TTB: “Önümüzdeki iki hafta kritik”

16 Mar 2020

Türk Tabipleri Birliği (TTB) korona virüsle ilgili son gelişmeleri ve Türkiye’deki durumu değerlendirdiği basın toplantısı düzenledi. TTB Başkanı Sinan Adıyaman, KLİMİK Derneği’nden Prof. Dr. Özlem Azap ve TTB Halk Sağlığı Kolu’ndan Doç. Dr. Cavit Işık Yavuz’un katıldığı açıklama TTB Genel Merkezi’nde yapıldı. 

Gazeteduvar’dan Serkan Alan’ın haberine göre, Türkiye’de salgın olduğunu ve hasta sayısının her geçen gün arttığını ifade eden TTB Başkanı Adıyaman tarafından okunan basın açıklamasında, “Önümüzdeki iki hafta çok kritik” denilerek acilen alınması gereken önlemler sıralandı.

‘Hasta sayısının daha fazla olduğu duyumlarımız var’
Sokağa çıkma yasağını önermediklerini belirten Sinan Adıyaman uyarılarına uyulduğu takdirde buna gerek olmadığını söyledi. “Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı sayıdan daha fazla vaka var mı” sorusuna ise Adıyaman şu yanıtı verdi:

“Sağlık Bakanlığı açıklama yapıyor ama TTB’nin her yerde kolları var. Bize 24 saat ulaşabiliyorlar. Bizim aldığımız duyumlar hasta sayısının daha fazla olduğu yönünde. Numunenin negatif geldiğinde yüksek riskli gibi tuhaf cevabın geldiği ifade ediliyor. Yapılan testle hastalık tespit edilen hasta sayısı arasında fark varsa ciddi problemdir. Sağlık çalışanları açısından da toplum sağlığı açısından da büyük sakıncaları vardır. Gelin TTB ve derneklerle bu süreci beraber yürütelim. Bu önümüzdeki hafta artacak. Biz söylemiyoruz bilim bunu söylüyor. Önlemlerin alınmadığını görüyoruz. Umre’den gelen 10 bin kişi var 4 bin kişi karantinaya alındı. Geriye kalan Türkiye’ye yayıldı. Gece 2’de mi bu insanları karantinaya almaya karar verdiniz? İnsanlar karantinaya uygun olmayan yerlerde karantinaya alındı. Şeffaflık lazım. TTB uzmanlık dernekleri ve bakanlık krizi beraber yürütmeli. Felaket tellallığı yapmak istemiyorum. Son iki üç günlük görüntü salgının ciddi boyutlara yükseleceğini gösteriyor. Böyle olmaması için çalışıyoruz. Sosyal mesafeyi korumamız gerekiyor. 65 yaşın üzerindekilerin dışarıya çıkmamalarını istiyoruz. Lütfen ciddi bir sorununuz yoksa hastanelere gitmeyin, sistemi kilitlemeyin.”

‘Sağlık çalışanları için tedbir alınmalı’
“Sağlık Bakanlığı’nın bizi İstanbul ve Ankara’yla ilgili bilgilendirmesi şart. Sağlık çalışanları için tedbir almak zorundayız. Biz topluma evinizde kalın mümkünse hastaneye gitmeyin diyoruz ama kendinde belirti bulan ALO 184’ü aramalı. Buraya ulaşamayanlar için de ayrı korona polikliniği oluşturulmalı.”

‘Ne aşıya ne tedaviye el bağlıyoruz’
Türkiye’de korona virüsüne dair aşı çalışması olup olmadığı sorusuna KLİMİK Derneği’nden Prof. Dr. Özlem Azap, “Ayrıca yürütülen aşı çalışması yok. Dünyada seksene yakın aşı çalışması var. Aşıya ilişkin nisan ayında klinik çalışmaları başlayacak. Sıtmada kullanılan ilaçlar ciddi vakalarda kullanılıyor. Bu hastalıktan korunabilecek öncül bir ilaç da yok” yanıtını verdi. TTB Halk Sağlığı Kolu’ndan Doç. Dr. Cavit Işık Yavuz ise, “Daha yolun başındayız gibi görünüyor. Bir özgü ilaç geliştirmek de kolay değil. Var olan ilaçlar ne kadar etki ediyor çalışması aylar bazense yıllar sürebiliyor. Şu an ne aşıya ne de tedaviye bel bağlayabiliyoruz. O yüzden korunmak çok önemli. Bulaşma hızını engellersek ölüm sayısını engellemiş oluruz” dedi.

‘Düğünler yasaklanmalı’
Okulların tatil edilmesi ve İçişleri Bakanlığı’nın bar ve pavyonların geçici süre kapatılması kararlarının yeterli olmadığını belirten Adıyaman, “Düğünler çok iç içedir ve yasaklanması gerektiğini düşünüyoruz. Nisan sonuna kadar düğünler ertelenmeli. Nargile kafelerin kapatılması gerekiyor. Sigara içenlerde 14 kat daha bu hastalığı tehlikeli geçiyor. Özellikle toplu yapılan ibadetlerin bir süreliğine ertelenmesi lazım. Yapılması planlanan sınavlar da ertelenmelidir. Bu süreçte acil olmayan ameliyatlar ertelenmelidir. Örneğin estetik ve diş ameliyatları bunlara dahildir. İnsanlar bugün İtalya’da yatacak yatak bulamıyorlar” dedi.

TTB’nin uyarılarını sıraladığı açıklamasının satır başları şu şekilde:

Test sayıları günlük olarak paylaşılmalı:
Yeterince test yaparak hastalığın yaygınlığı saptanmalı, yaygınlığın derecesine göre “sosyal mesafe” önlemleri devreye alınmalıdır: Öncelikle hastaların ve temas ettiklerinin saptanması ve Dünya Sağlık Örgütü’nün pandemi olarak kabul ettiği bu salgının ülkemizdeki yaygınlığının belirlenmesi için ulaşılmış olması gereken test sayısının çok gerisinde olduğunu belirtmek durumundayız. Bugüne kadar yaklaşık 7000 hastada test yapıldığını biliyoruz. Oysa salgınla mücadelede başarılı olan ülkelerin deneyimleri bu sayının çok daha üzerinde olmamız gerektiğini göstermektedir. Ayrıca tanı için gereken test kitinin üretim kapasitesinin haftada 2000 testin üzerine çıkarılması gerektiği de açıktır. Bakanlığın uygulanan test sayıları ile pozitif ve negatif çıkan test sayılarını günlük olarak kamuoyu ile paylaşmasını gerekli buluyoruz. Testlerin sınırlı sayıda merkezde yapılıyor olması önemi giderek daha fazla anlaşılacak bir eksiktir. Test merkezlerinin hızla artırılması ve alt yapısı yeterli üniversite laboratuvarlarının da sürece dâhil edilmesi gereklidir.

Kafe ve dükkanlar kapatılmalı:
Durumun kötüleşmesi ölçüsünde sosyal mesafeyi artıran önlemlerin daha radikal olması da gerekebilir. Üretim yerlerini, ofisleri ve işyerlerini kapatarak çalışanların evden çalışmasının veya ücretli olarak dinlenmelerinin olanaklarını yaratmak, iş toplantılarını ertelemek, işçi servislerinde ve toplu ulaşımda kalabalıkları önlemek, spor müsabakalarını iptal etmek, spor salonlarını, havuzları, müze ve tiyatroları, kültür ve sosyal merkezlerini, tiyatroları ve sinemaları kapatmak, bar, kahvehane ve restoranları kapatmak, alışveriş vb nedenlerle zorunlu gidilen mekanlarda insanlar arasında en az 1 metre mesafe olacak şekilde düzenlemeler yapmak, büyük toplantıları ertelemek, ibadetleri topludan bireysele çevirmek, hatta bu önlemler yeterli olmazsa ulaşım, eczane ve bakkallar dışında bütün ticari aktiviteleri, ofisleri, kafe ve dükkanları bir süreliğine kapatmak yoluna gidilmelidir.

Çalışanları korumadan toplumu koruyamazsınız:
Hekimleri ve sağlık çalışanlarını korumadan toplumu koruyamazsınız! Salgının yönetilmesi için hastanelerde, ilçe, il ve ulusal düzeyde koordinasyonu sağlamaya yönelik bir işleyiş planı bir an önce hazırlanmalı ve uygulanmaya başlanmalıdır. Sağlık çalışanlarının salgın yönetimi sırasında yaşayabilecekleri aksaklıkları iletecekleri bir yapı oluşturulmalıdır. Hastanelerde “Hastane enfeksiyon komiteleri ile işbirliği halinde “Korona Koordinatörler” saptanmalı ve hekimler hastaya yönelik ihtiyaçları, talepleri, yaşadıkları sorun ve eksiklikleri doğrudan iletebilecekleri muhatap bulmalıdır.

Hapishaneler özel olarak izlenmeli:
Hapishane ve askeri birlikler, her ikisinde de günümüzde hizmet alanının özgünlüğünü bilen ve bunun eğitimini almış hekim ve sağlık çalışanları olmadığı için salgın riski yüksek bu yaşam alanları özel olarak izlenmelidir. Hastaların yüzde 20’sine varan bölümünün hastaneye yatışının gerektiği, yüzde 5’ine varan bölümünün yoğun bakım gerektirdiği bilinmektedir. Dünya deneyimleri hasta sayısı arttığında özelikle yoğun bakım yataklarının ve ventilatör gibi ileri destek sistemlerinin kısa sürede ihtiyaca yanıt veremeyecek duruma geldiğini ve bunun da ölümleri arttırdığını göstermektedir. Hastalığın olası yaygınlaşmasında ülkemizde, zaten hali hazırda sıkıntı yaşanan, yoğun bakım hizmet kapasitenin ciddi yetersizlik yaşayacağı öngörülmeli ve buna ilişkin hazırlık ve planlamalar bir an önce yapılmalıdır.

Bazı hizmetler ertelenmeli:
Birinci basamak sağlık hizmetlerinde: Aşılama, gebe ve bebek takipleri normal muayenelerden ayrılmalıdır. Bu çerçevede aile sağlığı merkezi, göçmen sağlığı merkezi vb birinci basamak kurumlarında saat 12.00’a kadar koruyucu sağlık hizmetleri, 12.00-15.00 saatleri arasında normal muayene hizmetleri verilmelidir. Saat 15.00-17.00 arası mesainin değerlendirilmesi, raporların tutulması ve temizlik için kullanılmalıdır. Aile hekimlerinin yaptığı yıllık öğrenci periyodik izlem ve muayene, sporcu raporu, ehliyet raporu gibi hizmetler ertelenmelidir. Aile sağlığı merkezlerinde uzatılmış mesai uygulamasına son verilmelidir. Kronik hastalık raporu bulunan (diyabet, KOAH, kalp hastalığı, malignite gibi) veya hamile olan sağlık çalışanlarına geçici bir süre idari izin verilmelidir.

Hastanelerde daha sık temizlik:
Hastanelerde temizlik işlemleri daha sık olarak uygulanmalı ve enfeksiyon kontrol komitelerinin önerdiği usullerde yapılmalıdır. Formaların temizlik vb. nedenlerle kurum dışına çıkarılması önlenmeli ve temizlikleri hastaneler tarafından yapılmalıdır. Koronavirüs enfeksiyonlu bir hastaya temas eden herhangi bir sağlık çalışanına test yapılmalıdır.

60 yaş üzeri hekimler izinli sayılmalı:
60 yaş üzerindeki sağlık çalışanları risk altında olduğundan çalışma koşulları onları koruyucu biçimde yeniden düzenlenmelidir ve talepleri halinde 60 yaş üzerindeki hekimler ücretli izinli sayılmalıdırlar. Hekimlerin ve diğer sağlık çalışanlarının sağlıklarını korumak ve nitelikli iş yapmalarını sağlamak açısından bu süreçte fazla mesai uygulamasından vazgeçilmeli, dinlenebilmeleri, kendilerine ve ailelerine zaman ayırabilmeleri sağlanmalıdır. Hekimlerin salgın boyunca performans ücretlendirmesine tabii tutulmaması, en üst ücretten maaşlarını alması sağlanmalıdır. Bu uygulama hekimlerin ve halkın sağlığı açısından önemlidir. Özelde çalışan hekimlere uygulanan ciroya yönelik ücretlendirme sonlandırılmalı ve maddi kayba uğramadan maaşlarını almaları sağlanmalıdır. Aynı zamanda özelde çalışan hekimlerin tatil günlerinde çalışmalarına son verilmelidir.

paylaş