Çok fünyeli küresel savaşlar dünyası

Yazıcı-dostu sürüma-posta gönderPDF sürümü
09 Oca 2019

İngilice'den çeviren: Ozan Eray Gökçin

Yazının orjinali: petras.lahaine.org

Son zamanlarda küresel güçlerin büyük savaşlarına ve yerel çatışmaların hızlıca küresel güçleri karşı karşıya getirmesine şahit olduk.

Yazıda öncelikle büyük güçlerin karşı karşıya gelişini tanımlayacağız ve ardından vekalet savaşlarının büyük güçleri karşı karşıya getirmesini tartışacağız.

Güncel durumda, ABD, dünya genelinde egemenlik arayan ve bunun için zor ve şiddet kullanan birincil güçtür. ABD’nin öncelikli hedefleri Çin, Rusya ve İran’dır, ikincil hedefleri ise Afganistan, Kuzey ve Orta Afrika, Kafkaslar ve Latin Amerika’dır.

Çin, ABD açısından ekonomik, politik ve askeri açılardan birincil düşman konumunda. Çin bugün dünyanın en büyük ikinci ekonomik gücü ve ABD ile arasında bulunan makas her geçen gün kapanıyor. Teknolojik olarak ABD’nin egemenliğine meydan okumakta. Üç kıtaya yayılan bir ekonomik ağa sahip. Çin yavaş yavaş ABD’nin deniz aşırı pazarlarını, yatırımlarını ve altyapılarını ele geçiriyor. Çin, devlet bankalarının ve planlı özel sektörün öncülüğünde yeni ve alternatif bir sosyo- ekonomik model inşa etmekte. Bütün bu gelişmelerin ışığından bakıldığında, ABD, Çin’e karşı geride kalmakta ve ABD'nin gelecekte Çin'den geriye düşeceği görülmekte.

Buna karşı, ABD içeride korumacı bir ekonomi kurmakta ve dış siyasette emperyalist ekonominin öncülüğünde saldırgan bir politika izleyerek askeri müdahaleler yapmakta. Trump, Çin’e karşı gümrük vergileri üzerinden bir ekonomik savaş ilan etti, ülkeyi denizden ve havadan kuşatarak çok yönlü bölücü bir propaganda savaşı başlattı.

İlk hamle olarak Çin'in ABD ve ona bağlı ülkelere ihracatına ağır gümrük vergileri getirdi. İkinci olarak, Asya’da bulunan deniz aşırı üslerini genişletti. Üçüncü olarak, Çin içindeki ayrılık yanlısı Hong Kong, Tibet ve Uygur bölgelerini desteklemeye başladı. Dördüncü olarak, AB’de ve Asya’da bulunan müttefiklerini Çin'e karşı bu ekonomik savaşa katılmaya zorladı. Çin ise bütün bu yaptırımlara ve saldırılara karşı askeri gücünü arttırarak, ekonomik ağını genişleterek ve ABD ürünlerine karşı ek gümrük vergileri getirerek karşılık verdi.

ABD’nin saldırıları Çin’in teknoloji devi Huawei’nin üst düzey bir finans yöneticisini tutuklaması ile en üst noktaya ulaştı.

Beyaz Saray'ın son yaptıkları durumu yaptırım noktasından çıkartıp provokasyon noktasına taşıdı. Bu, askeri misillemeye bir adım kalması demektir. Nükleer bir savaş bile söz konusu olabilir.

Rusya ise hem içeride ekonomik sorunlar yaşıyor hem de deniz aşırı müttefikleri Çin ve İran konusunda tehditlerle karşılaşıyor. Dahası, ABD orta menzilli Nükleer Füze Antlaşması’ndan çekildi.

Petrol yaptırımları, ABD'nin askeri kuşatması ve müttefikleri olan Yemen, Suriye ve Körfez ülkeleri’ne yapılan baskılarla ve Suudi Arabistan’ın, İsrail’in ve bu ülkelerin paramiliter kuvvetlerinin baskılarıyla İran ekonomisi çökertilmeye çalışılıyor ve İran'a rejim değişikliği dayatılıyor.

Bu stratejik hedeflerin her biri ABD’ye küresel hakimiyet yolunda katkı sunmakta; Çin üzerine hakimiyet kurması Asya üzerinde hakimiyet kurmasına, Rusya üzerine hakimiyet kurması Avrupa’yı izole etmesine ve İran üzerinde hakimiyet kurması ve rejim değişikliği dayatması İslam dünyası ve petrol pazarı üzerinde hakimiyet kurmasına yardımcı oluyor. ABD, saldırgan politikaları ve provokasyonları tırmandırırsa, en iyi ihtimalle bir ekonomik çöküş başta olmak üzere, küresel bir nükleer savaş ile yüz yüze gelebiliriz.

Vekalet Savaşları

ABD’nin ikinci seviye rakipleri Latin Amerika, Asya ve Afrika’dır.

ABD; Latin Amerika’da Venezüela, Küba ve Nikaragua’ya karşı ekonomik savaş başlattı. Son olarak Bolivya üzerine ekonomik ve politik baskıya başladı. Vaşington bu konuda Brazilya, Peru, Şili, Ekvator, Arjantin ve Paraguay gibi uydu müttefiklere ve yerel sağ kanat elitlere güveniyor.

ABD, daha önce başka ülkelere karşı defalarca olduğu gibi Morales’in iktidarda bulunan ilerici rejimine karşı askeri darbelere, yozlaşmış ve rüşvetçi yöneticilere ve yargıçlara güvenmekte. ABD fonladığı sivil toplum örgütlerine, Morales’e karşıt görüşlü olan yerli liderlere ve emekli askeri görevlilere bel bağlamakta. ABD daha ileri seviye emperyalist amaçlarına yönelik ABD müdahalesinden çok iç savaş yaratacak yerel çetelere güvenmekte.

Aslında, bu sözde “muhalifler” ve “asiler” bir defa buralara güvenli bir mevzi kurduklarında ABD askeri danışmanlarını davet ediyorlar. ABD'nin bölgeye müdahalesi için askeri yardımlarını güvence altına alıyorlar ve bu bölgede Çin, Rusya ve İran gibi birincil hedeflere karşı etkili bir propaganda hizmeti veriyorlar.

Son yıllarda ABD'nin vekalet savaşları/çatışmaları Sırplar’a karşı Kosova’da, Doğu Ukrayna’ya karşı 2014 Ukrayna Darbesi’nde, Çin’e karşı Sincan Özerk Bölgesi’nde ayrılıkçı Uygur saldırılarında ve Kuzey Irak ve Suriye’de Kürtler olmak üzere ABD çıkarlarına destek sağladılar.

ABD hali hazırda Afrika’da 32 adet askeri üsse sahip. Bu üsler aracılığıyla bölgesel savaş lordlarını ve para babalarını koordine etmeye başladı. Bu vekalet savaşları meşru rejimlerin İslamcı terör örgütlerine, kabilecilere ve tiranlara karşı savaşı olarak tanımlanmakta.

Bu vekalet savaşlarının genelde üç amacı var: İlk olarak vekalet savaşları; Çin, Rusya ve İran’ı çevrelemeye yönelik daha büyük bir çevrelemenin küçük parçalarıdır.

İkinci olarak, vekiller aracılığıyla Rusya’nın, Çin’in ve İran’ın karşılık verebilme yeteneği test edilmektedir.

Üçüncü olarak, vekalet savaşları stratejik düşmanlara karşı “daha ucuz” ve “daha az riskli”dir. Yapılacak daha büyük ve gizli operasyonların önünü açmaktalar.

Yine bu vekalet savaşları kullanılarak meşru hükümetler “Batı değerlerine” düşman “otoriter ve genişlemeci” rejimler olarak gösterilirler.

 

Sonuç

ABD tek kutuplu dünyasını dayatmak adına çeşitli şekillerde saldırıyor. Bu saldırıların merkezinde Çin’e karşı ticaret savaşı, Rusya’ya karşı bölgesel askeri çatışmalar ve İran’a karşı ekonomik yatırımlar var.

Geniş bir bakış açısıyla, vekalet savaşları uzun dönemde kullanışlı stratejik silahlardır. Bu vekil devletler anti-emperyalist birliğin ekonomik tabanını sarsmak için kullanılıyor.

Örnek olarak, ABD’nin Çin’e yaptığı gümrük vergisi sabotajları Çin’in 82 ülkeyi birbirine bağlayan “Kemer ve Yol” projesinisabote etmektedir.

Benzer bir şekilde, ABD; Suriye, Irak, Libya ve Ukrayna’da yaptığı vekalet savaşları ile Rusya’yı yalnızlaştırma politikası uygulamaktadır.

Anti emperyalist güçleri yalnızlaştırmanın sonucu olarak “son saldırı” rejim değişikliği veya nükleer savaş olabilir.

Fakat, ABD dünya egemenliği noktasında pek de başarılı değil, stratejik hedeflerini yalnızlaştırmış ya da güçsüzleştirmiş sayılmaz.

Çin; gerçekleştirdiği küresel altyapı programı ile yoluna devam etmekte, dolayısıyla ticaret savaşı Çin’in yalnızlaştırılmasında çok az etkili oldu. Dahası, Trump’ın korumacı politikası Çin’i serbest ticaret alanında öncü güç haline getirdi.

Benzer bir şekilde, Rusya’ya karşı çevreleme ve yaptırım kararları Rusya ve Çin ilişkilerinin daha derinleşmesine neden oldu. ABD; Latin Amerika’da ve Afrika’da kendine bağlı kukla devlet sayılarını arttırıyor; fakat bu kukla devletler Çin ile ticarete ve Çin yatırımlarına muhtaç durumdalar. Bu özellikle Çin’in tarım ürünleri ve maden cevherleri aldığı ülkeler için geçerli.

Bütün gücüne rağmen, ABD’nin gücü sınırlı ve farklı ülkelerde rejim değişikliklerini gerçekleştiremedi. Şimdilerde Vaşington küresel savaş tehditlerini tırmandırarak kendi başarısızlıklarını telafi etmeye çalışıyor. Çin’nin ekonomik liderlerini kaçırıyor, savaş gemilerini Çin kıyılarına yönlendiriyor, Ukrayna’nın neo-faşist elitleri ile ittifak kuruyor. İran’ı bombalamakla tehdit ediyor. Başka bir şekilde açıklamak gerekirse, ABD’nin politik liderlerinin maceracı politikaları dünyayı çok fazla nükleer fünyeyi aynı anda patlatma noktasına getirdi.

Başarısız bir ticari savaşın daha büyük bölgesel bir savaşa neden olabilecek bir nükleer savaşa yol açacağını kolayca kestirebilir, bir bölgesel savaşın bir dünya savaşına kolayca evrilebileceğini düşünebiliriz.

Peki bu süreçte bizler III. Dünya Savaşı’nı engelleyebilir miyiz? Sanırım bunu başarabiliriz. ABD ekonomisi kırılgan temellere dayanıyor ve ABD egemenleri bölünmüş durumdalar. ABD'nin en büyük müttefikleri Fransa ve İngiltere derin krizler içinde. Savaş çığırtkanları ve savaş çıkartanlar halktan destek görmüyor. Ümitlenmek için nedenlerimiz var!