asgari ücret – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Sat, 28 Feb 2026 06:35:02 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.5 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png asgari ücret – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 Çalışan yoksul, işsiz aç bırakıldı https://yenidunya.org/emek-gundemi/33858/calisan-yoksul-issiz-ac-birakildi/ Sat, 28 Feb 2026 06:35:01 +0000 https://yenidunya.org/?p=33858 TÜİK işsizlik verilerini açıkladı, DİSK-AR hesaplaması gerçek işsizlerin 12 milyon kişiye dayandığını ortaya koydu. Kadınlarda gerçek işsiz sayısı 5 milyon 925 bine ulaştı. Geniş tanımlı kadın işsizliği yüzde 39,3 ile erkek işsizliğinin 15 puan üzerine çıktı. İşsizler gelirsiz bırakılırken çalışanlar açlıkla terbiye edilmeye çalışılıyor. Türk-İş’in açlık sınırına göre ücretliler ayı aç geçiriyor. TEPAV’ın gıda enflasyonu yüzde 6,74 ile 2 yılın zirvesini görürken asgari ücret açlık sınırının yalnızca yüzde 87’sini karşılayabildi.
Ülkenin en büyük sorunları halkın sırtındaki ağırlığını artırıyor. İşsizlik artarken çalışanlar ise açlık sınırını göremiyor. Milyonlar açlığa, yoksulluğa, işsizlikle çaresizliğe itilerek rejime rıza göstermeye ikna edilmek isteniyor.
Kriz derinleştikçe cebinden eksilen, AKP iktidarının kendilerinden çaldıklarını geri isteyen milyonlar da her gün daha gür ses çıkarıyor.
Ülkede ekonomik krizin toplumsal maliyeti her geçen ay daha görünür hale geliyor. Bir yanda resmi istatistiklerde düşük gösterilen işsizlik oranları, diğer yanda çalışmak istediği halde iş bulamayan ya da haftada 40 saatin altında çalışmaya mahkûm bırakılan milyonlar var.
Kadınlar ve gençler için tablo daha da ağırlaşırken istihdamdaki gerileme ve işgücüne katılımdaki düşüş krizin yapısal boyutunu ortaya koyuyor. İşsiz kalanların büyük bölümü işsizlik ödeneğine erişemezken çalışanlar da artan gıda fiyatları ve yükselen yaşam maliyetleri karşısında her ay biraz daha yoksullaşıyor. Açlık sınırı ile asgari ücret arasındaki makas büyürken geniş tanımlı işsizlik ve derinleşen hayat pahalılığı, ülkedeki ekonomik sıkışmışlığı rakamların ötesinde bir toplumsal gerçeğe dönüştürüyor.
İşsizlikte makas açılıyor, yoksulluk derinleşiyor, gıda fiyatları ise hız kesmiyor. Resmi veriler ile sahadaki gerçekler arasındaki uçurum büyürken milyonlarca kişi ya iş bulamıyor ya da çalışsa da geçinemiyor. Açlık sınırı asgari ücreti aşarken geniş tanımlı işsizlik neredeyse her üç kişiden birine dayanmış durumda.

Gem tutmuyor
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) dün Ocak ayına ilişkin işsizlik verilerini açıkladı. TÜİK’in resmi işsizlik oranı olarak açıkladığı dar tanımlı işsizlik yüzde 8,1 olarak hesaplandı. Gerçek işsizlerin oranını ifade eden geniş tanımlı işsizlik ise yüzde 29,9 ile zirvedeki seviyesini korumaya devam etti.
TÜİK’e göre dar tanımlı işsizler bir önceki aya göre 73 bin kişi artarak 2 milyon 819 bin kişi oldu. Erkeklerde dar tanımlı işsizlik yüzde 6,6 iken kadınlarda yüzde 11 olarak hesaplandı. Dikkati en çeken verilerden biri de istihdamdaki gerileme oldu.
Ocak ayında istihdam edilenler bir önceki aya göre 516 bin kişi azalarak 31 milyon 953 bin kişi, istihdam oranı ise 0,8 puan azalarak yüzde 47,9 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 65,3 iken kadınlarda yüzde 30,9 olarak gerçekleşti.
Resmi işgücü bir önceki aya göre 443 bin kişi azalarak 34 milyon 772 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0,8 puan azalarak yüzde 52,1 oldu. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 70,0 iken kadınlarda yüzde 34,7 oldu. Resmi verilere göre genç kadınlarda işsizlik yüzde 19, genç erkeklerde yüzde 14,3 olarak hesaplandı.

Çalışan yoksul, işsiz aç bırakıldı

Geniş tanımlı kriz
TÜİK’in görmediği işsizleri, DİSK Araştırma Merkezi (DİSK-AR) raporu gözler önüne serdi. DİSK-AR’a göre gerçek işsizlerin sayısı 11 milyon 946 bin kişiyle devasa boyuta ulaştı. Geniş tanımlı işsiz sayısında iki yıllık artış 1,7 milyon ve bir yıllık artış ise 577 bin oldu.
Ekonomik krizle birlikte, tam zamanlı çalışmak istemesine rağmen daha kısa süreler çalışmak zorunda kalanların sayısı da arttı.
Haftalık 40 saatten daha az çalışan ve imkânı olması durumunda daha çok çalışmayı isteyenlerin zamana bağlı eksik istihdam edilenlerin sayısı son bir yılda 3,4 milyondan 3,9 milyona yükselerek 464 bin kişi arttı. 3,9 milyon kişi haftalık 40 saatten az çalışıyor ve daha fazla çalışmak istiyor.
DİSK-AR’a göre ülkede 5,3 milyon kişi çalışmak istemesine rağmen iş bulamıyor. İş bulabilenler asgari ücret komşuluğunda çalışırken işsiz kalanlar da işsizlik ödeneğinden faydalanamayarak gelirsiz bırakılıyor.
DİSK-AR raporunda, “İşsizlik ödeneğinden yararlanma koşullarının ağır olması ve işsizlik sigortası kaynaklarının amacı dışında kullanılması sebebiyle işsizlerin büyük çoğunluğu işsizlik ödeneğinden yararlanamıyor” denilerek resmi işsizlerin yalnızca yüzde 19,6’sının işsizlik ödeneği alabildiği belirtildi. Buna göre işsizlerin yüzde 80,4’ü ödenekten faydalandırılmadı.

6 milyon kadın işsiz
Raporda öne çıkan bulgulara göre kadınlarda işsizlik tüm türlerde erkeklerden daha yüksek seyretti. Bu ayda da işsizlik türlerinin en yüksek olduğu kategori yüzde 39,3 ile geniş tanımlı kadın işsizliği olmaya devam etti. Erkeklerde bu oran yüzde 24,2 olarak hesaplandı. Geniş tanımlı kadın işsizliği ile geniş tanımlı erkek işsizliği arasındaki fark 15,1 puan oldu. DİSK-AR’ın hesaplamasına göre gerçek işsizlikte kadınların sayısı tam 5 milyon 925 kişiye ulaştı.

Çalışan yoksul, işsiz aç bırakıldı

Açlık büyüyor
İşsizler yoksulluğa terk edilirken çalışanlar da asgari açlık düzeyini dahi göremiyor. Gıda fiyatlarındaki artış krizin dar gelirliyi daha fazla etkilemesine sebep oluyor. Gıda fiyatlarında artış, açlık sınırının da devamlı yükselmesine yol açtı. En temel harcama kalemi gıdada artış, yoksulluk sınırını da tarihi zirvelerine taşıyor. Türk-İş 39 yıldır düzenli açıkladığı açlık ve yoksulluk sınırı araştırmasının sonuçlarını paylaştı. Ücretlilerin yoksulluğu verilerle bir kez daha gözler önüne serildi.
Araştırmaya göre Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarını ifade eden açlık sınırı, 32 bin 365 TL’ye yükseldi. Gıda giderlerine konut, ulaşım, eğitim, sağlık ve giyim gibi temel harcamalar eklendiğinde de dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 105 bin 424 TL olarak hesaplandı.
Son 12 aylık dönemde gıda harcamalarındaki artış oranı yüzde 38,76 olurken, yıllık ortalama artış yüzde 39,43 olarak kaydedildi. Yılın ilk iki ayında gıda harcamalarındaki toplam artış ise yüzde 7,37’ye ulaştı. Tek başına yaşayan bir çalışanın yaşam maliyeti de 41 bin 900 TL olarak hesaplandı. Bu tutar, asgari ücreti 13 bin 875 TL aştı. Maliyet, asgari ücretin tam 1,5 katına çıktı.
Yılın başında sefalet düzeyinde artış yapılarak 28 bin 75 TL’ye çıkarılan asgari ücret, bu tutarların her birinin altında kaldı. Buna göre asgari ücret açlık sınırının ancak yüzde 87’sini karşılayabildi. Bu hesaba göre Şubat ayında gıda dışında hiçbir harcama yapmayan bir hane dahi en az 5 günü aç geçirdi. Hanede 2 yetişkin asgari ücretle çalışırken yoksulluk sınırının ancak yarısına erişebildi.

Gıda enflasyonu 2 yılın zirvesinde
TEPAV’a göre de gıda enflasyonu 2 yılın zirvesini gördü. TEPAV Gıda Fiyat Endeksi (TEGE), Şubat 2026’da aylık yüzde 6,74 artarak son iki yılın en yüksek aylık gıda enflasyonuna işaret etti.
Yıllık gıda enflasyonu ise yüzde 33,8 olarak hesaplandı. Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) tarafından hazırlanan Gıda Fiyat Endeksi (TEGE) 2026 yılı şubat ayı verileri yayımlandı.
Şubat ayına ilişkin TEGE verileri, gıda fiyatlarında belirgin bir artış eğilimine işaret etti. Taze meyve ve sebze kategorisinde fiyatı en hızlı düşen ürünler lahana, portakal ve kivi olurken; diğer taze biber çeşitleri, çarliston biber ve kabak fiyatlarında yüksek artışlar gözlendi.
Taze meyve ve sebze dışındaki ürünlerde ise en fazla fiyat artışı kaşar peyniri, tereyağı ve ayranda gerçekleşti. Şubat 2026 döneminde yıllık gıda enflasyonu TEGE ile yüzde 33,8 olarak hesaplandı. 

Kaynak: BirGün

]]>
TÜRK-İŞ: Yoksulluk sınırı 105 bin lirayı aştı https://yenidunya.org/emek-gundemi/33852/turk-is-yoksulluk-siniri-105-bin-lirayi-asti/ Fri, 27 Feb 2026 08:19:06 +0000 https://yenidunya.org/?p=33852 TÜRK-İŞ Şubat 2026 açlık ve yoksulluk sınırı araştırma sonuçları açıklandı.
Araştırmaya göre;
-Dört kişilik ailenin aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 32.365 TL.
-Gıda ile birlikte diğer tüm temel harcamalar için haneye girmesi gereken toplam gelir tutarı (yoksulluk sınırı) ise 105.425 TL.
-Bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti 41.900 TL.
-Mutfak enflasyonu aylık %3,65 on iki aylık %38,76 yıllık ortalama %39,43 olarak hesaplandı.

Açlık sınırı asgari ücreti eritti
TÜRK-İŞ Konfederasyonu tarafından, çalışanların geçim koşullarını ortaya koymak ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişikliğinin aile bütçesine yansımalarını belirlemek amacıyla Ankara’da yapılan açlık-yoksulluk araştırması Şubat 2026 ayı sonucuna göre;
-Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapılması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 32.365,44 TL’ye,
-Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 105.424,90 TL’ye
-Bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’de aylık 41.899,77 TL ’ye yükseldi.

TÜRK-İŞ: Yoksulluk sınırı 105 bin lirayı aştı

Mutfak yanıyor
TÜRK-İŞ’ e göre “mutfak enflasyonu” verilerindeki değişim Şubat 2026 itibariyle şu şekilde gerçekleşmiştir:
-Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin “gıda için” yapması gereken asgari harcama tutarındaki artış bir önceki aya göre yüzde 3,65 oranında gerçekleşti.
-On iki aylık değişim oranı yüzde 38,76 oldu.
-Yıllık ortalama artış ise yüzde 39,43 olarak gerçekleşti.
-İki aylık artış oranı ise yüzde 7,37 oranında oldu.

TÜRK-İŞ: Yoksulluk sınırı 105 bin lirayı aştı

Gıda fiyat artışları Ramazan dinlemedi
TÜRK-İŞ hesaplamasında temel alınan ve doğrudan çarşı-pazar-market dolaşılarak gıda ürünleri fiyatlardaki değişim, harcama gruplarına göre Şubat 2026 itibariyle şu şekilde oldu:

•Süt, yoğurt ve peynir ürünlerinin bulunduğu grupta; son dönemde süt ve süt ürünlerindeki hızlı fiyat artışı, tüketici alım gücünü ciddi şekilde zorlamaktadır. Tüketiciler daha uygun fiyatlı ürünlere yönelmek zorunda kalmaktadır ve bu durum hem beslenme kalitesini hem de ekonomik güveni etkilemektedir. Söz konusu ürünlerin insan vücudu için gerekli temel besinler arasında yer alması ve özellikle çocuklar ile gençlerin dengeli beslenmesi açısından önem taşıması nedeniyle hanehalkı bütçesi üzerindeki baskısı artarak devam etmektedir.

•Et, tavuk, balık, yumurta ve kuru baklagiller ürünlerinin yer aldığı grupta; dana kıyma ve kuşbaşı etin kilogram fiyatında bu ay da artış olduğu tespit edildi. Kuzu etinin fiyatı bir miktar geriledi. Hesaplamada dikkate alınmayan bonfilenin kilogram fiyatı ise 2500 TL’ye yükselmiştir.
Balık ürünleri fiyatlarında bir miktar gerileme olduğu tespit edildi. Esnaf Ramazan ayında satışlarda azalma olması nedeniyle tezgâhtaki ürün çeşitliliğinin bir miktar azalttığını belirtti.
Tavuk eti kilogram fiyatında, geçen ay olduğu gibi bu ay da artış tespit edilmiştir. Geçen ay bir miktar gerileyen yumurta fiyatlarında ise bu ay yeniden artış olduğu gözlemlendi.
Kuru baklagiller (kuru fasulye, nohut, yeşil ve kırmızı mercimek) grubunda kuru fasulyenin kilogram fiyatında bir miktar gerileme olduğu tespit edildi. Nohut fiyatında artış olduğu gözlemlenirken, yeşil ve kırmızı mercimeğin kilogram fiyatlarında ise bu ay önemli bir değişiklik görülmedi.

•Meyve-sebzenin ortalama fiyatı bu da ay artış göstermiştir. Geçen ay bir miktar gerileyen meyve fiyatları bu ay yükselirken, sebze fiyatlarında ise sınırlı bir azalış olduğu gözlemlenmiştir. Hesaplamada -bu ay- 24’ü sebze ve 9’u meyve olmak üzere toplam 33 üründeki fiyat değişimi dikkate alındı. Sebze ortalama (ana yemekleri tamamlayan maydanoz, kıvırcık vb. salata yeşillikleri dâhil değil) kg fiyatı 90 TL, ortalama meyve kg fiyatı 117,50 TL oldu. Meyve-sebze ortalama kg fiyatı ise 90,83 TL (ana yemekleri tamamlayan maydanoz, kıvırcık gibi salata yeşillikleri bu hesaplamada “Ortalama Meyve-Sebze Fiyatı” kapsamında değerlendirilmektedir) olarak tespit edilmiştir.

•Ekmek, pirinç, un, makarna, bulgur, irmik gibi ürünlerin bulunduğu grupta; ekmek fiyatı bu ay değişmemiştir. Hesaplamaya dâhil edilmeyen fakat Ramazan’da ağırlıklı olarak satılan pidenin 250 gramı Ankara için 25 TL olarak belirlenmiştir. Pirinç ve bulgur fiyatlarında da önceki aya kıyasla herhangi bir değişiklik gözlemlenmemiştir. Diğer ürünlerden makarnanın fiyatında sınırlı bir artış olduğu tespit edildi. Un ve irmiğin kilogram fiyatı ise aynı kaldı.

•Temel yağ ürünleri grubunda, ayçiçek yağı ve tereyağının kilogram fiyatlarında bu ay artış olduğu tespit edildi. Zeytinyağı ve margarin fiyatlarında önemli bir değişiklik görülmedi.
Siyah zeytinin fiyatında bir miktar artış olduğu gözlemlendi. Yeşil zeytin aynı kaldı. Yağlı tohum ürünlerinde ise ciddi bir fiyat değişikliği tespit edilmemiştir.

•Son grupta yer alan gıda maddelerinden baharat ürünlerinin fiyatlarında bu ay bir miktar artış olduğu tespit edildi. Çayın kilogram fiyatı aynı kaldı. Geçen ay artış görülen ıhlamurun fiyatında bu ay bir miktar azalma olduğu görüldü. Tuz, şeker ve salçanın fiyatı değişmedi. Reçel, bal ve pekmezin fiyatında ise bir miktar artış olduğu tespit edildi.

TÜRK-İŞ: Yoksulluk sınırı 105 bin lirayı aştı
]]>
Geçinemiyoruz: Açlık sınırı 34 bin lira oldu https://yenidunya.org/emek-gundemi/33838/gecinemiyoruz-aclik-siniri-34-bin-lira-oldu/ Wed, 25 Feb 2026 08:57:43 +0000 https://yenidunya.org/?p=33838 Birleşik Kamu-İş araştırma birimi KAMU-AR tarafından her ay düzenli yapılan açlık-yoksulluk araştırmasının Şubat 2026 sonuçları açıklandı.

Araştırma sonuçlarına göre:
-Açlık sınırı 34 bin liraya dayandı.
-Açlık sınırı şubatta, önceki aya göre 1.877 lira artarak 33 bin 963 liraya çıktı.
-Dört kişilik ailenin yoksulluk sınırı ise 4 bin 843 lira artarak 104 bin lira sınırına geldi.
-Açlık sınırı 28 bin 75 lira olan yeni asgari ücretin 5 bin 888 lira üzerine çıktı.
-Başta asgari ücret olmak üzere diğer maaş, ücret ve aylıklar daha yılın ilk iki ayında satınalma gücünün önemli bir kısmını kaybetti.
-En düşük emekli aylığı açlık sınırının 14 bin lira altında kaldı.

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonunun Ar-Ge birimi KAMU-AR’ın dört kişilik bir ailenin, dengeli ve sağlıklı beslenebilmesi için gereken gıda harcamasının yanı sıra diğer ihtiyaçlarını da yoksunluk hissi çekmeden karşılayabilmesi için olarak yapması gereken aylık harcamayı dikkate alarak hesapladığı açlık-yoksulluk sınırı araştırmasının Şubat 2026 sonuçları açıklandı.
Açlık sınırı Şubatta 1.877 lira artarak 34 bin lira sınırına dayanırken, yoksulluk sınırı da gıdayla birlikte, başta barınma ve ulaştırma olmak üzere diğer harcama gruplarında yaşanan yüksek fiyat artışlarının etkisiyle 100 bin lira sınırını geçerek 103 bin 817 liraya kadar tırmandı. Açlık sınırı bu yılbaşında 28 bin 75 liraya çıkarılan asgari ücretin yaklaşık 6 bin lira, 20 bin lira olarak belirlenen en düşük emekli aylığının ise 14 bin lira üzerine çıktı.
Sadece yüzde 27 oranında zam yapılarak açlık sınırının altında bırakılan asgari ücret, yüzde 18,6 oranında artırılan kamu çalışanlarının ücretleri, yüzde 12,19 oranında artırılan emekli aylıklarının satın alma gücünün büyük bir kısmı daha yılın ilk iki ayında eridi.
Açlık sınırının önceki aya göre 1.877 lira arttığı şubatta gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama ise 2 bin 965 liralık yükselişle 69 bin 854 liraya çıktı. İkisinin toplamından oluşan yoksulluk sınırı ise önceki aya göre 4 bin 843 lira artarak 103 bin 817 lira oldu. Açlık sınırı son bir yıllık dönemde 9 bin 753 lira, gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama 18 bin 723 lira ve yoksulluk sınırı 28 bin 476 lira arttı.

Ücretler ve açlık-yoksulluk sınırı
Asgari ücret şubatta dört kişilik bir ailenin sadece 25 günlük beslenme giderini, yoksulluk sınırının ise yüzde 27’sini karşılayabiliyor. Ailede üç kişinin asgari ücretle çalışarak haneye getireceği gelir bile yoksulluk sınırının 19 bin 554 lira altında kalıyor. Diğer bir ifadeyle üç asgari ücret giren dört kişilik bir ailenin geliri yoksulluk sınırının bile oldukça altında seyrediyor. Bu yılbaşından itibaren 20 bin liraya çıkarılan en düşük emekli aylığı ise sadece 17 günlük beslenmeye yetiyor.
Yüzde 18,6 oranında zamlanarak bu yılın ilk yarısı için aile ve çocuk yardımı dahil 61 bin 890 liraya yükselen en düşük memur maaşı yoksulluk sınırının yüzde 59,6’sını, 67 bin 630 liraya yükselen ortalama memur maaşı ise yüzde 65’ini karşılıyor. Yoksulluk sınırını karşılayabilmesi için en düşük memur maaşının en az yüzde 67,7, ortalama memur maaşının ise yüzde 53,5 oranında artırılması gerekiyor.

Açlık sınırı
Türkiye genelinde de yaygın şube ağı bulunan ve en fazla alış-veriş yapılan marketlerden derlenen fiyatlara göre, dengeli beslenebilmek için et- balık- yumurtaya aylık olarak yapılması gereken harcanma Şubatta 173 lira, son bir yılda ise 3 bin 329 lira artarak 10 bin 167 liraya yükseldi.
Kuru bakliyat için yapılması gereken harcama önceki aya göre 9 lira, geçen yılın aynı ayına göre ise 191 liralık artışla 678 lira oldu.
Şubatta 1.080 lira artarak 7 bin 291 liraya gerileyen süt, yoğurt ve peynir için yapılması gereken harcamada yıllık olarak ise 1.965 lira artış kaydedildi.
Meyve için harcanması gereken tutar önceki aya göre 131 lira artarken, geçen yılın aynı ayına göre ise 840 lira artarak 3 bin 31 lira oldu. Sebze için yapılması gereken harcama ise önceki aya göre 13 lira artarak 4 bin 319 lira olarak gerçekleşti. Taze sebze harcaması geçen yılın aynı ayına göre ise 1.070 lira arttı.

Geçinemiyoruz: Açlık sınırı 34 bin lira oldu

Ekmek, un ve makarna gibi ürünler için yapılması gereken harcama Şubatta 261 lira artarak 2 bin 747 liraya tırmandı. Pirinç ve bulgur harcamaları 69 lira artarak 1.654 liraya çıktı. Yağ için yapılması gereken harcama ise 92 liralık yükselişle 817 liraya yükseldi. Ekmek, un ve makarna için yapılan harcama bir yıl öncesine göre 575 lira, pirinç, bulgur harcaması 630 lira, yağ harcamaları da 236 lira artış kaydetti.
Şeker, bal, pekmez, reçel harcaması önceki aya göre 111 lira yükselerek 2 bin 491 lira oldu. Aynı ailenin zeytin için yapması gereken harcama ise değişmeyerek 766 lirada kaldı. Şeker, bal, reçel harcamalarında son bir yılda 707 liralık, zeytin harcamalarında ise 171 liralık artış oldu.
Yetişkin erkek için 2.800, kadın için 2.200, genç için 3.000 ve çocuk için de 1.600 kalori esas alınarak yapılan hesaplamaya göre şubat ayı açlık sınırı yetişkin erkek için 9 bin 916 liraya, yetişkin kadın için 7 bin 784 liraya, çocuk için 5 bin 652 liraya ve genç için de 10 bin 610 liraya yükseldi.

Gıda dışı harcamalar
Yoksulluk sınırının belirlenmesinde gıda dışı ihtiyaçların fiyat değişimleri de esas alınarak yapılan araştırmaya göre, dört kişilik bir ailenin gıda dışındaki gereksinimlerini “insan onuruna yaraşır bir şekilde ve yoksunluk hissi çekmeden” karşılayabilmesi için aylık olarak yapması gereken harcama tutarı da Şubatta 69 bin 854 liraya çıktı.

Geçinemiyoruz: Açlık sınırı 34 bin lira oldu

Şubatta dört kişinin ortalama giyim ve ayakkabı harcamaları 5 bin 924 lira, barınma (kira dâhil) harcamaları ortalama 20 bin 103 liraya, ev eşyası harcamaları 7 bin 509 liraya yükseldi. Sağlık harcamaları 2 bin 947 liraya, ulaştırma harcamaları 16 bin 75 liraya çıktı. Bilgi ve iletişim harcamaları 3 bin 4 liraya, eğlence ve kültür harcamaları 1.980 liraya, eğitim harcamaları 2 bin 667 liraya yükseldi. Tatil-otel harcamaları 5 bin 293 liraya ve çeşitli mal ve hizmetlerle sigorta ve finansal hizmetlerle ilgili ilgili harcamalar 4 bin 351 liraya kadar çıktı.

Yoksulluk sınırı
Dört kişilik bir ailenin insan onuruna yaraşır şekilde yoksunluk hissi duymadan yaşayabilmesi için yapması gereken gıda ile gıda dışı harcamaların toplam tutarını gösteren yoksulluk sınırı ise Şubat 2026 itibariyle 103 bin 817 liraya tırmandı. Yoksulluk sınırında Şubatta 4 bin 843 liralık, yılın ilk iki aylık döneminde 8 bin 904 liralık ve son bir yıllık dönemde ise 28 bin 476 liralık artış oldu.

]]>
Asgari ücret açlık sınırı karşısında erimeye devam ediyor https://yenidunya.org/emek-gundemi/33818/asgari-ucret-aclik-siniri-karsisinda-erimeye-devam-ediyor/ Tue, 17 Feb 2026 07:33:26 +0000 https://yenidunya.org/?p=33818
Asgari ücret açlık sınırı karşısında erimeye devam ediyor

Büro Emekçileri Sendikası Araştırma Merkezi BES-AR, Şubat 2026 Açlık ve Yoksulluk Sınırı araştırmasını açıkladı.
Rapora göre, 4 kişilik bir memur ailesinin 2026 Şubat ayı açlık sınırı 43 bin 415 lira oldu.

Bekar emekçinin yaşam maliyeti 70 bine dayandı
Raporda yer alan veriler şöyle;
-Gıda madde fiyatları üzerinden yapılan hesaplamaya göre dört kişilik bir memur ailesinin sağlıklı beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı Şubat 2026 için 43 bin 415 lira,
-Tek bir (bekâr) çalışanın Yaşam Maliyeti ise 68 bin 865 lira,
-Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı kısacası Yoksulluk Sınırı 105 bin 273 lira olmuştur.
Bu sonuçlara göre;
2026 yılında da 28 bin 075 lira alan asgari ücretli 43 bin 415 lira olan açlık sınırının %54,64 altında ücret alarak sadece karnını doyurabilmektedir.

Asgari ücret açlık sınırı karşısında erimeye devam ediyor

Emekçi beslenemiyor
Sağlıklı beslenmenin maliyeti günlük 1.447 lirayı geçti.
-2026 yılında da asgari ücret açlık sınırının altında kaldı.
-Büyükşehirlerde kamu emekçileri, barınma ihtiyacını karşılamak için neredeyse maaşının %75-80’ini kiraya ödemek zorunda kalıyor.
-Büyükşehirlerde kamu emekçileri, barınma ihtiyacını karşılamak için öğrenci evi gibi 3 ya da 5 kişi bir arada yaşamak zorunda kalıyor.

]]>
TÜRK-İŞ: Asgari ücret ve yaşam maliyeti arasındaki açık derinleşiyor https://yenidunya.org/emek-gundemi/33727/turk-is-asgari-ucret-ve-yasam-maliyeti-arasindaki-acik-derinlesiyor/ Fri, 30 Jan 2026 09:51:23 +0000 https://yenidunya.org/?p=33727 TÜRK-İŞ Ocak 2026 Açlık ve Yoksulluk Sınırı araştırması açıklandı.
Araştırma sonuçlarına göre:
-Dört kişilik ailenin aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 31.224 TL.
-Gıda ile birlikte diğer tüm temel harcamalar için haneye girmesi gereken toplam gelir tutarı (yoksulluk sınırı) ise 101.706 TL.
-Bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti 40.541 TL.
-Mutfak enflasyonu aylık %3,58 on iki aylık %41,08 yıllık ortalama %39,79 olarak hesaplandı.

Asgari ücret, sosyal devlet anlayışı çerçevesinde ve Anayasa’da güvence altına alınan insan onuruna uygun bir yaşam hakkı esas alınarak değerlendirilmelidir. Bu ücret, yalnızca barınma, ulaşım, sağlık ve eğitim gibi zorunlu ihtiyaçları değil, kültürel ve sosyal gereksinimleri de karşılayabilecek bir düzeyde olmalıdır. Ancak artan yaşam maliyetleri karşısında ücretlerin yetersiz kalması, çalışanların alım gücünü azaltmakta; temel ve zorunlu harcamalara erişimi her geçen gün daha da güçleştirerek geçim koşullarının zorlaştırmaktadır.

TÜRK-İŞ tarafından, çalışanların geçim koşullarını ortaya koymak ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişikliğinin aile bütçesine yansımalarını belirlemek amacıyla her ay, düzenli olarak yapılan bu araştırmanın 2026 Ocak ayı sonucuna göre;
-Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapılması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 31.223,88 TL’ye,
-Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 101.706,40 TL’ye
-Bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ de aylık 40.540,91 TL’ye yükseldi.

TÜRK-İŞ: Asgari ücret ve yaşam maliyeti arasındaki açık derinleşiyor

TÜRK-İŞ’ in verilerine göre “mutfak enflasyonu” verilerindeki değişim Ocak 2026 itibariyle şu şekilde gerçekleşmiştir:
-Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin “gıda için” yapması gereken asgari harcama tutarındaki artış bir önceki aya göre yüzde 3,58 oranında gerçekleşti.
-On iki aylık değişim oranı yüzde 41,08 oldu.
-Yıllık ortalama artış ise yüzde 39,79 olarak gerçekleşti.

TÜRK-İŞ: Asgari ücret ve yaşam maliyeti arasındaki açık derinleşiyor

TÜRK-İŞ hesaplamasında temel alınan ve doğrudan piyasadan çarşı-pazar-market dolaşılarak gıda ürünleri fiyatlardaki değişim, harcama gruplarına göre Ocak 2026 itibariyle şu şekilde oldu:
•Süt, yoğurt ve peynir ürünlerinin bulunduğu grupta; bu ay da artış devam etti. Fiyat artışı önceki ayları göre daha sınırlı gibi görünmekle birlikte, söz konusu ürünlerin insan vücudu için gerekli temel besinler arasında yer alması ve özellikle çocuklar ile gençlerin dengeli beslenmesi açısından önem taşıması nedeniyle hanehalkı bütçesi üzerindeki baskısı sürmektedir.

•Et, tavuk, balık, yumurta ve kuru baklagiller ürünlerinin yer aldığı grupta; dana ve kuzu eti fiyatlarında bu ay da artış gözlemlenmiştir. Tavuk eti kilogram fiyatında, geçen ay olduğu gibi bu ay da artış tespit edilmiştir. Yumurta fiyatlarında ise bu ay bir miktar gerileme görülmüştür. Balık ürünlerinde tezgâhlardaki ürün çeşitliliği artmaya devam etmekle birlikte, buna rağmen fiyatlarda da artış gözlemlenmiştir. Bu ürün grubu içerisinde en yüksek artışın tavuk ve balık fiyatlarında olduğu görülmüştür. Kuru baklagiller (kuru fasulye, nohut, yeşil ve kırmızı mercimek) grubunda ise bu ay önemli bir değişiklik tespit edilmemiştir.

TÜRK-İŞ: Asgari ücret ve yaşam maliyeti arasındaki açık derinleşiyor

•Meyve-sebzenin ortalama fiyatı bu ay artış göstermiştir. Geçen ay bir miktar gerileyen sebze fiyatları bu ay yükselirken, meyve fiyatlarında ise sınırlı bir azalış gözlemlenmiştir. Lahana ve ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzelerin yanı sıra salata yeşilliklerinin bulunduğu sebze grubundaki ve patatesin kilogram fiyatında gerçekleşen artışlar genel sebze fiyatlarının yukarı yönlü seyretmesinde etkili olmuştur. Hesaplamada -bu ay- 24’ü sebze ve 8’i meyve olmak üzere toplam 32 üründeki fiyat değişimi dikkate alındı. Sebze ortalama (ana yemekleri tamamlayan maydanoz, kıvırcık vb. salata yeşillikleri dâhil değil) kg fiyatı 89,94 TL, ortalama meyve kg fiyatı 109,06 TL oldu. Meyve-sebze ortalama kg fiyatı ise 89,34 TL (ana yemekleri tamamlayan maydanoz, kıvırcık gibi salata yeşillikleri bu hesaplamada “Ortalama Meyve-Sebze Fiyatı” kapsamında değerlendirilmektedir) olarak tespit edilmiştir.

•Ekmek, pirinç, un, makarna, bulgur, irmik gibi ürünlerin bulunduğu grupta; ekmek fiyatı bu ay değişmemiştir. Pirinç fiyatlarında da önceki aya kıyasla herhangi bir değişiklik gözlemlenmemiştir. Buna karşılık, un ve makarna fiyatlarında artış tespit edilirken, bulgur fiyatı sınırlı bir gerileme göstermiştir. Genel olarak, grup içerisindeki fiyatların farklı yönlerde hareket ettiği gözlemlenmiştir.

•Temel yağ ürünleri grubunda, ayçiçek yağı, tereyağı ve margarin kilogram fiyatları bu ay büyük ölçüde değişmemiştir. Zeytinyağı fiyatlarında dalgalı seyir bu ay da devam ederken, siyah ve yeşil zeytin fiyatlarında sınırlı bir artış gözlemlenmiştir. Yağlı tohum ürünlerinde ise ciddi bir fiyat hareketliliği tespit edilmemiştir.

•Son grupta yer alan gıda maddelerinden baharat ürünlerinin fiyatlarında artış gözlemlenmiştir. Çay ve ıhlamur fiyatları yükselirken, salçanın kilogram fiyatında çok sınırlı bir düşüş tespit edilmiştir. Diğer ürünler arasında yer alan reçel, bal ve şeker fiyatlarında ise önemli bir değişiklik gözlemlenmemiştir.

TÜRK-İŞ: Asgari ücret ve yaşam maliyeti arasındaki açık derinleşiyor
]]>
Birleşik Kamu-İş: Emekçiler daha yılın başında kaybetti! https://yenidunya.org/emek-gundemi/33700/birlesik-kamu-is-emekciler-daha-yilin-basinda-kaybetti/ Mon, 26 Jan 2026 12:30:42 +0000 https://yenidunya.org/?p=33700 Açlık büyüyor, yoksulluk normalleştiriliyor

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonunun Ar-Ge birimi KAMU-AR’ın dört kişilik bir ailenin, dengeli ve sağlıklı beslenebilmesi için gereken gıda harcamasının yanı sıra diğer ihtiyaçlarını da yoksunluk hissi çekmeden karşılayabilmesi için aylık olarak yapması gereken harcamayı dikkate alarak hesapladığı açlık-yoksulluk sınırı araştırmasının Ocak 2026 sonuçları açıklandı.

Araştırma sonuçlarına göre:
-Açlık sınırı 32 bin lirayı geçti
-Açlık sınırı ocakta, önceki aya göre 1.431 lira artarak 32 bin 86 liraya çıktı.
-Dört kişilik ailenin yoksuluk sınırı ise yılın ilk ayında 4 bin liradan fazla artarak 99 bin lira sınırına dayandı.
-Açlık sınırı 28 bin 75 lira olan 1 ocak’tan itibaren uygulanmaya başlanan yeni asgari ücretin 4 bin üzerine çıktı.
-Başta bu ayın sonunda cebe girecek olan asgari ücret olmak üzere diğer maaş, ücret ve aylıklar daha yılın ilk ayında satınalma gücünün önemli bir kısmını kaybetti.
-En düşük emekli aylığı da 20 bin liraya çıkarıldığı ayda bile açlık sınırının 12 bin lira altında kaldı.

Asgari ücrete en az yüzde 40 zam yapılmalıydı
Açlık sınırı yılın ilk ayında 1.431 lira artarak 32 bin 86 liraya ulaşırken, yoksulluk sınırı da gıdayla birlikte, başta barınma ve ulaştırma olmak üzere diğer harcama gruplarında yaşanan fiyat artışlarının etkisiyle 98 bin 979 lira oldu. Açlık sınırı bu yılbaşında 28 bin75 liraya çıkarılan asgari ücretin 4 bin lira üzerine yükseldi. 20 bin lira olarak belirlenen en düşük emekli aylığı ise açlık sınırının 12 bin lira altında kaldı.

Aralık 2025 açlık sınırı seviyesine gelebilmesi için en az yüzde 40 zam yapılması gerekirken sadece yüzde 27 oranında zam yapılarak belirlenen 2026 yılında uygulanacak asgari ücret, yüzde 18,6 oranında artırılan kamu çalışanlarının ücretleri, yüzde 12,19 oranında artırılan emekli aylıkları satın alma gücünün büyük bir kısmını daha yılın ilk ayında kaybetti.

Açlık sınırının önceki aya göre 1.431 lira arttığı ocakta gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama ise 2 bin 631 liralık yükselişle 66 bin 889 liraya çıktı. İkisinin toplamından oluşan yoksulluk sınırı ise önceki aya göre 4 bin 61 lira artarak 98 bin 974 lira oldu. Açlık sınırı son bir yıllık dönemde 8 bin 426 lira, gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama 18 bin 621 lira ve yoksulluk sınırı 27 bin 46 lira arttı.

Ücretler ve açlık-yoksulluk sınırı
Net asgari ücretin, Aralık 2025 için hesaplanan 30 bin 655 liralık açlık sınırını yakalayabilmesi için bile en az yüzde 40 oranında artırılması gerekiyordu. Ancak 2026 yılında uygulanacak asgari ücret TÜİK’in açıkladığı enflasyonun bile altında kalacak şekilde yüzde 27 oranında artırılarak 28 bin 75 liraya çıkarılmıştı. İşçilerin cebine 31 Ocak 2026’da girecek olan yeni asgari ücret ise dört kişilik bir ailenin sadece 26 günlük beslenme giderini karşılayabildi. Asgari ücret yoksulluk sınırının ise üçte birini bile karşılayamıyor. Ailede üç kişinin asgari ücretle çalışarak haneye getireceği gelir bile yoksulluk sınırının 14 bin 749 lira altında kalıyor. Diğer bir ifadeyle üç asgari ücret giren dört kişilik bir ailenin geliri yoksulluk sınırının bile oldukça altında kalıyor.
Bu yıl başından geçerli olmak üzere TBMM’de 20 bin liraya çıkarılan en düşük emekli aylığı ise sadece 18 günlük beslenmeye zor yetiyor.
Yüzde 18,6 oranında zamlanarak bu yılın ilk yarısı için aile ve çocuk yardımı dahil 61 bin 890 liraya yükselen en düşük memur maaşı yoksulluk sınırının yüzde 63’ünü, 67 bin 630 liraya yükselen ortalama memur maaşı ise yüzde 68’ini zor karşılıyor. Yoksulluk sınırını karşılayabilmesi için en düşük memur maaşının en az yüzde 59,9, ortalama memur maaşının ise yüzde 46,3 oranında artırılması gerekiyor.

Açlık sınırı
Türkiye genelinde de yaygın şube ağı bulunan ve en fazla alış-veriş yapılan marketlerden derlenen fiyatlara göre, dengeli beslenebilmek için et- balık- yumurtaya aylık olarak yapılması gereken harcanma ocakta 283 lira, son bir yılda ise 3 bin 279 lira artarak 9 bin 994 lira oldu.
Kuru bakliyat için yapılması gereken harcama önceki aya göre 86 lira, geçen yılın aynı ayına göre ise 199 liralık artışla 669 lira oldu.
Ocakta 31 lira azalarak 6 bin 211 liraya gerileyen süt, yoğurt ve peynir için yapılması gereken harcamada yıllık olarak ise 1.151 lira artış kaydedildi.
Meyve için harcanması gereken tutar önceki aya göre 62 lira azalırken, geçen yılın aynı ayına göre ise 812 lira artarak 2 bin 900 lira oldu.  Sebze için yapılması gereken harcama ise önceki aya göre 756 lira artarak 4 bin 304 lira olarak gerçekleşti. Taze sebze harcaması geçen yılın aynı ayına göre ise 805 lira arttı.

Birleşik Kamu-İş: Emekçiler daha yılın başında kaybetti!

Ekmek, un ve makarna gibi ürünler için yapılması gereken harcama ocakta da değişmeyip 2 bin 486 lirada kaldı. Pirinç ve bulgur harcamaları 373 lira artarak 1.585 liraya çıktı. Yağ için yapılması gereken harcama ise 2 liralık yükselişle 788 liraya çıktı. Ekmek, un ve makarna için yapılan harcama geçen yıla göre 434 lira, pirinç, bulgur harcaması ise 630 lira, yağ harcamaları da 214 lira artış kaydetti.
Şeker, bal, pekmez, reçel harcaması önceki aya göre 24 lira yükselerek 2 bin 380 lira oldu. Aynı ailenin zeytin için yapması gereken harcama ise değişmeyerek 766 lirada kaldı. Şeker, bal, reçel harcamalarında son bir yılda 799 liralık, zeytin harcamalarında ise 180 liralık artış oldu.
Yetişkin erkek için 2.800, kadın için 2.200, genç için 3.000 ve çocuk için de 1.600 kalori esas alınarak yapılan hesaplamaya göre ocak ayı açlık sınırı yetişkin erkek için 9 bin 368 liraya, yetişkin kadın için 7 bin 354 liraya, çocuk için 5 bin 340 liraya ve genç için de 10 bin 24 liraya yükseldi.

Gıda dışı harcamalar
Yoksulluk sınırının belirlenmesinde gıda dışı ihtiyaçların fiyat değişimleri de esas alınarak yapılan araştırmaya göre, dört kişilik bir ailenin gıda dışındaki gereksinimlerini “insan onuruna yaraşır bir şekilde ve yoksunluk hissi çekmeden” karşılayabilmesi için aylık olarak yapması gereken harcama tutarı da ocakta 66 bin 889 liraya çıktı.

Birleşik Kamu-İş: Emekçiler daha yılın başında kaybetti!

Ocakta dört kişinin ortalama giyim ve ayakkabı harcamaları 2 bin 483 liraya yükselirken, barınma (kira dâhil) harcamaları ortalama 20 bin 510 liraya, ev eşyası harcamaları 7 bin 453 liraya yükseldi. Sağlık harcamaları 2 bin 544 liraya, ulaştırma harcamaları 18 bin 274 liraya çıktı. Haberleşme harcamaları 1.733 liraya, eğlence ve kültür harcamaları 1.740 liraya, eğitim harcamaları 1.976 liraya yükseldi. Tatil-otel harcamaları 6 bin 879 liraya ve çeşitli mal ve hizmetlerle ilgili harcamalar 3 bin 300 liraya kadar tırmandı.

Yoksulluk sınırı
Dört kişilik bir ailenin insan onuruna yaraşır şekilde yoksunluk hissi duymadan yaşayabilmesi için yapması gereken gıda ile gıda dışı harcamaların toplam tutarını gösteren yoksulluk sınırı ise Ocak 2026 itibariyle 98 bin 974 liraya tırmandı. Yoksulluk sınırında ocakta 4 bin 61 liralık, son bir yıllık dönemde ise 27 bin 46 liralık artış oldu.

]]>
DİSK-AR: İşçinin 2025 ücret kayıpları en az 2,5 trilyon lira https://yenidunya.org/emek-gundemi/33601/disk-ar-iscinin-2025-ucret-kayiplari-en-az-25-trilyon-lira/ Wed, 07 Jan 2026 12:20:03 +0000 https://yenidunya.org/?p=33601 Enflasyon ile vergilerin işçi ücretlerine 2025’te toplam faturası en az 2 trilyon 501 milyar TL!

DİSK-AR “Ücret Kayıpları İzleme Raporu Ocak 2026” yayımlandı.
Rapora göre:
-2025 yıl sonunda ortalama ücretin yarısından fazlası vergi, kesinti ve enflasyon nedeniyle gitti!
-Yüksek enflasyon ile adaletsiz vergi ve kesintiler işçi ücretlerini eritmeye devam ediyor!
-2025’te enflasyonun işçi ücretlerine birikimli faturası 1,4 trilyon TL’yi aştı! Vergilerin birikimli faturası ise 1 trilyon 54 milyar TL oldu!
-2025 yılında asgari ücrete ara zam yapılmaması kayıpları büyüttü. Aralık 2025’te asgari ücretin enflasyon karşısındaki kaybı en az 6 bin 828 TL oldu!
-2025’te ortalama işçi ücretinin birikimli vergi ve enflasyon kaybı 147 bin 292 TL!
-Aralık 2025’te enflasyon ile gelir ve damga vergisinin faturası işçi başına ortalama 19.058 TL’dir.
-Aralık 2025’te gelir vergisi ve kesinti ile enflasyon sebebiyle işçi ücretleri ortalama yüzde 53 oranında geriledi.
-2025’te asgari ücretin yüzde 30,8’i kesinti ve enflasyon sebebiyle eridi.
-Asgari ücretin 1,5 katı düzeyindeki ücrette enflasyon nedeniyle kayıp Aralık 2025’te 8.812 TL oldu.
-Yılın son ayında asgari ücretin 2, 2,5 ve 3 katı ücret düzeylerinde vergi, kesinti ile enflasyon kaybı ele geçen net ücretin üzerinde!
-2025’te asgari ücretin 1,5 katı düzeyindeki ücretlerin yüzde 36,3’ü vergi ve kesinti ile enflasyona gitti.
-Asgari ücretin 2 katı düzeyindeki ücrette enflasyon nedeniyle kayıp 2025’te 11.274 TL oldu.
-2025’te asgari ücretin 2 katı düzeyindeki ücretlerin yüzde 39,6’sı vergi ve kesinti ile enflasyona gitti.
-Asgari ücretin 2,5 katı düzeyindeki ücrette enflasyon kaybı Aralık 2025’te 13.736 TL oldu.
-2025’te asgari ücretin 2,5 katı düzeyindeki ücretlerin yüzde 41,6’sı vergi ve kesinti ile enflasyona gitti.
-Asgari ücretin 3 katı düzeyindeki ücrette enflasyon kaybı Aralık 2025’te 16.197 TL oldu.
-2025’te asgari ücretin 3 katı düzeyindeki ücretlerin yüzde 43’ü vergi ve kesinti ile enflasyona gitti.

DİSK-AR: İşçinin 2025 ücret kayıpları en az 2,5 trilyon lira

Enflasyon ve gelir vergisi artışları işçilerin net harcanabilir ücretlerinde ciddi erimelere yol açıyor. İşçi ücretlerindeki kayıplar tekil, bireysel bazda olduğu gibi toplam ve birikimli olarak da devasa boyutlara ulaştı. Sadece SGK kapsamındaki işçileri (17 milyonu aşkın) kapsayan araştırmamıza göre bir yandan enflasyon öte yandan artan gelir vergisi yükü nedeniyle harcanabilir gerçek (reel) ücretler büyük bir erozyonla karşı karşıya.

Ücretlerin yaşadığı erimenin en büyük sebeplerinden biri hızla artan gelir vergisi yüküdür. Örneğin yılın ilk yarısı 48.210 TL, Temmuz-Eylül 2025’ye 51.049 TL ve Ekim-Aralık 2025’te 50.380 TL brüt ücreti olduğunu kabul ettiğimiz bir işçi (sigortalılar için SGK verilerine göre ortalama ücret) Ocak 2025’te 3.000 TL gelir ve damga vergisi öderken eylül ayı itibarıyla bu miktar 7.557 TL oldu. İşçi başına gelir ile damga vergisi ve kesinti (sosyal güvenlik ve işsizlik sigortası primleri) toplamı Ocak 2025’te 10.231 TL iken Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık 2025’te 14.883 TL olarak gerçekleşti.
Ortalama işçi ücretinde Ocak 2025 tarihinde enflasyon nedeniyle yaşanan kayıp 1.910 TL iken Aralık 2025’te bu miktar 11.732 TL’ye yükseldi. Gelir ile damga vergisi ve enflasyon nedeniyle ocak ayındaki erime 4.910 TL iken bu miktar aralık ayında 19.058 TL oldu. Ortalama işçi ücretinin yıllık birikimli bireysel enflasyon erimesi ise 73.357 TL oldu.

Toplam kayıplar ise çok daha ürkütücü boyutlarda. Sadece sigortalı işçilerin aylık enflasyon kaybı Aralık 2025’te toplam (tüm sigortalı işçiler için) 201 milyar TL’ye ulaşırken enflasyon ve vergi kaynaklı toplam erime 326,6 milyar TL oldu.

Yıllık birikimli erime (12 ayın toplamı) ise akıllara durgunluk verecek düzeye yükseldi ve 2,5 trilyon TL’yi aştı. Özellikle asgari ücrete Temmuz 2025’te ara zam yapılmaması kayıpları daha da büyüttü. Artan gelir vergisi yükü nedeniyle tüm işçiler için yaşanan yıllık birikimli toplam ücret erimesi (kesintiler hariç) 1 trilyon 54 milyar TL olurken enflasyonun yarattığı kayıp ise 1,4 trilyon TL’yi aştı. Böylece artan gelir vergisi yükü ve enflasyonun 17 milyonu aşkın işçinin ücretlerinde yarattığı bir yıllık kayıp en az 2 trilyon 501 milyar TL oldu. Vergi yüküne dolaylı vergiler (tüketim vergileri) dahil değildir. Tüketimden alınan vergiler alım gücünü eriten ve enflasyonu artıran bir diğer faktördür.

2 trilyon 500 milyar TL’yi aşan bu erime işçilerden varlıklı kesimlere ciddi bir gelir transferi anlamına geliyor. Enflasyon ve gelir vergisi adaletsizliği nedeniyle işçi sınıfının 2,5 trilyon TL’yi aşkın ücreti erimiştir. Enflasyon işçi sınıfını yoksullaştıran bir emme basma tulumbadır. İşçilerden alıp zenginlere kaynak aktarmaktadır. Öte yandan adaletsiz vergi sistemi gelir eşitsizliğini daha da derinleştirmekte ve ücret gelirleri üzerindeki yükü artırmaktadır. Günün sonunda işçilerin harcanabilir net gerçek (reel) ücretleri hızla erimektedir.

Gelirde adalet, vergide adalet!
Enflasyon ve adaletsiz vergi-kesinti yükü emek gelirlerinde büyük kayıplara yol açıyor. Uzun süredir devam eden yüksek enflasyonun ve vergi yükünün işçi ücretlerine 2025’teki yıllık faturası 2 trilyon 501 milyar TL olarak tahmin edildi.
Ücretlerin sabit, fiyatların serbest olması nedeniyle emek gelirleri enflasyonun altında ezilmektedir. Hükümetin izlediği alım gücünü ve ücretleri bastırmayı amaçlayan ekonomi politikası enflasyonun faturasının emek gelirleri üzerine yüklenmesine yol açmaktadır. Enflasyon ve adaletsiz vergi-kesinti sistemi emek gelirlerini eriterek gelir bölüşümü daha da adaletsiz hale getirmekte ve yoksulluğu artırmaktadır. Bu nedenle ücrette ve vergide adalet çok somut ve yakıcı bir taleptir.

]]>
TÜRK-İŞ: Asgari ücret daha yılın ilk ayında açlık sınırının altında kaldı https://yenidunya.org/emek-gundemi/33570/turk-is-asgari-ucret-daha-yilin-ilk-ayinda-aclik-sinirinin-altinda-kaldi/ Tue, 30 Dec 2025 13:52:07 +0000 https://yenidunya.org/?p=33570 TÜRK-İŞ, “Aralık 2025 Açlık ve Yoksulluk Sınırı” araştırması açıklandı.
Araştırma sonuçlarına göre:
-Dört kişilik ailenin aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 30.143 TL.
-Gıda ile birlikte diğer tüm temel harcamalar için haneye girmesi gereken toplam gelir tutarı (yoksulluk sınırı) ise 98.188 TL.
-Bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti 39.123 tl.
-Mutfak enflasyonu aylık %1,06 on iki aylık %43 yıllık ortalama %40,15 olarak hesaplandı.
-Yılın ilk ayında asgari ücret açlık sınırı altında kaldı.

TÜRK-İŞ: Asgari ücret daha yılın ilk ayında açlık sınırının altında kaldı

TÜRK-İŞ Konfederasyonu tarafından, çalışanların geçim koşullarını ortaya koymak ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişikliğinin aile bütçesine yansımalarını belirlemek amacıyla her ay, düzenli olarak yapılan bu araştırmanın 2025 Aralık ayı sonucuna göre;
-Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapılması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 30.143,75 TL’ye,
-Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 98.188,11 TL’ye,
-Bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ de aylık 39.123,08 TL’ye yükseldi.

Çalışanların beklentisi yine karşılanmamış ve çalışanların yoksulluğu devam etmiştir. Milyonlarca işçi ve ailesinin en temel ihtiyaçları dahi karşılanamaz hale getirilmiş; çalışanlar yoksulluğa mahkûm edilmiş ve konfederasyonumuzun katılmadığı toplantıda asgari ücret açlık sınırı altında belirlenmiştir. Diğer bir ifadeyle 2026 yılı için açıklanan asgari ücret, açlık sınırdan 2.068,75 TL daha azdır.

Emekçinin yaşam koşulları her gün zorlaşıyor
Asgari ücret, sosyal devlet ilkesine ve Anayasa’da güvence altına alınan insanca yaşam hakkına bağlı kalınarak işçinin yaşamını sürdürebileceği bir geçim ücreti olarak ele alınmalıdır. Bu ücret seviyesi, yalnızca barınma, ulaşım, sağlık ve eğitim gibi zorunlu giderleri bile karşılamaktan uzak kalmakta, sağlıklı ve dengeli beslenmek için gerekli asgari tutarın dahi altında kalmaktadır. Ücretli çalışanların alım gücünün azalması, temel gıda ve zorunlu harcamalara dahi erişimin giderek zorlaştırarak çalışan kesimin yaşam koşullarını her geçen gün daha da güçleştirmektedir.
TÜRK-İŞ’ in verilerine göre “mutfak enflasyonu” verilerindeki değişim Aralık 2025 itibariyle şu şekilde gerçekleşmiştir:
-Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin “gıda için” yapması gereken asgari harcama tutarındaki artış bir önceki aya göre yüzde 1,06 oranında gerçekleşti.
-On iki aylık değişim oranı yüzde 42,97 oldu.
-Yıllık ortalama artış ise yüzde 40,15 olarak gerçekleşti.

TÜRK-İŞ: Asgari ücret daha yılın ilk ayında açlık sınırının altında kaldı

Gıda fiyat artışları devam ediyor
TÜRK-İŞ hesaplamasında temel alınan ve doğrudan piyasadan çarşı-pazar-market dolaşılarak gıda ürünleri fiyatlardaki değişim, harcama gruplarına göre Aralık 2025 itibariyle şu şekilde oldu:
•Süt, yoğurt ve peynir ürünlerinin bulunduğu grupta; hesaplamada takip edilen ürünlerde fiyat hareketliliği devam etmektedir. Fakat ortalamada önemli bir değişiklik tespit edilmedi.
Hesaplamada tulum peyniri, kaşar peyniri, ezine peyniri vb. peynir çeşitleri her zaman olduğu gibi kapsam dışında tutuldu.

•Et, tavuk, balık, yumurta, kuru baklagiller ürünlerinin bulunduğu grupta; dana kıyma ve kuşbaşı et fiyatlarında artış olduğu gözlemlendi. Tavuk etinin kilogram fiyatında da bu ay artış olduğu tespit edilirken bu grupta diğer ürünlere kıyasla daha yüksek olduğu görülmüştür.
Yumurta fiyatlarında ise bu ay önemli bir değişiklik görülmediği belirlenmiştir. Balık ürünlerinde tezgâhlardaki ürün çeşitliliğinin artmasıyla birlikte fiyatlarda ise sınırlı bir gerileme olduğu tespit edilmiştir. Kuru baklagiller (kuru fasulye, nohut, yeşil ve kırmızı mercimek) grubunda
ise bu ay itibariyle dikkat çekici bir fiyat değişikliği olmadığı görülmüştür.

•Meyve-sebzenin ortalama fiyatı bu ay için düşmüş gibi görünse de, bu görünümün pazardaki fiyat hareketlerinin aynı yönde ve aynı ölçüde değiştiği anlamına gelmemektedir. Diğer bir ifadeyle pazarlarda sebze fiyatlarında görece bir gerileme yaşanırken, meyve fiyatlarındaki artış dikkat çekmektedir. Pazar esnafı maliyetlerdeki artışın fiyatları yükselttiğini, bu durumun hem insanların alımını zorlaştırdığını hem de satışları olumsuz etkilediğinin ifade etmektedir.
“Hesaplamada -bu ay- 26’sı sebze ve 9’u meyve olmak üzere toplam 35 üründeki fiyat değişimi dikkate alındı. Sebze ortalama (ana yemekleri tamamlayan maydanoz, kıvırcık vb. salata yeşillikleri dâhil değil) kg fiyatı 74,03 TL, ortalama meyve kg fiyatı 107,78 TL oldu. Meyve-sebze ortalama kg fiyatı ise 80 TL (ana yemekleri tamamlayan maydanoz, kıvırcık gibi salata yeşillikleri bu hesaplamada “Ortalama Meyve-Sebze Fiyatı” kapsamında değerlendirilmektedir)
olarak tespit edilmiştir.

•Ekmek, pirinç, un, makarna, bulgur, irmik gibi ürünlerin bulunduğu grupta; ekmek fiyatı bu ay da değişmedi. Bulgur fiyatında sınırlı bir gerileme izlenirken, diğer ürünlerin fiyatlarında önceki aya kıyasla belirgin bir değişiklik olmadığı tespit edilmiştir.

•Temel yağ ürünlerinin bulunduğu grupta; ayçiçek yağı, tereyağı ve margarin kilogram fiyatları bu ay nispeten değişmezken, zeytinyağı kilogram fiyatındaki dalgalı seyrin bu ay da devam ettiği gözlemlendi. Siyah ve yeşil zeytinin fiyatlarında da sınırlı bir artış olduğu tespit edildi.
Yağlı tohum ürünlerinde de önemli bir değişiklik görülmedi.

•Son grupta yer alan gıda maddelerinden baharat ürünlerinin fiyatlarında bu ay değişiklik gözlenmezken, çay ve ıhlamur fiyatları bir miktar arttı. Diğer ürünlerden reçel, bal ve şeker fiyatları aynı kaldı. Salçanın kilogram fiyatı da bu ay değişmedi.

TÜRK-İŞ: Asgari ücret daha yılın ilk ayında açlık sınırının altında kaldı
]]>
BİSAM: Asgari ücretli 28 bin lirayla ancak 9 gün karnını doyurabilir! https://yenidunya.org/emek-gundemi/33565/bisam-asgari-ucretli-28-bin-lirayla-ancak-9-gun-karnini-doyurabilir/ Mon, 29 Dec 2025 12:25:32 +0000 https://yenidunya.org/?p=33565 Birleşik Metal-İş Sendikası Sınıf Araştırmaları Merkezi (BİSAM)’nin yaptığı araştırmaya göre, eşi çalışmayan ve iki çocuklu bir asgari ücretli, şubat ayında eline geçecek olan ücretle gıdaya günlük sadece 267 lira ayırabilecek.

Asgari ücretle geçim sadece 9 gün
Türkiye genelinde ortalama kira (80 metrekarelik bir daire için) 18.400 lirayken yeni geliri ile asgari ücretlinin konut harcamalarının tümüne (konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar) ayırabileceği tutar yalnızca 9.329 lira, kiraya ayırabileceği tutar ise 6.873 liradır.
Asgari ücretli çocuk başına eğitim için ancak 67 lira, bir boğaz için öğün başına günlük 22 lira ayırabilecektir. Asgari ücretlinin gıdaya ayırabileceği pay sadece 8.000 liradır. Buna göre asgari ücretli elde ettiği gelir ile sadece 9 gün karnını doyurabilir.

Asgari ücretli öğün başına sadece 22 lira harcayabilecek
Birleşik Metal-İş Sendikası Sınıf Araştırmaları Merkezi (BİSAM), Endeksa ortalama kira verisi, TÜİK Tüketim Harcamaları Araştırması ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Asgari Ücret İstatistikleri üzerinden yaptığı hesaplamaya göre, eşi çalışmayan ve iki çocuklu bir asgari ücretli, şubat ayında eline geçecek ilk zamlı ücretle gıdaya 267 lira ayırabilecek. Buna göre asgari ücretlinin üç öğün için kişi başına ayırabildiği tutar 89 lira olurken, öğün başına bu tutar sadece 22 lira düzeyinde kalacak. 2024 yılı TÜİK tüketim araştırması sonuçlarına göre en yoksul yüzde 20’lik gelir grubu, gelirinin ancak yüzde 28,5’ini gıda harcamalarına ayırabilmektedir. Aynı verilere göre tek gelirli bir asgari ücretli ailesi, dönem itibari ile en yoksul yüzde 20’lik dilim içerisinde yer almaktadır.

BİSAM: Asgari ücretli 28 bin lirayla ancak 9 gün karnını doyurabilir!

Asgari ücretli sağlıksız yaşamaya mahkum ediliyor
Eşi çalışmayan ve 2 çocuklu bir asgari ücretli, şubat ayında alacağı 28 bin 75 liralık gelirinden gıda için günlük ayırdığı 22 lira ile hem eşinin hem kendisinin hem de çocuklarının karnını doyurmak zorundadır. Endeksa istatistiklerine göre Kasım 2025 tarihi itibariyle Türkiye genelinde (80 metrekarelik bir daire için*) ortalama kira 18.400 lirayken, asgari ücretlinin kira (gerçek ve izafi kira) için ayırabildiği tutar sadece 6.873 liradır. Buna göre asgari ücretlinin sağlıksız bir çevrede, kentsel donatı hizmetlerinin en az olduğu, deprem riski altındaki konutlarda yaşamak zorunda kaldığı söylenebilir. Sefalet sadece sofrada değil, sağlıksız konutlarda da asgari ücretliyi bulmaya devam etmektedir.

Asgari ücretli kültürel etkinliklere harcama yapamıyor
Asgari ücretlinin, çalıştığı işyerinin servis imkânı yoksa işyerine ulaşımı bile büyük bir sorundur. Örneğin İstanbul’da 2025 yılı için mavi kart 2748 liradır. Asgari ücretlinin 2026 yılında tüm aile ferleri adına ulaşım için ayırabileceği aylık tutar ise sadece 2.838 liradır.
Asgari ücretli kültürel hizmetlere aylık sadece 10 lira, eğlenceye 34 lira, gazete, kitap ve kırtasiyeye 78 lira ayırabilecektir. Bu miktar ile ne sinemaya ne tiyatroya gidebilmek ne de kitap almak mümkündür.

Asgari ücretlinin çocuğunu okutması mücize!
Isınma, bakım, onarım, temizlik ve hatta kadro eksikliği nedeni ile öğretmen ihtiyacı, kaynak yokluğu bahanesi ile velilerin ödediği katkı paylarına teslim edilen eğitim koşularında asgari ücretli, çocuğuna defter kalem bile alamayacak durumdadır. Okul tercihleri büyük oranda, yoksul ve kaynak yokluğundan eğitim veremez durumdaki okullardır. Yani asgari ücretlinin çocuğunu okutması, aylık çocuk başına 67 liralık tutar ile yokluktan dolayı neredeyse mucizedir.
Asgari ücretlinin Şubat 2026’da her aile ferdi için bir öğün başına 22 lira ile karnını doyurması, 6.873 liraya barınması, çocuk başına aylık 67 liralık eğitim harcaması ile çocuklarını yetiştirmesi beklenmektedir.

Asgari ücretli ekonomik büyümeden pay almıyor
Sonuç olarak asgari ücret belirlenirken bu gerçeklerin göz ardı edilmemesi gerekmektedir. İşçilerin talebi asgari ücretin, bir işçinin ailesiyle birlikte asgari olarak temel ihtiyaçlarını karşılayacak, işçiyi kimseye muhtaç etmeyecek bir düzeyde belirlenmesi ve sefaletin son bulmasıdır. Asgari ücretin ekonomik büyüme ve verimlilik artışından pay almaması, üretilen kaynakların belirli ellerde toplanması anlamına gelmektedir. Gelir dağılımını düzeltici bir rol oynaması beklenen asgari ücretin, açlık sınırının bile altında belirlenmesi vicdanları zedelemektedir. Asgari ücretin, temel gereksinimleri karşılayacak bir biçimde ele alınması gerekmektedir.

]]>
Ette kriz derinleşiyor https://yenidunya.org/yurt/33563/ette-kriz-derinlesiyor/ Mon, 29 Dec 2025 10:01:06 +0000 https://yenidunya.org/?p=33563 Şap hastalığı, yüksek maliyetler ve ithalat baskısı kırmızı et piyasasını kilitledi

Üretici “Zarardayız”, tüketici “Et alamıyoruz” derken sektör 2026’ya krizle giriyor. Asgari ücretin açıklanmasının ardından et fiyatları iki haftada 41 lira arttı.

Asgari ücretin 28 bin 75 TL olrak belirlenmesinin ardında iktidar “Ani ve gerekçesiz fiyat artışları cezasız kalmayacak” açıklaması yaptı. Bun akarşın piyasa gerçekleri tablonun farklı olduğunu ortaya koydu. Şap hastalığı, yksek maliyetler ve ithal baskısı kırmızı et piyasasını kilitledi, fiyatlar iki haftada 41 TL arttı.
Büyükbaş haycan sayısı yetersiz, her 5 ilo etin 1’i ithal. Piyasayı dengelemekle görevli bürokratların da et iticareti yaptığı da gündemde. Üretici, “Şap hastalığı sektörü 10 yıl geriye götürdü. 2026 zor geçecek” derken, uzmanlar “yerli üretici korunmadıkça fiyat artışı sürecek” uyarısı yaptı.

Cumhuriyet’ten Elif Özge Yalçın’ın haberine göre, Türkiye’de kırmızı et piyasasında yaşanan dalgalanma hem üreticiyi hem de tüketiciyi zorluyor. Elazığ Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı Mehmet Çiçek, 2026 yılının hayvancılık açısından son derece zor geçeceğini belirterek “Şap hastalığı sektörü 10 yıl geriye götürdü. Artık ucuz et görmek hayal oldu” dedi. Hayvancılık sektörü uzun süredir kriz içinde. Büyükbaş hayvan sayısı 2020-2024 döneminde 18.1 milyondan 16.9 milyona düştü. ABD Tarım Bakanlığı’nın (USDA) raporuna göre ise Türkiye hayvan ithalatında dünya ikincisi konumunda. Et ithalatı da hızla artarken Et ve Süt Kurumu (ESK) Genel Müdürü Mücahid Taylan’ın Macaristan’da et ticareti yaptığı iddiası da sektörün gündemindeydi.

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Baki Remzi Suiçmez, artan girdi maliyetlerinin krizi derinleştirdiğine dikkat çekerek üreticiyi desteklemek yerine fiyat baskısı ve ithalat politikalarının sorunları ağırlaştırdığını söyledi. Suiçmez, TÜİK’in Ekim 2025 tarımsal girdi fiyat endeksinde et ve süt üretimindeki en önemli maliyet kalemi olan yem fiyatlarında yüzde 35.5, veteriner harcamalarında yüzde 65.2 artış yaşandığını söyledi. Et ve Süt Kurumu’nun yaptığı canlı hayvan ve hazır et ithalatın et fiyatlarını düşürmediğini belirten Suiçmez, “Hayvan sayısı azalırken kırmızı et fiyatlarının artması kaçınılmazdır. Yerli üretici korunmadıkça fiyat artışı sürecektir” dedi.

5 kilo etin 1’i ithal
Mehmet Çiçek’in verdiği bilgilere göre ise şap hastalığı tam olarak kontrol altına alınmadan son bir ayda fiyatlar yüzde 20-25 oranında yükseldi. Şap korkusuyla yılın ilk aylarında hayvanların erken kesildiğini belirten Çiçek, “Şu an piyasada yerli besilik hayvan yok. Besiciler dana bulamıyor, fiyatlar çok yüksek” dedi.

Arz açığı nedeniyle ithalatın arttığını vurgulayan Çiçek, Et ve Süt Kurumu ile Tarım Bakanlığı’nın karkas ve kasaplık et ithalatıyla piyasayı baskılamaya çalıştığını söyledi. “Bugün Türkiye’de tüketilen her 5 kilo etin 1 kilosu ithal. Ya ithal dana ya ithal besi ya da karkas et tüketiyoruz. Sorun yalnızca şap hastalığı değil. Yemlerin yaklaşık yüzde 60’ının ithal edilmesi maliyetleri artırıyor, mera hayvancılığı büyük ölçüde bitmiş durumda. Enflasyon yüksek, girdiler pahalı. Küçük aile işletmeleri ayakta kalmakta zorlanıyor” dedi.

Asgariyle et zamlandı
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, asgari ücretin açıklandığı hafta kırmızı et fiyatlarında sert artış yaşandığını belirtti. Gürer’e göre 11 Aralık’ta kilogramı 528 lira olan dana bıçak yağsız et, 25 Aralık’ta 569 liraya çıktı. Kuzu etinde de bir haftada 8 liralık artış görüldü. “Asgari ücret açlık sınırının altında belirlenirken et fiyatları hızla yükseliyor. Üretici zararda, vatandaş et alamıyor. İktidar süreci seyrediyor” diyen Gürer, ithalata ayrılan kaynakların yerli üreticiye aktarılması çağrısında bulundu.

]]>