banka borcu – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Tue, 03 Feb 2026 15:39:54 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.5 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png banka borcu – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 Geçim krizi bankalara yaradı: Bankalar kasalarını faizle dolduruyor https://yenidunya.org/yurt/33754/gecim-krizi-bankalara-yaradi-bankalar-kasalarini-faizle-dolduruyor/ Tue, 03 Feb 2026 08:47:10 +0000 https://yenidunya.org/?p=33754 Asgari ücrete ara zam yapılmayan, emekli aylıklarının açlık sınırının altında seyrettiği 2025’te yurttaş, kredi kartı ve tüketici kredileri için 1,2 trilyon lira faiz ödedi. Bankacılık hizmetlerinden toplanan para bir yılda %50’den fazla arttı.

BirGün’den Havva Gümüşkaya’nın haberine göre, borçlarını çeviremeyen geniş kesimler geçim kriziyle boğuşurken finans sektörü bu krizden devasa gelirlerle çıktı. Yurttaş, 2025 yılında tüketici kredileri ve kredi kartı borçları nedeniyle bankalara 1 trilyon 222 milyar lira faiz ödedi. 2025 yılında bankacılık sektörünün net kârı, yıllık bazda 42,4 oranında artarak 940,2 milyar liraya ulaştı. Sektörün kârlılığındaki bu sıçramanın arkasında, hane halkının artan borç yükü olduğu net biçimde görüldü.

Devasa faiz geliri
Bankaların tüketici kredilerinden sağladığı faiz geliri Ocak-Aralık 2025 döneminde 719,9 milyar liraya ulaştı. 2024 yılında 515,6 milyar lira olan bu tutar, bir yılda yüzde 39,6 oranında arttı. Kredi kartlarından alınan faiz ise yüzde 47,3 artışla 341 milyar liradan 502 milyar 343 milyon liraya çıktı. Böylece yurttaşın kredi kartı ve tüketici kredileri için ödediği toplam faiz ise yıl sonunda 1 trilyon 222 milyar liraya ulaştı. Yıllık artış oranı yüzde 42,3 oldu.

Borcunu ödeyemeyenden artı kazanç
Yüksek faiz oranlarının etkisiyle yaşanan geri ödeme krizi, takibe alınan alacak sayısında da artışa neden oldu. Takipteki alacakların toplam nakdi kredilere oranı yüzde 2,47’ye çıktı. Bu dönemde bankaların takipteki alacaklardan sağladığı faiz geliri ise 51 milyar 772 milyon liradan 2,3 kat artarak 116 milyar 501 milyon liraya ulaştı. Bankalar, yurttaşların kullandığı ürünlerden faiz geliri elde ederken borcunu ödeyemeyenlerden de ayrıca kazanç sağlamaya devam etti.

Hizmet geliri patladı
Bankalar sadece faizden değil, gündelik bankacılık işlemlerinden de büyük gelir sağladı. Bankacılık hizmet gelirleri 2024’te 828,8 milyar lirayken 2025’te 1 trilyon 245,5 milyar liraya çıktı. Bu kalem bir yılda yüzde 50,2 oranında arttı.

]]>
Yaşamı borçla döndürme düzeni: Batık kredi kartı borçları 2,5 kat arttı https://yenidunya.org/yurt/33325/yasami-borcla-dondurme-duzeni-batik-kredi-karti-borclari-25-kat-artti/ Fri, 14 Nov 2025 08:43:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=33325 Alım gücündeki erime, yurttaşları kredi kartlarına daha fazla yönelmeye zorluyor. Batık kredi kartı borçları ise geçen yıla göre 2,5 kat arttı. Eylül ayında kredi kartıyla yapılan harcama banka kartlarıyla yapılan ödemeyi beşe katladı.
BirGün’den Havva Gümüşkaya’nın haberine göre, yüksek faiz ve yüksek enflasyon döneminde kredi kartı kullanımı daha da arttı. Temel ihtiyaçlar artık sadece kredi kartları ile karşılanıyor. Borcunu ödeyebilmek için kredi kartlarını ‘döndüren’ dar gelirlilerin cebindeki kart sayısı arttıkça borç bakiyesi de kabarıyor.
Özellikle bireysel kredi kartlarıyla yapılan harcamalarda, gündelik ihtiyaçlara yönelik taksitsiz harcamalar dikkati çekici biçimde arttı. BDDK’nin 7 Kasım haftasına ilişkin verilerine göre, bireysel kredi kartı borçlarının 1 trilyon 610 milyar lirasını taksitsiz harcamalar, 939 milyar lirasını taksitli harcamalar oluşturdu. Taksitsiz harcamalarda, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 47’lik artış yaşandı.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in göreve geldiği Haziran 2023’te bireysel kredi kartı borçlarının 403,4 milyar lirasını taksitsiz harcamalar, 390,4 milyar lirasını ise taksitli harcamalar oluşturuyordu. Yaklaşık iki buçuk yıllık süreçte taksitsiz harcamalarda dört kat artış meydana geldi.

Yaşamı borçla döndürme düzeni: Batık kredi kartı borçları 2,5 kat arttı

Banka kartlarını 5’e katladı
Geçim sıkıntısı çeken geniş toplum kesimleri, artık temel ihtiyaçlardan faturalara kadar tüm harcamalarını kredi kartlarıyla karşılamaya çalışıyor. Eylül ayında banka kartlarıyla yapılan harcamanın 5 katı kredi kartlarıyla gerçekleştirildi. Bankalararası Kart Merkezi’nin verilerine göre 1 trilyon 848 milyar liralık kredi kartı harcamasına karşın banka kartlarıyla 359 milyar liralık ödeme yapıldı. Kredi kartlarıyla yapılan bu harcamaların yaklaşık yüzde 25’lik bölümünü market ve gıda harcamaları oluşturdu.
Borçları ödeyememe krizi ise bireysel kredi kartlarında takibe giren alacak oranını artıyor. Bireysel kredi kartlarında batık borç tutarı 115 milyar 236 milyon liraya ulaştı. Bu tutar geçen yılın aynı döneminde 46 milyar 855 milyon lira düzeyindeydi. Son bir yılda batık bireysel kredi kartı borçlarında 2 buçuk kat artış meydana geldi.

Yaşamı borçla döndürme düzeni: Batık kredi kartı borçları 2,5 kat arttı

Gıda fiyatlarına maaş yetişmiyor
Her ay yükselişini sürdüren gıda fiyatları, borçsuz market alışverişini imkânsız hale getiriyor. Farklı kurumların açıkladığı açlık ve yoksulluk sınırı verileri de yükselişi tekrar gözler önüne seriyor. Son olarak dün Birleşik Metal-İş Sınıf Araştırmaları Merkezi (BİSAM), ekim ayına ilişkin  açlık ve yoksulluk sınırını verilerini paylaştı. Dört kişilik bir ailenin sadece sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcamasını ifade eden açlık sınırı 26 bin 925 liraya çıkarak asgari ücreti neredeyse 5 bin lira aştı. Gıda harcamasının yanı sıra eğitim, sağlık, barınma, eğlence, ısınma ve ulaşım gibi yaşamsal harcamaları ifade eden yoksulluk sınırı da 93 bin 135 lira olarak gerçekleşti. Bu tutar, asgari ücretin 4 katından daha yüksek. BİSAM’a göre tek başına yaşamanın maliyeti de 43 bin lirayı buldu.
BİSAM verilerine göre, günlük gıda harcaması tutarı en az 898 lira olurken bunun 297 lirası süt ürünlerine, 227 lirasını et, yumurta ve baklagil grubuna harcandı. Ekmek ve makarna grubu için günlük harcama tutarı 123,74 lira oldu.

]]>
Yurttaş Birlikteliği: “Piyasa çıkarlarını önceleyen tutumu asla kabul etmeyeceğiz” https://yenidunya.org/emek-gundemi/32961/yurttas-birlikteligi-piyasa-cikarlarini-onceleyen-tutumu-asla-kabul-etmeyecegiz/ Thu, 31 Jul 2025 11:40:21 +0000 https://yenidunya.org/?p=32961 Emekliler Yargıtay’ın maaşlara bloke konulmasının önünü açmasına tepki gösterdi.

Yurttaş Birlikteliği, Yargıtayın, bankaların tüketici kredisi verdiği sırada alacakları onay ve talimatla emekli aylıklarına “bloke” koyabileceklerine ilişkin kararını eski Yargıtay binası önünde protesto etti. Yurttaş Birlikteliğinin açıklamasında, “Yargının sosyal devleti değil, piyasa çıkarlarını önceleyen tutumunu asla kabul etmeyeceğiz. Emeklinin ekmeğini koruyacak bir hukuk düzeni için mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğiz. TBMM’yi göreve davet ediyoruz” denildi.

Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, tüketici kredisi nedeniyle verilen hapis, takas, mahsup ve benzeri onay ve rıza talimatları nedeniyle bankanın emekli maaşını doğrudan bloke edilebilmesinin mümkün olduğuna karar verdi.
Bu karara tepki gösteren Bağımsız Emekliler Sendikası, 2021 Tüm Emekliler Sendikası, DİSK Emekli-Sen, Emekli Meclisleri Sendikası’nın oluşturduğu “Yurttaş Birlikteliği”, bu kararı Yargıtayın Kızılay’daki eski binası önünde protesto etti. Protestoya Yenilik Partisi Genel Başkanı Öztürk Yılmaz ve CHP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt ile Ankara Milletvekili Adnan Beker de destek verdi.

Yurttaş Birlikteliği adına burada okunan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi: 
“Yargıtay, 21 Mart 2025 tarihinde verdiği içtihadı birleştirme kararıyla, bankaların tüketici kredisi sözleşmesi yapıp ödeyemeyen emeklilerin yaşlılık aylıklarına bloke koymasının önünü açmıştır. Bu karar, Anayasa’nın 2. maddesinde tanımlanan sosyal devlet ilkesine indirilen ağır bir darbedir. Emeklilerin ömür boyu çalışarak hak kazandığı yaşlılık aylığı temel gereksinimlerini bile karşılamaya yetmezken son nefeslik bu gelire el konulmak istenmesini, vicdanla bağdaştırmak mümkün değildir.
Sosyal devlet anlayışını ete kemiğe büründüren Anayasa’nın başlangıç bölümündeki, ‘Her Türk vatandaşının temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak onurlu bir hayat sürdürme ve maddi-manevi varlığını geliştirme hakkı’, 5. maddesindeki ‘Devletin; kişinin temel hak ve özgürlüklerini sosyal hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırma’ görevi, 17. maddesindeki, ‘Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı’, 60. maddesindeki ‘Sosyal güvenlik hakkı’, 61. maddesindeki ‘Sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler’ şeklinde ifade edilen temel ilkeler, bu kararla açıkça ihlal edilmiştir.

“Yargıya olan güven bir kez daha sarsılmıştır”
Son yıllarda adım adım tasfiye edilen sosyal devlet, şimdi de Yargıtayın bu kararıyla derin yara almıştır. Emeklilerin açlık sınırı altındaki yaşlılık aylıkları, artık kredi alacaklarını daha kolay tahsil etsinler diye dev bankaların insafına terk edilmiştir. Bu durum, yargının zayıftan yana değil, güçlüden yana tutum aldığını göstermekte ve milyonlarca emekliyi derin bir hayal kırıklığına uğratmaktadır. Yargıya olan güven bir kez daha sarsılmıştır. Yargıtay, bu karan Anayasa’nın 48. maddesindeki ‘sözleşme özgürlüğü’ ilkesine ve tüketici sözleşmelerinde imzalatılan muvafakat yetkisine dayandırmaktadır. Oysa herkes bilmektedir tüketici kredisi sözleşmeleri, çaresiz yurttaşlara tek taraflı olarak dayatılmakta, hiçbir müzakere şans tanınmadan imzalatılmaktadır. Bu koşullarda ‘özgür irade’ den veya ‘adil sözleşmeden’ söz edilemeyeceği son derece açıktır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun gereğince ‘haksız şart’ içeren sözleşmeler geçersizdir. Ayrıca bir sözleşmenin geçerliliği için aydınlatılmış onam şarttır.

“Tehlike sadece emeklilerle sınırlı değildir”
Yargıtay; İcra ve İflas Kanunu, Sosyal Güvenlik Kanunu ve Tüketiciyi Koruma Kanunu’nun özel hükümlerini bir kenara itip, ‘sözleşme özgürlüğü’ gibi genel bir kavrama dayanarak hukukun temel ilkesi olan normlar hiyerarşisini altüst etmiştir. Bu kararla Yargıtay, sosyal devletten yana değil, vahşi piyasa düzeninden yana bir tutum sergilemiştir. Tehlike sadece emeklilerle sınırlı değildir. Bu karar, tüm çalışanları tehdit etmektedir. Bankalara, alacaklarının tahsili için cebri icra yoluna gitmeksizin, maaşlara fiilen el koyma yetkisi verilmiştir. Bugün emeklilerin başına gelen, yarın çalışanların da kaderi olabilir. Yargıtayın kararında bu yetkiyi sınırlayacak hiçbir hukuki güvence bulunmamaktadır. Bizler, onurlu bir yasam mücadelesi veren milyonlarca emekli adına, tüketici haklarını ve sosyal devleti savunan Yurttaş Birlikteliği bileşenleri olarak, bu adaletsizliğe boyun eğmeyeceğiz.

“TBMM’yi göreve davet ediyoruz”
Yargının sosyal devleti değil, piyasa çıkarlarını önceleyen tutumunu asla kabul etmeyeceğiz. Emeklinin ekmeğini koruyacak bir hukuk düzeni için mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğiz. TBMM’yi göreve davet ediyoruz. Emeklilerin aylıklarının haczedilemeyeceğine ilişkin yasa hükümlerinin yorum yoluyla değiştirilmesine olanak veren ve tek yanlı dayatmayla müzakeresiz imzalatılan muvafakat beyanının geçerli olmadığı yönünde yasal düzenlemeler yapınız. Evrensel tüketici haklarını ve Tüketiciyi Koruma Kanunu’ndaki temel ilkeleri tüketiciyi ilgilendiren tüm yasalara egemen kılınız.”
Açıkalamaların ardından CHP’li Adnan Beker, açıklamaya katılanlar ve protestoyu takip eden gazeteciler ve emniyet güçlerine “emekli simidi”  dağıttı.

Kaynak: ANKA

]]>
Çiftçinin ektiğini banka biçiyor https://yenidunya.org/emek-gundemi/32135/ciftcinin-ektigini-banka-biciyor/ Sat, 22 Feb 2025 09:28:25 +0000 https://yenidunya.org/?p=32135 Çiftçinin borcu 8 kat arttı: 886 milyar 627 milyon lira banka kredi borcu

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçilerin artan kredi borçları ve yetersiz desteklerle boğuştuğunu vurgulayarak tarım sektöründe yaşanan sorunları dile getirdi. Çiftçilerin borç batağında olduğunu söyleyen Gürer, “2020 yılına göre çiftçilerimizin bankalara olan kredi borcu tam 8 kat arttı” dedi.
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2020 yılına göre çiftçilerin bankalara olan borcunun 8 kat artarak 886 milyar 627 milyon liraya ulaştığını belirtti.
“2020 yılına göre çiftçilerimizin bankalara olan kredi borcu tam 8 kat arttı. 2020 yılında 111 milyar 216 milyon lira kredi borcu olan çiftçilerimiz, bugün 886 milyar 627 milyon lira bankalara kredi borcu var. Borcu olmayan çiftçi yok. Çiftçi, kredi alarak çiftçiliği sürdürülebiliyor” dedi.
Çiftçilerin tarımsal üretimi sürdürebilmek için krediye mahkûm hale geldiğine dikkati çeken Gürer, bu durumun tarımda sürdürülebilirliği tehlikeye attığını ifade etti.

“Çiftçilerimize verilen destekler yeterli değil”
Türkiye’de çiftçi sayısının Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) göre 2 milyon 300 bin civarında olduğunu belirten Gürer, “Çiftçiler üretimi sürdürmeye çalışıyorlar. Ancak çiftçilerimize verilen destekler yeterli değil. Tarım ve Orman Bakanı, geçen yılki desteklerin hesaplara yatırıldığını açıkladı. Tabii, o destekleri açıklarken ‘geçen yıl’ ifadesini kullanmadığından, sanki bu yılın desteği veriliyormuş gibi görülüyor. Oysa geçtiğimiz yıl milli gelirin 411 milyar lira tutan yüzde birlik kısmı çiftçiye verilmedi. 91 milyar liralık bir destek verildi. O destek de üretimin başında ya da sonunda değil, daha hububatın ki yeni veriliyor. Ağustos ayında hasat tamamlandı ama hububatla ilgili desteği çiftçi daha yeni alabildi” diye konuştu.

“Çiftçi borcunu ödeyemez duruma düştü”
Gürer, çiftçilere milli gelirin yüzde 1’i oranında destek verilmesi gerektiğini, ancak bunun yapılmadığını belirtterek, “Milli gelire göre bu yıl verilmesi gereken destek 615 milyar lira iken, verileceği vaat edilen 135 milyar lira. Kanuna uygun destek vermedikleri gibi mazotun, gübrenin, tohumun, ilacın, kiranın, işçiliğin, elektriğin artışını da engellemiyorlar. Böyle olduğu sürece çiftçilerin ürettiği ürünlerin maliyetlerinin artması devam edecek. Çiftçi borcunu ödeyemez duruma düştü. Kanun teklifi de verdim. En az banka borçları iki yıl borçlar ötelenip faizler silinmelidir” dedi.

“Üretim düşüşü olmaması için çiftçi refahının sağlanması gerekiyor”
Artan mazot, gübre, tohum, ilaç, kira, işçilik ve elektrik maliyetlerinin çiftçileri zorladığını vurgulayan Ömer Fethi Gürer, düşük alım fiyatlarının da üretimi baltaladığına dikkati çekerek, “Bir başka bir şey yapıyorlar; çiftçinin ürününün alım fiyatını düşük tutuyorlar. Geçtiğimiz yıl bir önceki yıla göre buğday için yüzde 12, arpa için yüzde 3 artış verdiler. Bu artışlar, enflasyon karşısında çiftçiyi korumadığı gibi, girdi maliyetlerindeki artışın da çok altında kaldı. Bu yıl da hububatta mayıs ayında Çukurova’da hasat başlayacak. Buğdayın fiyatları yine düşük olursa, çiftçi burada sorun yaşayacak. Geçtiğimiz yıl, yani 2024 yılında TÜİK verilerine göre hububatta 3 milyon 300 bin ton, buğdayda 1 milyon 200 bin ton üretim düşüşü yaşandı. Üretim düşüşü olmaması için çiftçi refahının sağlanması gerekiyor. Aksi takdirde ithalat daha çok artacak. Türkiye, ortalama 20-22 milyon ton yıllık buğday üretirken yurt dışından da 10 milyona yakın buğday ithal ediyor. Bu ithal ettiği buğdayın bir kısmını da Dahilde İşlem Rejimi (DİR) kapsamında un ve makarna yaparak yurt dışına gönderse de Türkiye’nin buğdayda yeterliliği yüzde 97 olduğu için bir kısmı yurt içinde de tüketiliyor. Yani biz buğdayda da kendi kendimize yeterli değiliz, ithalatçı bir ülke olduk” ifadesini kullandı.

“Buğday çiftçisi geçen yıl kaybetti”
Türkiye’nin buğdayda dahi kendine yeterli olamadığını ve ithalatçı bir ülke haline geldiğini dile getiren Gürer, tarım politikalarının doğru bir şekilde planlanması gerektiğini söyleyerek, “Askıda buğday uygulaması ile Türkiye gündeminde buğday konuşulur hale geldi ama bu da açıkçası geçen yıl çiftçi gerçekten kaybetti. Çiftçinin hali perişan, çiftçi de verecek hal kalmadı. Buğday bağışı yapılsa miktar tohum olmaya yeterli değil doğrudan tüketilse buğdayı kavurga olarak tüketmenin dışında, un olmadan tüketmek olası değil. Ürün de çiftçiden tüccara geçmişken, özellikle de küçük çiftçide ürün kalmadığı noktada yapılması gereken, tarım kesiminin sorunlarına gerçekçi politikalarla çözüm üretmek olmalıdır” dedi.

Kaynak: ANKA

]]>