Sanat Emeği – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Tue, 16 Dec 2025 15:03:29 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.5 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png Sanat Emeği – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 Sevilla Üniversitesi’nden İspanyol sanatçıların eserleri İstanbul’da sergileniyor https://yenidunya.org/sanat-emegi/33500/sevilla-universitesinden-ispanyol-sanatcilarin-eserleri-istanbulda-sergileniyor/ Tue, 16 Dec 2025 15:00:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=33500 Sevilla Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Fernando Mancera’nın yürüttüğü HUM337 Sanat Araştırmaları Grubu’nun eserlerinden oluşan “Canavarlar O Kadar Da Büyük Değil” isimli resim sergisi, Görkem Dikel küratörlüğünde 20 Aralık Cumartesi günü saat 19.00’da Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi’nde sanatseverlerle buluşuyor.

Sergi, Minotauros mitinden hareketle korku, yüzleşme ve bilinçdışının karanlık katmanlarını ele alan bir çerçeve sunuyor. Kral Minos’un yarı insan yarı boğa Minotauros için inşa ettirdiği labirent, kurban verme ritüelleriyle beslenen bir korku düzenini temsil eder. Theseus’un Ariadne’nin ipliğiyle labirentin merkezine ilerleyip Minotauros’u yenmesi ise, bireyin kendi gölgesiyle karşılaşma ve korkunun ardındaki hakikati açığa çıkarma iradesinin simgesidir.

Sevilla Üniversitesi’nden İspanyol sanatçıların eserleri İstanbul’da sergileniyor

Boğa figürü, Antik Yunan vazolarından Pablo Picasso’nun minotaur çizimlerine; Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun resimlerinden halk anlatılarına uzanan geniş bir kültürel bellekte yer alır. Bu imge, bireysel ve kolektif bilinçdışında üreyen “canavarlarla” yüzleşme fikrinin tarihsel bir yansımasıdır. Francisco de Goya’nın “Aklın Uykusu Canavarlar Yaratır” eserinde vurguladığı üzere, aklın, bilimin ve eleştirel düşüncenin geri çekildiği her toplumsal atmosfer, kendi karanlık figürlerini yaratmaya eğilimlidir. Canavar, ona bakmayı reddettiğimiz sürece büyür.

Prof. Fernando Mancera’nın yürütücülüğündeki araştırma grubu, bu temayı dijital medya araçlarıyla yeniden yorumluyor. Sergi, Minotauros miti üzerinden Kadıköy’ün simgesel boğa heykeli ile İspanya’nın kültürel ikonları hâline gelmiş boğa figürleri arasında çağdaş ve kavramsal bir diyalog kurmayı amaçlıyor.

Sergiye paralel olarak, mitolojik okumalar ve eleştirel yaklaşımlar içeren dijital kitap, Prof. Dr. Özlem Oğuzhan’ın kurduğu .artimu. sanat platformu tarafından 22 Aralık’ta yayımlanacaktır.

Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi’nde açılacak olan sergiyi 20 – 26 Aralık 2025 tarihleri arasında ziyaret edebilirsiniz.

Sergiye katılan sanatçılar:
Agustín Israel Barrera García / Ceres Adriana García-Baquero Velasco / Gema Climent Camacho / Gonzalo López Ortega / Görkem Dikel / Juan Carlos Molina Moral / Manuel Fernando Mancera Martínez / Maricruz Prieto Pérez / María del Mar García Jiménez / Miguel Ángel Bastante / Natalia Herrera Pombero / Ramón Blanco Barrera / Susana Romero Barberán / Víctor Navero

]]>
İKD 50 yaşında https://yenidunya.org/kadinin-sesi/32732/ikd-50-yasinda/ Mon, 02 Jun 2025 08:10:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=32732 İlerici Kadınlar Derneği İKD, 50. yılı onuruna düzenlediği “İlerici Kadınlar Öykü Ödülü” törenini 1 Haziranda gerçekleştirdi.
İKD üye ve dostları, 1 Haziran Pazar günü, Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezinde buluştular. İlerici Kadınlar, 50. yıllarını şarkılarla, şiirlerle, öykülerle kutladı.

İKD 50 yaşında

“Bir yolunu buluruz, kederlenme sen”
Tiyatro oyuncusu Merve Polat’ın “İKD’nin manifestosu”nu seslendirmesiyle başlayan kutlamada Kadınların Sesi Müzik Topluluğu şarkılarını okudu. Dilek İleri Ant ve Merve İleri’nin şiirlerini gözlerimizle, saçlarımızla duyduk. Salonu dolduran, ayakta izleyen herkes birlikte okur gibi yankılandı sesler.
“Belki az da olsa olanağı vardır kafede, sinemada, konser salonunda toplanmanın. Ataerkil parmaklık biraz daha sıkıdır. Eş ve çocuklar işe okula gider. Temizlik bitip tencerenin altı kapatılınca komşu evlerde toplaşılır. En büyük dertler dökülür, saçılır ortaya. Göğsüm pres makinası arasında hurdaya ayrılacak bir eski eşya gibi. Kaburgalarımın arasından çıkmak ister gibi bir acı madde. Çay bardakları dolar boşalır.
Ohh derdimi dedim anlattım da ferahladım be kızlar.
Kadınların hangi buluşması iyi olmaz ki… Yeter ki toplaşalım. Evlerde, iş yerlerinde çay molalarında, okulun kantininde, kafelerde… Eee tabii eylemlerde, “Yaşasın Kadınlar” diyen etkinliklerde…
Bir yolunu buluruz, kederlenme sen.
Bir yolunu bilen; eşit, özgür bir dünyanın yolunu birlikte arayan kadınlar, derneğimizin 50. yıldönümünde, İlerici Kadınlar Öykü Ödülü töreninde bu kez şarkılarla, şiirlerle, öykülerle bir aradayız.” sözleri İlerici Kadınların mücadele yolunu özetler gibiydi.

İKD 50 yaşında

İKD 50 yaşında

“Emekçi Kadın” öyküleri
Müzik ve şiir etkinliği ardından İKD’nin 50. yılı onuruna düzenlenen “Emekçi Kadın” konulu İlerici Kadınlar Öykü Ödülü törenine geçildi.
Yarışmaya birbirinden anlamlı 164 öykü katıldı. Aysel Sakarya, Cenk Orak, Lerzan Toker, Seda Özyürekoğlu Balcı ve Turgut Metin Öztürkoğlu eserleri okuyarak ön elemeleri gerçekleştirdiler. Bahar Yaka, Ayşe Övür, Fuat Sevimay, Mehmet Fırat Pürselim ve Müge İpekçi’den oluşan jüri ise ödüllerin sahibi yazarları belirlediler.
Agit Destan, Atlas Arslan, Deniz Köker, Erdem Alpyürük, Hüseyin Opruklu, İlknur Türkoğlu, Leyla Mehmetoğlu Geridönmez, Merve Kürkcü, Neslihan Demir Sezgin, Pervin Yıldırım, Sevda Yurtalan Eren, Şafak Kumargal, Şerife Kazan, Şeyma Dilek ve Yağmur Şahin öyküleriyle “İlerici Kadınlar Öykü Seçkisi” kitabına girmeye hak kazandı.
“Anneme Söyleyemediğim Şeyler” isimli öyküsüyle Leyla Mehmetoğlu Geridönmez birincilik ödülünü aldı.
“Kömür, Kapı, Kilit” öyküsüyle Sevda Yurtalan Eren ve “Gölgeli Yalnızlık” öyküsüyle Hüseyin Opruklu mansiyon ödülüne layık görüldü.

İKD 50 yaşında

Yeter ki buluşalım, her şeyin bir yolu buluruz!
Çoşkuyla süren 50. Yıl kutlaması şu sözlerle son buldu:
“Gençler, İKD ile büyüyenler, eski kuşak İKD’liler ve dostlarının katıldığı 50. yıldönümünde eşitlik, özgürlük mücadelesi yolunda kilometre taşı, kafamızı dolduran sorulara yanıt oldu: Dünyanın ve Türkiye’nin kapitalist ataerkil sisteminde, sayısız badireden geçtiği onca yıl… Kadınlar, gençler, aydınlar, sanatçılar, işçiler, sendikacıların yaşadığı onca zorbalık… Hani derler ya emek dağlarının un ufak edildiği bu yarım asır… Nasıl oluyor da İKD kadın mücadelesini durmaksızın sürdürebiliyor? Çünkü biz kadınların gerçek, gündelik, toplumsal sorun ve ihtiyaçlarından doğduk diyor İKD. Kadınların kollarına, zihnine atılmış düğümleri çözdükçe toplumsal cinsiyet eşitliğine ve daha güzel bir dünyaya yürüyeceğiz.
Yeter ki buluşalım, örgütlenelim her şeyin bir yolu buluruz.
İKD 50 yaşında. Eylemle, sanatla, felsefeyle 50 yaşında.”

İKD 50 yaşında

İKD 50 yaşında
]]>
Yazar İsmail Kaplan ile “Kitaptan Öğrenmek” https://yenidunya.org/sanat-emegi/32613/yazar-ismail-kaplan-ile-kitaptan-ogrenmek/ Sun, 11 May 2025 13:45:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=32613 Yazar İsmail Kaplan tarafından “Kitaptan Öğrenmek” adlı söyleşi ve imza günü düzenlendi.
Tarsus Antiksahaf Bistro’da gerçekleşen söyleşiye kitapseverler yoğun ilgi gösterdi.

Söyleşinin ilk bölümünde kendisine yöneltilen soruları yanıtlayan İsmail Kaplan, kitap okumanın önemine vurgu yaparak; “Geçmişte kitap okuma oranı gerçekten yüksekti. Kitap okunurdu, araştırılır, sorgulanırdı. Maalesef 80’lerden sonra kitaptan kopartıldık. Yine geçmişte, bizim eğitim aldığımız dönemde ders kitapları çok kaliteliydi. Şu an istenen seviyede kitap okuma oranı yok. Sosyal medyadan bilgiler alınıyor, ama orada da ne isteniyorsa kendilerine göre formülleyip yayınlıyorlar. Kitaptan öğrenmenin yaşam sevinci verdiğini unutmamak gerekir, kitabı hatırlamak ve okumak lazım” sözlerini kullandı.
İsmail Kaplan katılımcıların sorularını da yanıtlayıp, ardından kitaplarını imzaladı.

Yazar İsmail Kaplan ile “Kitaptan Öğrenmek”

Kaynak: Akdeniz Gazetesi / Tarsus

]]>
Ünlü koro yöneticisi Tahsin İncirci vefat etti https://yenidunya.org/sanat-emegi/29783/unlu-koro-yoneticisi-tahsin-incirci-vefat-etti/ Wed, 10 Apr 2024 21:58:46 +0000 https://yenidunya.org/?p=29783 1970’lerden itibaren halk türkülerinin ve şiirlerin devrimci bir yorumla İşçi sınıfı ile buluşmasını sağlayan, müzisyen ve koro yöneticisi Tahsin İncirci 5 Nisan 2024 tarihinde 86 yaşında vefat etti.

Hayatı:
1938 yılında Kastamonu/Devrek’de doğan İncirci 60’lı yıllarda Alman Akademik Değişim Servisi (DAAD) bursu ile Almanya’ya gelerek müzik eğitimi aldı. Daha sonra Türkiye’ye gelerek askerliğini yaptı ve 1970-72 yılları arasında İstanbul Devlet Operası ve Radyo Oda Orkestrası’nda görev aldı.

1970’lerin başında Türkiye Komünist Partisi’ne (TKP) katıldı. 1972 yılında yeniden Almanya’ya gelen İncirci, bir süre sonra Batı Berlin İşçi Korosu’nun yönetimini üstlendi. Bu koro aynı zamanda Avrupa Türkiyeli Toplumcular Federasyonu (ATTF) İşçi Korosu olarak da bilinir.
1972-82 arasında Batı Berlin İşçi korosu adı altında süren çalışmalarını 1982-86 yılları arasında Kreuzberg Dostlar Korosu (Ensembles Kreuzberger Freunde) adı altında devam ettirmiştir.
Sonraki yıllarda ise Berlin Klasik Türk Müziği Derneği Korosu (1997-2002, 2014-2017).

Müzik anlayışı
Tahsin İncirci kendisi ile Tiyatro dergisinde yapılan bir röportajda müziğini tanımlarken “…Batı kaynaklı enstrümanlar kullanırım. Ama ruh olarak, duygu olarak muhakkak bu topraktan bir ses, bir koku gelmesi lazım. Müziğimde bu toprağın kokusu vardır.” demiştir.

“Çav Bella”, “Venseremos”, “Enternasyonal” gibi pek çok uluslararası marşın Türkçe komposizyonu kendisine aittir.

Bunların yanı sıra pek çok şiir bestesi vardır.

Nazım Hikmet’ten;

  • Türkiye İşçi Sınıfına Selam
  • Kerem Gibi
  • Hürriyet Kavgası
  • Şeyh Bedreddin Destanı
  • Kız Çocuğu
  • Varna Türküleri
  • Japon Balıkçısı
  • Onbeşler İçin / Onbeşlerin Kitabesi

Fazıl Hüsnü Dağlarca’dan

  • Hey Göklere Duman Durmuş Dağlar Hey (Deli Kuşun Öttüğü)

Hasan Hüseyin Korkmazgil

  • El Kapıları

Ataol Behramoğlu

  • El Kapıları

Yaşar Miraç

  • Ateşçiler Türküsü

Eserleri:
ATTF İşçi Korosu – (İşçi şarkı ve marşları) – 1974
Batı Berlin İşçi Korosu- (Barış ve gurbet türküleri) – 1976
Batı Berlin İşçi Korosu – (Wenn die feinde mächtig sind) – 1980
Kreuzberg Dostlar Korosu – (Meine lieder sind für dich) – 1985
Kreuzberg Dostlar Korosu – (Wir kommen weit her) – 1986
Wolfgang Köhler ile birlikte (Duo divan) – 2007

Müziğini yaptığı tiyatro eserleri:
Ünal Akpınar – Bozkır Dirliği,
Çetin İpekkaya – Pir Sultan,
Bertol Brecht / Vasıf Öngören – Kural ve Kural Dışı,
Yılmaz Onay – Emek Askeri Adem,
Ali Berktay – Kerbela.

]]>
Filistin halkıyla dayanışma Berlin Film Festivali’ne damga vurdu https://yenidunya.org/sanat-emegi/29301/filistin-halkiyla-dayanisma-berlin-film-festivaline-damga-vurdu/ Wed, 28 Feb 2024 17:42:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=29301 Almanya’da düzenlenen 74. Uluslararası Berlin Film Festivali, Filistin halkıyla dayanışma seslerinin yükseldiği bir platforma dönüştü.
Festivalde bir çok sanatçı ödüllerini aldıktan sonra İsrail’in Filistin halkına yaptığı zulmü eleştiren konuşmalar gerçekleştirdi. Bir çok yönetmen Filistin halkı ile barış çağrısı yaptı.

Senegal asıllı Fransız yönetmen Mati Diop da ‘Dahomey’ belgeseliyle en iyi film dalında ‘Altın Ayı’ ödülünü kazanırken konuşmasını “Filistin’in yanındayım” sözleriyle bitirdi.
Diop, konuşmasında, “Yaşanan trajediyi görmemeyi ve susmayı reddediyorum. Gazze ve Filistin halkını unutmayın. Onların sesi olun.” dedi
Diop’un konuşması:

İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarında uyguladığı şiddeti konu alan “Başka Ülke Yok” (No Other Land) adlı film de, 74. Uluslararası Berlin Film Festivali’nde (Berlinale) “En iyi belgesel” ödülünü kazandı.

]]>
Bosnalı yazar, İsrail’e tepki göstermeyen Alman yayınevi ile ilişkisini kesti https://yenidunya.org/sanat-emegi/28807/bosnali-yazar-israile-tepki-gostermeyen-alman-yayinevi-ile-iliskisini-kesti/ Wed, 17 Jan 2024 08:58:08 +0000 https://yenidunya.org/?p=28807 Bosna Hersekli yazar Lana Bastasic, İsrail’in Gazze’deki saldırılarına sessiz kalan Alman yayınevi ile sözleşmesini iptal ettiğini duyurdu.
Lana Bastasic, Instagram hesabından yaptığı açıklamada, “S. Fischer” yayınevinin Gazze’de devam eden soykırıma sessiz kaldığını ve bunu protesto etmek için sözleşmesini feshettiğini belirtti.
Tavşanı Yakala romanının yazarı, kitabının Almanca çevirisinin kendisine birçok fırsat, okuma, festival ve yazarlık eğitimleri vermesine rağmen bu kararı aldığını söyledi.
S. Fischer Yayınevinden 7 Ekim 2023’ten sonra İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları üzerine yapılan açıklamada İsrail’e tepki gösterilmemiş, aksine Filistinliler suçlanmıştı.

‘Filistin halkının acılarına kör ve sağır’
Bastašić, yayıncısı S. Fischer Verlag’ın ‘çifte standart örnekleri’ sergilediğini söylrdi. Yazar, yayıncının antisemitizm konusundaki endişesiyle bağlantılı olarak, “Ahlaki açıdan sorgulanabilir çünkü aynı bölgedeki Filistin halkının çektiği acılara kör ve sağır görünüyor,” diye yazdı.
Bastasic, “Şu anda içinde bulunduğumuz küresel siyasi bağlam göz önüne alındığında, S. Fischer ile olan sözleşmelerimi iptal etmenin ahlaki ve etik bir görev olduğunu düşünüyorum. Yayıncım Gazze’de devam eden soykırıma ses çıkarmamakla kalmadı, aynı zamanda son iki aydır Almanya’daki sistematik sansüre de sessiz kaldı.” ifadesini kullandı.

‘Vicdanen devam edemem’
Bastašić ayrıca, kararının, 7 Ekim’den bu yana Almanya’daki Yahudi sanatçı, yazar ve akademisyenlerin susturulmasının, bazılarının Gazze hakkında konuştukları için işlerini kaybetmesinin veya tacize maruz kalmasının eşliğinde alındığını da ifade etti.
Bosnalı yazar, “Antisemitizmle mücadele ettiğini iddia ederken Alman Yahudilerini bu kadar bariz bir şekilde başarısızlığa uğratan bir yayınevi tarafından yayınlanmaya vicdanen devam edemem,” diye ekledi. 

]]>
Macar özgürlük savaşçısı, ulusal şair Petöfi İstanbul’da https://yenidunya.org/sanat-emegi/27827/macar-ozgurluk-savascisi-ulusal-sair-petofi-istanbulda/ Sat, 04 Nov 2023 09:26:40 +0000 https://yenidunya.org/?p=27827 Ressam Haydar Özay’ın Macaristan’ın özgürlük savaşçısı ulusal şairi Sandor Petöfi’nin hayatından ve şiirlerinden esinlenerek hazırladığı “Petöfi İlk Kez İstanbul’da” sergisi, Liszt Enstitüsü-Macar Kültür Merkezi’nde sanatseverlerle buluştu.

‘Olağanüstü şiirleri ve destansı hayatı, esin verdi’
Sergi ressam Haydar Özay’ın şairin hayatından ve şiirlerinden esinlenerek yaptığı resimlerinden oluşuyor. “Petőfi İlk Kez İstanbul’da” başlığıyla 21 Eylül–15 Kasım 2023 tarihlerinde açık olacağı duyurulan sergi 25 Kasım tarihine kadar uzatıldı.
Liszt Enstitüsü – İstanbul Macar Kültür Merkezi, 1848-49 Macar İhtilali ve Özgürlük Savaşı’nın önemli liderlerinden, Macarların ulusal şairi Sándor Petőfi’nin 200. doğum yıldönümünü 2023 yılı boyunca bir dizi etkinlikle kutlamaya devam ediyor. Bu etkinliklerin bir diğer ayağı, ressam Haydar Özay’ın şairin şiirlerinden ve hayat hikayesinden esinlenerek hazırladığı, 32 tablodan oluşan resim sergisi oluyor. “Özgürlük ve sevgi / Bana bu ikisi gerekli / Sevgim için feda olsun hayatım / Özgürlük içinse aşkım!” dizeleriyle tüm dünyanın özgürlük ve sevginin şairi olarak tanıdığı Petőfi’ye adanmış bu sergi şairin hayatına farklı bir bakış sunuyor.
Ressam Haydar Özay, serginin çıkış noktasını şu cümlelerle ifade ediyor :“30 yıldır hep hatırladığım, ilk okuduğum andan itibaren asla unutmadığım Petőfi’nin olağanüstü şiirleri ve destansı hayatı, bu resimler için bana esin verdi. Edebiyat ve tarih ressamlığın bir arada olduğu bu sergi daha mütevazi bir başlangıçla adım atıyor, yola çıkıyor.” Özay, daha önce Aşık Veysel, Nazım Hikmet gibi büyük isimler üzerine çalıştı.

Macar özgürlük savaşçısı, ulusal şair Petöfi İstanbul’da

‘Sevdiğim dünyanın resmini yapıyorum’
Ressam Haydar Özay, sergi ile ilgili BirGün gazetesi ile bir söyleşi gerçekleştirdi.

Sizi Petöfi’yi resimlemeye götüren düşünceler nelerdi? Petöfi çalışmalarında hangi temaları işlediniz?
Sandor Petöfi, 30 yıldır okuduğum asla unutmadığım bir Macar şair. Olağanüstü şiirleri ve destansı hayatı yıllardır resimler yapmam için esin verirdi. Özellikle Tahsin Saraç’ın 1973 tarihli Petöfi çevirileri, ardından Necmi Seren’in 1943 tarihli çevirileri şairin dünyasına yaklaşmamı sağladı. Sergide resme yol açan şiirler resimlerin yanlarında en iyi çevirilerle yer alıyor. Bu şiirler Petöfi’nin dünyasına girmek için izleyicilere ipucu sunuyor. Yakın zamanda Türkçe iki yeni Petöfi kitabı yayınlandı ve sergiyle birlikte bu 19. yüzyıl devrimci şairinin ülkemizin kültürel zenginliğine katılması sağlandı.

Petöfi ile ilgili çalışmalarınız Macar kültür çevrelerinde nasıl karşılandı? Macaristan’da ve başka ülkelerde de sergilenecek mi?
Öncelikle Liszt Enstitüsü Macar Kültür Merkezi yöneticisi Aron Sipoş’un, Petöfi sergisi için Gabor Fodor ile değerli katkıları olan, Macaristan’dan gelen şair Balaj Szöllössy’nin memnuniyetlerine tanık olabildim. Bir yandan yeni resimlerin yer alacağı Âşık Veysel ve Nâzım Hikmet sergilerime hazırlanırken Petöfi sergisi ile ilgili televizyon programları, röportajlar yapıyorum. Açılış çok güzel oldu, seçkin bir insan topluluğu vardı. Sergi için Amerika’dan, Ankara’dan gelen Macarologlar vardı, bazılarıyla tanıştım, resimler ile ilgili güzel yorumları oldu. Ama ben herşeyden önce bizim için yaptım resimleri. Açılış konuşmasında sergideki resimleri “İstanbul Petöfileri” olarak adlandırdım. Gelecekte sanat ve edebiyat tarihçileri için bu bir inceleme alanı olacaktır diye düşünüyorum. Benim için “Nâzım Hikmet’in ressamı, Aşık Veysel’in ressamı” deniyor, Macar Kültür Merkezi’nin “Petöfi ilk kez İstanbul’da” sergisinin açılış konuşmasında “Türkiye’nin bir Petöfi ressamı var, İstanbul Petöfileri var” demiştim. Bir şairden yapılan çeviriler şairin sesini bize taşıyorsa, ben de buradan yola çıkarak Petöfi’yi tanımaya, görmeye ve resim sanatı yoluyla insanlara göstermeye çalışıyorum. 15 Kasım’dan sonra Tekirdağ’da Rakozci Müzesi’nde sergilenecek. Daha sonra Ankara’ya taşıyacağız sergiyi. Petöfi’ye adanmış bu ilk sergi mütevazı olabilir ama gerçek bir yoğunlaşma gücüne işaret ediyor. Durmayacak, devam edecek, yetkinleşecek bir güç bu. Sizinle de sık sık konuşuyoruz. Petöfi resimlerimden başka, Macar piyanist Franz Liszt ve Macar şair Attila Jozsef için zamanla önce sergilere sonra kitaplara da dönüşecek ayrı ayrı resimler yapma düşüncesindeyim. Böylelikle bir “Macar Üçlemesi” oluşturacağım. Macar Üçlemesi’nin resimleri büyük emeklerle kusursuzlaştıklarında, gitgide etkileri daha da derinleşerek mükemmel sonuçlara ulaştıklarında, tamamlandığında, gelecekte “Haydar Özay Müzesi”nde Macar Üçlemesi’ne ayrılmış salonların müzenin en özel koleksiyonlarından olacağını şimdiden görür gibiyim.

Gezi Direnişi’nin büyük boyutlu bir resmini yaptınız. Uluslararası etkinliklerde sergilenen Marx, Engels, Rosa Lüksemburg portreleri yaptınız, 68 Kuşağı Devrimcileri Sergisi açtınız. Sizi devrimci olaylar ve kişilikleri konu edinen çalışmalara yönelten düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz? Bu konudaki çalışmalarınız ve tasarılarınızla ilgili bilgi verir misiniz?
Halkın tarihine sevgim ve bir ressam olarak tarih ressamlığına olan ilgim bunun nedeni.

Nâzım Hikmet, Âşık Veysel, Goethe, İbsen gibi yazarlarla ilgili resim sergileri hazırladınız. Türk resminde benzeri olmayan ölçüde edebiyat ve kültürle ilişkili konu ve temaları ele alıyorsunuz. Bu seçiminizle ilgili neler söyleyeceksiniz?
Edebiyatın, şairlerin, tiyatronun, müzisyenlerin ressamı olmak isterim. Çocukluğumda, öğrenciliğimde neyi okuyorsam, neyi dinliyorsam, bir insan olarak, bir sanatsever olarak sevdiğim dünyanın resmini yapıyorum. Edebiyatın ve gerçek kültürün üzerine titremeliyiz. Onları büyük bir hassasiyetle korumalı, geliştirmeliyiz.

Macar özgürlük savaşçısı, ulusal şair Petöfi İstanbul’da
]]>