Gençlik – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Thu, 27 Nov 2025 15:35:32 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.5 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png Gençlik – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 Kadem Özbay: 612 bin çocuk okul dışında, MESEM çocuk işçiliği yaratıyor https://yenidunya.org/genclik/33383/kadem-ozbay-612-bin-cocuk-okul-disinda-mesem-cocuk-isciligi-yaratiyor/ Thu, 27 Nov 2025 15:35:31 +0000 https://yenidunya.org/?p=33383 Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Mardin ziyaretini takip eden gazetecilere açıklamalarda bulundu. Tekin, 2019 yılından bu yana eğitim dönemi içerisinde iki defa uygulanan birer haftalık ara tatilin kaldırılacağı sinyalini verdi.

Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, Radyo Sputnik’te yayınlanan Yazı-Yorum programında Fethi Yılmaz’ın konuğu oldu.

Kadem Özbay, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in ara tatillerle ilgili açıklamasını ve son 23 yılda eğitim sisteminde yapılan değişiklikleri değerlendirdi.
Milli Eğitim Bakanı Tekin’in, çalışan anne-babaların zorlandığı ve öğrencilerin okula adaptasyonunda sorun yaşandığı gerekçesiyle ara tatillerin kaldırılmasının değerlendirileceğini söylemesini hatırlatan Özbay, “Aynı konuda aynı gerekçeleri ortaya koyup taban tabana zıt uygulamaları hayata geçiren ve buna da reform diyen bir anlayışla karşı karşıyayız” dedi.

Özbay, 2019’da dönemin bakanı Ziya Selçuk tarafından getirilen ara tatillerin o zaman “dünya örnekleriyle” savunulduğunu, bugün ise tersinin savunulduğunu belirterek, “Kendi yaptığının tam tersini yine aynı gerekçelerle savunan ve eğitimi adeta reform çöplüğüne dönüştüren bir anlayış var” ifadelerini kullandı.

Son 23 yılda 9 Milli Eğitim Bakanı değiştiğini hatırlatan Özbay, şunları söyledi:
Sürekli değişen bir görünüm var ama değişmeyen bir amaç var. Özel okulların sayısının arttığı, eğitimin tamamen velilerin cüzdanına bağlı hale geldiği, okul ortamlarında protokollerle tarikat ve cemaatlerin cirit attığı, müfredattan bilimin eksiltildiği, tarih ve cumhuriyet bilincinin azaltıldığı bir tabloyla karşı karşıyayız. AK Parti’nin başta eğitimle ilgili bir ehliyetinin olmadığının en net kanıtı, kendi yaptığı düzenlemeyi iki-üç yıl sonra kötüleyip tam tersini yine reform diye sunmasıdır. Artık başladığı sistemle bitirebilen bir öğrenci profili yok, ortada bir sistemden değil sistemsizlikten söz edebiliyoruz. Bunun bedelini öğrenciler, öğretmenler ve veliler ödüyor.

‘Bakanlık bütçesinin yüzde 83’ü zorunlu gider, personel gideri’
Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinin önemli kısmının personel giderine gittiğini hatırlatan Özbay, şunları aktardı:
Bakanlık bütçesinin yüzde 83’ü zorunlu gider, personel gideri. Öğretmen bu bütçeyle bile yoksulluk sınırının altında maaşla çalışıyor. Yatırım bütçesi tek haneli rakamlarda, derslik, okul, yemek gibi temel ihtiyaçları karşılamaktan uzak. 2019 yılından itibaren ikili eğitim olmayacağı söylendi. Şu an milyonlarca çocuk ikili eğitimde. Bir okul binasında dört ayrı okul tabelası görüyoruz, deprem bölgesinde hâlâ konteynerlerde eğitim devam ediyor.

Eğitimde okullaşma ve devamsızlık sorunlarına da dikkat çeken Özbay, şöyle konuştu:
En son veriye göre 612 bin 814 çocuk okul dışında. Yabancı uyruklu çocuklarla beraber bu sayının bir milyona yaklaştığını görüyoruz. Meslek liselerinde her iki öğrenciden biri, imam hatiplerde her üç öğrenciden biri 20 günün üzerinde okula gitmiyor. Açık lise ve MESEM ile birlikte yüz binlerce çocuk fiilen eğitimden kopmuş durumda.

Kadem Özbay: 612 bin çocuk okul dışında, MESEM çocuk işçiliği yaratıyor

MESEM (Mesleki Eğitim Merkezi) uygulamasının bir “mesleki eğitim modeli” değil, doğrudan “çocuk işçiliği” anlamına geldiğini vurgulayan Özbay, şunları söyledi:
MESEM bir mesleki eğitim modeli olamaz, zaten olmadığını da görüyoruz. Ortaokul çağındaki çocukları haftada bir gün göstermelik okul, beş gün işyerinde çalıştıran bir düzen bu. Bir gün okulda iki saat din kültürü, iki saat Türkçe ile altı saatlik bir kayıt tutuluyor, gerisi işçilik. Milli Eğitim Bakanlığı çocuk işçi bulma kurumuna dönüşmüş durumda. Okullarda bir öğün yemek için kaynak yok deniyor ama işletmeler için teşvik var. Hem çocuğu işçi olarak işletmeye gönderiyorlar hem de devletin kaynağını oraya aktarıyorlar. Bu sistemde 16 çocuğu kaybettik. Bir akademik çalışmada 600 çocuk üzerinden yapılan araştırmada 387’sinin MESEM’de çalışırken küçük ya da büyük yaralanmaya maruz kaldığı görülüyor. Psikolojik travmalar henüz tam anlamıyla tespit bile edilemiyor.

‘Eğitim, belli çevrelerin ve parası olanların erişebildiği bir ayrıcalık haline getirildi’
Eğitim-İş’in ve diğer eğitim bileşenlerinin karar süreçlerinin dışında bırakıldığını belirten Özbay, kendi görev süresi boyunca Milli Eğitim Bakanlığı’ndan hiçbir düzenleme için görüş talebi gelmediğini söyledi:

Türkiye’nin en büyük eğitim örgütlerinden birinin genel başkanıyım. Müfredat değişikliği, Öğretmenlik Meslek Kanunu gibi doğrudan öğretmenleri ilgilendiren süreçlerde bile bizimle tek bir görüş alışverişi yapılmadı. Her seferinde ‘ben yaptım oldu’ anlayışıyla hareket ediliyor. Karma eğitim, lise süresinin kısaltılması, müfredat değişiklikleri gibi başlıklarda önce bu yapılar açıklama yapıyor, ardından bakan çıkıp ‘kamuoyundan gelen talepler’ diyerek bu kararları meşrulaştırmaya çalışıyor.

Okulların, sosyal eşitlik ve güven duygusunun inşa edildiği yerler olması gerektiğini vurgulayan Özbay, gelinen noktayı şöyle özetledi:
Okullar, bir ülkede yaşayan insanlara devletin sosyal anlamda eşitlik ve güven duygusunu vereceği ilk kurumlardır. Şu anda ise eşitsizliğin ve güvensizliğin en çok hissedildiği yerler haline gelmiş durumda. Eğitim, tüm çocuklar için bir hak olarak değil, belli çevrelerin ve parası olanların erişebildiği bir ayrıcalık haline getirildi.

]]>
Yurttaş Birlikteliği’nden Hacettepe Üniversitesi öğrencilerine destek https://yenidunya.org/genclik/33281/yurttas-birlikteliginden-hacettepe-universitesi-ogrencilerine-destek/ Mon, 03 Nov 2025 12:53:19 +0000 https://yenidunya.org/?p=33281 Yurttaş Birlikteliği, geçtiğimiz günlerde Hacettepe Üniversitesi öğrencilerine yapılan palalı saldırı ve gözaltını protesto eden bir basın açıklaması yaptı.
“Hacettepe öğrencilerinin yanındayız” başlıklı basın açıklamasında, “Saldırganların, farklı görüşlere, görüşle-fikirle yanıt vermeyi değil, şiddetle karşılamayı istedikleri açıktı. Üniversite öğrencilerinin çok masum istemleri için dahi seslerini yükseltmelerine izin verilmek istenmiyordu. Bizler, demokratik kitle örgütlerinin, sendikaların, meslek örgütlerinin yan yana geldiği, Yurttaş Birlikteliği olarak, hakları için mücadele eden Hacettepe öğrencilerinin yanında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz. Haksızlıklara karşı yan yana olduğumuz gibi mücadelede de yan yana olacağımıza inanarak, tüm yurttaşları, emeklilerin sesini çoğaltmak üzere 6 Aralık’ta Tandoğan Meydanı’na bekliyoruz.” denildi.

“Hacettepe öğrencilerinin yanındayız”
Üniversite Gençliğinden Emeklilere Mücadeleyi Her Alanda Büyüteceğiz!

Üniversitelerin açılmasıyla birlikte farklı kampüslerde beslenme hakkı gibi temel hakları için seslerini yükselten, Filistin halkı ile dayanışmak için biraraya gelen öğrencilere, okul içindeki farklı gruplar tarafından saldırılar yapıldığı haberlerini aldık. Bu haberleri, yenileri izledi; 27 Ekim’de Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsü’nde “Reis değişimi” adıyla bir provokasyon gerçekleştirilmek istendi. Üniversite dışından, yüzleri maskeli, ellerinde palalarıyla kampüse gelenlerin de desteğiyle öğrencilere saldırılmış, bir öğrenci kafasından, bir diğer öğrenci ise dizlerinden ağır şekilde yaralanmıştı. Saldırı, metro girişindeki öğrencilere de yönelmiş ve öğrencilere şiddet uygulanmıştı. Nevar ki, gözaltına alınanların, saldırganlar yerine mağdurlar olduğu haberi basına yansıdı. Palayla yaralandığı için muayene sırasını bekleyen bir öğrenci ve dayanışma için hastaneye gelen toplam 23 öğrenci hastaneden zorla gözaltına alınmıştı. Bu öğrenciler, daha sonra salındılar. Ancak, saldırıyı gerçekleştirenlerden gözaltına alınan oldu mu ve haklarında ne gibi bir işlem yapıldı henüz bilmiyoruz!!!

Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğü, bu grupla ilgili olarak 5 Mayıs 2024’te “üç yıldır kampüste pek çok saldırıya karıştıkları ve kampüsün huzurunu bozdukları” açıklaması yapmıştı. Bu kez, grupları eşitleyen “karşıt görüşlü gruplar” kurgusunu kullandı. Oysa, bir tarafta elleri palalı, yüzleri maskeli, eğitimli profesyonel saldırganlar diğer tarafta yemek hakları için mücadele eden üniversite öğrencileri bulunmaktaydı. Saldırganların, farklı görüşlere, görüşle-fikirle yanıt vermeyi değil, şiddetle karşılamayı istedikleri açıktı. Üniversite öğrencilerinin çok masum istemleri için dahi seslerini yükseltmelerine izin verilmek istenmiyordu.

Bizler, demokratik kitle örgütlerinin, sendikaların, meslek örgütlerinin yan yana geldiği, Yurttaş Birlikteliği olarak, hakları için mücadele eden Hacettepe öğrencilerinin yanında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz.

Biliyoruz ki bu saldırı, geçmişten bugüne demokratik hakları için verdikleri mücadele ile ülkeyi demokratikleştiren gençliğin engellenmesi girişimidir. Gençliğin, 19 Mart’ta Beyazıt’tan başlayan, dalga dalga Ankara Üniversitelerine yayılan demokratik talepleri yok sayılmak istenmektedir. Ancak, yurttaşlar ve hak arama geleneğinin sürdürücüsü olan Yurttaş Birlikteliği olarak, bizim bileşenlerimiz ve çocuklarımız olan üniversite gençliğinin demokratik mücadelesinin yanında olduğumuzu ifade etmek isteriz.

Bugüne kadar yanıtlanmadığı için, Türkiye’nin dört bir yanından yükselen soruları bugün bir kez daha soruyoruz:
-Ellerinde palalar, yüzlerinde maskelerle üniversitelilere saldıranlar kimlerdir? Bu çeteler kimler tarafından beslenmektedir?
-Saldırıya uğrayan üniversiteliler gözaltına alınırken saldırganlar da gözaltına alınmış mıdır? Haklarında ne gibi bir işlem yapılmıştır.?
-Üniversitenin Sayın Kayyım Rektörü, daha dün üniversitenin huzurunu bozduklarını ifade ettiği bu saldırgan grupla ilgi bugün neden tutumunu değiştirmiştir?.
-Olaya müdahale etmek amacı ile Üniversiteye giren emniyet güçleri, saldırganlara neden engel olmamışlardır? Bu konuda bir soruşturma söz konusu mudur?

Yurttaş Birlikteliği'nden Hacettepe Üniversitesi öğrencilerine destek

Gençlik, mücadele geleneğini 1923’lerin Tıbbiyeli Nazımlar’ından Bugüne Onurla Taşıyor
İktidar, Üniversite gençliğinin haklı istemlerini yerine getirmek için harekete geçmek yerine hareketsiz kalıyor. Aksine, bu istemlere karşı şiddet uygulayanları engellemeyerek koruyor. Bu tutumu ile derinleşen yoksulluğun, emek sömürüsünün, geleceksizliğin, hak gasplarının karşısında susalım istiyor. Tek söz iktidarın, tek söz sermayenin, tek söz emperyalistlerin, tek söz topraklarımızı yağmalayanların olsun istiyor. Kazanmadıkları tüm seçimleri yok sayıp ülkeyi kayyum siyasetiyle yönetmek istiyor. Demokratik seçimlerle, seçilmiş yerel yönetim başkanları tutuklanıyor. Gerçeğin peşinde olan basın emekçileri ve kurumlar susturulmak isteniyor. Bugün Tele1’e bu nedenle kayyım atanıyor. Merdan Yanardağ’ gözaltına alınıp, tutuklanıyor. Mezopotamya Ajans ve JinNews muhabirlerinin cezaları istinaf dairesince onanıyor.
Gençler, işçiler, kamu görevlileri, serbest çalışanlar, emekliler, kadınlar, erkekler, kısaca emekçiler! Yurttaşlar! Susacak mıyız? Hayır!

Emek mücadelesini, haklar mücadelesini büyüteceğiz. 6 Aralık’ta Tandoğan’dayız
Üniversite gençliğinden, bütçe hakkı için mücadele eden toplumun geniş kesimlerine ve insanca bir yaşam mücadelesini büyüten emeklilere mücadelenin köprülerini kuruyoruz. 6 Aralık’ta emeklilerin bütçe hakkı için Tandoğan Meydanı’nda olacağız. Yıllarca topluma hizmet için dişini tırnağına takarak çalışmış, sayıları 17 milyona ulaşmış emeklilerin insan onurunu zedeleyecek bir yoksulluğa mahkum edilmesine karşı bütçe hakkımızı isteyeceğiz. Bütçe Hakkı mitinginde geleceksizleştirilen gençlikle, bütçe hakkını isteyen kamu emekçileriyle, Türkiye’nin dört bir yanında yoksulluğa karşı hakları için direnen emekçilerle, emeklilik hakkı talep edenlerle buluşacağız.
Biliyoruz, onlar bir avuç, biz milyonlarız. Bütçe hakkımızı istiyoruz ve alacağız.
Haksızlıklara karşı yan yana olduğumuz gibi mücadelede de yan yana olacağımıza inanarak, tüm yurttaşları, emeklilerin sesini çoğaltmak üzere 6 Aralık’ta Tandoğan Meydanı’na bekliyoruz.

YURTTAŞ BİRLİKTELİĞİ KURULUŞLARI
29 Ekim Kadınları Derneği
2021 Tüm Emekliler Sendikası
Alevî-Bektaşî Federasyonu
Anadolu Halk Ozanları Kültür ve Dayanışma Derneği
Ankara Dayanışma Derneği
Ankara Divriği Kültür Derneği
Ankara Kadın Ressamlar Derneği
Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Derneği
Bağımsız Emekliler Sendikası
Birleşik Kamu-İş
Çayyolu Güç Birliği
Çiğdemim Derneği
DİSK Devrimci Emekli Sendikası
Eğit-Der
Eğitim İş
Eğitim-Sen
Emekli Meclisleri Sendikası
Emekli ve Emekçiler Dernekleri Federasyonu
Hacı Bektaş Eğitim ve Kültür Derneği
Halkevleri
İstanbul Yüksek Ticaret ve Marmara Ünv. İ.İ.B.F. Mezunları Derneği Ankara Şube
Kahramanmaraş Dernekleri Federasyonu
Kızılırmak Yerel Dernekler Federasyonu
Köy Enstitüleri Çağdaş Eğitim Vakfı
Ozan-Der
Öğrenci Veli Derneği Ankara Şubesi ( Veli-Der )
Öğretmen Okullular ve Eğitimciler Derneği ( Öğret-Der )
Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Vakfı
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği
Sosyal Demokrat Avukatlar Derneği
Sosyal Demokrasi Derneği
Tüketici Hakları Derneği
Tüm Emeklilerin Sendikası

]]>
MESEM’lerin kaza bilançosu ağırlaşıyor https://yenidunya.org/genclik/33201/mesemlerin-kaza-bilancosu-agirlasiyor/ Sun, 12 Oct 2025 09:55:51 +0000 https://yenidunya.org/?p=33201 Çocuk işçiliğin yasal kılıfı haline gelen MESEM’lerde yaşanan ölümlerin ve kazaların sayısı ilk kez resmi belgede yer aldı. Belgeye göre, MESEM Programı kapsamında 10’u ölümlü, 1348 kaza gerçekleşti.

Kayıtlı öğrenci sayısının 500 bini aştığı MEB’e bağlı Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM), “Ucuz ve çocuk işçiliğin yasal kılıfı haline getirildiği” gerekçesiyle tartışma yarattı.
Çalıştırılan öğrencilerin ücret ve sigorta primlerinin kamu kaynaklarından ödenmesi itibarıyla ise “Kamu kaynaklarının talan edilmesine” yol açtığı belirtilen MESEM’lerde yaşanan iş cinayetleri tartışmaları daha da alevlendirdi.
Çocuk işçiliğini meşrulaştırdığı gerekçesiyle eleştirilen MESEM’lerde yaşanan kaza ve iş cinayetlerine yönelik veriler ilk kez resmi ağızdan paylaşıldı. Veriler, çarpıcı tabloyu bir kez daha gözler önüne serdi.
BirGün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre, Milli Eğitim Bakanlığı’nın verilerine göre, Türkiye genelinde Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) programı kapsamında bin 348 kaza meydana geldi. Kazaların 10’u, öğrencilerin yaşamını yitirmesine yol açtı.

Sermaye için
Bakan Tekin’in sinyalini verdiği sistem değişikliğine yönelik hazırlığın detayları, öğrencilerin, “Çocuk işçiliğine” yönlendirilmeye devam edeceğini ortaya koyuyor. MEB kaynakları, 4+4+4 olan eğitim sisteminin üçüncü dört yıllık kısmının üç yıla düşürüleceğini savunuyor. Bakanlığın, “Toplumdaki talep” doğrultusunda hazırlandığını öne sürdüğü taslak çalışma ile öte yandan, lisans eğitiminin süresinin de üç yıla indirilebileceği belirtiliyor.
Hemen her adımın sermaye için atıldığı mesleki eğitimde de köklü değişiklikler yaşanacağı kaydediliyor. Öğrencilerin, ortaokulda haklarında tutulan rehberlik dosyaları kapsamında akademik eğitim ya da mesleki eğitime yönlendirileceği, mesleki eğitimdeki öğrencilerin ise “zaman kaybettirilmeden” sahaya sürüleceği iddia ediliyor. Bu kapsamda, “tecrübe kazanma” gerekçesiyle öğrencilerin, 15 yaşından önce çıraklığa yönlendirileceği öne sürülüyor. Mesleki eğitime yönlendirilen öğrencilerin emeklilik sigortası için işletmelere verilecek devlet desteği için de çalışmalar yürütüleceği dile getiriliyor.

Çocukların iletişim becerilerini zayıflatıyor
İş cinayetleri ve ucuz işgücü tartışmalarıyla anılan mesleki eğitim merkezlerine devam eden öğrenci çırakların sosyal becerilerini mercek altına alan çalışmada da dikkati çeken tespitler yer alıyor. Milli Eğitim Dergisi’nde yayımlanan araştırmanın sonuçları, uzun saatler çalıştırılan ve haftada bir gün dahi izin yapamayan çocukların sosyal iletişim becerilerinin zayıfladığını ortaya koyuyor.
MEB “Mesleki Eğitim Merkezlerine Devam Eden Çırakların Sosyal Becerilerinin İncelenmesi” isimli çalışmada, 14-18 yaş grubu çırakların aile, iş ortamı, yaşadıkları sosyokültürel ortam ve akran çevresinden sosyal beceriler konusunda yeterli destek alamadıkları belirtiliyor. Çıraklık yapan çocukların genel itibarıyla “nitelikli çevre”ye sahip olmadıkları kaydediliyor.

]]>
‘Ne işte ne de eğitimde’ olan 2,3 milyon gençten sadece 632 bini iş arıyor https://yenidunya.org/genclik/33195/ne-iste-ne-de-egitimde-olan-23-milyon-gencten-sadece-632-bini-is-ariyor/ Sat, 11 Oct 2025 13:36:10 +0000 https://yenidunya.org/?p=33195 Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM) tarafından hazırlanan “Genç kuşakta ne eğitimde ne istihdamda olanların çok boyutlu analizi” araştırmasına göre, Türkiye’de ne işte ne de eğitimde olan 2,3 milyon gençten 632 bini iş arıyor.

Raporda şu bilgilere yer verildi:
“Ne eğitimde ne istihdamda” (NEET) gençler, işgücü piyasasının en önemli göstergelerinden birini oluşturur. NEET göstergesi, 15–24 ya da 15–29 yaş aralığında olup eğitimini tamamlamış ancak bir işte çalışmayan gençlerin durumunu izlemeyi amaçlar. NEET oranı ne kadar yüksekse, o ülkede üretimden ve eğitimden kopan genç nüfus da o kadar fazladır.
Türkiye, Avrupa’da açık ara en yüksek NEET oranına sahip ülkedir. 2024 itibarıyla 15–24 yaş grubunda NEET oranı yüzde 22,9’dur ve Türkiye bu oranla Avrupa Birliği ülkeleri arasında birinci sıradadır. Bu tablo, ülkede yapısal bir istihdam ve eğitim sorununun varlığını göstermektedir.
Türkiye, yalnızca yüksek NEET oranıyla değil, aynı zamanda istisnai bir özelliğiyle de dikkat çekmektedir. Avrupa ülkelerinde genç işsizlik oranı NEET oranından yüksektir.
Türkiye’de ise bu durum tam tersidir. Genç işsizlik oranı yüzde 16,4 iken NEET oranı yüzde 22,9’dur. Bu fark, NEET olgusunun yalnızca işsizlikten değil, eğitimden erken kopuş, toplumsal cinsiyet rolleri ve yapısal engellerden kaynaklandığını ortaya koymaktadır.
TÜİK’in 2023 Hanehalkı İşgücü Anketi mikro verileriyle yapılan düzeltme (ayrıntısı raporda açıklanmıştır) sonrasında NEET sayısı 2 milyon 356 bin olarak hesaplanmıştır.
Bu düzeltmeye göre, 15–24 yaş nüfusu içindeki oran yüzde 19,9’dur. Türkiye, bu revize edilmiş oranla dahi Avrupa’da ilk sıradaki konumunu korumaktadır.

Kadınların 3’te 2’si ne eğitimde ne istihdamda!
Rapora göre, NEET grubunun yaklaşık üçte ikisini kadınlar oluşturmaktadır. Kadın NEET oranı her eğitim düzeyinde erkeklerden daha yüksektir. Türkiye’de NEET’in en çarpıcı yapısal özelliği ise bölgesel eşitsizliklerdir. En yüksek oranlar Güneydoğu Anadolu (%31,5) ve Ortadoğu Anadolu (%28,3) bölgelerindedir. Toplam NEET nüfusunun yaklaşık yüzde 28’i (745 bin genç) yalnızca bu iki bölgede yaşamaktadır. Güneydoğu’da genç kadınların neredeyse yarısı (%40,6), Ortadoğu’da ise üçte biri (%35,1) ne eğitimde ne istihdamdadır. Bu fark, kırsal alanlarda tarım dışı iş olanaklarının sınırlılığı ve aile içi ücretsiz emeğin yaygınlığıyla yakından ilişkilidir. En düşük NEET oranı ise yüzde 12,8 ile İstanbul’dadır.

Bölgesel farklar yüksek
2023 mikro verileri, NEET grubundaki gençlerin bir bölümünün aslında iş arayan bireyler olduğunu göstermektedir. İş arayanlar tanım icabı işgücüne dâhildir. 2023 itibarıyla iş arayan genç sayısı 632 bin kişi (%26,8)’dir. Toplam NEET’ten bu sayı düşüldüğünde, “saf NEET” sayısı 1 milyon 724 bin olmaktadır. Bu grubun yüzde 71,7’si kadındır. İş arayanların payı bölgelere göre farklılık göstermektedir: en düşük oran Güneydoğu Anadolu’da (%14,3), en yüksek oran ise Doğu Karadeniz’dedir (%45,9). Eğitim düzeyi açısından en yüksek NEET oranı yüzde 26,7 ile lise üstü gruptadır. Ancak bu gruptaki gençlerin yarısından fazlası (%53,5) aktif olarak iş aramaktadır. Bu durum, yüksek eğitimli gençlerde atalet değil, iş bulma güçlüğü sorununun öne çıktığını göstermektedir.

Yüzde 70’i iş aramayı bıraktı
NEET içinde yer alan 464 bin potansiyel işgücünün ise yaklaşık yüzde 70’i “daha önce iş aradığı hâlde bulamadığı” veya “vasıflarına uygun iş olmadığını düşündüğü” için iş aramayı bırakmıştır. Bu da gençlerde iş bulma umutsuzluğunun yaygın olduğunu ortaya koymaktadır.
Son olarak, evlilik genç kadınlarda NEET olasılığını dramatik biçimde artırmaktadır.
NEET kadınların yüzde 36’sı evlidir; evli erkeklerin payı ise yalnızca yüzde 4’tür. Evlilik sonrasında kadınların işgücünden çekilmesi, toplumsal normlar ve çocuk bakım
yükümlülükleriyle yakından ilişkilidir.
Türkiye’de NEET oranlarının yüksekliği, ekonomik göstergelerin ötesinde, eğitimden istihdama geçişteki zayıf bağlantılar, toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri ve bölgesel dengesizliklerle birlikte değerlendirilmelidir. Bu sorun yalnızca istihdam politikalarıyla değil, kapsayıcı sosyal politikalar ve cinsiyet eşitliği odaklı reformlarla çözülebilir.

NEET Gençlerin işgücü dışında kalma nedenleri
Raporda, gençlerin iş gücü dışında kalma nedenleri şöyle sıralandı:
-NEET grubundaki gençlerin önemli bir bölümü, çalışmayı tercih etmediklerini belirtiyor. 2023 Hanehalkı İşgücü Anketi verilerine göre, bu tercihler cinsiyetler arasında belirgin biçimde farklılaşıyor.
-Kadın NEET’lerin çok büyük bir kısmı (yüzde 78,9), çalışmama nedenini “ev işleriyle meşgul olma” veya “çocuk bakımı” olarak gösteriyor. Bu bulgu, hane içi sorumlulukların büyük ölçüde kadınlar tarafından üstlenildiğini ve toplumsal cinsiyet rollerinin kadınların iş gücüne katılımını sınırladığını ortaya koyuyor. Türkiye’de bakım hizmetlerinin kamusal düzeyde yetersiz olması, bu eğilimi daha da güçlendiriyor.
-Erkek NEET’lerde tablo farklı. Bu grupta en yaygın gerekçe “sağlık sorunları veya engellilik” (yüzde 34,9) ile “kişisel nedenler” (yüzde 45,8) olarak öne çıkıyor. Yaklaşık 670 bin genç erkek, eğitimini tamamladığı hâlde çalışmıyor ve iş aramıyor. Bu denli yüksek oranlar, bazı genç erkeklerin gerçek nedenlerini belirtmekten kaçındığını ya da kayıt dışı ve kanun dışı gelir faaliyetlerine yönelmiş olabileceğini düşündürtüyor.
-Sonuç olarak, kadınlarda çalışmama davranışı büyük ölçüde toplumsal cinsiyet normları ve bakım yükü ile açıklanabilirken, erkeklerde nedenler daha karmaşık ve kısmen gizli kalıyor. NEET oranlarının azaltılması için, yalnızca istihdam yaratmaya değil, cinsiyet rollerinin yeniden tanımlanmasına ve bakım altyapısının güçlendirilmesine odaklanan sosyal politikalara ihtiyaç var.

]]>
Esnek mesleki eğitim modeli: Kölelik yoluna bir yeni taş daha https://yenidunya.org/genclik/33187/esnek-mesleki-egitim-modeli-kolelik-yoluna-bir-yeni-tas-daha/ Sat, 11 Oct 2025 10:47:52 +0000 https://yenidunya.org/?p=33187 “Esneklik” adıyla kölelik düzeni kuruluyor. Bakanlık protokolüyle halk eğitimi merkezleri OSB’lere bağlanarak kursiyerler ucuz işgücü yapılacak. Ekonomi yönetiminin gündeminde de çocukları okuldan uzaklaştırmak var.

AKP iktidarının son yıllarda her alana yaydığı “esneklik” politikası, emeği güvencesizlikle eşitleyen yeni bir aşamaya taşındı. Milli Eğitim Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı arasında imzalanan protokolle, “Esnek Mesleki Eğitim Modeli” yürürlüğe girdi. Buna göre, MEB’e bağlı halk eğitimi merkezlerindeki kursiyerler, OSB’lerde çalıştırılacak. Model, hak gasplarıyla patronlara bedava işgücü yaratıyor.

AKP iktidarının favorisi
BirGün’den Melisa Ay’ın haberine göre, AKP iktidarının son yıllarda daha fazla kullandığı kelimelerden ‘esnek’, güvencesiz ve sömürüye açık biçimde çalıştırılmayı örten bir süs haline getirildi. İktidarın ‘fayda’larını anlatmakla bitiremediği esnek çalışma modeli, genç, kadın, çocuk, yaşlı her kesimin emeğine göz koyulduğunun bir diğer ispatı oldu.

Esnek mesleki eğitim modeli: Kölelik yoluna bir yeni taş daha

Zorunlu eğitimi hedefe koyan iktidarın “Aile Yılı” ile “Kadınlara ayrıcalık” olarak sunmaya çalıştığı esnek çalışma, emeğin değerinin harçlıklaştırılmasına ve kıdem tazminatından sigorta primine kadar her türlü hakkın saldırıya açık hale getirilmesine yol açıyor.
Son olarak “Esnek Mesleki Eğitim Modeli” adıyla açıklanan çalışma biçimi, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sanayi Bakanlığı arasındaki protokolle yürürlüğe kondu. Bu modelle MEB bünyesindeki Halk Eğitimi merkezleri bünyesindeki kursiyerler, Organize Sanayi bölgelerinde (OSB) çalıştırılacak. Sanayi, aradığı bedava emeği okullardan sonra MEB bünyesindeki kurslarda buldu.

Ülkedeki 282 OSB ile 246 halk eğitimi merkezi eşleştirildi. Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) Başkanı Memiş Kütükcü protokolü “Halk eğitimi merkezlerinin esnek yapısı ve mesleki eğitim tecrübesi, sanayicinin ihtiyacı ile bir araya getirildi” diyerek anlattı. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan sanayi sektöründe üretim biçimlerinin hızlı değişim gösterdiğini, değişime cevap verebilmek için de esnek modellere ihtiyaç olduğunu söyledi. İnan, kurs süresinin de istenildiği gibi değiştirilebileceğini söyleyerek “Halk Eğitim merkezlerimizin müfredat modeli, süre modeli 3 ay istersek 3 ay, 6 ay istersek 6 ay, 9 ay istersek 9 ay. Müfredatı isteğe göre dizayn edebiliyoruz. Böylece hem sanayinin mevcut insan kaynağı ihtiyaçları hızlıca karşılanabilecek hem de yeni ihtiyaçlar çıkarsa ona çok esnek cevap oluşturulabilecek” dedi. Taraflar defalarca esneklik vurgusu yaparken sanayinin “yeni ihtiyaçları” arasında kolay, geçici, güvencesiz, tazminatsız, teşvikli, ucuz istihdam modeli olduğu anlatıldı. Bakanlıklar, işbirliği protokolünün detaylarını dahi açıklamadı.

Çocukları devlet eliyle işçileştiren MESEM’ler ve harçlıkla çalışmayı meşrulaştıran İşgücü Uyum Programı (İUP) gibi modeller ileriye taşınacak, kölelik yolunda bir adım daha atılacak. Meslek edinmek ya da mesleki bilgilerini artırmak için bu kurslara giden yetişkinler, ucuz işçiliğe yönlendirilecek. Dönemlik, sözleşme bazlı işlerde kıdem ve ihbar tazminatı gibi en temek hakları gasp edilerek asgarinin de altındaki ücretlere çalıştırılacaklar.

Esnek mesleki eğitim modeli: Kölelik yoluna bir yeni taş daha

Ekonomi yönetimi çocukların yakasında
Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) dün toplandı. Toplantıya, ekonomi yönetiminin yanı sıra Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile AKP’liler de katıldı. EKK, toplantının ardından yazılı açıklama yayımladı. Açıklamada, eğitim süresinin kısaltılarak çocukların işçileştirilmesi ve güvencesiz çalışmanın yaygınlaştırılması planı için “Potansiyel işgücünün ekonomiye aktif katılımını teşvik” bahanesi bulundu. Toplantının bir diğer gündemi, “Yeni nesil çalışma modellerine ilişkin sosyal taraflarla diyalog çerçevesinde yürütülen mevzuat hazırlıklarında gelinen aşama ele alınmıştır” diyerek açıklandı.

Patronlara kıyağı neredeyse her şeyin üstünde tutan iktidar çocuk emeğine göz diktiğini de gizlemiyor. AKP iktidarının sermayeyle el ele hedefi işçilik yaşını erkene, emeklilik yaşını geçe çekmek. Yaşlılara ölene dek çalışmayı, güvencesiz koşullarda çalışırken ölmeyi dayatan ücret politikası; çocuklara da okul sıraları yerine üretim bantlarını, atölyeleri işaret eden eğitim politikasıyla işbirliği içinde.

Mevcut eğitim sistemini hedef alan sermayedarlar, her fırsatta eğitim süresinin kısaltılmasını talep ederken Milli Eğitim Bakanlığı, mevcut kabinenin tümü gibi talepleri yerine getirmeye istekli. Zorunlu eğitimi tırpanlamak için tam gaz hareket eden Bakanlık, patronların takdirini kazanıyor. Kentlerde ticaret oda ve borsaları, yurt çapında patron örgütleri her gün “ucuz emek ve işgücü piyasasına erkenden katılım” arzularını yineliyor.

]]>
Kamusal eğitim eriyor, eşitsizlik büyüyor https://yenidunya.org/genclik/33185/kamusal-egitim-eriyor-esitsizlik-buyuyor/ Wed, 08 Oct 2025 11:31:43 +0000 https://yenidunya.org/?p=33185 Okul öncesi eğitime katılım son bir yılda sert biçimde gerilerken zorunlu çağda 600 bini aşkın çocuk sistem dışında kaldı. ERG’nin yayımladığı veriler, kamusal eğitimin zayıfladığını, eşitsizliğinse derinleştiğini bir kez daha ortaya koydu.

BirGün’den İlayda Sorku’nun haberine göre, yoksulluğun derinleştiği, kamusal kaynakların piyasaya aktarıldığı dönemde eğitim sistemi de çöküşte. Eğitim Reformu Girişimi (ERG), Millî Eğitim Bakanlığı’nın 2024-2025 eğitim-öğretim yılı verilerinden hareketle hazırladığı ön değerlendirmeyi yayımladı. Derlenen ön değerlendirme, eğitime erişimdeki eşitsizliklerin sürdüğünü ortaya koydu. Eğitim dışındaki çocuk sayısı 14 yaştan itibaren keskin biçimde artarken okulöncesi eğitimde okullulaşma oranları düştü.
Rapora göre zorunlu eğitim çağındaki 611 bin 612 çocuk okul dışında. Çocukların büyük kısmının 14-17 yaş grubunda yer alması özellikle lise çağında eğitimden kopuşun hızlandığını ortaya koydu. Veriler, ekonomik krizin erkek çocuklarını işgücüne daha erken ittiğini, kız çocuklarının ise görülmeyen ev içi emek veya çocuk yaşta evlilik nedeniyle eğitim dışında kaldığını gösterdi.

Okulöncesinde sert düşüş
Okulöncesi eğitimde öğrenci sayısı gerilerken, taşımalı eğitim ve pansiyonlardan yararlanan öğrenci sayısı da azaldı. Rapora göre okul öncesi eğitimdeki öğrenci sayısı bir yılda yaklaşık 200 bin azaldı. 2023-24 döneminde 1 milyon 954 bin 202 olan okul öncesi öğrenci sayısı bu yıl 1 milyon 741 bin 314’e düştü. Beş yaş grubunda net okullulaşma oranı yüzde 82,5’e geriledi. Bu oran, son yılların en düşük düzeyi. Okul öncesi eğitimde yaşanan düşüşe karşın, Diyanet’e bağlı 4-6 yaş Kuran kurslarına katılım artmaya devam etti.
Öte yandan 2024’te yapılan yönetmelik değişikliğiyle taşımalı eğitimde mesafe sınırı 50 km’den 30 km’ye indirilmişti. Bu düzenleme sonrasında taşımalı öğrencilerin sayısı yüzde 16,2 azalarak 846 bin 168’e düştü. Ayrıca pansiyonlu okullarda kalan öğrenci sayısı da yüzde 7,9 azalarak 244 bin 666’ya geriledi. Hem taşımalı eğitim hem pansiyon sayılarındaki düşüş, çocukların eğitime erişimini zorlaştırdı.
Eğitim altyapısındaki artış da yetersiz kaldı. Toplam derslik sayısı bir önceki yıla göre sadece yüzde 1,4 artarak 753 bin 571’e çıktı. Resmi kurumlarda artış yüzde 1,7, özel kurumlarda ise yüzde 0,4’te kaldı. Nüfus artışı ve göç göz önüne alındığında bu oranlar eğitimdeki kapasite sorununu çözmeye yetmedi.

Güvencesiz istihdam
2024-25 yılında öğretmen sayısı 1 milyon 187 bin 409 oldu. Öğretmenlerin yüzde 94,6’sı kadrolu, yüzde 5,4’ü sözleşmeli çalıştı. Ücretli öğretmen sayısında artış gözlendi. ERG, bu durumun güvencesiz istihdamı kalıcı hale getirdiğini vurguladı. Bir yılda öğretmen sayısı yüzde 1,6 arttı ancak yapılan atama sayısında 20 bini aşkın düşüş gözlemlendi. Buna karşın emekli olan öğretmen sayısı sert biçimde düşerek 8 bin 776’ya indi.

]]>
Eğitim-İş: Eğitim haktır, pazarlık konusu yapılamaz! https://yenidunya.org/genclik/33154/egitim-is-egitim-haktir-pazarlik-konusu-yapilamaz/ Wed, 01 Oct 2025 10:27:36 +0000 https://yenidunya.org/?p=33154 Çocukların eğitim süresi azalıyor, çocuk işçiliği patlıyor!

Eğitim-İş, çocuk işçiliği araştırmasını açıkladı.
Araştırmada, çocukların eğitim sürecinin her yıl azaldığı vurgulanırken, “…ya hiç okula gitmiyor, ya da okulda kalacak kadar korunamıyor.” denildi.

Çocuk işçiliği patladı
TÜİK ve MEB verileri, Türkiye’de eğitimin çöküşünü tüm çıplaklığıyla ortaya koymaktadır. Muhtemel Eğitim Süresi (MES) – yani okula başlayan bir çocuğun mevcut okullaşma oranları sabit kalırsa eğitimde geçirmesi beklenen süre – 2022 yılında 18,2 yıl iken, 2023’te 17,9’a, 2024’te ise 17,2 yıla gerilemiştir. Daha çarpıcı olan, zorunlu eğitim için hesaplanan MES’in 2024’te 11,9 yıla düşerek 12 yıllık zorunlu eğitimin bile altına gerilemesidir.

Eğitim-İş: Eğitim haktır, pazarlık konusu yapılamaz!

•2022-2023 döneminde 442 bin, 2023-2024 döneminde 612 bin çocuk zorunlu eğitim dışında kalmıştır.
•Çocuk işçi sayısı 2022’de 619 bin, 2023’te 759 bin, 2024’te ise 869 bine yükselmiştir.
MES, çocukların gerçekten mezun olup olmadığını ya da nitelikli öğrenim görüp görmediğini ölçmez; yalnızca kayıtlı kalma süresini tahmin eder. Daha yüksek sayılar bazen eğitim sisteminin daha uzun sürmesinden, bazen de öğrencilerin sınıf tekrarına zorlanmasından kaynaklanabilir. Yani “uzun eğitim süresi” tek başına başarı değil; tersine, tekrarlar ve okulda kalma sorunlarıyla da ilgili olabilir.

Türkiye’de bu göstergenin düşüşü, yalnızca okul dışında kalan çocukların arttığını değil, aynı zamanda çocuk işçiliğinin patladığını da kanıtlıyor. Kısacası, çocuklar ya hiç okula gitmiyor, ya da okulda kalacak kadar korunamıyor.

Çocukların geleceği gasp ediliyor
Artan yoksulluk, derinleşen ekonomik kriz ve iktidarın yanlış politikaları nedeniyle çocuklar eğitimden koparılıyor. Zorunlu eğitim kâğıt üzerinde varlığını sürdürürken, gerçekte çocuklar ucuz işgücü pazarına mahkûm ediliyor. Böylece en temel hakları olan eğitim ellerinden alınıyor.

Bu tablo, “eğitimde yol alıyoruz” masalının çöktüğünü gösteriyor. TÜİK ve MEB verileri, iktidarın kendi resmi istatistikleriyle bile yalanlandığını ortaya koyuyor. Tarikat protokolleriyle gericileştirilen, rant uğruna kamusal niteliği zayıflatılan eğitim sistemi, çocukları okulsuz ve geleceksiz bırakmaktadır.

Her yıl daha fazla çocuğun eğitim dışında kalması yalnızca bir eğitim sorunu değil; aynı zamanda çocuk hakları ihlali ve toplumsal bir yaradır.

Biz bu tabloyu asla normalleştirmeyeceğiz.
•Çocukların yeniden okula dönmesi,
•Çocuk işçiliğinin engellenmesi,
•Eşit, laik ve kamusal eğitimin güçlendirilmesi için mücadelemizi sürdüreceğiz.

Eğitim haktır, pazarlık konusu yapılamaz!

]]>
Eğitim bir hak olmaktan çıkarıldı: Cebin kalınlığı kadar eğitim https://yenidunya.org/genclik/33096/egitim-bir-hak-olmaktan-cikarildi-cebin-kalinligi-kadar-egitim/ Wed, 03 Sep 2025 10:34:10 +0000 https://yenidunya.org/?p=33096 KYK yurtlarına yapılan zam eğitime nasıl yaklaşıldığını yine gösterdi. Okulöncesinden yükseköğretime kadar her aşamada yurttaşı özele mecbur eden bir sistem yaratan AKP eğitimi metaya, öğrenciyi müşteriye dönüştürdü.

Üniversite kayıtları önceki gün itibarıyla başladı. Dün de KYK yurt başvuruları için kayıt sürecinin başladığı duyuruldu. Yurtların bu sene yüzde 40 zamlı olacağı açıklandı. Yani geçen sene 1000 TL olan bir yurdun ücreti bu yıl 1400 TL olacak. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Temmuz ayında açıkladığı verilere göre yıllık enflasyon yüzde 33,52 olmuştu. Kamu emekçisi ve emeklileri temmuz ayında yüzde 15,57 oranında; SSK ve Bağ-Kur emeklileri ise yüzde 16,67 oranında zam almıştı. Yani hem yıllık enflasyonun hem de kamu emekçilerine yapılan zammın üstünde bir artış yaşandı KYK yurt ücretinde. Üstelik eğitimdeki artışta tek sorun bu da değil.
Açıkladığı istatistikler sık sık eleştiri konusu olan TÜİK’in verileri bile eğitimin ne durumda olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Son iki yıldır sürekli artış gösteren eğitim endeksi Mart 2024’ten bu yana ana harcama gruplarının yıllık enflasyonunda ilk sırada. Bazen lokanta ve oteller, bazen sağlık, bazen de konut ikinci sırayı alsa da eğitim yıllık enflasyonda zirveyi hiç bırakmadı. Elbette buradaki tek sorun KYK yurt ücretlerine gelen zam değil. Kırtasiye ürünlerinden ders kitaplarına, vakıf üniversitelerinden özel okul ücretlerine kadar hepsi bu kalemin içinde. Tamamen kamusal bir hizmet olması gereken eğitim tersine işliyor.

OECD sonuncusu
Tablonun ne kadar vahim olduğunu kıyaslayarak da görebiliriz. Türkiye, ilkokul kademesinde kamu harcamalarının payının en düşük, özel harcamaların payının en yüksek olduğu OECD ülkesi konumunda. Türkiye’de ilkokul kademesinde hane halkının yaptığı eğitim harcamalarının payı OECD ülkeleri ortalamasının yaklaşık dört katı. Okulöncesi eğitime yapılan kamu harcamalarının payı yüzde 78 ile OECD ortalaması olan yüzde 86’nın altında kalıyor. Sadece yükseköğretimde bu oran yüzde 72 ile OECD ortalaması olan yüzde 68’in üzerinde.

Yurtlar yetersiz
KYK yurtlarından devam edelim. Devlet yurtlarında kapasite son bir yılda sadece 2 bin artarak 996 bin 306’ya çıkarıldı. Ancak bu sayı Türkiye’de öğrenim gören lisans öğrencilerinin barınma talebini karşılamakta eksik kalıyor. Halihazırda lisans eğitimi gören 3 milyon 536 bin 439 öğrenci bulunuyor. 2,5 milyonu aşkın öğrenci için yurt yok. Üstelik bu durum büyük şehirler için çok daha kötü. Örneğin İstanbul’da 13,6 öğrenciye 1, Ankara’da 6,2 öğrenciye 1 yatak düşerken Adıyaman’da ise 1,9 öğrenciye 1 yatak düşüyor. Dolayısıyla da büyük şehirlerde öğrenciler özel yurtlara mecbur kalıyor. İstanbul’da yurt fiyatları 70 bin TL’ye Ankara’da ise 40 bin TL’yi buluyor. Yükseköğretimdeki tek sıkıntı bu da değil. Vakıf üniversitesi ücretleri de bunun içinde. Koç Üniversitesi’nde eğitim ücretleri geçen yıl tıp Fakültesi hariç tüm lisans programlarında 1 milyon 75 bin TL’ydi. Bu yıl ise bu ücretler 1 milyon 590 bine yükseldi. Bu yıl en az doluluk oranına sahip vakıf üniversitesi olan Altınbaş Üniversitesi’nde ise tıp fakültesi yaklaşık yüzde 100 zamlandı. Bu ücretler yurtdışında birçok üniversitenin dahi üstüne çıktı.

Her şey parayla
Durum elbette yükseköğretimden ibaret değil. Okulöncesinden lise son sınıfa kadar aileler çocuklarının okuyabilmesi için uçuk paralar harcamak zorunda kalıyor. 2011-2012 eğitim öğretim yılında ilköğretimde 32 bin 108 okulun 931’i, lisede ise 9 bin 672 okulun sadece 885’i özeldi. Son yayımlanan veri olan 2023-2024’te ise ilkokulda 25 bin 245 okulun 2 bin 82’si, ortaokulda 18 bin 850 okulun 2 bin 232’si, lisede ise 12 bin 506 okulun 3 bin 218’i özel oldu. Verilen teşviklerle özel okulların sayısı her yıl daha da artmaya devam ediyor. Aynı süreçte dikkat çeken bir diğer artış ise imam hatiplerde oldu. Ayrıca okullarda eğitimin dini sosu arttıkça da geliri iyi olan aileler özellere mecbur bırakıldı. Parası olana seküler olmayana dini eğitim dönemine geçildi. Anaokulu ücretleri dahi 1 milyon TL’yi geçti.
Özeller yanında devlet okulları da çok farksız değil. Geçen sene eğitim-öğretimin başına gidelim. Okullar velilerden işe alınacak temizlikçiden güvenlik görevlisine kadar her şeyin parasını istedi. Bunun yanında Milli Eğitim Bakanlığı’nın her sene başında yasak olduğunu vurgulamasına rağmen kayıt paraları alınmaya devam ediyor. Bu sene başında kayıt ücretleri 200 bin TL’yi dahi buldu.
Bununla birlikte kırtasiye ücretleri de her yıl katlanıyor. Bu yıl defterden çantaya tüm ürünlerde yüzde 60-100 arasında zam yapıldı. Bir öğrencinin en düşük masrafı 3 bin 500 TL’yi geçti, İstanbul’da ise 12 bin TL’ye kadar çıktı. Servis ücretleri de benzer şekilde. Hemen hemen her ilde servis ücretleri yüzde 30’u aşkın şekilde zamlandı. Eğitim İş Anka ölçeğinde tarafından yapılan çalışmaya göre  kırtasiye ve çanta masrafları 2025 yılı itibarıyla ilkokul için 4 bin 791 TL, ortaokul için 6 bin387 TL, lise için 7 bin 740 TL’ye yükseldi. 2024’e göre ortalama yüzde 60’lık bir artış gerçekleşti. Bir ilkokul öğrencisi için ulaşım dâhil başlangıç maliyeti 52 bin 159 TL, ortaokul için 53 bin 755 TL, lise için 55 bin 108 TL oldu.

Gençler ümitsiz
Şimdi son TÜFE’ye bakalım. TÜİK’in verisine göre eğitim Temmuz 2025’te yüzde 75,54’lük artışla yine birinci ana harcama gruplarında. Peki TÜFE yıllık ne kadar? Yüzde 33,52. Arada iki kattan fazla bir puan farkı var. Tüm bu veriler de gösteriyor ki AKP döneminde eğitim kamusal bir hak olmaktan çıkıp alınıp satılan bir metaya dönüştürüldü. Öğrenciler ve aileler de müşteri haline getirildi. Bunun etkisi ne oldu derseniz cevabı çok basit. Önceki yıllarda köy okulunda dahi okuyan bir öğrenci sadece eğitimle bir yerlere gelebiliyordu. Artık köy okulunu bir yana bırakalım kentlerde bile devlet okullarında okuyan çocuklar eğitime ve hayata 1-0, 2-0 geriden başlıyorlar. Sonuç geleceksizleşen, eğitimden umudunu kesen ve kolay para kazanmanın hayalini kuran milyonlarca genç oluyor. Olan da memleketin geleceğine oluyor.

Zirvenin sahibi
Yıllık olarak hep zirvede yer alan eğitim enflasyonu bazı aylarda da aylık olarak zirvede yer aldı. Eğitim enflasyonunun zirvede yer aldığı bazı aylar şöyle:

  • EYLÜL 2023: % 30,2
  • ŞUBAT 2024: % 12,76
  • MART 2024: % 13,08
  • AĞUSTOS 2024: % 11,3
  • EYLÜL 2024: % 14,2
  • ŞUBAT 2025: % 9,9

Kaynak: Mustafa Kömüş / BirGün

]]>
TÜİK verileri: Suça sürüklenen çocukların sayısı artıyor https://yenidunya.org/genclik/32974/tuik-verileri-suca-suruklenen-cocuklarin-sayisi-artiyor/ Fri, 01 Aug 2025 11:59:41 +0000 https://yenidunya.org/?p=32974 TÜİK verilerine göre, güvenlik birimlerine gelen çocukların 202 bin 785’i suça sürüklenme sebebiyle getirildi. 2023 yılında 179 bin olan suça sürüklenen çocuk sayısı 2024 yılında 202 bin 785’e yükseldi. Bu çocukların yüzde 40,4’üne yaralama, yüzde 16,6’sına hırsızlık, yüzde 8,2’sine uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak, satmak veya satın almak, yüzde 4,6’sına tehdit, yüzde 4,2’sine genel tehlike yaratan suçlar, yüzde 26,0’ına ise bu nedenlerin dışında kalan diğer suçlar isnat edildi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), “Güvenlik Birimine Gelen veya Getirilen Çocuk İstatistikleri, 2024” raporunun verilerini kamuoyuyla paylaştı.
Güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olay sayısı 2024 yılında, 2023 yılına göre yüzde 9,8 oranında artarak 612 bin 651 oldu.
Bu olaylarda çocukların 279 bin 620’si mağdur olarak 202 bin 785’i suça sürüklenme sebebiyle (kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiasıyla), 96 bin 438’i bilgisine başvurma amacıyla, 18 bin 561’i kayıp (hakkında kayıp müracaatı yapılıp daha sonra bulunan) olması sebebiyle, 8 bin 729’u kabahat işlediği iddiasıyla, 6 bin 518’i ise bu nedenlerin dışında kalan diğer nedenlerden dolayı güvenlik birimlerine geldi veya getirildi.

TÜİK verileri: Suça sürüklenen çocukların sayısı artıyor

Suça sürüklenen çocukların yüzde 40,4’ü yaralama olayına karıştı
Güvenlik birimine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olayların 202 bin 785’i suça sürüklenme nedeni ile gerçekleşti. Bu çocukların yüzde 40,4’üne yaralama, yüzde 16,6’sına hırsızlık, yüzde 8,2’sine uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak, satmak veya satın almak, yüzde 4,6’sına tehdit, yüzde 4,2’sine genel tehlike yaratan suçlar, yüzde 26,0’ına ise bu nedenlerin dışında kalan diğer suçlar isnat edildi.

TÜİK verileri: Suça sürüklenen çocukların sayısı artıyor

Güvenlik birimlerine mağdur olarak gelen 279 bin 620 çocuğun yüzde 86,1’ini suç mağduru, yüzde 13,8’ini takibi gereken olay mağduru çocuklar oluşturdu. Suç mağduru olarak gelen 240 bin 872 çocuğun yüzde 55,3’ü yaralama, yüzde 10,8’i cinsel suçlar, yüzde 9,5’i göçmen kaçakçılığı, yüzde 8,0’ı aile düzenine karşı suçlar, yüzde 16,5’ine bu nedenlerin dışında kalan diğer nedenlerden dolayı mağdur oldu.

TÜİK verileri: Suça sürüklenen çocukların sayısı artıyor

Kaynak: BirGün

]]>
613 bin çocuk okul dışında kaldı https://yenidunya.org/genclik/32463/613-bin-cocuk-okul-disinda-kaldi/ Tue, 15 Apr 2025 06:03:34 +0000 https://yenidunya.org/?p=32463 İktidar eğitimdeki gerçek sorunları görmezden geliyor, tüm yük ailede…

Zorunlu eğitim çağında olmasına karşın okula gönderilmeyen çocukların sayısı bir önceki yıla göre yüzde 38.4 arttı. 612 bin 814 çocuk okul dışında kaldı. TEDEM’in hazırladığı rapora göre iktidar çocuk eğitiminde maddi yükü ailelerin sırtına bıraktı. Temel eğitim ve ortaöğretimde hane halkının üstlendiği mali yük OECD ortalamalarının zirvesinde yer aldı.
Cumhuriyet’ten Figen Atalay’ın haberine göre, Türkiye’de 612 bin 814 çocuk, zorunlu eğitim çağında olmasına karşın okulda değil. Bu sayı, bir önceki yıla göre yüzde 38.4 artış göstererek son üç yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Okul dışında kalan çocukların yüzde 73.9’u, 14-17 yaş aralığında olan, ortaöğretime devam etmesi gereken öğrencilerden oluşuyor. Yaş ilerledikçe eğitimden kopan çocukların sayısı artıyor. 14-17 yaş aralığında neredeyse her 11 erkek çocuktan 1’i ve her 12 kız çocuktan 1’i okul dışında.

Eğitim-öğretim faaliyetleri için kaynaklar sınırlı
Türk Eğitim Derneği (TED) düşünce kuruluşu TEDMEM tarafından yayımlanan “Eğitim Değerlendirme Raporu”, “2024 yılında ülkemizde eğitimle ilgili neler yaşandı” sorusuna bir yanıt sunuyor. Rapordaki bazı tespitler şöyle:
-Türkiye, OECD ülkeleri arasında öğrenci başına en düşük harcama yapan ikinci ülke. OECD ortalamasında öğrenci başına yıllık harcama 14 bin 209 dolar iken Türkiye’de 5 bin 425 dolar. OECD ülkelerinde temel eğitimin yüzde 93.3’ü kamu kaynaklarıyla finanse edilirken Türkiye’de bu oran yalnızca yüzde 76.6.
-Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinin yüzde 81.1’i personel ve SGK giderlerine ayrılmış durumda. Zorunlu harcamalar dışındaki eğitim-öğretim faaliyetleri için ayrılabilecek kaynaklar çok sınırlı ve MEB bütçesinin yalnızca yüzde 19’unu oluşturuyor.

İkili eğitim, kalabalık şubeler
-Türkiye’de temel eğitim ve ortaöğretimde hane halkının üstlendiği eğitim maliyeti OECD ortalamasından yüksek.
-Temel eğitimde OECD ülkeleri arasında hane halkının oransal olarak en fazla mali yük üstlendiği birinci ülke. Türkiye’de temel eğitim harcamalarının yüzde 18.8’i OECD hane halkı tarafından karşılanırken OECD ortalaması yüzde 5.3.
-Ortaöğretim harcamalarının yüzde 18.3’ü hane halkı tarafından karşılanırken OECD ortalaması yüzde 7.1.
-4 milyon 733 bin öğrenci, 30’dan fazla öğrencisi olan şubelerde öğrenim görüyor.
-İlkokul öğrencilerinin yaklaşık yüzde 40’ı ikili eğitimde. Mesleki ve teknik ortaöğretimde öğrenim gören her 2 öğrenciden 1’inin 20 gün veya üzerinde devamsızlığı var.
-Yükseköğretimde net okullaşma oranlarında gerileme yaşanıyor.

]]>