Yıllarca beraber çalıştığım insanların çoğu akciğer kanserinden öldü

19 Mar 2020
zeki özhoroz

Yıllar önce mesleği sebebiyle asbeste (Asbest ya da amyant, lifli yapıda olup ısıya, aşınmaya ve kimyasal maddelere karşı dayanıklı kanserojen bir mineral) maruz kalan ve çalışma koşullarından kaynaklanan sorunları yıllar sonra yaşamaya başlayan Zeki Özhoroz ile geçmişteki çalışma ortamı, sendikal mücadele ve meslek hastalığına dair konuştuk.

Ne iş yapıyordunuz ve ne kadar zaman çalıştınız? 
1973 yılı Ekim ayında Erka Teks’te işe başladım. Bu çalıştığımız şirket başka bir şirketle birleştiği için Erka diyorduk, ayrıca belirtmek istersek de Erka Teks. Burada sanayi balatası yapıyorduk. Dokuma balataları vardı, onlar ilaçlanıp preslere sokulurdu. Esas disk balataları denen küçük balatalar vardı. Ben ithal bez amyant çözgülerin kullanıldığı tekstil bölümünde çalışıyordum. Asbestos kullanıyorduk. Esas kalitelisi Kanada’dan, daha düşük kalitelisi Sivas’tan geliyordu.

77 yılına kadar çalıştım orada. 1978’de DİSK’e bağlı baş temsilci oldum. Darbe öncesi, 12 Eylül Darbesi, darbe sonrası derken 1980’de yeniden çalışmaya başladım. Rahatsız olduğum için 1989 yılında ayrıldım işten.

Fabrikada kaç kişiydiniz?
Herkesi topladığımız zaman 1700 küsur kişiydik. Bizim birimde 200-300 kişi vardı, balatayla çalışanlarla da birleşti mi 600 küsur kişi diyebilirim.

Sağlığınızla ilgili ne tür sorunlar yaşadınız?
Şöyle oldu: İşten ayrıldım, aradan 10- 15 yıl geçti. Öksürüyorum, nefes alırken zorlanıyorum, balgam var ama çıkaramıyorum. Öyle olunca doktora gittim, tomografi çekeceklerdi ama o zamanlar daha kiloluydum, tomografimi çekecek alet yoktu. Kızım araştırdı, öğrendi Şişli’de uygun alet varmış. Doktor baktı, “Koah’sın”  dedi. Verdikleri ilaçları kullanmaya başladım ama bir değişiklik, iyiye gidiş yok. Zeki Kılıçarslan'a gittim. Zeki Hoca raporları inceledi, ne iş yaptığımı sordu ve “Sen meslek hastasısın, asbestozissin” dedi. Hastalığımın tespiti, daha iki sene önce yapıldı yani. Geçen sene Ocak ayında bakkala kadar gitmiştim, gelirken düştüm. Ambulansla hastaneye kaldırdılar. Oksijenim 60’a düşmüş, tansiyonum çok yüksekmiş. O zamandan beri mecbur kalmadıkça dışarı çıkmıyorum.

Birlikte çalıştığınız diğer işçilerden haberiniz var mı? Onlarda da benzer sorunlar ortaya çıkmış mı?
Daha yeni, beş ay önce bir arkadaşım akciğer kanserinden öldü. Tornacıydı, metal tozundan hayatını kaybetti.

Kazım diye bir arkadaşım var, ona “O nasıl, bu nasıl?” diye soruyorum. Bizden daha genç olanları da soruyorum; cevap “O öldü, bu öldü, şu hasta!” Ben de dedim ki “Kazım daha kimseyi sormayacağım!”, üzülüyorum çünkü.

Yıllarca beraber çalıştığım insanların çoğu akciğer kanserinden öldü.

Hamdi Abi vardı, tozun tam içindeydi. Ben ayrıldıktan iki sene sonra öldü. Postabaşı bir arkadaşımız vardı, o da öyle. Daha genç bir işçi vardı, o da aynı. Bir sürü insan öldü. Bu hastalık bir sene sonra da çıkabilir, 7 sene sonra da, 15 sene sonra da.

Siz, yine de bu durumda görece şanslı olanlardanmışsınız?
Ben birkaç sene fabrikanın içinde değildim. Sendikanın baş temsilcisi olduğum için sürekli bir yerlere giderdim, fabrikanın dışında dururdum. Bunun etkisi olmuştur. Zeki Özhoroz maaş

O zaman bir de sendikal mücadeleyi soralım size. O günden bugüne baktığınızda neler söylersiniz? 
Başkanımız Kemal Türkler idi. Tabii sendika güçlü olunca hâliyle maaşlarımız çok iyiydi. 7 maaş ikramiye vardı. Toplu sözleşmeye sağlık kontrolleriyle ilgili madde de koymuştuk. Sosyal haklarımız vardı; çocuk parası, tahsil yardımı, kömür parası, dini bayramlarda bayram harçlığı, senelik izin… Örneğin Maden-İş’in Gönen’de tesislerine gidilirdi. Fabrikanın işçi sayısına göre, yüzde 5’e kadar isim listesi verilirdi. Listedeki işçiler aileleriyle orada tatil yaparlar, sendika parayı patrondan alırdı.

Bugünden ne kadar uzak! Sonra ne oldu?
O zaman fabrikadaki havalandırmayı sendika aracılığıyla yaptırmıştık. Aslında tabii, havalandırma yetmez asbestin zararını önlemeye.

Avrupa’da asbest yerine cam elyafı kullanıyorlardı; onun da zararı var ama asbest gibi değil.

Darbeden sonra o yaptırdığımız havalandırma da doğru düzgün çalıştırılmamaya başladı. Sonradan DYP-SHP koalisyonu zamanında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olan Mehmet Moğultay’ın işçi sağlığını ve güvenliğini sağlamaya yönelik çalışmaları oldu.

Koruyucu ekipmanlarınız var mıydı?
Maske vardı ama ne derece işe yarar!

Yaptığınız işin tehlikeleri yeterince bilinmiyordu herhâlde?
Şimdiki kadar bilinmiyordu. Bir de geçim kaygısı, kazanılan haklar derken çalışıyorduk. O zaman dışarıdan bakan “Güzel para alıyorsunuz” diyordu ama güzel güzel de ölüyorduk. Kimisi çok erken gitti, kimisi çok sonra…

Meslek hastalığı raporu alma sürecinizden bahsedelim. Zor oldu mu?
Maaşım 23 ayda ancak bağlandı. Meslek Hastalıkları Hastanesi’ne gittik. Film için başka bir yere, tomografi için başka yere gittik. 15-20 günde gerekli belgeleri zor tamamladım. O zaman yine biraz yürüyebiliyordum. Neyse dediler ki “Belli olduktan sonra size mesaj göndereceğiz.” Mesaj geldi, sağlık heyeti iş göremezlik oranımı yüzde 68 olarak belirlemiş. Ancak onlarınki son karar değilmiş.

Baktık haber gelmiyor, kızım Cimer’e yazdı. Ondan sonra süreç hızlandı ama SGK’yı arıyoruz, cevap alamıyoruz. Unkapanı’na gittim, genç bir memur bana “Emekli maaşı için mi geldin?” diye soruyor. Konuştuk, anlaştık, adını unuttum şimdi. Büyükşehir Belediyesi’nin arkasında bir yere gönderdiler beni. Oraya gittim, oradan da “Gaziosmanpaşa’ya git!” dediler. İki defa da Göztepe’ye gittim. Rapor çıkmıştı ama rapor oradan oraya gezdi, beni de gezdirdiler. İşgöremezlik oranımı da yüzde 74 olarak belirlemişler. Şimdi daha yeni, ayın 18’inde para alacağım.

Solunum cihazını ne zamandan beri kullanıyorsunuz?
Temmuz ayından beri kullanıyorum.

Cihazı SGK’dan aldınız, değil mi?
Öyle olacaktı. Damadım almaya gitti. “950 lira yatıracaksınız, dekontunu getireceksiniz. Belli bir zaman sonra da iade edeceksiniz” demişler. Damadım da cihazın fiyatını sormuş. Fiyatı 2650 lira kadarmış. O da cihazı almış, gelmiş.

Süre tamamlandıktan sonra iade edip sonra yeniden para yatırıp yeniden cihazı alabildiğiniz bir süreç işliyor herhâlde?
Öyle galiba. Cihaza ihtiyacın olduğunu yeniden gösterip para yatırıp alıyorsundur. Aynı şey sağlık raporu için de geçerli, bir sene sonra raporu yenilemek lazım. Şimdi ben makineden çıktığımda, evin içinde bile bir odadan diğer odaya geçerken zorlanıyorum. Bir de tomografi çektiremem, ciğerlerim hassas. O da yetmezmiş gibi, hasta olmamam lazım, en ufak bir gribal enfeksiyon kapmam bile çok büyük sorun olur.

Size ödenecek maaş çok düşük görünüyor
Evet, normalde aldığım maaşın yüzde 74’ü oranında maaş yatması lazım ama bağladıkları maaş orada yazıyor: 745 lira!

Kaynak: http://www.meslekhastaligi.org

paylaş