AKP iktidarı – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Wed, 11 Feb 2026 07:41:50 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.3 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png AKP iktidarı – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 Tüm Emekli-Sen’den 6 Şubat Depremi değerlendirmesi https://yenidunya.org/yurt/33785/tum-emekli-senden-6-subat-depremi-degerlendirmesi/ Tue, 10 Feb 2026 11:48:43 +0000 https://yenidunya.org/?p=33785
Tüm Emekli-Sen'den 6 Şubat Depremi değerlendirmesi

2021 Tüm Emekliler Sendikası (Tüm Emekli-Sen) Merkez Yürütme Kurulu, 6 Şubat 2023 doğal felaketinin 3. yılında, AKP iktidarının depremlere yaklaşımını eleştiren ve doğal felaketlerde alınması gereken önlemleri sıralayan yazılı bir açıklama yaptı.

Bilimin rehberliği!
Kahramanmaraş, Hatay, Gaziantep, Adıyaman, Malatya, Kilis, Şanlıurfa, Adana, Osmaniye, Diyarbakır, Elazığ illerini etkileyen 6 Şubat 2023 depreminin 3. yıl dönümünü andık geçen hafta. Çok sayıda üyemizi, dostumuzu canparemizi kaybetmiştik bu büyük depremde. İlk günden büyük bir dayanışmayı örmek için koştuk bölgeye, acıları azaltmaya, yaraları sağaltmaya uğraştık. Üzüntümüz odur ki kritik olan ilk iki üç gün bölgede evet, büyük bir gönüllü halk seferberliği vardı, ama devletin gücü geç kalmıştı. Bu geç kalışın bedeli canlarımızdı.

Ağıt yakmıyoruz, acımızı sessizce yaşıyor, bir daha 6 Şubat’lar olmasın diye yapmamız gerekenlere odaklanıyoruz.

Depreme ve afetlere dirençli kentlerde yaşamak her yurttaşın temel ve öncelikli hakkıdır. Bu hak Anayasayla güvence altına alınmıştır. İktidarlar halktan yetki alırken Anayasanın verdiği en temel görevleri yerine getirmekle yükümlüdür.

Biz de, haklarını bilen yurttaş vatandaş ve insan olmanın bize yüklediği görevin gereğini yerine getirecek, ödediğimiz vergilerin halk için harcanmasını denetleyecek, işlerin bilimin rehberliğinde yapılmasını sağlayacağız. Bunu gerçekleştirdiğimizde, hastanelerimizin, okullarımızın, konutlarımızın afetlerden hasar almadan çıkmasıyla gururlanacağız, yaşam alanlarımız bize mezar değil gül bahçesi olacak.

İktidar şimdi deprem öncesindeki ihmalleri unutturmaya çalışıyor, yıkılmış kentlerdeki kentlerinde yeniden inşa çalışmalarıyla övünüyor. Oysa ki iktidar onlarca yıldır görev başında olmasına rağmen asli görevini yapmadı. Yaşam alanlarımızı depreme dayanıklı hâle getirmek bir yana defalarca çıkardığı imar aflarıyla ilk sallantıda insanlara mezar olacak çürük çarık binalara izin verdi.

Tüm Emekli-Sen'den 6 Şubat Depremi değerlendirmesi

Başta deprem bölgeleri olmak üzere konut sorunu ülkemizin her tarafında acil çözüm bekliyor.

Peki depremin yıkmadığı kentlerimizde niye böyle bir dert var; çok sayıda ’emekli dostu kent‘lerimize ne oldu?

İktidarın 2011 yılında izlediği yanlış dış politika tercihiyle kentlerimiz sığınmacı/göçmen akınına uğradı. Daha önce aylıkların üçte biri, en fazla yarısıyla mütevazı bir konutta oturulabilirken, 2020 yılından beri aylıklar kiraya yetmez oldu. Emekliler bu ekonomik kırımdan en fazla etkilenenler arasındadır. Emekliler için ucuz soğuk otel odalarını, otogarları mesken tutmak, hastane acillerini ısınmak için kullanmak, kahveye oturamayıp parklarda vakit geçirmek olağan duruma geldi.

İktidar TOKİ eliyle her seçim öncesinde konut kampanyaları düzenliyor. 2022 yılında duyurduğu ’’İlk evim arsa’’ adlı konut ve arsa kampanyasında kuralar çekildiği, ön ödemeler tahsil edildiği hâlde, henüz arsasına kavuşan kimse yok. Şimdi de önümüzdeki seçimde sahte umut yaratmak üzere 500 bin sosyal konut projesi açıkladılar.

Konut açığı ülkemizde en yüksek düzeydedir. Sorunun kaynağı olan iktidarın konut sorununu halkçı anlayışla çözme niyeti ve iradesinin olmadığı ortadadır. İş başa düşüyor diyerek başta İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediyeleri olmak üzere halkın belediyelerini göreve çağırıyoruz. Büyükşehir belediyeleri, ilçe belediyeleriyle eş güdüm içerisinde, en yoksulları gözeten uygulanabilir sosyal konut projesini ayrıntılandırmalı, toplumun onayı ve desteğini alarak hızlı çözümler gerçekleştirmelidir.

]]>
AKP ne var ne yok satıyor: 5,2 milyar TL’lik özelleştirme https://yenidunya.org/yurt/33692/akp-ne-var-ne-yok-satiyor-52-milyar-tllik-ozellestirme/ Sat, 24 Jan 2026 10:03:25 +0000 https://yenidunya.org/?p=33692 ÖİB’nın çeşitli illerde gerçekleşen satışlara ilişkin kararları onaylandı. Bu satışlardan 5,2 milyar TL’lik gelir elde edilecek.
Özelleştirme İdaresi Başkanlığının (ÖİB) çeşitli illerdeki taşınmazların satışı ile imar planının çalıştırılmasına ilişkin kararlarına onay verildi.
Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı kararları, Resmi Gazete’de yayımlandı. Buna göre Ankara, Antalya, Van, Muğla ve Aydın’da gerçekleştirilen özelleştirmelerle toplam 5,2 milyar TL’lik satış yapıldı. 
AKP 2026-2028 yıllarını kapsayan OVP’de özelleştirme gelirini artırmayı planlamıştı. 2025’te 21 milyar TL hedeflenen özelleştirme geliri 185 milyar TL’ye yükseltilmiş; 2027 ve 2028’de ise toplam 100 milyar TL gelir beklendiği belirtilmişti.

Ankara’dan Van’a taşınmaz satışı
Ankara’nın Çankaya ilçesi Alacaatlı Mahallesi’ndeki taşınmazın, 50 milyon 250 bin lira bedelle ve yüksek teklif veren Yunis Aydın’a satışı uygun bulundu. Çankaya ilçesi Dodurga Mahallesi’ndeki taşınmazın da 435 milyon lira bedelle Gülmar City Gross Gıda Sanayi Ticaret Taahhüt Ltd.’ye satılması kararlaştırıldı. Aynı mahalledeki ikinci taşınmazın 390 milyon lira bedelle ve yüksek teklif veren Kayasan Yapı İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd Şti’ye, üçüncü taşınmazın da 775 milyon lira bedelle ve yüksek teklif veren Tona Yapı Enerji Taahhüt Sanayi ve Ticaret AŞ’ye satışı onaylandı.
Antalya’nın Manavgat ilçesi Sorkun Mahallesi’ndeki taşınmazın, 117 milyon 500 bin lira bedelle Hüseyin Avşaroğlu’na satışının onaylanması kararlaştırıldı.
İzmir’in Çeşme ilçesi 16 Eylül Mahallesi’ndeki taşınmazın, 331 milyon lira bedelle en yüksek teklifi veren Berlika Eğitim Tarım Gıda Turizm Ticaret AŞ’ye, Dalyan Mahallesi’ndeki taşınmazın, 161 milyon lira bedelle en yüksek teklifi veren Mebal Ortak Girişim Grubu’na, Menderes ilçesi Gümüldür Mahallesi’ndeki taşınmazların, 711 milyon 600 bin lira bedelle en yüksek teklifi veren Çimstone İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ’ye satışına onay verildi.
Van’ın Tuşba ilçesi Beyazümü Mahallesi’ndeki taşınmazın da 49 milyon lira bedelle ve yüksek teklif veren Onay Gayrimenkul Danışmanlık Ltd.’ye satışının onaylanması uygun bulundu.
Muğla’nın Bodrum ilçesi Gökçebel Mahallesi’ndeki taşınmazların da 280 milyon lira bedelle ve yüksek teklif veren SRL İnşaat Taahhüt Turizm Elektronik Ticaret ve Sanayi Ltd’ye satışı onaylandı.

En çok satış Aydın’da
Aydın’ın Didim ilçesi Cumhuriyet Mahallesi’ndeki taşınmazın, 176 milyon lira bedelle en yüksek teklifi veren Prestige Emlak İnşaat Taahhüt Turizm Gıda Mobilya Tekstil Kuyumculuk Petrol Elektrik Elektronik İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Ltd’ye, aynı mahalledeki başka bir taşınmazın da 148 milyon lira bedelle en yüksek teklif veren Cengiz Erzurum/Cengiz Karaaslan Ortak Girişim Grubu’na satışı uygun bulundu. Aynı mahalledeki üçüncü taşınmazın, 151 milyon lira bedelle ve yüksek teklif veren Premium Turizm İnşaat Gayrimenkul İthalat İhracat Sanayi Ticaret Ltd’ye ve dördüncü taşınmazın da 158 milyon 500 bin lira bedelle ve yüksek teklif veren Ege Yonca Yapı İnşaat Taahhüt Emlak Turizm Ticaret AŞ’ye satılmasına karar verildi. Aydın’ın Kuşadası ilçesi Soğucak Mahallesi’ndeki taşınmazların da 1 milyar 648 milyon 600 bin lira ile yüksek teklif veren Çimstone İnşaat Malzemeleri Sanayi ve Ticaret AŞ’ye satışı onayı alındı.

Özelleştirme kapsam ve programına alınanlar
Ankara’nın Çankaya ilçesi bir, Mamak ilçeki iki, Aydın’ın Didim, İstanbul’un Kartal ve Muş’un Merkez ilçelerindeki birer mülkiyetz, şahsi kapsam ve lisanslıydı. Buradan elde edilecek gelir, giderler düşüldükten sonra inşaat programındaki faaliyet ile yatırımın kullanılması amacıyla Milli Savunma Bakanlığına aktarılacak.
Bursa’nın Nilüfer, İstanbul’un Fatih ilçesi birer, Manisa’nın Şehzadeler ilçesi iki taşınmazın da özelleştirilmesi kararlaştırıldı.
Taşınmazların kişiselleştirme işlemleri 31 Aralık 2028’e kadar tamamlanacak.
Iğdır’ın Karakoyunlu ilçesi Gökçeli Köyü’ndeki taşınmazların, “acil müdahale alanı” olarak kullanılması amacıyla Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne tahsis edilmesi uygun bulunmuştur.

İmar planı değişiklikleri
Öte yandan, Ankara’nın Gölbaşı ilçesi Karagedik Mahallesi ile İzmir’in Aliağa ilçesi Yukarı Şakran Mahallesi’ndeki taşınmazlara ilişkin imar planının çalıştırılması açılma sürecinde yapılan itirazlar reddedildi.
Bursa’nın Nilüfer ilçesi Özlüce Mahallesi ile Antalya’nın Kaş ilçesi Kalkan/Menteşe Mahallesi’ndeki taşınmazlara yönelik imar planı değişikliği de onaylandı.

Kaynak: BirGün

]]>
Zengine han hamam yoksula ot saman https://yenidunya.org/yazarlar/fatih-kaplan/33617/zengine-han-hamam-yoksula-ot-saman/ Sat, 10 Jan 2026 08:41:54 +0000 https://yenidunya.org/?p=33617 Yılın yalanı nedir? Emeklilerimizi enflasyona ezdirmedik
İktidar sözcüleri bir yandan emeklilerimizi enflasyona ezdirmedik diye yılın en büyük yalanını bıkmadan tekrarlıyorlar. Diğer yandan da emeklilerimizin zor durumunu biliyoruz, onları rahat ettirmek için bütçe olanaklarını sonuna kadar kullanacağız diyorlar.

CHP dün (9 Ocak 2026) emeklilerin sorunlarının tespiti için araştırma önergesi verdi. CHP, asgari ücretin 39 bin liraya en düşük emekli aylığının da asgari ücret düzeyine çıkarılmasını uzun zamandır dillendiriyordu. Araştırma önergesiyle ilgili açıklama yapan AKP sözcüsü İsmail Güneş dedi ki: “Muhalefet partilerine sesleniyorum. İktidar olmak istiyorsanız emeklilerimize yerine getirmeyeceğiniz vaatlerde bulunmayın”. Ve gene bizi şaşırtmadılar, önerge AKP ve MHP oylarıyla reddedildi.

Yani demek istiyor ki sayın vekil, emekçinin emeklinin dulun yetimin kadının çocuğun gencin kaderidir yoksulluk, hiç şikâyet etmeden yaşamalıdır bu kaderi. Aslan payı ise holdinglere tarikatlara rantiyeye tefeciye dolar milyarderi ve milyonerlerinedir.

Emeklilerimizi enflasyona ezdirmedik yalanı kabak gibi ortada
2002 yılı Aralık ayında asgari ücret 184 TL iken en düşük işçi emeklisi aylığı bunun yüzde 40 fazlası olan 257 TL idi. Bu hesabı bugüne uyarlarsak en düşük emekli aylığının asgari ücretin yüzde 40 fazlası olan 39 bin 305 TL olması gerektiğini görürüz.

İktidar dün en düşük emekli aylığının 20 bin olması için teklif getirdiğini açıkladı. En düşük emekli aylığı 20 bin lira olduğunda bile olması gerekenin ancak yarısına ulaşıyor. Niye getiriyorlar bu teklifi? Çünkü emeklilik sistemini öyle bozdular ki şu anda 16 bin 881 lira en düşük emekli aylığı alanların kök aylığı daha düşük, aradaki fark hazineden tamamlanıyor. Her defasında yeniden yasa çıkarmak gerekiyor. Emeklilik sisteminin bu bozuk hâli herkesi yoksullukta eşitlemeye doğru gidiyor.

Yoksulluğu değil refahı paylaşalım
En düşük emekli aylığının 20 bin lira olması için uygulanması gereken artış oranı yaklaşık yüzde 18.5’dur. Aylıklarına hazine yardımı yapılmayan diğer SSK ve Bağ-Kurlu emekliler ise ısmarlama TÜİK hesabıyla yüzde 12.19 artış alacak. Böylece dipte eşitlenme yoğunlaşacak.

Yapılması gereken geçici yamalar değil, yukarıda örneğini verdiğimiz gibi en düşük emekli aylığının 2002 koşullarının bugüne uyarlanması yani 39 bin 305 lira olmasıdır. Asgari ücret de bu düzeye çıkarılmalıdır. Ardından diğer emekli aylıkları da  prim gün sayısı esasına bağlı olarak yükseltilmelidir.

]]>
Mersinli Emekliler: “İktidar sahipleri çok yakında yanıldıklarını anlayacaklar” https://yenidunya.org/emek-gundemi/33547/mersinli-emekliler-iktidar-sahipleri-cok-yakinda-yanildiklarini-anlayacaklar/ Sat, 27 Dec 2025 08:26:59 +0000 https://yenidunya.org/?p=33547 2021 Tüm Emekliler Sendikası Mersin Şubesi dün (26 Aralık 2025) Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması yaptı.
Basın açıklaması öncesinde sendika üyeleri yaşadıklarını skeçlerle canlandırdılar.
Basın açıklamasını şube başkanı Hüseyin Kurt okudu.

Basına ve kamuoyuna
Saygıdeğer emekçiler, emekliler ve dostlar; siyasi partilerin, demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri, çalışkan basın emekçileri hoş geldiniz.
Sizleri 2021 Tüm Emekliler Sendikası Mersin şubesi olarak en içten duygularımızla selamlıyoruz.
Asgari ücret 2026 yılı için 28 bin 75 TL olarak açıklandı. TÜİK’in ısmarlama enflasyonu bile yüzde 31 beklenirken artış yüzde 27’de kaldı. Geçen yıl da TÜİK’in ısmarlama enflasyonu yüzde 44,4 iken artış yüzde 30 olarak uygulanmış, üstelik bir yıl boyunca başka artış verilmemişti.
İktidar aylıkları arttırır gibi görünürken gerçekte soframızdaki lokmayı, eti sütü sağlıklı beslenmeyi, evimizdeki ısınmayı eksiltiyor. Bu zulümdür, bu bile isteye emekçi halkı tefeciye rantiyeye yerli ve yabancı dolar milyarderlerine kurban etmedir.

Çalışana bu sefaleti reva gören iktidar, emekliyi, dul ve yetimi çok daha kolay gözden çıkarabileceğini varsayıyor.

İktidar sahipleri çok yakında yanıldıklarını anlayacaklar, emekçiye, emekliye, dul ve yetime, üretene, çiftçiye esnafa gence işsize öğrenciye layık görülen bu sefaletin sorumluları demokratik yoldan sandığa gömüleceklerini bilsinler.

Mersinli Emekliler: “İktidar sahipleri çok yakında yanıldıklarını anlayacaklar”

Emeklilerin hakları emekçi kimliklerine sıkı sıkıya bağlıdır. Yaş haddi, iş göremezlik veya yeterli prim/gün sayısına ulaşan emekçi emekliliğe hak kazanır, sosyal devlet topluma borcunu, üreterek, beden ve beyin gücünü harcayarak ödemiş olan emekliyi insanca yaşatacak koşulları sağlar, sağlamalıdır. Elbette ki emekliliğe hak kazanan emekçi, emekli olurken ustalığın tecrübenin zirvesindedir. Artık dinlenmenin, farklı uğraşlara yönelmenin, gezilere gitmenin, iç huzuruyla toplumsal etkinliklere katılmanın, tecrübelerini kendinden sonraki kuşaklara aktarmanın vaktidir. Ne yazık ki olması gerekenle olan çok farklı, toplumun üretenleri toplumsal refahtan pay alamıyor, hakları bir avuç holding için gasbediliyor. Bunu reddediyoruz.

Büyük ozanımız Nazım Hikmet, Türk Köylüsü şiirinde: ”O topraktan öğrenip kitapsız bilendir” demişti.Emekli ve emekçinin de uzun uzun istatistiklere bakmaya ihtiyacı yok. Biz yaşamın içinden biliyoruz TÜİK’in sayılarının yalan olduğunu, iktidarın ekonomiyle ilgili yaptığı açıklamaların boş olduğunu. Hesap şaşmaz, emekli beş yıl önce aylığının üçte biriyle kirada oturabilirken bugün aylığı kiraya yetmiyorsa söz bitmiştir. Emekli, izbe otellerde aç biilaç sürünüyorsa, ekonomik sürgün hayatı yaşıyorsa hiçbir istatistik gerekmez. Her şey ayan beyan ortadadır. Kabul etmiyoruz.
İktidarın bilinçli bir sınıfsal tercih yaptığı, ekonomi yangınının tüm yükünü emekçilere kesmek istediği ortadadır. Biz de bu yükü taşımayacağımızı, emekli emekçi birliğiyle buna karşı duracak irademizin olduğunu, dostlarımıza bildirmekten onur duyuyoruz.

Şu anda, işsizliğe ve geleceksizliğe mahkum edilmiş gençlerimizden sonra toplumun en yoksulları emeklilerdir.İşsizler çalışanlar ve emekliler yoksulluğu farklı dereceleriyle yaşıyorlar. Eminiz ki; buradan onurlu bir çıkış, birlik olduğumuzda, aynı safta güç birliği yaptığımızda gerçekleşecek.

Eski yıllarda emekli dostu bir kent olan Mersin, 2011 yılında başlayan yanlış dış politika tercihleriyle büyük bir sığınmacı/göçmen akınına uğradı. Ardından 6 Şubat 2023 depremi oldu. Deprem bölgesine komşu olan ilimiz Mersin, depremzede kardeşlerimizi büyük bir gönül hoşluğuyla bağrına bastı, zor günde dayanışmanın gereklerini yerine getirdi. Tüm bunlara bağlı olarak konut sorunu emekçiler ve emekliler için yakıcı hâle geldi.

Mersinli Emekliler: “İktidar sahipleri çok yakında yanıldıklarını anlayacaklar”

İktidar deprem yaralarını sarmak için yeterince kaynak ayırmıyor. TOKİ’nin başlıca görevi depremzedeler için ferah yaşam alanları ve sağlıklı konutlar üretmek iken, bütçe olanakları iktidar yandaşlarına aktarılmaya devam ediyor.

İktidarın TOKİ eliyle 2022 yılında seçim öncesi açıkladığı konut ve arsa kampanyasında henüz arsasına kavuşup inşaata başlayabilen bir kişi bile yok. Şimdi de önümüzdeki seçimde sahte umut yaratmak üzere 500 bin sosyal konut projesi açıkladılar. Konut açığı ülkemizde en yüksek düzeydedir. Sorunun kaynağı olan iktidarın konut sorununu halkçı anlayışla çözme niyeti ve iradesinin olmadığı ortadadır. Mersin Büyükşehir Belediyesi ilçe belediyeleriyle eş güdüm içerisinde, gerçek anlamda en yoksulları gözeten uygulanabilir sosyal konut projesini ayrıntılandırarak topluma sunmalı, bu kanayan yaraya merhem olacak halkçı çözümleri hızla gerçekleştirmelidir.

Çoktan iflas etmiş neoliberal kapitalizmin buyruklarından çıkmayan iktidarı ve ekonomi yönetimini uyarıyoruz. Serbest piyasayla, altta kalanın canı çıksın anlayışıyla varılacak yer toplumsal felakettir, bu yoldan geri dönün. Bakın, biz bugünün emeklileri cumhuriyetin kurucu kadrolarının torunlarıyız, hepimiz tarımda ve sanayide devlet işletmelerinin, kamu kuruluşlarının aşinasıyız. Kimimiz o kurumlarda görev aldı, bazılarımız kreşlerinde büyüdü, tiyatrolarına gitti, en azından Sümerbank üretimi kumaşla giyindi, ayakkabısını kullandı. Kamu kurumlarındaki sendikalaşma ve toplu sözleşme düzeni bütün iş yaşamı için çıpa görevi yaparak çalışanların ve emeklilerin haklarının korunmasını ve genişlemesini sağladı.

Yeniden kamulaştırma
Özelleştirilip yerli ve yabancı tekellere peşkeş çekilen kurumlar yeniden kamulaştırılsın. Sağlık ve eğitim kamu eliyle parasız olmalıdır. Çocuklarımızın ve torunlarımızın istihdamı sadece kâr odaklı çalışan özel sektörün performansına bırakılamaz. Devlet tarımda ve sanayide istihdama öncelik veren, kamusal yararı ve toplumsal refahı önceleyen işletmeleri yeniden kurmak zorundadır.
Emekçi sabrı bilgeliği ve onuruyla güzel ülkemizde alnı ak başı dik olarak insanca yaşamak hakkımız vardır. Gasbedilen haklarımızın iadesi için görevimizin başında mücadeleye devam edeceğimize bütün dostlarımız emin olsunlar. Emekli arkadaş gel bu onurlu mücadeleye sen de omuz ver, biz birlikteysek güçlüyüz.

Değerli dostlar, TBMM’de iktidar milletvekillerinin oyları ile kabul edilen 2026 bütçesinde bizler,emekliler, dul ve yetimler ve emekçilerin payı düşerken, faize ayrılan pay arttırılmıştır. Bundan dolayı bizim olmayan bütçeyi kabul etmediğimizi, taleplerimiz yani insanca yaşamamız için mücadeleye devam edeceğimizi tekrar ilan ediyoruz.

Mersinli Emekliler: “İktidar sahipleri çok yakında yanıldıklarını anlayacaklar”

Taleplerimiz:
1.Emekli ve dul/yetim aylıkları insanca yaşamaya yetecek düzeye çıkarılsın. En düşük aylık en düşük memur aylığıyla eşitlensin.
2.Memur emeklilerine yasanın emredici hükmüne rağmen iki yıldır ödenmeyen seyyanen zamlar topluca ödensin.
3.Konutsuz emeklilere, gelirlerine uygun ödemeli sosyal konutlar yapılsın, konut sahibi olana kadar kira yardımı sağlansın. Depreme dayanıksız konutlar uygun ödemeli krediyle sağlamlaştırılsın.
4.Anayasanın “Sendika Kurma Hakkı” ve “Toplu Sözleşme Hakkı” ile ilgili 51. ve 53. Maddelerine “Emekliler” veya Uluslararası Sözleşmelerde yer alan “Herkes” ibaresi eklenerek emeklilerin sendika kurma ve toplu sözleşme hakkı Anayasal güvenceye kavuşturulsun.
5.Emekli Sendikaları Statü Yasası çıkarılsın.
6.Tüm emekli aylıkları “asgari değil, insanca yaşam” ilkesine göre hükûmet ve emekli sendikası arasında yapılacak toplu sözleşme yoluyla belirlensin.
7.Aylık bağlama oranı (ABO) eskiden olduğu gibi yüzde 70 olsun.
8.Yıllardır savsaklanan İntibak Yasası derhal çıkarılsın.
9.İşçi, Memur ve Bağ- Kur emekli aylıkları arasındaki eşitsizlik giderilsin.
10.Bayram ikramiyesi adı altında yılda iki defa yapılan ikramiye ödemelerine banka emeklileri de dahil edilsin. Tüm emeklilere yılda dört defa birer aylık tutarında ikramiye ödensin.
11.SGK ile Bankalar arasında yapılan protokol görüşmelerine emekli sendikasının da katılması yönünde yasal düzenleme yapılsın. Emekli aylığı promosyonları 3 yılda bir değil her yıl ödensin.
12.Ulaşılabilir, parasız, nitelikli ve eşit sağlık hizmeti temel insan hakkıdır düşüncesiyle, emekli aylıklarından alınan muayene, tedavi ve ilaç katkı payı kesintileri kaldırılsın.
13.Toplu taşıma araçlarında emeklilere ve eşlerine ücretsiz ulaşım hakkı sağlansın.
14.Emekli yurttaşlara yaşamlarının sonbaharında hak ettikleri saygı gösterilsin. Yalnız yaşayan, hasta ve bakıma muhtaç olan emekli ve yaşlı yurttaşlar için devlete ait huzurevi sayısı artırılarak, bakım hizmetleri yaygınlaştırılsın.
15.Emeklilerin birlikte zaman geçirebileceği, var olan yeteneklerini sergileyebileceği, yeni hobiler edinebileceği atölyeler kurulsun.

KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA, YA HEP BERABER YA HİÇBİRİMİZ!

]]>
Kamu emekçileri üretimden gelen gücünü kullandı: 200 bin kamu emekçisi iş bıraktı https://yenidunya.org/emek-gundemi/33508/kamu-emekcileri-uretimden-gelen-gucunu-kullandi-200-bin-kamu-emekcisi-is-birakti/ Fri, 19 Dec 2025 11:08:57 +0000 https://yenidunya.org/?p=33508 Birleşik Kamu-İş Konfederasyonuna bağlı sendikaların üyeleri, AKP iktidarının memur ve emeklilere yönelik açıkladığı zam oranlarını kabul etmediklerini belirterek bugün yurt genelinde üretimden gelen gücünü kullanarak iş bırakma eylemi gerçekleştirdi.

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonuna bağlı sendikaların çağrısıyla yaklaşık 200 bin kamu emekçisi iş bırakırken yapılan açıklamalarda, “Bugün işyerlerimizde değil meydanlardayız. Çünkü adına toplu sözleşme dedikleri bir tiyatroyla emeğimizin hakkı gasp edildi, şimdi de emekçiyi yok sayan bir bütçe hazırlanıyor. Bu nedenle tükenmiş durumdayız İnsanca çalışma şartları ve insanlık onuruna yaraşır ücret istiyoruz ve alacağız. Yoksulluk sınırının üstünde maaş istiyoruz. Sadece ayrıcalıklı bir üzme için zikredilip sonra geri çekilen seyyanen zammın emekçi ve emeklilerin tamamına verilmesini istiyoruz. Yan ödemelerin tamamının emekli aylıklarına yansıtılmasını istiyoruz. Gelir vergisinin yüzde 15’e sabitlenmesini istiyoruz. Enflasyon farkının aylık olarak ödenmesini istiyoruz. Yılda 4 ikramiye ve kira yardımı istiyoruz. Adına toplu sözleşme dedikleri rezil tiyatroda emeğimizin hakkı gasp edildi. Şimdi de emekçiyi, halkı yok sayan bir bütçe ile karşı karşıyayız. Tükeniyoruz.” denildi.

Türkiye genelinde iş bırakarak alanlara çıkan kamu emekçileri yapılan basın açıklamalarında, “İnsanca yaşamak istiyoruz”, “Direne direne kazanacağız”, “Mustafa Kemal’in öğretmenleriyiz”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Memur darda sorumlusu sarayda”, “Komşular hırsız var”, “Sermayeye değil, emekçiye bütçe” sloganlarını attı.

Kamu emekçileri üretimden gelen gücünü kullandı: 200 bin kamu emekçisi iş bıraktı

Emek düşmanı bütçe istemiyoruz!
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’na bağlı sendikalar olarak; AKP iktidarının emekçiyi yoksullaştıran, sermayeyi koruyan ekonomi politikalarına karşı insanca yaşam, adil ücret ve hakça paylaşım talebiyle 19 Aralık’ta üretimden gelen gücümüzü kullanıyor, iş bırakıyoruz.
Bugün Türkiye’nin en büyük üçüncü kamu emekçileri konfederasyonu Birleşik Kamu-İş olarak işyerlerimizde değil meydanlardayız. Neden işyerlerimizde değil meydanlardayız? Adına Toplu Sözleşme dedikleri rezil tiyatroda emeğimizin hakkını gasp edenler, şimdi biz emekçilerin durumunu gözetmeden bütçe yaptıkları için tükeniyoruz.

Nasıl bir yoksulluk sarmalına atıldığımızı, göz göre göre nasıl nefes alamaz hale getirildiğimizi doğruca anlatabilmek için yakın geçmişe bir bakalım:
Halk olarak içine düştüğümüz ağır ekonomik krizin temelleri mevcut iktidar tarafından atıldı. Özelleştirme eliyle Cumhuriyet yadigarı olan fabrikalar, sadece arsalarının bedeli kadar düşük fiyatlara yandaşlara peşkeş çekildi. Ülkemiz üretmeden tüketen bir ülke haline getirildi. “Dolarla mı maaş alıyorsunuz, size ne dolardan” denirken ülkede toplu iğne almak için bile dolar kuru takip edilir hale geldi. Üstüne bir de “faiz sebep, enflasyon sonuç” gibi, kabul gören tüm ekonomi doktrinleriyle çelişen bir zihniyette yıllardır sürdürülen ısrar, ülkede yoksulun daha yoksul zenginin daha zengin olduğu, ekonominin orta direği denen orta sınıfın yok olduğu bu karanlık ekonomik iklimi getirdi.

Kamu emekçileri üretimden gelen gücünü kullandı: 200 bin kamu emekçisi iş bıraktı

Ülkede asgari ücret genel ücret haline getirildi, asgari ücret ve onun sadece biraz üstü maaş alanlar kayıtlı istihdamın yüzde 70’ine ulaştı. Yani ülkenin çalışan, üreten yurttaşları, en çok vergiyi verip asgari, yani en az ücreti alır hale geldi.

Bu yıl üçüncü büyük kamu emekçileri konfederasyonu olarak bizim de bulunduğumuz Toplu Sözleşme masasında ortadaki ağır tabloyla zerre uyuşmayan, adeta hakaret niteliğindeki zam tekliflerini ifşa etmiştik. Diğer konfederasyonlara “yapısı belli ve hükümetin noteri gibi çalışan hakem heyetine gidip bu hakaret zamlarını meşrulaştırmayın” demiştik. Sonuçta ne yazık ki dediğimiz gibi oldu. Herkesin durduğu yeri de, hakem heyetinin adına “zam” dediği o utanç rakamlarını da tarih yazdı. Eylemler yaptık, masadaki her rezilliği ifşa ettik. O masada verilmeyen ancak ufak kanun değişiklikleriyle kamu emekçisine sağlanabilecek birçok hak için raporlar hazırladık, Meclis’te grubu bulunan tüm siyasi partilere bu çalışmalarımızı sunup “Sadece basit kanun değişiklikleriyle kamu emekçisinin içine düştüğü bu darboğazı biraz olsun rahatlatabilirsiniz”
Düzenli olarak, TÜİK’in hayal aleminden bildirdiği rakamların aksine çalışmalar yaparak açlık ve yoksulluk sınırının ulaştığı boyutu ortaya koyduk. Bu gerçekleri yetkililere duyurmaya çalıştık.
Bakın Konfederasyonumuzun Ar-Ge birimi KAMU-AR’agöre Kasım 2025 itibarıyla açlık sınırı 30 bin 327 lira, yoksulluk sınırı ise 93 bin 697 lira düzeyinde. Bu ne demek? Bu kamu emekçilerinin ezici bir çoğunluğunun yoksulluk sınırının çok çok altında yaşadığı ve alım gücünün günden güne erimesi nedeniyle açlık sınırına her gün biraz daha yaklaştığı görülüyor demek. Bu gelen daha da rezil ve sefil günlerin ayak sesleri demek. Birileri kendi yarattığı krizin faturasını utanmadan emekçilere ödetmeye çalışıyor demek.

Kamu emekçileri üretimden gelen gücünü kullandı: 200 bin kamu emekçisi iş bıraktı

Toplu sözleşme masasında memurun haline kulak vermediler, asgari ücretin belirleneceği masada işçi bile yok, şimdi de halktan alınan vergilerle oluşan bütçeyi, biz emekçileri, halkı görmezden gelerek şekillendiriyorlar. Bu pişkinliğe artık yeter diyoruz!

Bakın üst düzey kamu yöneticilerine vicdanlara sığmayan bir seyyanen zam önerdiler. Ağır tepki verdik, her yerde bunun nasıl bir rezillik ve adaletsizlik olduğunu anlattık. Bir iyileştirme yapılacaksa bunun tüm kamu emekçilerini kapsaması gerektiğini, aksi bir durumun kamu çalışma yaşamındaki gelir adaletsizliğini daha da büyüteceğini, bunu asla kabul etmeyeceğimizi söyledik. Sonrasına hemen geri adım attılar. Oysa söz konusu iyileştirmeyi tüm kamu emekçilerine yaymak, bir kez olsun emekten yana tavır göstermek de mümkündü.

Şimdi bütçe hazırlanırken de aynı emek düşmanlığını görüyoruz.
Bütçe’de hak yok, halk yok, işçi sınıfı yok, matematik yok, vicdan yok… Sermaye var, yandaşların çıkarları var, zenginin ağzına çalınan parmak parmak ballar var

Kamu emekçileri üretimden gelen gücünü kullandı: 200 bin kamu emekçisi iş bıraktı

Talepler
Kamu emekçilerini talepleri şöyle sıralandı:
-Yoksulluk sınırının üzerinde maaş
-Seyyanen zammın tüm emekçi ve emeklilere verilmesi
-Yan ödemelerin emekli aylıklarına yansıtılması
-Gelir vergisinin yüzde 15’te sabitlenmesi
-Enflasyon farkının aylık ödenmesi
-Yılda 4 ikramiye
-Kamu emekçileri için kira yardımı

Kamu emekçileri üretimden gelen gücünü kullandı: 200 bin kamu emekçisi iş bıraktı
]]>
AKP iktidarı kamu işçisine de gözünü kapattı https://yenidunya.org/emek-gundemi/32798/akp-iktidari-kamu-iscisine-de-gozunu-kapatti/ Fri, 27 Jun 2025 13:05:29 +0000 https://yenidunya.org/?p=32798 AKP iktidarı 600 bin kamu işçisini ilgilendiren ikinci zam teklifini açıkladı.
Teklifte, 2025’in ilk 6 ayı için yüzde 17, ikinci 6 ayı için yüzde 10 zam önerildi. 2026 yılı teklifinde ise değişiklik yapılmadı: İlk 6 ay yüzde 7, ikinci 6 ay yüzde 5 oldu.

İktidar işçiyle alay ediyor
Kamu Personeli Çerçeve Protokolü (KÇP) kapsamında yürütülen toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde, 600 bin kamu işçisini ilgilendiren ikinci zam teklifi de açıkladı. Teklif, 2025 yılının ilk 6 ayı için yüzde 17, ikinci 6 ayı içinse yüzde 10 zam içeriyor.
2026 yılı için sunulan teklif ise öncekiyle aynı kaldı. İktidar, 2026’nın ilk 6 ayı için yüzde 7, ikinci 6 ayı için yüzde 5 zam önerdi. Bu oranlar, özellikle yüksek enflasyon beklentisi, her gün artan hayat pahalılığı karşısında işçi temsilcileri tarafından yetersiz bulunuyor.

TÜRK-İŞ’ten ikinci teklife tepki
TÜRK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar, ikinci teklif sonrası yaptığı açıklamada, “Vermiş oldukları teklifin de anlamı yok. İlk tekliflerinde hayal kırıklığına uğradık. Şimdi hayal kırıklığına uğramadık. Zaten ikinci teklifin de ne olacağını biliyorduk” ifadelerini kullandı.
TÜRK-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, ilk görüşmelerde yaptığı açıklamada, anlaşma sağlanamaması durumunda grev sürecinin başlayabileceğini belirtmişti.

Kamu işçileri grev hazırlığında
TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay, kamu işçilerinin ücret artışı taleplerinin karşılanmaması durumunda 15 Temmuz’da grev kararı alacaklarını açıklamıştı. Atalay, AKP iktidarına yönelik sert eleştirilerde bulunarak, işçilerin sabrının tükendiğini belirtmişti.
“Ekonomik bir problem var mı? Hem devasa boyutta var. Dertlerimizi anlatmaya gayret sarf ettik. Ama bugüne kadar kimse duymadı. Bazı uyuyanlara dokunduğunuzda uyanır. Omuzuna dokunursun uyanır. Ama uyuma numarası yaparsa zurna çalsan vallahi uyanmaz. Şu anda uyuma numarası yapanlar var. Yani görmüyorlar, duymuyorlar, görmemezlikten geliyorlar. Bunu sürdüremezler. Eylem yapmak gibi bir sevdamız yok ama artık başka kapımız da kalmadı. Sıkıntımızı kamuoyuna anlattık. Eğer masa susarsa, alan konuşur” ifadelerini kullanan Atalay, işçilerin haklarının korunması gerektiğini ifade etmişti.
Mevcut maaşların geçinmek için yetersiz olduğunu da vurgulayan Atalay, devletin kamu işçisinin taleplerine kayıtsız kaldığını belirterek. “Aldığımız ücret asgari ücretin bir tık üzerinde. 10 gün geçinmek zor” açıklamasını yapmıştı.

İşçi örgütlerinin talepleri nelerdi?
Türk-İş ve Hak-İş konfederasyonları, Çalışma Bakanlığı’na 27 Şubat’ta sundukları ortak teklifte:
•Günlük brüt ücretin en az 1800 TL’ye çıkarılmasını,
•2025’in ilk yarısında yüzde 50, ikinci yarısında ise yüzde 25 oranında zam yapılmasını,
•Refah payı ve sosyal haklarda iyileştirmeler yapılmasını talep etmişti.

]]>