Şubat ayında en az 123 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi

Yazıcı-dostu sürüma-posta gönderPDF sürümü
06 Mar 2018

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, “Şubat Ayı İş Cinayetleri Raporu”nu açıkladı. Yazılı, görsel ve dijital basından edinilen bilgiye dayanarak hazırlanan rapora göre, şubat ayında iş kazaları sonucu 11'i kadın olmak üzere en az 123 işçi yaşamını yitirdi. Şubatayında hayatını kaybeden 123 emekçinin 102’si işçi-memur statüsünde çalışan ücretlilerden; 21’i kendi nam ve hesabına çalışanlardan oluştu.

Şubat ayındaki tespit edebildiğimiz meslek hastalığı nedeniyle gerçekleşen iş cinayeti yok. Oysa ILO ve WHO verilerine göre 1 “iş kazası sonucu ölüm” karşılığında yaklaşık 6 “meslek hastalığı sonucu ölüm” olmaktadır. Bu durumda Türkiye’de Şubat ayında 700’ün üzerinde işçinin meslek hastalıklarından dolayı ölmüş olabileceği görülmektedir....

Yüzde 96'sı sendikasız

• 123 emekçinin 102’si ücretli (işçi ve memur), 21’i kendi nam ve hesabına çalışanlardan (çiftçi ve esnaf) oluşuyor...

• Ölenlerin 11’i kadın işçi, 112’si erkek işçi. Görülmeyen kadın emeği ve gizlenen kadın işçi ölümlerini değerlendirdiğimizde, bu ay kadın işçi ölüm oranı genelde tespit edebildiğimizin üzerinde...

• 15-16 ve 17 yaşında olan 3 çocuk çalışırken can verdi. Ölen çocukların 3’ü de tarım emekçisi. Yılın ilk iki ayını değerlendirdiğimizde çocuk işçi ölümlerinde geçen seneye göre artış söz konusu...

• Savaş nedeniyle yurtlarından gelen 3 mülteci/göçmen işçi yaşamını yitirdi. Mülteci/göçmen işçilerin 2’si Suriyeli ve 1’i Iraklı...

• Ölümler en çok inşaat, tarım, taşımacılık, metal ve ticaret / büro işkollarında gerçekleşti. Diğer yandan OHAL sonrası için yaptığımız sanayi işçilerinin iş cinayetlerindeki oransal artış sürüyor. Sadece metal değil, madencilik, tekstil ve enerji işkollarına da dikkat çekelim.

• En fazla ölüm nedeni trafik/servis kazası, ezilme/göçük ve yüksekten düşme. Bu ay kalp krizi / beyin kanaması kaynaklı ölümlerde de ciddi oransal bir artış söz konusu. Genel süreci değerlendirdiğimizde Kocaeli’ndeki ücretliler içinde kalp krizi / beyin kanaması sonucu ölümleri vurgulayalım...

• En çok iş cinayeti Kocaeli, İstanbul, Hatay, Aydın, Denizli, Mersin, Samsun, Antalya, İzmir ve Zonguldak’ta yaşandı...

• Ölenlerin 5’i (yüzde 4) sendikalı işçi, 118 işçi ise (yüzde 96) sendikasız. Sendikalı işçiler madencilik, metal, enerji, taşımacılık ve belediye işkollarında çalışıyorlardı. Yılın ilk iki ayını değerlendirdiğimizde iş cinayetlerinde ölen işçilerin oranı yaklaşık yüzde 6. Oysa geçen yıl bu oran yüzde 2’nin biraz üzerindeydi...

8 saat çalışma, 8 saat dinlenme, 8 saat uyku

İSİG, şubat ayı iş cinayetleri raporunda basında neredeyse hiç yer bulmayan aşırı çalışma sonucu ölümlere değindi.

Aşırı, yoğun ve fazla çalışmaktan kaynaklanan ölüm ilk kez 1970’li yılların sonlarında Japonya’da tanımlandığı için literatüre Japonca adıyla “karoshi” olarak geçti.

Karoshi; 4 hafta ya da daha uzun sürede, haftada ortalama 65 saat ve üzeri ya da 8 hafta ve daha uzun sürede, haftada 60 saat veya üzeri çalışma sonucu, aşırı iş yükü ile beraber, yüksek tansiyon, damar sertleşmesi gibi sağlık sorunlarının bir araya gelmesiyle oluşan miyokard enfarktüsü (kalp krizi) gibi akut kalp yetmezliği ve beyin-damar hastalıkları sonucu ölüm ya da kalıcı çalışamama/kalıcı sakatlık durumu olarak tanımlandı.

İlk karoshi nedeniyle ölüm, 12 Aralık 1969 yılında Japonya’nın Osaka şehrinde en büyük gazete şirketlerinden birisinin yükleme bölümünde çalışan 29 yaşındaki bir erkek işçinin felç sonucu ölümüyle raporlandırıldı. Ölümünden önce sağlıklı olmasına rağmen ayda 200-250 saat çalışıp sadece aylık ortalama 1,9 güne yakın izni olan işçinin çalışma koşulları; düzensiz çalışma saatlerinden, yetersiz işçi sayısı ile baskıları yetiştirmekten ve hatta dinlenme izni olmadan iki vardiya arka arkaya (yani 24 saat) çalışmaktan oluşmaktaydı. Bu ölüme medyanın ilgisinin uyanması 20 yılı buldu.

Güvencesiz çalışmanın sonuçlarından biri olan karoshi, bu koşullar altında çalışan işçinin hayatını, sosyal yaşantısını ve ailesini de sürükleyerek götürmekte, yarattığı etkilerin sonuçları işçinin arkasında bıraktığı yıkımlarla görülmektedir. Aslında başlangıçta çalışmadan kaynaklı sağlık sorunları görünmez, fakat bu yıkımlara uğrayan işçilerde ölümlerinden önce güçsüzlük, göğüste ağrı, vücudunda titremeler, aşırı yorgunluk belirtileri gibi şikayetlerin görüldüğü belirlenir. Hatta ailesi ve arkadaşları da güçsüz ve yorgun olduklarını fark eder. Fakat işçinin ani ölümüne neden olacak hiçbir ipucu gözlememişlerdir. Kötü çalışma koşulları (uzun, aşırı, yoğun, düzensiz çalışma, gece vardiyası...) ve iş stresine dinlenememe, yetersiz uyku, kötü beslenme ve aile hayatında sorunlar da eklendiğinde işçinin dış çevresinden başlayan etki iç çevresinde yani vücudunda da sistematik olarak belirti ve bulguların kaçınılmaz sonucu olan karoshiye neden olur.

"Ecel" değil

Öncelikle bir kavram karmaşası oluşturmaması açısından konuyu nasıl ele aldığımızı açıklamak gerekiyor. Yasalarımıza göre işyeri içinde gerçekleşen her ölüm, nedeni ne olursa olsun ‘iş cinayeti’ kapsamındadır. Ancak aşırı, yoğun ve fazla çalışmaya bağlı ölümler ülkemizde yeterince ele alınmamıştır. Bizler de hem yasal mevzuata uyarak hem de iş süreçlerinin bütününe bakış anlayışımızla gerçekleşen bütün kalp krizi ve beyin kanamasına bağlı işçi ölümlerini raporlarımıza alıyoruz. Buna göre;

2013 yılında en az 48 işçi,

2014 yılında en az 121 işçi,

2015 yılında en az 155 işçi,

2016 yılında ise en az 217 işçi,

2017 yılında ise en az 183 işçi kalp krizi ya da beyin kanaması geçirerek yaşamını yitirdi…

Ancak bütün bu ölümlerin ne kadarının aşırı-yoğun-fazla çalışmaya bağlı olup olmadığını bilmiyoruz. Her işçi ölümü tek tek incelenmelidir. Yine belirtmeliyiz ki birçok işçi ölümüne “ecel” dendiği için haberdar olamamaktayız. Bu yüzden çok daha fazla ölüm olduğunu unutmamalıyız.