Emek Gündemi – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Tue, 18 Aug 2026 16:47:36 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.8 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png Emek Gündemi – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 BİSAM: Yoksulluk sınırı 4,5 asgari ücrete yaklaştı https://yenidunya.org/emek-gundemi/34379/bisam-yoksulluk-siniri-45-asgari-ucrete-yaklasti/ Tue, 18 Aug 2026 16:47:36 +0000 https://yenidunya.org/?p=34379 Birleşik Metal-İş Sınıf Araştırmaları Merkezi BİSAM “Açlık ve Yoksulluk Sınırı Ağustos 2026 Raporunu” açıkladı.
Rapora göre, dört kişilik bir aile için açlık sınırı 37 bin 203 lira oldu, yoksulluk sınırı 122 bin 217 lira! Yalnızca gıda için günlük yapılması gereken asgari harcama tutarı ise1240 lira oldu!

BİSAM: Yoksulluk sınırı 4,5 asgari ücrete yaklaştı

Sadece sağlıklı beslenmenin maliyeti 37 bin 203 lira
TÜİK zincir market cari ay internet fiyatları ve BİSAM Beslenme Kalıbı üzerinden yapılan hesaplamaya göre dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı Ağustos 2026 için 37.203 liradır. Bu harcama tutarı sadece gıda için yapılması gereken minimum tutardır. Açlık sınırı üzerinden hanehalkı tüketim harcamaları esas alınarak yapılan hesaplama sonuçlarına göre ise yoksulluk sınırı 122.217 lira olarak gerçekleşmiştir.

Sağlıklı ve dengeli beslenmek için her aile ferdinin alması gereken kalori miktarı farklılık göstermektedir. Yetişkin bir erkeğin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için tüketmesi gereken gıdaların aylık karşılığı 10.025 liradır. Bu değer yetişkin bir kadın için 9.649, 15-18 yaş bir genç için 10.473, 4-6 yaş arası bir çocuk için 7.057 liradır. Sağlıklı bir biçimde beslenmenin toplam aile bütçesine maliyeti ise 37 bin 203 lira olarak tespit edilmiştir. Bu tutar söz konusu ailenin sadece gıda için yapması gereken zorunlu harcama tutardır. Eğitim, sağlık, barınma, eğlence, ısınma, ulaşım gibi giderler ile birlikte bir ailenin yapması gereken harcama tutarı 122 bin 217 liraya ulaşmaktadır.

BİSAM: Yoksulluk sınırı 4,5 asgari ücrete yaklaştı

Günlük harcamalarda Ağustos 2026 dönemi için en yüksek maliyet grubunu 431,31 liralık harcama ile süt ve süt ürünleri oluşturmaktadır. Onu 288,82 liralık harcama gereksinimi ile sebze ve meyve takip etmektedir. Kırmızı et, balık ve tavuk 209,80 lira harcama gereksinimi ile öne çıkan bir diğer önemli besin grubudur. Yumurta için yapılması gereken harcama tutarı 24,90 lira olarak gerçekleşmiştir. Kurubaklagil için bu tutar 28,87, pirinç, bulgur, makarna ve un grubu için 19,14, ekmek için 86,67, katı yağ ve sıvı yağ için 78,43, şeker, bal, reçel ve pekmez için ise 43,98 liradır. Kuruyemiş için ise yapılması gereken harcama miktarı 28,20 liradır.

Süt ve süt ürünleri en maliyetli grup
Daha dar bir gruplandırmaya göre “süt ve süt ürünleri” günlük 431,31 liralık harcama gereksinimi ve yüzde 34,8’lik oranı ile ilk sıradaki yerini korudu. “Meyve ve sebze” grubunun payı yüzde 23,3, “et, yumurta ve kurubaklagil” grubunun payı yüzde 23,5, “ekmek ve tahıl” grubunun payı ise yüzde 8,5 oldu.

BİSAM: Yoksulluk sınırı 4,5 asgari ücrete yaklaştı

Diğer ürünlerin payı ise %9,9 olarak gerçekleşti. Açlık sınırındaki artış ağırlıkla sebze ve meyve, et, tavuk ve balık ile bal, pekmez ve reçel gruplarındaki fiyat artışlarından kaynaklandı. Kuruyemiş, peynir ve katı yağ gruplarındaki fiyat gerilemeleri ise bu artışı sınırladı.

Aile bireyine göre harcama gereksinimi
Her bir aile ferdinin sağlıklı beslenmesi için gereksinim duyduğu gıda grubu ve alması gereken kalori miktarı farklılık göstermektedir. Örneğin tüketilmesi gereken ekmek miktarı kadın ve erkek açısından anlamlı düzeyde farklıdır. Süt ve süt ürünleri tüketiminde 10-18 yaş arasındaki bir gencin harcama gereksinimi, yetişkin erkek ve kadından fazlayken, yumurta 4-6 yaş grubu için daha önemlidir. 4-6 yaş arası bir çocuğun tüketmesi gereken yumurta miktarı yetişkinlerden fazladır.

]]>
BES-AR: Ağustos ayı açlık sınırı 49 bin 556 lira oldu https://yenidunya.org/emek-gundemi/34369/bes-ar-agustos-ayi-aclik-siniri-49-bin-556-lira-oldu/ Tue, 18 Aug 2026 13:07:51 +0000 https://yenidunya.org/?p=34369 Büro Emekçileri Sendikası araştırma merkezi BES-AR Ağustos ayı açlık yoksulluk sınırı raporunu açıkladı.
BES-AR raporuna göre, 4 kişilik bir memur ailesi için açlık sınırı 49 bin 556 liraya, yoksulluk sınırı ise 122 bin 117 yükseldi.
Raporda, tüm kamu emekçilerine, asgari ücretlilere ve emeklilere insanca yaşayabilecek bir ücret talebi vurgulandı.

BES-AR: Ağustos ayı açlık sınırı 49 bin 556 lira oldu

Memur ailesi sadece karnını doyurabiliyor
Raporda yer alan veriler şöyle:
Gıda madde fiyatları üzerinden yapılan hesaplamaya göre dört kişilik bir memur ailesinin sağlıklı beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı Ağustos 2026 için 49 bin 556 lira,
Tek bir (bekâr) çalışanın yaşam maliyeti 78 bin 223 lira,
Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı kısacası yoksulluk sınırı ise 122 bin 117 lira olmuştur.
Bu sonuçlara göre;
2026 yılında da 28 bin 075 lira alan asgari ücretli 49 bin 556 lira olan açlık sınırının %76,51 altında ücret alarak sadece karnını doyurabilmektedir.

BES-AR: Ağustos ayı açlık sınırı 49 bin 556 lira oldu

Sağlıklı beslenmenin maliyeti günlük 1.651 lirayı geçti
-2026 yılında da asgari ücret açlık sınırının altında kaldı.
-Büyükşehirlerde kamu emekçileri, barınma ihtiyacını karşılamak için neredeyse maaşının %75-80’ini kiraya ödemek zorunda kalıyor.
-Büyükşehirlerde kamu emekçileri, barınma ihtiyacını karşılamak için öğrenci evi gibi 3 ya da 5 kişi bir arada yaşamak zorunda kalıyor.

]]>
Temmuz ayında 214, yılın ilk yedi ayında en az 1279 işçi hayatını kaybetti https://yenidunya.org/emek-gundemi/34365/temmuz-ayinda-214-yilin-ilk-yedi-ayinda-en-az-1279-isci-hayatini-kaybetti/ Sat, 15 Aug 2026 14:21:56 +0000 https://yenidunya.org/?p=34365 İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi İSİG 2026 Temmuz ayı iş cinayetleri raporunu açıkladı.
Rapora göre;
Temmuz ayında en az 214 işçi hayatını kaybetti. Böylece 2026 yılının ilk yedi ayında iş cinayeti sayısı (Ocak 155, Şubat 129, Mart 150, Nisan 190, Mayıs 213, Haziran 228, Temmuz 214) 1279’a ulaştı.
•Bu ay ölenlerin yüzde 84’ü işçi ve yüzde 16’sı kendi nam ve hesabına çalışan çiftçi, esnaf vd. Yaz sürecine hazırlık için tarla, bahçe çalışması, hayvanlarının bakımını, beslenmesini yaparken 42 çiftçi, besici, arıcı hayatını kaybetti…

•En çok ölüm tarım, inşaat, taşımacılık ve deniz/gemi işkolunda meydana geldi: İnşaatlarda başta TOKİ olmak üzere dev Türk inşaat şirketlerinin yurtiçi/yurtdışı projelerinde ve deprem bölgelerinde ölümler yoğunlaşıyor… Tarım işkolunda 3 işçi Kırım Kongo Kanamalı ateşi nedeniyle hayatını kaybetti. Bu noktada daha somut adımların atılması gerekiyor. Yine tarım işçilerinin barınma, sıcakta çalışma ve hijyen kaynaklı su kanalları ve ırmaklarda ölümleri öne çıkıyor… Taşımacılıkta lojistiğin her geçen gün büyümesiyle birlikte tır, kamyon şoförleri ve diğer taraftan hizmetin genişlemesiyle otobüs, taksi şoförleri ve moto kuryeleri hayatlarını kaybediyor… Denizi işçileri için ise özellikle NATO-Ukrayna’nın Karadeniz’deki sivil gemilere saldırması ve Rusya’nın da karşılık vermesi üzerine büyük bir tehlike yaşanıyor. Türk şirketlerine ait gemiler de vuruluyor…

•Sektörel olarak bakarsak 73 sanayi, 60 inşaat, 45 tarım ve 36 hizmet sektörü işçisi hayatını kaybetti…

•Ölüm nedenlerinde üçte ikisinin taşımacılık, inşaat ve tarımda gerçekleştiği trafik, servis kazaları; üçte ikisinin tarım, inşaat ve metalde meydana geldiği ezilme, göçükler; yüzde 84’ü inşaatlarda olan yüksekten düşmeler bu ay yine öne çıkıyor…

•Bu ay dördü tarım, ikisi metal, ikisi inşaat, ikisi konaklama, biri taşımacılık ve biri işkolunu belirleyemediğimiz olmak üzere 12 çocuk işçi hayatını kaybetti. İSİG Meclisi’nin önümüzdeki dönem mücadelesinin iki sacayağından birisini ‘Çocuk İşçiliği İle Mücadele’ oluşturacak. Buradan çağrımızı yineliyoruz: Sanayide-tarımda-hizmette-inşaatta çocuk işçiliğine, paralı eğitime, mesleki eğitim adı altında kölece çalıştırılmaya, sanal bağımlılığa, uyuşturucuya, kumara, şiddete ve çetelere karşı mücadeleyi hep birlikte örelim!

•Temmuzda beşi tarım, ikisi konaklama, biri gıda, biri çimento, biri sağlık ve biri belediye olmak üzere en az 11 kadın işçi hayatını kaybetti. Kadın iş cinayetleri, işçi sağlığı ve güvenliği mücadelesinde somut adımlar atmak zaruri…

•Güvencesizlik kıskacında olan işçi sınıfının en kötü durumda çalışmaya zorlanan bileşenlerinden birisi de göçmen işçilerdir. Bu ay 6’sı Suriyeli, 4’ü Hindistanlı, 2’si Afganistanlı, 1’i İranlı ve 1’i Ukraynalı olmak üzere 14 göçmen işçi hayatını kaybetti. Bu işçilerin çoğunluğunu Türk denizcilik şirketlerinde çalışan işçiler oluşturuyor. Şirketin, geminin ve bayrağın farklı ülkelere ait olduğu düşünülünce işçilerin can güvenliği, çalışma koşulları ve sosyal hakları açısından güçlü bir örgütlenme ihtiyacı ortaya çıkıyor…

•Bu ay ölen işçilerin en az 7’si (yüzde 3) sendika üyesi, 207’si (yüzde 97) sendikasız. Sendikalı işçilerin üçü belediye, biri gıda, biri enerji, biri tersane ve biri sağlık işkollarında çalışıyordu. Eklememiz gereken iki husus daha var. Birincisi özellikle metal, enerji, tarım ve belediye işkollarında ölen işçiler içinde başka sendikalı işçiler de olabilir. Ancak sendikalarından herhangi bir açıklama olmadığı için işçilerin sendika üyesi olma bilgisini öğrenmekte zorlanıyoruz. İkincisi ve daha vahim bir durum kamu çalışanı/memur sendikaları açısından yaşanıyor. Özellikle sağlık, eğitim, büro ve belediye işkollarında ölen memurların (yüzde 70’i kağıt üzerinde sendikalı olsalar da) hangi sendikaya üye olduklarına dair bilgi almakta zorlanıyoruz. Zira bu sendikalar açısından hem İSİG gündemi çok geri planda hem de alana hakimiyet işçi sendikalarına göre daha zayıf…

Temmuz ayında 214, yılın ilk yedi ayında en az 1279 işçi hayatını kaybetti

İş cinayetlerinin aylara göre dağılımı
Ocak ayında en az 155 işçi, Şubat ayında en az 129 işçi, Mart ayında en az 150 işçi, Nisan ayında en az 190 işçi, Mayıs ayında en az 213 işçi, Haziran ayında en az 228 işçi ve Temmuz ayında en az 214 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti…

İş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı
İnşaat, Yol işkolunda 58 işçi; Tarım, Orman işkolunda 45 emekçi (21 işçi ve 24 çiftçi); Taşımacılık işkolunda 20 işçi; Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 18 işçi; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 12 işçi; Metal işkolunda 10 işçi; Konaklama, Eğlence işkolunda 9 işçi; Gıda, Şeker işkolunda 5 işçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 5 işçi; Madencilik işkolunda 4 işçi; Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 4 işçi; Petro-Kimya, Lastik işkolunda 3 işçi; Çimento, Toprak, Cam işkolunda 3 işçi; Enerji işkolunda 2 işçi; Savunma, Güvenlik işkolunda 2 işçi; Banka, Finans, Sigorta işkolunda 1 işçi; Elimizdeki veriler ışığında çalıştığı işkolunu belirleyemediğimiz 13 işçi hayatını kaybetti…

İş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı
Trafik, Servis Kazası nedeniyle 40 işçi; Ezilme, Göçük nedeniyle 38 işçi; Yüksekten Düşme nedeniyle 31 işçi; Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 25 işçi; Elektrik Çarpması nedeniyle 15 işçi; Şiddet nedeniyle 15 işçi; Patlama, Yanma nedeniyle 11 işçi; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 11 işçi; Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 6 işçi; İntihar nedeniyle 3 işçi; Kesilme, Kopma nedeniyle 1 işçi; Diğer nedenlerden dolayı 18 işçi hayatını kaybetti…

İş cinayetlerinin yaş gruplarına göre dağılımı
14 yaş ve altı 4 çocuk işçi,
15-17 yaş arası 8 çocuk/genç işçi,
18-29 yaş arası 53 işçi,
30-49 yaş arası 86 işçi,
50-64 yaş arası 41 işçi,
65 yaş ve üstü 15 işçi,
Yaşı belirlenemeyen 7 işçi hayatını kaybetti…

İş cinayetlerinin bölgelere göre dağılımı
Temmuz ayında Türkiye’nin 55 şehrinde ve yurtdışında yedi ülkede (kısa vadeli çalışmak için gidilen veya Türkiye menşeili şirketlerde çalışan) iş cinayeti gerçekleştiğini tespit edildi
26 ölüm İstanbul’da; 10 ölüm Ukrayna’da; 9 ölüm Antalya’da; 7’şer ölüm Aydın, Denizli ve Muğla’da; 6’şar ölüm Ankara, İzmir, Kastamonu, Mersin ve Şanlıurfa’da; 5’er ölüm Adana, Bingöl, Gaziantep ve Tekirdağ’da; 4’er ölüm Bursa, Kocaeli, Malatya, Manisa, Samsun, Sivas ve Suudi Arabistan’da; 3’er ölüm Diyarbakır, Erzurum, Gümüşhane, Hatay, Kahramanmaraş, Konya, Sakarya, Van ve Rusya’da; 2’şer ölüm Aksaray, Burdur, Kırklareli, Kırşehir, Kütahya, Mardin, Trabzon, Uşak, Yalova, Yozgat, Cezayir ve İtalya’da; 1’er ölüm Afyon, Amasya, Bartın, Bitlis, Çanakkale, Çankırı, Çorum, Elazığ, Eskişehir, Kars, Kilis, Kırıkkale, Ordu, Osmaniye, Şırnak, Tokat, Zonguldak, Belçika ve Macaristan’da meydana geldi…

]]>
Metal işçisi EPTA İstanbul’da greve hazırlanıyor https://yenidunya.org/emek-gundemi/34361/metal-iscisi-epta-istanbulda-greve-hazirlaniyor/ Thu, 13 Aug 2026 08:24:31 +0000 https://yenidunya.org/?p=34361 EPTA İstanbul’da toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde uzlaşma sağlanamadı. Birleşik Metal-İş üyesi 180 işçi, yüzde 34 zam talebine karşı işverenin yüzde 10’luk teklifinde ısrar etmesi üzerine greve hazırlanıyor.
Metal sektöründe faaliyet gösteren EPTA İstanbul fabrikasında toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde uzlaşma sağlanamadı.
Cumhuriyet’ten Elif Özge Yalçın’ın haberine göre, Birleşik Metal-İş üyesi 180 işçi greve gidiyor. Toplusözleşme yetkisinin 2010’dan beri Birleşik Metal-İş’te olduğu fabrikada, 1 Nisan 2026’dan itibaren geçerli zamlı ücretler için görüşmelere 28 Nisan’da başlandı ancak işçilerin yüzde 34 zam ve sosyal hak talepleri karşısında işveren yüzde 10’luk zamda ısrarlı.
Süreç arabulucuya taşınırken işçiler de pazartesi ve çarşamba günleri fabrikada eylem yapıyor.
Arabulucu raporunun bu hafta gelmesini bekleyen sendika, hemen ardından resmi grev ilanını asacak.

Direnişe devam
Öte yandan işverenin sendika karşıtı tutumuna ve işten çıkarmalara karşı Panelsan işçileri 10, BBCA Storex işçileri 23 gündür direnişlerini sürdürüyor.

]]>
“Vali Bey gelsin, işçiyi dinlesin; yasağı görelim bakalım. Dayanabilecek mi o yürek?” https://yenidunya.org/emek-gundemi/34355/vali-bey-gelsin-isciyi-dinlesin-yasagi-gorelim-bakalim-dayanabilecek-mi-o-yurek/ Wed, 12 Aug 2026 13:13:40 +0000 https://yenidunya.org/?p=34355 Bağımsız Maden-İş Sendikası Genel Başkanı Gökay Çakır, Ankara Valiliği’nin eylem yasağına tepki göstererek, “Vali Bey gelsin, işçiyi dinlesin; yasağı görelim bakalım. Dayanabilecek mi o yürek? Oradan ahkam kesmek değil, oradan karar vermek değil. O işçinin yanına gelin, görün işçinizin derdini” dedi. Çakır, 10-13 aydır maaş alamayan madencilerin haklarını alana kadar eylemlerini sürdüreceklerini söyledi.
Bağımsız Maden-İş Sendikası üyesi Yıldızlar SSS Holding’e bağlı Elazığ Eti Gümüş madencilerinin haklarını alma talebiyle başlattıkları eylem, 3. gününde sürüyor.

Bağımsız Maden-İş Sendikası Genel Başkanı Gökay Çakır, eylemlerinin üç gündür sürdüğünü, üç gündür seslerini kimsenin duymadığını, Enerji Bakanlığı önüne gittiklerinde beş dakika içerisinde gözaltına alındıklarını ve gece saat 01.00’e kadar gözaltında tutulduklarını belirtti.
Çakır, “Beş dakikalık meseleyi beş-on saate yayıyorlar. Biz ne yazık ki üç günden beri derdimizi anlatamadık. Ama biz üç yüz gün de olsa bu derdimizi anlatacağız. Çünkü biz haklıyız, biz madenciler olarak inatçıyız. Bu inatçılığımızla burada haklılığımızı bir gün teslim ettireceğiz. Biz ezilenleriz ama hiçbir zaman korkmayanlarız” dedi.

“Vali Bey gelsin, işçiyi dinlesin, yasağı görelim bakalım”
Ankara Valiliği’nin eylem yasağına tepki gösteren Çakır, şöyle konuştu:
“O Vali Bey, üç ay maaş almasa bana bu emri verebilir mi? O polisler üç ay, beş ay maaş almasa benim karşıma bariyer kurabilir mi? On ay maaş almamış, on üç ay maaş almamış madencilere ‘Susun, yasak var.’ Bu yasak bir yere kadardı. On üç aydan beri niye varmadı? Vali Bey, bu işçilerin derdini niye dinlemedi? Bu işçiler, oradaki valilere, kaymakamına, belediye başkanına, milletvekiline anlatmadı mı sanıyorsunuz? Herkes anlattı, herkes kulağını tıkadı. Patronun yanına gittiler hepsi. İşçinin yanına gelmediler. Vali Bey gelsin, işçiyi dinlesin; yasağı görelim bakalım. Dayanabilecek mi o yürek? Oradan ahkam kesmek değil, oradan karar vermek değil. O işçinin yanına gelin, görün işçinizin derdini.

Bu yurttaşlar sizin yurttaşlarınız. Siz bu işçilerin vergileriyle orada makamda oturuyorsunuz. O belediye başkanı bu işçilerden oy aldığı için orada oturuyor. Milletvekili bu işçilerden oy aldığı için orada oturuyor. ‘Bizi savunun’ diyoruz. Ama patronları savunuyorlar. İşçilerini savunmuyorlar. Bir gün gelir, o işçiler de size gereken dersi verir. Biz ders vermesini de biliriz, ders almasını da biliriz.”

”Bu mesele bitmeden buradan gitmeyeceğiz”
Çakır, kendisinin ve sendika üyelerinin gözaltına alınmaktan korkmadığını belirterek, “Beni burada yüz kere de gözaltına alsanız, bin kere de gözaltına alsanız bu işçileri bırakmayacağız. Bu işçilerin anasının ak sütü gibi helal olan hakkını da alacağız” ifadelerini kullandı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan yeniden randevu talep edeceklerini söyleyen Çakır, “Yine gözaltına alabilirsiniz, yine geleceğiz. Bu mesele bitmeden buradan gitmeyeceğiz” dedi.

Kaynak: Cumhuriyet

]]>
Özel sektör öğretmenleri taban maaş talebinde kararlı https://yenidunya.org/emek-gundemi/34351/ozel-sektor-ogretmenleri-taban-maas-talebinde-kararli/ Wed, 12 Aug 2026 13:01:10 +0000 https://yenidunya.org/?p=34351 Taban maaş düzenlemesinin hayata geçirilmesi talebiyle uzun süredir eylemlerini sürdüren özel sektör öğretmenleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın davetiyle düzenlenen ikinci toplantıya katıldı. Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, taban maaş konusunda bir toplantıya daha ihtiyaç duyulduğunu belirterek, üçüncü toplantının iki hafta sonra yapılmasının planlandığını söyledi.

Özel sektör öğretmenlerinin taban maaş düzenlemesi, süreli iş sözleşmelerinin kaldırılması ve iş koluna ilişkin talepleri kapsamında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın davetiyle ikinci toplantı gerçekleştirildi. Toplantıya sendikalar, ilgili bakanlıkların yetkilileri, işveren dernekleri ve eğitim sendikalarının temsilcileri katıldı.
Toplantının ardından öğretmenler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde bir araya geldi. Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, görüşmenin detaylarına ilişkin açıklama yaptı.

“Çok gri ve karmaşık bir alan”
Edebali, toplantıda işveren derneklerinin temsilcileri ile Hazine ve Maliye Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı yetkililerinin yer aldığını belirterek, şöyle konuştu:
“Bu toplantı, bir önceki toplantının üzerine koyduğumuz bir toplantı oldu. Sürecin çok bileşeni var, bir konsensüs gerekiyor. Talepler sadece bizim tarafımızdan şekillenmiyor, işveren tarafı da taleplerde bulunuyor. Çok gri ve karmaşık bir alan. Biz öğretmen miyiz, işçi miyiz, Milli Eğitim Bakanlığı’nın personeli miyiz, yoksa sadece İş Kanunu’na bağlı mı çalışıyoruz? İşveren tarafında da ‘İş Kanunu’na mı bakacağız, 5580’e mi bakacağız?’ şeklinde bir karışıklık var. Düzenlenmesi gereken çok konu var.”

Talepleri ne?
Sendikanın üç temel talebi olduğunu ifade eden Edebali, bunları “taban ücret, süreli iş sözleşmesinin kaldırılması ve iş kolunun düzenlenmesi” olarak sıraladı. Taban ücret konusunda bir toplantıya daha ihtiyaç duyulduğunu belirten Edebali, şunları söyledi:
“Kamuda çalışan öğretmenin aldığı maaşın brüt ücretinin hesaplanmasında vergi ve SGK konuları özel sektörden farklı. İşveren cephesinin vergi ve SGK noktasında eşitlik talebi var. Maliye’nin bu konuda önerilerinin alınması gerekiyor. Biz de kapsayıcı ve gerçekçi bazı formüller sunduk. Amacımız asgari ücret düzenini geride bırakmak. Formüller ele alınacak. Bir sonraki toplantı iki hafta sonra planlandı. İşveren derneklerinin başkanlarının da doğrudan katılabileceği en uygun tarih belirlenecek.”

“Taban ücret gelmediği koşullarda somut bir kazanım yok”
Toplantının somut bir kazanım sağlayıp sağlamadığı sorusuna Edebali, şu yanıtı verdi:
“Şu an taban ücretin gelmediği koşullarda somut bir kazanım yok. Ama meselenin tartışılması gerekiyor. Gider kalemleri, maliyet çok konuşuluyor. Burada öğretmenlerin de bir mesleğe tutunma çabası var. Bir taraftan büyüyen bir özel öğretim alanı, diğer taraftan kamuda sınırlı istihdam var. Bu nedenle özel öğretim kurumlarında uygun çalışma şartlarının oluşturulması gerekiyor.”
Toplantının 12 bin 500 iş yerini ve yüz binlerce eğitim emekçisini ilgilendirdiğini belirten Edebali, görüşmeleri “fiili bir toplu iş görüşmesi” olarak nitelendirdi.

“Çalışma Bakanlığı sorunun çözülmesini istiyor”
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın yaklaşımına ilişkin Edebali, “Çalışma Bakanlığı bu sorunun çözülmesini istiyor. Ancak onların da tam olarak hakim olamadığı bir alan. Denetimin hangi bakanlık tarafından ve hangi çalışma esaslarına göre yapılacağı konusunda karmaşıklıklar var” dedi.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın süreçte irade ortaya koyması gerektiğini belirten Edebali, TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu üyelerine de görev düştüğünü söyledi.

“Asgari ücretin iki katına da tamamız”
Taban maaş için sundukları seçenekleri anlatan Edebali, şöyle konuştu: “Kamuda alınan 72 bin liralık net öğretmen ücretini baz aldığımızda bunun kamudaki brüt karşılığı 96 bin lira. Özel sektörde ise maliyet 120-130 bin liraya kadar çıkıyor. Bunu aşmak için vergi ve SGK indirimi bekleniyor. Biz, bu mümkün olmazsa 96 bin liranın brüt olarak temel alınmasına da, kamudaki 72 bin liralık net ücretin brüt olarak kabul edilmesine de, hatta asgari ücretin iki katına da tamamız. Yeter ki asgari ücret düzeni aşılsın.”

“Bu masanın devamlılığı bizim için çok kritik”
Özel öğretim alanının kontrolsüz bırakılamayacağını ifade eden Edebali, sözlerini şöyle tamamladı: “Burada öğretmen var, öğrenci var, veli var. Uyuşmazlığı yalnızca öğretmenle işveren arasına bırakamazsınız. Biz sendika olarak sorumluluğumuzu alıyoruz, devletin de ilgili bakanlıklar aracılığıyla sorumluluk alması gerekiyor. Siz buraya bir standart getirmediğiniz ölçüde iş yerlerindeki eylemler ve uyuşmazlıklar daha da artacak. Bu masa eğitim emekçileri ve öğretmenler için çok önemli. Bu masanın devamlılığı bizim için çok kritik.”

Kaynak: BirGün

]]>
Birleşik Kamu-İş’ten iktidara “seyyanen zam” çağrısı https://yenidunya.org/emek-gundemi/34346/birlesik-kamu-isten-iktidara-seyyanen-zam-cagrisi/ Tue, 11 Aug 2026 06:35:42 +0000 https://yenidunya.org/?p=34346 Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu İzmir İl Başkanı Barış Düdü, 2023 yılında emekli kamu çalışanlarının aylıklarına yansıtılmayan 8 bin 77 TL’lik seyyanen artışa ilişkin, “Mahkeme kararını beklemeyin. Görevdeki kamu çalışanlarına verilen seyyanen artışı mevzuata uygun bir şekilde emekli aylıklarına yansıtacak düzenlemeyi derhal hayata geçirin” çağrısında bulundu.

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu İzmir İl Başkanı Barış Düdü, 2023 yılında görevdeki kamu çalışanlarına verilen ancak emekli kamu çalışanlarının aylıklarına yansıtılmayan 8 bin 77 TL’lik seyyanen artışa ilişkin yazılı açıklama yaptı.
Çalışan memurlara yapılan zammın emekli memurlara yapılmamasının “ücret adaletsizliğini” derinleştirdiği kaydeden Düdü, konuya ilişkin Anayasa Mahkemesi’nde devam eden sürece dikkati çekti.

“Beklenti daha da artmıştır”
İktidara “seyyanen zam” çağrısını yineleyen Düdü, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“2023 yılında görevdeki kamu çalışanlarına verilen ancak emekli kamu çalışanlarına yansıtılmayan 8 bin 77 TL’lik seyyanen artışla ilgili Anayasa Mahkemesi’nde devam eden süreç, milyonlarca kamu emekçisi ve emeklisi açısından son derece önemli bir aşamaya gelmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin konuya ilişkin bireysel başvuruları birleştirmesi, yıllardır devam eden bu adaletsizliğin giderilmesi yönündeki beklentiyi daha da artırmıştır.

Kişi başı 1 milyonu bulan kayıp
Birleşik Kamu-İş olarak başından beri ifade ediyoruz: Bir kamu çalışanının yıllarca verdiği emeğin değeri, emekli olduğu gün ortadan kalkmaz. Görevdeki kamu çalışanlarına yapılan bir ücret artışının emekli aylıklarına yansıtılmaması, çalışanlarla emekliler arasındaki gelir uçurumunu her geçen yıl daha da büyütmüştür. Söz konusu davayı takip eden hukukçuların hesaplamalarına göre, 2023 yılında verilen 8 bin 77 TL’lik seyyanen artışın bugünkü karşılığının emekli aylıklarına yansıtılması durumunda yaklaşık 25 bin TL’lik aylık fark ortaya çıkabileceği; Temmuz 2023’ten bugüne kadar oluşan toplam kaybın ise kişi başına 1 milyon TL’ye yaklaşabileceği ifade edilmektedir. Elbette bu rakamlar henüz Anayasa Mahkemesi kararıyla kesinleşmiş tutarlar değildir. Ancak ortaya konulan hesaplamalar bile memur emeklilerinin üç yıldır uğradığı gelir kaybının ulaştığı boyutu göstermeye yetmektedir.

“Mesele sadece emeklilerin meselesi değildir”
Burada talep edilen bir lütuf değildir. Yeni bir ayrıcalık hiç değildir. Tartışılan, çalışan kamu görevlisine verilen bir hakkın emekli kamu görevlisinden neden esirgendiğidir. Üstelik bu mesele yalnızca bugün emekli olan yurttaşlarımızın meselesi de değildir. Bugün görev yapan milyonlarca kamu çalışanı yarının emeklisidir. Dolayısıyla bugün memur emeklisinin hakkını savunmak, aynı zamanda bugün çalışan kamu emekçisinin geleceğini savunmaktır.

Yıllarca kamu hizmeti vermiş insanlar neden haklarını alabilmek için mahkeme kapılarında yıllarca karar beklemek zorunda bırakılmaktadır? Sosyal devlet; çalışanını görevdeyken yoksulluk sınırına, emeklisini ise açlık sınırına mahkûm eden devlet değildir. Sosyal devlet; yurttaşını hakkını alabilmek için yıllarca dava takip etmek zorunda bırakan devlet de değildir. Birleşik Kamu-İş olarak Anayasa Mahkemesi’nin vereceği kararı yakından takip edeceğiz. Beklentimiz, hukuk devleti, sosyal devlet ve adalet ilkelerini güçlendiren; kamu emeklilerinin yıllardır yaşadığı mağduriyetin giderilmesinin önünü açan bir kararın ortaya çıkmasıdır. Ancak siyasi iktidarın sorumluluğu Anayasa Mahkemesi’nin vereceği kararı beklemek değildir.

Buradan iktidara açıkça çağrıda bulunuyoruz: Mahkeme kararını beklemeyin! Görevdeki kamu çalışanlarına verilen seyyanen artışı mevzuata uygun bir şekilde emekli aylıklarına yansıtacak düzenlemeyi derhal hayata geçirin. Kamu çalışanları ile kamu emeklileri arasında hukuksuzca oluşturduğunuz gelir uçurumuna son verin. Emekliyi enflasyon karşısında her geçen gün biraz daha yoksullaştıran ücret politikalarınızdan vazgeçin. Yıllarca bu ülkeye hizmet etmiş kamu emeklilerinin insanca yaşayabilecekleri bir gelir düzeyine kavuşmasını sağlayın. Çünkü kamu emekçisinin alın teri de emeklinin onlarca yıllık hizmeti de değersiz değildir. Emeklinin hakkı bütçeye yük değil, devletin yurttaşına olan borcudur.”

Kaynak: ANKA

]]>
TÜİK’te tozpembe İŞKUR’da kara tablo https://yenidunya.org/emek-gundemi/34343/tuikte-tozpembe-iskurda-kara-tablo/ Tue, 11 Aug 2026 06:28:09 +0000 https://yenidunya.org/?p=34343 İŞKUR verilerine göre işe yerleştirme de açık iş de azaldı. İŞKUR’a kayıtlı işsizlerin sayısı bir yılda 86 bin kişi arttı. 236 bine yakın işsiz bir yılı aşkın süredir iş beklerken 60 yaş üstü 34 bin kişi de İŞKUR kuyruğunda.

BirGün’den Havva Gümüşkaya‘nın haberine göre, resmi işsizlik verileri son yılların en düşük seviyelerine gerilerken en yaygın iş arama kanalı İŞKUR’un verileri çok farklı bir tablo çiziyor. Kuruma kayıtlı işsiz sayısı artıyor, işe yerleştirmeler ve açık iş sayısı azalıyor.
İŞKUR’un Temmuz ayı verilerine Kurum’a kayıtlı işsiz sayısı 2 milyon 315 bin 300 kişiye ulaştı. TÜİK’in resmi işsizlik verilerinin aksine son bir yılda 85 bin 959 kişi artan kayıtlı işsizlikte artış oranı yüzde 3,9 oldu. Kayıtlı işsiz sayısı kadınlarda 1 milyon 177 bin 699 kişi olurken erkeklerde 1 milyon 137 bin 601 olarak ölçüldü.
Kayıtlı işsizlerin yüzde 49,1’i erkek, yüzde 50,9’u kadın, yüzde 24,4’ü 15-24 yaş grubundaki kişilerden oluştu. TÜİK’e göre Haziran’da resmi işsiz sayısı önceki yıla göre 168 bin kişi azaldı. Resmi işsizlik göstergelerindeki pembe tabloya karşılık, İŞKUR verileri daha fazla kişinin kuruma iş bulmak için başvurduğu ancak daha az açık iş ve daha düşük işe yerleştirme olanağıyla karşılaşılan bir tablo ortaya koydu.
İŞKUR’a kayıtlı işsizlerin sayısındaki artışa karşın işe yerleştirmelerde ters yönlü bir seyir yaşandı. Temmuz 2025’te kurum aracılığıyla 145 bin 546 kişi işe yerleştirilmişti, bu sayı Temmuz 2026’da 126 bin 281’e geriledi. Böylece işe yerleştirilenlerin sayısı bir yılda 19 bin 265 kişi, başka bir ifadeyle yüzde 13,2 azaldı.
10 Ağustos itibarıyla aktif alım yapılan 83 bin 960 açık iş ilanı bulunuyor. Kurumun 2025 Temmuz ayı bültenine göre 221 bin 750 olan açık iş sayısı bu yılın aynı döneminde 204 bin 228 oldu. Açık iş sayısı geçen yıla göre yaklaşık yüzde 8 geriledi.
İŞKUR verileri iş bulma süresinin uzunluğunu da gözler önüne serdi. Kayıtlı işsizlerin 235 bin 848’i bir yıl ve daha uzun süredir iş bekliyor. Buna göre kayıtlı işsizlerin yüzde 10,2’si uzun süredir İŞKUR aracılığıyla iş arıyor.

Uzun süreli işsizler birikiyor
Uzun süreli işsizlikte kadınların ağırlığı da dikkati çekti. Bir yıl ve üzeri iş bekleyenlerin yüzde 58’i kadın, yüzde 42’si erkeklerden oluşuyor. Toplam kayıtlı işsizlerin yüzde 50,9’unun kadın olmasına rağmen uzun süreli işsizlerde yüzde 58’e çıkması, uzun süreli işsizliğin kadınlarda daha yaygın olduğunu gösteriyor.

İş sırasında geçen gençlik
Öte yandan iş bulamama süresi özellikle çalışma çağının en aktif yaş gruplarında uzuyor. İŞKUR’a kayıtlı olup bir yıl ve daha uzun süredir iş bekleyen 235 bin 848 kişinin yüzde 60,6’sını 25-39 yaş arasındaki gençler oluşturdu.
Uzun süreli işsizliğin en yoğun olduğu grup ise 54 bin 877 kişiyle 25-29 yaş aralığındakiler oldu. Bu yaş grubundaki 432 bin 192 işsizin yüzde 12,6’sı bir yıldan uzun süredir iş bekledi. 30-34 yaş grubundaki 342 bin 703 işsizin yüzde 13,8’i, 35-39 yaş grubundaki 299 bin 174 işsizin ise yüzde 13,5’i uzun süreli işsiz.
Üniversite diploması da uzun süreli işsizliğe koruma sağlamıyor. Uzun süreli işsizlerin yüzde 13,9’unu en az lisans düzeyinde üniversite mezunu olan nitelikli iş gücü oluşturdu.

Emeklilik yaşında 34 bin kişi iş arıyor
İŞKUR verileri iş arayışının ileri yaşlara kadar uzandığını da ortaya koydu. Düşük emekli aylıkları ve hayat pahalılığı karşısında çalışma yaşamından kopamayan ileri yaştaki yurttaşlar düşük ücretli ve güvencesiz işlerde çalışıyor ya da iş arayışını sürdürüyor. Temmuz itibarıyla 60 yaş ve üzerindeki 33 bin 743 kişi İŞKUR’a kayıtlı olarak iş arıyor. Bunların 24 bin 487’sini 60-64 yaşındakiler, 9 bin 256’sını ise 65 yaş ve üzerindekiler oluşturdu. İleri yaştaki iş arayanların yüzde 61,6’sı erkek, yüzde 38,4’ü kadınlardan oluşurken 60 yaşını aşmasına rağmen bir yıldan uzun süredir iş bekleyenlerin sayısı ise bin 534’e ulaştı. Bu yaş grubundaki 12 bin 411 kişi de kurum tarafından işe yerleştirildi.

İşsizler işsizlik ödeneği alamadı
İşsizlerin büyük çoğunluğu işsizlik ödeneğinden faydalanamıyor. 2026 yılının Ocak-Haziran döneminde işsizlik ödeneğine başvuran 890 bin 911 kişiden yalnızca 407 bin 865 kişi ödeneğe hak kazanabildi. Buna göre başvuranların yalnızca yüzde 45,8’i ödenek almaya hak kazanırken yüzde 54,2’si olan 483 bin 46 kişiye ödenek verilmedi.

]]>
Yoksulu Kolombiya, zengini Lüksemburg seviyesinde: Zenginin tüketimi dünyayla yarışıyor https://yenidunya.org/emek-gundemi/34340/yoksulu-kolombiya-zengini-luksemburg-seviyesinde-zenginin-tuketimi-dunyayla-yarisiyor/ Sun, 09 Aug 2026 10:58:58 +0000 https://yenidunya.org/?p=34340 Bölüşüm krizi derinleşirken zengin ile yoksul arasındaki uçurum büyüyor. Ülkede en zengin yüzde 5’lik kesimin tüketimi OECD’de ilk 5’e giriyor, ABD zenginleri ile yarışıyor. En yoksul kesimin tüketimi Kolombiya ile eşit.

BirGün’den Melisa Ay‘ın haberine göre, emeğiyle geçinenlerin her yıl ara zam beklentisiyle karşıladığı Temmuz ayı bu yıl da zamsız bitti.
Yarattığı krize emekçiyi ezdiren ve çözümü de emeğin üstüne basmakta bulan AKP iktidarı, her fırsatta “enflasyona ezdirmedik” dese de emekli, emekçi, işçi, işsiz yoksullukta yarışıyor. İktidar her fırsatta “OECD’de birinciyiz, dünyada lideriz” dese de veriler sefalette birinciliği kanıtlıyor.

Asgari ücrete en son ara zam Temmuz 2023 tarihinde uygulandı. Bu tarihten sonra geçen üç temmuzda, ücretler daha yılın başındaki enflasyonu telafi etmeyen haliyle sabit bırakıldı. Bu sürede 93 bin kişilik dolar milyoneri nüfusuyla Türkiye, dünyada zenginleri en fazla artan ülkelerden oldu. Ülkede en az 35 dolar milyarderi olduğu da biliniyor. Türkiye’de en zenginler, en yoksul yüzde 20’nin toplam gelirinin 5 katından fazlasını elinde tutuyor.

Tipik bir IMF reçetesi örneği olan ve Saray rejiminin yürütücülüğünü finans çevrelerinin dostu Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e devrettiği ekonomi programı, emeğin gelirinin artmamasını bir politika olarak uyguluyor. Enflasyonu, “işçi maliyetlerine” ve “hanehalkı tüketimine” indirgeyen anlayış sürerken şirketler, bankalar kârlarını katlıyor. Zenginlerin tüketimi baskılanmıyor.

Ülkede yaratılan toplam katma değerden sermayenin aldığı pay tarihsel zirvelerini korurken üreten milyonların payı ve satın alma gücü enflasyon çarkları arasında eritiliyor.

Büyüyen pasta küçülen dilim
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) gelir yöntemiyle gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYH) verileri, bölüşüm şokunu açıkça gözler önüne seriyor. Yüksek enflasyon dalgasıyla birlikte sermaye lehine açılan makas giderek derinleşiyor. TÜİK verilerine göre bu yılın ilk çeyreğinde işgücü ödemelerinin katma değer içindeki payı yüzde 42,7, sermaye payı ise yüzde 35,8 oldu. Yılın ilk ayında yapılan zamlar emeğin payını kağıt üzerinde yüksek gösterirken emeğin payı 2025 yılını yüzde 36,9 ile kapatmıştı. Yıl başlarında nominal olarak yapılan asgari ücret zamları ilk çeyreklerde işgücü payını dönemsel olarak kıpırdatıyor gibi görünse de, dalgalı enflasyon karşısında gerçek alım gücünü de anlatan reel ücretler daha ilk aylarda sönümleniyor.

Tüketimde ABD’li zenginlere yaklaşıyor
İktidar ve sermaye çevreleri enflasyonun faturasını çalışanlara kesmek için “ücret-fiyat sarmalı” masalına sarılsa da ücreti artınca tüketeceği varsayılan emekçi değil, en zengin yüzde 1 tüketiyor. OECD, Dünya Bankası ve Eurostat verileri de ülkede üreten ile tüketenin aynı kesim olmadığını ortaya koyuyor.

Türkiye’deki bölüşüm krizini ve gelir ile tüketim eşitsizliğini somutlaştıran vurucu verileri, kişi başına düşen düşen fiili bireysel tüketim ile satın alma gücü paritesine göre Türkiye OECD ülkeleri arasında en alt yüzde 1’lik kesim ile en üst yüzde 1’lik kesim arasındaki tüketim mesafesinin en geniş olduğu birkaç ülkeden biri. Türkiye’nin en yoksulları Kolombiya düzeyinde yaşıyor. Ülkede en yoksul yüzde 1 ve 5’lik kesimin tüketim seviyesi, Kolombiya, Kosta Rika ve Meksika gibi ülkelerin en alt dilimleriyle benzer seviyelerde, yaklaşık 10-15 bin dolar bandının altında kalıyor. Buna karşın en üst yüzde 1 ve 5’lik kesimin keyfi yerinde. En zengin kesimin harcamaları, Fransa, İspanya, İtalya ve İsveç gibi OECD ülkelerinin seviyesini aşıyor. Güncel verilerle Türkiye, en zengin yüzde 5’lik kesimin tüketiminde, OECD ülkeleri içinde ilk 5’te yer alıyor. Ülkenin zenginleri, ABD, Lüksemburg, Japonya ve Almanya’nın en zenginleri ile aynı seviyede tüketiyor.
Ülkede servet birikimi, en zengin yüzde 1 ve yüzde 5’lik kaymak tabakaya akarken alt gelir grupları yoksulluk sınırında yaşam mücadelesi veriyor. Servet tabandan, tavana transfer ediliyor. OECD’nin kişi başına düşen fiili bireysel tüketim verilerine göre hazırlanan gelir dağılımı haritasına göre Türkiye, 38 OECD ülkesi arasında en alt yüzde 1’lik dilim ile en üst yüzde 1’lik dilim arasındaki farkın en çok açıldığı ülkelerden biri konumunda. Buna karşılık Türkiye’deki en zengin yüzde 1’lik kesimin tüketim gücü İspanya, İtalya, Fransa, Japonya ve İsveç’teki en zenginlerin tüketim seviyesini geride bırakıyor.

]]>
KAMU-İŞ: “TÜİK Harikalar Diyarı’nda” https://yenidunya.org/emek-gundemi/34322/kamu-is-tuik-harikalar-diyarinda/ Mon, 03 Aug 2026 12:09:11 +0000 https://yenidunya.org/?p=34322 Temmuz maaş zamları cüzdana girmeden eriyince TÜİK ve Maliye Bakanı rahatladı

KAMU-İŞ, Temmuz 2026 enflasyon oranlarını karşılaştıran bir açıklama yayınladı. Açıklamada TÜİK, ENAG ve İTO enflasyon oranları karşılaştırıldı.
KAMU-İŞ, açıklamasında, “TÜİK’in açıkladığı Temmuz ayı enflasyonu yine hayatın gerçekleriyle örtüşmedi.” denildi.

KAMU-İŞ: “TÜİK Harikalar Diyarı’nda”

TÜİK oranları vahim tabloyu gizleyemiyor
Kamu emekçisi ve emeklinin maaş zam oranlarının belirlendiği Haziran ayında yüzde 0,99 enflasyon oranı açıklayarak bir kez daha milyonların yoksullaşmasında rol oynayan TÜİK, Temmuz ayında yine gerçek dışı bir enflasyon açıklasa da, bir önceki aya göre daha ‘rahat’ davrandı.
Temmuz ayında enflasyon; TÜİK’e göre yüzde 1,78, İTO’ya göre yüzde 2,06 ve ENAG’a göre de yüzde 3,07 oldu. TÜİK’e göre enflasyon, yıllık bazda yüzde 31,75 artış gösterdi. Çarşıdaki pazardaki gerçeklikle uyuşmayan, adeta “TÜİK Harikalar Diyarı’nda” dedirten bu oranlar bile gösteriyor ki:
·Gerçekliği sorgulanan bu oranlarla bile dünyanın en yüksek 5. enflasyonuna sahibiz!
·Geçen yılın ilk 7 ayından daha yüksek bir enflasyon oranı söz konusu; dolayısıyla gelir ve ücretlerdeki erime bu dönemde çok daha derin oldu.
·Merkez Bankası’nın yıllık enflasyon hedefi daha şimdiden anlamsızlaştı. O hedefin gerçekleşebilmesi için yılın geri kalanında aylık ortalama yüzde 0,68’lik bir enflasyon oranının aşılmaması gibi tamamen gerçekdışı bir şart var.
·Kamu çalışanları ve emeklilerine enflasyon farkından ayrı olarak Temmuz ayında yüzde 7 oranında zam yapıldı. Yılın kalan altı aylık dönemindeki enflasyonu karşılasın diye yapılan bu zammın yüzde 25’i daha ilk ayda (Temmuz’da) eridi.
·Temmuzda yapılan 8 bin 300 lira zamla birlikte eş ve çocuk yardımları da dahil 70 bin 218 liraya çıkan düşük memur aylığının 1.250 lirası bir ayda buharlaştı.
·Asgari ücretliler için de tablo karanlık: Ocak 2026’dan itibaren 28 bin 75 lira olan ve tüm taleplere rağmen yılın ikinci yarısı için artırılmayan asgari ücretin 5 bin 576 lirası ilk yedi ayda eriyip gitti.
Kamu-İş olarak altını çizmek isteriz ki; enflasyondaki en ağır tablo gıda konusunda yaşanmaktadır. Öyle ki, bu vahim tabloyu TÜİK’in rakamları bile artık gizleyemiyor. TÜİK’e göre gıda fiyatları Temmuz’da aylık yüzde 1,61, yedi ayda yüzde 21,83 oranında, son bir yılda ise yüzde 37,53 arttı.
Peki bu ne demek? Son açıkladıkları enflasyon oranlarına göre Türkiye, yıllık yüzde 37,53’lük gıda enflasyonuyla Venezuela ve İran’dan sonra gıda fiyatları en fazla artan dünyanın üçüncü ülkesi durumundadır.

“Menemene soğan katmak hayal oldu”
Temmuz’un gıdada zam şampiyonu yüzde 25’i aşkın artışla soğan ve sarımsak oldu. Yani ekonomik kriz ilk baş gösterdiğinde, bu konuyu konuşmamak için yandaş televizyonlarda yapılan “Menemen soğanlı mı olur soğansız mı” konulu tartışma programlarına TÜİK resmen noktayı koymuş oldu. Çünkü görünen o ki, menemen bundan sonra soğansız olacak!
Diğer bir temel ihtiyaç olan barınmada da durum felaket: maaşlarımızın yüzde 17 arttığı bu dönemde kira artışları yüzde 45’i buluyor. Maaşlarımız barınmayla, meyve sebzeyi taneyle almayla, faturalarla eriyor.
Öte yandan, Temmuz ayı enflasyon verileri sağlık hizmetlerindeki sert fiyat artışını da gözler önüne serdi. 1 Temmuz’da Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) muayene katılım paylarını artırması ve Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) hekimlik ücret tarifesini güncellemesi, sağlık harcamalarındaki yükselişi hızlandırdı. Sağlık hizmetlerinde fiyatlar bir önceki aya göre yüzde 10,74, geçen yılın aynı ayına göre ise yüzde 43,89 yükseldi.
Bu durum, hükümetin yanlış politikalarıyla derinleşen ekonomik krizin, sosyal devlet ilkesinden ve kamusal hizmetlerden her geçen gün nasıl ödün verildiğinin en taze ispatı oldu.

Gerçekleri ifşa etmeye devam
Her zaman gelir ve vergi adaletinden, emekçinin insanca yaşama hakkından yana olan Kamu-İş olarak; ekonominin gizlenmeye çalışan gerçeklerini ifşa etmeye devam edeceğiz.
Krizi çıkartan hükümet, sefayı süren sermaye; bu faturayı biz ödemeyeceğiz!

]]>