Kadının Sesi – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Sun, 08 Mar 2026 07:21:48 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.5 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png Kadının Sesi – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 Toplumsal kurtuluş mücadelesi kadınlar olmadan olmaz https://yenidunya.org/kadinin-sesi/33883/toplumsal-kurtulus-mucadelesi-kadinlar-olmadan-olmaz/ Sun, 08 Mar 2026 07:21:46 +0000 https://yenidunya.org/?p=33883
Toplumsal kurtuluş mücadelesi kadınlar olmadan olmaz

2021 Tüm Emekliler Sendikası Kadın Sosyal Güvenlik ve Sağlık Sekreterliği 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için yazılı bir açıklama yaptı.
Açıklamada, “Kapitalizme karşı işçi sınıfının yürüttüğü mücadele tarihi de kadın işçiler olmasaydı eksik kalırdı. Emperyalizm ve kapitalizmin boyunduruğundan kurtulup özlediğimiz ve mutlaka ulaşacağımız eşit ve özgür dünyanın kuruluşu da kadınların katkısı olmadan gerçekleşemez.” denildi.

Yaşasın 8 Mart
Basına ve kamuoyuna
Saygıdeğer emekçiler, emekliler ve dostlar; siyasi partilerin ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri; çalışkan basın emekçileri hoş geldiniz. Sizleri 2021 Tüm Emekliler Sendikası adına en içten duygularımızla selamlıyorum.
Öncelikle 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününün sessiz kahramanları olan tüm kadın üyelerimize ve dostlarımıza saygılarımı sunuyorum. Mücadelenin birlikte verilmesi gerektiğine inanan ve hak mücadelesinde aynı safta olduğumuz erkek üyelerimiz de aynı saygıyı hak ediyor.
Kadınların birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, toplumsal kurtuluş mücadelesinde kadınların kendi talepleriyle yer aldıkları ve bayraklaştırdıkları gündür.
Tarih boyunca kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesi, ezilen sınıfların sömürüye ve despotizme karşı kurtuluş mücadeleleriyle başa baş yürümüştür. Kadınlar, feodal düzenin sonunu getiren 1789 Fransız Devrimiyle, İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesinin yanı başına Kadın ve Kadın Yurttaş Hakları Bildirgesini koydular.

Eşit ve özgür bir dünya için kadınlar mücadeleye
Kapitalizme karşı işçi sınıfının yürüttüğü mücadele tarihi de kadın işçiler olmasaydı eksik kalırdı. Emperyalizm ve kapitalizmin boyunduruğundan kurtulup özlediğimiz ve mutlaka ulaşacağımız eşit ve özgür dünyanın kuruluşu da kadınların katkısı olmadan gerçekleşemez.
Sonuncusunu şu anda yaşıyoruz, Amerikan emperyalizmi ve işgalci İsrail siyonizmi komşumuz İran’a topyekun savaş açtı. Şimdiden bini aşkın sivil insanı katlettiler. Bilinçli bir şekilde hedef alınan bir okulda eğitim gören yüzlerce kız çocuğunu topluca katlettiler. Emperyalist-kapitalist düzen, işçileri, emekçileri, kadınları, çocukları sömüren; halkları sömürgeleştiren bir sömürü ve baskı sistemidir; vicdansız bir insan ve toplum anlayışının cisimleşmiş hâlidir. Bütün ulusları modern devrimlerin kazanımlarından koparıp ortaçağ karanlığına hapsetmek isteyen emperyalizmin bu uğursuz planı en çok da biz kadınları vuruyor. 1990’lara kadar modern bir ülke olan Afganistan’da bugün kadınlar toplumsal yaşamdan dışlandılar.
En taze örnektir; komşumuz Suriye’de emperyalizmin doğrudan desteğiyle iş başına getirilen mezhepçi-tekfirci yönetim ilk iş olarak kadınları şiddet işkence ve katliamlarla toplumsal yaşamdan dışlıyor.

İktidarın bahaneleri tükenmiyor!
İktidarın emeklileri ve tüm emekçileri yoksullaştırırken bahaneleri hiç tükenmiyor. Dün yoksulluğumuza sebep depremdi, bugün savaş oldu gerekçeleri.
Biz emekli kadınlar bu bahanelerin aldatmaca olduğunu biliyoruz. Öyle olmasa biz hep yoksul, onlar hep varsıl olmazdı, fedakârlıkta eşitlik olurdu.
Eşimizin çocuklarımızın torunlarımızın ve yeğenlerimizin, yani bütün toplumun refaha ulaşacağı bir ülke istiyoruz.
Emperyalizmin, işbirlikçi kapitalist iktidarın ve ataerkil düzenin sömürü ve baskısından kurtulmak istiyoruz.
Emperyalizme karşı vatanın bağımsızlığını ve bütünlüğünü savunuyoruz.
Feodal ataerkil gericiliğe karşı laik demokratik cumhuriyeti savunuyoruz.
İşbirlikçi oligarşinin vurgunculuğuna karşı eşitlikçi düzeni savunuyoruz.
Pahalılığa karşı köklü ve etkin mücadele istiyoruz.
Elektrik, doğal gaz, su, ulaşım gibi temel hizmetlerin devlet eliyle sağlanmasını istiyoruz.
Zincir marketlerin devletleştirilmesini istiyoruz.
Çocuklarımız torunlarımız için parasız eğitim, herkes için parasız sağlık istiyoruz.
Emekli dul yetim aylıklarının insanca yaşamaya yetecek kadar artırılmasını istiyoruz.
İnsanca yaşamaya yetecek aylık artışının kaynağı dolar milyarderlerinin ve dolar milyonerlerinin hesaplarında yatıyor.Bir defalık servet vergisiyle kaynak oluşur.
Hayatın her alanında, ev içinde ve ev dışında eşitlik istiyoruz.
Aile, toplumsal egemenlik ilişkilerini yeniden üreten bir yer olmaktan çıksın. Aile sadece sevgi, eşitlik, özgürlük ve ve dayanışma yuvası olsun.
Feodal ataerkil cinayetlerin ve şiddetin durdurulması için topyekûn seferberlik istiyoruz.
Ülkemizin emperyalizmin savaş ve yıkım makinesi NATO’dan derhâl çıkmasını, bölgemizin bir barış adası olmasını istiyoruz.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun.

]]>
TKDF: 2025 yılında en az 391 kadın öldürüldü https://yenidunya.org/kadinin-sesi/33596/tkdf-2025-yilinda-en-az-391-kadin-olduruldu/ Fri, 02 Jan 2026 12:58:15 +0000 https://yenidunya.org/?p=33596
TKDF: 2025 yılında en az 391 kadın öldürüldü

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun (TKDF) verilerine göre, 2025 yılı boyunca erkekler tarafından en az 391 kadın öldürüldü. Kadınların yüzde 64,7’si evlerinde, en çok ateşli silahlarla ve çoğunlukla aile içinden erkekler tarafından katledildi.

Büyük çoğunluk kendi evinde öldürülüyor
TKDF, 2025 yılı boyunca erkekler tarafından en az 391 kadının katledildiğini açıkladı. Federasyonun sosyal medya hesabından paylaştığı verilere göre, kadınların büyük bir bölümü en güvende olmaları gereken yer olan evlerinde yaşamını yitirdi. Verilere göre, katledilen kadınların yüzde 64,7’si kendi evlerinde öldürüldü.

Ateşli silah birinci sırada
Kadın cinayetlerinde en sık kullanılan yöntemin ateşli silahlar olduğu belirtilirken, faillerin büyük çoğunluğunu aile içinden erkeklerin oluşturduğu vurgulandı.

Kadın cinayetlerinde İstanbul ilk şehir
Kadın cinayetlerinin en fazla görüldüğü iller ise İstanbul, Diyarbakır ve İzmir oldu. Buna göre 2025 yılında İstanbul’da 54, Diyarbakır’da 21, İzmir’de 20, Antalya’da 19, Ankara’da 16 ve Adana’da 14 kadın cinayeti kayda geçti.

Kaynak: ANKA

]]>
MESS grup TİS’te dördüncü görüşme: İşveren süt iznine bile gözünü dikti https://yenidunya.org/emek-gundemi/33369/mess-grup-tiste-dorduncu-gorusme-isveren-sut-iznine-bile-gozunu-dikti/ Thu, 27 Nov 2025 07:06:12 +0000 https://yenidunya.org/?p=33369 MESS Grup TİS’te işveren örgütü, günlük bir buçuk saatlik süt izninin, kadın işçi tarafından birleştirilerek haftanın bir gününde kullanılabilmesi hükmünü kabul etmedi. Birleşik Metal-İş Genel Sekreteri Çeltek “Kabul etmeyeceğiz” dedi.

150 bini aşkın işçiyi doğrudan ilgilendiren özel sektörün en büyük toplu iş sözleşmesi (TİS) Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) Grup TİS kapsamındaki dördüncü görüşme dün gerçekleştirildi. DİSK’e bağlı Birleşik Metal İşçileri Sendikası (Birleşik Metal-İş) ve Türk-İş’e bağlı Türk Metal Sendikası dün işveren örgütü temsilcileriyle bir araya geldi. Masada işveren koltuğunda oturan ülkenin en büyük patron örgütlerinden Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS), işçi sendikalarıyla MESS Merkez Ofisi’nde bir araya geldi.

İstanbul’da bulunan ofiste ilk görüşme Türk Metal ile gerçekleştirildi. Saat 10’da gerçekleştirilen toplantıda 15 madde ile iç yönetmelik ele alındı. Yedi madde ve iç yönetmelik Türk Metal tarafından tekliflerindeki gibi kabul edilerek tutanak altına alındı. Buna göre işe alınma ve toplu işten çıkarma prosedürleri, toplumsal cinsiyet eşitliği ve işyerinde şiddet ile tacizin önüne geçilmesi, sendikal örgütlenme gibi talepler toplantıda kabul edildi.

Süt izninin toplu kullanımına işveren engeli
Öte yandan işveren örgütü, açıkça kadın işçilerin süt iznine göz dikti. MESS, günlük bir buçuk saatlik süt izninin, kadın işçi tarafından birleştirilerek haftanın bir gününde kullanılabilmesi hükmünün TİS’den çıkarılmasını istedi.
İşveren örgütünün kabul etmeyerek yeni talepler sıraladığı bazı maddeler ise şunlar oldu:
•Deneme süresi iki aydan dört aya çıkarılsın.
•Hafif işlerde çalışabilir raporu olan kadın işçiler önerilen işi kabul etmezse işçinin iş sözleşmesi sağlık sebepleri ile kendisi tarafından feshedilmiş sayılsın.
•Bir defada beş gün ve daha fazla istirahat alan üyelere, SGK’ce ödenmeyen ilk iki günün ücretinin işverence ödeneceğine dair hüküm TİS’den çıkarılsın.
•Denkleştirme uygulaması toplu sözleşmede yer alsın ve süresi dört ay olsun. Ayrıca işin durması, bayram ve tatillerden önce veya sonra işyerinin tatil edilmesi, eksik çalışma veya tamamen tatil durumunda ya da işçinin izin kullanması hallerinde çalışılmayan süreler için telafi çalışması yapılabilsin.
MESS, Türk Metal’in 1 günlük refakatçi izni talebini de kabul etmedi,  madde ertelendi.

ILO 190 reddedildi
Birleşik Metal-İş’in görüşmesi ise saat 13.00’te gerçekleşti. İşveren örgütü, deneme süresinin 4 aya çıkarılması ve kadın işçilerin süt iznin gaspını bu görüşmede de dayattı. Ayrıca MESS, işyerinde şiddet ve tacizi önlemek için ILO’nun 190 sayılı sözleşmesinin referans alınması talebini de reddetti. Görüşmenin ardından sendika tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Toplam 16 madde görüşüldü. Bu maddelerden sendikamızın değişiklik teklif etmediği 6 madde kabul edildi, görüşülen 10 madde ise kabul edilmedi ve ertelendi.
MESS, bazı maddelerde karşı teklifler verdi. MESS’in bugünkü toplantıda hakları geriye götüren ve esneklik içeren karşı teklif verdiği maddeler arasında raporlarda bir defada 5 gün ve daha fazla istirahat alan üyelere 2 günün ücreti işverence ödenmez iken, bunu 10 güne çıkartılması da yer aldı.
Genel Sekreterimiz Ali Çeltek, sendikamızın ilkesel olarak kazanılmış hakları geriye götüren maddeleri tartışma konusu yapmayacağını, buna izin vermeyeceğini, esneklik içeren maddeleri kabul etmesinin mümkün olmadığını belirtti. Ayrıca işçilerin ücretlerinin reel olarak gerilediğini ifade etti.”
SON GÖRÜŞME 8 ARALIK’TA
TİS sürecinde sonraki ve son görüşme 8 Aralık’a ertelendi. MESS, 8 Aralık’ta saat 10.00’da Türk Metal, saat 13.00’de ise Birleşik Metal-iş ile görüşecek.

Sendikalar masaya hangi talepleri götürdü?
•Birleşik Metal-İş:
Birleşik Metal-İş, 2025-2027 yıllarını kapsayan sözleşmenin ilk 6 ayı için yüzde 58,5 oranında zam talep etmiş, sonraki 6 aylık dönemler için ise istediği zammı “Resmi enflasyonun gerçeği yansıtmaması nedeniyle, çıkacak enflasyona enflasyonun yarısının eklenmesi ile bulunulacak oran kadar” şeklinde ifade etmişti. Sendikanın talepleri arasında bunların yanı sıra bayram, izin ve yakacak yardımlarında yüzde 190 artış, diğer sosyal haklarda ise yüzde 150 artış, kreş yardımı, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayacak düzenlemeler gibi sosyal hak talepleri de yer aldı.

•Türk Metal:
Türk Metal eylül başında açıkladığı taslakta ilk altı ay için saat ücretlerine önce yüzde 20 zam, ardından ortaya çıkan ücretlere 35 TL seyyanen zam yapılmasını talep etmişti. Takip eden altı aylık dönemler için ise ikinci altı aylık dönem için gerçekleşen enflasyon oranında, üçüncü altı aylık dönem için enflasyon farkı ve yüzde 3 refah payı son altı aylık dönem için ise enflasyon oranında ücret artışı istemişti. Sosyal hak ödemelerinin eklenmesi ile birlikte toplam zam talebi yüzde 38,97 seviyesinde olmuştu. Farklı iş yerlerinden Türk Metal üyesi işçiler ise açıklanan bu zam teklifine tepki göstermişti. Anket sonuçlarının dikkate alınmadığını vurgulayan işçiler, sendikanın toplu sözleşmede hezimete imza atacağını ifade etmişti.

]]>
“Biz emekli kadınlar erkek şiddetine teslim olmayacağız” https://yenidunya.org/kadinin-sesi/33361/biz-emekli-kadinlar-erkek-siddetine-teslim-olmayacagiz/ Tue, 25 Nov 2025 18:13:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=33361 2021 Tüm Emekliler Sendikası Mersin Şube üyesi emekli kadınlar 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde erkek şiddetine, kadın işsizliğine, kadın emeğinin iki kat sömürülmesine karşı, İstanbul Sözleşmesini yeniden kazanmak için alanlara çıktı.

Emekli kadınlar yaptıkları basın açıklamasında, “Bizim sempati ve dayanışmamız emperyalizm ve Siyonizm iş birlikçilerine değil, ülkelerini onurlarını egemenliklerini korumak için milis güçlerine elde silah katılan Venezuelalı Bolivarcı kadınlaradır. Yüreğimiz, Filistin’de Suriye’de Yemen’de Sudan’da ve dünyanın her yerinde saldırıya uğrayan, öldürülen, kolay hedef olarak görülen kadınlarla birlikte atıyor, atacak.” dedi

”Günler Ağır, Günler Ölüm Haberleriyle Geliyor”
Kadına yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele ve dayanışma günümüz kutlu olsun.
Latin Amerika’daki Dominik Cumhuriyetinde Rafael Trujillo’ün diktatörlüğüne karşı mücadele eden siyasi hareketin üyesi üç kızkardeş; Patria, Minerva ve Maria Mirabal 25 Kasım 1960 tarihinde diktatörün resmi haydutları tarafından katledildi. Katliamdan bir yıl sonra diktatör Rafael Trujillo vurularak öldürüldü. Mirabal kızkardeşlerin anıları ve mücadelelerine en derin saygılarımızı sunuyoruz.

Kadınların dünya çapında mücadelesinin bir sonucu olarak 25 Kasım, 1999 yılında Birleşmiş Milletler tarafından Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü ilan edildi.

Bugün de, Dominik Cumhuriyetine komşu Venezuela, bir yandan ABD’nin ağır ambargosu altında ekonomik olarak çökertilmeye çalışılıyor, diğer yandan sözde muhalefet lideri emperyalizm ve Siyonizm iş birlikçisi Maria Corino Machado, Nobel Barış ödülüyle parlatılıyor. Bizim sempati ve dayanışmamız emperyalizm ve Siyonizm iş birlikçilerine değil, ülkelerini onurlarını egemenliklerini korumak için milis güçlerine elde silah katılan Venezuelalı Bolivarcı kadınlaradır. Yüreğimiz, Filistin’de Suriye’de Yemen’de Sudan’da ve dünyanın her yerinde saldırıya uğrayan, öldürülen, kolay hedef olarak görülen kadınlarla birlikte atıyor, atacak.

Her yeni güne en az bir, bazen daha çok kadın cinayeti düşüyor, şiddet ve istismarı sağır kulaklara duyurmak çok zor. Kadınlar ancak katledildiklerinde haber değeri taşıyorlar. Buna karşın öldürülen kadının aslında suçlu olduğunu, katili kışkırttığını empoze eden gerici bir söylem zihinlerimizi esir almaya çalışıyor.

Gericilik toplumsal yaşamımıza egemen olmaya çalışırken önünde en büyük engel olarak laikliği ve Cumhuriyet değerlerini görüyor. ”Kadın erkek eşitliği fıtrata ters” söylemiyle kadınları ikinci sınıf vatandaşlığa razı etmeye çalışıyorlar.

Bütün dünyada artan kadına yönelik şiddet sıralamasında ülkemiz yüzde 38 ile OECD ülkeleri arasında ikinci, çocuk yaşta evliliklerde Avrupa ülkeleri arasında birinci sıradadır. Çünkü istismar, şiddet, kadın cinayetleri cezasız kalmakta, failler “hukuk” eliyle korunmakta ve cesaretlendirilmektedir. Adalet Bakanlığı verilerine göre çocuklara yönelik cinsel istismar vakalarının sayısı 2022’de 2021’e göre yüzde 33 artmış, Türkiye cinsel istismar vakalarında son 15 yılda yaklaşık yüzde 400 artışla dünyada üçüncü sıraya yerleşmiştir.

Ülkemiz 146 ülke arasında cinsiyet eşitsizliğinde 129, kadınların eğitim hakkından yararlanmasında 99. ve iş gücüne katılımlarında 130. sıradadır.

Kadın işsizliği, TÜİK verilerine göre bile oldukça yüksektir. Kadınlar yoksulluğa itilmektedir, çünkü kadın emeği değersizleştirilmekte, eşit işe eşit ücret talebi görmezden gelinmekte, sömürü katmerlenmektedir. Kadınlar ucuz, güvencesiz çalıştırılırken yedek iş gücü olarak “el altında” tutulmak istenmektedir.

Laikliğin tasfiyesiyle birlikte yurttaşlık tebaa ile ikame edilirken İstanbul Sözleşmesi de terk edilmiştir. İstanbul Sözleşmesi Yeniden Kabul Edilmelidir. Bunun yanı sıra, 6284 sayılı kanun ve Medeni Kanuna yönelik saldırılar ile “Yeni Anayasa” tartışmaları başta kadınlar olmak üzere, bütün toplumun yurttaşlık haklarına yönelik saldırıların boyutlarını ortaya koymaktadır. Bunlardan vazgeçilmelidir.

Ortaçağ zihniyetli iktidar, kadınları sahiplendirmekten bahsedebiliyor, kadınları değersizleştiriyor. Karma eğitimi hedef alan yaklaşımlar, kadınların üretimde ve toplumsal yaşamda eşitsizliğini de pekiştirecek gerici politikaların yansımasıdır. “Türkiye Yüzyılı” söylemiyle hedeflenen, başta biz kadınlar olmak üzere, yüzlerce yıllık geriye gidişten başka bir şey değildir. Reddediyoruz.

Tablo açıktır: Sorun, “erkek şiddetine” sıkıştırılamayacak kadar bütünlüklü bir sistem sorunudur.
Kadına yönelik şiddetin ve saldırıların temelinde yatan sömürüyü arttıracak, patronların kârına kâr katmasını sağlayacak, emekçileri mafya-tarikat-aşiret düzeneği arasına sıkıştıracak bu kirli düzen sürdürülmek istenmektedir. Reddediyoruz. Ülkemizde eşit haklara sahip özgürce yaşamak istiyoruz.
Biz kadınlara yönelen tüm şiddeti ve eğilimlerini reddediyor, bunlara karşı olanca gücümüzle mücadele edeceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz.

Biz emekli kadınlar, kendimizle birlikte çocuklarımızın ve torunlarımızın da sorumluluğunu taşıyarak kazanılmış haklarımızı koruyup geliştirecek, size teslim olmayacağız.

]]>
Direnmenin tam zamanı: Saatler grevi gösteriyor https://yenidunya.org/kadinin-sesi/33342/direnmenin-tam-zamani-saatler-grevi-gosteriyor/ Tue, 18 Nov 2025 08:39:50 +0000 https://yenidunya.org/?p=33342 Swatch Group Türkiye’nin 16 mağazasında başlayan grev ilk haftasını geride bıraktı. Kadın işçi Candan, “Greve çıktıktan sonra bir kadın olarak hakkımı daha net savunmaya başladım” dedi.

Direnmenin tam zamanı: Saatler grevi gösteriyor

Swatch Group Türkiye işçilerinin grevi ilk haftasını doldurdu. Türk-İş’e bağlı Koop-İş Sendikası üyesi çalışanların toplu iş sözleşmesi (TİS) sürecinde anlaşma sağlanamaması üzerine çıktıkları grev dün 8’inci gününü geride bıraktı. Ülke genelinde 16 mağaza ve firma genel merkezinde iş bırakan emekçiler, yüzde 30 zam ve yüzde 3 refah payı ile sosyal haklarda iyileştirme talep ediyor.
Koop-İş, TİS görüşmelerinde yalnızca ücret artışının değil; sözleşme süresi, disiplin kurulunun yapısı, kıdem teşvik primi, ikramiye ve sosyal yardımlar gibi birçok konu üzerine çalışma yürüttü. Sendikadan yapılan açıklamada işverenin sunduğu tekliflerin çalışanların beklentilerinin hem idari hem mali açıdan oldukça gerisinde kaldığı belirtildi. Ayrıca işverenin, yetki sürecindeki itirazlar nedeniyle zaten geciken müzakerelerin ardından çalışanların geriye dönük ücret farklarını almalarını engellemek için TİS yürürlük tarihini 1 Temmuz 2025 olarak belirleme konusundaki ısrarcı olduğu aktarıldı.

Direniş beni dönüştürdü
Ayrıca işçilerin, “eşit işe eşit ücret” talebine karşı işverenin; ofis çalışanlarına ikramiye ve sosyal yardım ödememesi, ofis ve mağaza çalışanları arasında farklı mali haklar teklif etmesi sendika tarafından adaletsiz ve ayrımcı olarak nitelendirildi.
Grevdeki kadın işçilerden Yeliz Candan, BirGün’den Bilge Su Yıldırım’a konuştu. Kendisini eskisine göre daha güçlü hissettiğini vurgulayan Candan, şu ifadeleri kullandı: “Direniş hem çok yorucu hem de çok güçlendirici geçiyor. Saatlerce mağaza önlerinde, plaza önlerinde nöbet tutuyoruz ama yan yana durunca insan kendini yalnız hissetmiyor. Bir kadın olarak emeğim için ses çıkarmak hem heyecan verici hem de alışılmadık bir durum benim için. Genelde ‘idare eden’, çok ön planda olmayan taraftayken şimdi hakkımı daha net savunuyorum. Bu sadece kendim için değil, birlikte çalıştığım tüm kadınlar için de önemli hale geliyor. Bazen tedirgin olduğum anlar da oluyor ama yanımda benimle aynı şeyi isteyen kadınları gördükçe daha sakin, daha güçlü hissediyorum.
Taleplerinin açık ve net olduğunu ifade eden Candan, işverenden bugüne dek herhangi bir dönüş almadıklarını aktardı. Uluslararası basına yansıyan dayanışma eylemleriyle ilgili konuşan Candan, şunları söyledi: “Kendi mağazamız ya da sadece bulunduğumuz şehir için değil, merkezde çalışan arkadaşlarımızla birlikte ortak bir ses olduğumuzu hissetmek iyi geliyor. Farklı ülkelerden, farklı yerlerden destek mesajları görmek moral veriyor. Hem yalnız olmadığımızı hatırlatıyor hem de verdiğimiz mücadelenin gerçekten ciddiye alındığını hissettiriyor.”

]]>
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu: Ekim ayında en az 27 kadın öldürüldü https://yenidunya.org/kadinin-sesi/33299/turkiye-kadin-dernekleri-federasyonu-ekim-ayinda-en-az-27-kadin-olduruldu/ Fri, 07 Nov 2025 09:49:31 +0000 https://yenidunya.org/?p=33299 TKDF, “Ekim 2025 Kadın Cinayetleri Raporu”na göre 1 Ekim – 31 Ekim tarihleri arasında 27 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Ayrıca raporda, 2025’in ilk 10 ayında 317 kadının öldürüldüğü bildirildi.

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF), “Ekim 2025 Kadın Cinayetleri Raporu”nu yayımladı. Raporda, 1 Ekim – 31 Ekim tarihleri arasında 27 kadının erkekler tarafından öldürüldüğü, bu kadınlardan 22’sinin cinayete kurban gittiği 5’inin ölümünün ise şüpheli olduğu kaydedildi. Raporda, 2025’in ilk 10 ayında ise 317 kadının erkekler tarafından öldürüldüğü, bunların 241’inin kadın cinayeti, 76’sının ise şüpheli ölüm olarak kaydedildiği açıklandı.

Raporda, öldürülen kadınların medeni durumlarına bakıldığında, 12’sinin evli, 6’sının bekar, 6’sının boşanmış olduğu görüldü.

36-50 yaş aralığındaki kadınlar yüzde 48 ile en yüksek oranda
Yaş aralığına bakıldığında, katledilen en genç kadının 17 yaşında, yaşça en büyük kadının ise 69 yaşında olduğu tespit edildi. 36-50 yaş aralığındaki kadınların ise yüzde 48 ile en yüksek orana sahip olduğu bildirildi.

2025’in ilk 10 ayında ise 317 kadın erkekler tarafından öldürüldü
Raporda, 2025’in ilk 10 ayında 317 kadın erkekler tarafından öldürüldüğü, bunların 241’i kadın cinayeti, 76’sı ise şüpheli ölüm olarak kaydedildiği açıklandı. Kadınların en çok aile içindeki erkekler tarafından öldürüldüğü tespit edildi. Olayların yüze 63,5’i kadınların kendi evlerinde gerçekleştiği; en yaygın öldürülme yönteminin ise ateşli silahlar olduğu kaydedildi.

En çok vaka İstanbul, Diyarbakır, İzmir, Adana ve Antalya illerinde görüldü.

“6 kadın boşandığı veya boşanma aşamasında olduğu erkek tarafından öldürülmüştür”
Raporda, şu ifadelere yer verildi:
“Cinayetlerin faillerine baktığımızda, kadınların 9’unun aile içindeki erkekler tarafından öldürüldüğü görülmektedir. Bu dönemde 6 kadın boşandığı veya boşanma aşamasında olduğu erkek tarafından öldürülmüştür. Bunun yanı sıra, 5 kadın ayrılmak istediği erkek, 1 kadın kızının bağlantılı olduğu erkek ve 1 kadın da tanıdığı bir erkek tarafından katledilmiştir.
Öldürülme yöntemleri incelendiğinde, en yaygın yöntemin ateşli silahlar olduğu ortaya çıkmaktadır. Cinayetlerin 16’sında ateşli silah kullanılmış, 6 kadın kesici aletlerle, 1 kadın yüksekten düşerek ve 1 kadın boğularak katledilmiştir.

Cinayetlerin gerçekleştiği mekanlara bakıldığında, kadınların büyük bir kısmının kendi evlerinde ya da yaşadıkları alanlarda öldürüldüğü görülmektedir. 17 kadın yaşadığı alanda, 7 kadın kamusal alanlarda, 2 kadın ormanlık alanlarda ve 1 kadın işyerinde öldürülmüştür.”

Kaynak: ANKA

]]>
Kadın metal işçileri yol gösteriyor https://yenidunya.org/kadinin-sesi/33251/kadin-metal-iscileri-yol-gosteriyor/ Mon, 27 Oct 2025 10:04:03 +0000 https://yenidunya.org/?p=33251 Birleşik Metal-İş üyesi işçilerin Kocaeli Gebze’de kurulu bulunan Smart Solar’da çıktığı grev 6’ncı gününde. Kadın işçilerin öncülük ettiği grev yine kadınların neşesi ve coşkusuyla devam ediyor. İşçilerle TİS imzalamayan işverenin 2024’teki pazar hacmi ise 11 milyarı aşıyor.

BirGün’den Bilge Su Yıldırım’ın haberine göre, Kocaeli Gebze’de bulunan Smart Solar’da metal işçilerinin çıktığı grev, beşinci gününü geride bıraktı. Birleşik Metal İşçileri Sendikası (Birleşik Metal-İş) üyesi 166’sı kadın 260 işçi, insanca yaşama yetecek bir ücret öngören bir toplu iş sözleşmesinin (TİS) imzalanması talebiyle 21 Ekim’den bu yana üretimden gelen güçlerini kullanıyor.
İşçiler, 2023’te imzaladıkları iki senelik TİS’in sona ermesiyle birlikte ücretlerinde yüzde 75 zam talep etti. İşçilerin yüzde 50’ye kadar masaya sunulacak teklifleri onaylayacağını belirtmesine rağmen işveren haziran ile eylül arasındaki süre için sıfır zam tanımladı. Eylül ayında ise ücretlere 3 bin lira seyyanen zam yaptı. Seyyanen zammı ‘alay etme’ olarak değerlendiren işçiler ise sefalet zammını kabul etmeyerek greve çıktı.

Kadınların direnci grevin sürmesini sağlıyor
Birleşik Metal-İş Smart Solar Vardiya Temsilcisi Emine Azak, greve kadın işçilerin öncülük ettiğini aktardı: “Kadın elinin değdiği bir mücadele olduğu her anlamda hissediliyor gibi geliyor bana. Kadın işçiler grev çadırını adeta festival alanına çeviriyor. Çünkü bence biz kadınlar duygularımızı göstermekte daha iyiyiz. Bu yüzden coşkumuz, heyecanımız, birbirimizden aldığımız gücümüz tüm grev alanına yayılıyor. Örneğin erkekler halaylara bile duraksayarak katılıyor, oysa kadınlar öyle mi… Neşemizi göstermekten hiç çekinmiyoruz biz. Bu da direnişimizi daha güçlü kılıyor. Bugün tek bir işçi arkadaşımız bile ‘Bu grev ne zaman biter?’, ‘Nasıl geçiniriz?’ gibi sorular sormuyor. Herkes ne pahasına olursa olsun bu kavgaya devam etmek istiyor. Bu direnci yaratmakta en büyük pay bence kadınlara ait. Üstelik bu kadınların çoğu tek başına çocuk okutmaya, ev geçindirmeye çalışıyor. Ama yine de yılmıyorlar. Zaten biz kadınlar kafamıza koyduğumuz her şeyi yaparız, hele
bir de yan yana gelip birbirimizden güç alırsak.”

Kadın metal işçileri yol gösteriyor

İşçinin emeğiyle bir fabrika daha açtı
Birleşik Metal-İş Smart Solar Baştemsilcisi Hasret Kala ise şunları aktardı: “En başından beri sendika girmesin diye uğraştılar, şimdi de yeni bir TİS imzalamamak için uğraşıyorlar. İşveren sürekli ‘Biz size asgari ücretin iki katını veriyoruz’ diyerek başımıza kakmaya çalışıyor. Oysa biz hak etmediğimiz hiçbir şey talep etmiyoruz. Kiradan, zamlardan haberleri yok herhalde. Üstelik burası bu işverenin ilk fabrikasıydı. Burası kâr etmeye başlayınca İzmir’de bir fabrika daha açtı. O yeni fabrikayı buradaki işçinin alın teriyle kurabildi. Bunu unutmaması lazım.”
İşçilerle TİS imzalamaktan imtina eden Star Solar 2024 yılında pazar payı ve satış hacmini 11,6 milyar liraya çıkardı. 2024 Faaliyet Raporu’na göre firmanın Faiz, Amortisman ve Vergi Öncesi Kâr’ı (FAVÖK) ise 1,58 milyar lira oldu. Ayrıca firmanın borç ve giderlerini çıkardığında geriye kalan net değerini ifade eden özkaynakları 2024’te bir önceki yıla kıyasla yüzde 14,35 artarak 3,51 milyar liraya ulaştı. Ayrıca şirketin duran varlıklarının toplam değeri de yüzde 37,76 artarak 6,81 milyar lira oldu.

]]>
Eşit ücret tercih değil haktır! https://yenidunya.org/kadinin-sesi/33118/esit-ucret-tercih-degil-haktir/ Fri, 19 Sep 2025 06:42:38 +0000 https://yenidunya.org/?p=33118 Erkeklerle aynı işi yapan kadınlar hâlâ daha düşük ücret alıyor. ILO verilerine göre kadınlar, erkeklerin kazandığı her 1 dolara karşılık 77,4 sent kazanıyor. Bu hızla eşitlik için bir asırdan fazla beklemek gerekecek.

Kadınların erkeklerle aynı işi yapmasına rağmen daha düşük ücret alması, iş yaşamındaki en temel eşitsizliklerden biri olmaya devam ediyor. 2020 yılında ilk kez kutlanan 18 Eylül Uluslararası Eşit Ücret Günü, bu duruma ilişkin farkındalık yaratmayı amaçlıyor. Bu günün Eylül ayında ilan edilmesinin nedeni ise yılın bu noktasında erkeklerin, kadınların yılsonuna kadar kazanacağı tutarı çoktan kazanmış olması olarak açıklanıyor.

İşgücüne katılırken erkeklerden daha fazla zorluk yaşayan kadınlar, terfi, yönetim kadrosuna geçiş gibi durumlarda da benzer sorunlarla karşılaşıyor. Çok daha fazla kriteri sağlamak durumunda bırakılan kadınlar, cinsiyet ayrımcı tutum nedeniyle eşit koşullarda çalışamıyor. Sağlık sigortası, mesai ücreti, ücretli izin gibi koşullardan yararlanma oranları da daha düşük seyrediyor.

BirGün’den Havva Gümüşkaya’nın haberine göre, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2024 İstatistiklerle Kadın bültenine göre, cinsiyetler arası ücret farkı, en eğitimli kesimlerde bile önemli ölçüde devam ediyor. Üniversite mezunu kadınlar, erkek meslektaşlarına göre ortalama yüzde 17,4 daha az kazanırken ilkokul eğitimi almış kadınlar yüzde 13,2 daha az kazanıyor. Ayrıca Türkiye’de çocuklu kadınlar, çocuksuz kadınlara göre ortalama olarak yüzde 11 daha az kazanç elde ediyor. Yine TÜİK’e göre 2023 yılında erkeklerin ortalama hanehalkı fert geliri ile kadınların ortalama hanehalkı fert geliri arasındaki fark yüzde 27 olarak ölçülüyor. Bu oran 2013 yılında yüzde 21 düzeyinde gerçekleşiyordu.

1 dolara karşılık 77,4 sent
ILO Türkiye Ofisi Direktörü Yasser Hassan, dünyada ücret farklarına ilişkin tabloyu değerlendirdi. Hassan, cinsiyetler arası ücret farkının, bölgeler ve sektörler arasında farklılık göstermekle birlikte, tüm dünyada devam ettiğini kaydetti. 2024 yılında, kadın çalışanların erkek meslektaşlarının kazandığı her dolar başına sadece 77,4 sent kazandığını vurgulayan Hassan, mevcut hızla, bu farkın kapanmasının bir asırdan fazla sürebileceğine dikkati çekti.

Hassan, ulusal ortalamaların ötesinde, cinsiyetler arası ücret farklarının sektör, meslek ve istihdam türüne göre de büyük farklılıklar gösterdiğine dikkati çekti. ILO ve WHO’nun ortaklaşa yürüttüğü küresel bir araştırmaya değinen Hassan, araştırmanın kadınların çalışanların çoğunluğunu oluşturduğu sağlık ve bakım sektöründe bile, eğitim, iş seviyesi ve deneyim dikkate alındığında erkeklerden ortalama yüzde 24 daha az kazandığını ortaya koyduğunu belirtti.

Hassan yaptığı açıklamada, cinsiyetler arası ücret farkının devam etmesine neden olan daha derin yapısal engellerin ele alınmasının büyük önem taşıdığını belirterek şunları söyledi:
“Kadınların daha yüksek ücretli ve erkek egemen sektörlere erişiminin desteklenmesi, bakım ve sosyal hizmet işlerinin değerinin yeniden tanınması ve eşit eğitim-terfi fırsatlarının sunulması bu alandaki temel adımlardandır. Ücret belirlemede cinsiyet temelli önyargıların giderilmesi ve evrensel çocuk bakımı ile paylaşımlı ebeveyn izni gibi politikalarla ücretsiz bakım işlerinin adil biçimde paylaşılması da işyerinde eşitliğin sağlanması açısından kritik öneme sahiptir. Hem Türkiye’de hem de küresel olarak, ücret eşitliğini geliştirmek için gerekli araçlar elimizin altında. Eşit ücret bir tercih değil, temel bir haktır.”

]]>
İKD 50 yaşında https://yenidunya.org/kadinin-sesi/32732/ikd-50-yasinda/ Mon, 02 Jun 2025 08:10:00 +0000 https://yenidunya.org/?p=32732 İlerici Kadınlar Derneği İKD, 50. yılı onuruna düzenlediği “İlerici Kadınlar Öykü Ödülü” törenini 1 Haziranda gerçekleştirdi.
İKD üye ve dostları, 1 Haziran Pazar günü, Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezinde buluştular. İlerici Kadınlar, 50. yıllarını şarkılarla, şiirlerle, öykülerle kutladı.

İKD 50 yaşında

“Bir yolunu buluruz, kederlenme sen”
Tiyatro oyuncusu Merve Polat’ın “İKD’nin manifestosu”nu seslendirmesiyle başlayan kutlamada Kadınların Sesi Müzik Topluluğu şarkılarını okudu. Dilek İleri Ant ve Merve İleri’nin şiirlerini gözlerimizle, saçlarımızla duyduk. Salonu dolduran, ayakta izleyen herkes birlikte okur gibi yankılandı sesler.
“Belki az da olsa olanağı vardır kafede, sinemada, konser salonunda toplanmanın. Ataerkil parmaklık biraz daha sıkıdır. Eş ve çocuklar işe okula gider. Temizlik bitip tencerenin altı kapatılınca komşu evlerde toplaşılır. En büyük dertler dökülür, saçılır ortaya. Göğsüm pres makinası arasında hurdaya ayrılacak bir eski eşya gibi. Kaburgalarımın arasından çıkmak ister gibi bir acı madde. Çay bardakları dolar boşalır.
Ohh derdimi dedim anlattım da ferahladım be kızlar.
Kadınların hangi buluşması iyi olmaz ki… Yeter ki toplaşalım. Evlerde, iş yerlerinde çay molalarında, okulun kantininde, kafelerde… Eee tabii eylemlerde, “Yaşasın Kadınlar” diyen etkinliklerde…
Bir yolunu buluruz, kederlenme sen.
Bir yolunu bilen; eşit, özgür bir dünyanın yolunu birlikte arayan kadınlar, derneğimizin 50. yıldönümünde, İlerici Kadınlar Öykü Ödülü töreninde bu kez şarkılarla, şiirlerle, öykülerle bir aradayız.” sözleri İlerici Kadınların mücadele yolunu özetler gibiydi.

İKD 50 yaşında

İKD 50 yaşında

“Emekçi Kadın” öyküleri
Müzik ve şiir etkinliği ardından İKD’nin 50. yılı onuruna düzenlenen “Emekçi Kadın” konulu İlerici Kadınlar Öykü Ödülü törenine geçildi.
Yarışmaya birbirinden anlamlı 164 öykü katıldı. Aysel Sakarya, Cenk Orak, Lerzan Toker, Seda Özyürekoğlu Balcı ve Turgut Metin Öztürkoğlu eserleri okuyarak ön elemeleri gerçekleştirdiler. Bahar Yaka, Ayşe Övür, Fuat Sevimay, Mehmet Fırat Pürselim ve Müge İpekçi’den oluşan jüri ise ödüllerin sahibi yazarları belirlediler.
Agit Destan, Atlas Arslan, Deniz Köker, Erdem Alpyürük, Hüseyin Opruklu, İlknur Türkoğlu, Leyla Mehmetoğlu Geridönmez, Merve Kürkcü, Neslihan Demir Sezgin, Pervin Yıldırım, Sevda Yurtalan Eren, Şafak Kumargal, Şerife Kazan, Şeyma Dilek ve Yağmur Şahin öyküleriyle “İlerici Kadınlar Öykü Seçkisi” kitabına girmeye hak kazandı.
“Anneme Söyleyemediğim Şeyler” isimli öyküsüyle Leyla Mehmetoğlu Geridönmez birincilik ödülünü aldı.
“Kömür, Kapı, Kilit” öyküsüyle Sevda Yurtalan Eren ve “Gölgeli Yalnızlık” öyküsüyle Hüseyin Opruklu mansiyon ödülüne layık görüldü.

İKD 50 yaşında

Yeter ki buluşalım, her şeyin bir yolu buluruz!
Çoşkuyla süren 50. Yıl kutlaması şu sözlerle son buldu:
“Gençler, İKD ile büyüyenler, eski kuşak İKD’liler ve dostlarının katıldığı 50. yıldönümünde eşitlik, özgürlük mücadelesi yolunda kilometre taşı, kafamızı dolduran sorulara yanıt oldu: Dünyanın ve Türkiye’nin kapitalist ataerkil sisteminde, sayısız badireden geçtiği onca yıl… Kadınlar, gençler, aydınlar, sanatçılar, işçiler, sendikacıların yaşadığı onca zorbalık… Hani derler ya emek dağlarının un ufak edildiği bu yarım asır… Nasıl oluyor da İKD kadın mücadelesini durmaksızın sürdürebiliyor? Çünkü biz kadınların gerçek, gündelik, toplumsal sorun ve ihtiyaçlarından doğduk diyor İKD. Kadınların kollarına, zihnine atılmış düğümleri çözdükçe toplumsal cinsiyet eşitliğine ve daha güzel bir dünyaya yürüyeceğiz.
Yeter ki buluşalım, örgütlenelim her şeyin bir yolu buluruz.
İKD 50 yaşında. Eylemle, sanatla, felsefeyle 50 yaşında.”

İKD 50 yaşında

İKD 50 yaşında
]]>
Sağlık kuruluşlarından iktidara tepki: “Kadın ile hekimi arasındaki karara karışmayın” https://yenidunya.org/kadinin-sesi/32513/saglik-kuruluslarindan-iktidara-tepki-kadin-ile-hekimi-arasindaki-karara-karismayin/ Mon, 21 Apr 2025 08:50:10 +0000 https://yenidunya.org/?p=32513 Tıp merkezlerinde yasaklanan planlı sezaryene ilişkin uzmanlardan ve muhalefetten “Kadın ile hekimi arasındaki karara karışmayın” çıkışı geldi.
“Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik” önceki gün Resmi Gazete’de yayımlandı. Buna göre tıp merkezlerinde planlı sezaryen yapılmasının önü kesildi.

Tıp merkezinde, belirlenen kriterlerin sağlanması koşuluyla kuruluş bünyesine doğum ünitesi eklenmesi zorunlu olacak. Kriterlere göre doğum salonu en az 16 metrekare olacak. Ameliyathanesi bulunmayan tıp merkezinde doğum ünitesi kurulmasına ise izin verilmeyecek. Bünyesinde doğum ünitesi bulunan tıp merkezlerinden belirtilen şartları taşımayanlar, 31 Aralık 2025 tarihine kadar istenen şartları sağlayamazlarsa doğum üniteleri kapatılacak. Sağlıkçılar, muhalefet ve kadın dernekleri konuya ilişkin görüşlerini Cumhuriyet’e açıkladı.

TTB: ‘İnsan haklarına aykırı’
Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konsey Başkanı Prof. Dr. Alpay Azap, “Doğumun nasıl yapılacağı tıbbi olarak hekimin hastasıyla görüşerek vermesi gereken ortak bir karardır. Bu şekilde yasaklama gibi uygulamalarla sezaryeni azaltmaya çalışmak anne ve bebek sağlığı için olumsuz sonuçlar verebilir. Ayrıca bu, hamile kadınların kendi bedenleri üzerinde söz sahibi olmasını engellemektedir. Sonuçta hamileler tıbbi zorunluluk dışında bireysel, sosyal veya psikolojik nedenlerle sezaryen olmayı isteyebilirler. Buna yasak getirmek çok anlamsız ve insan haklarına aykırıdır” dedi.

Genel Sağlık-İş: ‘Deneme-yanılma yöntemi’
Kararın bir tercih kısıtlaması değil, kadınların bedeni üzerinde doğrudan bir tasarruf olduğunu ifade eden Genel Sağlık-İş Genel Başkanı Dr. Derya Uğur da, “Bu zamana kadar ameliyathanesi olmayan yerlerde doğuma neden izin verdiniz? Bugün kadınları plansız doğuma, doğum yapacağı anı beklemek zorunda kaldığı bir belirsizliğe iten bu sistem, bugüne kadar kime hizmet etti, kimlerin riskini artırdı? “Sağlıklı Türkiye Yüzyılı” diyerek planlanan bu yönetmelik, aslında özel hastaneleri mantar gibi patlatan siyasi iktidarın sağlık hizmetlerini deneme-yanılma yöntemiyle yürüttüğünün bir başka kanıtıdır” ifadelerini kullandı.

‘İdeolojik gölgenizi bedenlerimiz üzerinden çekin’
Planlı sezaryenin, birçok kadın için  tercih değil bir zorunluluk olduğunu vurgulayan Uğur, “Kimin ne yaşadığını bilmeden, neyi neden tercih ettiğini sormadan alınan bu kararlar; kadınları anne yapmaya çalışırken, insan saymayan bir anlayışın ürünüdür. Kadınlar artık şunu çok iyi biliyor: Doğurmak bir tercih değil, bir hak. Ama nasıl doğuracağına karar vermek de en az doğurmak kadar kişisel ve dokunulmaz bir alandır. Bedenlerimizin üzerinde dolaşan ellerinizi, niyetlerinizi ve ideolojik gölgelerinizi çekin. Çünkü biz biliyoruz: Kadın bedeni sizin denetim alanınız değildir. İcap ederse kıymetli hekimlerimiz nasıl doğum yapılması gerektiği hususunda kadınlara müdahil olacaklardır. Bir kez olsun, işi bilene bırakını” diye konuştu. 

‘Sezaryen isteyen anne yaftalanamaz’
29 Ekim Kadınları Derneği’nden Ece Abay, özel sağlık kuruluşlarında doğumhane eksikliği olduğunu belirterek doğumhanenin zorunlu tutulmasını olumlu bulduğunu söyledi. Üniversite hastanelerinde de planlı sezaryen yapıldığına dikkat çeken Abay, “Bunu (sezaryen) isteyen anne yaftalanamaz” dedi. 

‘Çocukların geleceğini düşünün’
CHP Genel Başkan Yardımcısı Aylin Nazlıaka konuya ilişkin olarak iktidara sert tepki gösterdi: “Siz çocukların dünyaya nasıl geleceğini düşünmek yerine doğanların geleceğini düşünün. Bu çocuklar hangi koşullarda nasıl büyüyecek, gelecekleri nasıl şekillenecek bununla ilgilenin. Bir doğumun nasıl olacağına kadın ve doktoru birlikte karar verir. Elinizi kadınların bedeninden çekin! Çıkın insanların yatak odasından.”

]]>