DİSK Emekli-Sen: “Emekli aylıklarına yapılan artış oranını kabul etmiyoruz”

26 Haz 2021
disk emekli-sen emekli aylıklarına yapılan artış oranını kabul etmiyoruz

Emeklilerin insanca yaşam için toplu sözleşmeli sendika mücadelesi sürüyor!
Emekli aylıklarına Temmuz ayında yapılacak olan maaş zammı ile ilgili olarak DİSK Emekli-Sen İstanbul Şubeleri tarafından bugün Kadıköy İskele Meydanında basın açıklaması gerçekleştirildi.

DİSK Emekli-Sen Genel Başkanı Cengiz Yavuz, Genel Sekreter Fikri Kalender ve Genel Örgütlenme Sekreteri Adnan Güven ile Tüm Emekli-Sen üyelerinin de katıldığı basın açıklamasında, “Emekliye uzanan eller kırılsın”, “TÜİK şaşırma, sabrımızı taşırma”, “Direne direne kazanacağız”, “Yandaşlara değil, emekliye bütçe”, “İnsanca yaşamak istiyoruz”, “Emekliyiz, haklıyız, susmayacağız”, “Müktesep haklar gasp edilemez” ve “Sendika hakkımız engellenemez” sloganları atıldı.

DİSK Emekli-Sen Marmara Bölge Temsilcisi Fevzi Kirlibal tarafından okunan basın açıklamasında, “Biz emekliler yıllarca ülkeye artı değer üretmiş,  gerek üretirken, gerekse devlete ödemiş olduğu vergileriyle ülke ekonomisine önemli katlılar sağlamış bir kesim olarak emekli olduktan sonra toplumda yok sayılan, ötekileştirilmiş ve hatta yoksulluğa terk edilmiştir. Nefes alan her canlının mağdur edildiği bu iktidar döneminde, emekliler milli gelirden payını alamamış olsa da, mağduriyetlerden payını alan kesimlerin başında gelmektedir” denilerek;  “Emeklilerin insan onuruna yaraşır biçimde yaşayabileceği aylık alması; Dini bayramlarda verilen ikramiyelerin en az asgari ücret seviyesinde tutulması; Emekli aylıkları arasındaki farklılıkların giderilmesi için acilen intibak yasasının ve 3600 ek göstergenin hayata geçirilmesi; EYT’lilerin sorunlarının bir an önce çözüme kavuşturulması; Sağlık hizmetlerinde katkı payının kaldırılması ve kamusal sağlık hizmetinin sağlanması; Sendikal hakların önündeki keyfi yasal engellerin kaldırılması ve toplu sözleşmeli sendika hakkının tanınması” istenildi.

DİSK Emekli-Sen İstanbul Şubeleri tarafından yapılan basın açıklamasının tam metni aşağıdadır:

Basına ve Kamuoyuna
Biz emekliler yıllarca ülkeye artı değer üretmiş,  gerek üretirken, gerekse devlete ödemiş olduğu vergileriyle ülke ekonomisine önemli katlılar sağlamış bir kesim olarak emekli olduktan sonra toplumda yok sayılan, ötekileştirilmiş ve hatta yoksulluğa terk edilmiştir.

Diğer bireylerde olduğu gibi emeklilerin de, ekonomik, sosyal, kültürel ve hukuki sorunlarının varlığı göz ardı edilemez.

Nefes alan her canlının mağdur edildiği bu iktidar döneminde, emekliler milli gelirden payını alamamış olsa da, mağduriyetlerden payını alan kesimlerin başında gelmektedir.

Emekliye uzanan eller kırılsın
Emekliler Türkiye’nin en büyük toplumsal guruplarından birini oluşturmaktadır ve hatta dünyada bir çok ülkenin nüfusunun iki katından fazla ülkemizde emekli bulunmaktadır.

Türkiye’de 13.2 milyon emekli hak sahibi var, Ülkemizde milyonlarca emekli asgari ücretin altında aylık alıyor.

5510 sayılı kanunun 55. maddesi ile emekli aylıklarına her yıl Ocak ve Temmuz aylarında TÜİK tarafından açıklanan Tüfe oranında artırılması öngörüldü ve milli gelirden pay almalarının önü kapatıldı.

Oysaki daha önce emekli aylıklarının artışında milli gelirdeki artışının % 30’u hesaba katılıyor idi. Şimdi ise milli gelir artışı hiç dikkate alınmadan TÜİK’in takla attırılmış enflasyon oranları dikkate alınarak her yıl sadaka verircesine emekli aylıkları artırılmaktadır.

Bu nedenle emekli aylıkları giderek düşüyor, asgari ücretin altında aylık alanların sayısı giderek çoğalıyor.

2008 yılında AKP hükümeti tarafından bizlere “Reform” diye yutturulan 5510 sayılı Sosyal Güvenlik mevzuatında yapılan değişiklik emekli aylıklarının düşmesine neden oldu. Emeklilik yaşı yükseltilirken, emekliliği hak ediş koşulları zorlaştı ve yeni hesaplama yöntemleriyle emekli aylıkları düşürüldü. Bu hesaplama yöntemiyle emeklilerin aylıkları asgari ücrete göre hızla gerilemeye başladı.

2000 li yıllardan bu yana asgari emekli aylıkları, net asgari ücrete oranı giderek düşmektedir. 2002 yılında net asgari emekli aylığı ile asgari ücret arasındaki oran % 132 iken bu oran 2017 yılında % 96’ya düşmüştür.

TÜİK ve SGK verilerine göre 2012 yılından itibaren asgari ücret ve büyüme oranları ile emekli aylıkları arasındaki makasın giderek açıldığı görülmektedir.

TÜİK şaşırma, sabrımızı taşırma
Emekli aylıklarının 2008 yılından sonra gerilemeye başlaması ve giderek asgari ücretin yarı seviyelerine gerilemesine tepkiler artınca Ocak 2019 da, Ocak 2020 den itibaren en düşük emekli aylığının 1.000 liraya tamamlanması ve Mart 2020 de ise 1.500 liraya tamamlanmasına ilişkin yasal düzenleme yapıldı.

Mart 2020 de Covid -19 kapsamındaki önlem paketi içerisinde  (7226 sayılı yasa) ile 1.500 liradan düşük emekli aylıklarının 1.500 liraya iblağ edilmesi kararlaştırıldı.

Bunun anlamı şuydu. Temmuz 2020 de bütün emekliler 1.500 lira üzerinden zam alamayacak. Zamlı aylıkları 1.500 liranın altında ise aradaki fark hazine tarafından karşılanacaktır.

Diğer anlamıyla milyonlarca emekli hak sahibi asgari ücretin altında gelir elde etmeye devam edecektir. Yani milyonlarca emekli kendi taban aylığı zamlarla 1.500 liraya ulaşana kadar zam alamayacaktır.

Diğer yandan, SGK emekli aylık ve gelir dilimleri ile sayılarını açıklamamakta direniyor. Bu nedenle emekli aylıklarına ilişkin ayrıntılı veri açıklamadığı için emeklilerin gerçek dağılım tablosu bilinmiyor.

SGK 2020 Ocak-Haziran arasında en düşük emekli aylığını 2.030 lira, en yüksek emekli aylığını ise 3.890 lira olarak açıkladı. Bu veriler kamuoyunu yanıltmak anlamına gelmektedir. Bu açıklama akla ve bilime aykırıdır, gerçeklerle bağdaşmamaktadır.

Direne direne kazanacağız
Küresel emeklilik endeksi, emeklilerin refahı, ülkelerin geçmişi, bugünü ve tahmini geleceğiyle ekonomik gelişmesi, politikası, siyasal ve demografik değişiklikleri göz önüne alınarak oluşturuluyor.

Yaş-nüfus bağımlılığı, enflasyon-vergi baskısı, kazanç eşitsizliği, mutluluk, çevresel faktörler, su ve hijyen, biyolojik çeşitlilik, yaşam beklentisi, sağlık yatırımları gibi unsurların tamamı değerlendirmede devreye giriyor ve ortaya bütüncül bir refah resmi çıkıyor.

Bu değerlendirmelere göre refah açısından en iyi ülkeler İskandinav ülkeleridir. 44 ülkeden oluşan listede İzlanda 1. sırada, İsviçre 2. sırada, Norveç 3. sırada iken Türkiye ise 40. Sırada yer almaktadır. Yani sondan 5. ülke durumunda. Türkiye’den sonra, Kolombiya ve Brezilya gibi ülkeler yer almaktadır.

OECD ülkeleri ortalama emekli aylığı tablosuna göre;  Almanya’da 26.957 lira, Fransa’da 21.032 lira, İtalya’da 16.689 lira Yunanistan’da 11.134 lira iken, Türkiye’de ise 3.910 liradır.

OECD ülkeleri verilerine göre Türkiye’de bir emekli Almanya’daki bir emeklinin aylığının neredeyse 1/7. sini, Fransa’nın ise 1/5’ni ve hatta yanı başımızdaki Yunanistan’ın bile 1/3’den az emekli aylığı almaktadır.

2016 yılında 1.118 lira karşılığı 393 dolar olan emekli aylığı, bugün dolar karşılığı 2021’de en az 3.010 lira olması gerekiyor.

Uluslararası standartlar ölçeğinde 4 aktif sigortalı 1 pasif sigortalıyı finanse etmiş olsaydı 2021 ölçeklerine göre emekli aylığı ortalama 4.937 lira olacaktı.

Yandaşlara değil, emekliye bütçe
TÜİK’in açıklamış olduğu 3.414 lira açlık sınırına rağmen 2020 sonu itibari ile 4.179.840 emekli asgari ücretin altında, yani açlık sınırının çok altında aylık alıyor.

İşçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılayabilmesi için tespit edilen asgari ücretin bile altında emeklilere reva görülen emekli aylığı ile emeklilerin temel ve zorunlu ihtiyaçlarını karşılaması mümkün değildir.

Emekli aylıklarının artırılmasında sadece enflasyon oranları değil, milli gelirdeki payları tam olarak dikkate alınmalıdır.

Emekli aylıkları ile geçinemeyen emekliler emekli olduktan sonra da iş aramaya ve çalışmaya mahkum edilmektedir.

2013 yılında çalışan ve iş arayan emekli sayısı 1.5 milyon iken, 2017 verilerine göre bu sayı 4 milyona çıkmıştır,2020 de ise vahim boyutlara ulaşmıştır.

İnsanca yaşamak istiyoruz
Ayrıca çalışan emeklilerden 2021 yılı itibari ile 255 lira gelir vergisi ve damga vergisi dışında, 268 lira SGDP adı altında toplamda 523 lira kesinti yapılmaktadır.

Açlığa mahkum edilerek emeklilik sonrası çalışmaya mecbur bırakılan asgari ücretli emeklilerden yapılan vergi ve Sosyal Güvenlik Destekleme Primi kesintileri kaldırılmalıdır.

Uluslararası standartlar ölçeğine göre ülkemiz yaşlı refahı ile sürdürülebilirlik arasındaki denge açısından en geri ülkelerin yer aldığı “D” sınıfı kategorisinde kabul edilmektedir.

2018 yılında 5510 sayılı kanunda yapılan değişiklikle gelir ve aylık şartıyla emeklilere Ramazan ve Kurban Bayramında 1.000’er lira tutarında bayram ikramiyesi ödenmesi kararlaştırıldı.

Bu ikramiye 2018 yılında 1.603 lira olan asgari ücretin % 62’sine tekabül ediyordu. 2018 yılından 2021 yılına kadar artırılmayan emekli ikramiyesi bu orana göre 2021 yılında 1.752 lira olması gerekirken, Sn. Cumhurbaşkanı’nın lütfu ile bu bayram 1.100 lira olarak ödendi. Oysaki her bir emekli bayram ikramiyesi asgari ücretin net tutarından az olmamalıdır.

Emekliyiz, haklıyız, susmayacağız
Eylül 1999 tarihinde 4447 sayılı kanun marifeti ile yapılan SGK değişiklikleri daha sonra EYT’liler olarak mağdur bir grubun ortaya çıkmasına sebep oldu. Yani prim ödeme gün sayısını tamamlamış olmasına rağmen emeklilik yaşına erişemediği için emekliliğini beklemek zorunda kalanlar.

Kazanılmış hakları elinden alınarak mağdur edilen ve sayılarının 6,2 milyon olduğu ifade edilen emeklilikte iktidara takılanların sorunları 26 milyar lira ek maliyetle çözümlenebiliyor.

Yani saraya aktırılan bütçenin çok daha azı ile giderilecek olan EYT’lilerin sorunları iktidarın keyfiyetine bırakılmıştır.

Farklı emeklilik sistemi hesaplamasına göre mağdur emekliler yaratıldı. Farklı dönemlerde ama aynı koşullarda emekli olanların aylıkları arasında büyük eşitsizlikler bulunmaktadır. Bu nedenle intibak yasası ve 3600 ek gösterge yasası bir an önce hayata geçirilmelidir.

Müktesep haklar gasp edilemez
Nerede bir mağduriyet, nerede bir hak arayışı, nerede bir toplumsal muhalefet varsa orada yerini alarak, sesini yükselten DİSK/Emekli-Sen’in örgütlü gücünden rahatsız olan iktidar, emrindeki yargı kalkanını kullanarak emeklilerin sendika kurması ve örgütlenmesinin önünü kapatmak için her türlü fırsatı kendi lehine değerlendirmektedir.

Oysa ki, emeklilerin sendika kurma haklarının meşru olduğu kaçınılmaz bir gerçektir. Bunun nedeni ise sendika haklarının T.C. Anayasası, Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu gibi kanunlarla koruma altında olmasıdır. Sendika hakkı aynı zamanda İLO Sözleşmeleri,
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, BM Sözleşmeleri gibi Uluslararası sözleşmelerle de güvence altına alınmıştır.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 11. maddesi, Avrupa Birliği Temel Haklar Bildirgesi 12. maddesi, Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi, BM Ekonomik Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi 8. Maddesi; “Herkes barışçıl bir biçimde toplanma özgürlüğü ile her düzeyde siyaset, sendika ve yurttaşlıkla ilgili konularda örgütlenme özgürlüğüne sahiptir” demektedir.

Bu hak, herkese çıkarlarını korumak için Sendika Kurma Hakkını da içerir. “Bu sözleşmeye taraf devletler, herkes ekonomik ve toplumsal çıkarlarının korunup geliştirilmesi için sendika kurma ve sendikalara üye olma hakkına sahiptir” der.

Bu anlamda, “Emekli Sendikası olur mu” sorusunun sorulması mantalite bakımından anlamsız kalmaktadır.

Tüm bunlara rağmen Türkiye’deki Emekli Sendikaları meşruiyet sorunu yaşamaktadır. Bu anlamda hukuki mücadelemiz kararlı bir biçimde sonuna kadar devam edecektir.

Sendika hakkımız engellenemez
Türkiye’nin dört bir yanında örgütlü gücü ile her geçen gün güçlenerek çığ gibi büyüyen DİSK/Emekli-Sen olarak bir kez daha Kadıköy Meydanından iktidara sesleniyoruz:

1 - Emeklilerin insan onuruna yaraşır biçimde yaşayabileceği aylık almasını,
2 - Emekli aylıklarını sadece enflasyona endeksli değil, milli gelir artışı da göz önüne alınarak belirlenmesini,
3 - Emekli aylık bağlama oranlarının eski düzeye çekilmesini,
4 - Dini bayramlarda verilen ikramiyelerin en az asgari ücret seviyesinde tutulmasını,
5 - Emekli aylıkları arasındaki farklılıkların giderilmesi için acilen intibak yasasının ve 3600 ek göstergenin hayata geçirilmesini,
6 – EYT’lilerin sorunlarının bir an önce çözüme kavuşturulmasını,
7 - Sağlık hizmetlerinde katkı payının kaldırılmasını ve kamusal sağlık hizmetinin sağlanmasını,
8 - Emeklilere yaşayabileceğimiz güvenli çevre şartlarının oluşturulmasını,
9 - Toplumsal ilişkilerinin sürdürülebilirliğinin sağlanmasını,                                                             
10 - Sendikal haklarının önündeki keyfi yasal engellerin kaldırılmasını ve toplu sözleşmeli sendikal hakkımızın tanınmasını,
11 - Emeklileri ilgilendiren her türlü politikaların hazırlanma sürecine aktif olarak katılmalarının sağlanmasını,
12 - Çalışan emeklilerden yapılan kesintilerin kaldırılmasını talep ediyoruz.

Bu mücadeleden vaz geçmeyi bir an olsun düşünmedik ve düşünmeyeceğiz.

Avrupa Yaşlılar ve Emekliler Federasyonu  (FERPA) üyesi olan DİSK/Emekli-Sen,  tüm yasal engellere ve engellemelere rağmen bütün dünya emeklileri ile omuz omuza insan onuruna yaraşır bir yaşam için örgütlü bir biçimde mücadelesine devam edecektir.

Bu anlamda tüm emekli dostlarımızı DİSK/Emekli-Sen ailesine katılmaya davet ediyoruz.

Yaşasın DİSK,
Yasasın Emekli-Sen,
Yaşasın örgütlü mücadelemiz!

paylaş