çiftçi – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Mon, 02 Mar 2026 07:17:28 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.7 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png çiftçi – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 Tarla ve raflarda ücret makası açılıyor https://yenidunya.org/yurt/33877/tarla-ve-raflarda-ucret-makasi-aciliyor/ Mon, 02 Mar 2026 07:17:27 +0000 https://yenidunya.org/?p=33877 TZOB verileri, üretici fiyatı gerilerken tüketicinin pahalıya gıdaya eriştiğini ortaya koydu. Verilere göre, üretici ile market arasındaki fiyat farkı şubatta yüzde 229’a ulaştı. Gübre ve mazottaki yıllık artış ise yüzde 38’i buldu.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) verileri, üretici fiyatı gerilerken tüketicinin pahalıya gıdaya eriştiğini ortaya koydu.
TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, yaptığı yazılı açıklamayla şubat ayına ilişkin üretici-market fiyat farklarını ve girdi maliyetlerindeki artışı açıkladı. Veriler, tarladaki fiyatla market rafı arasındaki uçurumun derinleştiğini gösterdi. En çarpıcı fark yüzde 229,7 ile karnabaharda görüldü.
Bayraktar, “Şubat ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 229,7 ile karnabaharda görüldü. Karnabaharı yüzde 226,7 ile marul, yüzde 223 ile kuru soğan, yüzde 218,7 ile pırasa izledi” dedi. Üreticide 12,36 TL olan karnabahar markette 40,75 TL’ye; 16,29 TL olan marul 53,20 TL’ye; 4 TL olan kuru soğan 12,92 TL’ye satıldı.

Raftaki 28 ürüne zam
Şubatta markette 41 ürünün 28’inde fiyat artışı, 13’ünde düşüş yaşandı. En yüksek artış yüzde 50,3 ile marulda gerçekleşti. Marulu yüzde 34,2 ile sivri biber, yüzde 29,9 ile salatalık izledi. Markette en fazla düşüş ise yüzde 14,2 ile yeşil soğanda görüldü.

Üreticide dalgalanma
Üretici tarafında 33 ürünün 18’inde artış, 7’sinde düşüş kaydedildi. En sert düşüş yüzde 29 ile karnabaharda yaşandı. Kuru soğanda yüzde 27,3, domateste yüzde 12,8 gerileme görüldü. Buna karşılık marulda yüzde 49,9, sivri biberde yüzde 39,5 artış kaydedildi.

Girdi maliyetleri artıyor
Şubatta mazot fiyatı aylık yüzde 5,1, yıllık yüzde 26,1 arttı. Son bir yılda üre gübresi yüzde 38,3, kompoze gübresi yüzde 38,5 zamlandı. Besi yemi yıllık yüzde 34,3, süt yemi yüzde 30,1 arttı. Elektrik fiyatlarındaki yıllık artış yüzde 12,8 oldu. Veriler, üretici fiyatı gerilerken tüketicinin pahalıya gıdaya eriştiğini ortaya koydu.

Kaynak: BirGün

]]>
Fabrikalardan tarlalara 300 milyon işçi ayakta https://yenidunya.org/dunya/33811/fabrikalardan-tarlalara-300-milyon-isci-ayakta/ Fri, 13 Feb 2026 08:30:53 +0000 https://yenidunya.org/?p=33811 Hindistan’da işçi sendikaları ve çiftçi birliklerinin çağrısıyla 300 milyondan fazla işçi ve köylü, Başbakan Narendra Modi hükümetinin sermaye yanlısı neoliberal ekonomi politikalarına ve işçi haklarına saldırılarına karşı ülke çapında genel greve gitti. Devlet şirketlerinin özelleştirilmesine yönelik girişimleri ve hükümetin ABD ile uzlaştığı geçici ticaret anlaşmasını protesto eden sendikalar, 4 iş kanunu ile elektrik ve tohum tasarısının geri çekilmesi talebiyle sokaklara döküldü.

Grev sonucu kamu ve ulaşım hizmetleri ile üretim faaliyetleri büyük ölçüde durdu. Greve ülkedeki sol, sosyalist ve komünist partilerin yanı sıra gençlik örgütleri ve ana muhalefetteki Hindistan Ulusal Kongresi (INC) lideri Rahul Gandhi dâhil muhalefet milletvekilleri destek verdi.

Kaynak: BirGün

]]>
Üreten borçlu faizi toplayan kârlı https://yenidunya.org/yurt/33440/ureten-borclu-faizi-toplayan-karli/ Wed, 03 Dec 2025 09:34:19 +0000 https://yenidunya.org/?p=33440 Tarımda sert daralma sürerken Ziraat Bankası’nın finansal tabloları, çiftçinin içine sürüklendiği borç sarmalını bir kez daha gözler önüne serdi. Çiftçinin Ziraat’e borcu 889,8 milyar TL’ye, yakın izlemedeki tarımsal krediler 43,5 milyar TL’ye çıkarken bankanın kârı ve faiz gelirleri katlandı.

BirGün’den Havva Gümüşkaya’nın haberine göre, üretici bir yandan mazot, gübre, yem ve enerjiye gelen zamlarla boğuşurken, diğer yandan Ziraat Bankası başta olmak üzere kamu ve özel bankalara biriken borç yükü altında giderek daha fazla eziliyor.

Yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 12,6’lık daralmayla adeta duvara çarpan tarım sektörü, zaten artan girdi maliyetleri ile düşük alım fiyatları arasında sıkışarak üretim yapamaz hale geliyor, her geçen gün hem borç baskısı hem de üretimden kopuş riski büyüyor.

Çiftçinin başlıca kredi kapısı olan Ziraat Bankası’nın 2025 yılının üçüncü çeyreğine ilişkin finansal tabloları da üreticilerin içine sürüklendiği borç sarmalını bir kez daha gözler önüne serdi. Yılın ilk dokuz ayında 113,7 milyar TL net kâr elde eden bankanın çifti kredilerinden sağladığı faiz geliri katlandı. Çiftçilerin bankaya ödediği faiz geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 59,7 artarak 146,8 milyar liradan 234,5 milyar liraya ulaştı.

Bankanın düşük faizli, destekleme amaçlı diye sunulan kredileri dahi üreticilere pahalıya mal oluyor. Bankanın toplam faiz gelirlerinin yüzde 20’si tarımsal nitelikli çiftçi destek kredilerinden kaynaklandı.

Çiftçilerin Ziraat Bankası’na olan borçları ise yılın ilk dokuz ayında yüzde 889,8 milyar TL’ye ulaştı.

Bankanın finansal tablolarında çiftçiye destek hedefinden uzaklaşıldığı bir kez daha görüldü. Tarıma finansman yaratmak için kurulan bankanın toplam kredi hacmi 3 trilyon 965 milyar TL’ye ulaştı. Ancak Banka’nın, sağladığı her 100 liralık kredinin sadece 22’sini ihtisas kredileri oluşturdu.
Yılın ilk dokuz ayında 3 trilyon 75 milyar liralık ihtisas dışı kredi sağlayan banka, bu tutarın 1 trilyon 815 milyar lirasını işletme kredisi, 466,9 milyar lirasını ise ihracat kredisi olarak sağladı. Tüketici kredilerinin toplamı ise 316,3 milyar TL oldu.

Çiftçi takipte
Ziraat Bankası’nın finansal raporuna göre, tarımsal nitelikli çiftçi destek kredileri içinde yakın izlemeye alınan ve henüz tasfiye olunmamış, yapılandırma kapsamında olmayan borç tutarı yüzde 69,9 oranında arttı. Borçlarını çeviremeyen, taksitlerini aksatan ve yeniden yapılandırmaya giden çiftçi kredilerindeki artış ise yüzde 174’e ulaştı. Geçen yıl aynı dönemde 24,7 milyar lira olan yakın izlemedeki çiftçi destek kredilerinin toplam tutarı 43,5 milyar TL olarak kayıtlara geçti.

]]>
Gıda fiyat artışı dizginlen(e)miyor: 28 üründen 20’sinin fiyatı arttı https://yenidunya.org/yurt/33157/gida-fiyat-artisi-dizginlenemiyor-28-urunden-20sinin-fiyati-artti/ Wed, 01 Oct 2025 10:38:37 +0000 https://yenidunya.org/?p=33157 Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Eylül ayında girdi maliyetlerindeki değişimleri ve üretici market fiyatlarını yaptığı yazılı basın açıklamasıyla değerlendirdi.

Bayraktar, fiyat verilerini şöyle değerlendirdi:
“Eylül ayında, Ağustos ayına göre 20.20 kompoze gübresinin fiyatı yüzde 2,1, DAP ve amonyum nitrat gübresi yüzde 1,3 ve amonyum sülfat gübresi yüzde 1,2 oranında artarken, ÜRE gübresinin fiyatı yüzde 2,9 oranında azaldı.
Geçen yılın Eylül ayına göre son bir yılda ÜRE gübresinin fiyatı yüzde 75,3, DAP gübresi yüzde 51,3, 20.20 kompoze gübresi yüzde 48,6, amonyum nitrat gübresi yüzde 39,6 ve amonyum sülfat gübresi yüzde 31,6 oranında arttı.
Eylül ayında mazot fiyatı aylık olarak yüzde 4,4 oranında artarken yıllık yüzde 31,3 oranında arttı.
Eylül ayında Ağustos ayına göre besi yemi yüzde 4,1, süt yemi yüzde 3,1 oranında arttı. Son bir yılda ise besi yemi yüzde 34,8, süt yemi yüzde 30,6 oranında arttı.
Elektrik fiyatları yıllık olarak yüzde 12,8 oranında artarken tarım ilacı fiyatları yüzde 14,9 oranında arttı.”

Eylül ayında üretici ve market arasındaki fiyat değişimleri
Eylül ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkının en fazla yüzde 335,5 ile patateste görüldüğünü belirten Bayraktar, açıklamasına şöyle devam etti:
“Patatesteki fiyat farkını yüzde 308,7 ile kabak, yüzde 250,4 ile marul, yüzde 227,9 ile patlıcan ve yüzde 218,3 ile havuç takip etti.
Patates 4,4 kat, kabak 4,1 kat, marul 3,5 kat, patlıcan 3,3 kat, havuç 3,2 kat fazlaya satıldı.
Eylül ayında fiyatı en fazla artan ürün markette marul olurken üreticide fındık oldu. Fiyatı en fazla düşen ürün ise hem markette hem de üreticide limon oldu.”

Market fiyatları
“Eylül ayında markette 36 ürünün 29’unda fiyat artışı, 7’sinde ise fiyat azalışı görüldü.
Eylül ayında markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 65,1 ile marul oldu. Maruldaki fiyat artışını yüzde 54 ile sivri biber, yüzde 38,8 ile kabak, yüzde 37,7 ile patates ve yüzde 20,1 ile yeşil soğan takip etti.
Markette fiyatı en fazla azalan ürün ise yüzde 42,7 ile limon oldu. Limondaki fiyat düşüşünü yüzde 10,3 ile havuç, yüzde 4,2 ile yeşil fasulye, yüzde 3,2 ile tavuk eti ve yüzde 1,4 ile toz şeker izledi.”

Üretici fiyatları
“Eylül ayında üreticide 28 ürünün 20’sinde fiyat artışı, 6’sında fiyat düşüşü görülürken 2 üründe ise fiyat değişimi olmadı.
Üreticide en çok fiyat düşüşü yüzde 26,9 ile limonda görüldü. Limondaki fiyat düşüşünü yüzde 6,4 ile yeşil fasulye, yüzde 4,1 ile kuru fasulye, yüzde 2,8 ile maydanoz, yüzde 2,7 ile patates ve yüzde 1,1 ile nohut izledi.
Üreticide en çok fiyat artışı yüzde 73,7 ile fındıkta görüldü. Fındıktaki fiyat artışını yüzde 70,1 ile sivri biber, yüzde 35,8 ile kabak, yüzde 33 ile marul ve yüzde 29,4 ile kuru incir izledi.”

Üretici fiyat değişiminin nedenleri
“Nisan ayında yaşanan zirai don bu yılki fındık rekoltesini azalttı.
Yaşanan bu arz düşüşü fındık fiyatlarının yükselmesine sebep oldu.
Sivri biber ve kabakta sezon sonu gelmesi sebebiyle arz azaldı ve fiyatlar yükseldi.
Limon ihracatının kayda bağlanması, iç piyasadaki fiyat baskısını sınırlı ölçüde dengeledi ve bu da fiyatların düşüşüne sebep oldu.
Ayrıca fiyat düşüşüne erkenci çeşitlerin hasadına başlanması da etken oldu.
Arz artışı nedeniyle üreticide kuru fasulye fiyatlarında düşüş gerçekleşti.”

]]>
TZOB: Gübre fiyatları bir yılda %99,4 arttı https://yenidunya.org/yurt/32851/tzob-gubre-fiyatlari-bir-yilda-%994-artti/ Thu, 03 Jul 2025 11:18:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=32851 TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Haziran ayına ilişkin tarımsal girdi fiyatlarındaki değişimleri açıkladı. Bayraktar, özellikle gübre fiyatlarındaki fahiş artışa dikkat çekerek, ÜRE gübresinin son bir yılda yüzde 99,4 oranında zamlandığını belirtti. İran-İsrail savaşı ve dışa bağımlılığın etkisiyle yükselen girdi fiyatlarının çiftçiyi zor durumda bıraktığı ve üretimi olumsuz etkileyeceği vurgulandı.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Haziran ayına ilişkin “Aylık ve Yıllık Girdi Fiyatlarındaki Değişimleri” içeren basın bültenini yayımladı.
Bayraktar, Türkiye’nin kimyasal gübre hammaddelerinin yüzde 90’ından fazlasını ithal etmesi nedeniyle dışa bağımlı bir ülke olduğuna dikkat çekerek, gübre piyasalarının hem dış piyasalara hem de dolar kuruna bağlı olarak değiştiğini belirtti.

Savaşın gübre fiyatlarına etkisi büyük
13 Haziran’da başlayan İran-İsrail savaşının Türkiye’deki gübre fiyatlarını doğrudan artırdığı açıklandı. Savaşın cereyan ettiği bölgedeki ülkelerin gübre üretiminde dünyanın önde gelen ülkeleri olması, sevkiyat yollarında meydana gelen kısıtlamalarla birlikte bu ülkelerden gübre veya gübre hammaddesi temin eden ülkelerdeki fiyatları yükseltti. Türkiye’deki gübre piyasası da bu durumdan olumsuz etkilendi.

Gübrede fiyat artışları rekor kırdı
Bayraktar’ın verdiği bilgilere göre, ÜRE gübresinin fiyatı bir ayda yüzde 38,5 artarak 19 bin 635 liradan 27 bin 192 liraya yükseldi. Geçtiğimiz Mayıs ayına göre DAP gübresinin fiyatı yüzde 12,9 artışla 30 bin 521 liraya, 20.20.0 kompoze gübresinin fiyatı yüzde 10,7 artışla 19 bin 198 liraya, Amonyum Sülfat gübresinin fiyatı yüzde 6 artışla 11 bin 768 liraya ve Amonyum Nitrat gübresinin fiyatı yüzde 3,1 artışla 13 bin 294 liraya ulaştı. Yıllık bazda incelendiğinde ise fiyat artışları daha da çarpıcı boyutlara ulaştı. Bir önceki yıla göre ÜRE gübresinin fiyatı yüzde 99,4 ile neredeyse iki katına çıktı. DAP gübresinin fiyatı yüzde 48,8, 20.20.0 kompoze gübresinin fiyatı yüzde 42,7, Amonyum Nitrat gübresinin fiyatı yüzde 36 ve Amonyum Sülfat gübresinin fiyatı yüzde 34,7 oranında arttı.

Mazot, yem ve elektrik fiyatları da yükselişte
Gübreye ek olarak, tarımsal üretimin diğer önemli girdilerinden mazotun litre fiyatı da aylık yüzde 6,2, yıllık ise yüzde 15,1 oranında artarak 49 lira 89 kuruşa yükseldi. Hayvancılıkta kullanılan süt yemi ve besi yemi fiyatları yıllık yüzde 30 oranında artarken, elektrik fiyatları da yüzde 47 oranında zamlandı.

Artan girdi maliyetleri üretimi tehdit ediyor
Bayraktar, önümüzdeki dönemde mısır, ayçiçeği ve çeltik gibi sıcak iklim tahıllarının üst gübrelemelerinin yapılacağına dikkat çekti. Bu yüksek fiyatlarla gübre almak zorunda kalacak çiftçilerin çoğunun gübre temin edemeyeceğini veya eksik gübreleme yapacağını belirtti. Nisan ayında yaşanan zirai donun meyvelerde, ardından meydana gelen tarımsal kuraklığın ise buğday ve arpa başta olmak üzere serin iklim tahıllarında önemli verim düşüklüklerine neden olduğunu hatırlatan Bayraktar, bu durumun üzerine gübre noksanlığından oluşacak verim düşüklüğünün tarımsal üretimdeki zararı daha da büyüteceği konusunda uyardı. Bayraktar, başta gübre olmak üzere artan girdi fiyatlarıyla üretimde zorlanan çiftçilerin desteklenmesi gerektiğini vurgulayarak, bu kapsamda 2025 yılı destekleri içinde yer alan temel desteklerin artırılması gerektiğini sözlerine ekledi.

]]>
Üretici zorda, girdi maliyetleri artıyor https://yenidunya.org/yurt/32725/uretici-zorda-girdi-maliyetleri-artiyor/ Sun, 01 Jun 2025 07:42:53 +0000 https://yenidunya.org/?p=32725 -Mayıs ayında markette 36 ürünün 17’sinde fiyat artışı, 19’unda ise fiyat azalışı görüldü.
-Mayıs ayında üreticide 28 ürünün 8’sinde fiyat artışı olurken 13’ünde fiyat düşüşü görüldü. 7 üründe ise fiyat değişimi olmadı.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Mayıs ayı üretici market fiyatlarını, girdi fiyatlarında yaşanan değişimleri ve 1 Haziran Dünya Süt Gününü basın açıklaması ile değerlendirdi.

Girdi fiyatlarında yaşanan değişimler
Girdi fiyatlarında yaşanan değişimlerin üreticiyi zorladığını aktaran Bayraktar, “Ziraat Odalarımız aracılığıyla girdi piyasalarından aldığımız fiyat verilerine göre; Mayıs ayında, Nisan ayına göre amonyum sülfat gübresi yüzde 4,9, üre gübresi yüzde 2,3, DAP gübresi yüzde 0,8, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 0,7 oranında artış gösterdi. Buna karşın amonyum nitrat gübresi yüzde 0,5 oranında düştü.
Geçen yılın Mayıs ayına göre son bir yılda üre gübresi yüzde 46,2, DAP gübresi yüzde 36,9, amonyum nitrat gübresi yüzde 33, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 31,4 ve amonyum sülfat gübresi yüzde 28,6 oranında arttı.
Mayıs ayında Nisan ayına göre süt yemi yüzde 2,7, besi yemi yüzde 2, son bir yılda besi yemi yüzde 27,2, süt yemi yüzde 26,4 oranında arttı.
Elektrik fiyatları yıllık olarak yüzde 47,08 oranında artarken tarım ilacı fiyatları yüzde 14,94 oranında arttı. Mayıs ayında mazot fiyatı aylık olarak yüzde 1,7 oranında artarken, yıllık yüzde 13,9 oranında arttı. Girdi fiyatlarında yıllık bazda en fazla artış yüzde 47,08 oranıyla elektrikte görüldü.” dedi.

1 Haziran Dünya Süt Günü
Bayraktar, “1 Haziran Dünya Süt Günü” nedeniyle yaptığı açıklamalarda şunları dile getirdi: “Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün almış olduğu kararla 1 Haziran tarihi ‘Dünya Süt Günü’ olarak kutlanıyor. İnsan beslenmesinde önemli bir protein kaynağı olan süt, hayvancılık sektörünün de en önemli ürünüdür. Çünkü kırmızı ete giden yol süt üretiminden geçiyor.
Ülkemiz 934 bin ton koyun sütü üretimiyle dünyada 2’nci, 543 bin ton keçi sütü üretimiyle 6’ncı, 20 milyon tonluk inek sütü üretimiyle 9’uncu sırada yer alan önemli bir ülkedir. 2024 yılında toplam çiğ süt üretimimiz bir önceki yıla göre yüzde 4,7 artarak 22 milyon 487 bin 757 tona çıktı. Ancak üreticilerimiz çiğ süt fiyatlarındaki istikrarsızlıklar nedeniyle emeğinin karşılığını alamıyor.
27 Avrupa Birliği üyesi ülkenin çiğ inek sütü fiyatlarına bakıldığında ülkemiz son sırada yer alıyor. Ülkemizde 100 litre çiğ süt yaklaşık olarak 37 avroya üreticiden alınırken İtalya’da 57, Yunanistan ve Hollanda’da 55, Almanya’da 54, Fransa’da 50 avroya alınıyor.
Ulusal Süt Konseyi tarafından 1 Ocak’tan itibaren geçerli olmak üzere çiğ süt tavsiye satış fiyatı 17 lira 15 kuruş olarak açıklandı. Ziraat Odalarımızdan aldığımız verilere göre ise haziran ayına gelmemize rağmen üreticilerimizin eline geçen net fiyat hala bu rakamın altında seyrediyor. İllere göre değişmekle birlikte ortalama çiğ süt fiyatı 16 lira 32 kuruş seviyesindedir. 1,5 seviyesinde olması gereken çiğ süt/yem paritesi ise 2022 Eylül ayından bu yana en düşük seviyesini gördü ve mayıs ayı sonu itibarıyla 1,14’e geriledi.
Üretim maliyetleri her geçen gün artarken çiğ süt fiyatlarının düşük seyretmesi hem üreticilerimizin gelirlerini azaltıyor hem de sektörün sürdürülebilirliğini tehlikeye atıyor. Bu kapsamda; üretimde sürdürülebilirliğin sağlanması amacıyla özellikle çiğ sütte üreticinin kazanç elde etmesi sağlanmalı, girdi fiyatlarını düşürmeye ve kontrol etmeye yönelik tedbirler alınmalıdır.”

]]>
TZD: “Fiyatların düşmesi için üreticinin desteklenmesi gerekli. Tarlada ürün yok, ağaçta meyve yok” https://yenidunya.org/yurt/32697/tzd-fiyatlarin-dusmesi-icin-ureticinin-desteklenmesi-gerekli-tarlada-urun-yok-agacta-meyve-yok/ Sat, 24 May 2025 08:40:10 +0000 https://yenidunya.org/?p=32697 TZD Genel Başkanı Demirtaş, “ Bu yıl çiftçi bir şey hasat edemeyecek ve Türkiye tarihinde ilk kez biz yaş meyve ve sebze ithal etmek zorunda kalacağız” dedi.

Türkiye Ziraatçılar Derneği (TZD) Genel Başkanı Hüseyin Demirtaş, “Hal yasasının çıkmasıyla gıda fiyatlarında bir düşüş olmaz. Fiyatların düşmesi için üreticinin desteklenmesi gerekli. Tarlada ürün yok, ağaçta meyve yok. Bu bir senede de düzelmez. Cevizin ağacı bile kurumuş bırakın meyvesini. Seneye de bunun bakımı, ilacı, gübresi var. Bunlar hep masraf. Bu yıl çiftçi bir şey hasat edemeyecek ve Türkiye tarihinde ilk kez biz yaş meyve ve sebze ithal etmek zorunda kalacağız” dedi.
Ticaret Bakanlığı, ‘Hal Yasası’ olarak bilinen sebze-meyve ticaretine ilişkin 5957 sayılı Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’da değişiklik yapılmasına ilişkin hazırladığı taslak metni görüşe açtı. TZD Genel Başkanı Hüseyin Demirtaş, “Yasalaşması halinde sebze, meyve fiyatları düşecek’ denilen Hal Yasası taslağına ilişkin ANKA Haber Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu.
Taslakta yer alan ‘hal kurma izninin belediyelerden alınarak Ticaret Bakanlığı’na devredilmesi’ne ilişkin düzenlemenin tartışılması gerektiğini belirten Demirtaş,  ayrıca yapılacak düzenlemelerle sebze meyve fiyatının düşmeyeceğini, çözümün üreticinin desteklenmesi olduğunun altını çizdi.

“Fiyatların düşmesi için üreticinin desteklenmesi gerekli”
Demirtaş, Hal Yasası’nın çok uzun yıllardan beri konuşulduğunu belirterek, taslağın yasalaşması durumunda bile sebze meyve fiyatlarında bir düşüş olmayacağını belirterek, şunları söyledi:
“Kamuoyunda düzenlemenin yasalaşmasıyla birlikte sebze meyve fiyatlarının düşüceği yönünde bir beklenti var. Özellikle tüketici boyutunda. Yok öyle bir şey, ‘Hal Yasası çıkacak biz daha ucuz gıdaya ulaşacağız’… Bir defa yayınlandı işte Üretici Fiyat Endeksi’ne göre çiftçi pahalıya üretiyor. Yani ya maliyet fiyatına ya da onun altında bir fiyata ürününü satıyor. Son iki yıldır kazanamadı yağmaya açtı. Dolayısıyla öyle bir umutlanmaya gerek yok. Fiyatların düşmesi için üreticinin desteklenmesi gerekli.”

“Türkiye tarihinde ilk kez yaş meyve sebze ithal etmek zorunda kalabiliriz”
Bu yıl yaşanan doğal olayların sonucunda da sebze ve meyvelerde çok ciddi oranda üretim düşüşü yaşanacağını belirten Demirtaş, “Tarlada ürün yok, ağaçta meyve yok. Bu bir senede de düzelmez. Cevizin ağacı bile kurumuş bırakın meyvesini. Seneye de bunun bakımı, ilacı, gübresi var. Bunlar hep masraf. Bu yıl çiftçi bir şey hasat edemeyecek ve Türkiye tarihinde ilk kez biz yaş meyve ve sebze ithal etmek zorunda kalacağız” diye konuştu.
Hal Yasası taslağındaki bir diğer konunun da tedarik zincirinin kısaltılması olduğunu belirten Demirtaş, bunun daha önce de defalarca denendiğini fakat fiyatları etkilemediğini söyledi. Ayrıca yasa taslağında asıl tartışılması gereken konulardan birisinin de hal kurma izni belediyelerden alınarak Ticaret Bakanlığı’na devredilmesi olduğunu belirtti.

]]>
14 Mayıs Çiftçiler Günü; Çiftçi yarınını göremiyor https://yenidunya.org/yurt/32639/14-mayis-ciftciler-gunu-ciftci-yarinini-goremiyor/ Wed, 14 May 2025 10:01:49 +0000 https://yenidunya.org/?p=32639 -Yelkenleri tarıma çevirmeliyiz.
-2025 yılı tarım sektörü için afet yılı haline geldi.
-Çiftçilerimiz borçlanarak üretiyor.
-Tarım sektöründe nüfus yaşlanıyor.
-Hayvancılıkta var olan potansiyelimizi tam anlamıyla kullanamıyoruz.
-Çiftçi üretmezse Türkiye aç kalır.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu (IFAP) tarafından alınan kararla 1984 yılından bu yana her yıl tüm dünyada kutlanan 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla basın açıklaması yaptı.
Türk çiftçisinin tüm zorlu koşullara rağmen üretmeye devam ettiğine dikkat çeken Bayraktar, “Bu çabanın kıymetini bilmek, sadece üreticiye değil, ülkemizin de geleceğine sahip çıkmaktır. Bu yıl sektörde yaşanan doğal afetler nedeniyle 14 Mayıs Dünya Çiftçiler gününü buruk kutluyoruz. Alın teriyle üretimini sürdüren tüm üreticilerimizin 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Gününü kutluyor, şükranlarımı sunuyorum.” dedi.

Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü;

14 Mayıs Çiftçiler Günü; Çiftçi yarınını göremiyor

“Yelkenleri tarıma çevirmeliyiz”
“Günümüzde dünya genelinde iklim krizinin etkileri daha da belirginleşiyor; kuraklık, ani hava olayları ve tarımsal üretimdeki dalgalanmalar, hem üreticiyi hem de tüketiciyi derinden etkiliyor.
Küresel fiyat dalgalanmaları, enerji maliyetlerindeki artış ve bölgesel jeopolitik gelişmeler, gıda tedarik zincirlerini zorlaması tarımın ne kadar stratejik bir konumda olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Bu zorlu koşullara rağmen, Türk çiftçisi 2025 yılında da tarlasını terk etmeyerek gıda arzını sağlamak adına insanüstü bir çaba gösteriyor. Bu çabanın kıymetini bilmek, sadece üreticiye değil, ülkemizin de geleceğine sahip çıkmaktır.
Tarım Sektörü Gayrisafi Yurt içi Hasılanın yüzde 5,6’sını, istihdamın ise yüzde 14,8’ini sağlıyor.
Ülkemiz birçok tarımsal ürünün üretiminde ve ihracatında ön sıralarda bulunuyor. Fındık, kuru üzüm, ayva, kuru kayısı ve kuru incir ihracatında dünyada lider konumdayız.
Bunların hepsi, her türlü zorluğa rağmen üretmekten vazgeçmeyen çiftçimizin emekleri sayesindedir. Son yıllarda üreticilerimizin en çok zorlayan durumlardan biri de doğal afetler oldu.
Don, dolu, kuraklık gibi tabii afetler üretimi sekteye uğratıyor, bazı bölgelerde halen kuraklık devam ediyor ve bu durum gıda güvenliğini sağlama konusunda bizi zorlayarak üreticilerimizin tarımdan uzaklaşmasına neden oluyor.  Çiftçilerimizi tarımda tutabilmek için, yelkenleri tarıma çevirmeliyiz.”

“2025 yılı tarım sektörü için afet yılı haline geldi”
“Henüz Mayıs ayında olmamıza rağmen 2025 yılı tarım sektörü için şimdiden afet yılı haline geldi.
Şubat ayında Mersin, Adana ve Hatay başta olmak üzere birçok ilde zirai don afeti yaşandı, ardından Nisan ayında 65 ilde etkili olan bir don afeti daha meydana geldi ve tarım ürünlerine ciddi zararlar verdi.
Yaşanan zirai don hadiselerinde başta fındık, kayısı, üzüm gibi ihraç ürünlerimiz olmak üzere ekili ve dikili tüm ürünlerimiz zarar gördü.
Akdeniz havzasında olması nedeniyle, iklim değişikliğinden en çok etkilenen ülkelerden biri de Türkiye’dir. Ülkemizde, 2011 yılında 324 olan doğal afet sayısı yaklaşık 4 kat artarak 2024 yılında 1.257’ye ulaştı.
Çiftçilerimizin doğal afetlerle mücadelesi zirai donla da sınırlı kalmadı. Zirai don hadiselerinin ardından 3-4 Mayıs’ta Kahramanmaraş, Adıyaman, Şanlıurfa, Niğde ve Gaziantep illerimizde dolu afeti meydana geldi ve bu da tarımsal üretime ciddi zararlar verdi.
Ziraat Odaları olarak her doğal afette olduğu gibi bu zorlu süreçte de sahada çalışmalara katıldık ve çiftçilerimizin yanında olduk. 20’den fazla ilde yaptığım incelemeler neticesinde üreticilerimizin durumunu bizzat görmüş oldum.
Üreticilerimizin kayıpları belirlenirken mağdur edilmemesi, hızlı hareket edilmesi ve ihtiyaç duyduğu desteğe geciktirilmeden bir an önce kavuşması en büyük temennimizdir.”

“Çiftçilerimiz borçlanarak üretiyor”
“Çiftçilerimiz, bunca zorluğun yanı sıra, bir de pahalı girdilerle borçlanarak üretim yapıyor. Gübre, mazot, yem, zirai ilaç, elektrik, sulama, tohum ve işçilik maliyeti sürekli artıyor.
Yüksek maliyetle üretim yapan çiftçilerimizin borçları da günden güne katlanıyor. 2025 yılının Mart ayında çiftçilerimizin bankalara olan borçları bir önceki yıla göre yüzde 50 oranında artarak 996 milyar 177 milyon liraya yükseldi.
Çukurova’da buğday ve arpa hasadı başladı. Bu sezon küresel ısınmanın etkisiyle kış aylarında beklenen kar yağışlarının yetersiz olması, yağışların zamanında gerçekleşmemesi ve yaşanan doğal afetler buğdayda kaliteyi ve özellikle kıraç alanlarda verimi düşürdü.
Sulama imkânı olan arazilerde ise başta sulama ve enerji olmak üzere çiftçinin yüksek olan maliyetini daha da artırdı.
Buğday üreticilerimiz, üretimde yaptığı masrafların, verdiği emeğin ve döktüğü alın terinin karşılığını almak istiyor. Müdahale alım fiyatındaki artışın enflasyon oranının altında kalmaması ve ödemelerin gecikmemesi gerekiyor.
2025 yılı müdahale alım fiyatının maliyet ve refah payı gözetilerek hasat öncesi piyasa da oluşan fiyatların üzerinde açıklanmasını bekliyoruz.”

14 Mayıs Çiftçiler Günü; Çiftçi yarınını göremiyor

“Tarım sektöründe nüfus yaşlanıyor”
“Tarımda nüfus yaşlanıyor, kırsalda yaş ortalaması 59u buldu. Geçlerimizi kırsalda tutmanın yollarını bulmalıyız, aksi takdirde gıda güvenliğini sağlayamayız.
Gençlerimizi kırsalda tutmanın önündeki en büyük engel, üreticilerimizin gelecek kaygısıdır. Tarımda kayıtlı genç çiftçi oranı yüzde 5’in altına düştü, diğer taraftan SGK’ya kayıtlı çiftçi sayısı 2021 yılında 1 milyon iken, 2024 yılı sonunda 419 bine geriledi. 1,1 milyon çiftçi ise muafiyet belgesi alarak sistemin dışına çıktı.
Tarımın sürdürülebilirliği ve kırsalda yaşamın devamı için çiftçilerimizin sosyal güvenlik sistemine dâhil edilmesi zorunludur. Bu nedenle: Tarım BAĞ-KUR primleri düşürülmeli, genç ve kadın çiftçilerimize yönelik özel sosyal güvenlik destekleri sağlanmalıdır.”

“Hayvancılıkta var olan potansiyelimizi tam anlamıyla kullanamıyoruz”
“Ülkemiz, üzerinde bulunduğu coğrafya sayesinde hayvansal üretimde büyük bir potansiyele sahip. Üreticilerimiz, büyükbaş ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinden kanatlı yetiştiriciliğine, arıcılıktan ipekböceği yetiştiriciliğine kadar ülkemizin hayvansal gıda arzını sağlamak için birçok alanda üretmeye devam ediyor.
Ancak yem başta olmak üzere birçok maliyet her geçen gün artarken bunun yanında düşük kalan üretici fiyatları hayvancılıkta var olan potansiyelimizin tam anlamıyla kullanılmasına engel oluyor. Hayvancılığın ayakta kalabilmesi, hayvansal gıda arzında sıkıntı yaşanmaması, ancak üretilen ürünlerin yeterli ve güvenceli bir pazara sahip olmasıyla mümkün.
Özellikle sektörde rekabet etme şansı bulunmayan küçük aile işletmelerinin yeterli geliri elde etmesi sağlanmalı, üretimi bırakarak kırsaldan göç etmesinin de önüne geçilmeli.” 

“Biz üretmezsek Türkiye aç kalır”
“Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak her zaman söylediğimiz gibi: “Biz üretmezsek Türkiye aç kalır”
Bu bilinçle, üreticilerimizin yanında olmaya, onların sesi olmaya ve toprağa emek veren herkesin hak ettiği değeri görmesi için mücadele etmeye devam edeceğiz.
Tüm çiftçilerimize doğal afetlerden uzak, bereketli bir hasat dönemi diliyor; 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü yürekten kutluyorum.”

14 Mayıs Çiftçiler Günü nedir?
14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü, tarım sektöründe çalışan çiftçilerin emeklerini takdir etmek ve onların toplumdaki önemine dikkat çekmek amacıyla kutlanan bir gündür.
14 Mayıs tarihi, 1984 yılında Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu (IFAP) tarafından “Dünya
Çiftçiler Günü” olarak ilan edilmiştir.
Temeli, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile uluslararası tarım kuruluşlarının girişimleriyle atıldı. Ancak 14 Mayıs’ın özel olarak Dünya Çiftçiler Günü olarak belirlenmesi, ilk kez Hindistan’da tarımı desteklemek için düzenlenen bir dizi etkinlik sonrası gündeme geldi.
IFAP, 1946 yılında kurulmuş ve dünya genelinde çiftçilerin haklarını savunmayı amaçlayan bir federasyondur.
Türkiye’de ise 14 Mayıs tarihi, Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu’nun (IFAP) 1984 yılında aldığı kararla çiftçilere adandı. Bu tarih, aynı zamanda Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin de kurulduğu gündür.

]]>
Çiftçi zor durumda: Elektrik-mazot-gübre fiyatları, don felaketi https://yenidunya.org/yurt/32557/ciftci-zor-durumda-elektrik-mazot-gubre-fiyatlari-don-felaketi/ Wed, 30 Apr 2025 07:29:14 +0000 https://yenidunya.org/?p=32557 Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Nisan ayı üretici market fiyatları ile girdi maliyetlerindeki değişimleri basın açıklamasında değerlendirdi.

Bayraktar, nisan ayı üretici market fiyatları ile girdi maliyetlerindeki değişimlere ilişkin, “Nisan ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 256 ile havuçta görüldü. Havuçtaki fiyat farkını yüzde 230 ile marul, yüzde 222 ile kuru soğan, yüzde 219 ile kuru fasulye ve yüzde 216 ile nohut takip etti. Nisan ayında fiyatı en fazla artan ürün markette havuç, üreticide kuru kayısı olurken, fiyatı en fazla düşen ürün hem markette hem üreticide salatalık oldu” dedi.

Açıklamadan başlıklar:
-Nisan ayında markette 39 ürünün 28’sinde fiyat artışı, 11’inde ise fiyat azalışı görüldü. Markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 43 ile karnabahar oldu.
-Nisan ayında üreticide 31 ürünün 8’sinde fiyat artışı olurken 17’inde fiyat düşüşü görüldü. 6 üründe ise fiyat değişimi olmadı. Üreticide en çok fiyat düşüşü yüzde 59 ile salatalıkta görüldü.
-2025 sezonunda yaşanan don felaketi, meyve henüz dalda çiçekteyken üreticimizin kaderini belirlemeye başladı.

Ürünlerde durum
-Yaşanan zirai don afetinden etkilenen meyvelerin başında gelen kayısıda üretici fiyatları artış gösterdi. Kayısı üreticisinin elinde yüzde 10 civarında ürün kaldığı tahmin ediliyor.
-Yaşanan zirai don, fındık fiyatını artırdı. Antep fıstığındaki fiyat artışının sebebi ise bölgede etkili olan kuraklık oldu.
-İhracatın kısıtlanması, ardından bu kısıtlamanın 15 Mayıs’a kadar ertelenmesi, piyasayı olumsuz etkiledi.
-Nisan ayında havaların sıcak gitmesi sonucu, birim alandan alınan verim arttı. Bu da salatalık, patlıcan, sivri biber ve domatesin arzını artırarak üretici fiyatlarının düşmesine neden oldu.
-Kuru soğanda ise, Çukurova bölgesinde ekim alanlarının artması ve bu yıl havaların soğuk geçmesi nedeniyle yüksek rekolte beklentisi var. Bu nedenle ilk hasat döneminde kilosu 18-20 liralardan satılan kuru soğanın fiyatı 7-8 liralara kadar düştü. İç Anadolu bölgesinde ise depolarda üreticiye ait kuru soğan çok az miktarda kaldı ve sezon kapandı.
-Donun etkisiyle elma ağaçlarından beklenen verim düştü, üreticinin elinde kalan son ürünler de depolarda tükendi.
-Limon sezonunun sonlarına gelinirken, yaşanan don afeti ve ihracat kısıtlamalarının ardından alınan erteleme kararı, limon piyasasında da önemli bir duraklama yarattı.

Elektrik fiyatları üreticiyi zorluyor
Ziraat Odalarımız aracılığıyla girdi piyasalarından aldığımız fiyat verilerine göre; Nisan ayında, Mart ayına göre DAP gübresi yüzde 1,9, amonyum nitrat gübresi yüzde 0,7 oranında artış gösterdi. Buna karşın amonyum sülfat gübresi yüzde 1,6, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 1,3, ÜRE gübresi yüzde 0,1 oranında düştü.
Geçen yılın Nisan ayına göre son bir yılda ÜRE gübresi yüzde 35,7, DAP gübresi yüzde 34,3, amonyum nitrat gübresi yüzde 32,7, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 30,5, amonyum sülfat gübresi ise yüzde 21,6 oranında arttı.
Nisan ayında, Mart ayına göre süt yemi yüzde 3,1, besi yemi yüzde 3,2, son bir yılda besi yemi yüzde 25,5, süt yemi ise yüzde 25 oranında arttı.
Elektrik fiyatları son bir yılda yüzde 47,8 oranında artarken, tarım ilacı fiyatları da yüzde 14,94 oranında arttı.
Nisan ayında mazot fiyatı aylık olarak yüzde 2,9 oranında düşmesine rağmen, yıllık yüzde 10,1 oranında arttı.
Girdi fiyatlarında yıllık bazda en fazla artış yüzde 47,8 oranıyla elektrikte görüldü.

]]>
Don afeti 65 ili etkiledi; “Çiftçilerin tüm borçları faizsiz olarak ertelensin, yeni kredi imkânları sağlansın” https://yenidunya.org/yurt/32486/don-afeti-65-ili-etkiledi-ciftcilerin-tum-borclari-faizsiz-olarak-ertelensin-yeni-kredi-imkanlari-saglansin/ Wed, 16 Apr 2025 08:57:41 +0000 https://yenidunya.org/?p=32486 Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, ülkemizin birçok bölgesinde tarımsal üretimi olumsuz etkileyen zirai don afeti ile ilgili basın açıklaması yaptı.

Don afetinin 65 ildeki zirai faaliyetleri olumsuz etkilediğine dikkat çeken Bayraktar “ Tarımsal üretimin devamlılığı için don afetinden zarar gören tüm çiftçilerimizin zararlarının karşılanması için bir fon oluşturulmalı” dedi.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar açıklamasına şu şekilde devam etti;
“10-13 Nisan’da hava sıcaklıklarının eksi 15’lere kadar düşmesiyle ülkemizin birçok bölgesinde zirai don yaşandı ve tarımsal üretimde büyük zarar meydana geldi.
İlkbaharın son donları, hemen her sezon çiftçilerimizin korkulu rüyası oldu. 65’ten fazla ilimizde etkili olan don afeti, şüphesiz ki son yıllarda tarımı etkileyen en büyük doğal afetlerden biri oldu. Zirai dondan etkilenen tüm çiftçilerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Yaşanan felaketin yalnızca çiftçileri değil tüketicilerimizi de doğrudan etkilemesi bekleniyor.

“Tüm ülkeyi etkileyen don, tarımsal üretime darbe vurdu”
Yalnızca şubat ayından bu yana 3 büyük don hadisesi gerçekleşti. Şubat ayında Mersin, Adana ve Hatay başta olmak üzere birçok ilimizde yaşanan zirai don meyve bahçelerini vurdu. Mart ayında Manisa başta olmak üzere Ege Bölgesi’ndeki birçok ilimizde yaşanan don üzüm bağlarına zarar verdi. Bu yaralar tam olarak sarılmadan gelen ve neredeyse tüm ülkeyi etkileyen don hadisesi, tarımsal üretime darbe vurdu.
Yaşanan zirai don afetiyle birlikte birçok dikili ve ekili üründe zarar meydana geldi. Malatya ve Kahramanmaraş’ta, başta kayısı olmak üzere ceviz, kiraz, üzüm, elma ve diğer meyveler; bunlara ek olarak şeker pancarı, çerezlik ayçiçeği ve yem bitkilerinde; Karadeniz Bölgesi’nde, fındık ve çay başta olmak üzere kivi, hurma ve diğer meyvelerde; Ege Bölgesi’nde, başta üzüm olmak üzere zeytin, incir, elma, ceviz, kiraz, ayva ve diğer meyvelerde; Marmara Bölgesi’nde, şeftali, ahududu, armut, sofralık zeytin, incir, kivi, nektarin, erik, kiraz, elma, ayva ve fındık gibi meyveler ile bazı ekili alanlarda; Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde, Antep fıstığı, badem, ceviz, nar, Trabzon hurması, dut ve diğer meyvelerde; İç Anadolu Bölgesi’nde, elma, armut, ayva, ceviz, kiraz, üzüm gibi meyveler ile bazı ekili alanlarda; Akdeniz Bölgesi’nde ise karpuz, patates, narenciye ve sebzelerde zarar meydana geldi.
Bu ürünlerin birçoğu ülkemizin gururu olan ihraç ürünlerimizdir. Don zararının ülkemizin gıda güvencesini sekte vurmaması ve fiyatları artırmamasını umut ediyoruz. Dondan etkilenen ürünlerin bir kısmında zararın boyutu yüzde 100’lere ulaşmış durumda. Kesin zarar oranları ise ancak hasar tespit çalışmalarının bitmesinin ardından netleşecek.
Bazı bölgelerimizde kar yağışı ve zirai don riski devam ediyor. Bu bölgelerimizde sahada yaptığımız çalışmaların ardından elde edeceğimiz verileri de kamuoyu ile paylaşacağız.” 

Doğal afetlerin sayısı artıyor
“İklim değişikliğinin de etkisiyle doğal afetlerin sayısı yıldan yıla artıyor. 2014 yılında 500 olan doğal afet sayısı 2024 yılında 1257’ye çıktı. Doğal afetlerin yalnızca sayısında değil şiddetinde de artış gözlemliyoruz. Yaşadığımız don olayı 4 gün sürdü ve halen daha don riski devam eden yerler var.
Sezona zaten borçla başlayan ve tek geçim kaynağı tarımsal üretim olan çiftçilerimiz, doğal afetler sebebiyle telafisi zor zararlarla karşı karşıya kaldı. Tarımsal üretimin devamlılığı ve kırsaldan göçün önlenmesi için don afetinden zarar gören tüm çiftçilerimizin zararlarının karşılanması amacıyla bir fon oluşturulmalı; çiftçilerimize nakit yardımı ve girdi desteği verilmelidir, bankalara ve Tarım Kredi Kooperatifleri’ne olan tüm borçları faizsiz olarak ertelenmeli ve yeni kredi imkânları açılmalıdır.”

]]>