin her bir ferdinin alın teridir! Cumhuriyet, bu emekle büyümüş, bu emekle yükselmiştir!
Eskişehir aynı zamanda aydınlanma ışığının yandığı yerlerden biridir! İlk iki Köy Enstitüsü’nden biri, 1937’nin Ekim ayında “Köy Öğretmen Okulu” adıyla Eskişehir Çifteler’de açılmıştır. Köy Enstitüleri, eğitimin ve aydınlanmanın ışığını Anadolu’nun dört bir yanına taşımış, Cumhuriyet’in özgürlük ve bilgelik meşalesini yakmıştır!
Ancak bugün, Köy Enstitülerinin aydınlanma ruhuna, zorunlu eğitimi ve karma eğitimi kaldırma girişimleriyle gölge düşürülmek istenmektedir! Oysa 3 Mart 1924 Devrim Yasaları, eğitimi çağdaş, laik ve bilimsel temeller üzerine oturtmuş; halkın her kesiminin eşit eğitim hakkına sahip olmasını sağlamıştır! Eğitimde geriye dönüş çabalarına karşı, Köy Enstitülerinin yaydığı aydınlanma ışığını sonsuza dek yaşatmak ve savunmak bizim görevimizdir!

“Zorunlu eğitim kesintisiz ve kamusal bir hak olmalıdır!”
Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2012-2013 eğitim-öğretim yılında uygulamaya koyduğu 4+4+4 eğitim sistemi, eğitimi parçalı hale getirerek büyük bir kaosa yol açmış, yıllar içinde derin yapısal sorunlar yaratmıştır. Bu sistem, eğitimi niteliksizleştirmiş, çocuk işçiliğini teşvik etmiş ve özellikle kız çocuklarını eğitimden koparmıştır. Son olarak, bazı gerici platformlar tarafından düzenlenen çalıştaylarda, 12 yıllık zorunlu eğitimin “dayatma” olarak tanımlanması ve çocukların meslek edinmeleri ve yuva kurmaları önünde engel olarak gösterilmesi, AKP’nin eğitimi tamamen piyasalaştırma ve gericileştirme projesinin bir parçasıdır.
Zorunlu eğitim kesintisiz ve kamusal bir hak olmalıdır!Anayasada bir hak ve devletin yükümlülüğü olarak tanımlanan eğitim, AKP iktidarı tarafından bir “yük” olarak görülmekte; eğitimi özelleştirerek, kesintili hale getirerek, zorunlu eğitimin süresini kısaltarak bu yükten kurtulmaya çalışmaktadır. Bu girişimler, yoksul ve dezavantajlı kesimlerin eğitim hakkını gasp etmektedir. Çocukların erken yaşta eğitimden kopmalarına neden olacak bu düzenlemelere asla geçit verilmemelidir!
Bu nedenle, Cumhuriyet ve emek mücadelesine sahip çıkmak, yalnızca geçmişi anmak değil, aynı zamanda geleceği korumak anlamına gelmektedir. Bugün burada verdiğimiz mesaj nettir: Eğitim haktır, emek kutsaldır, Cumhuriyet vazgeçilmezdir!
Birlikte mücadele etmeye, birlikte üretmeye ve birlikte aydınlık yarınlar kurmaya devam edeceğiz! Daha adil, daha eşit ve daha güçlü bir Türkiye için mücadelemiz sürecek!
Cumhuriyet’in ışığında, emeğin gücüyle, hep birlikte!
Yaşasın bağımsızlık! Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın emek!”

Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Eskişehir’de
]]>
Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Bursa’da! https://yenidunya.org/emek-gundemi/32172/egitim-is-cumhuriyet-ve-emek-yuruyusu-bursada/ Wed, 26 Feb 2025 17:05:37 +0000 https://yenidunya.org/?p=32172 Bursa Nutku’ndan aldığımız görevle Cumhuriyetimize sahip çıkıyoruz! 

Eğitim-İş, “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” bugün Bursa’dan ses verdi.
Bursa Fomara Meydanı’nda yapılan basın açıklamasına, Eğitim-İş yönetici ve üyeleri ile Birleşik Kamu-İş Genel Başkanı Orhan Yıldırım, CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Genel Sağlık-İş, Tüm Yerel Sen, Tüm Emekliler Sendikası, ADD, ÇYDD il örgütleri katıldı.

Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay’ın burada açıklama yaptı.
“Bugün burada Cumhuriyetimize, bağımsızlığımıza, emeğimize ve gelecek nesillerimize sahip çıkmak için buluştuk!” diyen Özbay, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere emaneti olan Cumhuriyetimizi savunmak, onu yükselterek daha ileri taşımak için buradayız!” sözleriyle konuşmasına devam etti.

“Tarih boyunca kaç lider tüm umudu gençliğe bağlamıştır?”
Bugün burada bir söz veriyoruz: Cumhuriyetimi kimseye teslim etmeyeceğiz! Onu yozlaştırmak isteyenlere, devrimleri unutturmak isteyenlere, halkı yoksulluğa mahkum edenlere, özgürlüklerimizi kısıtlayanlara geçit vermeyeceğiz! 
Tarih boyunca kaç lider, devletinin bile zayıflığa düşebileceğini görerek, gelecekteki iktidarların yozlaşabileceğini hesaba katıp, tüm umudu gençliğe bağlamıştır? Kaç lider, gençleri yalnızca birer takipçi değil, ülkenin kaderini değiştirecek güç olarak görmüştür? Atatürk, gelecek iktidarlar konusunda yanılmamış, gençliği de Cumhuriyetin en büyük teminatı olarak görmüştür ve haklı çıkmıştır!

“Bizim silahımız kalemlerimizdir”
Atatürk, 5 Şubat 1933’te Bursa Nutku’yla bizlere şu tarihi görevi vermiştir:
“Türk genci devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimi ve devrimlerin anlamını, değerini kavramış, benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, ‘Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, adalet örgütü vardır’ demeyecektir. Hemen işe karışacaktır. Eliyle, diliyle, gerekirse silahıyla.”
Bizim silahımız kalemlerimizdir; çünkü bizler yeni nesilleri aklın ve bilimin ışığında yetiştirerek karanlığa karşı mücadele ediyoruz!
Biz öğretmenleriz, eğitim emekçileriyiz! Geleceği şekillendiren elleriz! Her dersimizde özgür düşünmeyi, sorgulamayı, bilimi ve Cumhuriyet değerlerini aşılıyoruz. Çünkü biliyoruz ki eğitim, bağımsız ve çağdaş bir toplumun en güçlü teminatıdır.
Biz çocuklarımızı gençlerimizi cehaletin, dogmaların ve baskının pençesine bırakmayacağız! Onları, Atatürk’ün gösterdiği çağdaş medeniyet yolunda ilerleyen, sorgulayan, üreten bireyler olarak yetiştireceğiz!

“Halkın vicdanı susturulamaz, sindirilemez, teslim alınamaz!”
Bizler yılmayacağız! Okullarımızı gericiliğin değil, bilimin yuvası yapacağız! Eğitimi tarikatlara, cemaatlere teslim edenlere geçit vermeyeceğiz!
Çünkü bizim mücadelemiz, Cumhuriyetimizin ve geleceğimizin mücadelesidir!
Baskıya, zulme, adaletsizliğe boyun eğmeyeceğiz! Omuz omuza verdiğimizde, hiçbir güç bizi yolumuzdan döndüremez!
Halkın vicdanı susturulamaz, sindirilemez, teslim alınamaz!
Bugün burada, bu bilinç ve kararlılıkla bir araya geldik! Cumhuriyetimizi, özgürlüğümüzü, emeğimizi, geleceğimizi koruyacağız! Çünkü biz bu vatanın gerçek sahipleriyiz!
Ey halkın vicdanı, ey Cumhuriyetin evlatları! 
Bursa Nutku’ndan aldığımız bu görevle omuz omuza yürüyoruz! Cumhuriyetimizi koruyacak, demokrasiye, laikliğe ve sosyal adalete sahip çıkacağız! 
Çünkü AKP iktidarı, Cumhuriyetin kazanımlarını yok etmeye, halkı baskı altında tutmaya, emekçiyi sömürmeye devam ediyor. Hukukun üstünlüğü ayaklar altına alınıyor, adalet saraylarında ranta hizmet ediliyor, basın susturuluyor, kadın hakları yok sayılıyor, eğitim gericileştiriliyor, doğa talan ediliyor! 

Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Bursa’da!

“Açlık sınırında yaşamaya zorlanan milyonlar olarak, bu düzenin sürdürülemez olduğunu haykırıyoruz!”
Ekonomi çökmüş, halk açlık sınırında yaşamaya mahkûm edilmiştir. İşçiler, emekçiler sefalet içinde, emekliler aç, gençler işsiz, kadınlar güvencesizdir! Öğretmenlerimiz güvencesiz çalışma koşullarına mahkûm edilmekte, meslek onurları hiçe sayılmaktadır. AKP’nin yandaş kayırmacılığı, halkı yoksulluğa ve çaresizliğe mahkûm etmektedir. Kamu kaynakları sermayeye peşkeş çekilirken, halktan alınan vergilerle bir avuç imtiyazlı azınlık beslenmektedir.
Ekonomik krizle her geçen gün ağırlaşan hayat koşulları, temel ihtiyaçlarımızı bile karşılayamaz hale gelmemize yol açmıştır. Açlık sınırında yaşamaya zorlanan milyonlar olarak, bu düzenin sürdürülemez olduğunu haykırıyoruz!

“Laikliğin yok edilmesi demek, bir toplumun karanlığa sürüklenmesi demektir”
Bugün eğitim, Milli Eğitim Bakanlığı’nın eliyle, cemaat ve tarikatların insafına terk edilmektedir. Okullar, devletin denetiminden çıkarılarak, çeşitli protokoller ve etkinlikler bahanesiyle tarikatlara açılmıştır. Çocuklarımız, yasal olmayan sıbyan mekteplerine, medreselere yönlendirilmekte, zorunlu eğitim sistemi tarikatların keyfine göre şekillendirilmektedir.
Eğitimin temel ilkeleri, laiklik ve bilimsel eğitim doğrudan bakanlık eliyle yok edilmekte, okullar liyakatsiz kadrolar aracılığıyla gericiliğin üssü haline getirilmektedir. Laiklik, yalnızca bir tercih değil, bu ülkenin bir arada kalmasının, bağımsızlığının ve çağdaşlaşmasının en temel güvencesidir! Laikliğin yok edilmesi demek, bir toplumun karanlığa sürüklenmesi demektir.
Bizler bunlara sessiz kalmayacağız! Bizler Cumhuriyetimizin ve halkımızın onurunu hiç kimseye çiğnetmeyeceğiz! 
Emekçiler, öğrenciler, Cumhuriyet aşıkları!
Gözlerinizdeki ateş sönmeyecek, sesiniz asla kısılmayacak! Güçlüyüz, haklıyız, kararlıyız! Bu ülke bizim! Bu vatan bizim! Cumhuriyet bizim!
Yaşatacağız! Yaşatacağız! Yaşatacağız!
Yaşasın Cumhuriyet!
Yaşasın Atatürk devrimleri!

]]>
Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Çanakkale’de! https://yenidunya.org/emek-gundemi/32168/egitim-is-cumhuriyet-ve-emek-yuruyusu-canakkalede/ Tue, 25 Feb 2025 14:47:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=32168 Laik ve bilimsel eğitimi ortadan kaldıran düzene karşı yürüyoruz…

Eğitim-İş’in, Tekirdağ’dan başlattığı “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Çanakkale’de devam etti.
Gelibolu’da, Gazi Süleymanpaşa Meydanı’nda toplanan kortej buradan Gelibolu’daki Atatürk Anıtı’na doğru yürüdü. Yürüyüş boyunca iktidarın eğitim ve hukuk politikaları alkışlarla ve sloganlarla protesto edildi.
Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, Çanakkale Cumhuriyet Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Özbay, “Bugün burada bağımsızlık ve antiemperyalizm ruhunu yeniden yükseltmek, Cumhuriyetimizin temelini oluşturan özgürlük, eşitlik ve emek mücadelesini bir kez daha haykırmak için toplandık. Laik ve bilimsel eğitimi ortadan kaldıran düzene karşı yürüyoruz…” dedi.

“Kurtuluşa ve cumhuriyete giden yolun ön sözünün yazıldığı yerdeyiz”
Özbay, “Laik ve bilimsel eğitimi ortadan kaldıran, çocuklarımızı tarikatların kucağına iten, yoksullaştırdıkları halkın sırtından geçinen bu düzene karşı yürüyeceğiz” dedi.
Yürüyüş öncesi yapılan eylemleri anlatarak sözüne başlayan Özbay, “Kurtuluşa ve cumhuriyete giden yolun ön sözünün yazıldığı yerdeyiz. Çanakkale’de 189 binin üzerinde insanımızı kaybettik. Kadını erkeği o cephedeydi. Cumhuriyet öyle kazanıldı. Bugün ne oluyor peki? Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı Çanakkale’ye 110 bin çocuk getirecek ama kriter ne ? Kız ve erkek çocukları ayrı getirilecek. Çocuk yaştaki kız ve erkeğin yan yana oturmasından rahatsız oluyorsanız siz kadın ve erkeğin aynı sokakta gezmesinden de rahatsızsınız. Zihniyetizde sorun var” diye konuştu.

Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Çanakkale’de!

“Bize düşen bir sorumluluk var: Çocuklara, geleceğe, cumhuriyete sahip çıkmak”
Her yıl asgari ücretin altında yüz bin ücretli öğretmenin ‘mevsimlik işçi’ gibi çalıştırılmasına tepki gösteren Özbay, “Çocuklar öğretmen bekliyor. İktidar kamusal hizmetini yerine getirmiyor. Özel okullar yüzde birden yüzde 20’ye çıkmış. Eğitim enflasyonunun en fazla hissedildiği ülkeyiz. Laik ve bilimsel eğitimi ortadan kaldıran, çocuklarımızı tarikatların kucağına iten, yoksullaştırdıkları halkın sırtından geçinen bu düzene karşı biz yürüyeceğiz” dedi.
Her yerde eğitimin sorunlarını cesaretle dile getirdiklerini söyleyen Özbay, “Giresun’a gittik spor lisesi var salonu yok. Kayseri’de bir okulun kaloriferi yanmıyor, okul pislik içinde ama yan tarafta tertemiz imam hatip lisesi var” dedi. Gelibolu’da geçen yılın sonunda meydana gelen deprem sonucu Gelibolu Anadolu Lisesi’nde depremden sonra çatlaklar oluştuğuna fakat hala güçlendirme yapılmadığına da dikkat çeken Özbay, “Gelibolu’da Denizcilik Lisesi var denizle bağı yok. Komik bir fıkra gibi ama acı bir gerçek. Siz bu ülkenin çocuklarını düşünmüyorsunuz.  Bize düşen bir sorumluluk var: Çocuklara, geleceğe, cumhuriyete sahip çıkmak. Bu da en başta eğitime sahip çıkmakla olur” ifadelerini kullandı.

]]>
Eğitim-İş: “Laik ve Cumhuriyet değerlerine bağlı eğitim için mücadelemizi sürdüreceğiz” https://yenidunya.org/emek-gundemi/32139/egitim-is-laik-ve-cumhuriyet-degerlerine-bagli-egitim-icin-mucadelemizi-surdurecegiz/ Sun, 23 Feb 2025 09:58:07 +0000 https://yenidunya.org/?p=32139 Eğitim emekçileri, emeğin sömürülmediği, adaletin ve eşitliğin sağlandığı bir Türkiye için kalemlerini Manisa’da kaldırdı

Eğitim-İş, “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” kapsamında, Manisa’da, emek ve mücadelenin laiklik ve eşitlikle iç içe olduğunu vurgulamak, Soma’da yaşanan işçi katliamını anımsatarak adalet talebini yükseltmek ve emekçilerin haklarını savunma kararlılığını haykırdı. 
Manisa’daki açıklamanın ardından Soma’ya geçildi. Soma Belediye Başkanı Sercan Okur’un da katılımıyla Madenci Şehitliği ziyaret edilerek, şehitlerin mezarlarına karanfil bırakıldı.
Cumhuriyet Meydanı’ndaki basın açıklamasına, Eğitim-İş yöneticileri ve üyeleri ile Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, demokratik kitle örgütü temsilcileri katıldı. 
Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, AK Parti iktidarının eğitim ve ekonomi politikalarına karşı başlattıkları “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” kapsamında Manisa’da yaptığı açıklamada, “Kamusal, bilimsel, laik ve Cumhuriyet değerlerine bağlı eğitim için mücadelemizi sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. Soma’nın hesabı sorulana kadar durmayacağız. Emekçiler insanca yaşayacak ücreti ve çalışma koşullarını alana kadar, emeğin onuru ve haklarımız için sonuna kadar direnmeye devam edeceğiz” ifadesini kullandı.

“Soma, sadece maden faciasının değil, bir cinayet düzeninin adıdır!”
Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay şu açıklamaları yaptı:
Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşümüzde Adıyaman ve Amasya’dan sonra Manisa’dayız! Burada, yüz yılın en büyük işçi katliamlarından birinin yaşandığı Soma’yı ziyaret edeceğiz. Ve buradayız çünkü Soma’yı unutmadık, unutturmayacağız!
Soma, sadece bir maden faciasının değil, aynı zamanda rantçı sermayenin ve emek sömürüsünün en acımasız biçimde vücut bulduğu bir cinayet düzeninin adıdır! 301 madencimizin göz göre göre ölüme sürüklenmesi, kar hırsıyla hareket eden bir sistemin kanlı sonucudur. Bugün bizleri ucuz iş gücü, taşeron düzeni, sendikasızlık ve güvencesiz çalışma koşullarıyla korkutmaya çalışanlara buradan, Soma’dan sesleniyoruz: Korkmuyoruz! Sinmiyoruz! Emeğimizi sömürmelerine izin vermeyeceğiz!

Eğitim-İş: "Laik ve Cumhuriyet değerlerine bağlı eğitim için mücadelemizi sürdüreceğiz"

Yağma düzenine karşı sınıf bilincini yükseltmek
AKP iktidarı döneminde Türkiye bir işçi mezarlığına dönüştü. Özelleştirme politikaları ile iş güvencesi ortadan kaldırıldı, taşeron sistemi yaygınlaştırıldı, sendikalar etkisizleştirildi. İşçiler, karanlık maden ocaklarında, inşaat alanlarında, fabrikalarda ölümle burun buruna çalışmak zorunda bırakıldı. Soma ve Ermenek katliamları bunun en acı göstergesidir!
Ancak biz buradayız! Bugün Manisa’da, Soma’da, Türkiye’nin dört bir yanında emeğimize sahip çıkmak için dimdik ayaktayız! Emek mücadelesi yalnızca ekmek mücadelesi değildir! Aynı zamanda onur mücadelesidir, özgürlük mücadelesidir, laiklik ve Cumhuriyet mücadelesidir! Çünkü biliyoruz ki iş cinayetlerine, özelleştirmelere, yağma düzenine karşı sınıf bilincini yükseltmeden, bir araya gelmeden, emeği yüceltmeden, emperyalist düzene ve faşizme karşı durulamaz! Cumhuriyet’in kazanımları emeğin, özgürlüğün ve eşitliğin teminatıdır. Bugün Cumhuriyet’i yok etmeye çalışanlara karşı en büyük direnişi emekçiler sergileyecektir!
Bugün bu bilinçle hareket eden işçiler var! Hak gasplarına karşı direnişler sürüyor, direnişlere yenileri ekleniyor! Fernas, Akcanlar, Çayırhan işçileri bugün sermayeye, sömürüye karşı omuz omuza mücadele ediyor! Bizler de onların yanındayız, dayanışmamızı büyütüyoruz!

Önlenebilir felaketlerin sorumluları hesap vermiyor
Türkiye’de insan hayatının bir değerinin olmadığını her felakette bir kez daha görüyoruz! 6 Şubat depremlerinde on binlerce yurttaşımızı kaybettik. Rant uğruna, denetimsiz ve çürük binalarla halkın yaşamı hiçe sayıldı. Bolu Kartalkaya’da yaşanan facia, insan hayatının ne kadar değersiz olduğunu bir kez daha gösterdi. Önlenebilir bir felaketin sorumluları hesap vermemekte, her zamanki gibi suçu halkın üzerine yıkmaktadırlar.
Buradan soruyoruz: Kaç çocuğumuz, yurttaşımız yitip gidecek? Kaç kişi daha kar uğruna, o kardan dağıtılan komisyonlar, rüşvetler uğruna göz göre göre feda edilecek?
Eğitim-İş olarak;
•AKP’nin yağma ve talan düzenine karşı,
•Açlık sınırının altında yaşamaya mahkum eden sefalet ücretine karşı,
•İşçi kıyımlarına, güvencesizleştirme politikalarına, taşeron düzenine karşı,
•İş cinayetlerine, sendikasızlaştırma çabalarına ve örgütlenme özgürlüğünü gasp eden politikalara karşı,
•İktidarın gerici eğitim modeline, dindar ve kindar nesil yetiştirme politikasına karşı,
•Kamusal, bilimsel, laik ve Cumhuriyet değerlerine bağlı eğitim için mücadelemizi sürdürüyoruz, sürdüreceğiz!

Eğitim-İş: "Laik ve Cumhuriyet değerlerine bağlı eğitim için mücadelemizi sürdüreceğiz"

“Yoksulluğun da zenginliğin de ‘kader’ gibi devredildiği bir ülke yaratılıldı”
Soma’nın hesabı sorulana kadar durmayacağız! Emekçiler insanca yaşayacak ücreti ve çalışma koşullarını alana kadar, emeğin onuru ve haklarımız için sonuna kadar direnmeye devam edeceğiz!
Her yurttaşına eşit muamele yapıp eşit hizmet veren bir Cumhuriyetten, yoksulluğun da zenginliğin de ‘kader’ gibi aileden evlada devredildiği bir ülke yaratılmıştır. Yani ülkemiz, “Kimsesizlerin kimsesi” olsun diye kurulan Cumhuriyet’ten yoksul çocukların kimsesiz kaldığı bir Cumhuriyet’e dönüştürülmüştür. Eğitim hiç olmadığı kadar niteliksiz, cahiller ve gericiler hiç olmadığı kadar cüretkardır. Laik, bilimsel ve çağdaş eğitim “bizi okumuşların şerrinden koru” diye dua eden bir yönetici erkanının saldırısı altındadır.
Cumhuriyet’in en büyük kazanımlarından biri, memleketin neresinde ve hangi şartlarda dünyaya gelmiş olursa olsun her çocuğun kulağına “Yeterince çalışırsan her şey olabilirsin” diye fısıldamasıydı. Son 23 yılın ardından ne acıdır ki bu ses sustu. Çocuklar eğitimsizliğe mahkum, gençler geleceğini yurtdışında aramaya çalışır hale gelmiştir. Başöğretmenimizin “kimsesizlerin kimsesi” olsun diye kurduğu bu Cumhuriyet’te yoksul halk çocukları hiç olmadığı kadar kimsesiz kalmıştır.Ancak Fakir Baykurt’un dediği gibi “Bey çocuğu bey, ırgat çocuğu ırgat olmasın diyedir bizim eğitim mücadelemiz.”

“Cumhuriyet’in eşitlikçi, halkçı ve laik mirasını korumaya ant içtik!”
Sarayda şatafat sürerken çöpten utanarak yemek arayan yurttaşlarımız, Çalışma Bakanı Vedat Işıkhan’ın, “Ülkemizde aşırı yoksulluk yoktur” derken oğluna okul pantolonu alamadığı için intihar eden İsmail Devrim, foseptik temizletildiği için mikrop kapıp ölen “Nasıl olsa beni unutacaksınız” diyen taşeron işçi Zafer Açıkgözoğlu ve daha niceleri, dolaylı yoldan MEB eliyle tarikat yurtlarına, okullarına itilen evlatlarımız, Aladağ’da cemaat yurdunda yanarak can veren yavrularımız bize tarihi bir sorumluluk yüklemektedir. Biz bu sorumluluğun farkındayız ve Cumhuriyet’in eşitlikçi, halkçı ve laik mirasını korumaya ant içtik!
Bugün Manisa’dan, Soma’dan, tüm Türkiye’ye sesleniyoruz:
Emek en yüce değerdir!
Direne direne kazanacağız!
Yaşasın örgütlü mücadelemiz!
Yaşasın laik, bilimsel ve parasız eğitim hakkımız!
Yaşasın Cumhuriyet, yaşasın demokrasi, yaşasın tam bağımsız Türkiye!

]]>
Üç eğitim derneğinden eğitimde gericileşme atağı https://yenidunya.org/genclik/32124/uc-egitim-derneginden-egitimde-gericilesme-atagi/ Thu, 20 Feb 2025 11:33:15 +0000 https://yenidunya.org/?p=32124 Eğitim-İş, Eğitim-Sen ve Hürriyetçi Eğitim Sen’den tepki

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, 2012-2013 eğitim-öğretim yılında uygulamaya konan 4+4+4 eğitim sisteminde değişikliğe gideceği iddiaları sonrası üç eğitim derneği, ”Lise 3 yıl olmalı. 4+4+3 sistemine geçilmeli” önerisini içeren bir rapor hazırladı.
Türkiye’de 2012 yılında başlayan 4+4+4 eğitim sistemiyle ilgili rapor hazırlayan üç eğitim derneği ”Lise 3 yıl olmalı. 4+4+3 sistemine geçilmeli” önerisinde bulundu. Eğitim sendikalarının temsilciler ise ilkokul, ortaokul ve lisede zorunlu eğitim vurgusu yaparken, bu şekilde olası bir eğitim modeli değişikliğinin, çocukları eğitimden koparacağı görüşünde…
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, 2012-2013 eğitim-öğretim yılında uygulamaya konan 4+4+4 eğitim sisteminde değişikliğe gideceği iddiaları yeniden gündemde.
Bu iddia, aralarında Enderun Özgün Eğitimciler Derneği, Maarif Platformu ve Medeniyet Enstitüsü’nün düzenlediği ”Türk Eğitim Sistemi ve Zorunlu Eğitimin Yansımaları”’ konulu çalıştay ile tekrar gündeme gelirken, çalıştay raporunda “12 yıllık zorunlu eğitim dayatması çocukların kabiliyeti, meslek edinmeleri ve yuva kurmaları önünde büyük bir engel” görüşüne yer verildi.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in geçmişte, ”Zorunlu eğitimin çok olduğunu, yakında bunun tartışmaya açılacağını ben de tahmin ediyorum. Bu kadar uzun bir süre standart bir eğitime çocukları tabi tutmak doğru olmayabilir” dediği, Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Ömer Faruk Yelkenci’nin ise katıldığı bir sempozyumda ”4+4+4 eğitim sisteminin son dört yılının yeniden ele alınması gerektiği şüphesiz aşikar” ifadelerini kullandığı eğitim sisteminde, olası değişikliğe eğitim sendikaları nasıl bakıyor?

Kız çocuklarını okuldan uzaklaştırma, ucuz çocuk işçiliği kalıcılaştırma hazırlığı
Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, Eğitim-İş Genel Sekreteri Seher Ergin ve Hürriyetçi Eğitim-Sen Genel Başkanı Levent Kuruoğlu, ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi.
4+4+4 eğitim modelinin tartışılmasının arka planında, karma eğitimin ortadan kaldırılması ve uzaktan eğitim gibi modellerin ortaya konulmasının hedeflendiğini söyleyen Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, çalıştayı düzenleyen 3 kuruma ilişkin, “Bu derneklerin internet sitelerine girildiğinde göreceksiniz, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne gelen eleştiriler, bu dernekler üzerinden yanıtlanmış. Bu modelin de nerelerde pişirildiğini, nelerde planlandığını açıkça ortaya koyuyor” değerlendirmesini yaptı.
”Milli Eğitim Bakanlığı’nın tarikat ve cemaat uzantısı derneklerle protokol yaptığını” kaydeden Irmak, ”Bu yetmiyor, ortaya konulan eğitim programlarını da oralarda pişirerek, toplumun önüne getiriyor. Yapılmaya çalışılan, giderek kız çocuklarının okul ikliminden uzaklaştırılmasını, karma eğitiminden vazgeçilmesi, çevrimiçi eğitim gibi yaklaşımların ortaya konulması” diye konuştu.

”Tartışılacağı yer dini dernekler değil”
4+4+4 eğitim modeline ilişkin kendilerinin de itirazlarının olduğunu ve doğru bulmadıklarını ifade eden Irmak, şöyle konuştu:
”Yeni bir eğitim modelini, eğitimcilerle, akademisyenlerle tartışabiliriz. Ama bakanlık, uzun süreden beri yaptığı gibi elbette ki bunu dini vakıflarla planlamak istiyor. Biz, Eğitim-Sen olarak, zorunlu eğitimin ilkokul öncesine kadar indirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. 4+4+4 eğitim modelinin ortadan kaldırılmasına, ilkokulun yeniden 5 yıla çıkarılması gibi bizim de bu modele dair önerilerimiz var. Kız çocuklarının okullarda kalabilmesinin yollarını planlayacak her türlü mekanizmaların güçlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu tartışmaların bu şekilde açılması, büyük bir talihsizlik olmakla beraber, dünya ile yarışır bir eğitim modelini bakanlık önüne koymuş değil. Çocukların eğitim hakkı, anayasal bir haktır. Zorunlu eğitimin, karma eğitimin ortadan kaldırılmasına yol açabilecek bu tür tartışmaların, hem ülkenin iklimine zarar vereceğini hem Türkiye’nin eğitim yaklaşımının uluslararası alanda çok daha geriye bırakacak bir proje olduğunun farkındayız. Bakanı uyarmakta fayda görüyoruz. Eğitim alanında sorun varsa, bunun tartışılacağı yer birtakım dini dernekler değildir.”

”Zorunlu eğitim anayasada bir hak ve yükümlülük”
4+4+4 eğitim sisteminin, eğitimi parçalı hale getirerek büyük bir kaosa yol açtığını ve yıllar içinde derin yapısal sorunları beraberinde getirdiğini belirten Eğitim-İş Genel Sekreteri Seher Ergin, sendika olarak bu sistemin eğitimi niteliksizleştirdiğini, çocuk işçiliğini teşvik ettiğini ve özellikle kız çocuklarını eğitimden kopardıklarını dile getirdiklerini söyledi.
”AKP iktidarının eğitim sistemine yaptığı müdahaleler, bilinçli bir şekilde ülkemizi çağdaş ve bilimsel eğitim anlayışından uzaklaştırmaya yönelik” diyen Ergin, şöyle konuştu:
”Son olarak Enderun Özgün Eğitimciler Derneği, Maarif Platformu ve Medeniyet Enstitüsü tarafından düzenlenen çalıştayda, 12 yıllık zorunlu eğitimin ‘dayatma’ olarak tanımlanması ve çocukların kabiliyetleri, meslek edinmeleri ve yuva kurmaları önünde engel olarak gösterilmesi, AKP’nin eğitimi tamamen piyasalaştırma ve gericileştirme projesinin bir parçasıdır. Eğitimin temel amacı bireyleri özgürleştirmek ve çağdaş dünyaya hazırlamakken, bu tür yaklaşımlar çocukları erken yaşta emek sömürüsüne açık hale getirme niyetini taşımaktadır. AKP’nin eğitim politikaları, yoksul ve dezavantajlı kesimleri eğitimden uzaklaştırarak eğitim hakkını gasp etmektedir. Zorunlu eğitim kesintisiz ve kamusal bir hak olmalıdır. Zorunlu eğitim anayasada bir hak ve aynı zamanda yükümlülüktür. Ancak AKP iktidarı bu yükümlülüğü bir yük olarak algılamakta; eğitimi özelleştirerek, kesintili hale getirerek, zorunlu eğitimin süresini kısaltarak bu ‘yük’ten kurtulmaya çalışmaktadır. 
Çocukların erken yaşta eğitimden kopmalarına neden olacak gerici düzenlemelere asla geçit verilmemelidir. Eğitimde eşitliği ortadan kaldırılarak, kız çocukları başta olmak üzere geniş bir kesimin eğitim hakkı gasp edilmek istenmektedir. Çocuk işçiliğinin teşvik edilmesine yönelik hiçbir girişim kabul edilemez.”

”İktidar, kendi getirdiği sistemi tekrar tartışmaya açıyor”
4+4+4 eğitim sisteminin, bilim insanları, öğretmenler, sendikalar ve toplumun geniş bir kesiminin itirazlarına rağmen getirildiğini hatırlatan Hürriyetçi Eğitim Sen Genel Başkanı Levent Kuruoğlu, ”Şimdi ise aynı iktidarın, kendi getirdiği sistemi tekrar tartışmaya açtığı görülmektedir. Oysa eğitim sisteminde köklü değişiklikler, ‘Ben yaptım, olacak’ şeklinde tek taraflı bir yaklaşımla düzenlenebilecek konular değildir” dedi.
Eğitim modelinin belirlenmesinde öğrencilerin, velilerin, öğretmenlerin, akademisyenlerin sürece dahil olması gerektiğini hatırlatan Kuruoğlu, olası bir değişiklikle birlikte on binlerce öğretmenin, norm fazlası durumuna düşebileceğine ve bu durumun hem öğretmenlerin mesleki motivasyonunu hem de öğrencilerin eğitim kalitesini olumsuz etkileyebileceğine dikkati çekerek, şunları söyledi:
”Sistem değişikliği öncesinde kapsamlı bilimsel araştırmalar yapılmalı, eğitim bilimleri ve pedagojinin temel ilkeleri gözetilmeli, paydaşların görüşleri alınarak toplumsal bir mutabakat sağlanmalıdır. Ayrıca yeni sistemlerin pilot uygulamalarla test edilmesi, ortaya çıkabilecek aksaklıkların önceden belirlenmesine ve gerekli düzeltmelerin zamanında yapılmasına katkı sunacaktır. Böylelikle eğitim reformları, öğrenci başarısını artırmayı ve öğretmenlerin mesleki gelişimini desteklemeyi amaçlayan, sürdürülebilir ve bilimsel temelli düzenlemelere dönüşebilir. İlkokul ortaokul ve liselerin zorunlu olmasından yanayız. Önceliğimiz okul süreleri değil, eğitimin içeriği, eğitim yöneticilerinin liyakati, öğretmenlerimin gelişimine katkı sağlayacak gerçekçi ve bilimsel eğitimler, fiziki yetersizlikler ve imkansızlıklar olmalıdır.”

]]>
Bakan Tekin’e gelişim raporu: “Bir gün okula aç git, günü bir simit bir ayranla geçir” https://yenidunya.org/emek-gundemi/31940/bakan-tekine-gelisim-raporu-bir-gun-okula-ac-git-gunu-bir-simit-bir-ayranla-gecir/ Fri, 17 Jan 2025 16:25:10 +0000 https://yenidunya.org/?p=31940 Eğitim-İş üyeleri, 2024-2025 Eğitim-Öğretim Yılı’nın ilk döneminin son gününde Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) önünde toplandı. Eğitim emekçileri Bakan Tekin’e 2024-2025 gelişim raporu verdi.
Eğitim emekçileri, 2024-2025 Eğitim-Öğretim Yılı’nın ilk döneminde yaşanan sorunlara ve bu sorunların temelinde yatan politikalara ilişkin burada bir açıklama yaptı.
Sendika üyeleri “Tarikatçı bakan istifa” , “Saraya değil eğitime bütçe” sloganları attı.
Eğitim-İş, eğitimdeki gericileştirmeye ve piyasalaştırmaya, eğitim emekçilerinin haklarını ve itibarını gasp edenlere, Cumhuriyet’i ve devrimlerini hedef alan uygulamalara karşı Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı önünde ve tüm Türkiye’de Milli Eğitim Müdürlükleri önünde basın açıklaması yaptı. Basın açıklamalarında Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin için hazırlanan “gelişim raporu” açıklandı.

Bakan Tekin’e gelişim raporu: “Bir gün okula aç git, günü bir simit bir ayranla geçir”

“Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, AKP iktidarının “kindar ve dindar nesil” hedefinin en kararlı uygulayıcısı”
Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, Bakan Yusuf Tekin için hazırlanan ‘gelişim raporunu’ da kamuyou ile paylaştı.
“Bugün, 2024/2025 Eğitim-Öğretim Yılı’nın ilk döneminde yaşanan sorunları ele almak ve bu sorunların temelinde yatan politikalara dair bir değerlendirme yapmak için bir aradayız. Ne yazık ki eğitimde yaşanan sorunlar her geçen yıl katlanarak artmaktadır. 
Eğitim, güncel siyasetin ve hamasetin aracı; iktidarın kendi ideolojisini dayatmanın, istediği biat ve itaat eden toplumu inşa etmenin aygıtı haline getirilmiştir. Bunun sonucu olarak önceki dönemlerden devreden sorunlara bu eğitim döneminde yenileri eklenmiştir.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, AKP iktidarının “kindar ve dindar nesil” hedefinin en kararlı uygulayıcısı olmuş; eğitimi cemaatler, tarikatlar ve piyasa dinamiklerine teslim eden politikaları artırarak sürdürmüştür. Göreve geldiği ilk günden itibaren, eğitimi laik, bilimsel ve kamusal bir yapıdan koparmak için olağanüstü çaba harcayan Yusuf Tekin’e buradan sesleniyoruz: 

“Sayenizde çocuklar okullarda aç, susuz, öğretmenler yoksul”
-Bütçeden en büyük payı Milli Eğitime ayırdığınızı söylüyorsunuz. Peki soruyoruz bu bütçeyle eğitime dair hangi sorunu çözdünüz? Yeni sorunlar yarattınız. 80 yılda yapılan kadar derslik yaptığınızı söylüyor, büyük bir başarı hikayesi gibi sunmaya çalışıyorsunuz. Hikayenizin gerçek olmadığını siz de biliyorsunuz. Eğitime en çok bütçeyi ayıran bir ülkede hala ikili eğitim neden devam eder açıklayın o zaman! 2012 yılından bu yana ikili eğitimi bitireceğiz diye sürekli vaatte bulunuyorsunuz! Her yıl bütçeden en büyük payı eğitime ayırdığınızı söylüyorsunuz ama sayenizde çocuklar okullarda aç, susuz, öğretmenler yoksul. 

“Bir öğün yemek hakkının kaldırılması da sizin eseriniz”
-Okulları “5 yıldızlı otel” ayarında inşa ettiğinizi söylüyorsun. Piyasacı anlayışınızın bir yansıması olarak 5 yıldızlı otel benzetmesi yaptığınız okullar nasıl oteller ki pis, kaloriferleri yanmıyor, çocuklara bir öğün sağlıklı yemek verilmiyor. Okullarda bir öğün yemek hakkının kaldırılması da sizin eseriniz. Bugün her 5 çocuktan 1’i yeterli beslenemiyorsa, sizin eseriniz! 

Bakan Tekin’e gelişim raporu: “Bir gün okula aç git, günü bir simit bir ayranla geçir”

“Anayasada herkesin kamuda çalışma hakkını yok ediyorsunuz”
-Mülakatlar kaldırılacak sözünü rağmen mülakatları devam ettiren sizsiniz. Üstüne katmerli mülakat anlamına gelen öğretmen akademisini icat ettiniz. Siz devletin öğretmenini seçmiyorsunuz, partiye kendinize uygun öğretmen yaratmak istiyorsunuz! Anayasada herkesin kamuda çalışma hakkını kılıfını bularak yok ediyorsunuz! Anayasanın kamuda çalışanlar için öngördüğü, görevin gerektirdiği nitelikler dışında başka nitelikler aranmaz hükmünü kaldırıp, her türlü torpilin yolunu açıyorsunuz. Buna alışıksınız çünkü şahsınıza üniversite açıldı. 

Gençleri umutsuz bıraktınız
-Öğretmen akademisiyle bir çırpıda eğitim fakültelerini işlevsiz haline getirmek, orada okuyan gençleri umutsuz bırakmak, mezun olmuş öğretmenlerin diplomasını geçersiz kılmak, işsiz bırakmak sizin eseriniz! 

Ataması yapılmayanler öğretmen ordusu
-1 milyon öğretmen olduğunu ve bunun %80’inin Cumhurbaşkanı Erdoğan döneminde atandığını söylüyorsunuz. Ama bu öğretmenlerin ne kadarı yıllarca atanmayı bekledi? Kaçı ücretli öğretmenlik adı altında asgari ücretin altında maaşlarla çalıştırıldı? Bu 1 milyon öğretmen, ataması yapılmayan öğretmenler ordusunun varlığını silmeye yetiyor mu? Yetmiyor! Öğretmen açığı kapanıyor mu? Kapanmadı biliyorsunuz! 1 milyon atama bekleyen öğretmen sorununu siz yarattınız! 

ÇEDES ile Diyanet İşleri paralele MEB oldu
-Binlerce protokolle, sivil toplum kuruluşu ilan ettiğin tarikat ve cemaatlerin, siyasi partilerin okullara girmesi, ÇEDES projesi gibi uygulamalarla Diyanet İşleri Başkanlığı’nın paralel Milli Eğitim Bakanlığı’na dönüşmesi sizin eseriniz! 

Bakan Tekin’e gelişim raporu: “Bir gün okula aç git, günü bir simit bir ayranla geçir”

MESEM’lerde çocukların yaşam hakkının tehlikeye atılıyor
-Kamu bütçesinin tüm çocukların eğitime erişimini sağlamak yerine Maarif Vakfına ve MESEM aracılığıyla sermayeye aktarılması sizin eseriniz! Çocuk emeği sömürüsüne meşru zemin olan MESEM’lerde çocukların yaşam hakkının tehlikeye atılması sizin eseriniz! 14 çocuğun hayatını kaybetmesi, onlarca çocuğun yaralanması sizin eseriniz. 
-Eğitim dışındaki çocuk sayısının %38,4 artarak 612 bin 814’e ulaşması, açıköğretime kayıtlı 327.710 ve MESEM’e kayıtlı yaklaşık 500 binin üzerinde öğrenciyle birlikte 1 milyon 500 binin üzerinde öğrencinin örgün eğitim sistemi dışında kalması senin eserin! 

“Çocukları özellere, tarikat ve cemaat okullarına mahkum ediyorsunuz”
-Kamusal eğitimi niteliksizleştirerek 2012-2013’te 4.664 olan özel öğretim kurumu sayısını, 14.352’ye yükselmek sizin piyasacı anlayışınızın eseri. Milyonlarca yurttaşımızın özel okullara mecbur kalması sizin eseriniz, sizden ve sizin zihniyetinizden, dayatmalarından kaçtıkları için özel okullara yönleniyorlar!
-Deprem bölgesinde yıkılan okulları 1 yıl içinde öncekinden daha iyi yapacağına dair söz verdiniz! Bugün hala çadır ve konteynerlarda eğitimin devam etmesi ve bu nedenle binlerce öğrencinin eğitimden kopması sizin eseriniz! 
-Okul öncesi eğitimi zorunlu eğitim kapsamına almayarak, özellere, tarikat ve cemaat okullarına mahkum ediyorsunuz. Okul öncesi öğretmenlerine dinlenme hakkı vermeden 300 dakika aralıksız çalıştırıyorsunuz! 

Bakan Tekin’e gelişim raporu: “Bir gün okula aç git, günü bir simit bir ayranla geçir”

“Bu enkazın altında çocuklarımızı, geleceğimizi ve kamusal eğitimi bırakmanıza asla izin vermeyeceğiz”
Tüm bu tablonun eser sahibi bellidir: Yusuf Tekin ve onun bağlı olduğu AKP iktidarı! Laik, bilimsel ve kamusal eğitimi hedef alan; çocuklarımızı tarikatlara, eğitim sistemimizi piyasaya teslim eden bu politikalarınızla eserinizle gurur duyuyorsunuz. Ama unutmayın, bu “eser,” eğitimdeki çöküşün, milyonlarca çocuğun ve eğitim emekçisinin mağduriyetinin, toplumun geleceğinin çalınmasının bir sembolü olarak anılacaktır.
Sözde “5 yıldızlı otel” yaptığınız okullarda çocuklar derslere aç giriyor, kaloriferler yanmıyor, temizlik yapacak personel bulunamıyor. Söylediğiniz “1 milyon öğretmen” rakamı, atanmayı bekleyen öğretmenlerin yıllardır çığlık atan seslerini bastıramıyor. “Maarif müfredatı bahane, biat eden nesil şahane!” diyerek sürdürdüğünüz politikalarınızla eğitim sistemini yozlaştırmaya çalışıyorsunuz. Ancak bilmelisiniz ki bu ülkenin aydınlık yüzü olan eğitim emekçileri ve Eğitim-İş, eserinizin karanlığını tarihin çöplüğüne göndermek için kararlıdır!
Yusuf Tekin, bu “eser” sizin imzanızı taşıyor; AKP’nin 23 yılda eğitime yaptığı en büyük kötülüklerin özetini barındırıyor. Ama unutma, tarih sizin bu eserlerinizi de unutmayacak. Eğitim-İş olarak bizler, bu enkazın altında çocuklarımızı, geleceğimizi ve kamusal eğitimi bırakmanıza asla izin vermeyeceğiz.
Bu karanlık tabloda parlayan ışık, Eğitim-İş’in mücadele azmidir! Ne çocuklarımızın geleceğini, ne de eğitim emekçilerinin haklarını sizin “eser”lerinizin karanlığına teslim edeceğiz!
Eğitim-İş olarak, Atatürk ilke ve devrimlerinin ışığında; daha eşit, adil ve özgür bir eğitim sistemi için kararlılıkla mücadelemizi sürdüreceğiz. Çünkü bu mücadele, sadece bugünün değil, yarınlarımızın da sorumluluğudur. Eğitim; ne cemaatlerin, ne piyasanın, ne de biat kültürünün esiri olmayacaktır!
Eğitim, çağdaş bir toplumun en güçlü teminatıdır ve biz bu teminatın yılmaz savunucuları olmaya devam edeceğiz!” 

“Bir gün okula aç git, suyu musluktan iç”
“Gelişim raporunda” ise Bakan Tekin’den bir okul öncesi eğitim kurumunda 50 dakika üzerinden kesintisiz 6 etkinlik saati eğitime katılması, bir organize sanayi işletmesinde haftada 6 gün 08.00 – 22.00 saatleri arasında işçi olarak çalışması, bir gün okula aç gitmesi, günü simit ve ayranla geçirmesi yanı sıra suyu musluktan içmesi önerilerinde bulunuldu. Bu önerilerin yer aldığı rapor, basın açıklaması sonrasında Milli Eğitim Bakanlığı önüne bırakılırken, okul öncesi öğretmenler için toplanan imzalar Bakanlık yetkililerine teslim edildi.

]]>