basın açıklaması – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Tue, 06 May 2025 10:02:19 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.6 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png basın açıklaması – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 AYM’den basın açıklamasına para cezasına “hak ihlali” kararı https://yenidunya.org/yurt/32584/aymden-basin-aciklamasina-para-cezasina-hak-ihlali-karari/ Tue, 06 May 2025 10:02:16 +0000 https://yenidunya.org/?p=32584 AYM, bildirimde bulunmadan, belirlenen yerler dışında basın açıklamasına verine idari para cezasını “hak ihlali” olarak değerlendirdi

Anayasa Mahkemesi AYM, bildirimde bulunmadan ve idarece belirlenen yerler dışında basın açıklaması yapılmasına verilen ”idari para cezasına” ilişkin bireysel başvuruda, ”Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine” karar verdi.
Çiğdem Serin, 25 Ekim 2020’de Mersin’in Güvenevler Mahallesi Gazi Mustafa Kemal Bulvarı’nda bulunan bir mağaza önünde düzenlenen ”Güvenceli çalışmak, insanca yaşamak istiyoruz” konulu eyleme katıldı. Mersin Halkevleri tarafından sosyal medya hesaplarında paylaşılan etkinlik, güvenlik görevlilerinin internet ortamında yaptığı açık kaynak araştırmasıyla tespit edildi. Pandemi döneminde yapılan eylemde katılımcıların maske taktıkları ve aralarında mesafe bulunduğu kaydedildi.
Mersin İl Emniyet Müdürlüğü’nün 3 Kasım 2020’de kimliği tespit edilen katılımcıların idareye bildirimde bulunmadan ve idarece belirlenen alanlar dışında pankartın arkasında toplanarak eylem yapmaları ve böylece can güvenliklerini, kamu güvenliği ve düzenini, ayrıca pandemi süreci devam ettiğinden kamu sağlığını tehlikeye düşürmeleri nedeniyle haklarında idari yaptırım uygulanmasını ilgili ilçe emniyet müdürlüğünden talep etti.

“Barışçıl nitelikte bir basın açıklaması”
Serin hakkında idareye bildirimde bulunmadan basın açıklaması yapması nedeniyle 392 TL idari para cezası uygulandı. İdari Yaptırım Tutanağı’nın “Kabahatle İlgili Elde Edilen Deliler” bölümüne ise “izinsiz basın açıklaması yapmak” yazıldı. Serin, barışçıl nitelikte olan bir basın açıklamasına katıldığını belirterek, idari para cezasına itiraz etti. İtirazı inceleyen sulh ceza hakimliği, başvurucu hakkında uygulanan idari para cezasının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle itirazı kesin olarak reddetti ve kararda, başvurucunun bildirimde bulunmadan ve idarece belirlenen yerler dışında basın açıklaması yaparak emre aykırı davrandığını değerlendirdi.
Serin, AYM’ye 24 Haziran 2021’de bireysel başvuruda bulundu. Anayasa Mahkemesi yaptığı değerlendirmede daha önce birçok kararında barışçıl bir basın açıklamasının katılımcılarına idarece verilen idari para cezasının toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yönelik bir müdahale olduğunu, hafif nitelikte de olsa bir idari para cezasının toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını kullanan kişilerde caydırıcı etki doğurabileceğini kabul ettiğini hatırlattı ve şu değerlendirmeyi yaptı:

“Kolluk kuvvetlerinin olay yerinde dahi bulunmadığı görüldü”
“Kolluk tutanaklarında ve hakimlik kararı incelendiğinde basın açıklamasının veya başvurucunun kamu düzenini bozduğu ya da bu yönde ciddi bir tehlike doğurduğu yönünde herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Üstelik somut olay sonradan sosyal medya aracılığı ile tespit edilmiş olup kolluk kuvvetlerinin olay yerinde dahi bulunmadığı görülmüştür. O halde basın açıklamasının barışçıl şekilde tamamlandığı ve bu esnada kolluk güçleri tarafından müdahale edilmesini gerektirecek bir durum da yaşanmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca başvurucunun basın açıklamasını organize eden ya da yöneten konumunda olduğuna dair bir tespit de yoktur. Gerek idarece düzenlenen tutanakta gerekse hakimlik kararında başvuruya konu idari para cezasının zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığına ve yarışan haklar arasında adil bir denge kurulduğuna ilişkin ilgili ve yeterli bir gerekçe ortaya konulamadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle başvurucuya verilen idari para cezasının demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.”
AYM, Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine karar verdi. AYM, başvurucunun tazmin talebini reddetti, ancak ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için kararın bir örneğini Mersin 1. Sulh Ceza Hakimliği’ne gönderdi.

Kaynak: ANKA

]]>
TÜPRAŞ işçisi hakkını alacak! https://yenidunya.org/emek-gundemi/32524/tupras-iscisi-hakkini-alacak/ Tue, 22 Apr 2025 08:41:57 +0000 https://yenidunya.org/?p=32524 Petrol-İş Sendikası ile TÜPRAŞ arasında sürdürülen toplu sözleşme görüşmelerin de uzlaşma sağlanamadı.
Petrol-İş ile Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşu olan TÜPRAŞ arasında 31 Ocak’ta başlayan toplu sözleşme görüşmelerinde 12. oturumda da anlaşma sağlanamadı. Toplu sözleşme görüşmeleri 3 bin 500 işçiyi ilgilendiriyor.

Petrol-İş, 2 yıllık sözleşme imzalanmasını ve ilk altı ay için yüzde 73 zam yapılmasını talep ediyor. Ayrıca, ikinci, üçüncü ve dördüncü altı aylar için gerçekleşen enflasyon oranının yarısı kadar refah payı istiyor.
TÜPRAŞ işvereni ise, ilk altı ay için yüzde 28, ikinci altı ay için yüzde 18, üçüncü ve dördüncü altı aylık dilimler için TÜFE oranında, beşinci altı ay için TÜFE artı yüzde 2, altıncı altı ay için ise sadece TÜFE oranında zam teklif etti.

Petrol-İş, sözleşmede istenen çözüme ulaşılamaması üzerine tüm TÜPRAŞ fabrikalarında eylem ve açıklamalara başladı.

TÜPRAŞ Kocaeli
Sendikanın Kocaeli Şubesinin örgütlü olduğu TÜPRAŞ İzmit Rafineri Müdürlüğü önünde toplu pazarlık süreci ile açıklama yapıldı, işçilere süreç hakkında bilgi verildi.
Sabah vardiyası öncesinde Kocaeli Şube Yöneticileri ve üyeler rafineri önünde bir araya geldi. Burada bir konuşma yapan Şube Başkanı Nesimi Yetişoğlu işverenin bugüne kadar yapmış olduğu teklifleri kabul etmediklerini, Tüpraş işçisinin emeğinin karşılığının alması gerektiğini belirtti. Konuşmasının devamında Tüpraş emekçilerinin kaybının her geçen daha da arttığını söyleyen Yetişoğlu, “TÜPRAŞ yetkililerine buradan bir kez daha sesleniyorum: Bu işçi darda, bu işçi hokkabaz olsa bu şartlarda şapkadan o tavşanı çıkaramaz. Hani her şey çok güzel olacaktı, hani çok iyi niyetliydiniz” dedi.
Basın açıklaması eylemi üyelerimizin taleplerini haykırdığı sloganlarla sona erdi

TÜPRAŞ işçisi hakkını alacak!

TÜPRAŞ Kırıkkale
Sendikanın Kırıkkale Şubesi’nin örgütlü olduğu TÜPRAŞ Kırıkkale Rafinerisi’nde işçilerin yoğun katılımıyla bir basın açıklaması yapıldı, talepler bir kez daha dile getirildi.
Sendikanın Kırıkkale Şube Yöneticileri, temsilciler ve üyeler sabah saatlerinde rafineri önünde bir araya geldi. Kırıkkale Şube Başkanı Mehmet Doğan’ın okuduğu metinde TÜPRAŞ işvereninin yaptığı teklifin kabul edilemeyeceği belirtilerek şu açıklamalarda bulunuldu, “Bugün geldiğimiz noktada, 12 oturum süren toplu sözleşme görüşmelerinde işverenin bize sunduğu teklif ne yazık ki emeğimizin, alın terimizin ve fedakârlığımızın karşılığı değildir. İlk altı ay için önerilen yüzde 28’lik zam, hayat pahalılığına, enflasyona ve Tüpraş işçisinin üretime kattığı değere terstir. Bu teklif, kabul edilemez!” denildi.
TÜPRAŞ’ın grev yasağı kapsamında oluşuna da dikkat çeken Doğan, “Şimdi arabulucu süreci başladı. Ancak hepimiz biliyoruz ki bu sürecin de sınırları var. Grev hakkımız engellenmiş olabilir ama bu, mücadele hakkımızı elimizden alamaz!” dedi.
Birlik ve ortak mücadele çağrısını yineleyen Doğan, “İşçiyi bölmeye, birbirine düşürmeye çalışanlara asla fırsat vermeyeceğiz. Birliğimiz en büyük gücümüzdür. Tüpraş işçisi kararlıysa, bu sözleşme alınır! TÜPRAŞ işçisi omuz omuza durursa, hiçbir masa bizi yok sayamaz!” dedi.
Açıklama sloganlarla sona erdi.

TÜPRAŞ işçisi hakkını alacak!

TÜPRAŞ Aliağa
Sendikanın Aliağa Şubesi’nin örgütlü olduğu TÜPRAŞ İzmir Rafinerisinde Şube Yöneticileri, temsilci ve üyelerin katılımıyla açıklama yapıldı. Basın emekçilerinin de yer aldığı ve yoğun katılımın olduğu açıklamada işverenin toplu sözleşme masasındaki tutumuna tepki gösterildi.
Rafineri kapısı önünde yapılan açıklamada Aliağa Şube Başkanı Hasan Toptan devam eden toplu sözleşme süreci ile ilgili üyelere bilgi verdi ve işverenin tutumuna tepki gösterdi. İşverenin teklif ettiği rakamların işçilerin geçim sıkıntısını çözmekten uzak olduğunu belirten Toptan, “Geldiğimiz nokta ortada. Mesailer sayesinde geçinebiliyor, evimize ekmek götürebiliyoruz, Temmuz ayından bu yana zam almıyoruz. Artık dayanacak ne gücümüz nede sabrımız kaldı.” diyerek TÜPRAŞ işçisinin geldiği durumu aktardı. İşverene, geçmişte servis edilen bordroları yeniden servis etme çağrısında bulunan Toptan, “Buyurun, eskiden bordroları servis ediyordunuz, bekliyoruz! dedi.
“Zafer Direnen Emekçinin Olacak”, “Hak, Hukuk, Adalet Petrol-İş’le Gelecek” sloganlarının yükseldiği açıklamada, Petrol-İş Sendikası’nın TÜPRAŞ’ta çalışan üyelerinin haklarını geliştirmek için mücadelesini kararlılıkla sürdüreceği, işverenin gerçeklerden uzak tutumuna karşı birlik ve beraberlik içinde mücadele edileceği mesajı verildi.

TÜPRAŞ işçisi hakkını alacak!

TÜPRAŞ Batman
Sendikanın Batman Şubesi’nin örgütlü olduğu TÜPRAŞ Batman Rafinerisi’nde kitlesel bir açıklama yapıldı. Batman Şube Yönetici, temsilci ve üyelerimizin katılımıyla yapılan basın açıklamasına basın emekçileri de takip etti.
Sabah erken saatlerde bir araya gelen işçiler “Geçinemiyoruz” pankartı ve sloganlarla rafineri kapısına yürüdü. Batman Şube Başkanı Lokman Akkuş’un burada yaptığı açıklamada, “TÜPRAŞ işçileri olarak, uzun süredir yürüttüğümüz toplu iş sözleşmesi sürecinde ne yazık ki işverenin masaya getirdiği teklif ne insani ne de ekonomik gerçeklerle bağdaşmaktadır. Enflasyonun, hayat pahalılığının ve geçim derdinin her geçen gün arttığı bir dönemde, işverenin biz emekçilere reva gördüğü düşük ücret teklifi, açıkça bir sömürü dayatmasıdır.” dedi. Konuşmasının devamında “Bizler bu fabrikalarda alın teriyle, gece gündüz demeden çalışan, ülkenin en stratejik sektörlerinden birinde üretimi ayakta tutan emekçileriz. Taleplerimiz, hakkımız olanı istemekten ibarettir.” diyen Akkuş, işçilerin emeği ve alın terinin pazarlık konusu yapılamayacağını belirtti. Açıklama, TÜPRAŞ işçisinin haklarını alana kadar mücadeleye devam edeceği mesajı verilerek sonlandı.

TÜPRAŞ işçisi hakkını alacak!
]]>
Emekliler meydanlardan ayrılmıyor https://yenidunya.org/emek-gundemi/31880/emekliler-meydanlardan-ayrilmiyor/ Fri, 10 Jan 2025 08:07:19 +0000 https://yenidunya.org/?p=31880 3 Ocak 2025 tarihinde TÜİK Aralık enflasyonunu 1,03 olarak  açıklayarak, yıllık enflasyonun yüzde 44,38 olduğunu bildirdi. TÜİK’in inandırıcı olmayan sonuçlarının bile altında kalan aylık artışları günlerdir emekliler tarafından protesto ediliyor. 2021 Tüm Emekliler Sendikası 6 Ocak /12 Ocak 2025 tarihleri arasında, tüm şube ve temsilcilikleriyle  basın açıklamaları, standlar, imza kampanyaları ve ”Duran İnsan/Oturan İnsan” eylemleri yapma kararı alarak emeklinin sesini ve isyanını iktidara duyurmaya çalışıyor.
Emekliler maket tabut taşıdılar, helva kavurdular, sokak tiyatrosu yaptılar, iktidara kırmızı kart gösterdiler, “Duran İnsan/Oturan İnsan” eylemleri yaptılar ve yapmaya devam ediyorlar.

Eylemlerde okunan basın açıklaması:
Saygıdeğer emekçiler, emekliler ve dostlar; siyasi partilerin ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri; çalışkan basın emekçileri hoş geldiniz.
2021 Tüm Emekliler Sendikası olarak sizleri  en içten duygularımızla selamlıyoruz.

Feryatlar kâr etmiyor
İktidar: emeklilerden, işçilerden, çiftçilerden, memurlardan, işsizlerden, evsizlerden, çocuklardan, gençlerden, kadınlardan, dullardan ve yetimlerden gene sabır istedi. Feryadımızı duyun diye bu gün yine ülkenin dört bir yanında alanlardayız.
İktidar çarşıda, pazarda, mutfakta yaşadığımız geçek enflasyonu yıllardır TÜİK’in Ali Cengiz oyunları ile gizliyor. Bugüne kadar Ankara’ya kadar yürüdük, TBMM önünde ve diğer alanlarda açıklamalar yaptık duymadınız. Bugün buradan sessiz çığlığımızı iktidara iletmek için alanlardayız.
Halkın feryadına gene de kulak asmazlarsa, bize kalan tek seçeneği kullanacağız. Eşitlik, özgürlük ve ekmeğimiz için mücadelemizi yükselteceğiz.

Emekliler meydanlardan ayrılmıyor

Görünen köy kılavuz istemez
Borç–faiz–döviz-özelleştirme dışında bir programı olmayan iktidar, Mehmet Şimşek’in önümüzde altın gibi seçimsiz bir dönem var itirafına uygun olarak, holdinglere dost, emekçiye düşman politikalarını pervasızca uyguluyor. Önce asgari ücreti dış finansçılara söz verdikleri gibi sadece yüzde 30 artışla sınırlayarak 22 bin 104 lirada tuttular. Geçen yıl olduğu gibi bir yıl süreyle geçerli olacağını duyurdular. Bu ücretle emekçi doyamaz, barınamaz, geçinemez.
3 Ocak 2025’de  TÜİK, ekonomi yönetiminin ısmarladığı çarşı pazarla ilgisi olmayan aralık ayı enflasyonunu yüzde 1,03 olarak açıkladı, yıllık enflasyon yüzde 44,38 oldu. TÜİK’e göre ikinci altı aylık resmi enflasyon yüzde 15,75’de kaldı. Yasaya göre SSK ve Bağ Kur emeklilerine bu oranda aylık artışı yapılacak. Kök maaşı 10 bin 800 liranın altında olanlar için yeni yasa çıkarılmazsa hiç artış olmayacak. Ortalama olarak emekli aylıkları 2024’ün asgari ücreti kadar olacak.
Memur ve memur emeklileri ise iktidar güdümündeki sarı sendikayla hükûmet arasındaki sözde toplu sözleşme hükümlerine göre yüzde 11,54 artış alacaklar. AKP ve ortakları yoksullaştırma politikasından geri adım atmıyor. Önceden emekçiler arasında durumu görece daha iyi olan memur ve emeklilerini da ısrarla büyük yoksul kümesine itiyor. Bu ücret ve aylıklarla memurlar ve emekliler doyamaz, barınamaz, geçinemez.

Emekliler iş arıyor
En verimli çağlarında istihdam edilmesi gereken genç çocuklarımızın ve torunlarımızın işsizliği afet boyutundayken bile emekliler geçinemediği için çalışmak zorunda kalıyor. İktidar  yoksulluğu ve mahrumiyeti kader olarak kabullenmemizi, sadaka ve yardımlarla yetinmemizi, ucuz ekmek, bedava çorba peşinde koşmamızı diliyor. Yetinmeyeceğiz, kabul etmeyeceğiz mücadele edeceğiz.

Kiracılık lüks oldu; Barınamıyoruz
Dünyanın her yerinde mütevazı da olsa geliri olan her insan bütçesine uygun bir konutta kiracı olabilir. Çok değil dört beş yıl öncesine kadar bizde de böyleydi. İktidarınızda ne oldu da emekçiler bu kadar sefil duruma geriledi, aylıklar kiraya bile yetmez oldu? En ücra yerlerdeki en sağlıksız konutlar bile doldu taştı, yurttaşın bütçesi barınmaya yetmez oldu.
İktidarınız, yarattığınız ağır tahribatı bir ölçüde gidermeye çalışan yerel yönetimlerin de elini kolunu bağlamaya çalışıyor. Sözde tasarruf tedbirleriyle bütçelerini kısıyor. Eski borçlardan dolayı belediyelerin gelirlerini haczederek “silkeleme” yapıyor.
İktidar sahiplerine diyoruz ki; bankaların ve holdinglerin aşırı kârlarına hiç dokunmadan, dolar milyarderlerinden servet vergisi almadan, buna karşılık işçi ve emekçilerin ücret ve maaşlarını küçülterek, çiftçileri yoksullaştırarak, orta tabakaları da yoksulluğa iterek, kredileri kısarak, kredi faizlerini artırıp ekonomiyi durgunluğa sürükleyerek ve dışarıdan yeni borç bularak borç ve faiz ödemelerini döndürme politikanız iflas etti. Düşün artık yakamızdan, elinizi cebimizden çekin diyoruz.

Çare tarihimizde var
Oysa ki ekonomimizi düze  çıkaracak reçete tarihimizde var. Bunun için kapitalist vurgunculuk mantığının dışına çıkmak yeterlidir. Cumhuriyetin kuruluş yıllarındaki bağımsız dış politika ve devletçi kamucu planlı ekonomi politikası bugüne uyarlandığında bütün toplum olarak feraha, refaha çıkarız. İlk koşul olarak özelleştirilen tüm kamu kurumları, şeker fabrikaları, SEKA, Sümerbank, Tüpraş, Telekom ve benzerleri devletleştirilsin, üretim ve tüketim kooperatçiliğinin önü açılsın, emekçi halk için ucuz, sağlam ferah konut seferberliği başlatılsın.
İliklerimize kadar yaşadığımız zam yağmuru ortada. Milyonlarca emekli dul ve yetim açlık sınırının  yarısından aza mahkum edilmek isteniyor. Kaynak yok diyenler bizleri fakirleştirirken yüzde 5’lik kesimi semirtiyor. Kârlarına kâr katıyor. Bu  soygun ve talan düzenine karşı tüm emekli dostlarımızı, birliğe ve mücadeleye çağırıyoruz.

Emekliler meydanlardan ayrılmıyor

Taleplerimiz:
-Aylık bağlama oranı yeniden yüzde 70’e çıkarılsın. Güncelleme kat sayısında milli gelir artışından pay verilsin.
-En düşük emekli kök maaşı, en düşük memur maaşına eşitlensin.
-Emekli aylıkları bağımsız kurumlarca açıklanan gerçek enflasyon oranına göre otomatik olarak güncellensin. Emekli, dul ve yetimlere Ocak, Nisan, Temmuz ve Ekim aylarında olmak üzere yılda dört kez asgari ücret düzeyinde ikramiye ödensin.
-Derhal tüm emekli, dul ve yetimlerin kök maaşlarına acilen 12 bin TL seyyanen zam yapılsın.
-TBMM’de emekli sendikaları statü yasası çıkarılsın. Toplu sözleşme yapma hakkımız anayasal güvence altına alınsın.
-İntibak Yasası acilen çıkarılarak, 2000 öncesi ve 2000 sonrası emekliler arasındaki maaş eşitsizliği giderilsin.
-Emekli maaşlarından kesilen muayene, ilaç vs. tüm sağlık kesintilerine son verilsin.
-Şehir içi tüm toplu taşıma araçlarından emeklilere ve eşlerine ücretsiz ulaşım hakkı sağlansın.
-Temel gıda maddeleri ile elektrik, su ve doğal gaz faturaları üzerinden alınan KDV kaldırılsın ve temel yaşama yetecek kadarı ücretsiz olsun.
-Banka promosyonu günün koşullarına göre değerlendirilsin, her yıl aylık artışına göre güncellensin.
-Konut sahibi olamayan emeklilere, TOKİ tarafından ucuz konut sağlansın. Emekliler konut sahibi olana kadar barınma yardımı yapılsın.
-Sosyal devletin gereği olarak dul ve yetim maaşı en düşük emekli aylığından az olmasın.
-Çalışan emeklilerden sosyal güvenlik destekleme primi adı altında yüzde 32’lik kesinti kaldırılsın.
-EYT sorununu çözmek için SGK sistemi kökten bir reformla yeniden düzenlensin.

]]>
1920 TKP, İstanbul TÜİK önünde basın açıklaması yaptı https://yenidunya.org/yurt/31227/1920-tkp-istanbul-tuik-onunde-basin-aciklamasi-yapti/ Wed, 06 Nov 2024 13:27:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=31227 Toplumcu Kurtuluş Partisi / 1920 TKP İstanbul İl Örgütü, TÜİK İstanbul Bölge Müdürlüğünün Beşiktaş binası önünde, “Geçinemiyoruz, İnsanca Yaşamak İstiyoruz” başlıklı bir basın açıklaması gerçekleştirdi.
1920 TKP tarafından yapılan açıklamada, TÜİK’in ilan ettiği enflasyon oranlarının gerçeği yansıtmadığı; TÜİK yetkililerinin siyasi iktidarın doğrultusunda sahte enflasyon oranları açıklayarak, milyonlarca emekçi ve emeklinin ekmeğiyle oynandığı vurgulanarak protesto edildi. Bu çirkin ve onursuzca oyuna alet olan yetkililerin bir gün halka hesap vereceği belirtildi.
Emekçilerin ve emeklilerin yaşadığı ekonomik sorunların dile getirildiği açıklamada, 1920 TKP’nin, Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik yangından çıkış için hazırladığı acil eylem programı açıklandı.

Basın açıklamasının tam metni:

“Yoksulluğa İşsizliğe Pahalılığa Son”
Sevgili Yurttaşlar, Değerli Halkımız;
Resmi internet sitesinde “Türkiye’nin Bilgi Kaynağı” olarak takdim edilen, şu anda önünde bulunduğumuz Türkiye İstatistik Kurumu adı verilen, fakat uygulamada siyasi iktidarın yalan makinesine dönüşen TÜİK tarafından, 4 Kasım Pazartesi günü Ekim ayına ait Tüketici Fiyat Endeksi aylık yüzde 2,88; yıllık yüzde 48,58 olarak açıklandı.
Oysa aynı gün bağımsız Enflasyon Araştırma Grubu ENAG tarafından yapılan açıklamada ise TÜFE oranı aylık 5,57; yıllık yüzde 89,77 olarak ilan edilmiştir.
Görüldüğü gibi, TÜİK yetkilileri siyasi iktidarın talimatları doğrultusunda sahte enflasyon oranları açıklayarak, milyonlarca emekçi ve emeklinin ekmeğiyle oynamaya pervasızca devam etmektedir.
Toplumcu Kurtuluş Partisi olarak bu durumu şiddetle protesto ediyoruz. Bu çirkin ve onursuzca oyuna alet olan yetkililerin bir gün halka hesap vereceklerini hatırlatmak istiyoruz.

Değerli halkımız,
Kışın kapıya dayandığı, elektrik, doğalgaz faturalarının kendini hissettirmeye başladığı şu günlerde meclise 2025 yılı bütçe taslağı sunuldu. Sunulan taslağa göre iktidar bize açık açık, “Kemerlerinizi daha fazla sıkın” diyor. Öyle görünüyor ki halk açlık ve sefaletle boğuşurken bir eli yağda bir eli balda bütçe hesabı yapanlar, büyük holdingleri ve tefecileri kurtarma derdine düşmüş.
Memleketin dört bir yanında işsizlik ve pahalılık afet boyutuna ulaştı. Çarşıda, pazarda ve markette zamlar yağmur gibi yağıyor. Bir alışverişten diğerine neredeyse tüm ürünlere zam geliyor. Maaşlar ev kirasına yetmiyor. Yüzbinlerce kiracı ile ev sahibi davalık. Elektrik ve doğal gaz faturaları cüzdanları zorluyor.
Yiyecek, giyecek, temel ihtiyaç malzemeleri ateş pahası ama üreten ve satan çiftçi, esnaf ve zaanatkâr, küçük ve orta ölçekli işletmeler hepsi zorda. Çiftçi üretimi terk ediyor, kendi kendini besleyen bir ülke olmaktan uzaklaştık, ithalatta rekor kırar olduk. Süt vermesi için beslenen hayvanlar zorunluluktan kesime gönderiliyor. Bir tarafta süt bulamayan çocuklar diğer tarafta sütünü satamayan besiciler var. Besiciler, çiftçiler, küçük ve orta boy işletmeler iflasa sürükleniyor.
Kira, fatura, mutfak masrafı derken kuşa dönen maaşlar, artık tamamen paralı olan eğitim, sağlık, ilaç ve bakım hizmetlerine yetmiyor. Hasta ve bakıma muhtaçlara “paran yoksa öl”, gençlere “paran yoksa okuma” diyorlar. Yapılan araştırmalar her iki üniversiteliden birinin yeterli beslenemediğini söylüyor. Kıt kanaat parayı denkleştirerek özel hastanelere giden hastalar da tek amacı kâr olan özel sağlık kurumlarının insafına bırakılıyor.
Sözüm ona 2024 emekliler yılıydı. Bütün çalışma hayatlarını ülkelerine hizmetle geçirmiş emekliler adeta ekonomik soykırıma uğradı. “Kimsesizlerin kimsesi” olması gereken Cumhuriyetin 101. yılında emeklilerimiz, varlık yokluk savaşı veriyor.
Enflasyona neden olur diye asgari ücrete temmuz ayında zam yapmayanlar şimdi de emperyalist çevrelere 2025 yılı için yüzde 25 zam sözü veriyor. 2024’ün ikinci yarısından beri asgari ücretliler açlık sınırının altında maaşla yaşamaya çalışıyor.
Halk kaybederken; büyük holdingler, zincir marketler, bankalar, her biri birer holdinge dönüşmüş tarikatlar kazanıyor. Halk yoksulluktan kırılırken umurunda olmayan iktidar ise anayasa değiştirme peşinde.

Biz durdurmazsak durmayacaklar!
Artık yeter. Biz, kapı kapı borç dilenen, ülke kaynaklarını emperyalistlere peşkeş çeken bir yönetimi istemiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti kendi kendini besleyebilen bir ülkeydi, yine olur. Sanayi atılımını yine gerçekleştirir.
Biz, Toplumcu Kurtuluş Partisi olarak; temelleri cumhuriyetle atılan ulusal ekonomi anlayışı ile bu cendereden çıkabileceğimize inanıyoruz.

Partimizin, ülkemizi iflasa ve yıkıma sürükleyen ekonomik yangından kurtaracak acil eylem programını, Türkiye halkının bilgisine ve dikkatine sunuyoruz:
I.Faiz soygunu durdurulsun, döviz vurgunu engellensin. Uluslararası tefecilerin sistemli soygunu demek olan yüksek faiz düşük kur politikasına son verilsin. Faizler düşürüldüğünde emperyalist devletlerin ve işbirlikçi kodamanların ekonomik tetikçiliğine imkân sağlayan serbest döviz ticareti ve transferi yasaklansın. Kambiyo sistemi devlet denetimine alınsın.
II.Asgarî ücrete, genel ücretlere, memur ve emekli maaşlarına hak kayıplarını giderecek ve insanca yaşamaya yetecek köklü zam yapılsın. Halkın gelirinin artması faize, ranta, dövize değil temel ihtiyaçların giderilmesi için kullanılacak paranın dolaşıma girmesi demektir. Esnaf kazansın, ekonomi canlansın, Türkiye kalkınsın.
III.
Gıda, su, enerji dahil temel ihtiyaç fiyatlarına ve kiralara narh koyulsun / tavan getirilsin. Enflasyon halkı fakirleştirerek değil, üretim artırılarak önlensin.
IV.Dolar milyarderlerine ve milyonerlerine servet vergisi uygulansın. Dolar garantili Yap-İşlet-Devret işletmelerindeki ödemeler Türk Lirasına çevrilsin.
V.Küçük esnafın borçları silinsin. Küçük işletmelere vergi, sigorta ve faizsiz kredi desteği sağlansın.
VI.Kalkınmanın dinamosu kamu sektörüdür. İşsizliğe son vermek için kapsamlı bir kamu yatırım/üretim seferberliği başlatılsın. Herkese iş sağlansın. Tarım ve sanayi üretimi teşvik edilsin. Halkın refahına ve yerli üretime dayalı bağımsız ekonomi inşa edilsin.
VII.
Küçük ve orta çiftçi borçları silinsin. Çiftçiye traktör, mazot, elektrik, tohum, ilaç desteği sağlansın ve kooperatifler teşvik edilsin.
VIII.Kalkınma hamlesini yönetmek ve düzenlemek amacıyla devlet planlama örgütü yeniden kurulsun.

İşçiler, emekçiler, emekli yurttaşlar, sevgili halkımız;
Emperyalizme karşı tam bağımsız Türkiye için; istibdada ve gericiliğe karşı laik demokratik cumhuriyet için; herkese iş, sosyal güvenlik ve emeklilik hakkı için; tüm çalışanlara ve emeklilere insanca yaşam için; çocuklarımıza ve torunlarımıza sosyal güvenceli ve güvenli bir gelecek için birlik, mücadele ve dayanışmamızı güçlendirelim.
Toplumcu Kurtuluş Partisi olarak, bütün vatandaşlarımızı Vatan Cumhuriyet Emek mücadelesinde birleşmeye, Toplumcu Kurtuluş Partisi’ne üye olmaya ve gücümüze güç katmaya çağırıyoruz.
Biz durdurmazsak durmayacaklar, haydi!

Toplumcu Kurtuluş Partisi / 1920 TKP
İstanbul İl Örgütü

]]>
Türk-İş, yarın işyerlerinde iş durduracak https://yenidunya.org/emek-gundemi/30972/turk-is-yarin-isyerlerinde-is-durduracak/ Mon, 23 Sep 2024 08:53:58 +0000 https://yenidunya.org/?p=30972 Türk-İş, yarın (24 Eylül Salı) tüm Türkiye’de örgütlü olduğu işyerleri önünde kitlesel basın açıklamaları ve sonrasında iş durdurma kararı aldı.
Türk-İş, bir süredir sürdürdüğü “Zordayız Geçinemiyoruz” başlıklı, ücret ve vergide adalet, kamuda ücret dengesizliğinin giderilmesi ve taşeron işçi sorununun çözümü için bölgesel mitinglerin ardından işyerlerinde eylem kararı aldı.

Türk-İş, yarın (24 Eylül Salı) Türkiye’de örgütlü olduğu işyerlerinde mesai saati öncesinde kitlesel basın açıklamaları ve sonrasında iş durdurma eylemi yapacak.
İş durdurma eylemi bir saat süreyle işyerleri önünde oturma eylemi şeklinde gerçekleşecek.

Eylem talepleri
-Hayat pahalılığı,
-Yüksek Enflasyon,
-Adaletsiz vergi sistemi,
-İşsizlik,
-Kayıt dışı istihdam,
-Güvencesiz çalıştırma,
-Bozulan ekonomin bedelini biz ödemeyeceğiz,
-696 sayılı KHK ile kadroya giren işçilerin kanundan doğan haklarını arama,
-KİT’lerde ve kamuda taşeron işçilik sona erene kadar mücadele,
-Örgütlenmenin önündeki engelleri aşmak.

]]>
17 milyondan fazla yurttaş sosyal yardımlarla geçiniyor https://yenidunya.org/emek-gundemi/30850/17-milyondan-fazla-yurttas-sosyal-yardimlarla-geciniyor/ Wed, 28 Aug 2024 10:48:37 +0000 https://yenidunya.org/?p=30850 “Bunca yoksulluğa, sefalete rağmen gözümüzün içine baka baka “iktidarımızda işçiyi, memuru, asgari ücretliyi enflasyona ezdirmedik” nutukları atmaya devam ediyorlar”

Büro Emekçileri Sendikası Gaziantep Şubesi, çarkların halkı, emekçileri, yoksullaştırmak, işsiz bırakmak, bir avuç zengini daha zengin etmek için döndüğünü belirtti, 17 milyon 114 bin 912 yurttaş yaşamını sosyal yardımlarla sürdürdüğünün altını çizdi.

‘Sadaka, ulufe değil, emeğimizin karşılığını, hakkımızı istiyoruz’
Gaziantep Şube Başkanı İsmet Karatay, ‘’Bunca yoksulluğa, sefalete rağmen gözümüzün içine baka baka “iktidarımızda işçiyi, memuru, asgari ücretliyi enflasyona ezdirmedik” nutukları atmaya devam ediyorlar. Oysa bizler bu ülkenin kamu emekçileri, emeklileri olarak artık yoksullukta, sefalette eşitlenmek değil, hak ettiğimiz refahta birleşmek, artık içi boş müjdeler, bugün kaşıkla verileni yarın kepçe ile alan hileler, sadaka, ulufe değil, emeğimizin karşılığını, hakkımızı istiyoruz’’ dedi.

‘Geldiğimiz noktada Türkiye’de iki tablo ile karşı karşıyayız’
‘Yıllardır bu ülkeyi yönetenlerin kısa vadede de orta vadede de uzun vadede de tek bir programı var. O da emeği ile geçinenlere ve halka dayatılan köleliğe ve yoksulluğa uyum program’ diyen Karatay, ‘’Attıkları her adımda işte bu köleliğe ve yoksulluğa uyum programını hayata geçirenler iki tablolu bir ülke yarattı. Geldiğimiz noktada Türkiye’de iki tablo ile karşı karşıyayız. Birinci tablo faizden, ranttan, emek sömürüsünden beslenen bir avuç asalağın ve arkasındaki iktidarın tablosu. Bu tabloda bir avuç asalak iktidar eliyle besleniyor. Bir taraftan emek sömürü diğer taraftan vergi afları, muafiyetleri, teşvikler, ihaleler, dövize endeksli hazine garantileri ile semirdikçe semiriyor. Servetine servet katıyor’’ tespitini yaptı.

Hepimizi kapsayan bu tablo her geçen gün daha fazla kararıyor
Karatay, ‘’İkinci tablo ise onlar zenginleşirken her geçen gün daha fazla yoksullaştırılan, güvencesiz hale getirilen milyonların tablosu. İşçisi, işsizi, kamu emekçisi, asgari ücretlisi, emeklisi, dar gelirlisi ile toplumun ezici çoğunluğunu oluşturanlar milyonların, emeğin ve halkın tablosu. Alın teri ile emeği ile yaşam mücadelesi verenler, yoksullaştırılan milyonlar olarak hepimizi kapsayan bu tablo her geçen gün daha fazla kararıyor’’ ifadelerini kullandı.

‘Milyonlarca kamu emekçisine yoksulluk sınırının yarısını bulmayan bir maaş reva görülüyor’
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın Mayıs ayı verilerine göre 17 milyon 114 bin 912 yurttaş yaşamını sosyal yardımlarla sürdürdüğünü sözlerine ekleyen Karatay, ‘’9 milyon 444 bin 458 kişinin aylık geliri brüt asgari ücretin üçte birinin altında kaldığı için GSS primleri bütçeden karşılanıyor. Milyonlarca kamu emekçisine yoksulluk sınırının yarısını bulmayan bir maaş reva görülüyor. Kamu emekçilerinin eline geçen maaşın yarısını ilave seyyanen ödenek başta olmak üzere emekliliğe yansıtılmayan kalemler oluşturuyor’’ diye konuştu.

‘Her 3 emekliden birisi açlık sınırı altında yaşama mücadelesi veriyor’
Karatay, ‘’Milyonlarca kamu emekçisi çalışırken aldığı maaş emekliliğinde en az yarı yarıya düşeceği için emekli olamıyor. Her 3 emekliden birisi ise açlık sınırının yarısını bulmayan bir aylıkla, sadece 10 bin TL ile yaşam mücadelesi veriyor. Avrupa ülkelerinin en düşük emekli maaşı ortalaması 1294 Euro ile Türkiye’nin 5 katını aşıyor. Türkiye’nin emeklileri barınma, gıda, sağlık gibi temel ihtiyaçlarını bile karşılamazken Avrupa’nın emeklileri ise aldıkları maaşlarla dünya turuna çıkıyor’’’ tespitini yaptı.

‘Istakoz ve kebap yiyenler, bize kemer sıkın diyorlar’
İktidar kendi yarattığı ekonomik krizin yükünü halka yıkmak için yeni paketler çıkarmaya devam ettiğini sözlerine ekleyen Başkan Karatay, ‘’Istakoz yedikleri masalardan, meclis bahçesinde düzenledikleri kebap partilerinden fotoğraf paylaşanlar yoksullaştırdıkları milyonlara ‘Kemer sıkın’ diyorlar. Her zaman olduğu gibi karlarını dörde, beşe katlayanlara “siz de biraz tasarruf edin, demek akıllarının ucundan bile geçmiyor. Muafiyet ve istisnalarla çalıştırdığı asgari ücretli kadar bile vergi vermeyen firmaların, şirketlerin, faizden, ranttan, dövize endeksli hazine garantilerinden beslenen asalak takımının sırtını sıvazlarken tüm yükü bize yıkmaya devam ediyorlar’’ şeklinde konuştu.

Kaynak: Gaziantep Sabah

]]>
Polonez işçilerinin basın açıklamasına polis müdahale etti https://yenidunya.org/emek-gundemi/30751/polonez-iscilerinin-basin-aciklamasina-polis-mudahale-etti/ Thu, 15 Aug 2024 10:58:01 +0000 https://yenidunya.org/?p=30751 Tek Gıda-İş’e üye olan Polonez işçileri bugün Polonez Genel Müdürlüğü önünde bir basın açıklaması yapmak istedi. Polis, Polonez işçilerine ve eylem için dayanışmaya gelenlere biber gazıyla müdahale etti.
Polonez işçileri sendikaya üye olmalarının ardından 22 Temmuz’dan itibaren Kod-46 maddesiyle bahanesiyle toplamda 146 işçi işten atıldılar. İşten atılan işçiler 28 gündür direnişlerini sürdürüyor.

Sınıf dayanışması
Polonez işçileri müdahaleye rağmen Genel Müdürlük önüne geçerek basın açıklaması yaptı. Polonez Genel Müdürlüğü önünde yapılacak eyleme destek için gelen sendika ve derneklerin oluşturduğu kortejin yolu barikatlarla kesildi. Desteğe giden DİSK korteji önce ablukaya alındı, ardından polis gazlı müdahale etti.

Anayasal haklara saygı duyun
Polis müdahalesinin ardından açıklamayı Tekgıda-İş Sendikası Genel Teşkilat Sekreteri Kemal Köse okudu.
Köse, şunları söyledi:
“Bugün buradan sizlerin huzurunda Polonez işverenlerini bir kez daha uyarıyoruz. Astığımız astık, kestiğimiz kestik mantığı ile bir yere varamazsınız. Anayasal hakkını kullanıp sendikaya üye oldukları için işçilerinizi işten atamazsınız. Çalışanlarınızın anayasal hakkına saygı duyun. Çalışanların sendikaya üye olma hakları, gerek anayasamızın 51. maddesi gerekse 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu ile güvence altına alınmıştır. Bugün Polonez, Türkiye’nin önde gelen markaları arasında yer alıyorsa burada en büyük pay sahibi çalışanlardır. Sizin onları bu başarıdan dolayı mükafatlandırmanız gerekirken peki siz ne yaptınız? Çalışanlarınız, sendikalı olup ekonomik şartlarını iyileştirerek, işverenin insan yerine koymayan tavırlarına ve haksızlıklarına karşı durarak işten atılma korkusu yaşamadan çalışmak için sendikalı yaşamı tercih ettiler. Buna rağmen kıdemleri 20 yıla dayanan ve Polonez’in marka olmasına katkı sağlayan çalışanlarınızı, sendikaya üye olmaktan dolayı suçladınız ve 19 Temmuz’dan bugüne kadar çıkış sebebi 46. kodu uygulayarak 146 üyemizi işten çıkararak çirkinleştiniz.

‘Haklı mücadelemizi tüm alanlara taşıyacağız’
“Tek Gıda-İş Sendikası olarak hak ve adaletten yana olduğumuzu belirtmek istiyoruz. Çalışanlarınızın haklarını yemekten, Türkiye Cumhuriyeti yasalarını çiğnemekten ve çalışanlarınızın ekmeğiyle oynamaktan bir an önce vazgeçin. Polonez işçisinin mücadelesine, sendikal düzen o fabrikada kuruluncaya kadar sahip çıkacağız. Sizi, yasaları çiğnemekten, insanı üretim malzemesi olarak görmekten bir an önce vazgeçip uzattığımız eli dostça sıkmaya çağırıyoruz. Tek Gıda-İş Sendikası, genel yapısı itibarıyla örgütlü olduğu iş yerlerinde kaliteli üretime katkı sunmak, işletmeleri büyütmek ve üyelerinin refah seviyelerini artırmak adına her zaman üst düzeyde çaba göstermiştir. Polonez’in en büyük hissesine sahip olan Ürdünlü işvereni de bu ülkenin yasalarına ve vatandaşlarına saygı göstermeye bir kez daha çağırıyoruz. Anayasanın ve yasaların verdiği hakkı kullanan işçiyi işten atma hakkınız yoktur. Nasıl Birleşmiş Milletler Küresel Sözleşmesi’nde çalışanların sendikalaşma ve toplu müzakere özgürlüğünü destekliyoruz dediyseniz ülkemizde de sendikal örgütlenme hakkını tanımak zorundasınız. Aksi takdirde vermiş olduğunuz mücadele başarıya ulaşana kadar sadece fabrikanızın önünde değil, yasalarımızı da kullanarak bu haklı mücadelemizi tüm alanlara taşıyarak eylemlerimize devam edeceğiz.”

Polonez işçilerinin basın açıklamasına polis müdahale etti
]]>
Türk-İş meydanlara iniyor https://yenidunya.org/emek-gundemi/30730/turk-is-meydanlara-iniyor/ Mon, 12 Aug 2024 14:19:38 +0000 https://yenidunya.org/?p=30730 Türk-İş, işçi ve memurların güncel-ekonomik sorunları için meydanlara inme kararı aldığını bir basın açıklaması ile kamuoyu ile paylaştı.
Türk-İş Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar, işçi ve emeklilerin sorunlarını dile getirmek için 20 Ağustos’ta kitlesel bir basın açıklaması yapacaklarını, 26 Ağustos ve 3 Eylül’de de açık hava mitingleri düzenleyeceklerini açıkladı.

“Emeğiyle yaşamını sürdürenler için
Türk-İş Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar, Türk-İş 4’üncü Bölge Başkanlığı’nda bir basın toplantısı düzenledi.
Ağar, açıklamanın, “6 Ağustos günü toplanan Türk-İş Başkanlar Kurulu’nda yapılan değerlendirmeler ve yönetim kurulunun aldığı karar ile başta üyeler olmak üzere, yaşamını emeğiyle sürdüren geniş kesimlerin karşı karşıya kaldığı güncel-ekonomik sorunlar ve konfederasyonun ülke genelinde yapacağı eylem planı takvimini paylaşmak amacıyla” yapıldığını belirtti.
Toplantıya, Türk-İş’e bağlı sendika genel başkanlarının yanı sıra 17 kentten 70’e yakın şube başkanı katıldı.

İşçi havzalarında miting
Ağar,konuşmasının devamında, işçilerin çalışma düzeninin bozulduğunu, enflasyonun dengesiz seyri nedeniyle sorunlar yaşandığını, vergideki adaletsizliğin tepkilere neden olduğunu, emeklilik sisteminin dağıldığını, kamudaki taşeron işçi sorununun büyüdüğünü ve asgari ücretin üzerinde maaş alanların bile artık geçinemediğini anlattı. Çeşitli bölgelerde toplantılar yaptıklarını dile getiren Ağar, hazırladıkları eylem planı kapsamında 20 Ağustos’ta 81 il ve bölge temsilcileriyle kitlesel bir basın açıklaması yapacaklarını vurguladı. Ağar, 26 Ağustos’ta Çerkezköy’de, 3 Eylül’de Zonguldak’ta kitlesel açık hava mitingleri yapacaklarını söyledi.

“Üretimden gelen gücümüzü her türlü kullanacağız”
Çalışanların ve emeklilerin insana yakışır koşullarda bir hayatı olsun diye mücadele verdiklerini aktaran Ağar, “Sokaktaki enflasyonu en iyi biz biliyoruz. Üyelerimizin başta olmak üzere tüm emekçilerin taleplerini dile getiriyoruz. Emeğimizin karşılığı olan, gelirimizin enflasyon verilerine kurban edilmesine karşı açık bir tavır arıyoruz. Bir kez daha belirtiyoruz. Hayat pahalılığı, yüksek enflasyon, adaletsiz vergi sistemi, işsizlik, kayıt dışı istihdam, güvencesiz çalıştırma sorunları altında ezilmeyeceğiz. Bozulan ekonominin bedelini biz ödemeyeceğiz. 969 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kadroya giren işçilerin kanundan doğan haklarını aramaya devam edeceğiz. Kitlede ve kamuda taşeron işçilik sona erene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Örgütlenmenin önündeki engelleri tek tek aşacağız. Kırıp dökmekten ziyade birleştirmeye çalışıyorum. Görüşerek, müzakere ederek meselelerin çözümünü istiyorum. Aksi halde üretimden gelen gücümüzü her türlü kullanacağımızı da bilmelerini istiyorum” dedi.

]]>
Sefalete teslim olmayacağız! https://yenidunya.org/emek-gundemi/30472/sefalete-teslim-olmayacagiz/ Tue, 16 Jul 2024 17:42:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=30472 KESK Genel Merkezi’nin emekli örgütlerine ile birlikte yaptığı ortak eylem çağrısı bugün Türkiye’nin bir çok bölgesinde hayata geçti.
KESK, 2021 Tüm Emekliler Sendikası, Tüm Emeklilerin Sendikası, DİSK Emekli-Sen, Bağımsız Emekliler Sendikası ve Demokratik emekliler Sendikası tarafında düzenlenen ortak basın açıklamsına siyasi partiler ve kitle örgütleri de destek verdi.
Basın açıklamasında “Sefalete teslim olamyacağız”, “Birleşe birleşe kazanacağız”, “Sermayeye değil emekçiye bütçe”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber, ya hiç birimiz” sloganları atıldı.
Basın açıklamaları İstanbul, Ankara, İzmir, Mersin, Eskişehir, Kayseri, Adana, Elazığ, Foça, Edremit şehirlerinde gerçekleştirildi.

“Yoksulluğa, Sefalete Teslim Olmayacağız! Emeğimizin Karşılığını, Hakkımızı İstiyoruz!” başlıklı ortak basın açıklaması metnini KESK İstanbul Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Eğitim-Sen İstanbul 5 Nolu Şube Başkanı Ertuğrul Eroğlu okudu.

“Yoksullaştırılıyoruz”
Kamu emekçileri ve emekliler olarak bugün ülke genelinde alanlardayız.
Alanlardayız. Çünkü bu ülkede emeği ile geçim mücadelesi verenler olarak tarihimizin en karanlık, en zorlu süreçlerinden birisini yaşıyoruz.
Alanlardayız. Çünkü bu ülkede yıllardır kamu emekçisi, işçisi, emeklisi, asgari ücretlisi ile milyonlar olarak her geçen gün daha fazla yoksullaştırılıyoruz.
Evet, yanlış duymadınız. Dilimiz sürçmedi. Bizler kendi kendimize yoksullaşmıyoruz.
Yıllardır bizzat iktidarlar eliyle planlı, programlı, bilinçli, kasıtlı bir şekilde yoksullaştırılıyoruz.
Üstelik iktidar da artık bunu saklama gereği duymuyor. Hatırlayalım.. Döviz kuru, enflasyon rekor üstüne rekor kırmaya başlarken dönemin Maliye Bakanı çıkıp aynen şöyle demişti. “Bu sistemden dar gelirliler hariç üretici firmalar, ihracatçılar kâr ediyorlar. Çarklar dönüyor”.
Bu sözler mevcut sistemde kimlerin baş tacı edildiğini, kimlerin ise yok sayıldığının açık bir itirafı olarak tarihe geçmiştir.
Evet, çarklar yıllardır dönüyor. Ama o çarklar halkı, emekçileri, yoksullaştırmak, işsiz bırakmak, bir avuç zengini daha zengin etmek için dönüyor.
Çarklar düşük gösterilen TÜİK enflasyonu ile halkın, emekçilerin cebinden alıp bir avuç patrona, yandaşa aktarmak için dönüyor.
Dolayısıyla tekrar altını çiziyoruz. Yıllardır bu ülkeyi yönetenlerin kısa vadede de orta vadede de uzun vadede de tek bir programı vardır. O da emeği ile geçinenlere ve halka dayatılan ‘Köleliğe ve Yoksulluğa Uyum Programdır.’

İki tablo: Birinci emek sömürüsü, ikinci yoksullaştırılan kitleler
Attıkları her adımda işte bu Köleliğe ve Yoksulluğa Uyum Programını hayata geçirenler iki tablolu bir ülke yaratmıştır. Geldiğimiz noktada Türkiye’de iki tablo ile karşı karşıyayız.
Birinci tablo faizden, ranttan, emek sömürüsünden beslenen bir avuç asalağın ve arkasındaki iktidarın tablosudur.
Bu tabloda bir avuç asalak iktidar eliyle besleniyor. Bir taraftan emek sömürü diğer taraftan vergi afları, muafiyetleri, teşvikler, ihaleler, dövize endeksli hazine garantileri ile semirdikçe semiriyor. Servetine servet katıyor.
İkinci tablo ise onlar zenginleşirken her geçen gün daha fazla yoksullaştırılan, güvencesiz hale getirilen milyonların tablosudur.
İşçisi, işsizi, kamu emekçisi, asgari ücretlisi, emeklisi, dar gelirlisi ile toplumun ezici çoğunluğunu oluşturanlar milyonların, emeğin ve halkın tablosudur.
Alın teri ile emeği ile yaşam mücadelesi verenler, yoksullaştırılan milyonlar olarak hepimizi kapsayan bu tablo her geçen gün daha fazla kararmaktadır.

Sefalete teslim olmayacağız!

Türkiye tablosu
-Bugün Türkiye’de her dört kişiden biri işsizken, çalışan her iki kişiden birisi ise açlık sınırının altında kalan asgari ücretle ayakta kalmaya çalışıyor.
-Dört kişilik bir ailenin tüm fertleri asgari ücretle çalışsa dahi hane geliri yoksulluk sınırının altında kalıyor.
-Yoksulluk tüm toplumu sarmış durumda. Her iki kişiden birinin geliri açlık sınırının altında kalıyor.
-Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca açıklanan Mayıs 2024 verilerine göre bu ülkede 17 milyon 114 bin 912 yurttaş yaşamını sosyal yardımlarla sürdürmeye çalışıyor.
-9 milyon 444 bin 458 kişinin aylık geliri brüt asgari ücretin üçte birinin altında kaldığı için GSS primleri bütçeden karşılanıyor.
-Milyonlarca kamu emekçisine yoksulluk sınırının yarısını bulmayan bir maaş reva görülüyor.
-Kamu emekçilerinin eline geçen maaşın yarısını ilave seyyanen ödenek başta olmak üzere emekliliğe yansıtılmayan kalemler oluşturuyor. Milyonlarca kamu emekçisi çalışırken aldığı maaş emekliliğinde en az yarı yarıya düşeceği için emekli olamıyor.
-Her 3 emekliden birisi ise açlık sınırının yarısını bulmayan bir aylıkla, sadece 10 bin TL ile yaşam mücadelesi veriyor.
-Avrupa ülkelerinin en düşük emekli maaşı ortalaması 1294 Euro ile Türkiye’nin 5 katını aşıyor.
-Türkiye’nin emeklileri barınma, gıda, sağlık gibi temel ihtiyaçlarını bile karşılamazken Avrupa’nın emeklileri ise aldıkları maaşlarla dünya turuna çıkıyor.
-Buna rağmen altı aylık TÜİK enflasyon oranı %24,73 olarak açıklandığı için bugün kök aylığı 8 bin TL’nin altında olan 2 milyon emekli, yani her beş emekliden birinin maaşına bir kuruş dahi artış yapılmadı.

TÜİK’in taklaları
Tüm bunlara rağmen takla attırılan TÜİK enflasyon rakamlarını daha da aşağı çekmek için yıllardır başvurulan hilelere her gün bir yenisini ekliyorlar.
-Bugün ev kiralarının ülkenin en ücra kasabasında dahi 10 bin TL’yi, metropol illerde ise ortalama 20 bin TL’yi aştığını bilmeyen kalmadı. Ama TÜİK’in enflasyon sepetinde ev kirası sadece 5 bin 845 TL
-Bugün bir uzman doktorun muayenehanesinde muayene ücreti ortalama 3 bin 500 TL civarında. Ama TÜİK’e göre uzman doktor muayene ücreti sadece 33 lira 69 kuruş.
-3 üniversite öğrencesinin paylaştığı devlet yurdu ücreti kişi başı 1.250 TL iken TÜİK’e göre sadece 457 TL. Üstelik geçen hafta devlet yurdu ücretlerine 3 kattan fazla zam yapıldı. 1.250 TL olan yurt ücreti tam 5.000 TL’ye çıkarıldı.
-Yarım ekmek et dönerin fiyatı bugün 250 TL’den, tavuk dönerin fiyatı 150 TL’den başlıyor. Ama TÜİK’te hangi etten olduğunu bilmediğimiz ekmek arası dönerin fiyatı, sadece 77 lira 22 kuruş, yerseniz!
-Bugün yenilebilecek bir beyaz peynirin kilogram fiyatı 250 TL’den, zeytinin kilosu 200 TL’den, dana etinin kilosu 600 TL’den başlıyor. Ama TÜİK’te beyaz peynirin kilosu sadece 149 lira 69 kuruş, zeytinin kilosu 134 TL 96 kuruş, dana etinin kilosu 433 lira 32 kuruş.
-Yine bugün en ucuz zeytin yağının litresi piyasada 200 TL’den başlıyor. Ama TÜİK’te zeytinyağı sadece 113 TL 37 kuruş.
Kısacası TÜİK’te büyük indirim var, fiyatlar piyasadakinin hemen hemen yarısı. Hatta yurt ücreti, uzman doktor muayene ücreti TÜİK rakamlarına göre neredeyse bedava.

Sefalete teslim olmayacağız!

‘Refahta birleşme istiyoruz’
Tüm bunlar yetmezmiş gibi iktidar kendi yarattığı ekonomik krizin yükünü yine bizlere yıkan yeni “paketler” açmaya devam ediyor.
Istakoz yedikleri masalardan, meclis bahçesinde düzenledikleri kebap partilerinden fotoğraf paylaşanlar yoksullaştırdıkları milyonlara “ kemer sıkın” diyorlar.
Her zaman olduğu gibi karlarını dörde, beşe katlayanlara “siz de biraz tasarruf edin, demek akıllarının ucundan bile geçmiyor. Muafiyet ve istisnalarla çalıştırdığı asgari ücretli kadar bile vergi vermeyen firmaların, şirketlerin, faizden, ranttan, dövize endeksli hazine garantilerinden beslenen asalak takımının sırtını sıvazlarken tüm yükü bize yıkmaya devam ediyorlar.
Bunun için “tasarruf” adı altında önce okul öncesi öğrencilerin bir öğün ücretsiz yemeğini, ardından 250 bin KİT çalışanının giyecek yardımını gasp ettiler. Bugün ise kamu emekçilerinin servis hakkına, kamu lojman ve sosyal tesislerine göz koyuyorlar.
Milyonlarca dar gelirli yurttaşın ihtiyaç duyduğu, mevcutta zaten yetersiz olan kamu hizmetlerine, kamu yatırımlarına bütçeden ayrılan payı 3 yıl boyunca daha da azaltmaya “tasarruf” diyorlar.
“Maliyeti yüksek” diyerek kamu kreşlerini bile kapatmaya, kamunun elindeki iş makinalarını satmaya “tasarruf” diyorlar.
Bunca yoksulluğa, sefalete rağmen gözümüzün içine baka baka “iktidarımızda işçiyi, memuru, asgari ücretliyi enflasyona ezdirmedik” nutukları atmaya devam ediyorlar.
Oysa bizler bu ülkenin kamu emekçileri, emeklileri olarak artık yoksullukta, sefalette eşitlenmek değil, hak ettiğimiz refahta birleşmek istiyoruz.

Talepler
Bizler artık içi boş müjdeler, bugün kaşıkla verileni yarın kepçe ile alan hileler, sadaka, ulufe değil, emeğimizin karşılığını, hakkımızı istiyoruz. Bunun için:
-Öncelikle bugün tüm kamu emekçilerine 14.493 TL olarak verilen ilave seyyanen ödeneğin emekliliğimize yansıtılmasını için mevcut taban aylık katsayısına dâhil edilmesini istiyoruz. Söz konusu ilave ek ödeneğin tüm emeklilerin kök aylıklarına yansıtmasını, emekli aylıklarından sağlık payı kesilmesine son verilmesini istiyoruz.
-Emekli aylıklarında yaşanan buharlaşmanın önüne geçilmesi, özellikle 2008 sonrası işe başlayanların yaşadığı, yaşayacağı kayıpların önüne geçilmesi için emekli maaş bağlanma hesaplamasında 2008 öncesine dönülmesini istiyoruz.
-Maaş artışlarımızda tüm toplumun sahte olduğunu yaşayarak öğrendiği TÜİK rakamlarının değil, yoksulluk sınırının temel alınmasını istiyoruz.
-Bunun için mevcutta iktidarın “en düşük maaş” olarak ifade ettiği eşi çalışmayan, 2 çocuklu en düşük kamu emekçisi maaşının eş ve çocuk yardımı ve fahiş oranda zamlanan kiralar karşısında bugün artık elzem hale gelen kira yardımı ile dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı üzerine çıkarılmasını istiyoruz.
-Vergide adaletin sağlanmasını, az kazanandan az çok kazanandan çok vergi alınmasını istiyoruz. Bunun için:
-Tükettiğimiz her şeyden alınan dolaylı vergilerin düşürülmesini,
-Gelir vergisi birinci dilim oranının %15 ten %10’a düşürülerek, yoksulluk sınırına kadar olan maaşların-ücretlerin birinci vergi diliminde sabitlenmesini
-Kar, faiz ve servet gelirlerine tanınan ayrıcalıkların kaldırılmasını, belli bir servet düzeyinin üzerindeki zenginlerden servet vergisi alınmasını istiyoruz.
-İktidarın tek taraflı olarak çıkardığı yasalar değil, konfederasyonların, sendikaların kamu emekçilerinin söz ve karar sahibi olacağı demokratik bir çalışma yaşamı istiyoruz.
-Yandaş konfederasyonlarla yapılan ve yoksulluğumuzu derinleştiren “toplu satış sözleşmeleri” değil, emeklilerin de sendikaları aracılığı ile temsil edildiği grevli gerçek bir toplu sözleşme istiyoruz.
-Seçim öncesi verilen 3600 ek gösterge ve mülakatın kaldırılması sözlerinin tutulmasını; istiyoruz.

Tüm kamu emekçilerini, emeklileri yıllardır hepimize kaybettiren bu yoksulluk ve sefalet düzenine karşı insanca yaşayacak ücret, güvenceli iş, güvenli gelecek mücadelesinde omuz omuza vermeye çağırıyoruz.
Gelin; İnsanca Yaşamaya Yetecek Bir Ücret, Adil Bir Vergi Sistemi, Halk İçin-Emek İçin Bütçe, Güvenceli İş, Güvenli Gelecek İçin omuz omuza verelim.

]]>
“Ücretlerden vergilere adil bir yaşam istiyoruz” https://yenidunya.org/emek-gundemi/30467/ucretlerden-vergilere-adil-bir-yasam-istiyoruz/ Tue, 16 Jul 2024 12:36:03 +0000 https://yenidunya.org/?p=30467 Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu ve bağlı sendikalar, Çalışma Bakanlığı önünde, “Ücretlerden Vergilere Adil Bir Yaşam İstiyoruz”  pankartı açarak milyonlarca kamu emekçisinin ve emeklisinin maaş zamlarını protesto etti.
Basın açıklamasına Birleşik Kamu-İş yöneticileri ve bağlı sendikaların üyeleri katıldı.
Eylemde sık sık “Sarayda Şatafat Halkta Sefalet”, “AKP’den Hesabı Emekçiler Soracak”, “Direne Direne Kazanacağız”, “Yalanla Ülke Yönetilmez” sloganları atıldı.

‘Ülke derin bir ekonomik krizin içinde’
Kamu emekçilerinin ve emeklilerinin maaş ile yaşam koşullarına ve taleplerine ilişkin açıklamayı Birleşik Kamu-İş Genel Başkanı Mehmet Yeşildağ yaptı:
“İktidarın yıllarca ısrarla sürdürdüğü yanlış ve emek düşmanı ekonomi politikaları, ülkeyi zenginin daha zengin, yoksulun daha yoksul olduğu derin bir ekonomik krizi uçurumuna atmıştır.
Ülkenin çalışan nüfusunun yaklaşık yüzde 70’i sadece asgari ücret ve biraz üzerinde maaş alırken; tüm ülke emekçileri yandaş sermayeyi daha da zengin etmek için canla başla çalışır hale gelmiştir.
Tüm bunlar yetmezmiş gibi, yöneticiler yarattıkları bu garabeti çözmek, emekçinin yerle yeksan olan alım gücünü iyileştirmek yerine, krizin yükünü daha da halkın sırtına yüklemeye devam etmektedir.
Ekonomik krizle birlikte trajik hale gelen ülke durumu, pişkin açıklamalarla trajikomik bir görüntüye dönüşmüştür.
“Avrupa bizi kıskanıyor” diye çıkılan yolda Maliye Bakanı’nın “Hadi Papua Yeni Gine’den iyisiniz” dediği, iktidarın yalan aparatı haline gelen TÜİK’in Başkanının rezil enflasyon sepetini açıklayıp sonra resmi siteden sildiği, Siyasette “tasarruf” söylemleri eksik edilmezken Cumhurbaşkanı’nın uluslararası zirvelere 5 uçakla giden tek devlet yöneticisi olduğu, Maaşlardaki artışın gerçek dışı belirlenen enflasyon oranlarına, vergi ve cezaların ise bu oranın 2-3 katına göre belirlendiği bir skecin içindeyiz.

‘TÜİK’in paralel evreni’
Bu utanç tablosundaki son gelişme ise TÜİK’in yine paralel evrenden enflasyon verileri açıklaması olmuştur.
“Enflasyonun yüzde 75 olması ile 45 olması arasındaki tek farkın psikolojik” olduğunu söyleyecek kadar ekonomi biliminden uzak olan TÜİK Başkanı’nın mahkeme kararına rağmen yıllardır açıklamadığı ve en sonunda sitesinde bir günlüğüne ilan ettiği enflasyon sepeti, üniversitelerin ilgili bölümlerinde ibret olsun diye okutulacak niteliktedir. 
TÜİK’in neden yıllardır enflasyon sepetini gizlediği çok iyi anlaşılmıştır.
Buradan TÜİK’e sesleniyoruz:
-Türkiye’de 34 liraya doktor muayenesi yok.
-9 bin 600 liraya ev taşıma imkanınız yok. Bu en az 20 bindir.
-5 bin 800 liraya kira yok. Ülke genelinde kira ortalaması 12 bine ulaşmış, temel bir hak olan barınma, emekçinin gelirinin yarısından fazlasını yutar hale gelmiştir.
-113 liraya alacağınız bir zeytinyağı yok,
Başka ne yok onu da söyleyelim:
Utanma yok! Arlanma yok! Özür yok! Mahcubiyet yok! Vicdan yok!
Bakın göz göre göre söylenen yalanlar neye yol açıyor:
Bildiğiniz üzere TÜİK, Haziran’da hayal ürünü olarak enflasyonu 6 aylık %24,73, yıllık %71.60 oranında açıklamıştır. Bu enflasyon oranlarıyla Temmuz’da memur ve memur emeklilerinin maaşı yüzde 19,3, SGK ve Bağ-Kur emeklilerinin maaşı %24,73 olarak sözde zamlanacaktır. Asgari ücrete çalışanlar ile kök aylığı düşük olan emekliler % 0 zam alacaklardır.
TÜİK, tüm emekçilerin insan onuruna yaraşır adil ücret hakkını göz göre göre gasp etmiştir.
TÜİK, sepet oyunlarıyla enflasyonu eksik hesaplayarak, kötü ekonomi yönetiminin yol açtığı yüksek enflasyonu gizleyerek bütün faturayı emekçilere ödetmektedir. Bunun tek bir adı vardır: Hırsızlık!
Bu yalan senfonisi devam ettirilemez. İktidar ve TÜİK, enflasyonu gizleyen anlayışını ve sahte verilerle açıklanan oranları terk etmelidir.

“Cek-cak”larla pembe tablo çizmeye çalışılıyor”
Kamu emekçilerinin sadece satın alma gücünün korunabilmesi için maaşlarına en az yüzde 41,16 oranında Temmuz’da zam yapılmalıdır.
Ülkemizdeki 3,5 milyon memur ile 2, 5 milyon emeklinin yaşam koşullarını ilgilendiren 2024 yılı ikinci altı aylık (%10) artı enflasyon fark ülke gerçekleriyle bağdaşmamaktadır. Açıklanan enflasyon rakamlarına göre söz konusu zam oranları henüz ücretlere yansımamışken elektrik fiyatına yüzde 38 zam yapılmıştır. Ardı ardına zamlar yağmur gibi yağmaya devam etmektedir.
Konfederasyonumuzun araştırmasına göre Haziran ayı açlık sınırı 20 bin 574 liraya, yoksulluk sınırı ise 61 bin 417 liraya yükselmiştir.
ENAG, Haziran ayında yüzde 4,27 açıkladığı enflasyonu son 12 aylık artışını ise %113.08 olarak 6 aylık enflasyon farkını da %41,16 olarak açıkladı.
İktidar, “enflasyon düşüşe geçti” dese de bu yalana kendisi de inanmamaktadır. Uyguladığı program ile memurun, işçinin, emekçinin ve asgari ücretlinin yaşam alanını giderek daraltmaktadır. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise sadece ama sadece “cek-cak”larla pembe tablo çizmeye çalışmaktadır. 

“Ücretlerden vergilere adil bir yaşam istiyoruz”

İki maaşlı bürokratlar
TBMM’de birbiri ardına iktidarın gerici ve sermaye yanlısı yasaları hayata geçerken memurlar, emekliler ve asgari ücretliler hem enflasyona hem de yüzdelik zamlara ezdirilmiştir.
İktidar çevrelerinde emekliye “2 bin lira verelim mi? Vermeyelim mi” tartışması yürütülürken, Plan ve Bütçe Komisyonu’ndan “tasarruf paketi” olarak adlandırılan işçinin emekçinin servisine, yemek parasına, kreşine, sokak lambalarına göz diken teklif kabul edilmiştir.
Üstelik “tasarruf” diyenler, milyonlardan esirgenen kaynaklar bürokratlara ikinci maaş olarak 98 bin lira verilmesini de yasal hale getirmiştir.
Sokak lambalarından tasarruf planlayanlar sarayın kaç asgari ücret düzeyindeki ışıklandırmasından, mutfak, ağırlama giderlerinden tasarrufu gündeme bile getirmemişlerdir.
Keyfi harcamalar ortada dururken alınan tedbirler, kamuda israfın önüne geçmek yerine, kamu emekçilerinin anayasal ve toplu sözleşmeye dayanan kazanımlarını kısıtlamayı amaçlamıştır.

Göz boyayıcı tasarruf genelgeleri inandırıcı değildir’
Enflasyon rakamlarının çift haneli rakamlarda arttığı ülkemizde yeni vergiler ve zamlar hayatı daha da kötüleştirmiştir.
Ülkedeki milyonlarca emekçinin sadece maaşıyla geçindiği düşünülürse yaşam koşulları alabildiğine ve git gide zorlaşmaktadır.
Milyonlarca insan yaşamaya yetecek ücretin çok uzağındayken, enflasyonun tamda memur ve emeklinin zam oranlarının belirleneceği aydan hemen önce düşüvermesi hiç kimseyi ikna etmemektedir.
Öncelikle 17 bin 2 liralık asgari ücretle geçinmeye mahkûm edilen çalışanlar ile 10 bin TL’nin altında emekli maaşı ile yaşaması istenen emeklilerin olduğu bir ülkede ayrıcalıklı bir grubun en az 98 bin 42 lira aylık alması kanun yoluyla hakka dönüştürülmüştür.
İktidarın ülkeyi açlığa, karanlığa boğup sonra da göz boyayıcı tasarruf genelgeleri açıklaması inandırıcı değildir.

Krizin faturası emekçiye…
AKP iktidarı, ülkedeki ekonomik kötüye gidişin faturasını emekçilere borç, zam, faiz ve enflasyon olarak çıkarmaktadır.
Ülkenin kasasını boşaltanların; emeklilere, asgari ücretlilere ve memurlara gelince bütçe gerekçesini sunmaları gerçekçi değildir.
Emeklilere asgari ücret düzeyinde aylığı çok görenler kamuda cömert harcamalara ve yandaş müteahhitlere servet akıtmaktadırlar.
Milyonlarca emekçi hükümetin, emekçileri “enflasyonun altında ezdirmedik” sözüne kanmamakta hatta hükümetin dışında enflasyonun düşeceğine de kimse inanmamaktadır.
Kaynak yetersizliğine, refah artışına, TÜİK verilerine, enflasyon rakamlarına, ileriye dönük hayali vaatlere inanmıyoruz.
Enflasyon ve hayat pahalılığı karşısında sefalet düzeyine inen maaşlar ülkenin en önemli gündemidir.
“İtibardan tasarruf olmaz” diyerek her türlü şatafatını sürdüren yöneticilerin, emekçilerin cebinden, çocuklarımızın önüne koyduğumuz tabaktan, eğitimden, sağlıktan ‘tasarruf’ etmesini kabul etmiyoruz.
Kendi yurttaşına meyve yemeyi bile lüks hale getiren bir ülkenin itibarını ancak hakkaniyetli bir ekonomi politikası düzeltebilir diyoruz.

Artık yeter!
Azdan çok, çoktan az alınan vergilerle; gerçek enflasyonun üçte biri bile etmeyen maaş zamlarıyla; Yalanla dolanla bu ülkenin gideceği tek istikamet sefalettir. Bu rota değişmeli, bu talan son bulmalı!
Artık yeter diyoruz;
Kamuda tasarruf denince kamu emekçisinin zaten kuşa dönmüş haklarına, ay sonunu bile getiremeyen alım gücüne göz dikilmesini kabul etmiyoruz.
Kamu çalışanları, sadaka değil, enflasyon farkı da dahil refah artışından payına düşeni istiyor.
Ülkedeki yüksek enflasyonun sebebi dar ve sabit gelirli işçiler değildir. Bu krizin faturasını ödemesi gerekenler bu krizi çıkaranlardır!
Milyonlarca kamu emekçisi, emeklisi, işçisi, asgari ücretlisi ve dar gelirlisi insanca bir yaşam sürmek istemekte ve bunu hak etmektedir.
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu olarak; enflasyonun yükselmesinde hiçbir sorumluluğu olmayan milyonlar adına sesleniyoruz:
Ücretlerden, vergilere adil bir yaşam istiyoruz!
İnsanlık onuruna yaraşır ücretlerle, insanca koşullarda çalışmak istiyoruz!
Bilinsin ki bu haklı taleplerimizin peşini bırakmayacak, haklarımızı söke söke alacak, direne direne kazanacağız!”

]]>