çocuk hakları – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Wed, 01 Oct 2025 10:27:41 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.6 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png çocuk hakları – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 Eğitim-İş: Eğitim haktır, pazarlık konusu yapılamaz! https://yenidunya.org/genclik/33154/egitim-is-egitim-haktir-pazarlik-konusu-yapilamaz/ Wed, 01 Oct 2025 10:27:36 +0000 https://yenidunya.org/?p=33154 Çocukların eğitim süresi azalıyor, çocuk işçiliği patlıyor!

Eğitim-İş, çocuk işçiliği araştırmasını açıkladı.
Araştırmada, çocukların eğitim sürecinin her yıl azaldığı vurgulanırken, “…ya hiç okula gitmiyor, ya da okulda kalacak kadar korunamıyor.” denildi.

Çocuk işçiliği patladı
TÜİK ve MEB verileri, Türkiye’de eğitimin çöküşünü tüm çıplaklığıyla ortaya koymaktadır. Muhtemel Eğitim Süresi (MES) – yani okula başlayan bir çocuğun mevcut okullaşma oranları sabit kalırsa eğitimde geçirmesi beklenen süre – 2022 yılında 18,2 yıl iken, 2023’te 17,9’a, 2024’te ise 17,2 yıla gerilemiştir. Daha çarpıcı olan, zorunlu eğitim için hesaplanan MES’in 2024’te 11,9 yıla düşerek 12 yıllık zorunlu eğitimin bile altına gerilemesidir.

Eğitim-İş: Eğitim haktır, pazarlık konusu yapılamaz!

•2022-2023 döneminde 442 bin, 2023-2024 döneminde 612 bin çocuk zorunlu eğitim dışında kalmıştır.
•Çocuk işçi sayısı 2022’de 619 bin, 2023’te 759 bin, 2024’te ise 869 bine yükselmiştir.
MES, çocukların gerçekten mezun olup olmadığını ya da nitelikli öğrenim görüp görmediğini ölçmez; yalnızca kayıtlı kalma süresini tahmin eder. Daha yüksek sayılar bazen eğitim sisteminin daha uzun sürmesinden, bazen de öğrencilerin sınıf tekrarına zorlanmasından kaynaklanabilir. Yani “uzun eğitim süresi” tek başına başarı değil; tersine, tekrarlar ve okulda kalma sorunlarıyla da ilgili olabilir.

Türkiye’de bu göstergenin düşüşü, yalnızca okul dışında kalan çocukların arttığını değil, aynı zamanda çocuk işçiliğinin patladığını da kanıtlıyor. Kısacası, çocuklar ya hiç okula gitmiyor, ya da okulda kalacak kadar korunamıyor.

Çocukların geleceği gasp ediliyor
Artan yoksulluk, derinleşen ekonomik kriz ve iktidarın yanlış politikaları nedeniyle çocuklar eğitimden koparılıyor. Zorunlu eğitim kâğıt üzerinde varlığını sürdürürken, gerçekte çocuklar ucuz işgücü pazarına mahkûm ediliyor. Böylece en temel hakları olan eğitim ellerinden alınıyor.

Bu tablo, “eğitimde yol alıyoruz” masalının çöktüğünü gösteriyor. TÜİK ve MEB verileri, iktidarın kendi resmi istatistikleriyle bile yalanlandığını ortaya koyuyor. Tarikat protokolleriyle gericileştirilen, rant uğruna kamusal niteliği zayıflatılan eğitim sistemi, çocukları okulsuz ve geleceksiz bırakmaktadır.

Her yıl daha fazla çocuğun eğitim dışında kalması yalnızca bir eğitim sorunu değil; aynı zamanda çocuk hakları ihlali ve toplumsal bir yaradır.

Biz bu tabloyu asla normalleştirmeyeceğiz.
•Çocukların yeniden okula dönmesi,
•Çocuk işçiliğinin engellenmesi,
•Eşit, laik ve kamusal eğitimin güçlendirilmesi için mücadelemizi sürdüreceğiz.

Eğitim haktır, pazarlık konusu yapılamaz!

]]>
2024-2025 eğitim öğretim yılında en az 72 çocuk işçi hayatını kaybetti https://yenidunya.org/emek-gundemi/33121/2024-2025-egitim-ogretim-yilinda-en-az-72-cocuk-isci-hayatini-kaybetti/ Fri, 19 Sep 2025 10:41:39 +0000 https://yenidunya.org/?p=33121 Mesleki eğitime değil çocuk işçiliğe karşıyız…

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), yeni öğretim yıl başlangıcı ile “Çocuk İşçiliği” raporu hazırladı.
İSİG raporunda 2024-2025 öğrenim döneminde yaşanan çocuk işçi cinayetleri ve öneriler yer aldı. Raporda MESEM programı için “Mesleki eğitim, sermaye için ucuz işçiliktir” denildi.

“Bir çocuğun bile burnunun kanaması kabul edilemez”
Raporda şunlar yer aldı:
Yeni eğitim öğretim yılı 8 Eylül Pazartesi günü başladı. Öncelikli olarak çocuklarımıza, gençlerimize başarılar diliyoruz…
Bu yıl iki çocuk işçilik raporu hazırladık. 28 Nisan İş Cinayetlerinde Ölenleri Anma ve Yas Günü’nde “Çocuk İşçiliği İle Mücadeleye” ekseninde Ankara, Kocaeli ve İstanbul’da kitlesel basın açıklamaları yaptık. Temel amacımız, çalışma yaşının hızla 18 yaşın altına çekilmesine ve bunun normalleştirilmesine; çocukların tarımda, sanayide, inşaatta, sokakta çalışırken ölmesine; MESEM adı altında mesleki eğitimle alakası olmayan bir uygulamanın yüzbinlerce çocuğu ucuz ve güvencesiz işçi yapmasına… özetle devlet ve sermayenin çocuk işçilik politikalarına dikkat çekmek ve buna karşı mücadele etmekti. Çünkü bizim için Türkiye’de bir çocuğun bile burnunun kanaması veya mutsuz olması kabul edilemez.
Aşağıda 2024 Eylül-2025 Ağustos eğitim öğretim yılında meydana gelen çocuk işçi ölümleri üzerinden bazı değerlendirmeler yapacağız. Okul dönemleri Bakanlık tarafından güllük gülistanlık gösterilse de olumsuz anlamda önemli değişimler var.

Son bir yılda en az 72 çocuk işçi hayatını kaybetti
Yüzde 25’ini yerel kaynaklardan ve bize gelen bildirimlerden öğrendiğimiz kadarıyla 2024 Eylül-2025 Ağustos döneminde en az 72 çocuk çalışırken hayatını kaybetti. Yani bu eğitim-öğretim yılında bir evvelki eğitim-öğretim dönemine göre çocuk işçi ölümü yüzde 10 arttı. (Geçen dönem 66 çocuk işçi hayatını kaybetmişti) Bu durum çocuk işçiliğinin yoksulluk-güvencesizlik ekseninde derinleştiğinin önemli bir göstergesidir.
Her ne kadar yasalarımızda belli tanımlamalar olsa da (15-18 yaş genç işçilik) bizler uluslararası tanımı baz alıyoruz. Çocuk işçi olarak kastettiğimiz yaş grubu 18 yaşını doldurmamış olan çocuklarımız. (Daha evvel çıkardığımız raporlarda bu konuya ayrıntılı olarak değinmiştik.) Bunun yanında resmi bir kurum olmamamızın getirdiği kısıtlardan dolayı ölen çocukların yaşını ay ve gün olarak tespit etmemiz mümkün değil. Basında yer alan 18 yaşında ölen işçileri “yaşını doldurmuş” olarak kabul ediyoruz. Ancak bazen yaşını doldurmamış olan çocuklar için de 18 yaşında denebiliyor. Bu yüzden ayrıca 2024 Eylül-2025 Ağustos döneminde 18 yaşında olan 14 işçinin daha hayatını kaybettiğini belirtmeliyiz. Bu işçilerin de bir kısmı “çocuk işçi” tanımlaması içinde yer alabilir…

Çocuk işçiliğinin ana omurgası kırlardan kentlere kaymıştır
Son bir yılda tarım sektöründe 20 çocuk (14 işçi ve 6 çiftçi), sanayi sektöründe 19 çocuk, inşaat sektöründe 17 çocuk ve hizmet sektöründe 16 çocuk çalışırken hayatını kaybetti. Oransal olarak baktığımızda tüm çocuk işçi ölümlerinin yüzde 28’i tarımda meydana geldi. Haziran ayında açıkladığımız son 12 yılı kapsayan çocuk iş cinayetleri raporunda ise bu oran ortalama olarak yüzde 53’tü. Yani ilk raporlarımızı çıkardığımız dönemde (2013-2014 yıllarında) yüzde 65 civarında olan tarımdaki çocuk işçi ölüm oranı bugün yine ilk sırada olmasına rağmen yüzde 28’e gerilemiş durumda.
Tabi, bu noktada kırsal yoksulluk bitmediği gibi derinleşerek devam ediyor, altını çizelim. ILO ve Almanya Çalışma Bakanlığı Heyetleri tarımda çocuk işçiliğini önleme amacıyla lanse edilen, devlet yetkilileriyle kol kola poz verdikleri Karadeniz ziyaretleri basında yer alırken tarımda ölen 20 çocuk görülmüyor. Hayali, bisiklet almak olan 12 yaşındaki Harranlı fındık işçisi Zeliha’nın yaşını araştırmalarımız sonucu bir ay sonra öğrenebildik. Ya beraber öldükleri 13 yaşındaki İbrahim ve 16 yaşındaki Abdullah’ın çocuk oldukları bilgisi paylaşıldı mı? 40-50 derece sıcakta çalışırken serinlemek veya banyo yapma ihtiyacını karşılamak için dereye giren tarım işçisi çocuklar ölüyorlar. Onlar için ne yaptılar? PR yapmayın! Tarım işçisi çocukları yaşatmak için çalışın!
Diğer yandan güncel olarak belirleyici husus çocuk işçiliğin merkezinin artık kentler olmasıdır. Özellikle pandemi süreci ve 2021’in sonbaharında belirginleşen ekonomik kriz kentsel yoksulluğu yaygınlaştırıp derinleştiriyor. Bu durum özellikle MESEM’de gördüğümüz üzere bizzat devlet politikalarıyla kitleselleştirilen çocuk işçilik ve tüm Anadolu kentlerinde yoğunlaşan Organize Sanayi Bölgesi (OSB) gerçekliği artık çocuk işçi ölümlerini kent merkezlerine ve çeperlerine taşıyor. Artık çocuk işçiler her yerde. Her ailede veya sülalede bir çocuk çalışıyor, her sokakta tanıdık bir çalışan çocuk var. Üretimden gelen bu gerçeklik çocuk işçiliği “görünür” kılıyor ancak çocuk işçilik; eğitim, öğrenim, yetişecek eleman veya suçtan uzak tutmak argümanlarıyla “meşrulaştırılmaya çalışılıyor” ve sömürü ile ölümler maskeleniyor.

MESEM programına dair kısa bir hatırlatma
MESEM 2016 yılı sonuna kadar var olan ‘Çıraklık Eğitim Merkezleri’nin devamı niteliğindedir. Yani (4+4+4 modeliyle birlikte) eğitim sisteminin içine daha fazla entegre edilmiş ve kitleselleştirilmiş bir çocuk işçilik sisteminden bahsedebiliriz. MESEM kapsamındaki öğrencilerin 505 binini 18 yaşın altındaki çocuklar oluşturuyor. Yani çocuk işçilik “bir gün okulda dört gün işyerinde eğitim alma” uygulamasıyla meşrulaştırılıyor. Diğer yandan MESEM’ler sermayenin ucuz emek rezervlerini doldurmanın dışında doğrudan patronlara finansman desteğinin de bir aracıdır. MESEM’li işçi-öğrencilere verilen cüzi ücretler de kamu kaynaklarından karşılanmaktadır.
MESEM aracılığıyla ortaokulu bitiren öğrencileri örgün eğitimden kopararak haftanın (resmi olarak) dört günü bedava işgücü olarak patronların sömürüsüne sunan MEB, 2024 yılı yaz döneminde 18 şehirde “beceri geliştirme programı” adı altında 7. ve 8. sınıftan itibaren tüm öğrencilerin katılabileceği “zanaat atölyeleri” açmıştı. Bu adımı da Bursa, Sivas, Konya ve Burdur’da açılan “mesleki ortaokulları” takip etmişti. (Kesintisiz 8 yıllık eğitimin 4+4 olarak bölünmesindeki en önemli amaç İmam Hatip ortaokullarının açılmasıydı. Mesleki ortaokulları bu bölünmenin diğer ayağını oluşturdu.) Bu okulların önümüzdeki dönem yaygınlaştırılması hedefleniyor ve böylece mesleki eğitim yaşı 10 yaşa düşürülüyor…
Son iki eğitim-öğretim yılında MESEM adı altında sanayide veya inşaatlarda çalışırken en az 15 öğrenci/çocuk işçinin hayatını kaybettiğini hatırlatalım. (Ayrıca aynı dönemde MTAL, Ticaret, Denizcilik vb. liseler kapsamında staj yaparken hayatını kaybeden en az 7 çocuk işçi daha var.)

Mesleki eğitim, sermaye için ucuz işçiliktir
Bu noktada çocuk emeğinin yasallaşması ve formel niteliğe kavuşturulması Türkiye kapitalizminin agresif büyüme stratejisinin bir sonucu olduğu kadar, makro ekonomik göstergelerin bozulduğu, şirket iflaslarının ve finansman sorunlarının arttığı bir dönemde emek yoğun sektörlerin işçilik maliyetlerini düşürmenin yöntemlerinden biridir. Çocuk emeğini OSB’lerde, fabrikalarda, atölyelerde, imalathanelerde “meslek öğretme”, “meslek edindirme” gerekçeleriyle yaygınlaştırma, “kötü eğitim politikaları” ya da “kötü ekonomi yönetimi”nin neden olduğu “dönemsel” ya da “arızi” bir durum olmaktan ziyade, kapitalizmin genetik kodlarında yer alan çocuk sömürüsünün sermayenin güncel ihtiyaçlarına göre yeniden canlanmasıdır.

2024-2025 eğitim öğretim yılında en az 72 çocuk işçi hayatını kaybetti

Çocuk işçi sayısı 3-4 milyon
TÜİK verilerine göre 15-17 yaş grubundaki çocukların işgücüne katılma sıklığı her geçen yıl yükselirken 2024 yılında yüzde 24,9’a ulaştı. Yani 970 bin çocuk işçi olduğu açıklandı. Ancak bu sayıya 505 bin MESEM’li çocuk, bu yaş grubunda çalışan kayıt dışı çalışan çocuklar (özellikle mevsimlik tarım işçileri) ve 15 yaş altı çalışan çocuklar dahil değil. Bu çocukları da eklediğimizde Türkiye’de çocuk işçi sayısının 3-4 milyona ulaştığının altını çizmeliyiz.

OVP; Kamu yararından önce sermayenin ihtiyaçları
Orta Vadeli Program, Kalkınma Planı ve Ulusal İstihdam Stratejisinde mesleki eğitim politikaları
Türkiye kapitalizmi, düşük ve orta teknolojili meta üretimine ve hizmet ihracatına dayalı birikim rejimi eşliğinde büyürken güvencesiz emek havuzunu da genişletmeye çalışıyor. Burada temel hedeflerden birisi de 18 yaş altı çocukların işçileştirilmesidir. Bu hedef Orta Vadeli Program (OVP), Kalkınma Planı ve Ulusal İstihdam Stratejisi gibi belgelerde ifade edildi.
OVP (2026-2028), IMF programı olarak yapılanan ancak o isimle anılmayan bir programdır. Burada çocuk işçiliği eğitim politikaları aracılığıyla piyasanın ihtiyaçlarına göre düzenliyor. Eğitim sektörünün özelleştirilmesine paralel mesleki eğitim de doğrudan sermayenin ihtiyaçlarına göre kurgulanıyor, OSB’ler içinde kamu ve özel statülü meslek liselerinin açılması aşamaları tamamlanıyor.
Mesleki ve teknik eğitim müfredatının özel sektörle işbirliği içerisinde güncelleneceği; staj ve işbaşı eğitimi programlarının yaygınlaştırmasını sağlayacak şekilde yönetim ve finansman konularında özel sektöre daha çok rol ve görev verileceği; içerikte kamu yararından önce sektör ihtiyaçlarının gözetileceği; mesleki ve teknik eğitim başta olmak üzere tüm örgün ve yaygın eğitim programlarında beşeri sermayenin yeniden yapılandırılacağı; gençler başta olmak üzere işgücü verimliliğinin yükseltilmesine yönelik aktif işgücü politikalarının yürürlüğe konacağı OVP’de belirtilmektedir. Buradaki anahtar kavram “çalışmanın fazileti”dir.

MESEM: Sermaye için “ucuz emek”
Türkiye kapitalizminin yol haritası niteliğindeki 12. Kalkınma Planı’nda ise (2024-2028) mesleki eğitimde kamu-özel sektör işbirliğinin artırılacağı, meslek liseleri ve meslek yüksekokullarının yönetiminde özel sektörün daha etkin rol alacağı açıkça vurgulanıyor. Buradaki anahtar kavram ise “makbul vatandaşlık”tır.
OVP ve Kalkınma Planındaki ana hattı Ulusal İstihdam Stratejisi (2025-2028) metninde de görmek mümkün. Mesleki ve teknik eğitim veren özel okullara yönelik teşviklerin sektörel ihtiyaçlar doğrultusunda güncellenerek sürdürüleceği, OSB’ler ve Teknoparklar içinde mesleki eğitim merkezleri açılacağı belirtiliyor.
Mesleki beceri kazanmak ve meslek öğrenmek, neoliberal düzenleme tarzının hakim olduğu, kamunun parçalandığı, özel sektörün idarenin tüm kurumlarında ve kademelerinde karar-verici merciye dönüştüğü bir toplumsal yapıda sadece ve sadece “ucuz emek” anlamına gelir.
MESEM ve politika metinlerinde anılan tüm çocuk emeği programlarının odak noktası, emek yoğun üretimin çekirdeğinde yer alan Taylorist etüt ve çalışma rutinleri aracılığıyla küçük yaştaki öğrenci-işçileri üretimin bilgisinden koparıp vasıfsızlaştırırken, çocukların kendisini değersiz görmesini sağlamak, daha itaatkar sosyal yapı oluşturmaktır. Sermayenin işyeri merkezli denetim ve kontrol teknikleri ideolojik egemenliğinin pedagojik ve asli unsurlarından birisidir.

2025-2026 eğitim öğretim yılı başlarken taleplerimiz
1- Çocuk işçilik yasaklanmalı, mesleki öğrenim çocuk gelişimine uygun bir biçimde planlanmalı ve kamusal kurallar çerçevesi içinde olmalıdır. Mesleki eğitime karşı değiliz ama yoksul çocukları 10 yaşından itibaren ucuz emek haline getiren, çocukluklarını yaşatmayan, köle gibi çalıştıran, iş cinayetlerinde öldüren adına mesleki eğitim denilen ucube düzenlemelere karşıyız. MESEM’ler bir eğitim-öğrenim işlevi görmemektedir. MESEM’li çocuklar işi bedava ve ağır koşullarda çalıştırılarak öğrenmektedir. Bu anlamda MESEM’leri revize etmek imkansızdır. MESEM’ler kapatılmalıdır.
2- Eğitim her kademede tamamen parasız olmalı, 4+4+4 eğitim sisteminden vazgeçilmeli ve müfredat aklın ve bilimin ışığında yenilenmelidir. Sorun, zorunlu eğitimin kaç yıl olacağı tartışmasında değil tam da buradadır. Yine Türkiye çapında okullarda bir öğün yemek verilmeli ve yoksul çocukların ihtiyaçları devlet tarafından karşılanmalıdır. Ulaşım sorunlarına çözüm oluşturulmalıdır. Okulların diğer tüm ihtiyaçları karşılanmalı, öğretmen atamaları yapılmalıdır. Bütçede eğitime aktarılan kaynak artırılmalıdır.
3-Yaşam alanlarımız uyuşturucu ve çeteleşmeden temizlenmeli, çocukların gelişimine uygun bir hale getirilmelidir. Suça sürüklenen çocuklar tartışmasındaki duruşumuz bu bakış açısıyla somutlaşacaktır. Acil yapmamız gereken yaşam alanlarımızda çeteleşmeye karşı örgütlenmek ve alternatif bir yaşamı örmektir.
4- Çocuk işçiliğe, geleceksizleştirmeye, paralı eğitime karşı işçi sınıfı mücadelesinin bir parçası olduğu bilinciyle güçlü bir gençlik hareketi oluşturulmalı ve bu süreçten etkilenen her yaş grubu örgütlenmelidir. Bu noktada bizler üzerimize düşeni yaparken ve gençlerimizin attığı-atacağı adımların da yanında olacağımızı belirtmeliyiz…
Bizler; çocuk işçiliğinin yasaklanması, mesleki öğrenimin çocuk gelişimine uygun bir biçimde planlanması ve kamusal kurallar çerçevesi içinde olması gerektiğini biliyoruz. Ancak bunları sistem içinde ifade etmenin de tek başına bir anlam ifade etmediğinin bilincindeyiz. Örgütlenmek, mücadele etmek ve direnmek gerekiyor…

]]>
TÜİK verileri: Suça sürüklenen çocukların sayısı artıyor https://yenidunya.org/genclik/32974/tuik-verileri-suca-suruklenen-cocuklarin-sayisi-artiyor/ Fri, 01 Aug 2025 11:59:41 +0000 https://yenidunya.org/?p=32974 TÜİK verilerine göre, güvenlik birimlerine gelen çocukların 202 bin 785’i suça sürüklenme sebebiyle getirildi. 2023 yılında 179 bin olan suça sürüklenen çocuk sayısı 2024 yılında 202 bin 785’e yükseldi. Bu çocukların yüzde 40,4’üne yaralama, yüzde 16,6’sına hırsızlık, yüzde 8,2’sine uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak, satmak veya satın almak, yüzde 4,6’sına tehdit, yüzde 4,2’sine genel tehlike yaratan suçlar, yüzde 26,0’ına ise bu nedenlerin dışında kalan diğer suçlar isnat edildi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), “Güvenlik Birimine Gelen veya Getirilen Çocuk İstatistikleri, 2024” raporunun verilerini kamuoyuyla paylaştı.
Güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olay sayısı 2024 yılında, 2023 yılına göre yüzde 9,8 oranında artarak 612 bin 651 oldu.
Bu olaylarda çocukların 279 bin 620’si mağdur olarak 202 bin 785’i suça sürüklenme sebebiyle (kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiasıyla), 96 bin 438’i bilgisine başvurma amacıyla, 18 bin 561’i kayıp (hakkında kayıp müracaatı yapılıp daha sonra bulunan) olması sebebiyle, 8 bin 729’u kabahat işlediği iddiasıyla, 6 bin 518’i ise bu nedenlerin dışında kalan diğer nedenlerden dolayı güvenlik birimlerine geldi veya getirildi.

TÜİK verileri: Suça sürüklenen çocukların sayısı artıyor

Suça sürüklenen çocukların yüzde 40,4’ü yaralama olayına karıştı
Güvenlik birimine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olayların 202 bin 785’i suça sürüklenme nedeni ile gerçekleşti. Bu çocukların yüzde 40,4’üne yaralama, yüzde 16,6’sına hırsızlık, yüzde 8,2’sine uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak, satmak veya satın almak, yüzde 4,6’sına tehdit, yüzde 4,2’sine genel tehlike yaratan suçlar, yüzde 26,0’ına ise bu nedenlerin dışında kalan diğer suçlar isnat edildi.

TÜİK verileri: Suça sürüklenen çocukların sayısı artıyor

Güvenlik birimlerine mağdur olarak gelen 279 bin 620 çocuğun yüzde 86,1’ini suç mağduru, yüzde 13,8’ini takibi gereken olay mağduru çocuklar oluşturdu. Suç mağduru olarak gelen 240 bin 872 çocuğun yüzde 55,3’ü yaralama, yüzde 10,8’i cinsel suçlar, yüzde 9,5’i göçmen kaçakçılığı, yüzde 8,0’ı aile düzenine karşı suçlar, yüzde 16,5’ine bu nedenlerin dışında kalan diğer nedenlerden dolayı mağdur oldu.

TÜİK verileri: Suça sürüklenen çocukların sayısı artıyor

Kaynak: BirGün

]]>
Eğitim-İş’ten, MEB’e MESEM tepkisi https://yenidunya.org/emek-gundemi/32607/egitim-isten-mebe-mesem-tepkisi/ Thu, 08 May 2025 07:17:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=32607 Eğitim-İş, Milli Eğitim Bakanlığının, Maarif Platformu, Enderun Özgün Eğitimciler Derneği ve İstanbul Medeniyet Enstitüsü gibi gerici yapıların hazırladığı çalıştay raporlarına dayanarak başlattığı zorunlu eğitim tartışmalarına tepki gösterdi.
Eğitim-İş açıklamasında, ‘Okumasınlar, evlensinler, çalışsınlar’ anlayışının kurumsallaşmasına hizmet etmektedir.
Söz konusu modeller, özellikle sosyoekonomik olarak dezavantajlı kesimlerden gelen öğrencilerin eğitim sisteminden hızla kopmasına ve erken yaşta iş gücü piyasasına itilmesine yol açacaktır. “Diplomasını alsın, işine baksın” yaklaşımı; bilimsel eğitim ve eşitlik ilkelerinin altını oymakta, eğitim hakkını imtiyazlı bir kesimin tekelinde ayrıcalığa dönüştürmektedir.
Bu dönüşümün merkezinde, AKP’nin sermaye sınıfına sunduğu en kirli hediyelerden biri olan MESEM cehennemi yer almaktadır.” denildi.

MEB’İN “Okumasınlar, çalışsınlar” planına geçit vermeyeceğiz! 
AKP iktidarı döneminde Türkiye’nin eğitim sistemi, laik ve kamusal olmaktan uzaklaştırılarak iki temel eksende dönüştürülmüştür: Dinselleştirme ve piyasalaştırma. Bugün gündeme gelen “3+1”, “2+2” ve “yaş temelli” eğitim modelleri, bu uzun soluklu dönüşümün yeni adımlarıdır.
Milli Eğitim Bakanlığı, Maarif Platformu, Enderun Özgün Eğitimciler Derneği ve İstanbul Medeniyet Enstitüsü gibi gerici yapıların hazırladığı çalıştay raporları doğrultusunda 12 yıllık zorunlu eğitimi tartışmaya açmıştır. Eğitimde reform değil, gerileme anlamına gelen bu modeller; ‘Okumasınlar, evlensinler, çalışsınlar’ anlayışının kurumsallaşmasına hizmet etmektedir.
Söz konusu modeller, özellikle sosyoekonomik olarak dezavantajlı kesimlerden gelen öğrencilerin eğitim sisteminden hızla kopmasına ve erken yaşta iş gücü piyasasına itilmesine yol açacaktır. “Diplomasını alsın, işine baksın” yaklaşımı; bilimsel eğitim ve eşitlik ilkelerinin altını oymakta, eğitim hakkını imtiyazlı bir kesimin tekelinde ayrıcalığa dönüştürmektedir.
Bu dönüşümün merkezinde, AKP’nin sermaye sınıfına sunduğu en kirli hediyelerden biri olan MESEM cehennemi yer almaktadır. Patronların “çocuk işçi” taleplerini karşılamak adına oluşturulan bu yapı, bugün lise öğrencilerinin sömürüldüğü bir düzen halini almıştır. Eğitim sisteminde yapılan her yeni düzenleme, bu sömürü düzenini daha da yaygınlaştırmak için sermayenin ihtiyaçlarına göre şekillendirilmektedir.
MEB’in masasında yer alan modeller açıkça göstermektedir ki, amaç çocuklara nitelikli eğitim sunmak değil; onları erken yaşta itaatkar, sorgulamayan, ucuz ve esnek bir iş gücü olarak piyasanın emrine sunmaktır. Laik ve bilimsel eğitim, bilinçli olarak tasfiye edilmekte; yerini dini referanslarla donatılmış, özel sektöre ve cemaatlere teslim edilmiş bir eğitim yapısı almaktadır.
Bu düzenlemeler sadece çocuk işçiliğini artırmakla kalmayacak, aynı zamanda kız çocuklarının eğitimden erken koparak çocuk yaşta evliliğe sürüklenmesi gibi toplumsal sorunları da derinleştirecektir. Bilimsel, laik ve kamusal eğitim yerini; sömürüye, gericiliğe ve piyasacı dayatmalara bırakmaktadır.
Eğitimi hak olmaktan çıkarıp maliyet-fayda hesabına indirgemek, bu ülkenin gençliğini geleceksizliğe mahkum etmektir. Eğitim, patronların kar hırsının tatmin aracı değil; toplumun kalkınmasının, bireyin özgürleşmesinin temelidir.
AKP iktidarı, eğitimde yaptığı bu dönüşümlerle açıkça gençliğe tuzak kurmakta; onları ya cemaat yurtlarına ya da holding atölyelerine mahkum etmektedir. Eğitim-İş olarak bu karanlık dayatmalara karşı laik, kamusal ve bilimsel eğitim mücadelemizi sürdüreceğiz.

]]>
“Yurttaş Birlikteliği” haklarımız için mitinge çağırıyor https://yenidunya.org/yurt/31730/yurttas-birlikteligi-haklarimiz-icin-mitinge-cagiriyor/ Wed, 25 Dec 2024 11:34:25 +0000 https://yenidunya.org/?p=31730 Yurttaş Birlikteliği Platformunu oluşturan sendika, kitle örgütleri ve meslek kuruluşları 28 Aralık’ta Ankara’da Anadolu Meydanı’nda (Tandoğan) miting düzenleyecek.
Mitingde, kadın hakları, çocuk hakları, engelli hakları, emekli hakları, işçi hakları, hayvan hakları ve ekoloji talepleri yer alacak.

Yurttaş Birlikteliği Platformu, miting çağrısı şu şekilde:

"Yurttaş Birlikteliği" haklarımız için mitinge çağırıyor

“Artık yeter!
Kamuoyunu derinden sarsan; Narin ve Sıla Bebek cinayeti, özel hastanelerdeki yenidoğan bebeklerin katledilmesi, beş çocuğun yanarak ölümü, en son engelli çocukların devlet yurdunda işkence ile öldürülmesi ülkemizde şiddetin vahşete dönüştüğünün yeni örnekleri oldu.
Sokak ortasında her gün kadınlar öldürülüyor. Çocuklar, hayvanlar katlediliyor. Çocuklarının geleceğinden umudunu kesmiş ana-babalar, engelli evlatlarını öldürdükten sonra intihar ediyorlar.

Gençlerimiz ‘ev genci’ oldu
Sermayenin doymak bilmeyen hırsı yüzünden doğa talan ediliyor, işçiler, emekliler, emekçiler ve engelliler açlık sınırının altında maaşla adeta ölüme terk ediliyor. Köylü emeğinin karşılığını alamıyor, küçük esnaf yok oluşa gidiyor, Alevi-Sünni, Kürt-Türk ayırımı ile halk bölünmeye çalışılıyor, insanlar, irk, din, dil ve etnik kökenlerine göre ayrıştırılıyor, eğitim, sağlık, beslenme, barınma gibi temel haklara dahi erişemiyor. Artık aileler iki üniversite bitirmiş çocuklarına ‘ev genci’ sıfatını veriyor.

Ekonomik çöküş ve yoksulluk derinleşiyor
Ekonomik çöküş ve yoksulluk devam ederken, kazanılmış haklarımız birbir elimizden alınıyor. Tüm kurumlar hızla çürüyor, eğitim dinselleştiriliyor, halk iradesi ile seçilen belediye başkanlarının yerine hukuk dışı ve keyfi kararlarla tepeden kayyum atanıyor. Erkler ayrılığı kaldırılıyor, yasama organı etkisizleştiriliyor, adalete ulaşmak imkansızlaşıyor, bu olumsuz gidişe tepki gösteren aydınlar, siyasetçiler, gazeteciler etki ajanlığı suçlamasıyla susturulmak ve halkımız korkutulmak isteniyor. Ülkemizin yanı başında sürmekte olan savaşlardan ise çok rahatsızız. Hiç bir ülkenin içişlerine karışılmasından yana değiliz. Barış talebi her zamankinden daha önemli bir gereksinim haline gelmiştir.

Yurttaş sesleniyor
Artık yeter, birlikte güçlü bir ses olma zamanı. Anayasamızda tanımlanan ancak kırıntısı bile kalmamış olan demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti, demokrasi, özgürlük, adalet, eşitlik ve barış en acil ihtiyaçlarımız. Sağlık hakkımızın yok sayılmasına, derinleşen işsizliğe, adaletsizliğe ve her türlü hak ihlaline karşı ayağa kalkma zamanı. Yurttaşlar olarak haklarımızı savunmak için harekete geçiyoruz. Kitle örgütleri, sendikalar ve meslek kuruluşlarından oluşan 64 örgüt bir araya geldik, haklarımız için birlikte haykıracağız. 28 Aralık’ta meydanlara çıkacağız. Demokratik – laik cumhuriyete sahip çıkmak, birlikte daha güçlü olabilmek ve haklarımızı alabilmek için bütün yurttaşları aramıza katılmaya ve dayanışmaya davet ediyoruz.”

]]>
MESEM sömürüsüne vaaz desteği https://yenidunya.org/emek-gundemi/30950/mesem-somurusune-vaaz-destegi/ Thu, 19 Sep 2024 08:40:51 +0000 https://yenidunya.org/?p=30950 AKP iktidarının sermayeyi kollayan politikalarına Antalya Müftülüğü de MESEM’ler için harekete geçti. İşverenlerin taleplerini dinleyen müftülük çocukları MESEM’lere yönlendirmek için camilerde vaaz verecek.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), ÇEDES projesiyle çocukları pedagojik zemini olmayan, gerici müfredata maruz bırakırken bir yandan da Mesleki Eğitim merkezleri (MESEM) ve mesleki ortaokulları ile çocukların emeğinin sömürülmesine yol açıyor.
Eğitimde gericilik ve sermayenin ağırlığı 4+4+4 sistemine geçildiğinden beri sürekli arttı. Ancak son yıllarda hayata geçen mesleki eğitim merkezleriyle (MESEM) çocuk işçiliğine yasal kılıf hazırlayan Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) bu projesi patronların yeni taleplerine yol açıyor.
Eğitimde geçen yıl gündemi en çok meşgul eden konular ÇEDES ve MESEM olmuştu. Yaz tatilinde çalışanlarla birlikte 9 çocuk MESEM’lerdeki iş cinayetlerinde hayatını kaybetmişti. Buna karşın bu konuda geri adım atmayan MEB, meslek okullarını ortaokula kadar düşürdü. Ayrıca yeni okul programıyla çocukların işletme bünyesinde yaşamalarına neden olacak bir proje hayata geçirdi.

Çocuk işçi sömürüsüne camileri de alet
İstanbul Ticaret Odası’nın MESEM’lere ağırlık verme talebinin ardından Antalyalı patronlar İl Müftüsü Nazif Fethi Yalçınkaya’dan çıraklık konusunda destek istedi. Yalçınkaya, camileri çocuk emeği sömürüsüne çağrı yeri olarak kullanacak.
Antalya’da il müftülüğünün Akdeniz Sanayi Sitesi Kooperatifi’nin isteği üzerine aldığı karara göre imamların camilerde “Çocuklarınızı çırak okuluna gönderin” şeklinde vaaz vereceği haberi tepki çekti. Akdeniz Sanayi Sitesi Kooperatifi Başkanı Mehmet Öztürk, “Çocuklarımızın sanayiye yönlendirilmesiyle ilgili destek istedik. Müftümüz Nazif Fethi Yalçınkaya da camilerden vatandaşa bu durumun anlatılacağını söyledi” diye konuştu. Müftü Yalçınkaya ise “Konuyu tam bilemeyen vatandaşlarımız çocuklarını çıraklık okuluna göndermek istemiyor. Yeni düzenleme ile birlikte artık hem lise diploması hem meslek sahibi olacaklar. Cuma günleri Antalya merkezde 1.5 milyon vatandaş namaz için camilere gidiyor. Hem cuma günleri de hem vakit namazlarında vaazlarımızda onlara bilgi vereceğiz” ifadelerini kullandı.  

MESEM sömürüsüne vaaz desteği

Sermaye istedi iktidar emir telâkki etti
İTO Başkanı Şekib Avdagiç, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın konuk olduğu İTO eylül ayı meclis toplantısında, İstanbul’daki sermayedarların iş ve çalışma hayatına ilişkin talep ve beklentilerini dile getirmişti. Avdagiç “Haftada bir gün okulda eğitim, dört gün iş yerlerinde çalışmaya imkan veren Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) sistemine ağırlık verilmeli” demişti.

Ahilik projesi ve itaat kültürü
MEB’in bu yıl hayata geçirdiği projelerden biri de ‘Ahilik Kültürü ve Girişimcilik’ dersi. Bu derste merkeze Anadolu’da 12’nci yüzyılda ortaya çıkan Ahilik kültürü alındı. Mesleki ve Teknik Eğitim Politika Belgesi’nde “Ahilik kültürü temelinde öğrencilerin millî ve manevi değerlere duyarlılıkları artırılacak, fütüvvet ehli mezunların iş hayatında bulunmalarını sağlamak amacıyla ülke genelinde ahilik hareketi oluşturulacaktır.”
MEB’in bu ifadeyle amaçladığı biat eden nesiller yetiştirmek. İstanbul Bahçelievler’de bulunan Mustafa Nevzat Pısak Mesleki Eğitim Merkezi’nin Ahilik Kültürü’ne ilişkin paylaştığı bir metinde şu ifadeler kullanılıyor: “Bir üst kademeye yükselen ustanın yol atasının gösterdiği yoldan gidecek ve onlara karşı tam bir itaat duygusu besleyecek kendi ustalarını örnek alacaktır.” ‘Fütüvvet’ kavramı da içinde biçti barındırıyor. MEB’in istediği de bu projeyle biat ve itaat eden, patronuna ya da ustasına itiraz etmeyen nesiller yetiştirmek.

Rol model olacakmış!
Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesinde il merkezi, Lüleburgaz ve Babaeski ilçelerinde açılan Kuran kurslarını bitiren 17 öğrenci için düzenlenen ‘Hafızlık Kur’an Kursları İcazet Merasimi’ne katıldı. Lüleburgaz ilçesindeki Sokullu Mehmet Paşa Camisi’nde düzenlenen törene Erbaş’ın yanı sıra Kırklareli Valisi Birol Ekici, din görevlileri ve öğrencilerin aileleri katıldı. Lüks düşkünlüğünü gösteren fahiş harcamalarla sık sık gündeme gelen Ali Erbaş, “Gençlerimize, çocuklarımıza, neslimize, Kur’an ahlakını anlatmak zorundayız. Önce biz yaşayacağız, rol model olacağız onlara, örnek olacağız” dedi.

‘MESEM çocuk sömürüsü’
Eğitim-Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, “Böyle bir konunun imamlar tarafından yönlendirilmesi hem pedagojik olarak hem de çocuk gelişimi bakımından uygun değil. MESEM’ler çocuk sömürüsüdür. Müftüye sormak istiyorum, kendi çocuğunu MESEM’e yollar mı?” dedi. Öztürk, “İktidar, özellikle fakir ailelerin çocuklarını MESEM’e yönlendirip biat eden, gerici bir nesil yetiştirmek için elinden geleni yapıyor” diye konuştu.

]]>
5,4 milyon çocuk yoksulluk içinde https://yenidunya.org/emek-gundemi/30717/54-milyon-cocuk-yoksulluk-icinde/ Mon, 12 Aug 2024 07:47:10 +0000 https://yenidunya.org/?p=30717 Çocuklara yönelik sosyal yardım verilerine göre yoksul hanelerde yaşayan toplam 5,4 milyon çocuk için ailelere ödeme yapıldı. Veriler, Türkiye’deki çocuk nüfusunun yüzde 25’inin yoksulluk içinde olduğunu ortaya koydu.

Türkiye Aile Desteği Programı, Haziran 2022’de uygulamaya konuldu. Program kapsamında yoksul hanelere gelirlerine göre 850 TL ile bin 250 TL arasında destek verileceği kaydedildi. Programın uygulamaya konulduğu Haziran 2022’de, 2,5 milyon hanenin desteklerden yararlandığı belirtildi.
İktidar eliyle yaratılan ve önlenemez hale gelen ekonomik kriz, program kapsamına alınan hane sayısında da çarpıcı artışa yol açtı. Haziran 2022’de 2,5 milyon olan programdan yararlanan hane sayısı, Mayıs 2024 itibarıyla 3 milyon 479 bin 832 ile ifade edildi.

Yoksulluğu gizleme programı
Türkiye’deki derin yoksulluğu sosyal yardımlar ile örtmeye çalışan iktidar, Türkiye Aile Destek Programı’nın kapsamını genişletti. Bu kapsamda programa, ‘’Çocuk Desteği Bileşeni” eklendi. Çocuk Desteği Bileşeni yardım programı ile hak sahibi hanelerde bulunan çocuk sayısına göre, aylık 350 TL ile 650 TL arasında ek ödeme yapıldığı açıklandı.
Bakanlığın, ‘’Çocuklara Yönelik Sosyal Yardımlar” başlığı altında paylaştığı veriler ise Türkiye’de milyonlarca çocuğun yoksulluğun pençesinde olduğunu gözler önüne serdi. Yoksul olduğu tespit edilen 2,2 milyon hanedeki toplam çocuk sayısının ise 5,4 milyon olduğu belirlendi.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, ‘’Çocuk Desteği Bileşeni” kapsamında 2,2 milyon hanedeki 5,4 milyon çocuk için 900 milyon TL’lik ödeme yapıldığını açıkladı.

Yüzde 25’i yoksullukla büyüyor
TÜİK’in Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarına göre, 2023 yıl sonu itibarıyla 85 milyon 372 bin 377 olan Türkiye nüfusunun 22 milyon 206 bin 34’ü çocuklardan oluşuyor. Aile Bakanlığı ve TÜİK’in karşılaştırmalı verilerine göre, çocuk nüfusunun yüzde 25’i yoksul hanelerde yaşamını sürdürüyor. Türkiye’deki milyonlarca çocuğun aile yanında en temel ihtiyaçları dahi karşılanamıyor. Bakılamayan çocukların ailelerinden alınma riski bulunuyor. Aile Bakanlığı, ‘’Bakılamayan çocukları” Sosyal ve Ekonomik Destek (SED) projesi kapsamında ailesinin yanında destekliyor. Bu kapsamda Temmuz 2024 itibarıyla 171 bin 895 olan ailesi yanında en temel ihtiyaçları dahi karşılanamayan çocuk sayısının 2028 yılında 230 bine çıkacağı öngörülüyor.

Bakandan itiraf
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, yoksul olduğu gerekçesiyle Aile Destek Programı’ndan yararlanan çocuk sayısını 5,4 milyon olarak açıkladı. TÜİK’e göre ise Türkiye’de 22 milyon 206 bin çocuk var.
Göktaş, yoksul olduğu gerekçesiyle Aile Destek Programı’ndan yararlanan 2,2 milyon hanedeki toplam çocuk sayısının 5,4 milyon olduğunu açıkladı.
Çocukların yüzde 25’i, yani her 4 çocuktan 1’i yoksulluğun pençesinde… Göktaş, “Aile Desteği kapsamında yaklaşık 3,2 milyon hanemize 2,9 milyar TL, Çocuk Desteği kapsamında yaklaşık 2,2 milyon hanemize 5,4 milyon çocuk için yaklaşık 900 milyon TL, toplamda yaklaşık 3,8 milyar TL ödeme yapacağız” dedi.

Resmi veriler
2022 yılında Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından tanıtılan Türkiye Aile Destek Programı’nda başlangıçta 2,5 milyon hane vardı. Hane sayısı bu yılın temmuz ayında 3.2 milyona yükseldi. Türkiye Aile Destek Programı bu yıl genişletilerek çocuk desteği de eklendi. Hak sahibi hanelerde bulunan çocuk sayısına göre, aylık 350 TL ile 650 TL arasında ödeme yapıldı.
Bakanlığın “Ailesinin yanında bakımı sağlanamayan ve yaşamlarını en düşük seviyede dahi sürdürmekte güçlük çeken ailelerin çocukları’ için yapılan Sosyal ve Ekonomik Destek (SED) yararlanan çocuk sayısı da yıldan yıla arttı. 2020’de 129 bin 422 çocuk SED hizmetinden yararlanıyordu. 2023 yılı sonu itibarıyla 164 bin 995’e çıktı. 2024 yılı haziran sonunda sayı 171 bin 895’e yükseldi.

]]>
MEB’den MESEM itirafı https://yenidunya.org/emek-gundemi/29841/mebden-mesem-itirafi/ Wed, 17 Apr 2024 10:03:31 +0000 https://yenidunya.org/?p=29841 8 bin 406 işletmede iş sağlığı ve güvenliği şartları uygun olmadığı için MESEM protokolü feshedildi

Milli Eğitim Bakanlığı MEB, öğrencilerin staj yaptığı ya da mesleki beceri kazandığı 94 bin 301 işletmeye yönelik denetimlerinde, iş sağlığı ve güvenliği şartlarına uygun olmayan 8 bin 406 iş yerinin MESEM sözleşmesini feshetti.
Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin imzasıyla 2 Şubat 2024’te yayımlanan “Mesleki eğitimde iş sağlığı ve güvenliği” konulu genelge kapsamında, mesleki eğitimdeki öğrencilerin beceri eğitimleri aldığı işletmelere yönelik denetimlerin artırılması ve eğitimlerin yoğunlaştırılmasına ilişkin yeni kararlar yürürlüğe girmişti.
MEB’den yapılan açıklamada, gerekli koşullar sağlanana kadar staj ya da beceri eğitimleri için bu işletmelere öğrenci gönderilmeyecek. Sözleşmesi feshedilen iş yerlerindeki öğrenciler, yeni işletmelerde eğitimlerine devam edecek.

Çocuklarımız iş ve can güvenliği
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin iş cinayetleri raporuna göre, MESEM’lerde 2023 yılında 14 yaş ve altı 22 çocuk işçi, 15-17 yaş arası 32 çocuk işçi hayatını kaybetmişti.
MEB denetimleri, MESEM protokolü çerçevesinde ucuz iş gücü olarak işverenlere sunulan çocuklarımızın, binlerce işletmede can güvenliği olmadan aylarca çalıştığını açığa çıkardı.
MEB, MESEM protokollerinin tümünü derhal iptal edip, çocukların yerinin işletmeler değil okullar olduğunu hatırlaması gerekiyor.
MESEM protokolü imzalandıktan yaklaşık 2,5 ay sonra başlatılan denetlemelerin neden daha önce gerçekleştirilmediği, neden yerel seçim sonrasına bırakıldığı soruları hali hazırda cevap bekliyor.

]]>
Filistinli çocuklar çocuk hakları gününde katlediliyor https://yenidunya.org/genclik/27949/filistinli-cocuklar-cocuk-haklari-gununde-katlediliyor/ Mon, 20 Nov 2023 08:54:46 +0000 https://yenidunya.org/?p=27949 İsrail saatte 6 çocuk öldürüyor

Uluslararası hukuk alanında çalışan avukat Ahmed Abofoul, “Sağlık sistemi çökmeden önce bildiğimiz şey, İsrail’in Gazze’de her 4 dakikada 1 Filistinliyi öldürdüğüydü. İsrail şu an saatte ortalama 6 çocuk ve 4 kadın öldürüyor.” dedi.
Filistinli avukat Ahmed Abofoul, Gazze’de İsrail bombardımanı altındaki Filistinli çocukların durumuna ilişkin, “İsrail’in Gazze’de sadece 3 hafta içinde öldürdüğü çocuk sayısı, 2019’dan bu yana dünyadaki çatışma bölgelerinde öldürülen yıllık çocuk sayısını aştı.” dedi.
Abofoul, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyinin savaş zamanlarında çocuklara yönelik 6 ağır ihlalden bahsettiğine dikkati çekerek, “İsrail bu ihlallerden 3’ünü, ‘Çocukların öldürülmesi ve sakat bırakılması, okullara veya hastanelere saldırılar ve çocukların insani yardıma erişiminin engellenmesi’ Gazze’ye yönelik saldırılarında kasıtlı ve sistematik olarak işledi.” diye konuştu.

Uluslararası kuruluşlar başarısız
– Gazze nüfusunun yüzde 50’sinden fazlası çocuk
– Gazze’deki çocukların çoğu, İsrail’in bir ya da birkaç saldırısını daha önce yaşadı
– Gazze Şeridi’ndeki çocukların yüzde 91’inden fazlasının bir tür travma yaşadığı araştırmalarda ortaya kondu
– BM’nin çatışmalarda çocuk haklarını ihlal eden ülkelere ilişkin yıllık kara listesinde İsrail hala yer almıyor
– BM’nin Filistinli çocukları dünyadaki diğer çocuklar gibi koruma konusunda başarısız ve isteksiz
– İsrail, gıda depolarını, su rezervlerini, fırınları hedef alarak kasıtlı açlık yaratıyor

Filistinli çocuklar çocuk hakları gününde katlediliyor
]]>
Çocuklar çocuk olamıyor https://yenidunya.org/genclik/27945/cocuklar-cocuk-olamiyor/ Mon, 20 Nov 2023 08:33:09 +0000 https://yenidunya.org/?p=27945 Çocuk haklarındaki uçurum derinleşiyor

Ülkedeki milyonlarca çocuk, Dünya Çocuk Hakları Günü’ne yoksullukla, çocuk işçiliğiyle ve eğitimdeki kopuşla birlikte giriyor. Her yıl binlerce çocuk suça itilirken tarikatlar boş durmuyor. Son 1 yıl içerisinde yayımlanan veriler ise çocuk haklarındaki yıkımı ortaya koyuyor.
Bugün 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü. Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda kabul edilmesi üzerine ilan edilen bugün, Türkiye’de kutlanacak durumda değil. Ülkede çocukların yaşadıkları sorunlar her geçen gün derinleşiyor.
Okuldan kopan, işçi olmaya zorlanan, tarikatlara ve cemaatlere mecbur edilen, istismara maruz bırakılan, küçük yaşlarda evlendirilen milyonlarca çocuk bu ülkenin gerçeği.
AKP iktidarının politikaları ülkeyi çocuk haklarında ülkeyi bir çöküşe sürüklerken, 2022 verilerine göre 570 bin 293 çocuğun herhangi bir eğitim kurumuna kayıtlı olmadığı gözler önüne serildi. BirGün’den Deniz Güngör’ün haberine göre, AKP’li yıllarda 868 çocuk iş cinayetlerinde yaşamını yitirirken ortaya çıkan utanç tablosu ise çocuk hakları konusunda yaratılan uçurumun kanıtı oldu. 2022 yılında 31 bin 890 çocuk cinsel istismara maruz bırakılırken bu sayı son dokuz yılın en yüksek verisi oldu.

Binlerce çocuk okulda yok
Çocukların olması gerektiği en önemleri alanlardan birisi okulken binlerce öğrenci okuldan kopmuş durumda. Eğitim Bakanlığı’nın son verisine göre ise okul çağında olan 1 milyon 613 bin çocuk hiçbir eğitim kurumuna kayıtlı değil. MESEM ve açıköğretimle birlikte ise 4 milyonu aşkın çocuk örgün eğitimin dışında.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) 2024 yılı bütçesinin görüşüldüğü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Toplantısı’nda, Bakan Yusuf Tekin 2022-2023 eğitim öğretim yılında toplam 437 bin 169 öğrencinin örgün eğitimden açık öğretime geçtiğini söyledi. 2023-2024 eğitim öğretim yılının birinci döneminde ise örgün eğitimden açık öğretime geçen öğrenci sayısının ise 55 bin 920 olduğu aktarıldı.

Milyonlarca çocuk işçi
Ülkede binlerce çocuk, oyun çağında olmasına ve eğitim görmesi gerektiği yaşta işçi olarak çalışıyor. İş Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) İSİG verilerine göre, AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından Ekim 2023’e kadar yaklaşık 900 çocuk iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Verilere göre 2022 yılında 64 çocuk 2023 yılının ilk 10 ayında ise 47 çocuk iş cinayetinde hayatını kaybetti.
İSİG 2022’de yayınladığı raporda, Türkiye’de en az 2 milyon çocuk işçinin bulunduğu, bu sayının yaz aylarında 5 milyona yaklaştığını aktarmıştı. Birçok farklı sektörde çalışan çocukların yüzde 30,8’inin tarım, yüzde 23,7’sinin sanayi, yüzde 45,5’inin hizmet sektöründe çalışıyor. Geri kalan yüz binlerce çocuğun sokakta, küçük ve orta ölçekli işletmelerde, ağır ve tehlikeli işlerde çalıştığı aktarıldı.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) son 4 yıl önce açıkladığı çocuk işçi sayısı 2019 tarihli TÜİK çocuk iş gücü anketine göre 720 bin olarak kayıtlara geçti. TÜİK’in 2022 Yılı Hane Halkı İşgücü Araştırması’na göre ise 15-17 yaş arası çocuklarda işgücüne katılma oranı yüzde 18,7 oldu. 2021 yılında 520 bin çocuk çalışıyorken bu sayı 2022 yılında 619 bine çıktı. 1 yılda sadece 15-17 yaş arasında çalışan çocuk sayısı 101 bin arttı.

Çocuklar çocuk olamıyor

Binlercesi suça itiliyor
TÜİK’in ağustos ayında yayınladığı “Güvenlik Birimine Gelen veya Getirilen Çocuk İstatistikleri” raporuna göre, 2022 yılında güvenlik birimine gelen veya getirilen çocukların yüzde 43,1’ini mağdur çocuklar oluşturdu. 2021 yılına göre bu oran yüzde 20,5 artarak 601 bin 754 oldu. Mart 2023 verilerine göre cezaevinde tutulan çocuk sayısı ise 2 bin 76. Suça itilen çocukların yüzde 37,8’i yaralama olaylarına karıştığı TÜİK verilerinde yer alırken çocukların yüzde 25,2’sinin hırsızlık, yüzde 4,5’inin uyuşturucu madde kullandığı veya sattığı ve yüzde 4,1’inin ise tehdit suçlarını işlediği aktarıldı.

Doğum yapan çocuklar
Suç mağduru çocukların yüzde 13,7’sini ise cinsel istismara maruz bırakılan çocuklar oluşturdu. 2022 yılında 31 bin 890 çocuk cinsel istismara maruz bırakılırken bu sayı son dokuz yılın en yüksek verisi oldu. 2014 yılında 11 bin 9 çocuk cinsel istismara maruz bırakılırken 2022 yılında bu sayı yaklaşık üçe katlandı. Doğum yapan 19 yaş altı genç kadın ve kız çocuğu sayısının 2002’den bu yana 2 milyonu aştığı belirlendi. 22 yılda 19 yaş altı 2 milyon 88 bin 925 kişi doğum yaptı. 17 yaşın altında doğum yapan çocuk sayısı 577 bin 49, 15 yaşından küçük çocuk sayısı ise 21 bin oldu. Geçen yıl evlendirilen çocuk sayısı ise 11 bin oldu.

Çocuklar tarikatlara yönlendiriliyor
Çocukların en büyük problemlerinden birisi ise ülkedeki tarikat ağı. Hem eğitimde hem de hayatın diğer alanlarında etkisini giderek artıran tarikat ve cemaatler çocuklara adeta kancayı takmış durumda. Prof. Dr. Esergül Balcı’nın 2018 yılında hazırladığı rapordaki çarpıcı veriler şöyle:
Özel öğretim kurumlarının 3’te 1’i bir tarikatla bağlantılı.
Tarikat okul ve yurtlarındaki öğrenci sayısı 210 bin civarında.
4 binin üzerindeki özel yurdun 2 bin 480’i bir tarikatla bağlantılı.
Bu öğrenciler için devletin tarikatlara ödediği para 898 milyon 800 bin TL.
Öte yandan sadece İstanbul’da 10 bin çocuğun tarikat kurslarında olduğu tahmin ediliyor. Özellikle İsmailağa Cemaati’ne yakın birçok vakıf Kuran kursu adı altında açılan medreselerde yüzlerce çocuğu etkisi altına almış durumda. Bu kursların birçoğunda çocukların okula gitmelerine müsaade edilmiyor.

Binlerce çocuk bakıma muhtaç
Ekonomik güçlükle mücadele eden bir milyon 858 bin 482 kişiye, çocuklarının okula gidebilmesi için Şartlı Eğitim Yardımı yapıldı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2023 yılının ilk yarısına yönelik verilerine göre ailesinin yanında bakılamayan çocuk sayısı ise 168 bin 247 bin oldu.

Kayıp sayısı yayımlanmadı
Kaybolan çocuk sayısı ise TÜİK tarafından 2016 yılından bu yana yayımlamadı. En son 7 yıl önce paylaşılan TÜİK verilerine göre, 104 bin 531 çocuğun kayıp olduğu aktarılmıştı.
Öte yandan 6 Şubat’ta meydana gelen Maraş merkezli depremlerde binlerce çocuk kayboldu. Depremde kaybolan çocuklar 9 aydır bulunamazken Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Komisyonu Genel Müdürü Musa Şahin ise TBMM Deprem Araştırma Komisyonu’nda yaptığı sunumda ihbar hatlarına ise bin 118 kayıp çocuk bildirimi yapıldığını söylemişti. Şahin, deprem bölgesindeki 1915 refakatsiz çocuktan 1766’sının ailesine teslim edildiği, 81 çocuğun koruma altına alındığı, 8 çocuğun evlat edindirildiğini açıklamıştı.

Sağlıklı beslenemiyorlar
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiye’de 6 aylık ve daha yukarı yaştaki çocukların yüzde 62,4’ü ekmek veya makarna gibi tahıl içeren yiyecekleri her gün tüketirken, sadece yüzde 12,7’si et, tavuk veya balık, yüzde 10,9’u ise fasulye, nohut veya mercimek gibi kuru baklagilleri tüketebiliyor. Sinema ve/ veya tiyatroya gittiği belirtilen 6- 17 yaş grubundaki çocukların oranı ise sadece yüzde 39,1.

Acı tablo
Okulda olmayan çocuklar: 1,6 milyon
Doğum yapan çocuk: 577 bin 49
Tarikat yurtlarındaki çocuklar: 210 bin
Bakıma muhtaç çocuklar: 168 bin 247
Çocuk işçi sayısındaki artış: 101 bin
İstismar edilen çocuklar: 31 bin 890
Sokakta çalıştırılan çocuklar: 9 bin 914
Cezaevindeki çocuklar: 2 bin 76
İlk 10 ayda ölen çocuk işçiler: 47

]]>