bilimsel eğitim – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Mon, 03 Mar 2025 10:04:46 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.5 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png bilimsel eğitim – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Ankara Tandoğan’da tamamlandı https://yenidunya.org/emek-gundemi/32231/egitim-is-cumhuriyet-ve-emek-yuruyusu-ankara-tandoganda-tamamlandi/ Sun, 02 Mar 2025 16:35:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=32231 Eğitim-İş’in, 1 Şubat’ta ”Atatürk devrimleri, emeğin onuru, laik eğitim ve aydınlık bir gelecek için” sloganıyla Birinci Meclis önünden başlattığı ”Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü”, Ankara Tandoğan Meydanı’nda gerçekleştirilen “Cumhuriyet ve Emek Mitingi” ile sona erdi.
Cumhuriyet ve Emek Mitingi, Tekirdağ’dan Polatlı’ya yürüyen eğitim emekçileri kortejinin Tandoğan Meydanı’na girmesi ile başladı. Binlerce yurttaşın doldurduğu alanda coşkulu bir şekilde karşılanan eğitimciler, “Silahımız kalemimiz, karanlığı yeneceğiz” sloganı atarak kalemlerini kaldırdı.
Eğitim-İş Genel Başkanımız Kadem Özbay, mitingde yaptığı açıklamada, “Eşitliğin olmadığı yerde de cumhuriyet yoktur. O nedenle burada, Tandoğan Meydanı’nda, Cumhuriyet’in sevdalıları, emeğin savunucuları olarak haykırıyoruz. Biz eğitimde ve ülkede eşitlik ve adalet istiyoruz. İşitsinler diye hep birlikte haykıralım. Eşitlik, adalet istiyoruz. AKP iktidarının emekçiyi yoksullaştıran, halkı fakirleştiren, eğitimi gericileştiren politikalarına karşı susmayacağız” dedi.
Mitinge, Birleşik Kamu-İş üye ve yöneticileri, Toplumcu Kurtuluş Partisi (1920 TKP), HKP, 2021 Tüm Emekliler Sendikası ile demokratik kitle örgütleri ve siyasi partiler destek verdi.

Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Ankara Tandoğan’da tamamlandı

“Biz var olmak için cumhuriyetçi köklerinden beslenen bir nesiliz”
Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay mitingde yaptığı konuşmaya yürüyüş boyunca gittikleri illeri ve orada verilen mesajları anlatarak yaptığı konuşmada şunları dile getirdi:
Sıktığı ele, kucakladığı dosta, dokunduğu omuza, gülümsediği yüze, baktığı göze, dinlediği söze, yüreğini veren, varlığını ortaya koyan Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü’nün kahramanları merhaba!
Türkiye’nin dört bir yanından gelerek bu meydanda buluşan mücadele arkadaşlarım, fikirdaşlarım, yoldaşlarım merhaba!
Cumhuriyet’in, devrimlerin, aydınlık yolunda yürüyenler merhaba!
Haksızlıklar karşısında susmayanlar, baskılara boyun eğmeyenler, herkes için eşitlik, özgürlük ve adalet diyenler merhaba!
Biz bu yürüyüşe, karanlığa karşı bir meşale yakmak için başladık!
Biz bu yürüyüşe, hukuksuzluğa karşı adalet, sömürüye karşı hak ve halkın iradesi için başladık!
Biz bu yürüyüşe, Atatürk’ün bizlere emanet ettiği Cumhuriyet’i, laik ve bilimsel eğitimi, emeğin onurunu savunmak için başladık!
Yürüdük yollar aşınmaz dediniz biz yolları aşındırmak için değil açlık sefalet yoksulluk içinde bıraktığınız, korkuyla yönetmeye çalıştığınız karanlık bir ülkede, sözümüzle, yürüyüşümüzle, az da olsa kaldıysa, yüzünüz aşınır mı diye yürüdük.
Ve bugün, sesimize ses katanlar, düşünceleriyle duygularıyla sadece bu meydanda değiller, ülkenin dört bir yanındalar. Karanlığa, yoksulluğa, zorbalığa karşı özgürlük, eşitlik birlik mücadelesi veren her yürek bizimledir.
Nerede Atatürk’ün izinde yürüyen bir cumhuriyet sevdalısı, nerede özgürlüğe, eşitliğe, kardeşliğe sahip çıkan bir ilerici varsa, aydınlanma savaşçısı var ise biz oradayız. Bizler, Cumhuriyetçiler olarak Ankara’da, 1. Meclis’in önünde başladık yürüyüşümüze! O meclis ki, emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelesinin merkeziydi! O gün nasıl “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir!” dediysek, bugün de bu ülkenin geleceğini tarikatlara, sermayeye, tek adamlık rejimine teslim etmeyeceğiz!
Adıyaman’da deprem enkazları arasında yürüdük. Kaybettiklerimizin sesi olduk! Tarikatların okullarda yeri yok dedik, bilimsel aklın ve laikliğin önemini ve birleştiriciliğini vurguladık. Rant uğruna halkı ölüme terk edenleri unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız, affetmeyeceğiz, helalleşmeyeceğiz dedik.
Amasya’da, “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” dedik. Bugün de Cumhuriyet’i ve emek mücadelesini bizler kurtaracağız! Soma’da işçilerin acısını yüreğimizde hissettik. “301 canımızın hesabını sormadan, işçiyi köleleştiren bu düzene karşı mücadele etmeden durmayacağız!” dedik.
Tekirdağ’da, Atatürk’ün kara tahtada harf devrimini anlatan iradesine sahip çıktık. Laik, bilimsel eğitim hakkımızdır, dedik! Laik bilimsel demokratik eğitim hakkımızı haykırdık ve alacağız!
Ve Çanakkale’de, emperyalizme karşı ulus olarak direnişimizin destanını, andık. Çanakkale cumhuriyete giden yolun başlangıcıdır, önsözüdür dedik. Tüm şehitlerimizi, özel olarak da lise öğrencisiyken bu savaşa katılan şehit olan gençlerimizi andık. Onların anısının gereği olarak “Bu ülkeyi yabancı sermayeye, cemaatlere, yandaş müteahhitlere peşkeş çektirmeyeceğiz!” dedik!
Bursa’da Atatürk’ün Bursa Nutku’nda bizlere yüklediği görevle, Cumhuriyetimizin kazanımlarına sahip çıkmak için yürüdük. Eskişehir’de, Polatlı’da Kurtuluş’a giden yolda yürüdük!  Biz, Cumhuriyeti kuran cumhuriyetçi fikirlerin savunucu, bu fikirler etrafında bugünü ve geleceği kurmaya çalışan, her nesil gibi geleceğe köprü olmaya çalışan bir nesiliz. Biz var olmak için cumhuriyetçi köklerinden beslenen bir nesiliz.
Çünkü Cumhuriyetin Cumhuriyetçilerin sloganı “Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik”tir.
Özgürlük, bu ülkenin yurttaşının başkalarına zarar vermeden, başkalarının haklarını ihlal etmeden her şeyi yapabilme gücüdür. Atatürk’ün söylediği gibi “Özgürlük olmayan bir memlekette ölüm ve çöküntü vardır. Her ilerlemenin ve kurtuluşun anası özgürlüktür.” “Özgürlükten doğan buhranlar ne kadar büyük olursa olsun, hiçbir zaman fazla baskının sağladığı sahte güvenlikten daha tehlikeli değildir.” “Özgürlük bizim, cumhuriyetçilerin, devrimcilerin yaşam biçimidir”
Cumhuriyet Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilmiş, ilan edilmiş, Türk halkının özgürlük, eşitlik mücadelesiyle gerçekleşecek olan bölünmez birliğinin, mutluluğunun sözleşmesidir.
Bizim yürüyüşümüz bu sözleşmeyi ihmal eden, ortadan kaldırmaya çalışanlara karşıdır. 1. Meclis cumhuriyeti ilan etti, devrimleri ilan etti. Şimdiki Meclis maalesef ki bu devrimleri tasfiye ediyor,  Talimatla el kaldır indirden öte geçmeyen, çoğunluğun yetkisini özgürlük, demokrasi ve adalet karşısında kullanan bu Meclis,  Meclis-i Mebusanın gerisindedir.
Ama emin olun ki cumhuriyet ilelebet yaşayacak, saltanatlar yıkılacak!
Sizlere Cumhuriyetin cumhuriyetçi öğretmeni olarak sesleniyorum:
Cumhuriyet, vicdan özgürlüğünü, söz özgürlüğünü, yazma, yayınlama özgürlüğünü, bireysel özgürlüğü, siyasal özgürlüğü ve toplanma özgürlüğünü güvence altına alır. Bunları çoğaltır.
Senin vicdan özgürlüğün, inanma özgürlüğündür.
Senin inancına saygı duyulmayan yerde cumhuriyet yoktur. Vicdan özgürlüğü olmadan din özgürlüğü zaten olamaz. Laiklik dindarların, inanan inanmayan herkesi güvencesidir dinbazların istismarcıların korkulu rüyasıdır! Bugün ramazanın ilk günü bakın oruç tutan ve tutmayan arkadaşlarımız yollarda bir aradaydı, tutmayan arkadaşlar tutan arkadaşların sahuruna iftarına ibadetine eşlik etti saygı duydu onlarda tutmayanlara. Laiklik birleştirir dincilik, mezhepçilik ayrıştırır. O nedenle laik eğitim, laik Türkiye diyoruz.
Özgürlüklerin güvence altında olmadığı, çoğalmadığı yerde insan onuru da yücelemez, yüceltilemez. İnsan onurunun yüceltilmediği yerde cumhuriyet yoktur!
Yurttaşların haklarını kullanmadığı yerde eşitlik yoktur. Eşitliğin olmadığı yerde de cumhuriyet yoktur.
O nedenle burada, Tandoğan Meydanı’nda, Cumhuriyet’in sevdalıları, emeğin savunucuları olarak haykırıyoruz.
Biz eğitimde ve ülkede eşitlik ve adalet istiyoruz. İşitsinler diye hep birlikte haykıralım:

Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Ankara Tandoğan’da tamamlandı

Eşitlik, adalet istiyoruz!
AKP iktidarının emekçiyi yoksullaştıran, halkı fakirleştiren, eğitimi gericileştiren politikalarına karşı susmayacağız!
Kamu emekçisini, işçiyi, emekliyi açlık sınırına mahkûm eden, liyakatı yok eden, gençlerimizi diplomalı işsizliğe mahkum eden düzenin karşısındayız!
Bu anlattığım bir Türkiye hikayesidir. Artık eğitim görmenin, alanında uzmanlaşmanın, çok çalışmanın makbul sayılmadığı, iş bulmaya ve hayata tutunmaya yetecek kadar gelir sağlamaya yetmediği yeni Türkiye’dir.
Bu kabul edilebilir mi? Bu geleceksizlik, bu ülkenin çalışanına reva görülen değersizlik, kabul edilebilir mi? Asla kabul etmiyoruz, reddediyoruz. Bir öğretmen olarak söylüyorum ki, bunların cumhuriyet dersi eksiktir. Çünkü cumhuriyet aynı zamanda tüm yurttaşların devlet imkanlarından eşit şekilde faydalandığı sistemin adıdır. Büyük önder Atatürk’ün kimsesizlerin kimsesi olsun diye kurduğu bu Cumhuriyet’te emekçinin yoksul, haksız, hukuksuz imkânsız bırakılması asla kabul edilemez. Bizim insani koşullarda yaşama hakkımızı çaldılar,
Bizim yaşanabilir emeklilik hayalimizi çaldılar. Bizim ay sonunu bekleme halimizi, bitmeyen karakışa çevirdiler.
Bizim öğrencilerimize laik ve bilimsel eğitim verme hakkımızı çaldılar.
Eğitimden liyakati, gencecik insanlardan hak ettikleri kadroları çaldılar.
Ve şimdi bizim susmamızı bekliyorlar. Beklerler, beklesinler!
Susmadık, susmuyoruz, susmayacağız! İşitsinler diye hep beraber haykıralım:

İnsanca yaşamak istiyoruz!
Devletin anayasa gereği üstlendiği görevleri nitelikli biçimde yerine getirmeyen, getirmemekte kararlı davranan, bu nedenle ülkeyi paralel yapılanmaların arka bahçesi haline getirenlere, onları sözde sivil toplum olarak tanımlayıp ortaklık kuranlara karşı ayaktayız! Daima ayakta olacağız! Tarikat dernek de kursa, şirket de kursa tarikattır. Özgür yurttaş iradesinin sözde efendiler, şeyhler, şıhlar, gavslar tarafından teslim alındığı yerde sadece din istismarcıları vardır. Onlara sivil toplum diye cila çekenler de devlet içindeki ortaklarıdır ve bu apaçık bir gerçektir. Çünkü biliyoruz ki paralel yapılanmalar ancak devlet içine sızmış ortaklarıyla var olabilirler! Başka türlü var olma şansları yoktur!
Bizler Mustafa Kemal’in öğretmenleriyiz, eğitim emekçileriyiz!
Bizler, Atatürk’ün Bursa Nutku’nda söylediği gibi, görev verilmese de mücadele etmek zorunda olan Cumhuriyet sevdalılarıyız!
Cumhuriyetçi, devrimci, ilerici öğretmenler, eğitimciler olarak bize düşen başlıca görev, halkımıza her koşulda gerçekleri anlatmak, iktidar gücüyle yandaş medyası sarı ve işbirlikçi sendikalarıyla halkı kandırmaya çalışanlara karşı, halkı uyarmak, uyandırmaktır! İnsanımızı hayata karşı devrimci bir tavır almaya yönlendirmektir.
En kolay sömürülen insan, bilgisiz insandır!
İşte bu yüzden egemenler, geniş halk kitlelerinin nitelikli eğitim hakkını kullanmasının önüne engeller koyarlar, hatta engellemeye çalışırlar.
Biz, kültürümüz içinde yaşayan eski eğitim anlayışına karşı bilinçlendirici, uyandırıcı eğitim verdiğimiz için, baskılara, tehditlere maruz kalıyoruz. Olsun! Korkmuyoruz! Şemsi Efendi, Mustafa Kemal Atatürk’ün ilkokul öğretmeniydi. Yeni yöntemlerle eğitim verdiği için, Selanik’in egemenleri ona tam üç kez kıydılar. Ama o yılmadı! Çünkü o, Mustafa’yı, Mustafa Kemal yapan öğretmendi! Bugün tarih, Şemsi Efendi’ye kıyanları lanetliyor! Yarın da bize kıyanları lanetleyecektir! Varsın istedikleri kadar üzerimize gelsinler, biz yılmayacağız! Çünkü biz, Mustafa Kemaller yetiştirmeye devam edeceğiz!
Cumhuriyet dersi eksik olanların Osmanlı dersi de eksiktir. Çünkü nasıl ki karanlığın sonu aydınlıktır, istibdatın sonu hürriyettir. Nasıl ki Abdülhamit’in okullarından Mustafa Kemaller çıktıysa, bugün de sizin gerici, ayrıştırıcı okullarınızdan bizler, halkın öğretmenleri, var olduğumuz sürece, nice aydınlar, nice Mustafa Kemaller yetiştireceğiz. 
Yarın Cumhurbaşkanını ya da Başbakanı değil, önce bizleri sorguya çekecektir! Ve biz, tarih önünde başımız dik duracağız!
Bizi neyle suçlarlarsa suçlasınlar! Kimisi yakamızdan, kimisi paçamızdan tutsun! Halkımız bizim elimizden tutmaktadır!
Milli eğitim, milli olmaktan çıkarılıp iktidar partisine militan yetiştirme eğitimine dönüştürülmek isteniyor.
Bu meydanda olmamızın birçok sebebi var. En önemlilerinden biri budur. Bu anlayışa karşı mücadelemizi bir gün bile aksatmayacağız. Şu sorunların da acilen çözülmesini istiyoruz.
•Okullarda öğrenci ve öğretmen vardır. ÇEDES Projeleriyle devlete, okulda öğretmenlere emanet edilmiş çocukların karşısına öğretmenden başkası çıkarılamaz. Okullar öğretmenlerin ve öğrencilerindir.
•Protokollerle okulların asli görevinin dışına çıkarılması kabul edilemez.
•Zorunlu eğitimde %100 okullaşma istiyoruz. Bunu sağlamak bu devletin asli görevidir. 1,5 milyon çocuk okulda yok…
•Çocukların eğitimini okuldan ve öğretmenden uzaklaştıran her türlü uygulamanın karşısındayız.
•Okullarımızda zorunlu seçmeli dersler istemiyoruz.
•Birbiriyle kaynaşamayan farklı nesiller yetiştiren okullar istemiyoruz.
•Zorunlu eğitimde okullarımızda bir öğün yemek ve temiz su ücretsiz olmalıdır.  Ortada devlet aklı yok sağlıklı nesil sağlıklı toplum demektir.
•Öğretmenlerin göreve başlatılmasında Akademi eğitimini ve katmerli mülakatı kabul etmiyoruz. Üniversiteleri ne hale getirdiniz, diplomasız yöneticiler diplomayı değersizleştirdi. En büyük mirastır eğitim, diploma!
•Öğretmenlikte unvanlar kaldırılmalı bu ünvanlara verilen ücretler öğretmenlerin kıdem ve kademelerine göre maaşına yansıtılmalıdır.
•Atanmayan öğretmenlerin, mülakat mağdurlarının mağduriyetleri giderilmelidir. 1milyona yakın atama bekleyen öğretmen var, ayıp utanın, atamayacaksanız niye açtınız bu kadar üniversiteyi? Bu gençler aileleri sizin müşteriniz değil, olmayacak!
•Özel okul öğretmenlerinin ekonomik durumları kamu okullarındakinden az olamayacak biçime getirilmelidir. 1913 yılından 2014 yılına kadar hiçbir hükümetin aklına gelmeyen değişimi bu iktidar yaptı.  Ankara’nın Çankaya ilçesinde devlet okulundan çok, özel okul var! Ayıp, utanın! Vergiler, başta eğitim, sağlık, güvenlik içindir, sizin sarayınız lüksünüz için değil! 1.5 milyondan fazla özel okula giden çocuğumuz var. Neden? Sizden sizin zararlı fikirlerinizden dayatmalarınızdan kaçtıkları için. Siz okulların, öğretmenlerin, öğrencilerin sahibi değilsiniz.
•Zorunlu eğitim uygulayan bir ülkede proje okul adıyla nitelikli –niteliksiz okul ayrımı olmaz. Devletin görevi okullarımız arasındaki fiziki yetersizlikler gibi nitelik farkını da kaldırmaktır. Proje okulları uygulaması sizin FETÖ taktiğinizdir. Abi/abla atama modelinizdir. Keyfi atamalara son verin, liyakatsizliğiniz kurumları yozlaştırdı, çürüttü.
•Deprem bölgesinde verilen sözler tutulmadı. Öğrenciler konteynır okullarda öğrenimlerine devam etmektedir. Deprem beklenen illerimizde okullarımızın bir kısmının güçlendirilmesi hala yapılmış değildir.
•MESEM uygulaması çocuk emeğinin sömürülmesidir. Bu uygulamaya mutlaka son verilmelidir.
•AKP iktidara geldiğinde öğretmenler maaşının beşte birini ev kirasına öderken, emekli ikramiyesiyle ev, araba alabilirken şimdi maaşı neredeyse ev kirasına yetmez oldu, emekli ikramiyesiyle ev alabilmesi hayal bile değil artık.

Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Ankara Tandoğan’da tamamlandı

“Bu ileri ve geri arasında kavgadır. Biz ileri olanın yanındayız”
Bizler sizin tebliğci, kuryeci öğretmeniniz değiliz, olmayacağız.
Bunları istemek hakkımız değil mi? Bunları almak için mücadele edecek miyiz?
Cumhuriyet sevdalıları, emeği en yüce değer olarak bilenler;
Biz bu iktidarı tanıyor ve çok iyi biliyoruz. Bu insanların laiklik karşıtı, çağdaş değerlerden uzak olduklarını da biliyoruz.
Bu yüz yılda bu çağda zorunlu eğitim çağındaki çocukları cinsiyetlerine göre farklı okullarda toplayalım diyen, karma eğitimi tartışmaya açan Bakanlara, bürokratlara hoşgörüyle bakamayız.
Bu çağdışılık ile çağdaşlık arasındaki kavgadır. Biz çağdaşlıktan yanayız.
Bu akıl, bilime dayanmak ile akıl dışılık arasında bir kavgadır. Biz akıldan, bilimden yanayız.
Bu ileri ve geri arasında kavgadır. Biz ileri olanın yanındayız.
Bu insan haklarından, eğitim hakkından yana olmakla ayrıcalıklar peşinde koşanlar arasındaki kavgadır. Biz insan haklarından eğitim hakkından yanayız.
Biz kadın haklarından yanayız onlar fıtrat farklı diyerek kadını ikinci sınıf görenlerdir.
Biz ülkede birlik, yurttaşlık, eşitlik, özgürlük, kardeşlik diyoruz, hukukun üstünlüğü diyoruz. Onlar bizim taraftarlarımız, bizim hukukumuz diyor. Devletin sahibiyiz diyor. Değilsiniz. Olamayacaksınız. Cumhuriyet halk demektir, cumhuriyetin sahibi de halktır. Biz kurduk biz yaşatacağız.
Burada bulunuşumuz, tüm Türkiye için, gelecek için Cumhuriyetten ve emekten yana hem bir direniş, hem de çağrıdır.
Cumhuriyeti savunacak,
Emeğin hakkını koruyacak,
Özgür, eşit, laik bir ülke için mücadele edecek miyiz? 
O zaman
Yaşasın emek!
Yaşasın özgürlük, eşitlik ve kardeşlik!

Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Ankara Tandoğan’da tamamlandı

Yaşasın cumhuriyet!
Cumhuriyet ve emek mücadelesinde omuz omuza yürümeye devam edeceğiz! Ve çaresi yok biz kazanacağız. Birlikte kazanacağız!
“Türk milleti bundan sonra başında tacidar kabul etmez, başında hiçbir şahsın hakimiyetini kabul etmez” diyen Vasıf Çınar’a selam olsun! “Benim en büyük ülküm yurdun cennet olması” diyerek yurt sevgisini her şeyin üstünde tutan Hasan Ali Yücel’e selam olsun!
“Memlekette, mektep bulamayan bir çocuk bırakmayacağım” diyen Mustafa Necati’ye selam olsun!
Dünyada Başöğretmen ünvanlı tek lider, Cumhuriyetçi, devrimci, ebedi önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’e selam olsun, selam olsun, selam olsun!
Bize destek olan ve bizimle burada bulunan siz değerli dostlara devrimcilere ilericilere cumhuriyetçilere selam olsun!”

]]>
Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Sakarya Polatlı’da! https://yenidunya.org/emek-gundemi/32212/egitim-is-cumhuriyet-ve-emek-yuruyusu-sakarya-polatlida/ Fri, 28 Feb 2025 15:04:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=32212 Polatlı’dan Tandoğan’a: Cumhuriyet için omuz omuza!

Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” inatla, kararlılıkla devam ediyor.
Eğitim-İş yönetici ve üyeleri bugün (28 Şubat) Sakarya Polatlı’da halkla buluştu.
“Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” kapsamında yapılan konuşmalarda, tarihimizin en büyük direnişlerinden birine sahne olan Polatlı’da, Kurtuluş Savaşı’ndan Cumhuriyet’in kuruluşuna uzanan süreci ve bu sürecin bize kazandırdığı değerler hatırlatıldı.

“Buradayız, çünkü burası direnişin ve zaferin simgesi olan yerdir”
Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay Kaymakamlık binası önünde yapılan açıklamada şunları dile getirdi:
“Bugün burada, tarihin dönüm noktasında, Kurtuluş’un ve Kuruluş ’un kavşak noktasındayız! 
Buradayız, çünkü burası yalnızca bir coğrafya değildir; bağımsızlık için destan yazılan, Cumhuriyet’in harcının karıldığı, direnişin ve zaferin simgesi olan yerdir!
Burası Polatlı!
Burası Sakarya!
Burası “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır!” diyenlerin vatanıdır!
Bundan 103 yıl önce, burada bir millet küllerinden doğdu.

Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Sakarya Polatlı’da!

“Cumhuriyet; özgürlüktür, eşitliktir, kardeşliktir, birlik ruhudur, gelecektir, aydınlıktır, emeği en yüce değer bilmektir”
Sakarya Meydan Muharebesinin siperlerinde, sadece düşmana karşı değil, karanlığa karşı da direniş vardı. İşte o direniş, Cumhuriyet’in ilk kıvılcımını çaktı, özgürlüğümüzü, eşitliğimizi ve bağımsızlığımızı müjdeledi!
Burada toplanmamız tesadüf değildir. Çünkü biz, o büyük mücadeleyi verenlerin torunları olarak, zaferden doğan Cumhuriyet’i ve onun emekle yükselen değerlerini savunmak için buradayız!
Çünkü biz biliyoruz ki Cumhuriyet; Sadece bir yönetim bicimi değil, özgürlüktür, eşitliktir, kardeşliktir, birlik ruhudur, gelecektir, aydınlıktır, emeği en yüce değer bilmektir. 
Ama bugün görüyoruz ki, Cumhuriyet’in mirasını yağmalamak, halkın alın terini yok saymak isteyen bir anlayış̧ egemen hale gelmiştir.
Gençlerin hayalleri ellerinden alınıyor. Kadınların eşitlik mücadelesi görmezden geliniyor. Emekçilerin hakkı gasp ediliyor. Özgürlükler yok ediliyor, ülke çağın evrensel değerlerinden uzaklaştırılıyor, geriye götürülüyor

“Cumhuriyet’i savunacağız!”
Biz buradayız!
Biz, Atatürk’ün emanetine sahip çıkanlarız! Biz, bağımsızlık için direnenleriz! Biz, Cumhuriyet’i ve emeği savunanlarız!
Ve şimdi buradan, Polatlı’dan, tüm yurttaşlarımıza, tüm mücadele arkadaşlarımıza, Türkiye’nin dört bir yanındaki Cumhuriyet sevdalılarına sesleniyoruz:
1 Mart’ta, Tandoğan’da, Cumhuriyet’e ve emeğe sahip çıkan milyonlarla buluşmaya hazır mısınız?
1 Mart’ta, Tandoğan’da, hep birlikte haykırmaya var mısınız?
O halde buradan söz veriyoruz: Cumhuriyet’i savunacağız!”

]]>
Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Eskişehir’de https://yenidunya.org/emek-gundemi/32177/egitim-is-cumhuriyet-ve-emek-yuruyusu-eskisehirde/ Thu, 27 Feb 2025 14:04:14 +0000 https://yenidunya.org/?p=32177 Eğitim haktır, emek kutsaldır, cumhuriyet vazgeçilmezdir!

Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” bugün Eskişehir’e vardı.
Eğitim-İş’in başlattığı “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” il il halkı laik Türkiye, bilimsel eğitim kazanımlarımızı korumaya çağırıyor.
Eskişehir İnönü Cumhuriyet Meydanı’nda bir araya gelen Eğitim-İş üyeleri Anıt Park’a yürüdü.
Meydanda toplanan eğitim emekçileri iktidarın gerici uygulamalarına karşı yine kalemlerini kaldırdı.
Anıt Park önünde Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay meydanda bir açıklama yaptı. 

“Meydanının adı Cumhuriyet, ama Atatürk büstü yok”
Milletin makus tarihini yenme iradesini gösterdiği İnönü’de olduklarını söyleyen Özbay, “Cumhuriyet meydanındayız. Buranın adının değişmesi bile tartışılmış. Stadyum, hastane ve üniversitelerdeki Atatürk ismine bile tahammülünüz yok. Burada bu meydanın adı Cumhuriyet meydanı olarak kalacak. Adı Cumhuriyet meydanı ama bir tek Atatürk büstü yok. Hatta meydandaki yazıya bakıyoruz, Mustafa Kemal Atatürk yazısındaki ‘M’ harfi düşmüş. Bunun basit bir hata olmadığını ülke genelindeki uygulamalarınızdan net bir şekilde görüyoruz. Alanda mücadele ederiz ama halkın eğitimcileri olarak bütün yaptıklarınızı, yapmak istediklerinizi gerçekleriyle halka anlatacağız. Halk gerçek yüzünüzü görecek.” ifadelerini kullandı.

Özbay açıklamasına şu sözlerle devam etti:
“Cumhuriyet, eşitliktir, özgürlüktür, halkın kendi kaderini tayin etmesidir!”
“Cumhuriyet’in temellerinin atıldığı, bağımsızlık mücadelesinin en çetin anlarının yaşandığı bu yerde, büyük bir coşku ve kararlılıkla bir araya gelmiş bulunuyoruz! Eskişehir, Kurtuluş Savaşı’nın en kritik anlarında olduğu gibi, bugün de vatan, bağımsızlık ve emek için omuz omuza durmanın onurunu yaşıyor!
Birinci ve İkinci İnönü Savaşları, yalnızca askeri zaferler değil, milli direnişin, inancın ve bağımsızlığa olan sarsılmaz bağlılığın sembolü oldu! Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi, “Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makûs talihini de yendiniz.” Eskişehir, makus talihin yenildiği, kurtuluş için zafer adımlarının atıldığı yerdir. 
İnönü Savaşları, esaret altına alınmak istenen bir milletin, küllerinden doğarak ayağa kalktığı bir dönüm noktasıdır! Yorgun ama mücadeleye inanmış halkımız tarih yazmış; bağımsızlık aşkını, Cumhuriyet’in şanlı bayrağına işlemiştir! İşte bizler de bugün burada, o şanlı direnişi ve azim dolu mücadeleyi anmak ve geleceğe taşımak için bulunuyoruz!
Cumhuriyet, yalnızca bir yönetim biçimi değildir! Cumhuriyet, eşitliktir, özgürlüktür, halkın kendi kaderini tayin etmesidir! O, bir milletin bilek gücüyle, alın teriyle, emeğiyle var ettiği büyük bir devrimdir!
Bizler, bugün burada attığımız her adımla, Cumhuriyet’in değerlerine ve emekle inşa edilen geleceğimize sahip çıkıyoruz! Bu yürüyüş, gelecek nesillere devredeceğimiz bir emanetin ifadesidir!

Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Eskişehir’de

“Cumhuriyet’in temel taşı emektir!”
Eskişehir’in aydınlık yüzlü insanları, şunu iyi biliyoruz ki Cumhuriyet’in temel taşı emektir! O emek ki, vatanı için canını ortaya koyanların, toprağı işleyen çiftçilerin, fabrikada üreten işçilerin, öğrencinin, öğretmenin ve memleketin her bir ferdinin alın teridir! Cumhuriyet, bu emekle büyümüş, bu emekle yükselmiştir!
Eskişehir aynı zamanda aydınlanma ışığının yandığı yerlerden biridir! İlk iki Köy Enstitüsü’nden biri, 1937’nin Ekim ayında “Köy Öğretmen Okulu” adıyla Eskişehir Çifteler’de açılmıştır. Köy Enstitüleri, eğitimin ve aydınlanmanın ışığını Anadolu’nun dört bir yanına taşımış, Cumhuriyet’in özgürlük ve bilgelik meşalesini yakmıştır!
Ancak bugün, Köy Enstitülerinin aydınlanma ruhuna, zorunlu eğitimi ve karma eğitimi kaldırma girişimleriyle gölge düşürülmek istenmektedir! Oysa 3 Mart 1924 Devrim Yasaları, eğitimi çağdaş, laik ve bilimsel temeller üzerine oturtmuş; halkın her kesiminin eşit eğitim hakkına sahip olmasını sağlamıştır! Eğitimde geriye dönüş çabalarına karşı, Köy Enstitülerinin yaydığı aydınlanma ışığını sonsuza dek yaşatmak ve savunmak bizim görevimizdir!

“Zorunlu eğitim kesintisiz ve kamusal bir hak olmalıdır!”
Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2012-2013 eğitim-öğretim yılında uygulamaya koyduğu 4+4+4 eğitim sistemi, eğitimi parçalı hale getirerek büyük bir kaosa yol açmış, yıllar içinde derin yapısal sorunlar yaratmıştır. Bu sistem, eğitimi niteliksizleştirmiş, çocuk işçiliğini teşvik etmiş ve özellikle kız çocuklarını eğitimden koparmıştır. Son olarak, bazı gerici platformlar tarafından düzenlenen çalıştaylarda, 12 yıllık zorunlu eğitimin “dayatma” olarak tanımlanması ve çocukların meslek edinmeleri ve yuva kurmaları önünde engel olarak gösterilmesi, AKP’nin eğitimi tamamen piyasalaştırma ve gericileştirme projesinin bir parçasıdır.
Zorunlu eğitim kesintisiz ve kamusal bir hak olmalıdır!Anayasada bir hak ve devletin yükümlülüğü olarak tanımlanan eğitim, AKP iktidarı tarafından bir “yük” olarak görülmekte; eğitimi özelleştirerek, kesintili hale getirerek, zorunlu eğitimin süresini kısaltarak bu yükten kurtulmaya çalışmaktadır. Bu girişimler, yoksul ve dezavantajlı kesimlerin eğitim hakkını gasp etmektedir. Çocukların erken yaşta eğitimden kopmalarına neden olacak bu düzenlemelere asla geçit verilmemelidir!
Bu nedenle, Cumhuriyet ve emek mücadelesine sahip çıkmak, yalnızca geçmişi anmak değil, aynı zamanda geleceği korumak anlamına gelmektedir. Bugün burada verdiğimiz mesaj nettir: Eğitim haktır, emek kutsaldır, Cumhuriyet vazgeçilmezdir!
Birlikte mücadele etmeye, birlikte üretmeye ve birlikte aydınlık yarınlar kurmaya devam edeceğiz! Daha adil, daha eşit ve daha güçlü bir Türkiye için mücadelemiz sürecek!
Cumhuriyet’in ışığında, emeğin gücüyle, hep birlikte!
Yaşasın bağımsızlık! Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın emek!”

Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Eskişehir’de
]]>
Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Bursa’da! https://yenidunya.org/emek-gundemi/32172/egitim-is-cumhuriyet-ve-emek-yuruyusu-bursada/ Wed, 26 Feb 2025 17:05:37 +0000 https://yenidunya.org/?p=32172 Bursa Nutku’ndan aldığımız görevle Cumhuriyetimize sahip çıkıyoruz! 

Eğitim-İş, “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” bugün Bursa’dan ses verdi.
Bursa Fomara Meydanı’nda yapılan basın açıklamasına, Eğitim-İş yönetici ve üyeleri ile Birleşik Kamu-İş Genel Başkanı Orhan Yıldırım, CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Genel Sağlık-İş, Tüm Yerel Sen, Tüm Emekliler Sendikası, ADD, ÇYDD il örgütleri katıldı.

Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay’ın burada açıklama yaptı.
“Bugün burada Cumhuriyetimize, bağımsızlığımıza, emeğimize ve gelecek nesillerimize sahip çıkmak için buluştuk!” diyen Özbay, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere emaneti olan Cumhuriyetimizi savunmak, onu yükselterek daha ileri taşımak için buradayız!” sözleriyle konuşmasına devam etti.

“Tarih boyunca kaç lider tüm umudu gençliğe bağlamıştır?”
Bugün burada bir söz veriyoruz: Cumhuriyetimi kimseye teslim etmeyeceğiz! Onu yozlaştırmak isteyenlere, devrimleri unutturmak isteyenlere, halkı yoksulluğa mahkum edenlere, özgürlüklerimizi kısıtlayanlara geçit vermeyeceğiz! 
Tarih boyunca kaç lider, devletinin bile zayıflığa düşebileceğini görerek, gelecekteki iktidarların yozlaşabileceğini hesaba katıp, tüm umudu gençliğe bağlamıştır? Kaç lider, gençleri yalnızca birer takipçi değil, ülkenin kaderini değiştirecek güç olarak görmüştür? Atatürk, gelecek iktidarlar konusunda yanılmamış, gençliği de Cumhuriyetin en büyük teminatı olarak görmüştür ve haklı çıkmıştır!

“Bizim silahımız kalemlerimizdir”
Atatürk, 5 Şubat 1933’te Bursa Nutku’yla bizlere şu tarihi görevi vermiştir:
“Türk genci devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimi ve devrimlerin anlamını, değerini kavramış, benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, ‘Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, adalet örgütü vardır’ demeyecektir. Hemen işe karışacaktır. Eliyle, diliyle, gerekirse silahıyla.”
Bizim silahımız kalemlerimizdir; çünkü bizler yeni nesilleri aklın ve bilimin ışığında yetiştirerek karanlığa karşı mücadele ediyoruz!
Biz öğretmenleriz, eğitim emekçileriyiz! Geleceği şekillendiren elleriz! Her dersimizde özgür düşünmeyi, sorgulamayı, bilimi ve Cumhuriyet değerlerini aşılıyoruz. Çünkü biliyoruz ki eğitim, bağımsız ve çağdaş bir toplumun en güçlü teminatıdır.
Biz çocuklarımızı gençlerimizi cehaletin, dogmaların ve baskının pençesine bırakmayacağız! Onları, Atatürk’ün gösterdiği çağdaş medeniyet yolunda ilerleyen, sorgulayan, üreten bireyler olarak yetiştireceğiz!

“Halkın vicdanı susturulamaz, sindirilemez, teslim alınamaz!”
Bizler yılmayacağız! Okullarımızı gericiliğin değil, bilimin yuvası yapacağız! Eğitimi tarikatlara, cemaatlere teslim edenlere geçit vermeyeceğiz!
Çünkü bizim mücadelemiz, Cumhuriyetimizin ve geleceğimizin mücadelesidir!
Baskıya, zulme, adaletsizliğe boyun eğmeyeceğiz! Omuz omuza verdiğimizde, hiçbir güç bizi yolumuzdan döndüremez!
Halkın vicdanı susturulamaz, sindirilemez, teslim alınamaz!
Bugün burada, bu bilinç ve kararlılıkla bir araya geldik! Cumhuriyetimizi, özgürlüğümüzü, emeğimizi, geleceğimizi koruyacağız! Çünkü biz bu vatanın gerçek sahipleriyiz!
Ey halkın vicdanı, ey Cumhuriyetin evlatları! 
Bursa Nutku’ndan aldığımız bu görevle omuz omuza yürüyoruz! Cumhuriyetimizi koruyacak, demokrasiye, laikliğe ve sosyal adalete sahip çıkacağız! 
Çünkü AKP iktidarı, Cumhuriyetin kazanımlarını yok etmeye, halkı baskı altında tutmaya, emekçiyi sömürmeye devam ediyor. Hukukun üstünlüğü ayaklar altına alınıyor, adalet saraylarında ranta hizmet ediliyor, basın susturuluyor, kadın hakları yok sayılıyor, eğitim gericileştiriliyor, doğa talan ediliyor! 

Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Bursa’da!

“Açlık sınırında yaşamaya zorlanan milyonlar olarak, bu düzenin sürdürülemez olduğunu haykırıyoruz!”
Ekonomi çökmüş, halk açlık sınırında yaşamaya mahkûm edilmiştir. İşçiler, emekçiler sefalet içinde, emekliler aç, gençler işsiz, kadınlar güvencesizdir! Öğretmenlerimiz güvencesiz çalışma koşullarına mahkûm edilmekte, meslek onurları hiçe sayılmaktadır. AKP’nin yandaş kayırmacılığı, halkı yoksulluğa ve çaresizliğe mahkûm etmektedir. Kamu kaynakları sermayeye peşkeş çekilirken, halktan alınan vergilerle bir avuç imtiyazlı azınlık beslenmektedir.
Ekonomik krizle her geçen gün ağırlaşan hayat koşulları, temel ihtiyaçlarımızı bile karşılayamaz hale gelmemize yol açmıştır. Açlık sınırında yaşamaya zorlanan milyonlar olarak, bu düzenin sürdürülemez olduğunu haykırıyoruz!

“Laikliğin yok edilmesi demek, bir toplumun karanlığa sürüklenmesi demektir”
Bugün eğitim, Milli Eğitim Bakanlığı’nın eliyle, cemaat ve tarikatların insafına terk edilmektedir. Okullar, devletin denetiminden çıkarılarak, çeşitli protokoller ve etkinlikler bahanesiyle tarikatlara açılmıştır. Çocuklarımız, yasal olmayan sıbyan mekteplerine, medreselere yönlendirilmekte, zorunlu eğitim sistemi tarikatların keyfine göre şekillendirilmektedir.
Eğitimin temel ilkeleri, laiklik ve bilimsel eğitim doğrudan bakanlık eliyle yok edilmekte, okullar liyakatsiz kadrolar aracılığıyla gericiliğin üssü haline getirilmektedir. Laiklik, yalnızca bir tercih değil, bu ülkenin bir arada kalmasının, bağımsızlığının ve çağdaşlaşmasının en temel güvencesidir! Laikliğin yok edilmesi demek, bir toplumun karanlığa sürüklenmesi demektir.
Bizler bunlara sessiz kalmayacağız! Bizler Cumhuriyetimizin ve halkımızın onurunu hiç kimseye çiğnetmeyeceğiz! 
Emekçiler, öğrenciler, Cumhuriyet aşıkları!
Gözlerinizdeki ateş sönmeyecek, sesiniz asla kısılmayacak! Güçlüyüz, haklıyız, kararlıyız! Bu ülke bizim! Bu vatan bizim! Cumhuriyet bizim!
Yaşatacağız! Yaşatacağız! Yaşatacağız!
Yaşasın Cumhuriyet!
Yaşasın Atatürk devrimleri!

]]>
Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Çanakkale’de! https://yenidunya.org/emek-gundemi/32168/egitim-is-cumhuriyet-ve-emek-yuruyusu-canakkalede/ Tue, 25 Feb 2025 14:47:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=32168 Laik ve bilimsel eğitimi ortadan kaldıran düzene karşı yürüyoruz…

Eğitim-İş’in, Tekirdağ’dan başlattığı “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Çanakkale’de devam etti.
Gelibolu’da, Gazi Süleymanpaşa Meydanı’nda toplanan kortej buradan Gelibolu’daki Atatürk Anıtı’na doğru yürüdü. Yürüyüş boyunca iktidarın eğitim ve hukuk politikaları alkışlarla ve sloganlarla protesto edildi.
Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, Çanakkale Cumhuriyet Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Özbay, “Bugün burada bağımsızlık ve antiemperyalizm ruhunu yeniden yükseltmek, Cumhuriyetimizin temelini oluşturan özgürlük, eşitlik ve emek mücadelesini bir kez daha haykırmak için toplandık. Laik ve bilimsel eğitimi ortadan kaldıran düzene karşı yürüyoruz…” dedi.

“Kurtuluşa ve cumhuriyete giden yolun ön sözünün yazıldığı yerdeyiz”
Özbay, “Laik ve bilimsel eğitimi ortadan kaldıran, çocuklarımızı tarikatların kucağına iten, yoksullaştırdıkları halkın sırtından geçinen bu düzene karşı yürüyeceğiz” dedi.
Yürüyüş öncesi yapılan eylemleri anlatarak sözüne başlayan Özbay, “Kurtuluşa ve cumhuriyete giden yolun ön sözünün yazıldığı yerdeyiz. Çanakkale’de 189 binin üzerinde insanımızı kaybettik. Kadını erkeği o cephedeydi. Cumhuriyet öyle kazanıldı. Bugün ne oluyor peki? Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı Çanakkale’ye 110 bin çocuk getirecek ama kriter ne ? Kız ve erkek çocukları ayrı getirilecek. Çocuk yaştaki kız ve erkeğin yan yana oturmasından rahatsız oluyorsanız siz kadın ve erkeğin aynı sokakta gezmesinden de rahatsızsınız. Zihniyetizde sorun var” diye konuştu.

Eğitim-İş “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” Çanakkale’de!

“Bize düşen bir sorumluluk var: Çocuklara, geleceğe, cumhuriyete sahip çıkmak”
Her yıl asgari ücretin altında yüz bin ücretli öğretmenin ‘mevsimlik işçi’ gibi çalıştırılmasına tepki gösteren Özbay, “Çocuklar öğretmen bekliyor. İktidar kamusal hizmetini yerine getirmiyor. Özel okullar yüzde birden yüzde 20’ye çıkmış. Eğitim enflasyonunun en fazla hissedildiği ülkeyiz. Laik ve bilimsel eğitimi ortadan kaldıran, çocuklarımızı tarikatların kucağına iten, yoksullaştırdıkları halkın sırtından geçinen bu düzene karşı biz yürüyeceğiz” dedi.
Her yerde eğitimin sorunlarını cesaretle dile getirdiklerini söyleyen Özbay, “Giresun’a gittik spor lisesi var salonu yok. Kayseri’de bir okulun kaloriferi yanmıyor, okul pislik içinde ama yan tarafta tertemiz imam hatip lisesi var” dedi. Gelibolu’da geçen yılın sonunda meydana gelen deprem sonucu Gelibolu Anadolu Lisesi’nde depremden sonra çatlaklar oluştuğuna fakat hala güçlendirme yapılmadığına da dikkat çeken Özbay, “Gelibolu’da Denizcilik Lisesi var denizle bağı yok. Komik bir fıkra gibi ama acı bir gerçek. Siz bu ülkenin çocuklarını düşünmüyorsunuz.  Bize düşen bir sorumluluk var: Çocuklara, geleceğe, cumhuriyete sahip çıkmak. Bu da en başta eğitime sahip çıkmakla olur” ifadelerini kullandı.

]]>
Eğitim-İş, “Cumhuriyet ve Emek yürüyüşünü” Tekirdağ’dan başlattı https://yenidunya.org/emek-gundemi/32151/egitim-is-cumhuriyet-ve-emek-yuruyusunu-tekirdagdan-baslatti/ Mon, 24 Feb 2025 15:47:29 +0000 https://yenidunya.org/?p=32151 Cumhuriyetimizin aydınlık yolunda yürümeye, emek ve eğitim mücadelesini sürdürmeye devam ediyoruz!

Eğitim İş, Tekirdağ’dan Cumhuriyet’in kurucu değerlerine, Atatürk ilke ve devrimlerine bağlılıklarını vurgulamak amacıyla “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü” başlattı.
Eğitim-İş üyeleri yürüyüş güzergahında Çanakkale, Bursa, Eskişehir ve Polatlı’da etkinlikler düzenleyecek. Yürüyüşün 1 Mart’ta Ankara Tandoğan Meydanı’nda gerçekleştirilecek “Cumhuriyet ve Emek Mitingi” ile sona ermesi hedefleniyor.
Tekirdağ Sahil Atatürk Anıtı önündeki basın açıklamasına Eğitim-İş yöneticileri, Birleşik Kamu-İş Genel Başkanı Orhan Yıldırım ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Eğitim-İş şube ve temsilcilikleri yönetim kurulu üyeleri, CHP Tekirdağ Milletvekilleri Nurten Yontar ve İlhami Özcan Aygun, CHP Tekirdağ İl Başkanlığı, ADD, ÇYDD ve 29 Ekim Kadınları Derneği temsilcileri, Süleymanpaşa Kent Konseyi Başkanı Hülya Çetin, Tüm Yerel-Sen Tekirdağ Şube Başkanı Ali Şahin Gülen ve çok sayıda Eğitim-İş üyesi katıldı.
Eğitim-İş, “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü”nün başladığı Tekirdağ Sahil Atatürk Anıtı önünde bir basın açıklaması yaptı. Açıklamanın ardından, kortej sloganlar eşliğinde Şarköy’e yürüyüşe geçti.

Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü programı şu noktalarda gerçekleştirilecek:
-25 Şubat salı saat: 12.30 Gelibolu Gazi Süleyman Paşa Meydanı
-25 Şubat salı saat: 17.30 Çanakkale merkez Cumhuriyet Meydanı
-26 Şubat Çarşamba saat: 12.30 Balıkesir Bandırma Toplanma İDO önü
-26 Şubat Çarşamba saat: 17.30 BURSA Merkez Fomara meydanı (Şehreküstü)
-27 Şubat Perşembe saat: 12.30 Eskişehir İnönü İlçesi Anıt Park
-27 Şubat Perşembe saat: 17.30 Eskişehir merkez Ulus Anıtı
-28 Şubat Cuma saat: 16.00 ANKARA POLATLI ilçesi Kaymakamlık önü
-01 Mart Cumartesi saat: 11.30 Yürüyüş kolu ile Beşevlerden Tandoğan’a yürüyüş, saat: 12.00 Tandoğan meydanı miting. Saat: 15.30 Anıtkabir.

Eğitim-İş, “Cumhuriyet ve Emek yürüyüşünü” Tekirdağ’dan başlattı

“Laik ve bilimsel eğitim vazgeçilmezimizdir!”
Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay’ın yürüyüş öncesi açıklama yaptı: 
Değerli Yurttaşlar, Cumhuriyet Sevdalıları,
Bugün burada, büyük bir iradeyle aklın ve bilimin yolunda yürüyen Cumhuriyet’in evlatları olarak toplandık. Yolumuz, Atatürk’ün aydınlanma meşalesini yaktığı, harf devrimini ulusuna anlattığı Tekirdağ’dan başlıyor! Bu topraklar, bir devrimin izlerini taşır; bugün de bizler, o izlerin silinmesine asla izin vermeyeceğimizi haykırmak için buradayız! 
“Dünyada her şey için, maddiyat için, maneviyat için, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki mürşit ilimdir, fendir.” diyen Mustafa Kemal Atatürk, bu ülkenin geleceğini aklın ve bilimin ışığında inşa etti. Harf devrimi, işte bu büyük hedefin en önemli adımlarından biriydi. Cehaletin zincirlerini kırmak, halkı karanlıktan aydınlığa çıkarmak için atılmış dev bir adımdı. Bugün buradan bir kez daha ilan ediyoruz: Laik ve bilimsel eğitim vazgeçilmezimizdir!

“Öğrenciler tarikat yurtlarında gericilerin, MESEM’lerde sermayenin kucağında kaderlerine terk edildiler!”
Ancak, tam da bu yüzden buradayız! Çünkü bugün Türkiye’de, Cumhuriyet’in en büyük kazanımlarına sistematik bir saldırı düzenleniyor. AKP iktidarı, eğitim sistemini bilimsellikten uzaklaştırarak, gerici müfredatlarla yeni nesilleri karanlığa mahkum etmeye çalışıyor. Eğitimi bir ticaret haline getiren, çocuklarımızı cemaatlerin kucağına atmak isteyen bu düzene karşı susmayacağız! Öğrencileri tarikat yurtlarında gericilerin, MESEM’lerde sermayenin kucağında kaderlerine terk edenler, halkı açlık sınırında yaşamak zorunda bırakanlar bilsin ki, Cumhuriyet öğretmenleri asla boyun eğmez!
Emeğin hakkını savunanlar da burada! İşçiler, emekçiler, öğretmenler, sağlıkçılar, gençler, kadınlar… Hep birlikte haykırıyoruz: Eğitimde ve ülkede eşitlik istiyoruz, insanca yaşam istiyoruz! AKP iktidarı boyunca emeğin değeri ayaklar altına alındı, taşeron sistemle güvencesizlik dayatıldı, sendikal haklar yok sayıldı. Ama unutmasınlar ki, biz buradayız, biz bir aradayız ve bu düzeni değiştirmeye kararlıyız!

Eğitim-İş, “Cumhuriyet ve Emek yürüyüşünü” Tekirdağ’dan başlattı

“Cumhuriyet’in aydınlanma mirasına sahip çıkmaya çağırıyoruz!”
“Efendiler! Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler memleketi olamaz.” diyen Atatürk’ün sözleri bugün de yolumuzu aydınlatıyor. Laik eğitime ve emeğe sahip çıkmak, bu Cumhuriyet’in evlatları olarak en büyük sorumluluğumuzdur!
Tekirdağ’dan başlattığımız bu yürüyüş, yalnızca bir adım değil, bir direniştir! Bütün yurttaşlarımızı, aklın ve bilimin yolunda birleşmeye, Cumhuriyet’in aydınlanma mirasına sahip çıkmaya çağırıyoruz!
Buradan yürüyeceğiz! Sokaklar aşınmayacak biliyoruz. Ama aşınacak yüzleri kaldıysa, Cumhuriyet değerlerini, laik ve bilimsel eğitimi aşındırmaya çalışanların, emeği sömürenlerin, halkı açlığa ve sefalete mahkum edenlerin, eğitimi gericileştirenlerin, eğitimi bir ticaret aracı sayanların, halkı cahil bırakarak ülkeyi sömürmek isteyenlerin suratları aşınacak. En gür sesimizle bağıracağız. İşitmezlerse, bizi işiten halkımız, onlara işittirmesini bilecek!
AKP’nin emekçileri yoksulluğa iten, halkın alım gücünü yok eden, eğitimde eşitsizliği derinleştiren politikalarına karşı susmayacağız! Haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe, iş güvencesizliğine, düşük ücretlere, diplomalı işsizliğe, liyakatsizliğe, sendikasızlaştırmaya ve okullarda tarikat-cemaat yapılanmalarına karşı mücadelemizi büyüteceğiz. Eğitimde yaşanan eşitsizliklere, öğretmenlerin haklarının gasp edilmesine ve laik, bilimsel eğitimin yok edilmesine karşı direnmeye devam edeceğiz.

“Gelin, sesimize ses, gücümüze güç katın!”
Cumhuriyetimiz ve Atatürk Devrimleri, bizim en büyük rehberimizdir. Onun izinde her türlü gericiliğe, eşitsizliğe ve emeğin sömürüsüne karşı omuz omuza mücadele etmek, boynumuzun borcudur. Cumhuriyet değerlerinden asla vazgeçmeyecek, çocuklarımız ve emekçilerimiz için daha aydınlık bir Türkiye mücadelesini sürdüreceğiz.
Eğitimde laiklik, eşitlik, bilimsellik ve emeğin onurunu savunan herkesi bu onurlu yürüyüşe davet ediyoruz. Gelin, sesimize ses, gücümüze güç katın!
Cumhuriyet için, Atatürk devrimleri için, emekçilerin hakkı için, laik eğitim için, aydınlık bir gelecek için birlikte yürüyelim!
Bu mücadele hepimizin!”

]]>
Eğitim-İş: Okullarda dersi öğretmenler verir! https://yenidunya.org/emek-gundemi/31515/egitim-is-okullarda-dersi-ogretmenler-verir/ Fri, 06 Dec 2024 14:41:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=31515 Laik ve Bilimsel Eğitime aykırı ÇEDES projesine geçit vermeyeceğiz!


Eğitim-İş, “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES)” Projesi’nin İzmir’de uygulamaya geçirilmesine tepki gösterdi.
Bornova İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önünde konuşan Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, “Bu durum eğitimin laiklik ve bilimsel esaslarına açık bir saldırıdır, ÇEDES’in aslında siyasi iktidarın nesil yetiştirme projesi olduğunun kanıtıdır. Eğitim, çocuklarımızın aklını ve vicdanını özgürleştiren bir süreç olması gerekirken, siyasal iktidar bunu kendi ideolojik dayatmalarının aracı haline getirmektedir. ÇEDES’in ne çevreyle ne de değerlerle ilgisi vardır; bu proje, Milli Eğitim’i yok edip, yerine Diyanet’e bağlı göstermelik bir kurum bırakma politikalarının bir parçasıdır” dedi.

“Eğitim, çocuklarımızın aklını ve vicdanını özgürleştiren bir süreç olmalı”
İzmir Bornova’da Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından Çevreme Duyarlıyım ve Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES) Projesi kapsamında, 99 okulda imam, hatip, vaiz, müezzin ve Kur’an kursu öğreticisi görevlendirilmesi, eğitimdeki gericileşme ve siyasal kadrolaşma politikalarının geldiği tehlikeli noktayı açıkça ortaya koymaktadır.
Bu durum, eğitimin laiklik ve bilimsel esaslarına açık bir saldırıdır, ÇEDES’in aslında siyasi iktidarın nesil yetiştirme projesi olduğunun kanıtıdır. Eğitim, çocuklarımızın aklını ve vicdanını özgürleştiren bir süreç olması gerekirken, siyasal iktidar bunu kendi ideolojik dayatmalarının aracı haline getirmektedir. ÇEDES Projesi ile din görevlileri, pedagojik formasyona sahip öğretmenlerin yerine geçirilmekte, devlet okulları adeta medreseye dönüştürülmektedir.
Geçtiğimiz yıl uygulanan ancak tepkiler üzerine geri çekilen bu proje, iktidarın eğitim sistemini tarikatların ve cemaatlerin kontrolüne bırakma konusundaki ısrarını gözler önüne sermektedir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın, özel eğitim öğrencilerinin destek eğitim odaları için aylarca beklettiği, temizlik görevlilerinin maaşlarını ödeyemediği bir dönemde, ÇEDES için seferberlik ilan etmesi, önceliklerinin ne olduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Okula imam var, ama yemek yok! Okula imam var, ama temizlik malzemesi yok! 

Eğitim-İş: Okullarda dersi öğretmenler verir!

“Yapılan açıkça bir pedagojik cinayettir”
Laik eğitim sistemi, din eğitiminin bireyin ve ailesinin tercihi olması gerektiği anlayışına dayanır. Ancak ÇEDES, din ve değerler eğitimini zorla okul müfredatına dahil etmeye çalışarak Anayasa’ya aykırı bir uygulamaya dönüşmektedir. 
İmamın, vaizin okullarda işi yoktur. Siyasal İslam, okulları din üzerinden örgütlenme yeri olarak görmektedir. ÇEDES’in ne çevreyle ne de değerlerle ilgisi vardır; bu proje, Milli Eğitim’i yok edip, yerine Diyanet’e bağlı göstermelik bir kurum bırakma politikalarının bir parçasıdır.
Yapılan açıkça bir pedagojik cinayettir. Bu, ülkeye ve çocuklarımıza yapılabilecek en büyük kötülüktür. Çocuklarımızın geleceğini bu dayatmalara teslim etmeyin. Koltuklarınızdan güç almayı bırakın, arkanızdaki Başöğretmen’in fotoğrafına bakın ve bu protokolü reddedin!

ÇEDES garabetinin;
•⁠Eğitimin Atatürk ilke ve devrimlerine uygun olarak verilmesi gerektiğini belirten Anayasa’nın 42.maddesi ile kamu hizmetlerinin ancak ilgili kamu görevlileriyle verilebileceğini vurgulayan 128.maddesiyle çeliştiği için hukuksuz,
•Siyasal İslamcı ideolojiyle donanmış şahıslarla çocuklarımızı yan yana getirdiği için tehlikeli, olduğunu bir kez daha vurguluyoruz. 

“Eğitim, öğretmenlerin işidir”
İhtiyacımız olan iktadırın ideolojik bir amaç olarak kullandığı din eğitimi, değerler eğitimi değil, tüm çocuklarımızın bilimsel ve nitelikli eğitime erişimidir. 
Eğitimin niteliğini artırmak ve öğrencilerimize daha iyi bir gelecek sunmak için, acilen daha fazla rehber öğretmen ataması yapılmalıdır. Okullarda rehberlik çalışmalarının daha etkin ve sağlıklı yürütülmesini sağlayabilecek çok sayıda PDR öğretmenimiz de atama bekliyor. Atanmayan öğretmen sorunun kaynağı siyasi iktidar şimdi de herkes öğretmenin görevini yapabilir anlayışıyla öğretmenlik mesleğine hakaret etmeye devam ediyor. 
Okullar, öğretmenlerin çalışma alanıdır. Eğitim, öğretmenlerin işidir. Okulda dersleri öğretmenler verir. Herkes yerini ve haddini bilsin! Bizler tüm çocukların laik, bilimsel, çağdaş eğitim hakkına ve mesleğimizin onuruna sahip çıkacağız, her koşulda sahip çıkmaya devam edeceğiz!

“ÇEDES Projesi’ni reddediyoruz”
Eğitim-İş olarak halihazırda yargıya taşıdığımız ÇEDES Projesi’ni reddediyor ve bu hukuksuzluğa karşı mücadele edeceğimizi bir kez daha vurguluyoruz. Bu proje derhal iptal edilmelidir. Görevlendirmeler geri çekilmeli, laik ve bilimsel eğitimi yok eden her türlü uygulamaya son verilmelidir.
Okulların; cemaatlerin, tarikatların ya da herhangi bir siyasi yapının propaganda alanı haline getirilmesine asla izin vermeyeceğiz. Eğitim, hiçbir siyasi ideolojinin oyuncağı değildir ve olmayacaktır! Çocuklarımızın çağdaş, bilimsel, eşit bir eğitim alması için mücadelemizden asla taviz vermeyeceğiz.
Velilerimizi, eğitim emekçilerimizi ve yurttaşlarımızı bu gerici projeye karşı mücadeleye destek olmaya çağırıyoruz. Çocuklarımızın geleceği, laik ve bilimsel eğitimle güvence altına alınmalıdır.

]]>
Eğitim mitingine çağrı https://yenidunya.org/yurt/30081/egitim-mitingine-cagri/ Thu, 16 May 2024 08:42:09 +0000 https://yenidunya.org/?p=30081 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 18 Mayısta İstanbul Saraçhane’de ‘Büyük Eğitim Mitingi’ düzenleyeceklerini bildirdi.

Özel, sosyal medya hesabından, “18 Mayıs Cumartesi, saat 13.00’te, atanmayan öğretmenlerle, kaldırılmayan mülakat mağdurlarıyla, müfredat tartışmalarından rahatsız olan herkesle Büyük Eğitim Mitingini yapıyoruz” mesajı paylaştı.
Özel, paylaşımında parti bayrağı yerine Türk bayrağı ile miting yapacaklarına da yer verdi.

Mitinge, ‘atanamayan öğretmenler’, ‘mülakat mağdurları’, ‘laik, bilimsel, demokratik eğitim isteyen öğrenciler’, ‘okullarda can güvenliği isteyen veliler ve öğretmenler’ davet edildi.

Eğitim mitingine çağrı
]]>
Eğitim-İş’ten imza kampanyası https://yenidunya.org/emek-gundemi/29936/egitim-isten-imza-kampanyasi/ Tue, 30 Apr 2024 13:21:32 +0000 https://yenidunya.org/?p=29936 Eğitim-İş, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından kamuoyuna duyurulan “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”ne karşı “Laik ve Bilimsel Eğitimi, Atatürk’ü ve Cumhuriyeti Yok Sayan Eğitim Programına Hayır!” başlıklı bir imza kampanyası başlattı.

Kampanya duyurusu şu şekilde:
“Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”ni Geri Çekin!
Müfredatlar, eğitimin anayasasıdır! Eğitimin gerçek bileşenlerini sürece dahil etmeden, geçmişin değerlendirmesini, ihtiyaç analizini yapmadan, bilimsel tespitleri, pilot uygulaması olmadan böyle bir değişiklik yapılamaz!
Milli Eğitim Bakanlığı’nın, laik ve bilimsel eğitimi, Atatürk’ü ve Cumhuriyeti yok sayan “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” isimli müfredat taslağı, eğitim sistemimizi ideolojik bir bakış açısıyla şekillendirme tehdidi taşımaktadır. Bu taslak, bilimsel ve laik eğitimden uzaklaşarak, ezberci ve dogmatik bir eğitim anlayışını teşvik etmektedir.

Taslağa Neden Karşıyız?
•Bilimsellikten Uzaklaşma: Taslak, modern bilimin temel prensiplerini evrim teorisini yok saymakta, hurafe ve ideolojiye dayalı bir eğitim sistemi oluşturmayı amaçlamaktadır.

Laiklikten Kopma: Taslak, laik eğitim sisteminin temellerini sarsmakta, din ve devlet işlerini birbirine karıştırmakta ve farklı inançlara sahip öğrencileri ayrımcılığa maruz bırakmaktadır.

•Eleştirel Düşünmeyi Köreltme: Taslak, ezberciliği ve tek tip düşünmeyi teşvik etmekte, öğrencilerin eleştirel düşünme ve sorgulama becerilerini geliştirmelerini engellemektedir.

•Eğitimde Nitelik Kaybı: Taslak, nitelikli öğretmen kadrosunun azalmasına ve eğitimde genel bir gerilemeye yol açacaktır.
Eğitim, her bireyin temel hakkıdır ve geleceğimizin teminatıdır. Eğitim sistemimiz, bilimsel, laik ve eleştirel düşünmeyi teşvik eden bir yapıya sahip olmalıdır. Maarif Modeli taslağı, bu temel değerleri tehdit etmektedir.

Bu taslağın geri çekilmesi için hep birlikte sesimizi yükseltelim!
İmzanızla, bu taslağa karşı olduğunuzu ve eğitimde geriye dönüşe hayır dediğinizi gösterin.
Birlikte, daha aydınlık bir gelecek için mücadele edelim!

İmza kampanyasına linkten ulaşılabilir:
https://www.change.org/p/laik-ve-bilimsel-e%C4%9Fitimi-atat%C3%BCrk-%C3%BC-ve-cumhuriyeti-yok-sayan-e%C4%9Fitim-program%C4%B1na-hay%C4%B1r?utm_medium=custom_url&utm_source=share_petition&recruited_by_id=2fd60324-2640-41ba-85c2-38a2ddaad467

]]>
Eğitimde ‘abiler ve ablalar’ işbaşında! https://yenidunya.org/genclik/28899/egitimde-abiler-ve-ablalar-isbasinda/ Fri, 26 Jan 2024 09:36:45 +0000 https://yenidunya.org/?p=28899 ÇEDES Projesi’yle okullara giren Diyanet el yükseltti

Diyanet İşleri Başkanlığı, 10 ilde 3. ve 4. sınıf öğrencilerine cami ve gençlik merkezlerinde “değerler eğitimi” dersi verecek. Eğiticiler “gönüllü abiler ve ablalardan” oluşacak. Eğitimciler, “FETÖ’den anımsadığımız ‘abi-abla’ modeli, resmileşiyor” tepkisini gösterdi.
Eğitimde uzun süredir ÇEDES kapsamında “manevi danışman” sıfatıyla din görevlilerinin okullarda faaliyet göstermesi tartışılırken Diyanet’ten tepki çeken bir proje daha geldi.

Seçilmiş ‘abi-abla’ları kim seçecek?
Cumhuriyet’ten Aytunç Ürkmez’in haberine göre, Diyanet, önceki gün “Genç Gönüllüler, Çocuk Gönüllülerle Buluşuyor” adında yeni bir “değerler eğitimi” projesi açıkladı. “Çocukların Kuran’a ve sünnete uygun olarak yetiştirilmesi” amacıyla geliştirilen proje kapsamında; ilkokul 3. ve 4. sınıf öğrencileri Diyanet gençlik merkezleri ve camilerde din görevlileri ve manevi danışmanlar gözetiminde birtakım faaliyetler yürütülecek.
Bunun yanı sıra lise ve üniversite öğrencilerinden seçilecek “Diyanet Genç Gönüllüleri” ev ödevlerinde ilkokul öğrencilerine rehberlik edecek. Diyanet’in MEB’e bağlı okullarda öğrenim gören çocukları proje kapsamına alırken  bakanlıkla protokol imzalamaması ise dikkat çekti. Eğitimciler söz konusu projeye tepki gösterdi. 

Milli eğitim, dini eğitime dönüştürülüyor
Eğitim-İş Genel Başkanı KADEM Özbay, “Diyanet, FETÖ’nün yöntemlerini tekrardan uygulamaya koyarak adeta onun izini takip ediyor. Bu projeyle FETÖ’den anımsadığımız ‘abi-abla’ modeli, Diyanet, aracılığıyla resmiyete dökülmeye çalışılıyor. MEB görevini yapmayarak Diyanet’e ve tarikatlara alan açıyor. Böylece milli eğitim, dini eğitime dönüştürülüyor” dedi.

‘Abi-abla’ modelinin sonuçlarını yaşadık
Eğitimci Özgür Bozdoğan ise “Bu ÇEDES’i de aşan ileri bir adım. Diyanet MEB’in yerini mi alacak? Bunun yanı sıra ‘Genç Gönüllülerin’ nasıl seçileceği de belirsiz. Çocuklar bu kişilere nasıl emanet edilecek? Bu ‘abi-abla’ modelinin geçmişte nasıl işlediğini ve sonuçlarını da acı bir şekilde deneyimledik. Bu kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

]]>