direniş – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Sat, 25 Apr 2026 08:39:16 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.5 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png direniş – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 Madenciye biber gazı https://yenidunya.org/emek-gundemi/33999/madenciye-biber-gazi/ Sat, 25 Apr 2026 08:39:14 +0000 https://yenidunya.org/?p=33999 Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın önüne yürümek isteyen işçilere izin verilmedi

Ücretlerini, tazminatlarını alamadıkları, zorunlu ücretsiz izne çıkarıldıkları gerekçesiyle Eskişehir’den Ankara’ya yürüyen Doruk Madencilik işçileri direnişlerini sürdürüyor. Madencilerin dün Kurtuluş Parkı’ndan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın önüne yürümelerine izin verilmedi. Yürümek isteyen işçilere biber gazı ile müdahale edilirken, Yıldızlar SSS Holding bünyesindeki Doruk Madencilik’ten de günler sonra açıklama geldi. Şirket ücretlerin ödenemediğini kabul etti.

Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır’ın haberine göre, 5 gündür açlık grevinde olan madenciler Kurtuluş Parkı’ndan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın önüne yürümek istedi. Ancak madencilerin yürüyüşüne izin verilmedi. Çevreleri yüzlerce çevik kuvvet polisi ve engellerle çevrildi. Madenciler durumu baretlerini yerlere vurarak protesto etti.

‘Gitmeyeceğiz, yılmayacağız’
Bağımsız Maden-İş Sendikası Genel Başkanı Gökay Çakır, çözüm için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın önüne yürümek istediklerini söyledi. Çakır, “Herhalde yine gözaltına alınacağız ama bu mesele çözülmeden buradan gitmeyeceğiz. Yılmayacağız” dedi. Bağımsız Maden-İş Sendikası eğitim ve örgütlenme uzmanı Başaran Aksu da, muhataplarının Enerji ve Çalışma bakanlıkları, TBMM ve TMSF olduğunu söyledi.

‘Kölelik düzeni’
Aksu, “Hepimiz aynı sıkıntılar içindeyiz. Kamu çalışanlarına 80 bin lira, asgari ücretliye 28 bin lira, emekliye 20 bin lira maaşla kölelik düzenini ortaya koymuşlar. Köleliği anayasaya hüküm olarak koyun. Elimize kelepçe takın, ayağımıza zincir takın, bakanlar da kölebaşı olsun. Bizi sürsünler madenlere, tarlalara, sokakları süpürmeye. Polislere kırbaç verin onlar da bizi kırbaçlasınlar. Tablo budur” dedi. Daha sonra madenciler sloganlar eşliğinde yürürüyüşe geçmek istedi. Barikata yüklendi.

İzin verilmedi
Ancak polis, eylemin 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası’na aykırı olduğunu belirterek işçileri uyardı. İşçiler barikata yüklenmeye devam ederken, “ölmek var dönmek yok” sloganları attı. İşçiler barikatın bir bölümünü yıktı. Ancak yürüyüşe izin verilmedi. Polis, eylemin yasaya aykırı olduğunu, son verilmesini istedi. Bunun üzerine madenciler oldukları yerlere çöktü ve üstlerini çıkararak soyundu. Yarı çıplak oturmaya başladı. “Hakkımızı istiyoruz” sloganları attı. Bu sırada polis bir kez daha uyarı anonsu yaparak, “Kurtuluş Parkı içerisinde üzerindeki kıyafetleri çıkararak oturma eylemi yapan gruba sesleniyorum. Yapmış olduğunuz eylem 2911 sayılı kanuna aykırıdır. Lütfen eyleminize son verin” dedi. Madenciler ise yarı çıplak yerde oturmaya devam ederek, “Ölmek var dönmek yok” sloganları attı. Bu sırada madenciler baretlerini yere vurdu. Bu arada açlık grevindeki 3 madenci fenalışta ve hastaneye kaldırıldı.

‘Holdingi çağırın’
Sonrasında işçiler bir kez daha yürümek için polis barikatına yüklendi. İtiş kakış yaşandı. Ancak yürüyüşe izin verilmedi. Madenciler, “Holdingi çağırın buraya. Çocuklarımız var günlerdir görmüyoruz. Engelli çocuklarımız var. Elinizi vicdanınıza koyun. Böyle vicdan olmaz” diyerek tepkilerini dile getirdi. İşçiler yürümekte ısrar edip barikatı diğer taraftan  aşmak istedi. Biber gazı ile müdahale edilerek, yine izin verilmedi. Madenciler 3 işçinin biber gazı nedeniyle hastaneye kaldırıldığını, toplam 6 madencinin fenalaştığını bildirdi.

‘Hakkımızı istiyoruz’
Madenciler, “100 tane madenci için bin tane güvenlik görevlisi getirildiğine” dikkat çekti. “Yazıklar olsun, hakkımızı istiyoruz” diyerek tepkilerini dile getirdi. Bazı madenciler biber gazından fenalaştı. Madenciler yarı çıplak betona yatıp, baretlerini yerlere vurarak tepkilerine devam etti.

Şirketten ücret itirafı
Bu arada Yıldızlar SSS Holding’e bağlı Doruk Madencilik de günler sonra açıklama yaptı. Açıklamada, son dönemde elektrik fiyatlarında yaşanan gelişmelerin işletmede de bazı sıkıntıları beraberinde getirdiği belirtildi. Sabit fiyatlı satış anlaşması bulunmayan pek çok termik santralin ya üretimini durdurduğu ya da düşük kapasiteyle faaliyet gösterdiğine işaret edilen açıklamada, santrale kömür tedarik eden sahada yaşanan üretim düşüşünün kömür ihtiyacının dış kaynaklardan karşılanmasını zorunlu kıldığı, bu durumun da maliyetler üzerinde ilave bir baskı oluşturduğu iddia edildi. Santralde elektrik üretiminin mart başında geçici olarak durdurulduğu belirtilen açıklamada, işçilerin yaklaşık 4’te 1’inin ücretsiz izne çıkarıldığı bildirildi. Bağımsız Maden-İş Sendikası’nın suçlandığı açıklamada, “Halihazırda görevine devam eden veya ücretsiz izne çıkarılan çalışma arkadaşlarımıza ortalama olarak farklı aylardan kalan yaklaşık ortalama üç aylık maaşları henüz maalesef ödenememiştir” denildi.

EÜAŞ ile görüşülüyor!
Sabit fiyattan elektrik satış anlaşması yapmak amacıyla Elektrik Üretim AŞ (EÜAŞ) ile görüşmelerin devam ettiği, bu durum gerçekleştiğinde santralde yeniden üretime başlanacağı kaydedildi. İşçilerin alacaklarının ödenmesi için de çalışmaların devam ettiği, en kısa sürede alacaklarının tamamının ödeneceği savunuldu.

]]>
Flormar direnişinde yıllar sonra tarihi kazanım: Fransa mahkemeleri Yves Rocher’i mahkûm etti https://yenidunya.org/kadinin-sesi/33901/flormar-direnisinde-yillar-sonra-tarihi-kazanim-fransa-mahkemeleri-yves-rocheri-mahkum-etti/ Fri, 13 Mar 2026 21:40:06 +0000 https://yenidunya.org/?p=33901 2018’de Gebze’de başlayan ve kadın işçilerin mücadelesiyle hafızalara kazınan Flormar direnişi yıllar sonra tarihi kazanım elde etti. Fransa’da görülen davada mahkeme, kozmetik devi Yves Rocher’in, bağlı şirketinde “özen yükümlülüğünü” ihlal ettiğine hükmetti. Karar, küresel sermayenin işçi hakları sorumluluğu açısından dünyada bir ilk olma özelliği taşıyor.

Petrol-İş Sendikası’nın, Flormar’ın bağlı olduğu Fransa merkezli Yves Rocher’e açtığı dava sonuçlandı. Paris Asliye Mahkemesi, şirketin Türkiye’deki faaliyetlerinde ortaya çıkan işçi hakları ihlallerini önlemek için gerekli önlemleri almadığına hükmederek işçilere ve sendikaya tazminat ödenmesine karar verdi.

Dünyada ilk
BirGün’den Melisa Ay-ın haberine göre, ülkenin yakın tarihine damga vuran ve kadın işçilerle hafızaya kazınan direnişi Flormar’dan seneler sonra dünyaya örnek olacak kazanım geldi.
Petrol-İş sendikası, Flormar’ın üst şirketi Fransa merkezli Yves Rocher’e açtığı davayı kazandı. 7 yıl süren davada mahkeme, şirketin bağlı şirket faaliyetlerinde özen yükümlülüğünü ihlal ettiğine hükmederek işçiler ve sendikaya tazminat ödemesine hükmetti.
Karar, dünyada bir ilk olmasının yanı sıra işçi sınıfı için de emsal niteliği taşıyor.

297 günlük direniş
Petrol-İş Sendikası Gebze Şubesi’nde örgütlenen Flormar emekçileri, sendikaya üye oldukları için işlerinden edilmiş ve 15 Mayıs 2018’de Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan fabrika önünde direnişe başlamıştı. 297 gün boyunca süren direniş emekçiler işverenin sunduğu teklifin oy çokluğu ile kabul edilmesiyle sona erdi. Sendikalar, demokratik kitle örgütleri, siyasi partiler, gençler ve kadınlar gibi toplumun geniş kesiimlerinden de destek alan direniş, 8 Mart 2019’da sona ermişti.
Fransa mahkemeleri, Yves Rocher’nin Özen Yükümlülüğü Yasasını ihlal ettiğine hükmetti. Petrol-İş’in Yves Rocher’e karşı 2018’de başlattığı Flormar direnişi, yıllar sonra tekrar kazanım elde etti.Karar Türkiye’nin yanı sıra dünyada da bir ilk oldu.

Flormar direnişinde yıllar sonra tarihi kazanım: Fransa mahkemeleri Yves Rocher'i mahkûm etti

Küresel sermaye, emekçilerin direnişine yenildi. Kazanım işçilerle bir arada duran sendikanın kararlılığıyla geldi.
Paris Asliye Mahkemesi’nin Özen Yükümlülüğü davalarına bakmakla yetkili 34. dairesi, Yves Rocher Grubu’nun Türkiye’de faaliyet gösteren bağlı şirketinde yaşanan işçi hakları ihlalleri nedeniyle, Fransa’nın Özen Yükümlülüğü Yasası kapsamında üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmediğine hükmetti.
Davacılar, Petrol-İş ile birlikte 81 Flormar emekçisi ve ActionAid Fransa ile Sherpa oldu. Mahkeme, ana şirketin Türkiye’deki faaliyetleri kapsamında ortaya çıkabilecek işçi hakları ihlallerine ilişkin riskleri yeterince tespit etmediğini ve gerekli önlemleri almadığını bir kez daha teyit etti.
Sendikanın aktardığına göre, mahkeme kararında, Yves Rocher Grubu’nun, “büyük şirketlerin küresel faaliyetleriyle bağlantılı insan hakları ihlallerini önleme ve tespit etme sorumluluğu”nu yerine getirmediği tespit edildi.
Mahkeme, Yves Rocher’in bağlı şirketlerinde yaşanabilecek ciddi işçi hakları ihlali risklerini önceden belirlemesi gerektiğini ancak şirketin sendika düşmanı uygulamalara karşı tedbir almadığını ifade etti. İşçilerin, örgütlenmeyi engellemek amacıyla işsiz bırakıldığı da kararda yer aldı.
Karar, Fransa’da yasanın yürürlüğe girdiği 2017 yılından beri verilen ilk ceza oldu.

İşçilere 8 biner euro tazminat
Mahkeme, emekçiler Nimet Göksu, Nazım Sancak, Erdin Günaydın, Nejdet Mengübeti, Ersan Alasulu ve Sedat Ordu’ya 8 biner avro ödeme yapmasına hükmetti. Petrol-İş’e de 40 bin avro tazminat ödenmesine karar verilirken Sherpa ve ActionAid Fransa’ya sembolik olarak 1’er euro tazminat verilmesine hükmedildi. Ayrıca şirket, altı işçinin her birine, Sherpa’ya, ActionAid Fransa’ya ve Petrol-İş’e ayrı ayrı biner euro yargılama gideri ödemekle de yükümlü tutuldu.
Mahkeme kararının temyiz edilmesi durumunda dahi uygulanmaya devam edileceği belirtildi.

Örgütlü mücadele sonuç verdi
Flormar direnişinde Gebze Şube Başkanı olan ve bugün Petrol-İş Genel Başkanlığını yürüten Süleyman Akyüz kararın ardından yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı:
“Bu karar, çok uluslu şirketlerin kurumsal sorumluluğu açısından son derece önemli bir dönüm noktasını temsil etmektedir. Sendikalar ve emekçiler açısından bu karar, kararlı ve örgütlü mücadelenin sonuç verebileceğini kanıtlamaktadır. İşçi haklarının savunulması ve geliştirilmesi konusunda birçok alanda öncü rol üstlenen Petrol-İş Sendikası, bu alanda da dünyada bir ilke imza atmıştır.”

]]>
Bu şartlarda yer altına inmeyiz: Talepler karşılanmazsa Ankara’ya yürürüz! https://yenidunya.org/emek-gundemi/33848/bu-sartlarda-yer-altina-inmeyiz-talepler-karsilanmazsa-ankaraya-yururuz/ Thu, 26 Feb 2026 07:40:25 +0000 https://yenidunya.org/?p=33848 İzmir’de Polyak Eynez Madencilik’te çalışan 1243 işçi, ödenmeyen maaşları ve özlük hakları için çalştıkları madenden Kınık’a yürüdü. Emekçiler, talepler karşılanmazsa yürüyüşün Ankara’ya uzanacağını duyurdu.
İzmir’in Kınık ilçesinde faaliyet gösteren Polyak Eynez Madencilik’te çalışan 1243 maden işçisi, ödenmeyen ücretleri, banka promosyonları ve özlük haklarının güvence altına alınması talebiyle yürüyüş başlattı. Dün sabah saat 08.00’de çalıştıkları maden önünden Kınık’a yürüyen işçilere yerel halk da destek verdi. Yurttaşların yürüyüşe desteğiyle birlikte maden emekçilerinin korteji daha da büyüdü.
Bağımsız Maden-İş Sendikası tarafından yapılan açıklamada üç temel talep öne çıkarıldı. Sendika, işçilerin maaşlarının yatırılmasını, banka promosyonlarının ödenmesini ve geriye dönük özlük haklarının güvence altına alınmasını istedi. Açıklamada, “Bu talepler karşılanmadığı sürece bugün Kınık’a, yarın İzmir’e, yarından sonra Ankara’ya yürürüz. Bu mesele çözülene kadar mücadeleyi bırakmayacağız” denildi. Bağımsız Maden-İş Sendikası Genel Sekreteri Adem Dadaklı da yürüyüş sırasında yaptığı konuşmada, işçilerin yalnızca haklarını talep ettiğini vurguladı. Dadaklı, “Biz çok şey istemiyoruz. İşçiler hakları için yürüyor. Patronlara sesleniyoruz: Maaşlarını ve banka promosyonlarını verirseniz işçiler işlerine geri dönmeye hazır. Bu yürüyüş sadece Soma’daki madencilerin değil, tüm Türkiye işçi sınıfının yürüyüşüdür. İşçiler köle değil, emekçidir” ifadelerini kullandı.

Bu şartlarda yer altına inmeyiz: Talepler karşılanmazsa Ankara’ya yürürüz!

Evde tüpüm bitti
Sendikanın paylaştığı videoda ise işçiler yaşadıkları mağduriyeti dile getirdi. Bir işçi, “60 gündür maaş alamıyoruz. Çocuklarımızın geleceği için yürüyoruz” derken, bir başka işçi “Geçinemiyoruz, susmuyoruz, geri adım atmıyoruz” dedi. Bir madencinin “Evde tüpüm bitti” sözleri ise yaşanan ekonomik sıkıntının boyutunu ortaya koydu.
Madencilere destek veren Tarım-Sen Genel Başkanı Umut Kocagöz de işçilerle birlikte yürüyerek dayanışma mesajı verdi. Kocagöz, “Madenci arkadaşlarımızın hakları alınana kadar mücadeleyi sürdüreceğiz” dedi.
Bağımsız Maden-İş Sendikası Genel Merkez yöneticilerinden Volkan Çetin ise patronun geri adım atması için mücadeleye devam edeceklerini belirtti. Çetin, işçilerin birlikteliğinin etkili olduğunu vurgulayarak, “Taleplerimiz karşılanana kadar mücadeleden vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.
İşçiler, haklarının verilmemesi halinde yürüyüşü İzmir’e ve ardından Ankara’ya taşıyacaklarını belirterek mücadeleyi büyütme kararlılığını yineledi.
Kaynak: BirGün

]]>
Fabrikalardan tarlalara 300 milyon işçi ayakta https://yenidunya.org/dunya/33811/fabrikalardan-tarlalara-300-milyon-isci-ayakta/ Fri, 13 Feb 2026 08:30:53 +0000 https://yenidunya.org/?p=33811 Hindistan’da işçi sendikaları ve çiftçi birliklerinin çağrısıyla 300 milyondan fazla işçi ve köylü, Başbakan Narendra Modi hükümetinin sermaye yanlısı neoliberal ekonomi politikalarına ve işçi haklarına saldırılarına karşı ülke çapında genel greve gitti. Devlet şirketlerinin özelleştirilmesine yönelik girişimleri ve hükümetin ABD ile uzlaştığı geçici ticaret anlaşmasını protesto eden sendikalar, 4 iş kanunu ile elektrik ve tohum tasarısının geri çekilmesi talebiyle sokaklara döküldü.

Grev sonucu kamu ve ulaşım hizmetleri ile üretim faaliyetleri büyük ölçüde durdu. Greve ülkedeki sol, sosyalist ve komünist partilerin yanı sıra gençlik örgütleri ve ana muhalefetteki Hindistan Ulusal Kongresi (INC) lideri Rahul Gandhi dâhil muhalefet milletvekilleri destek verdi.

Kaynak: BirGün

]]>
Şirketlerin kölelik sistemi kuryelerin canını hiçe sayıyor https://yenidunya.org/emek-gundemi/33738/sirketlerin-kolelik-sistemi-kuryelerin-canini-hice-sayiyor/ Sat, 31 Jan 2026 09:25:29 +0000 https://yenidunya.org/?p=33738 Yemeksepeti kuryeleri, sefalet zammına karşı başlattıkları direnişi sürdürüyor. Derneklerinde görüştüğümüz emekçiler, geçinebilmek için algoritmanın insanüstü bir hız dayattığını belirterek, “Gün sonunda yaşanan ölümlerin ve kazaların suçlusu yine biz oluyoruz” diyerek yaşadıkları stresi özetliyor.

Yemeksepeti kuryelerinin ülke genelinde sürdürdüğü iş bırakma eylemleri, sahadaki çalışma koşullarını bir kez daha görünür kıldı. Günlerdir kontak kapatan kuryeler; düşük ücretler, artan masraflar ve algoritma baskısına karşı ses yükseltirken, sahada yapılan görüşmeler sistemin nasıl işlediğine dair çarpıcı bir tablo ortaya koydu.
BirGün’den Ebru Çelik’in haberine göre, 121 binden fazla kişiye istihdam sağlayan Yemeksepeti kuryelerine yalnızca sefalet ücreti değil, aynı zamanda psikolojik baskı, ölüm riski ve bitmek bilmeyen bir rekabet dayatıyor. Günün sonunda yaşanan kazalar, ölümler ve geciken siparişler gibi tüm sorunların faturası motokuryelerin “dikkatsizliğine” kesiliyor.
Bağcılar’da bulunan Motokurye İşçileri Derneği’nde görüştüğümüz kuryelerden Arap Musa ve Yiğit A., kuryeliğin dışarıdan “esnek” gibi görünen yapısının gerçekte sert bir denetim ve yarış düzenine dayandığını anlattı. Çalışabilmek için “slot” (çalışma saati) almak zorunda bırakıldıklarını belirten kuryeler, bu slotların artık bir “seviye sistemine” bağlandığını söyledi.

Seviye için hız şartı
23 yaşındaki Arap Musa, Sivas’ta yaşayan ailesi için İstanbul’da yaşam mücadelesi veriyor. İnsanüstü çalışma saatlerine rağmen ay sonunda cebine yaklaşık 40 bin lira girdiğini kaydeden genç kurye, Yemeksepeti’nin yeni uygulamasıyla düşük seviyedeki kuryelerin haftalık çalışma saatlerini seçemediklerini, bunun da fiilen çalışamamak anlamına geldiğini ifade etti.
1’den 7’ye kadar olan baremde seviyeyi yükseltmenin daha fazla paket atmak, daha uzun saatler çalışmak ve motoru daha hızlı sürerek daha çok risk almak demek olduğunu belirtti. Musa, “Sisteme kaza yaptığımızı bildirdiğimizde dahi ‘Paketi teslim edebilecek misin?’ diye soruyorlar. Trendyol Go ise hemen olay yerine sağlık ekiplerini ve polisi yönlendiriyor. Makas atmayı, kaldırıma çıkmayı, hatta korkumuzu yok sayıp hız yapma cesaretini Yemeksepeti’nin sistemi bize dayatıyor” dedi.
Seviye düşük olduğunda günün yalnızca iki-üç saatinde çalışılabildiğini belirten emekçi, “Ucuz bir ürün alıp götürdüğümüzde sistem bizi kaydediyor. Sonrasında devamlı ucuz ürünlü paketler geliyor. Bu da demek oluyor ki sistem, bir paketten kazanacağımız parayı bizi daha fazla çalıştırarak kazanmamızı sağlıyor” diye ekledi.

‘Hızlı ol’ diyen de ‘yavaş’ diyen de müşteri
“Trafikte sürekli baskı var. Hakaret işitiyorsun, canını tehlikeye atıyorsun. İki teker üzerindesin; düşüyorsun, kalkıyorsun. Kaza kaçınılmaz hale geliyor” diyen Arap Musa, yaşadığı bir olayı şu sözlerle anlattı:
“İşletmeden iki paket aldım. Biri işletmeye 800 metre, diğeri 3-4 kilometre uzaklıktaydı. Sistem önce yakını değil, uzağı verdi. Uzağa giderken sokak arasında bir arabayla burun buruna geldik. Adam ‘Öleceksin, dikkat etsene!’ diye laf edip geçti. Cevap vermedim, devam ettim, siparişi verdim. Sonra ikinci siparişe giderken chat’ten mesaj geldi: ‘Kardeşim iki arka sokaktan gelemiyor musun, saat kaç oldu, trafik yok.’ Daha trajikomik olanı ise gittiğimde aynı arabayla tekrar karşılaştım. Meğer o mesajı atan ve trafikte bana laf eden kişi, siparişi veren kişiymiş. Yani trafikte ‘yavaş git’ diyor, beş dakika gecikince ‘paket nerede, trafik yok, hızlı olsana’ diye yazıyor. Bizim temel sorunumuz biraz da bu. Kuryeyi ikinci sınıf gören bir yaklaşım var. Evet, bazen hızlı gidiyoruz ama bizi buna sistem zorluyor.”

Şirketlerin kölelik sistemi kuryelerin canını hiçe sayıyor

Sağlık sigortası iptal edildi
Çalışmaktan ne sosyal hayatının ne de kişisel ihtiyaçlarının kaldığını belirten emekçi, “Vergi borçları yüzünden hacizliyim. 28 bin lira borcum var. Ödüyordum ama kaza yapınca iki ay aksattım. Bu yüzden banka hesaplarım haczedildi” diyerek kaza yaptıklarında hayatın durduğunu ancak borçların durmadığını söyledi.
Yemeksepeti’nde çalıştığı sırada kaza yapıp hastaneye kaldırıldığını anlatan kurye, “Kuryeler için tamamlayıcı sigorta var. Her ay fatura üzerinden para kesiliyor. Hastaneye gidince ‘sigortan iptal olmuş’ dediler. Eve gelip mailime baktım ‘sigortanız şu saatte iptal edilmiştir’ yazıyor. Kaza yaptıktan tam yarım saat sonra iptal edilmiş. İnsan kendini değersiz hissediyor” diyerek sağlık güvencelerinin bile ellerinden alındığını vurguladı.

Reddettiğinde hesabın kapatılıyor
21 yaşındaki motokurye Yiğit A., okulunu sağlık sorunları nedeniyle bırakmasının ardından annesine destek olabilmek için kuryeliğe başladığını, ay sonunda elinde para kalabilmesi için günde en az 14-15 saat çalıştığını söyledi.
“Esnaf kuryelik modelini bilmiyordum. Vergi yükü, motor masrafı, yıpranma payı… Motorumu yüksek kilometresi nedeniyle satamıyorum bile” diyen Yiğit A., “15 kilometrelik siparişe maksimum 120 liraya gidiyorum. Taksi olsa 500 TL yazar. Bir de algoritma var; düşük ücrete gittiğini görürse sana sürekli düşük ücretli paket atıyor. ‘Zaten kabul ediyorsun’ diyor sistem. Reddedersen hesabını geçici olarak kapatıyor” dedi.

Restoran kuryeliği daha insancıl
Adını vermek istemeyen bir diğer genç kurye ise üniversite okuduğunu ve ev ekonomisine katkı sağlamak için özel bir restoranda çalıştığını belirtti. Yemeksepeti kuryelerine göre daha iyi şartlarda olduğunu ifade eden genç, “Bize yağmurluk veriliyor; Yemeksepeti ise kuryelerine iş güvenliği kıyafetlerini satıyor. Bize bu kadar baskı ve hakaret gelmiyor. Arkadaşların durumunu görünce kendi halime şükrediyorum” dedi.

Her zaman suçlu kuryeler oluyor
Motokurye İşçileri Derneği Başkanı Yasin Oğuz, kuryelerin psikolojisinin önce sistem, sonra müşteri ve trafik stresi nedeniyle bozulduğunu belirtti. Oğuz durumu şu sözlerle özetledi:
“Kurye evden çıkarken ekonomik ve kişisel sorunlarını da yanına alıyor. Ardından sistem baskı kuruyor, trafikte hakaret işitiyor, müşteri yemeği soğuk gelince kapıyı yüzüne kapatıyor. AVM’lere kaskla alınmıyorlar, çöp asansörlerine mahkûm ediliyorlar. Önce sistem, sonra toplum bu işçileri insan yerine koymuyor. Günün sonunda yaşanan ölümler ve kazalarda tek suçlusu motokuryeler ilan ediliyor.”

]]>
Migros işçisinden boykot çağrısı https://yenidunya.org/emek-gundemi/33723/migros-iscisinden-boykot-cagrisi/ Thu, 29 Jan 2026 18:24:07 +0000 https://yenidunya.org/?p=33723 Düşük maaş zamlarına karşı iş bırakan Migros depo işçileri işten atılmalarının ardından yurttaşlara boykot çağrısı yaptı!

Yaşanılabilir ücret zammı talebiyle iş bırakan Migros depo işçilerinin direnişi bir haftadır sürüyor. DGD-Sen öncülüğünde, Türkiye genelinde 7 bini aşkın çalışanı ilgilendiren maaş zammını kabul etmeyen binlerce işçi iş bıraktı. İş bırakmanın ardından 141 kişinin işten atılması tepkiye yol açtı. Cumhuriyet’e konuşan işçiler, “Migros’tan alışveriş yapmayın. Sesimizi duyun” dedi.

Türkiye’de son birkaç yılda ağırlaşan çalışma koşulları ve derinleşen ekonomik kriz en çok emekçi kesimleri etkiledi. Enflasyonda kayda değer bir düşüş olmamasına karşın sabit ücretlere yapılan zamların düşük kalması haneleri vurdu. Asgari ücrete yapılan yüzde 27 oranındaki zam işletmeler için referans oldu.
23 Ocak’tan bu yana yüzde 28 oranında ücret zammını kabul etmeyen Migros depo işçileri DGD-Sen (Depo, Liman, Tersane ve Deniz İşçileri Sendikası) öncülüğünde iş bıraktı. İşçiler, en az yüzde 50 zam yapılmasını, vergi kesintilerinin patron tarafından ödenmesini, işten çıkarılan çalışanların işe iadesini, taşeron uygulamasına son verilmesini ve banka promosyonunun patron tarafından kesilmeyip tam ödenmesini talep ediyor.

14 depoda 7 bini aşkın işçi iş bıraktı!
Gebze Şekerpınar ve Çayırova, Esenyurt, Bursa Merkez ve Alaşar, İzmir Kemalpaşa ve Torbalı, Diyarbakır, Antalya Serik, Çayırova, Mersin Tarsus, Adana Sarıçam ve OSB, Erzurum olmak üzere 14 depoda 7 bini aşkın işçiyi ilgilendiren zam oranında uzlaşmaya varılamadı. İşverene taleplerini kabul ettiremeyen binlerce çalışan iş bıraktı. Bir haftadır süren eylemde dün 141 işçi telefonlarına gelen mesaj ile işten atıldığını öğrendi.
Konuya dair sorularımızı yanıtlayan Migros depo işçileri teklif edilen zamla birlikte ücretlerin neredeyse asgari ücret seviyesinde kaldığını, greve çıktıkları için ise baskı gördüklerini iletti. Esenyurt Depo’da çalışan Kübra Işıtan, “Taşeron çalıştığım için SGK kaydım görünüyor ama Migros’tan işten çıkarıldığıma dair mesaj aldım. İş bıraktığımız için kovulduk, kovulmayan arkadaşlarımız ise tehdit ediliyor. Bize desteğe gelmek isteyen arkadaşlarımıza depo müdürleri çalışma baskısı yapıyor. Yaşadığımız sorunlardan bahsettiğimizde hep ‘abartıyorsun’ dediler. Yüzde 28 zamla geçinebilmemiz mümkün değil. Bekarım ve aileme ben bakıyorum. Kazandığım tüm parayı aileme ve borçlarıma harcıyorum. Geçen seneden beri tek bir kışlık kıyafet alamadım. Gezmeyi, aktivite yapmayı bıraktım. İhtiyaçlara verince elimde aylık 6-7 bin lira kalıyor” dedi.

“MİGROS’tan alışveriş yapmayın”
İsminin kapalı verilmesini rica eden işçi S. Ç. “Zam taleplerimizi kabul etmediler. Dün akşam gelen mesajla iş akdimize son verildi. Emeğimizin hakkını istiyoruz. Hala depo önünde bekliyoruz. Etrafımız çevik kuvvet polisleriyle çevrili. Ekonomik şartları, geçim sıkıntısını hepimiz biliyoruz. En geçinemeyecek durumdaki insanlar 20-25 bin kira veriyor. En azından ‘bizden aldıkları vergiyi Migros ödesin’ dedik kabul etmediler. 4-5 ay sonra aldığım zam zaten enflasyondan eriyecek. Zammı kabul etmediler işçiyi rahatlatacak hiçbir kolaylık da yapmadılar. Kamuoyu neler yaptıklarını öğrendi. İş bırakan arkadaşlarımıza ‘işe geri dönün onlar hak ettiğini yaşadı’ diyerek bizi bölmeye çalışıyorlar. Vatandaşlarımızdan duyarlı olmalarını, işçiye destek olmalarını bekliyoruz, işçileri işten çıkaran Migros’tan alışveriş yapmayın. Sesimizi duyun” diye konuştu. 

Migros işçisinden boykot çağrısı

“Kazanacağımıza inanıyoruz”
Yurttaşlara boykot çağrısı yapan Ragıp Satan, “Ben işten çıkarılmadım ama arkadaşlarımı desteklemek için depo önündeyim. Yanımdaki arkadaşımı işten çıkarıp beni çıkarmıyor. Bizi bölmeye çalışıyorlar. İçeride çalışmaya devam edenleri de tehdit ediyorlar. Lojmanda kalan arkadaşlarımızı lojmandan çıkarmakla, kodla çıkarmakla sicillerini karalamakla tehdit ediyorlar. Protesto yaptıklarında müdürler engellemeye çalışıyor. Çoğumuz kiracıyız, evliyiz, çocuklarımız var, geçinmek mümkün değil. Dalga geçer gibi bu zammı yaptılar. Sanki sadaka veriyorlar. Arkamızda ne kadar bizi destekleyen vatandaş olursa o kadar boyun eğecekler. Biz kazanacağımıza inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

MİGROS “yasadışı eylem” dedi!
İşçilerin greve çıkmasının ardından Migros’un yaptığı açıklamada ise şu ifadeler yer aldı: 
“Gıda sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olarak ana amacımız, toplumumuzun kesintisiz bir biçimde güvenli ve sağlıklı gıda arzını sağlamaktır.Bu hayati görevi daha sürdürülebilir şekilde yönetmek için Türkiye genelinde taşeron firmalarca yürütülen 43 dağıtım merkezinde görev yapan 7.875 çalışanı Migros kadrosuna dahil ettik. Bu geçişle birlikte çalışanlara mevcut haklarını korumanın yanı sıra Migros Grubu’nda yaklaşık 45 bin çalışanımızın yararlandığı Toplu İş Sözleşmesi kapsamındaki sendikal haklardan da faydalanma imkânı sunmuştuk.
Çalışanlarımızın büyük çoğunluğu, sağlanan bu hakları memnuniyetle karşılayıp iş başı yapmak isterken, bir grup çalışan, defalarca uyarımıza rağmen her geçen gün artan şekilde yasa dışı eylemlerine devam etmekte, iş yeri faaliyetlerini durdurmaktadır. Daha önemlisi, bunların bir kısmı da çalışmak isteyen arkadaşlarımıza sözlü taciz ve fiziki müdahalelerde bulunarak iş güvenliğini tehdit etmeye başlamışlardır.Gelinen noktada, kanuna aykırı eylemleri sürdüren bu kişilerle yol ayrımına gidilmesi, gıda tedarik zincirinin sürekliliğinin sağlanması bir kenara, çalışan güvenliği ve iş huzuru açısından zorunlu hale gelmiştir. Sorumluluğumuz sadece işimizin devamlılığını sağlamak değil, çalışma arkadaşlarımızın refahını ve güvenliğini garanti altına almaktır. Bu nedenle yapılan sözlü ve yazılı bilgilendirmelere rağmen eylemlerini sürdüren 141 kişinin iş akitleri, yürürlükteki mevzuat ve şirket politikaları çerçevesinde feshedilmek zorunda kalınmıştır.”

]]>
Direnen işçiler umut veriyor: Havayı ısıtan direnişler dayanışmayla büyüyor https://yenidunya.org/emek-gundemi/33586/direnen-isciler-umut-veriyor-havayi-isitan-direnisler-dayanismayla-buyuyor/ Fri, 02 Jan 2026 09:31:37 +0000 https://yenidunya.org/?p=33586 Emekçiler, yeni yılı yurdun dört bir yanında grev çadırlarında, direniş nöbetleriyle karşıladı. Geçen yıldan 2026’ya devredilen emek direnişlerinin talepleri de sloganları da ortak: İşçiler açken patronlara huzur yok.

Bir yıl daha emek mücadelesiyle sonlanırken, yeni yıla direnerek giren işçiler yılın ilk gününü grev çadırında geçirdi. Yıllardır emek verdikleri işyerlerinden haklarını alamayan emekçiler, 2025’te de seslerini sokakta çıkardı. Yılı direnişle bitiren, grev çadırında yeni yılı mücadeleyle açan işçilerin 2025 yılında en çok attığı slogan ise hep bir ağızdandı: “İşçiler açken patronlara huzur yok.”
Bir yandan ekonomi, diğer yandan rejimin ilmek ilmek büyüttüğü sömürü sistemi… Hiçbir baskı yıldırmaya yetmedi. Ülkenin dört bir yanında süren emek mücadelesinin, yeni yılla birlikte daha da büyük umutlarla geldiğini emeğin ta kendisi söyledi…
BirGün’den Ebru Çelik’in haberine göre, Tokat’taki Şık Makas işçileri, Gebze’deki Smart Solar emekçileri 2025 yılına kadın direnişiyle öne çıkarken Divriği’deki maden işçileri haklarını kazanmalarına rağmen yeni yıla verilmeyen kazanımları için mücadele ederek girdi. Grev çadırında dört mevsimi tamamlayan, 389 gündür işyeri önünde nöbette olan Temel Conta işçileri, “Yeni yılda da nöbet çadırımızdayız” dedi. Son yerel seçimlerde AKP’ye geçen Artvin Şavşat Belediyesi işçileri ise seçimlerden sonra işten atılmaları üzerine sürdürdükleri işe iade taleplerini yeni yıla da taşıdı.
Diğer yandan tıkanan MESS görüşmeleri metal işçilerini ısıtmaya başlarken, Birleşik Metal-İş ve üyeleri, talepler karşılanmazsa yeni yılın ilk ayının fırtınalı geçeceğini söyledi. Amasya’da Kristal-İş üyesi işçiler, İzmir’de DİGEL Tekstil işçileri de yeni yılda mücadelelerini büyüteceklerini kaydetti.

Direnen işçiler umut veriyor: Havayı ısıtan direnişler dayanışmayla büyüyor

Belkemiği kadın işçiler
Toplu iş sözleşmesi sürecinde işverenin yüzde 6’lık zam dayatmasına karşı iş bırakan 260 Smart Solar işçisi, yeni yıla grev çadırında girdi. İki ayı aşkın süredir Gebze’de faaliyette olan fabrikalarının önünde nöbet tutan işçilerin talepleri ise ortak: Yaşanabilir ücret.
Kadınların öne çıktığı bu direniş alanına gittiğimizde sözler de hep bir ağızdan söylendi:
“Kadınlar olmasa bu mücadeleyi sürdüremezdik. 260 kişinin 260’ı iş bıraktı. Kadın emekçiler sayesinde çadırımız ayakta kaldı.”
Smart Solar’ın kadın direnişçilerinden Saliha Öner, yeni yıl için, “160 kadın olarak hak mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Çocuklarımıza güzel bir gelecek kurup bırakacağız. Bu, bizim en doğal hakkımızdır” diyerek geçen yılı değerlendirdi.
40 yaşında olan ve evinin tek çalışanı olan Öner, iki çocuğu bulunduğunu; birinin ortaokul, diğerinin üniversite öğrencisi olduğunu söyledi. Mücadelesini çocukları için verdiğini belirten Öner, direnişin birlikte ne kadar güçlü olduklarını öğrettiğini vurgulayarak konuşmasına şöyle devam etti:

Direnen işçiler umut veriyor: Havayı ısıtan direnişler dayanışmayla büyüyor

Birlikte güçlüyüz
“Smart Solar işçisi olarak bir yıl boyunca birlik ve beraberlik içinde çalıştık. Direniş, bize birlikte olduğumuzda ne kadar güçlü olduğumuzu öğretti. Greve çıkmadan önce fabrikamızda büyük bir özveriyle çalıştık; yeri geldi mesailere kaldık. Bize sürekli ‘aileyiz’ denildi ama bunun doğru olmadığını gördük. ‘Ailem’ dedikleri çalışanların geri dönüşüm haklarını 70 gündür vermemek için her türlü zorluğu karşımıza çıkardılar. Ama bu bizi yıldıramaz.
İlk altı ayda maaşlarımız enflasyona yenilmeye başladı. Ardından sözleşme sürecine girdik. Patronumuz bize yüzde sıfır zam layık gördü. Bunun üzerine grev kararı aldık. Çocukları okuyan, tek başına çalışan ve ailesine bakmak zorunda olan bir kadın olarak söylüyorum: Özellikle geri dönüşüm ücretlerimizi almadan bu kararımızdan vazgeçmeyeceğiz. Birlik ve beraberlik içinde mücadelemize devam edeceğiz. ‘Onlara rağmen’ kadın emekçiler olarak direnişin en ön safında mücadelemizi sürdüreceğiz.”
Bir diğer Smart Solar işçisi Yudum Çatak, yıl boyunca çalıştıkları kuruma fedakârlık yaptıklarını, ancak emeklerinin karşılıksız kaldığını anlattı. Çatak, buna rağmen geçen bir yılın, emeğin birlik olduğunda ne kadar güçlü olduğunu öğrettiğini vurgulayarak şunları söyledi:
“Greve çıktığımız zamana kadar işyerimizde yoğun bir şekilde çalıştık; istenenleri yerine getirdik, sayılar tuttuk ve fedakârlıkta bulunduk. Ancak tüm bunlara rağmen bir yıl boyunca emeğimizin karşılığını alamadık.
Birlik, beraberlik ve mücadele bize; birlikte olduğumuzda ne kadar güçlü olduğumuzu öğretti. Öncelikle geçim sıkıntısı yaşamaya başladık. Markete gidip fiyatlara bakıyor, sonra cebimizdeki paraya bakıp birçok ürünü almaktan vazgeçiyoruz. Bu düzen böyle gitmemeli. Zenginlerin daha zengin, yoksulların daha yoksul olduğu bir döneme girdik.
Greve çıktığımızda patron geri dönüşüm ücretlerini vermeyeceğini söyledi. Bu bizim kırmızıçizgimizdir. Hakkımızı alana kadar bu yoldan dönmeyeceğiz. Rahat yaşamak bizim de hakkımız. Çocuklarımıza güzel bir gelecek bırakmak için dayanışmaya, birliğe ve mücadeleye devam edeceğiz.”

Direnen işçiler umut veriyor: Havayı ısıtan direnişler dayanışmayla büyüyor

Kararlılıkla ilerleyeceğiz
Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Özkan ATAR
MESS grup sözleşmesi sürecinde yasal müzakere süresi 8 Aralık’ta sona ermiş ve uyuşmazlık tutanağı tutulmuştur. Resmi arabulucu 16 Aralık’ta seçilmiş, 24 Aralık’ta ise Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından arabulucuya görev tebligatı yapılmıştır. Bu tarihten itibaren arabulucunun 15 günlük yasal süresi başlamıştır.
Arabulucu, yasal prosedür gereği 30 Aralık’ta tarafları bir araya getirmiş ancak işverenin tekliflerinde herhangi bir değişiklik olmamıştır. Arabulucunun toplu sözleşme açısından taraflar üzerinde bir yaptırımı ya da sürecin sonucuna doğrudan etkisi bulunmamaktadır. Zaten bu süreçten somut bir sonuç beklemiyorduk. Asıl belirleyici olan, işveren tarafının tekliflerini gözden geçirerek bir anlaşma zemini yaratmasıdır; ancak şu ana kadar bu yönde bir adım atılmamıştır.
Uyuşmazlığın ardından 13 Aralık’ta Merkez Toplu Sözleşme Komisyonumuzu topladık. Süreci değerlendirdik, kurulumuzun önerilerini aldıktan sonra yönetim kurulumuz eylem programı ve takvimini oluşturdu. Bu doğrultuda 18 Aralık’tan itibaren her hafta bir gün, tüm vardiyalarda birer saat iş durdurma eylemleri gerçekleştiriyoruz. 18 ve 25 Aralık’ta üretimden gelen gücümüzü etkin biçimde kullandık; üç vardiya çalışan işyerlerinde bir günde toplam 3 saat üretim durduruldu.
Eylem programımız kapsamında 21 Aralık’ta Gebze’de 10 binin üzerinde üyemizin katıldığı, MESS’e tepkilerin ortaya konduğu coşkulu bir miting düzenledik. 29 Aralık’tan itibaren tüm işyerlerinde fazla mesailer kaldırıldı. 2 ve 8 Ocak tarihlerinde de yeni yılın ilk iş bırakma eylemlerimizi gerçekleştireceğiz.
Bizim dışımızdaki sendikalara üye metal işçilerini de eylem sürecine katılmaya ve dayanışmaya çağırıyoruz. Olası bir grev uygulaması ya da TİS’in bir anlaşmayla sonuçlanmasına kadar üretimden gelen gücümüzü etkin biçimde kullanmaya ve eylemlerimizi sürdürmeye devam edeceğiz.
Arabulucunun 15 günlük süresinin dolmasının ardından raporunu yazarak taraflara resmi tebligat yapmasıyla birlikte, raporun tarafımıza tebliğinden itibaren 60 günlük grev uygulama süreci başlayacaktır. Bu süreye kadar taleplerimizin karşılanması yönünde bir gelişme olmaması halinde, grev kapsamında bulunan 43 fabrikanın grev uygulama stratejisini kurullarımızda belirleyerek kararlılıkla hayata geçireceğiz.
Metal işçileri olarak yeni yıla; Smart grevi, SAG Hidrolik direnişi, MESS eylemleri, adil paylaşım ve insanca yaşam mücadelesiyle giriyoruz. Gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan; özgür ve demokratik bir ülkede, geleceğe güvenle bakabildiğimiz, meydanlarında el ele kardeşlik türküleri söyleyebildiğimiz günlere ulaşacağımıza olan inancımızla umudumuzu ve mücadelemizi büyütüyoruz.

Direnen işçiler umut veriyor: Havayı ısıtan direnişler dayanışmayla büyüyor

Yeni yıl, yeni umutlar
Sivas Divriği’deki Çiftay şirketinin maden şantiyesinde, aralarında Dev Maden-Sen temsilcisinin de bulunduğu 18 maden işçisi, “küçülme” gerekçesiyle işten çıkarılmalarının ardından hak mücadelelerini yeni yılda da sürdüreceklerini söyledi. Maden emekçilerinden Yücel Yalıncak, “Yeni yıla Divriği Cumhuriyet Meydanı’nda, madenlerin kapatılmaması, işten çıkarmaların durdurulması ve işe iademiz için direnerek girdik” dedi.
İki çocuğu olan ve evini tek maaşla geçindiren Yalıncak, maden işçilerinin mücadelesini şöyle anlattı: “Divriği, madencilikle var olmuş bir ilçedir. Temel geçim kaynağı madencilik ve bu sektörle bağlantılı işlerdir. Biz Divriğili maden işçileri olarak 2025 yılına da, önceki yıllarda olduğu gibi ekmeğimiz, geleceğimiz ve çocuklarımız için direnişle girdik. Yeni yıla da umudumuzu büyüterek girdik.
‘Ermaden sahasındaki maden kapanacak mı, işten çıkarmalar devam edecek mi?’ sorularına üç aydır yanıt verilmiş değil. Biz de yeni yıla Divriği Cumhuriyet Meydanı’nda bu belirsizliğe karşı; madenlerin kapatılmaması, işten çıkarmaların durdurulması ve işe iademiz için direnerek giriyoruz.
Yaklaşık iki aya varan direniş sürecinde birlik olmayı ve birlikte yol yürümeyi öğrendik. Farklı aidiyetlerimize rağmen, birlikte mücadele eden işçilerin hayatın seyrini değiştirebileceğini gördük. Eleman değil, maden işçisi olmayı; işçi sınıfı olmayı öğrendik.
Maden işçisi, elindeki ya da baretindeki fenerle resmedilir. Yerin yedi kat altında da hayatın her alanında da yolunu aydınlatan bu fener; onun geleceğe duyduğu umut, ailesine ve çocuklarına karşı sorumluluğu ve ekmeği için verdiği mücadelenin, yani bilincinin simgesidir. Biz Divriğili maden işçileri olarak, umudumuzun, sorumluluğumuzun ve azmimizin bizi zafere taşıyacağına inanıyoruz. Sürecin başından bu yana yanımızda olan sendikamız Dev Maden-Sen ile birlikte, bugün Divriği’de yanan bu ışığın bir gün tüm memlekette maden işçilerinin yolunu aydınlatacağından hiçbir kuşkumuz yok.”

Direnen işçiler umut veriyor: Havayı ısıtan direnişler dayanışmayla büyüyor

Direniş okul oldu
Ödenmeyen aylıklar nedeniyle 6 Ekim’de iş bırakan ve 8 Ekim’de Kod-22 ile işten çıkarılan Şık Makas işçileri, BİRTEK-SEN öncülüğünde yaklaşık 3 aydır mücadelelerini sürdürüyor. 1500 Şık Makas işçisi de direnişlerini yeni yıla umutla devrettiklerini kaydetti. Kadınlar olmadan mücadelenin sürdürülemeyeceğini bir kez daha ortaya koyan bu direniş, umutları yeniden yeşertti.
Şık Makas işçilerinden 26 yaşındaki Bilge Kara, haklarını alana kadar hiçbir işçinin mücadeleyi bırakma ihtimali olmadığını belirterek şunları söyledi: “Üç kardeş Şık Makas’ta çalışıyorduk. Diyaliz hastası anneme bakmakla yükümlüyüz, evimiz kira. Buna rağmen bir yıldır maaş sorunu yaşıyoruz; maaşlar üçe dörde bölündü. Kod-22 ile atıldık, ertesi gün işe dönüşler oldu. Şık Makas işçileri olarak 2025 yılını maaş sıkıntısı, sarı sendika yalanları ve insan kaynaklarının tehditleriyle geçirdik; içeride ağır mobbinglere maruz kaldık. 2025 yılını ise yılın en şık direnişiyle kapattık.
Direnişimiz, kadınlara güvenmeyi, seslerini yükseltmeyi ve bugüne kadar bastırılan güçlerini ortaya çıkarmayı öğretti. Erkeklere ise gücün sadece kendilerinde olmadığını, asıl gücün birlikte olduğunu gösterdi. Bize kan bağı olmadan aile olmayı, etle tırnak gibi olmayı öğretti. Birimiz koparsak diğerlerinin kanayacağını öğrendik.
Düştük, kaldırdılar; çamurdaydık, çadır kurdular. Ekonomik olarak zorlanırken sosyal olarak güçlendik. Dayanışmamız umduğumuzdan daha güçlü çıktı.”

]]>
Emekçi dört bir yanda ayakta https://yenidunya.org/emek-gundemi/33466/emekci-dort-bir-yanda-ayakta/ Sun, 14 Dec 2025 10:41:47 +0000 https://yenidunya.org/?p=33466 Yurdun dört bir yanından işçiler iktidar-sermaye ortaklığında gasp edilen hak ve ücretleri için ayağa kalktı. Her işkolundan işçiler emeği için direnen binlercesi gibi ses yükseltiyor. Her bir yanda grev ve direniş var.

Emeğiyle geçinen milyonların tek gerçek gündemi geçim kavgası. Milyonlarca yurttaşın gözü, işyerlerinde neredeyse standart hale getirilen asgari ücret görüşmelerindeyken emeklilerin ve kamu emekçilerinin de gündemi 2026 aylık ve ücretlerine yapılacak zam.
AKP iktidarında ekonomik krizlere ezdirilen, alım gücü günden güne eriyen, iktidar-sermaye ortaklığıyla hakları gasp edilen her işkolundan, ülkenin dört bir yanından işçiler hakları için ayakta.

Fabrikalarda bir yandan asgari ücret görüşmelerinde yok sayılan işçiler, bir yandan metal işkolunda süren MESS görüşmelerinin koparmaya hazırlandığı fırtına konuşuluyor. Direnişteki binlerce işçinin ise talepleri ortak: Sendikal hakların korunması, insanca yaşayacak ücret ve insan onuruna yaraşır çalışma koşulları.

Her gün iş cinayetlerinde onlarcası öldürülen, anayasal sendika hakları gasp edilen, ücretleri ödenmeyen işçiler, Tekirdağ’dan Tokat’a, Trabzon’dan Van’a, Dersim’den İstanbul’a direnişlerde. Kış aylarının hava koşullarının, direniş ve grevlerinden eksiltemediği işçiler, hakları için işyerlerinde, fabrikalarda üretimden gelen güçlerini kullanarak kararlılık ve coşkuyla ses yükseltiyor.

File Market’te sendika düşmanlığı
Tez-Koop-İş sendikasının örgütlenme çalışmaları yürüttüğü File Market’te sendika düşmanlığı devam ediyor. BİM Marketler’in sahibi olduğu File’de, ağır çalışma koşullarına karşı örgütlenerek sendikalı olmak isteyen işçiler birer birer işten çıkarılıyor. Yaklaşık 1500 market işçisi sendikaya üye olurken File farklı kentler ve şubelerden 25 öncü işçiyi işten çıkardı. Tez-Koop-İş Sendikası son olarak önceki gün İzmir Gaziemir’de bir araya gelerek açıklama yaptı. Kimi istifaya zorlanan, kıdem ve ihbar tazminatları gasp edilen işçiler, File’ye “Anayasal sendika hakkını gasp etmekten, suç işlemekten vazgeçin” çağrısı yaptı.

Emekçi dört bir yanda ayakta

Grev coşkuyla başladı
TÜVTÜRK Araç Muayene İstasyonları’nın İstanbul şubelerinde grev tüm coşkusuyla başladı. Dün greve çıkan Nakliyat-İş’te örgütlü işçiler, işyerlerinde coşkuyla halay çekti, sloganlarla taleplerini haykırdı. Nakliyat-İş Genel Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu “TÜVTÜRK’de çalışan bir işçi arkadaşımız ayda üç gün kendisine, 27 gün patronlarına çalışıyor” dedi. Yüksek kârlı işletmelerde işçilerin emeğinin sömürüldüğünün altı çizildi.
Öte yandan sendikanın örgütlü olduğu, Doğuş Otomotiv’e çalışan Hödlmayr’da da işçi direnişi 57’nci günü geride bıraktı.

Emekçi dört bir yanda ayakta

Tekstil direnişi yayıldı
Şık Makas işçilerinin direnişi, patronun haklara el koyduğu her yere yayıldı. Tokat’ta 2 ayı aşkın süredir BİRTEK-SEN’in örgütleyiciliğinde süren grevden sonra bu kez de Tekirdağ’da işten çıkartılan Şık Makas işçileri direnişe başladı. Tokat’taki kararlı mücadele, fabrikalarda yetkili olan Öziplik-İş’i de harekete geçmeye mecbur bıraktı. Tokat’ta işten çıkartılan 2 bin 500 işçinin yanı sıra Tekirdağ’da da 1500 işçinin kıdem ve ihbar tazminatları gasp edilerek işsiz bırakılmasıyla gasp edilen tutar 1 milyar lirayı buldu. Şirket dünya devi markalara üretim yapıyor.

Emekçi dört bir yanda ayakta

Çöp tesisi işçileri maaşlarını istiyor
Trabzon Araklı’da Taşönü Entegre Katı Atık Değerlendirme ve Bertaraf Tesisi işçileri, 2 ayı aşkındır ödenmeyen maaşları için eyleme geçti. Çöp tesisinde çalışan 170 kadar işçi maaşları alana kadar iş bırakma ve yavaşlatmanın devam edeceğini söyledi. Grev nedeniyle ilçede çöp toplamalarda aksamalar meydana gelirken tesis Trabzon ve Rize İli Yerel Yönetimleri Katı Atık Tesisleri Yapma ve İşletme Birliği (TRABRİKAB) tarafından işletiliyor. Taşeron işçileri Belediye Başkanı şirkete, şirket belediyeye yönlendirdi.

Tesiste ayrıca, atıkları getiren şoförlere de ödeme yapılmadığı ortaya çıktı. Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisi’nde de gündeme gelen hak gaspına ilişkin AKP’li Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, “Biz yükleniciye ödemelerimizi yapıyoruz. Alt taşeronu ilgilendirir” diye konuştu. TRABRİKAB bünyesinde Araklı’nın Taşönü Mahallesi’nde yap-işlet-devret modeliyle 2019 yılında yapımına başlanan ve 2021 yılında hizmete giren Evra Group bünyesindeki tesis, Rize ve Trabzon’daki yaklaşık 1 milyon 175 bin kişinin çöplerini toplayarak işliyor. 2024 yılında yaklaşık 300 bin ton çöpün işlendiği tesiste 170 işçi ödenmeyen maaşlarını alana kadar çalışmayacaklarını duyurdu.

Emekçi dört bir yanda ayakta

Kaynak: BirGün

]]>
MESS’e bağlı fabrikalarda uyarı eylemleri: “Biz kazanacağız!” https://yenidunya.org/emek-gundemi/33404/messe-bagli-fabrikalarda-uyari-eylemleri-biz-kazanacagiz/ Fri, 28 Nov 2025 12:13:22 +0000 https://yenidunya.org/?p=33404 Birleşik Metal-İş Sendikası Genel Yönetim Kurulu, işveren sendikası MESS ile sürdürülen toplu sözleşme görüşmelerinde yaşanan gelişmeleri fabrikalarda okunan bir bildiri ile kamuoyu ile paylaştı.
MESS Grup TİS kapsamındaki metal işçileri, 8 Aralık’ta yapılacak son görüşme öncesinde fabrikalarda okudukları bildiri ve attıkları sloganlarla haklı taleplerine kulak tıkayan, üstelik masaya getirdikleri karşı tekliflerle kazanılmış hakları geriletmek isteyen işverenleri uyardı.

Metal işçileri ayakta!
Fabrikalarda okunan, bildiri şu şekilde:
“Değerli metal işçileri,
MESS ile Grup Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerimiz sürüyor. Bugüne kadar 4 toplantı yapıldı ve 5’inci toplantı 8 Aralık günü yapılacak. 8 Aralık’ta yapılacak toplantı ile 60 günlük görüşme süreci sona erecek. Bu toplantıda anlaşma sağlanamazsa uyuşmazlık tutanağı tutulacak.
Bugüne kadar yapılan görüşmelerde değişiklik teklif etmediğimiz maddeler kabul edildi; ancak değişiklik önerdiğimiz herhangi bir madde kabul edilmiş değil. Hatta, değişiklik önermediğimiz bazı maddeler için de MESS’in değişiklik teklifleri söz konusu.
Henüz görüşülmemiş çok sayıda madde duruyor. Ücret ve sosyal haklar başta olmak üzere, parasal maddelere yönelik olarak MESS tarafından bir teklif verilmiş değil. 8 Aralık’ta yapılacak toplantıda teklif verilmesini bekliyoruz.

MESS’e bağlı fabrikalarda uyarı eylemleri: “Biz kazanacağız!”

Metal işçisinin kasandığı hakları geriletmeyeceğiz
MESS hiçbir değişiklik önerimizi kabul etmediği gibi, haklarımızı geriye götürecek tekliflerde bulundu. Son yapılan toplantıda esneklik içeren karşı teklifler verdi.
MESS diyor ki; yılda 4 ay denkleştirme yapılsın, telafi çalışması yapılsın. Denkleştirme ile, işveren işe geliş gidiş saatlerini 4 ay kendine göre belirlesin, işçiler günde 11 saate kadar çalışsın ve böylece fazla mesai ücreti ortadan kalksın. Telafi ile de, çalışılamayan herhangi bir durumda fazla çalışma yapılsın ama fazla mesai ücreti ödenmesin diyor.
İşçiler aldıkları ücretle geçinemedikleri için fazla mesai yapmak zorunda kalıyor. Bu teklif, işçilerin hem özel yaşamları ortadan kalksın, hem de işçiler daha düşük gelirle çalışsın demektir.
MESS’in başka bir talebi de deneme süresinin 2 aydan 4 aya çıkarılması. Böylece, 4 aylık dönemde işçi güvencesiz biçimde çalışacak ve daha fazla sömürülecek.
Raporlarda bir defada 5 gün ve daha fazla istirahat alan üyelere 2 günün ücreti işverence ödenmez iken, MESS bunu 10 güne çıkartmak istiyor.
Günlük bir buçuk saatlik süt izninin, birleştirilerek haftanın bir gününde toplu olarak kullanılabilmesi hükmünün TİS’den çıkarılması isteniyor.
İşverenlerin bu tekliflerinin hiçbirini ne kabul ederiz ne de tartışırız. İşçilerin kazanılmış haklarını konuşmayız, pazarlık konusu etmeyiz. Sendikamız, toplantılarda kazanılmış hakları geriye götürecek hiçbir teklifi kabul etmeyeceğini, bu maddeleri müzakere dahi etmeyeceği açık olarak belirtti. Metal işçisinin on yıllardır verdiği mücadele ile kazandığı hakları tartışma konusu yapmadık, yapmayacağız.

MESS’e bağlı fabrikalarda uyarı eylemleri: “Biz kazanacağız!”

Metal işçileri ağır bir yoksullukla karşı karşıya!
Değerli metal işçileri,
MESS yöneticileri ilk günden beri işlerin iyi olmadığını, bu dönemin varlık yokluk dönemi olduğunu, işyerlerinin kalıp kalmayacağına karar verme dönemi olduğunu söylüyorlar.
İşçiler ise her geçen gün daha fazla yoksullaşıyor, ücretler her geçen gün enflasyon karşısında eriyor, alım gücü azalıyor.
Özellikle son dönemde uygulanan ekonomi politikaları sonucu işçiler alabildiğine yoksullaştı. İktidarın bu politikaları sonucu ücretler ciddi ölçüde geriledi. Şimdi, bunu biraz olsun telafi etmek istiyoruz.
Metal işçileri ağır bir yoksullukla, ciddi düzeyde bir reel ücret kaybıyla karşı karşıyadır. En temel, en insani ihtiyaçlarını bile karşılayamaz hale gelmiştir. Harcamalar sürekli borçla yapılmakta, borç borçla kapatılmaya çalışılmaktadır.
Ülkemizde özellikle son yıllarda iyice artan hayat pahalılığı karşısında, tüm metal işçileri MESS sözleşmesinden insanca yaşayabilecekleri bir zam oranı çıkmasını beklerken, bir yandan da enflasyon her geçen gün cebimize giren paranın daha da erimesine, azalmasına neden olmaktadır.
Her ay gelirimiz azalırken masraflarımız ise artmaya devam ediyor. Kış kapıya gelmiş, her hanenin masrafı daha da artmaya başlamışken, metal işçileri ücretlerinin en az üçte birini vergiye veriyor. İşçiler, yılın ilk aylarından itibaren üst gelir vergisi dilimlerine geçiyor; bunun sonucunda aylık gelirleri çarpıcı biçimde azalıyor. Vergi dilimi değişiklikleri canımızı yakmaya devam ediyor.
Metal işçileri oldukça zor koşularda yaşıyor. Gece gündüz demeden çalışmaya, üretmeye devam ediyor. İşten çıkarmalar nedeniyle de iş yükümüz sürekli artıyor.

MESS’e bağlı fabrikalarda uyarı eylemleri: “Biz kazanacağız!”

Metal işçileri, mücadelelerini en güçlü biçimde sürdürecektir!
Şimdi insanca yaşayacak bir ücret istiyoruz. Çalıştıkça erimeyen bir maaş istiyoruz! Çalışma koşullarımızın iyileştirilmesini istiyoruz!
Henüz vakit varken MESS yönetimini uyarmak istiyoruz: Bazı işyerlerindeki kısmi sorunlar gerekçe yapılarak metal işçisinin beklentisinden uzak teklifler vermeyin.
MESS müzakerelerin başladığı 13 Ekim tarihinden itibaren 4. oturum olmasına rağmen, işçilerin haklı taleplerini dikkate alarak, yapacağı tekliflerle olumlu adımlar atmak yerine var olan hakları ve mevcut çalışma koşullarını işçi aleyhine geri götürmeyi hedefleyen karşı teklifleri masaya getirmekle, sözleşme sürecine olumsuz etkilerde bulunmaktadır. Bu tutumdan vazgeçmesini ve taleplerimizi karşılayacak yaklaşım için de bulunmasını bekliyoruz.
Metal işçileri, haklı ve meşru talepleri karşılanmaz ise mücadelelerini en güçlü biçimde sürdürecektir. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Kazanan metal işçileri olacaktır.

]]>
File Markette direniş https://yenidunya.org/emek-gundemi/33371/file-markette-direnis/ Thu, 27 Nov 2025 13:15:38 +0000 https://yenidunya.org/?p=33371 File Market yönetimi, Tez-Koop-İş Sendikasına üye olduğu için; İstanbul’da 8, Türkiye geneli 17 işçiyi işten çıkarmıştı. Tez-Koop-İş Sendikası bir basın açıklaması yaparak sendikal baskılar devam ettiği müddetçe eylemlerinin de devam edeceğini duyurmuştu.

File Markette direniş

Bu kapsamda, File Market’te işten çıkarılan Tez-Koop-İş üyesi Kader Kırca, Salı ve Perşembe günleri, 13.00-15.00 saatleri arasında bu haksız ve hukuksuz saldırıyı teşhir etmek için Bağcılar-Doğanbey’de bulunan çalıştığı mağaza önünde direnişe başladı.

27 kasım Perşembe 2025 günü mağaza önüne gelen Kader Kırca’ya üyesi olduğu Tez-Koop-İş dışında çeşitli siyasi parti temsilcileri ve çevrede bulunan vatandaşlar da dayanışma göstererek destek verdi.

]]>