çiğ süt – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Sun, 14 Dec 2025 10:49:51 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.5 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png çiğ süt – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 TÜSEDAD: Kasım ayında 1 litre çiğ sütün üretim maliyeti 23,77 TL’ye çıktı https://yenidunya.org/yurt/33473/tusedad-kasim-ayinda-1-litre-cig-sutun-uretim-maliyeti-2377-tlye-cikti/ Sun, 14 Dec 2025 10:49:25 +0000 https://yenidunya.org/?p=33473 TÜSEDAD’ın güncel verilerle yenilediği çiğ süt maliyet modeline göre, 2025 yılı Kasım ayında 1 litre sıcak çiğ sütün üretim maliyeti 23,77 TL olarak hesaplandı. Maliyet, bir önceki aya göre 68 kuruş arttı.

Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD), güncel veriler ve sektörün ortak değerlendirmeleri doğrultusunda yenilediği çiğ süt maliyet modelinin Kasım ayı sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Buna göre 2025 yılı Kasım ayında 1 litre sıcak çiğ süt üretim maliyeti 23,77 TL olarak hesaplandı.

TÜSEDAD: Kasım ayında 1 litre çiğ sütün üretim maliyeti 23,77 TL’ye çıktı

Derneğin maliyet komisyonu tarafından yapılan çalışmada, günlük ortalama 30 litre süt veren, 100 baş sağmal kapasitesine sahip bir işletme esas alındı. Hesaplamalarda, reforme edilen ineklerin yerine konacak düveler hariç olmak üzere, sürü büyüklüğünü 100 başta sabit tutan bir işletme modeli baz alındı.

Maliyet hesabında çiğ süt prim desteği ile buzağı desteği gelir kalemi olarak dikkate alınırken, yem giderleri başta olmak üzere tüm güncel gider ve gelir unsurları hesaplamaya dahil edildi.
TÜSEDAD’ın açıklamasına göre Kasım ayında kuru yonca otunda ortalama yüzde 10, dane arpada yüzde 7 ve fabrika yemlerinde yaşanan fiyat artışları, süt üretim maliyetini yukarı çekti. Buna karşın gebe düve satış fiyatları ile kesim fiyatlarında yaşanan artışların, rasyon maliyetindeki yükselişi kısmen dengelediği belirtildi.

Tüm bu gelişmeler sonucunda Kasım ayında 1 litre çiğ süt üretim maliyeti, Ekim ayına göre 68 kuruş artış gösterdi. TÜSEDAD, maliyet verilerinin çiğ süt fiyat politikalarının belirlenmesinde dikkate alınması gerektiğine dikkat çekti.

Kaynak: Tarımdan Haber

]]>
2025’te tarımı, hayvancılığı bırakacakların sayısı daha da artacak https://yenidunya.org/yurt/30909/2025te-tarimi-hayvanciligi-birakacaklarin-sayisi-daha-da-artacak/ Wed, 11 Sep 2024 05:39:31 +0000 https://yenidunya.org/?p=30909 Bir iki yıl önce tıklım tıklım dolu olan ahırlarda şu anda kapasite yüzde 10’a düştü

TÜSEDAD Başkanı Sencer Solakoğlu: Çiftçi artık zararını finanse edemez duruma geldi. 2025’te tarımı, hayvancılığı bırakacakların sayısı daha da artacak. Gelecek yıl insanlar et ve süt ürünlerine daha az bütçe ayıracak.
Tarım sektörünün başı boş bırakılmasıyla gıdaya erişim krizi her geçen gün büyüyor. Tarımın en önemli alanlarından hayvancılıkta da tehlike artıyor. Bu soruna uzun zamandır dikkat çekmeye çalışan Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD) Başkanı Sencer Solakoğlu, gelecek yıl işlerin daha kötüye gideceğini vurguluyor. Solakoğlu, “Zor günler bizi bekliyor. Tüm çiftçiler borçlu. Yeni borç alacak, ipotek gösterecek bir şey kalmadı. Süt hayvancılığında ciddi sorun var. Çiftçi finansa ulaşamazsa gelecek yıl tarlasını ekmeyecek” uyarısını yapıyor. Cumhuriyet’ten Şehriban Kıraç Sencer Solakoğlu ile tarım ve hayvancılıktaki sorunları konuştu.

Çiftçi bu durumu kaldıramaz
Son aylara çiftçi eylemleri damga vurdu, ne oldu da çiftçi isyan noktasına geldi?
Faiz oranlarının çok yüksek olması çiftçinin kendini finanse etmesini imkânsız hale getirdi. Çiftçinin bu durumu gelecek yıl kaldırması mümkün değil. Yarınını göremiyor. Hazine Maliye Bakanlığının bunu görmesi gerekiyor. Ticaret Bakanlığının bir günde domates ihracatını yasaklaması dengeleri bozdu. Sadece ürünün fiyatını dile getirmek doğru değil. Kim üretti, ne üretti, ne kadar üretilmesi gerekiyor bunların planlanması lazım. Çiftçinin gelecek yıl tekrar domates ekmesini bekliyorsak onlara ciddi destekler verilmeli. Türkiye tarımının özünde ciddi bir verimsizlik problemi var. Gıda enflasyonunun önüne geçecek tek şey verimliliktir.

2025’te tarımı, hayvancılığı bırakacakların sayısı daha da artacak

Çözümü ithalatta buluyorlar
Et ve süt tarafında da sıkıntılar büyük, maliyetler artıyor, giderleriniz daha da artar mı?
Sütü yönetemezseniz et de çuvallıyor. Burada da bir verimsizlik var, Mesela bizdeki bir üretici, hayvan 250 kilo olunca sermaye yetersizliği nedeniyle kesime gönderiyor, aynı ırk Avrupa’da 350 kilo olmadan kesime yollanmıyor. O yüzden ciddi et eksiği de ortaya çıkıyor. Fiyatlar artınca çözüm için ithalat yoluna gidiliyor. Et ithalatına giden kaynağın onda biri çiftçi eğitimlerine harcansa Türkiye çok daha farklı yerde olurdu. 

3 milyar dolar gitti
Et fiyatı her arttığında ithalata sarılmak ne derece doğru?
Bugün et ithalatı durdu dense et fiyatı ikiye katlanır. Çünkü Türkiye’de geçen yıllarda çok fazla anaç hayvan kesildi. Şu anda ülkedeki hayvan sayısı da bilinmiyor. Sadece küpe sayılarına bakmamak lazım, kaçak kesim çok fazla. Et fiyatları ithalatla baskılanmaya çalışıyor. Geçen yıl et ithalatı için 1.5 milyar dolar verildi, bu yıl da aynı rakam verilecek. İki yılda 3 milyar dolar dışarıya gitmiş olacak. Bu toplam tarımsal destekten daha fazla. Daha da kötüye gidecek.

Ahırla tıklım tıklım doluydu
Ahırlarda doluluk ne durumda?
Yüzde 10’lara kadar geriledi. 1000 hayvanın olduğu işletmelerde 100 hayvan kalmış. Bir iki yıl önce ahırlar tıklım tıklım iken bu seviyeye inmiş. Faizlerin bu kadar yüksek olduğu bir ortamda insanlar bu işi yapmak istemiyor. Sermayeden yiyor çünkü.

Çiftlikler atıl duruyor
Birçok sektörde konkordatolar, iflaslar da arttı sizin sektörde işletmelerin durumu nasıl?
Zarar eden bir sektöre ne kadar destek verirseniz verin çözüm olmuyor. Desteklerden faydalanan onlarca, yüzlerce atıl duran çiftlik var. Milyonlarca dolara yapılan ahırları şimdi ucuza satışa çıkarıyorlar ama alan çıkmıyor, bu büyük bir israf.

Maliyet Avrupa’nın yüzde 30 üstünde
En büyük maliyet kalemleriniz neler?
Yem toplam giderin yüzde 60’ını oluşturuyor. Tarla kiralarına ciddi paralar veriliyor. İlaç, veterinerlik hizmetlerinin fiyatları çok yükseldi. Şu anda ortalama hayvan besleme maliyetimiz Avrupa’nın yüzde 30 daha üstünde. Ama süt fiyatımız Avrupa’nın yüzde 20 altında, buna can dayanmaz. Süt net zarar yazıyor. Etin kilosu 400 liraya çıktığında da kıyma fiyatı aynıydı, 350 liraya indiğinde de aynı. Kasap ya da restaurant sahibi, “Gıda enflasyonu zaten yüzde 60’larda. Üç gün sonra zaten fiyat yükselecek. Niye fiyat indireyim?” diyor. Eti, sütü ucuzlatarak enflasyonu indiremezsiniz. 

2025’te tarımı, hayvancılığı bırakacakların sayısı daha da artacak

Biz güncel maliyeti dikkate alıyoruz
Ulusal Süt Konseyi (USK) ile sizin belirlediğiniz çiğ süt fiyatı arasındaki fiyat farkı nereden kaynaklanıyor?
USK’nin tavsiye ettiği bir litrelik süt fiyatı 14.65 TL. Ama bizim hesaplamalarımıza göre çiğ sütün olması gereken rakam 17.54 lira. Biz güncel yem, diğer giderleri ve soğutma bedelini de dikkate alıyoruz.

Ete süte daha az bütçe
Tüketici açısından bakınca süt ürünleri hiç de ucuz değil.
Türkiye’de süt pahalı değil, alım gücü düşük. Gelecek yıl işlerin daha kötüye gideceğini görüyorum. İnsanlar hep gıdadan kesiyor. Bugün et süt ürünlerinde inanılmaz daralma var. İçinde süt bile barındırmayan peynirler satılıyor. Yarım yağlı tereyağları çıktı. Beklenen enflasyona göre maaşlara bir zam yapılırsa bu alım gücünün daha da düşeceği anlamına gelecek ve insanlar et ve süt ürünlerine daha az bütçe ayıracak.

Sanayiciden üreticiye tehdit
Sanayici üreticiden süt alırken fiyat kırıyordu bu sorun devam ediyor yani.
Türkiye tarımında son 20 yıldır bir düzensizlik var. Bu düzenden para kazanan sanayici var. Süt fiyatı maliyetinin altında olmasına rağmen sanayiciler mevcut fiyatı 1-2 TL arasında geriye dönük aşağı çekmeye çalışıyor. Sahadaki küçük üreticiyle ilgili şununla karşılaşıyoruz, sanayici ,”Ya benim yemimi alırsın, yoksa senin sütünü almam” diyor. Bu çok yaygın. Hiç adil değil. Üretici de sütüm bozulur endişesiyle boyun eğiyor. Sanayiciler, süt üreten çiftçilerin fiyatlarını sözleşmelere uymaksızın geri çekiyorlar. TİP sözleşmelerine dayanarak üretici dava açmalı. Mahkemeler de üç haftada sonuçlanacak. Üretici gidip hakkını aramalı. Elinde tamu gibi sözleşmesi var. Ama üreticinin şöyle bir korkusu da var, dava açarsam sanayici bir daha benden süt almaz. Bakanlık diyor ki sistemi kurdum, anlaşamıyorsanız arabulucuya gidin, oradan mahkemelere… Ama sahada bunun denetimi yeterince yapılmıyor. Burada başarı sağlanırsa tarım tarımda da planlı ve sözleşmeli üretim başarılı olabilir. Bu alanda yakın zamanda açılan davaların sonuçlanmasını bekliyoruz.

Zor günler geliyor
Gelecek dönem için öngörünüz nedir?
Zor günler bizi bekliyor. Tüm çiftçiler borçlu. İpotek verecek malı kalmadı. Borcu kapatmak için evini, traktörünü satıyor. 10 tane ineği olan bir çiftçi ineklerini satsa cebine 800 bin TL koyacak. Faize yatırsa ayda 35 bin TL kazanacak. Çiftçi finansa ulaşamazsa gelecek yıl tarlasını ekmeyecek. Karacabey’de şu anda yıllık icar kira fiyatları yarı yarıya düştü. Enflasyona rağmen fiyatlar düştü. Bu, ben toprağı ekecek kişi bulamıyorum, demektir.

]]>
Ürettikleri süt burunlarından geldi https://yenidunya.org/yurt/28959/urettikleri-sut-burunlarindan-geldi/ Tue, 30 Jan 2024 08:07:34 +0000 https://yenidunya.org/?p=28959 “Bize ‘Hayvancılığı bırakın’ diyorlar”

İğneden ipliğe her şeye zam gelen ülkede, litre başına çiğ süt fiyatına yapılan 2 TL’lik fiyat artışı üreticiyi memnun etmedi. Borçlarının da dertlerinin de katlandığını söyleyen üreticiler, iktidara “Destek yok, bize ‘Hayvancılığı bırakın’ diyorlar” diye tepki gösterdi.
Ulusal Süt Konseyi’nin (USK) çiğ süt tavsiye fiyatını, üreticinin eline net 13,5 lira geçecek şekilde belirlemesi tepkilere neden oldu. Geçen yılın temmuz ayının sonuna kadar litre başına 8,5 TL olan, ağustos ayında yapılan “güncelleme” ile 11,5 TL’ye yükseltilen çiğ süt tavsiye fiyatında bu yıl yalnızca yüzde 17’lik zam yapılması, üreticiyi memnun etmedi.
BirGün’den Aycan Karadağ’la söyleşi yapan İzmir’in Kiraz ilçesinde yaşayan üreticiler, masraflarının arttığına dikkat çekti, fiyat artışının çok yetersiz olduğunu söyledi.

Her şeye zam
Kiraz, İzmir’in merkezine en uzak ilçe konumunda. Burada 43 bin kişi yaşıyor. İlçenin geçim kaynağı ise tarım ve hayvancılık… Üretim maliyetleri sürekli artarken buna karşı destek alamamaktan yakınıyor çiftçiler. Bu durum karşısında da hayvanlar ya kesime gönderiliyor ya da üretimden vazgeçiliyor. 
34 yaşındaki Oğuz Girgin, yıllardır hayvancılıkla geçimini sağlıyor. Girgin, her geçen yıl üretimi daha da düşürdüklerini söylüyor. Girgin, “Her yıl, bir önceki yıldan daha kötüye gidiyor” diyor ve ekliyor: “32 hayvanla üretim yapıyorum. Artık bakmakta çok zorlanıyorum.” 
Oğuz Girgin, yem fiyatlarının 500 TL’nin üzerinde olduğunu aktarıyor. Geçen yılın sonunda yem fiyatlarına beş kez zam yapıldığını anımsatan üretici, “Elektrik, su, malzeme ve bakıma artık yetişemiyorum. Biz artık bu işi yapamıyoruz” ifadelerini kullanıyor.

Bu nasıl tarife? “Yaptıkları hesap çarşıya uymuyor”
Peki ya USK’nin yeni fiyat tarifesi? Uzun zamandır bu zammı beklediklerine değinen Girgin, litre başına en az 16 TL beklerken fiyatın 13,5 TL olarak açıklanmasına isyan ediyor. “Yaptıkları hesap çarşıya uymuyor” ifadesini kullanan 34 yaşındaki üretici, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Raflarda süt, peynir fiyatları ortada. Üreticiye bunu reva gördüler. Çok yazık.”
Girgin, “Enflasyonu da mı görmediler?” diye soruyor: “Bu gidişle kimse bu işi yapmaz. Çevremizde birçok üretici hayvanı ya satıyor ya kesime yolluyor. Devlet zaten ithal hayvan alımına geçti. ‘Bize gerek yok’ diyorlar herhalde. Ben de yavaş yavaş işimi küçültüyorum. Döndüremiyorum çünkü. Bu işin sürdürülebilir bir şekilde devam etmesi için iyi bir planlama yapılması lazım. Bir planlama yapılmıyor.” 

Dalga geçiyorlar
Bir diğer süt üreticisi de 34 yaşındaki Uğur Dervişoğlu. O da Oğuz Girgin gibi tarifeye tepkili. 15 yaşından beri hayvancılıkla ilgilendiğini aktaran Dervişoğlu’na göre, yeni tarife, üreticilerle dalga geçmek niteliğinde. Üretici Dervişoğlu, şunları dile getiriyor: “Bu girdi maliyetlerine bu fiyat, üreticiyi yok saymaktır, ‘Siz üretmeyin’ demektir. Zaten biz artık son nesiliz. Bizim çocuklarımız bu işi yapmazlar.”
Borçlarının arttığını kaydeden Dervişoğlu, “Her gün hayvanını satan veya kesime gönderen arkadaşlarımı görüyorum” diye konuşuyor: “Para kazanmıyoruz. Bundan sonra tamamen ithal edecek ülkemiz. Başka çare kalmadı. Bu benim canımı çok yakıyor. Bunu hak etmedik.”

Üreticiyi düşünen kimse yok
Veteriner hekim Mustafa Aydın da üreticilerin zor durumda olduğuna işaret ediyor. Aydın, hayvanların bakımı için ziyaret ettiği üreticilerden, “Para yok, sonra verelim” yanıtı aldığını kaydediyor. Aydın  “Onlar da haklı, paraları yok” diyerek “acil çözüm bulunması” gerektiğini söylüyor. İğdeli Kooperatif Başkanı Süleyman Top ise şunları anlatıyor: “Sütü üretiyorsun, ineğe bakıyorsun. Kooperatif devreye giriyor. Marketçinin rafına koyuyor. Üreticinin sattığı fiyatının iki katına marketçi satıyor. Bu durumda üreticiyi düşünen yok. ”

Bu işi bırakmak zorunda kaldım
İktidarın tarım ve hayvancılık politikalarının sonucunda üreticiler, geçim kaynakları olan bu işi bırakmak zorunda kalıyor. Onlardan birisi de 52 yaşındaki Mehmet Kani. Geçen yıl tüm hayvanlarını sattığını aktaran Kani, “Dededen miras bu işi bırakmak zorunda kaldım” diyor. Kani, bunu nedeninin artan maliyet olduğunu söylüyor. “Borçlarım çoğaldı. Yapacak bir şey kalmadı” diyen Kani, şunları dile getiriyor: “Şu an sadece küçük bir tarlada tarım yapmaya çalışıyorum. İktidarın tarım ve hayvancılık politikaları bizi bitirdi. Mazota, yeme, gübreye her gün zam geliyor. Hiç kimse besilik hayvan yetiştirmiyor artık. Üreticiler artık tarlalarıyla beraber hayvanlarını satıyor. Üretici mağdur.”

]]>
Peynir fiyatları son iki yılda 4 kat arttı https://yenidunya.org/yurt/28480/peynir-fiyatlari-son-iki-yilda-4-kat-artti/ Tue, 12 Dec 2023 09:37:36 +0000 https://yenidunya.org/?p=28480 Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, ülkemizdeki peynir üretimi ve taklit tağşiş sorununa dikkat çekerek, peynir fiyatlarındaki artışın girdi fiyatlarının yüksekliğinden kaynaklandığını belirten bir açıklama yaptı.
Bayraktar, “Peynir de çok fazla çeşidin de bulunması, taklit ve tağşiş yapmanın boyutlarını artırıyor. Son 2 yılda peynir fiyatlarında 4 kata varan artışların görülmesi tüketicimizin alım gücünü azaltıyor.” vurgusunu yaptı.

Bayraktar peynir ve süt üretimi hakkında şunları dile getirdi:
Alım gücünün azalması merdiven altı üretimini tetikliyor
“Haksız kazanç sağlamak ve birim maliyetleri düşürmek için peynir yapımında; süt yağı haricinde yağ kullanımı, koyun ve keçi peynirlerine inek sütü karıştırılması, ürün yapısını sertleştirmek için nişasta kullanımı, küf ve maya oluşumunu engellemek amacıyla izin verilen miktardan fazla natamisin kullanımı gibi değişik yöntemlere başvuruluyor.
Özellikle piyasada tost peyniri, üçgen peynir ve kahvaltılık peynir gibi eritme peynirler sorunu çok daha önemli hale getiriyor. Bu peynirler birçok peynir çeşidinin süt tozu ve tereyağı bazlı süt ürünlerinin ve homojenliği sağlayıcı kimyasal maddelerin karıştırılması ile yüksek sıcaklıklarda işlenerek elde edildiği için tağşişe en açık ürünlerdir.
Ne yazık ki tüketicilerimizin bütün tağşiş ve taklitleri fark etmesi de mümkün değildir. Halk sağlığını tehdit eden bu konuda kontrol ve denetimlerin sıkılaştırılarak, taklit ve tağşişe yeltenenlere müsaade edilmemesi gerekiyor. Tüketicilerimizin de ürünleri ambalajlı ve etiketli, güvendikleri markalardan almaları yararlarına olacaktır.”

200 peynir çeşidi, dünya üretiminde 9’uncu sıra
“Türkiye gerçekleştirilen üretim ile dünyanın en büyük peynir üreticilerindendir. Ülkemizin yöresel zenginliği peynirde çeşit sayısını artırıyor. Üretimi yapılan peynir çeşidinin 200’e ulaştığı biliniyor.
Dünyada yaklaşık 22 milyon ton peynir üretiliyor ve 39,3 milyar dolarlık ihracat yapılıyor. Ülkemiz 723 bin ton üretim ile dünyanın 9’uncu, Avrupa Birliği ülkeleri arasında 6’ncı sırada yer alıyor.
Ülkemiz, Dünya peynir üretiminde 9. sırada yer almasına rağmen ihracatta 25. sırada yer alıyor.
Ülkemizin çeşitli yörelerinde üretilen zengin bir peynir kültürü bulunuyor. Her çeşit peynirimizin kendine özgü üretim yöntemi, benzersiz bir lezzet profili var. Bu peynirlerden 40’ı coğrafi işaret alarak tescillenmiş, 18’i için de tescil başvurusu yapılmıştır.
Üretimde yaşanan sorunlar çözüme kavuşturulmadan dış pazarlarda rekabet etmek mümkün değildir. Yem başta olmak üzere girdilerdeki fiyat artışlarına yönelik etkili tedbirler almak, üreticilerimize sürdürülebilir gelir, tüketiciye ulaşılabilir fiyattan gıda sağlayacak politikaları hayata geçirmek olmalıdır.”

Okul sütü programı yeniden başlatılmalı
“Çiğ süt fiyatları değişen piyasa koşullarına göre güncellenmeli, süt üreticilerimiz mağdur edilmemelidir. Ülkemizde üretilen sütün büyük bir kısmı, çiftçilerimizi kırsalda tutan, küçük aile işletmeleri tarafından üretiliyor. Bu sektörü ayakta tutan aile işletmeleridir. Bu işletmeler üretime küstürülmemeli, ayakta kalması sağlanmalıdır.
Ülkemizde süt ürünlerinde tüketim alışkanlığı kazandırmak için okul sütü programının tekrar hayata geçirilmesi, peynir gibi süt ürünleriyle çeşitlendirilerek, sosyal yardımlarda peynire de yer verilmesi gerekiyor. Peynir tüketiminin artırılması için üretim maliyetleri düşürülmeli, uygun fiyatlı sağlıklı ürünlerin tüketici sofrasına ulaşması sağlanmalıdır.”

]]>
Çiğ süte zam https://yenidunya.org/yurt/27649/cig-sute-zam/ Thu, 09 Nov 2023 07:14:43 +0000 http://eskiruya.org/?p=27649 Litresi 12 liradan 15 liraya çıktı

Vatandaş yeni yılın vergi zamları şokunu atlatamadan, çocukların temel gıda ürünü süte de zam geldi.
Serbest piyasada çiğ süt fiyatının litresi 12 liradan 15 liraya yükseldi.
Çiğ süte gelen zam sonrasında market raflarında da süt fiyatları yükselmeye başladı. Raflarda 21,5 liraya satılan süt 24 liraya satılmaya başlandı. Zincir marketlerde yüzde 3 ve üzeri yağlı sütlerin fiyatı 24 lira ile 38 lira arasında değişiyor.

]]>