ÇEK KAPIYI ÇIK SAHAYA

28 May 2019

Kadınlar ve kız çocuklarına ‘’YAPAMAZSIN!’’ denilerek kodlanan toplumsal cinsiyet yargılarını kırmak için Kadıköy Belediyesi Toplumsal Eşitlik Birimi, futbolun erkek egemen bir alan olarak konumlanması noktasında farkındalık yaratmak amacıyla Belediye personelinden oluşan gönüllü kadın futbol takımını kurdu. Adları CADIKÖY.

Aşağıda İKD'nin CADIKÖY’ün oyuncuları ile takım oluşturma süreçlerinin nasıl başlayıp geliştiğini, karşılaştıkları engelleri, bundan sonraki hedefleri üzerine konuştukları söyleşinin tamamını sizlerle paylaşıyoruz.

 

 

 

İKD: Başlama kararını nasıl aldınız?
Yazgülü Kırık (Toplumsal Eşitlik Birimi):
Takım oluşturma fikrinin kaynağı, Yüzleşme belgeseli. Nejla Demirci, Yüzleşme’de meme kanserinin neden olduğu zihinsel ve bedensel algı ile yakın çevre iletişimine odaklanıyor ve yedi insanın ortak acılarını anlatıyor.
Belgeselde meme kanserine yakalanmış milli kalecimiz Nurcan Çelik de var. Ben Nurcan’ın hayat hikâyesinden çok etkilendim.
Nurcan Çelik, ağır bir kemoterapi süreci geçiriyor. Hastanede kaldığı süre içerisinde de aklı hep futbolda. Takım ne olacak, çocuklar ne yapıyor diye düşünüyor. Nurcan’ın evi neredeyse 5-6 yataklı bir revir gibiymiş. (Küçük sakatlıklarında orada tedavi olurlarmış.) Nurcan’ın kurduğu kulüpteki çocuklar bazen orada kalırlarmış. Nurcan onlara yemekler yaparmış. Evden öte bir yurt gibi. Nurcan çocuklar için de kaygılanıyor. Bir an önce iyileşmek istiyor.
Tekrar ne zaman futbol oynayacağının hayaliyle yaşayan bir kadın.
Belgeselde “Futbol beni iyileştiren bir şeydi” dedi. Nurcan’ın hikâyesinden esinlendim. Herkes hayata bir yerden tutunuyor.
Sonra arkadaşlarla paylaştım. “Biz de yapabiliriz” diye düşündük. Bizim için süreç böyle başladı.
Aslında temelde “Eşitlik Birimi” üzerinden yaptığımız çalışmalarımızın da etkisiyle toplumsal cinsiyet rolleri, önyargılarına karşı farkındalık yaratmak algısıyla yaklaşıyoruz.

İKD: CADIKÖY’den önce futbola ilginiz var mıydı?
Berna Baklacı (Strateji ve Geliştirme Müdürlüğü):
Benim hiçbir şekilde alakam yoktu. Sadece izlemişliğim vardı.
Yazgülü belgeseli izledikten sonra paylaşınca, açıkçası yapabilirim gibi gelmemişti. Ama sonrasında, hem toplumsal cinsiyet kalıplarını yıkmak adına, hem de kurum içerisinde diğer kadınlarda farkındalık kazandırması için oynayamam ama “Ben de takıma gireyim. Belki birileri de takımda yer almak için heveslenebilir” diye düşündüm.

Berbu Demircioğlu (Park Ve Bahçeler Müdürlüğü):
Aslında hepimiz birbirimizi destekledik. Tema bize Kızlar Sahada olarak yansıdı. Destek amaçlı adım attık. Ekip de çok güzel oldu. İçimizdeki futbolcu ruhu çıktı. Bunu antrenmanlarda farkettik. Bence güzel bir iş oldu.

Yazgülü: Biz kurduğumuz için oynamamız gerektiğini düşündük.
Şenay “Çocukken top sektiriyordum” dedi. En alakalımız oydu.
Tüm birimlere e-posta gönderilmesinin ardından ilk telefon Duygu’dan geldi. Çok heyecanlandık.
Duygu’nun telefonundan önce olmayacağını düşünüyorduk.
Sonra birkaç kişi daha aradı. “Galiba takımı kuruyoruz” dedik. İşlerimizi iptal ettik. Telefon bekledik.

Duygu Tanrıkulu (Strateji ve Geliştirme Müdürlüğü):
İçimdeki futbolcuyu ortaya çıkarmam lazımdı.

İKD: Takımda kaç kişisiniz?
Şenay Gül (Toplumsal Eşitlik Birimi):
Şu an burada olan arkadaşlarımızın dışında, Bengisu Özkelle (Sosyal Destek Müdürlüğü), Burcu Kurşun (Spor Müdürlüğü), Cansu Özcan (Sosyal Destek Müdürlüğü), Ebru Vardar (Yazı İşleri Müdürlüğü), Esma Cöne (Strateji ve Geliştirme Müdürlüğü), Özey Kayıran (Park Ve Bahçeler Müdürlüğü), Sedef Halis (Veteriner Müdürlüğü) ve Süheyla Okutan (Spor Müdürlüğü) arkadaşlarımız ile 14 kişiyiz.

İKD: Nasıl tepkiler alıyorsunuz? Belediyede çalışan kadınların ilgisini çekebildiniz mi?
Duygu: Yavaş yavaş ses getiriyor. Talepler gelmeye başladı. Amacına ulaşıyor.

Şenay: Yemekhane’de yemek servisi yapan kadın arkadaşımız “Bunlar Cadıköy, ben de aslında oynamak istiyorum” diyor. Tabii ki, oynayabilirsiniz diyoruz. Zaten amacımız sayımızı artırmak.
Bir anda da herkese ulaşmak zordur. Bu, süreç gerektirir.

Yazgülü: Çay ocağındaki arkadaş da kaleci olmak istediğini söyledi.

İKD: Takıma girmek için kriterler nedir?
Duygu: Kadın olmak yeterli

Şenay: Kırmızı oje kriterimiz var :-)

Yazgülü: File çorap :-) Bir de belediyede personel olacak tabii ki.

İKD: Takım oluşturulduktan sonraki süreçten bahseder misiniz?
Yazgülü: Yüzleşme belgeselinden sonra yönetmeni Necla ile toplantı yaptık. O görüşmeye Kızlar Sahada’dan da geldiler.
14 Şubat’ta Kiraz arkadaşımız bize Kızlar Sahada olarak ne yaptıklarından, amaçlarından bahsetti.
Kızlar Sahada ekibi 2019 yılı ile birlikte tüm enerjisini kız çocuklarının eğitimine ve gelişimine odaklayarak; Malatya, Kayseri, Gaziantep, Kahramanmaraş ve İstanbul’un üç farklı noktasında olmak üzere toplam 7 bölgede Kız Futbol Okullarını açıyor. Okullar, turnuvadan elde edilecek sponsorluk gelirleri ile fonlanıyor.
Biz de Kadıköy Belediyesinin desteklediği Cadıköy Kadın Futbol Takımı olarak Türkiye’nin ilk ve tek özel Kadınlar Futbol Turnuvası olan Kızlar Sahada’ya katılmaya karar verdik.
Ardından Kızlar Sahada’yı, belediyenin spor müdürlüğü ile tanıştırdık. Müdürlük de hızla destek verdi. Aynı gün içerisinde ilerledi.
Biz takımı kurduktan sonra Kızlar Sahada ile süreç çok hızlandı. Biz aslında turnuvayı desteklemek için hızla hareket ettik. Bizim hemen turnuvaya girmek gibi bir amacımız yoktu.
Süreç içerisinde biz de bu yıl turnuvaya katılabildik. Bu sayede, sosyo-ekonomik olarak dezavantajlı olan bölgelerde başlatılacak ücretsiz kız futbol okullarını destekleyebiliyoruz.

İKD: Çalışmalarınızda engelleniyor musunuz? Herhangi bir dirençle karşılaştınız mı?
Şenay: Aslında genel engel diye tanımlayabiliriz. Kadınların bir şeye başlarken, bir şey yaparken her zaman her yerde karşılaştıkları birtakım söylemler gibi.
Bir de mesela Duygu her antrenmana kızıyla birlikte geliyor. Önemli bir emek ve bu bir zorluk.
Biz iki arkadaş tez sürecindeyiz. Ders çalışmamız gerekiyor. Antrenmanlara gidiyoruz.
Herkesin hayatının farklı dinamikleri varken bir şekilde hepsini arkamızda bırakarak orada antrenmanlara devam ettik ve bu hepimizi mutlu etti.
Antrenmanlar rahatlama alanımız oluyor, stres atıyoruz. Biz çok keyif alıyoruz. Bu kadarını biz de beklemiyorduk.

Duygu: Genel olarak erkekler nezdinde daha geçici bir heves gibi anlaşılmış olabilir. Bence biz iyi bir başarıya ulaştık. Bunu beklemiyorlardı.

Şenay: Bizim bu işe başlarken çok güzel bir amacımız vardı. Ne kadar Kadıköy olsa da, Kadıköy Belediyesi olsa da ilk başta anlaşılamadı. Hobi olarak göründü. Hâlbuki hepimizin sıkıntısı var. Duygu arkadaşımız çocuğuyla geliyor. Benim bileğimde rahatsızlık var. Doktora gidiyorum, oynama diyor ama ben yine de oynuyorum.
Sedef, Berna ve Yazgülü’nün de rahatsızlıkları var. Ama bir şekilde devam ettik.
Sonrasında Duygu’nun dediği gibi, kimsenin beklemediği belli bir ivme kazanınca aslında belediyenin de çok iyi tanıtımını sağladı.

İKD: Antrenmanlar nerede yapılıyor ve mesai saatleri içerisinde mi?
Duygu: Kalamış’ta, belediyenin tesisinde.
Düzenli antrenman yapmak için mesai sonrası vakit ayırmalıyız.
Belediyede çalışıyoruz diye herkes Kadıköy’de yaşamıyor. Çok faklı bölgelerde yaşıyoruz. Çok çok uzaklardan gelen arkadaşlarımız var. Gebze’den trenle gelen arkadaşımız var. Bunlara rağmen antrenmanlarımızı yaptık.

İKD: Antrenmanların mesai saatleri içerisinde olması sağlanabilir mi?
Şenay: Bununla ilgili bir sıkıntımız yok aslında, herkesin uygun olduğu saat diliminde buluşuyoruz. Hepimiz mesai saatlerinde gidemiyoruz.

İKD: İlerleyen süreçte olabilir mi?
Şenay: Aslında spor müdürlüğü en başta bunu söyledi.
Bu turnuvaya hazırlıktı. Mesai içerisinde antrenman alsak sorun olmazdı ama biz bundan sonrası için mesaimizi bırakmayı çok tercih etmeyiz. Çünkü gün içinde çok yoğunluğumuz var.

Duygu: İzinden öte, işleri organize edip tüm takımı aynı anda buluşturmak zor.
İstanbul’da arkadaşınızla buluşurken bile çok zorluklar çekiyorsunuz, bu işyeri için daha zor.

Berna: Bir de destek personelinden takıma gelecekler olduğunda onlar mesai saatleri içinde bizimleyken bir başka arkadaşına kendi işini bırakmak zorunda kalacaklardır. Diğer kadın arkadaşların katılımını engelleyebilir. İş sonrasında ayarlayabileceğimiz bir günde antrenmanlarımızı yapmamız daha iyi olur.

Şenay: Normal eğitimlerde bile destek personelini katmakta zorlanıyoruz. Burada daha zor olabilir. Bir de biz antrenmanı iş olarak görmüyoruz. Sonrasında birlikte oturuyoruz. Yemek eşliğinde muhabbet ediyoruz.

İKD: CADIKÖY isminden bahsedebilir miyiz?
Şenay: Takımımızın ismini düşünürken çeşitli öneriler vardı.
Biz kadınlar, özgürleşme mücadelemizin tarihine baktığımızda, orada “cadılar”la tanışıyoruz. Ortaçağ’da kilise monarşisinin erkek egemen politikalarına direnen kadınların; ebe, doktor, eczacı, isyankâr, laf dinlemeyen, başkaldıran kadınlar olarak, “cadı”, “büyücü” gibi sıfatlarla yakıldığı, katledildiği bir dönem var. Laf söz dinlemeyen, öğretilmiş kadınlık rollerini kabul etmeyen, başkaldıran, isyan eden kadınlarla bütünleşmiş bir sıfattır “cadılık”…
Erkek egemenliğine direnen kadınlar her çağda cinsiyetçi bir düzlem üzerinden ayrımcılık yaşamaya devam ediyorlar. Bu ayrımcılık sahalarda da mevcut. Bu nedenle; bizler de politik bir duruş sergilemek istedik.
Tüm kadınlar ve kız çocukları cadı olsun diyoruz.

İKD: Pankart sloganınız çok ilgi çekiciydi. Sloganlarınızı nasıl belirliyorsunuz?
Berna: Bir whatsapp grubumuz var. Önerileri grupta paylaşıyoruz.

Yazgülü: Tuhaf bir şekilde acayip tatlı bir grup olduk. Herkes uyumlu. Sıkıntı yaşamıyoruz.
Pankart sloganımız Rose Luxsemburg’un “Yaşamın her alanında vardık, varız, var olacağız” idi.
Bingöl’de kadınların futbol oynamasına yönelik olarak gelişen haberlerin ardından biz de sloganımızı ona göre belirlerdik.
Sonra kız çocuklarına yönelik istismar ile ilgili sloganımız vardı.

İKD: Büyükşehirlerde biraz daha kolay ama özellikle Bingöl örneğinde de gördüğümüz gibi daha küçük yerlerde kadınların, kız çocuklarının futbol oynaması için ortak projeler geliştirilebilir mi?
Şenay: Kızlar Sahada aslında bunun için var. Bunun mücadelesini veriyor.

Yazgülü: Başka projelerle ilişkilendirmeyi düşünüyoruz. Zaten tek başına futbol olarak yaparsak hobi olarak kalmış olacak.
Bingöl’de bu engellemeye maruz kalmış olan futbol takımıyla ilgili bir proje geliştirmek isteriz.

İKD: CADIKÖY futbol takımından sonra belediyede diğer spor dallarına yönelik takım kurma girişimleri oldu mu?
Yazgülü: Voleybol ve tenis gündeme geldi.

Duygu: Böyle bir etkisi olacaktır.
CADIKÖY futbol takımını kurmamız çok yeni, turnuvaya katılmamız da çok yeni. Belediye yönetimi de çok yeni. Böyle bir gündemdeyiz. Bir de üstüne seçim telaşı girdi.
Bunlar düşünülecektir. Başka alanlara mutlaka sıçrayacaktır. Kurum içinde yeni proje fikirleri gelişecektir.
Biz bu anlamda etkili olduğumuzu ve etki yarattığımızı düşünüyoruz. Çalışan arkadaşlarımızın da ilgisini görüyoruz. Sonuçta spor sürdürülebilir olduğunda anlamlı. Başlayıp yarıda bırakarak değil, ne kadar devam edildiğiyle de ilgili.
Bir de futbol daha çok erkeklere özgü olarak düşünüldüğü için, bu spor dalının yarattığı farkındalık daha da güçlü olacaktır.

Berna: Turnuvaya katıldık, antrenmanları yapmaya başladık. Çalışan erkek arkadaşlarımız da “Futbolcu kadınlar geliyor, Cadıköy bunlar” diye bizden söz ediyorlar.
Az önce aşağıda tanımadığımız biri “Futbolcular da buradaymış” dedi.

Şenay: Belediye içinde erkek arkadaşlarımız turnuva düzenliyorlar. Geçen yıl takımları oluştururken, “Biz de katılsak” dediğimde güldüler. Her söylenildiğinde espri konusu oluyor.
Futbol kadınlara çok kapalı, o yüzden daha fazla ses getirdi. Daha fazla farkındalık yarattı.

İKD: Futbola bakış açınız değişti mi?
Duygu: Çok keyif alıyoruz.

Yazgülü: Maçım var, gelemem diyebilmek çok güzelmiş.

İKD: Daha iyi oynamaya gayret ediyor musunuz?
Berna: Yazgülü’nün antrenmanlar boyunca ve turnuvada sakatlığı vardı. Kendi adıma her top gelişinde arkaya top geçirmemeliyim diye düşünüyordum.
Diğer arkadaşlarıma destek olma kaygısı taşıyordum.
Kadın dayanışması adına olumlu buluyorum.

İKD: Turnuvaya kaç takım katıldı? Takımlar arasındaki dayanışma nasıl?
Berna: Kurumsal 16 takım katıldı. “Takımını kur gel” konsepti de vardı. Onlar da 9 takım idi. Toplam 25 takım vardı.

Duygu: Sonuçta rekabet var. Rakip olduğunuzu hissediyorsunuz ama şiddet yok. Bizim yaptığımız maçlarda yaralanan tek bir oyuncu olmadı.
Niyetimiz belli.
Tabii ki rekabet söz konusu.
Kendi içimizdeki dayanışma çok güzel.

Berna: Turnuva sonrasında oynadığımız takımlarla diyalog geliştirdik. Daha sonra maç yapmak için sözleştik.
1975’te kurulan ilk kadın futbol takımı olan DOSTLUK VETERAN da Kızlar Sahada’da yer alıyor. “Her zaman görüşelim, her zaman maç yapalım” diyorlar.

Duygu: Arya Women takımı ile sarılmalarımız...
Bizi destekleyenler oldu.

Berna: İlk maçımızda çok heyecanlıydık.
Sahadaki bu dayanışma da çok etkileyiciydi. Sadece kendi içimizde değildi.

Duygu: Takım olarak turnuvada bir sempati uyandırdığımızı düşünüyorum.

Şenay: Turnuvayı şenlendirdik.

İKD: Kupalarınızı görüyoruz. Nerelerden aldınız?
Berna: Aldığımız kupalardan ikisi destekçilerimizden.
Biletix üzerinden turnuvanın biletleri satışa sunuldu. Oradan gelen gelirler var. Turnuvaya katılım ücreti de ödeniyor. Bunların tümü spor okullarına, kız çocuklarına bağışlanıyor.
Onlardan iki tanesi de en çok bağış, destek toplayan takım olduğumuz için bize verildi.

Duygu: Kızlar Sahada’ya futbol okulları açması için yapılan destekler var. Kaptanımız Nazan’ın da bu konuda destekleri çok.

İKD: Turnuva sonrasında antrenmanlar devam edecek mi?
Yazgülü: Şu an hepimizin bir sakatlığı var. Bir ay tedavi süreci, bayram sonrası devam edeceğiz.

İKD: CADIKÖY, Kadıköy belediyesinde çalışan kadınlar arasındaki dayanışmanın bir ürünü. Farkındalık yaratma konusunda çok başarılı olduğunuz görülüyor.
Bu süreç, kadın dayanışmasını daha da artırır mı?

Nazan Gevher Çam Ay (Kültür Müdürlüğü):
Buna dönüştürmek çok kıymetli olur. Artırmak bize bağlı.

Şenay: Birçok farklı yönleri var. Kurumsal aidiyet, insanların işyeri ile ilişkilenme biçimleri ile çok alakalı ama genel olarak kadınların birbiriyle iletişimi ve dayanışması anlamında örnek oldu. Buna dahil olmak isteyenler olabilir, göreceğiz.

Nazan: Türkiye’deki kadın hareketi ile ilgili olarak toplumsal olaylara duyarlılık anlamında ulaşabileceğimiz daha fazla kadına ulaşabiliriz.
Dayanışmayı bu yönde güçlendirmek daha kıymetli olacaktır.
Toplumsal olaylara yönelik eylemler olabilir. Gece yürüyüşlerine katılma, kadın cinayetlerine yönelik yapılan eylemlerde yer almak. Böylelikle kadın çalışanlara da ulaşabilmek.
Bu işin diğer bir kıymetli yanı da şu idi, bu zaten benim kişisel olarak katılma nedenim aynı zamanda. Futbolla ilgili hiç fikrim yoktu. Bir erkek sporunun içinde yer almak duygusu beni yönlendirdi. Kadınların katılabileceği diğer spor dalları var ama bu açıdan futbolu tercih ettik. Önemi bu.

Duygu: Her bir kadının içinde, büyüme, yetişme döneminde içselleştirdiğimiz bir dışlanmışlık hissi muhakkak vardır. Buna bir tepki var.

Şenay: Eşitlik birimi olarak biz Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ile adliyelere gittik.
Ama takım olmamızın getirdiği enerji var. Biz öncesinde de birlikte iş yapıyorduk ama bu farklı bir dinamizm yarattı. Birbirimizin sosyal hayatına girdik. Bununla birlikte, bundan sonra bir şey yapacaksak burada iten bir güç olacak.

İKD: Çok keyifli bir sohbet oldu. Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkürler.

Kaynak: https://ilericikadinlar.org/

paylaş