Editörün Seçimi – Yeni Dünya https://yenidunya.org Yeni Günün Habercisi Wed, 22 Jul 2026 14:02:52 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.6 https://yenidunya.org/wp-content/uploads/2022/02/cropped-YD-ikon-512-1-75x75.png Editörün Seçimi – Yeni Dünya https://yenidunya.org 32 32 KEMAL TÜRKLER 100 YAŞINDA https://yenidunya.org/yazarlar/suleyman-ileri/34266/kemal-turkler-100-yasinda/ Wed, 22 Jul 2026 13:37:27 +0000 https://yenidunya.org/?p=34266 Maden-İş Sendikası Genel Başkanı, DİSK Kurucu Genel Başkanı ve Birleşik Metal-İş Sendikası Onursal Genel Başkanı Kemal Türkler’i 100. yaşında özlemle, sevgiyle, kararlılıkla anıyoruz.
Kemal Türkler 1926 yılında Denizli’de dünyaya geldi. Yoksul bir ailenin çocuğuydu. Lisede okuduğu yıllarda ayakkabı işçiliği yaptı, gömlek dikti. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine kayıt oldu. Ancak babasının sağlık sorunları nedeniyle eğitim hayatına son vermek zorunda kaldı. Türkler Emayetaş fabrikasında çalıştığı sırada Demir-İş sendikasına (sonradan adı Maden-İş Sendikası olarak değişecek) 1952 yılında üye oldu.
“Özgürlük zorunlulukların farkında olmaktır.” diyor Marks. Kemal Türkler’in yaşam hikâyesine, özellikle gençlik yıllarından başlayarak baktığımızda oldukça çarpıcı bir resim çıkıyor karşımıza. İşçi önderi Türkler’in, bu felsefi ilkeyi ustaca bir sezgiyle kavradığını görüyoruz. Bütün zorlukların, zorunlulukların sert etkisi altında işçi sınıfına sendikal alana ve hatta siyasal mücadeleye en yararlı olanı çekip çıkarma hünerini gösteriyor Türkler.
1954 yılında Demir-İş Sendikası Genel Sekreterliğine seçildi. Aynı yıl Demir-İş sendikası Genel Başkanı olan Yusuf Sidal’ın görevinden ayrılması üzerine Türkler genel başkanlık görevini üstlendi.

KEMAL TÜRKLER 100 YAŞINDA

TİP Kuruluyor
Kemal Türkler, 1961 yılında kurulan Türkiye İşçi Partisi (Tarihe birinci TİP olarak geçti.) kuruluşuna öncülük edenlerin başında geliyordu. Bu dönemde Türkler’i büyük bir lidere dönüştüren iki özelliği daha görüyoruz.
Türkler, işçinin hak ve çıkarlarını fabrika duvarlarına hapseden, siyaseti dışlayan sendikal anlayışın aşılmasına büyük bir katkı verdi. Fabrikalarda kendi hak ve çıkarları için grevler, eylemler, toplu sözleşmeler yapan işçilerin ülkenin meselelerine kafa yormalarının, daha güzel bir ülke ve dünya içinde mücadele vermelerinin önemini vurguladı, yolunu açtı. İşçinin kurtuluşuyla tüm toplumun kurtuluşunun aynı yoldan geçtiği bilincinin yaratılmasını sağladı. İşçi-yurttaş sorumluluklarının, görev paylaşımının, dayanışmasının önemini ortaya koydu. Toplumsal aidiyet duygusunu, bilincini yükseltti. Şüphesiz bu kazanımlar, ilerleyen yıllarda çok daha kitlesel eylemlerin, başarıların hazırlayıcısı oldu.
Türkler ve yol arkadaşları dürüst, namuslu, yaşadıkları toplumu seven, cesaretli insanlardı. Bu nedenlerle daha farklı program tartışmalarıyla başlayan TİP, giderek işçilerin, tüm toplumun gerçek siyasi ihtiyaçlarının işaret ettiği gibi sosyalist bir programa kavuştu ve gerçek karakterini kazanmış oldu. Kemal Türkler bütün baskılara rağmen gördüğü, bildiği saf gerçekliği, doğruyu hayata geçirme cüretini gösteriyordu. Bu özellikleri Türkler’in ilerleyen yıllarda destanlaşan sendikal mücadelesinin anahtarı niteliğindeydi. İşçi önderi Türkler her kritik dönemde kendisini saran katı gerçekleri görüyor, kıvrak bir zekâyla bu zorunluluklar altından en devrimci kararı vermeye çabalıyordu.

Her Krizden Başka Bir Devrimci Hamleyle Çıkıyor
Yıl 1963’e geldiğinde Kavel kablo fabrikasında Cumhuriyet Türkiye’sinin ilk “grevi” gerçekleşti. Türkler ve arkadaşları burada gerçekleştirdikleri fiili iş bırakma ile; grevli toplu sözleşmeli sendikal dönemin kapılarını açtı ve sendikaların gerçek niteliğine kavuşmasını sağladı.
Burada Kemal Türkler’in bir başka önemli özelliğinin öne çıktığını düşünüyorum. Kavel kablo fabrikasında, 174 işçi ile koca sermaye düzenine geri adım attırmayı başarmıştı. Çünkü Türkler ve yol arkadaşları her dönemin olaylarını, olgularını, dengelerini açıklarını ustaca kavramayı bilmiş ve doğru zaman-zeminde devrimci adımlar atmayı başarmışlardır.
Aynı nitelikler ve kararlılıkla Türkler, Türk-İş’ten kopmayı bilmiş ve 1967 yılında DİSK’i (Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu) kurmuştur.
Türkler’in; TİP’in kuruluşu, Kavel Grevi, DİSK’in kuruluşu, Şanlı 15-16 Haziran Direnişi, DGM Direnişi, Faşizme İhtar Eylemleri, Ulusal Demokratik Cephe mücadelesi ve sayısız eylem, grev, direnişte Türkiye toplumunun ve Türkiye işçi sınıfının en ileri düşüncesini ve unsurlarını öne çıkarma ustalığını gösterdiğini görüyoruz.

KEMAL TÜRKLER 100 YAŞINDA

Politikayla Kurulan Sağlıklı Bağlar
Tüm bu süreçlerde Kemal Türkler’in politikayla kurduğu ilişkinin önemi tartışılmaz değerdedir. Sosyalist ülkelerin (özelikle Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin) varlığı, dünya işçi hareketi deneyimleri, 60’lı, 70’li yılların politik atmosferi ile yükselen işçi sınıfı hareketi arasında köklü bağlar bulunmaktadır. Tüm diğer komünist partiler gibi özellikle 70’li yıllardaki tarihi Türkiye Komünist Partisi’nin, DİSK’in, Maden-İş’in ve Kemal Türkler’in başarılarına katkısı oldukça önemli düzeydedir. Sendikal hareketin, Türkiye ve dünyadaki süreçlerden yararlanmasını, Kemal Türkleri’in politikayla, politik yapılarla kurduğu sağlıklı bağa borçluyuz.

KEMAL TÜRKLER 100 YAŞINDA

Emek Mücadelesini Sanatla Yoğuran Lider
Türkler okur, şiir yazar, karikatür çizer. Kemal Türkler’in düşünce yapısında ona başka türlü düşünme gücünü verenin de bu sanatsal bakış açısının olduğunu söylemek yerinde olur. Türkler, şiire, tiyatroya, müziğe bir eğlence aracı gibi faydacı bir gözle bakmaz. Sanata hak ettiği değeri verir. İnsanın öz faaliyeti, işçilerin, toplumların gelişiminin, aydınlanmasının doğal unsuru sayar. Kemal Türkler, DİSK’i ve Maden-İş Sendikasını; kalbi ezilenlerden yana atan akademisyenlerin sanatçıların aydınların yuvası haline getirmiştir.

KEMAL TÜRKLER 100 YAŞINDA

Dünümüz Bugünümüz Yarınımız
Metin içerisinde zaman zaman Kemal Türkler ve yol arkadaşları tabirini kullandım. Fakat zaten Türkler dediğimizde İbrahim Güzelce’yi, Rıza Kuas’ı, Kemal Nebioğlu’nu, daha nicelerini ve sayısız işçiyi anlıyoruz. Çünkü Kemal Türkler bir isimin ötesinde bir sendikal-siyasal çizginin, felsefenin, eylemin adıdır. Kemal Türkler Türkiye işçi sınıfının kimliğinin oluşmasında önemli katkıları olmuş bir işçi önderidir. Bu işçi önderlerinin bıraktığı deneyimler, işçi sınıfının, sendikal mücadelenin içine itildiği bunalımından çıkarmak için eşsiz bir rehberdir. Kemal Türkler dünümüz, bugünümüz, yarınımızdır.

KEMAL TÜRKLER 100 YAŞINDA

Kemal Türkler 100 yaşında hepimiz 100 yaşındayız!

]]>
TÜRK-İŞ: Yoksulluk sınırı 77 bin lira https://yenidunya.org/emek-gundemi/32349/turk-is-yoksulluk-siniri-77-bin-lira/ Fri, 28 Mar 2025 12:25:42 +0000 https://yenidunya.org/?p=32349 TÜRK-İş Mart 2025 Açlık ve Yoksulluk Sınırı araştırması açıklandı.
Araştırmaya göre;
-Dört kişilik ailenin aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 23.615 TL.
-Gıda ile birlikte diğer tüm temel harcamalar için haneye girmesi gereken toplam gelir tutarı (yoksulluk sınırı) ise 76.922 TL.
-Bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti 30.617 TL.
-Mutfak enflasyonu aylık %1,25 on iki aylık %40,62 yıllık ortalama %54,87 olarak hesaplandı.
-Fiyat artışları ve hayat pahalılığı çalışanların geçim koşullarını zorlamaya devam ediyor…

TÜRK-İŞ: Yoksulluk sınırı 77 bin lira

TÜRK-İŞ Konfederasyonu tarafından, çalışanların geçim koşullarını ortaya koymak ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişikliğinin aile bütçesine yansımalarını belirlemek amacıyla, her ay düzenli olarak yapılan bu araştırmanın 2025 Mart ayı sonuçları açıklandı.
Raporda sonuçlar ye aldı;
-Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapılması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 23.615,12 TL’ye,
-Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 76.922,23 TL’ye,
-Bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ de aylık 30.617,43 TL ’ye yükseldi.

TÜRK-İŞ: Yoksulluk sınırı 77 bin lira

İnsan onuru ve değeri ile bağdaşacak bir yaşam sürmek
Raporda şu vurgular öne çıktı;
Ülkemizde insan onuruna yaraşır bir yaşam sürdürebilme imkânı çoğu ücretli çalışan için mümkün olmamaktadır. İşveren ve hükümet temsilcileri tarafından belirlenen ve fakat işçi kesiminin karara katılmadığı net asgari ücret tutarı 22.104,67 TL iken sadece tek bir çalışanın yaşama maliyeti ise bu ay 30.617,43 TL olarak hesaplandı. Aradaki fark 8.512 TL. Asgari ücretin yetersizliği bugün herkes tarafından kabul edilmektedir. Yoksulluğun azaltılması ve giderek ortadan kaldırılması, çalışanların satın alma gücünün iyileştirilmesi bir an önce sağlanmalıdır.
TÜRK-İŞ enflasyon hesaplaması yapmamakta, dört kişilik bir ailenin insanca geçimini karşılayacak “yaşam maliyeti” tutarını belirlemeye, fiyat artışlarının aile bütçesine getirdiği yükü hesaplamaya çalışmaktadır. Belirlenen tutar ücret olmayıp haneye girmesi gereken toplam geliri ifade etmektedir. Yapılan araştırma, -sanıldığı üzere- çalışanların “karnını doyurması için” gereken tutarın tespit edilmesi değil, “insan onuru ve değeri ile bağdaşacak bir yaşam sürmesi için” yapılması gereken toplam harcamayı hesaplamak amacına dönüktür.

TÜRK-İŞ: Yoksulluk sınırı 77 bin lira

Gıda fiyatlarında yıllık değişim yüzde 54,87
TÜRK-İŞ’ in verilerine göre “mutfak enflasyonu” verilerindeki değişim Mart 2025 itibariyle şu şekilde gerçekleşmiştir:
-Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin “gıda için” yapması gereken asgari harcama tutarındaki artış bir önceki aya göre yüzde 1,25 oranında gerçekleşti.
-2025 yılının ilk üç ayı itibariyle artış oranı yüzde 12,00 oranında hesaplandı.
-On iki aylık değişim oranı yüzde 40,62 oldu.
-Yıllık ortalama artış ise yüzde 54,87 olarak gerçekleşti.

Ürün gruplarına göre fiya değişimleri
TÜRK-İŞ hesaplamasında temel alınan ve doğrudan piyasadan çarşı-pazar-market dolaşılarak derlenen gıda ürünleri fiyatlardaki değişim, harcama grupları ayırımında Mart 2025 itibariyle şu şekilde oldu:
-Süt, yoğurt ve peynir ürünlerinin bulunduğu grupta; geçtiğimiz aylarda artan süt fiyatı bu ay değişmedi. Peynir fiyatında ise belirli markalar özelinde bir miktar artış tespit edilirken, yoğurt fiyatlarında dikkati çeken önemli bir değişiklik olmadığı gözlemlendi.

-Et, tavuk, balık, yumurta, kuru baklagiller ürünlerinin bulunduğu grupta; dana kıyma ve kuşbaşı ile tavuk etinin fiyatında bu ay yine bir miktar artış oldu. Kuzu etinin kilogram fiyatında ise geçen aya göre %4 oranında artış olduğu gözlemlendi. Balık fiyatları bu ay bir miktar düştü. En çok tercih edilen ürünlerden biri olan hamsinin kilogram fiyatı geçen ay 270-300 TL arasında iken bu ay 230-250 TL arasında olduğu tespit edilmiştir. Balık fiyatı hesaplanırken bol tüketilen istavrit, hamsi, mezgit gibi çeşitler ağırlıklı olarak yer aldı. Bu ay yumurtanın fiyatı yine artış gösterdi. Geçen yıl Mart ayında tanesi 5,68 TL olan yumurtanın ortalama fiyatı bu ay 7,54 TL olarak hesaplandı. Kuru baklagiller (kuru fasulye, nohut, yeşil ve kırmızı mercimek) grubunda önemli bir değişikli tespit edilmedi.

-Taze sebze-meyve fiyatları yine aile bütçesini zorlamaya devam etmektedir. Patates ve kuru soğan ile genel olarak sebze fiyatlarındaki artış mutfak harcamasını olumsuz etkiledi.
Özellikle mevsim değişikliği nedeniyle piyasaya yeni giren ve tezgâhlarda yeri giderek azalan ürünlerin fiyatları belirleyici oldu. Sebze (ana yemekleri tamamlayan maydanoz, kıvırcık vb. salata yeşillikleri dâhil değil) ortalama kg fiyatı 63,27 TL, ortalama meyve kg fiyatı 65 TL oldu. Hesaplamada -bu ay- 24’ü sebze ve 7’si meyve olmak üzere toplam 31 üründeki fiyat değişimi dikkate alındı. Meyve-sebze ortalama kg fiyatı ise 61,02 TL (ana yemekleri tamamlayan maydanoz, kıvırcık gibi salata yeşillikleri bu hesaplamada “Ortalama Meyve-Sebze Fiyatı” kapsamında değerlendirilmektedir) olarak tespit edilmiştir.

-Ekmek, pirinç, un, makarna, bulgur, irmik gibi ürünlerin bulunduğu grupta; ekmeğin fiyatı değişmedi. Hesaplamaya dâhil edilmeyen fakat Ramazan’da ağırlıklı olarak satılan pidenin 250 gramı 20 TL olarak belirlenmiştir. Bu harcama grubundaki diğer ürünlerin fiyatında makarna dışında önemli bir değişiklik tespit edilmedi.

-Temel yağ ürünlerinin bulunduğu grupta; tereyağı, margarin, zeytinyağı ve ayçiçeği yağı fiyatı aynı kaldı. Zeytin fiyatı; siyah zeytinde bir miktar azalış, yeşil zeytinde ise artış olduğu gözlemlendi. Yağlı tohum ürünlerinin fiyatında bu ay sabit kaldı.

-Son grupta yer alan gıda maddelerinden baharat ürünlerinin (kimyon, nane, karabiber vb.) karabiber, nane ve kimyon fiyatında artış olduğu tespit edildi. . Çayın fiyatı değişmezken ıhlamurun fiyatında %20’lik bir artış olduğu tespit edildi. Diğer ürünlerden pekmezin fiyatı bir miktar arttı. Bal ve reçelin fiyatı değişmedi. Salçanın fiyatı bir miktar arttı.

TÜRK-İŞ: Yoksulluk sınırı 77 bin lira
]]>
Baskı zulüm kaybedecek halk kazanacak https://yenidunya.org/yurt/31965/baski-zulum-kaybedecek-halk-kazanacak/ Tue, 04 Feb 2025 05:58:24 +0000 https://yenidunya.org/?p=31965 Mersin halkı, köy emekçilerinin anlamlı dayanışma etkinliği imeceyi halkın sorunlarını dile getirmek için yaşama geçirdi.
Mersin’de 8  demokratik kitle örgütünün bir araya gelmesiyle oluşturulan İMECE grubu, iktidarın artan ekonomik ve siyasi baskılarına karşı ses yükseltti. Coşkulu yurttaşlar artan yoksulluğa, hukukun seçilmiş yöneticilere karşı baskı aracına  dönüştürülmesine, yurtsever teğmenlerin ve sıralı komutanlarının ihraç edilmesine karşı tepkilerini sloganlarla, marşlarla, şiirlerle dile getirdiler.

Atatürkçü Düşünce Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Eğitim İş Sendikası, Genel Sağlık İş Sendikası, 29 Ekim Kadınları Derneği, Sosyal Demokrasi Derneği, 2021 Tüm Emekliler Sendikası ve Yeni Nesil Köy Enstitülüler Derneğinin oluşturduğu İMECE grubu “Zulmün Artsın ki Gidişin Tez Ola” başlıklı bir basın açıklaması düzenledi.
Kurumlar adına basın açıklamasını  2021 Tüm Emekli Sen Başkanı Hüseyin Kurt okudu.

Zulmün artsın ki gidişin tez ola
”Yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü hak ve özgürlüklerin güvencesidir. Demokrasiler, siyasal iktidarla aynı doğrultuda düşünmeyen, iktidara muhalefet edenlerin hak ve özgürlüklerinin hukuk devletinin güvencesinde olduğu yönetim şekilleridir.” diyerek açıklamasına başlayan Hüseyin Kurt şunları dile getirdi:
“Tarih hızlandı, bir kez daha emekçi halka pranga vurulamayacağını göreceğiz. Emekçi halk olarak bu tarihin seyircisi değil yapıcısıyız. Her yeni gün, iktidarın yeni bir zulmüne uyanıyoruz. Seçilmiş yöneticilerimizin görevlerine son veriliyor, yerlerine kayyım atanıyor, haklarında iddianame bile düzenlenmeden tutuklu olarak hapiste tutuluyorlar. Hukukun en temel ilkesi olan tutuksuz yargılanma göz ardı ediliyor, muhalefetteki siyasi parti başkanı tutuklanıyor. Düşünceyi ifade eden basın emekçileri gözaltı ve tutuklamalarla cezalandırılıyor.

Daha dün, (31 Ocak 2025) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, hakkında açılan iki soruşturma için Çağlayan Adliyesindeydi. İktidar, Anayasaya, yasalara ve hukuka aykırı olarak kendisine rakip olabilecekleri yasaklı hâle getirmeye çalışıyor. İktidarın bu girişimi halkın kitlelesel  protestosu ve dayanışmasıyla şimdilik püskürtüldü.

Baskı zulüm kaybedecek halk kazanacak

Gene dün, (31 Ocak 2025) 30 Ağustos 2024’te düzenlenen Harp Okulu mezuniyet töreni sonrasında “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganı atarak yemin töreni düzenleyen teğmenlere ve onlardan sorumlu bölük, tabur ve alay komutanlarına yönelik disiplin soruşturmasına ilişkin karar açıklandı.
Kurtuluş Savaşının lideri ve Cumhuriyetin kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk’e bağlılık ifade eden geleneksel bir törenin ordudan ihraç nedeni sayılacak derecede en ağır disiplinsizlik suçu sayılması, olsa olsa iktidarın  siyasal-ideolojik tercihini ortaya koyar. Kurucu lider Mustafa Kemal Atatürk’e ve Cumhuriyete bağlılık suç sayılamaz.

İktidarının ilk dönemlerinde Cumhuriyetin biriktirdiği kamu işletmelerini, fabrikaları, limanları, madenleri, ormanları özelleştirip satarak; uluslararası ve yerli tefecilerden gelen sıcak parayı kullanarak; ülkemizde üretimden kopuk bir yalancı bahar yaşatan iktidar da yolun sonuna geldiğinin farkında. Bu yüzden zulmünü artırıyor.

Buna bağlı olarak: Borç faiz döviz özelleştirme dışında bir ekonomik programı olmayan, kapitalizm ve yarı feodal ortaçağ gericiliğinin temsilcisi iktidar, emekçilere karşı uyguladığı adeta ekonomik soykırımı unutturmak için fetihçilik satmaya çalışıyor. Bir elinde havuç, bir elinde sopa, emperyalist projelere kurban edilecek sahte çözüm süreçleri dayatıyor. Kendi bencil iktidar hesapları için, ulusu, halkı, vatanı etnik, dinsel ve mezhepsel olarak bölecek planlara alet oluyor.

İktidarın diliyle söylersek o kendi fıtratına göre davranıyor. Anayasayı, yasayı, hukuku çiğniyor. Emeklilere,  işçilere, çiftçilere, memurlara, işsizlere, evsizlere, çocuklara, gençlere, kadınlara, dullara ve yetimlere sabır tavsiye ediyor. Dolar milyarderlerine ve milyonerlerine ise rant, faiz, vergi iadesi ve ballı teşvikler sunuyor.

Hak Hukuk Adalet
Anayasayı ve hukuku çiğneyenler eninde sonunda hesap verir, Cumhuriyete meydan okuyanlar iflah olmaz. Cumhuriyetin kurucu kadrolarının torunları olarak özgürlük eşitlik kardeşlik idealinden vazgeçmeyiz. Laiklikten geri gidişe izin vermeyiz. Halkçılığın gereği olarak  devlet öncülüğünde planlı kalkınmanın, işsizliği yoksulluğu bitirecek üreten kamucu ekonominin ön koşul olduğunu bilir ve bunda ısrar ederiz.

Susma sustukça sıra sana gelecek
Baskı zulüm kaybedecek, Halk Kazanacak
Kurtuluş Yok Tek Başına Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz” diyerek sonlandırdı.

]]>
Emekliler İzmir’den ses verdi: ‘Birleşe birleşe kazanacağız’ https://yenidunya.org/editor/29464/emekliler-izmirden-ses-verdi-birles-birlese-kazanacagiz/ Sat, 09 Mar 2024 16:09:55 +0000 https://yenidunya.org/?p=29464 İzmir Emekliler ve EYT’liler Birliği, Konak’ta bir basın açıklaması düzenledi.
AKP iktidarının emeklileri yoksulluğa mahkum eden, emeklilik hakkını kazanan milyonlarca EYT’linin bir gün ile emeklilik hakkını gasp eden uygulamalarına karşı, emekliler ve EYT’liler Türkiye çapında birlikte mücadeleyi yükseltiyor.
Emekliler ve EYT’liler arasında birlik ve mücadele birliği bugün de (9 Mart) İzmir’den ses verdi.
İzmir Konak’ta basın açıklaması düzenleyen emekliler ve EYT’liler açıklamada tepkileri şöyle dile getirdiler, “TÜİK, açıklamış olduğu enflasyon rakamlarıyla emeklileri fakirlikte eşitledi. Holdinglerin vergi borçlarını silmeye gelince para oluyor ama emekliye gelince para bulunmuyor? Aynı anda 6 kurumdan maaş alan bürokratlara ve eski siyasilere para bulunuyor, emekliye mi para bulunamıyor? Bu, asla kabul edilemez!”
Emekli bir bankacının, “Biz hesap uzmanıyız, Amerika’dan hesap uzmanı getirmeye gerek yok. Kahvede otururken arkadaşıma nasıl çay ısmarlarım diye düşünen bir emekli istemiyorum. Artık bir araya gelmemiz lazım.” sözlerine alanda toplanan emekliler “Birleşe birleşe kazanacağız” sloganlarıyla karşılık verdi.

Basın açıklaması metni:
Basına ve kamuoyuna,
Siyasi partilerimizin başkan ve yönetim kurulu üyeleri, Emekli dernekleri başkan ve yöneticileri. Yıllarca, alın teri dökerek kamuda ve özel sektörde hizmet ederek emekli olmuş değerli emekli arkadaşlarım ve basınımızın değerli mensupları. Bugün burada bulunan basınımız aracılığı ile yetkililerimize, tüm emeklilerimizin sorunlarını haykırmak için bir araya geldik. Öncelikle davetimize icabet edip bizimle birlikte olduğunuz ve bizlere gösterdiğiniz desteklerinizden dolayı teşekkür ediyor, hoş geldiniz diyorum. Değerli emeklilerimiz, saygıdeğer hemşehrilerimiz, Sosyal Güvenlik Kurumu, sadaka dağıtma yeri olmamalıdır. Emekliye bugüne kadar yapılan zamlar TUİK’in ısmarlama rakamlarına göre açıklamış olduğu enflasyon oranında kaldığı için emekliler her geçen gün daha da yoksullaşmaktalar. TÜİK, açıklamış olduğu enflasyon rakamlarıyla emeklileri fakirlikte eşitledi. Holdinglerin vergi borçlarını silmeye gelince para oluyor ama emekliye gelince para bulunmuyor? Aynı anda 6 kurumdan maaş alan bürokratlara ve eski siyasilere para bulunuyor, emekliye mi para bulunamıyor? Bu, asla kabul edilemez! Eyyy!! Emeklilere çerez miktarı zam yapıp 10 bin tl ile yaşamaya mahkum edenler, size soruyoruz? Emekliler,  çalıştığı yıllar boyunca devletine vergisini ödemekten başka ne yaptı?  Karşılığında siz ne yaptınız, 
Koskocaman bir hiç! Emekli vatandaş ile sizin derdiniz ne? 

“Bizler haklarımızın bilincindeyiz”
Nedir maksadınız ve amacınız? Ocak ayında emekliye verdiğiniz 49,6 maaş zammının üstüne 8,077 TL kök maaşları eklemediğiniz müddetçe emekliler daha da yoksullaşmaya devam edecektir.  Memur emeklisine yapılan seyyanen zam, diğer bütün emeklilere yapılmadığı sürece, emeklilerin maaş farlılıkların arasındaki makas daha da açılacaktır. Bundan sonraki her zam döneminde emeklileri daha da fakirleştirmek gibi bir düşünceye sahip olabilirsiniz ama bizler haklarımızın bilincindeyiz ve haklarımızı almak, bu adaletsizliğin daha fazla yaşanmaması için biz emekliler hep birlikte mücadele edeceğiz.    Bu durum sosyal adalet ilkesine anayasanın eşitlik ilkesine aykırıdır.  Emekliler, hak etmedikleri bir talepte bulunmuyor, zaten kendilerinin olan, hakkı olanı almak için ve bu defa asla taviz vermeden Türkiye genelinde mücadelesini sürdürmeye devam edecektir. Bizim olanı bizden almalarına izin vermemek adına, Türkiye genelinde Emeklilerin bir araya gelmekten ve birlikte mücadele etmekten başka çaresi kalmamıştır. Kendi geleceğimiz, çocuklarımızın, torunlarımızın geleceği için çok geç kalmadan, bu günden ekmeğimize, aşımıza, geleceğimize hep birlikte ele ele vererek sahip çıkacağız.

Emekliler İzmir’den ses verdi: ‘Birleşe birleşe kazanacağız’

‘Emekliler kendilerine reva görülen bu dışlanmayı asla unutmayacak’
Eyyy!! Siyasi partiler, sendikalar, dernekler. Sesimizi duyun…
Emeklilerin artık dayanacak ve daha fazla taviz verecek ne gücü kaldı, nede sabrı.
Emeklileri oyalamayın, böyle yapmaya devam ederseniz emekliler kendilerine reva görülen bu dışlanmayı asla unutmayacak ve bu defa gereken cevabı sandıkta verecektir.
Bıçak kemiğe dayandı çünkü. Emekliyi sadakaya muhtaç edenler, emeklileri yok sayanlar sözümüz sizlere. Biz emekliler olarak, fazla bir şey değil, sadece enflasyonun altında ezilmeden, insan gibi yaşayacağımız bir maaşa, gelire sahip olmak istiyoruz.
Bizler Devletimize bağlı, bayrağımıza saygılı bir milletiz.  Hükümetimizin de sesimizi duymasını ve 16 milyon emeklinin derdine derman olmasını ivedilikle bekliyoruz.

‘Bizi duyun, bizi anlayın, bizi yok saymayın’
Gerek dünya, gerekse ülke olarak bu gün gelinen teknolojik ortamda, ne küçücük bir eve, ne arabaya, nede telefona sahip olmak lüks değil ihtiyaçtır. Ev insanın yaşam alanıdır. Bütün bunlar çalışırken sahip olunması gereken lüks olmayan insanoğlunun ihtiyaçlarıdır. Bizler çalışırken bile bunlara sahip olamadan adeta köle gibi çalışıp yaşamımızı sürdürmekteyiz.
Emekli olup birazda köşemize çekilerek torunlarla yaşamımızın geri kalan ömrünü huzur içinde geçirmekten başka bir dileğimiz olmayan biz emeklileri, torunlarımıza harçlık dahi veremeyecek duruma düşürerek utanç içinde bıraktınız.
Emeklilerin daha fazla duyguları ve umutlarıyla oynanmasını istemiyoruz. Ve buradan bir kez daha haykırıyoruz. Bizi duyun, bizi anlayın, bizi yok saymayın.  Bizler varız buradayız ve gün gelecek sizlerde bizim bulunduğumuz konuma geleceksiniz. Bize bakın ve geleceğinizi görün. Bizim bugün yaşadıklarımızı sizler gelecekte yaşamamanız için şimdiden sorunları çözmek zorundasınız.
Siyaset yapanlar seçilmiş olanlardır. Bugün bizi duymayan, bizi yok sayan siyasileri bizler de, yarın duymaz ve gereğini sandıkta yaparız.
Bundan sonra 16 milyon Emeklinin hakkını hukukunu savunmak için birlikte yola çıkan Türkiye Emekliler ve EYT birliğine çok teşekkür ediyoruz.

İzmir Emekliler ve EYT Birliği bileşenleri
EYT ve Emekliler Federasyonu
DİSK Emekli-Sen Taban İnisiyatifi
2021 Tüm Emekliler Sendikası
Bağımsız Emekliler Sendikası
Emekli Meclisleri Sendikası
Özel Banka ve Sandık Emeklileri
Tüm Emekliler Birleşim Platformu

]]>
Sandığa sığmayanlar https://yenidunya.org/yazarlar/onur-balci/29425/sandiga-sigmayanlar/ Thu, 07 Mar 2024 08:04:52 +0000 https://yenidunya.org/?p=29425 TÜİK 2023 yılı Gayrisafi Yurtiçi Hasıla GSYH istatistiklerini açıkladı. Buna göre Türkiye 2023 yılında yüzde 4,5 oranında büyümüş. Bu oranla Türkiye hızlı büyüyen ülkeler arasında yerini alıyor. Ama gerçekte böyle mi? Ekonomi nasıl büyümüş? Bir analize ihtiyaç var.

Çarklar duruyor

2023’ün dördüncü çeyreğindeki artış yüzde 4. Ama ekonomi, istatistiklere göre önceki çeyreklerde daha fazla büyüdüğü için yıllık ortalama yüzde 4,5. Bir önceki çeyrek ile karşılaştırıldığında ise artış yüzde 1 dolaylarında kalıyor. Yani yavaşlama eğilimi kendini açıkça gösteriyor.

Ekonomideki büyümeyi alanlar düzeyinde de incelersek ilginç veriler çıkıyor karşımıza. İlk olarak tarım binde iki (yüzde 0,2) oranında küçülmüş. Yani en iyimser bakışla yerinde saymış denilebilir. Sanayi alanında yani üretimde artış var ama o da binde sekizlik (yüzde 0,8) düzeyde. Üretim için de yerinde saymış denilebilir. Peki büyüme nereden kaynaklanıyor? Finans ve sigorta yani bankacılık yüzde 9 oranında büyümüş. İnşaat yüzde 7,8 büyümüş. Uzun zamandır yerinde sayan hatta küçülen inşaat sektörünün büyümesinde kötü yönetim yüzünden felakete dönüşen depremin etkisi var maalesef. Hizmetler alanı ise yüzde 6,4 büyümüş.

Buradan ne çıkıyor? Bankacılık sektörü büyüyor, ki bu sağlıklı bir durum değil. Hele tarım ve sanayi üretimi yerinde sayarken hiç değil. Bu Türkiye halkı yoksullukla boğuşurken kaymak tabaka ve uluslararası tefeciler hâlâ paradan para kazanabiliyor demek. İstibdat yönetiminin hazır yiyicilik ve vurgunculuk iştahı kapanmıyor bir türlü. İnşaattaki büyüme ise yukarıda belirttiğimiz gibi yapay. Ekonomik gerçeklere dayanmıyor. AKP ne yapsa çarkların durmasını önleyemiyor. Üretim ve istihdamı arttırıcı ve toplumcu ekonomi politikasını yürütecek yeterlilikte ve niyette değil.

Yoksulluk derinleşiyor

GSYH açıklanırken işgücü ödemeleri ve net işletme sermaye artığı payları da açıklandı. “Çatlak patlak da olsa ekonomi büyüyor işte” diye düşünüp büyümeden kimlerin ne kadar pay aldığına bu veriler üzerinden bakalım. İşte sınıfsal ilişkileri bütün çıplaklığıyla gözler önüne seren TÜİK istatistikleri.

TÜİK geriye dönük olarak kendi açıkladığı oranlarda revizyona gidiyor. Bu bağlamda 2023’ün son çeyreği ve 2023 tamamına ilişkin istatistikler açıklanırken 2022 yılının verilerinde de düzeltmeye gitti. Buna göre 2022’de işgücü ödemeleri yani işçi sınıfının payı yüzde 26,3 olarak açıklanmış. İlk açıklamada yüzde 26,5 olarak duyurulmuştu. Net işletme artığı karma gelir denilen sermayenin payı ise yüzde 54,5 olarak verilmişti ama şimdi yüzde 54,7’ye yükseltildi.

Gelelim 2023 yılına. Toplam olarak işçi sınıfının payı yüzde 32,8; sermayenin payı yüzde 46,3 olmuş. 2023’ü daha iyi anlamak için üç aylık dilimler hâlinde bakalım. İlk çeyrekte yani 14 Mayıstaki genel seçimden önceki Ocak-Şubat-Mart aylarında emeğin payı yüzde 38; sermayenin payı yüzde 38,2. Neredeyse eşitlenmiş. Gayet hoş görünüyor değil mi! Sonra ikinci çeyrekte yani seçim geçtikten sonra emeğin payı yüzde 34,3’e düşmüş; sermayenin payı ise 43,8’e çıkmış. Sonra üçüncü çeyrekte emeğin payı yüzde 32,2’ye düşmüş; sermayenin payı ise yüzde 47,3’e çıkmış. Dördüncü çeyrekte ise emeğin payı yüzde 29,7’ye düşerken; sermayenin payı yüzde 50,5 yükselmiş. Yani koca bir millet olarak ürettiğimiz zenginliğin yarısı bir avuç ailenin elinde toplanmış.

Bu kadar kısa sürede bu kadar derin bir yoksullaşma dünya çapında eşine az rastlanır bir durum. Düşünün 2023 ilk çeyrekte emek ve sermaye yüzde 38’ler seviyesinde neredeyse eşit şekilde başlıyor ve emek yüzde 30’a düşerken sermayenin payı yüzde 50’yi aşıyor. Ama tüm bu derinleşen sınıf farkına rağmen 2023 emekçiler için 2022’ye göre geçici ve bir nebze olsa da daha iyi geçmiş. Çünkü istibdat yönetimi seçimlerde çok zorlandı ve halka şirin görünme telaşına düştü. Yıl olarak bakıldığında işçi sınıfının payı 2022’ye göre yüzde 6,5 artışla yüzde 32,8’e; sermayenin payı yüzde 8,4 azalışla yüzde 46,3 olmuş.

İstibdadın seçim stratejisi

2023 genel seçimlerini değerlendirirken bu iki yönlü etkeni de hesaba katmalıyız. Seçimlere giderken işçi ve emekçilerin, emeklilerin durumlarında bir nebze olsun düzelme oluyor. Bu artışta EYT kapsamındaki emeklilerin büyük bölümünün emekli edilmesi ve topluca kıdem tazminatı almaları, Ocak ayındaki maaş artışları gibi etkiler var. Ama seçimler geçtikten sonra işçi sınıfı hızla yoksullaştırılırken sermayenin kârı fırlıyor. İstibdat yönetimi kaşıkla verdiğini kepçeyle alırken Marksizmin sınıf çelişkisi kavramı, sınıflar teorisi bir kez daha bütün açıklığıyla kanıtlanıyor.

2024’ün ilk çeyrek verileri henüz elimizde değil. AKP benzeri bir eğilimi ilk çeyrekte gösterip halkı bir nebze olsun rahatlatmanın yolunu tutturmuş olabilir. Gerçi herkes her gün derinleşen yoksulluğu yaşıyor. Ocak ayındaki maaş zamları, bu kapsamda olmasa bile kamu emekçilerinin eylemleri neticesinde Ocak ayında aldıkları ilave zamlar, işçi sınıfının grev baskısıyla iyi biten metal ve taşımacılık toplu iş sözleşmeleri hesapları ne kadar etkileyecek bugün kestirmek zor. Ama Erdoğan’ın bizzat kendisinin söylediği gibi geçinemediklerini bildikleri emekliye ek zam yok. Gerçi her gün daha etkili şekilde sesleri duyulmaya başlayan emeklilerin baskısı karşısında ne yapar bilinmez. Zira enflasyon oranları da tüm acımasızlığıyla emeklileri ve halkı eziyor.

Enflasyon penceresinden

Gelir dağılımındaki adaletsizlik sürerken ekonomiye bir de enflasyon penceresinden bakalım. İşte Şubat 2024 yüzdelik olarak enflasyon oranları:

Sandığa sığmayanlar

TÜİK verileri uzun zaman sonra resmî adı İstanbul Ücretliler Geçim Endeksi olan İTO verileri ile uyum gösterdi. Ama asıl şaşırtıcı olan ENAG verilerinin tarihte ilk kez aylık TÜFE’de TÜİK verilerinin gerisinde kalması. Ekonomi çevrelerinde dışarıdan arzu edilen hızda para girişi sağlayamayan iktidarın bir yandan yabancı sermayeye bir yandan da belki kapısını çalmak zorunda kalacağı İMF’ye düzgün görünme gayreti içine girdiği yorumları yapılıyor.

TÜİK verilerine göre iki aylık yani Ocak Şubat ayı için toplam enflasyon yüzde 11,54 olmuş. Yani Ocak ayında zam yapılan maaşlarımızın yüzde 11,5’u iki ayda gitti bile.

Sandığa sığmayan çare

Bütün bu koşulların sandığa yansıması ne olur hep birlikte göreceğiz fakat bir kez daha görülüyor ki halkı düşürdükleri bu zor koşullardan çıkış ancak halkın azim ve kararı ile olacak. Sırtı pek Türkiye, güçlü ekonomi ve kalkınan mutlu bir toplum, halkçı toplumcu bir düzen Kuvayı Milliye ruhuyla birleşen ve kaderini kendi eline alacak halkın eseri olacak. Bu koşulların yaratılması için ise en büyük ihtiyaç ulusal demokratik güçlerin en geniş birliğini sağlamak. El birliği ile bu doğrultuda çalışmak gerekiyor. 31 Mart yerel seçimlerini de bu bağlamda ele almalıyız. İlerici güçlerin içinde bulunduğu dağınıklığa karşın komşumuzdan, iş arkadaşımızdan, okul arkadaşımızdan başlayarak halkçı bir düzen için yanyana gelmenin yollarını yaratmalıyız.

]]>
İsveç’i onaylamayın, NATO’ya hayır deyin! https://yenidunya.org/dunya/28835/isveci-onaylamayin-natoya-hayir-deyin/ Tue, 23 Jan 2024 08:52:49 +0000 https://yenidunya.org/?p=28835 Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’nde bugün (23 Ocak Salı) İsveç’in NATO üyeliğine ilişkin teklifin görüşülmesi bekleniyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 23 Ekim 2023 günü, İsveç’in NATO’ya Katılım Protokolünü imzalayarak Meclis’e göndermişti.
TBMM Dışişleri Komisyonu, 26 Aralık 2023 günü yaptığı görüşmede İsveç’in NATo üyeliğini kabul etmişti.
Komisyonda yer alan AKP, CHP ve MHP üyeleri kabul oyu vermiş, İYİ Parti ve Saadet Partisi üyeleri hayır oyu kullanmıştı.
Türkiye/NATO ilişkileri üzerine yapılan araştırmalarda halkın yüksek bir oranla NATO’nun Türkiye’yi koruyamayacağı, NATO’nun Türkiye’nin çıkarlarını korumadığı, çıkacak bir savaşta Türkiye’nin yanında yer almayacağı iradesi belirlenmişti.

İsveç’in NATO’ya alınmasına hayır!
ABD emperyalizminin savaş ve terör örgütü NATO’ya İsveç’in üyeliğine TBMM’de yer alan bütün partiler halkın açıkça ortaya koyduğu bu iradeye ikirciksiz uymalıdır. Bağımsızlığımızı, egemenliğimizi, bölge ve dünya barışını savunmalıdır. ABD emperyalizminin her türlü şantajına baş eğmemeli, dünya savaşına giden yolu kesmelidir.

]]>
Yoksullaşmayı yavaşlatmak için: Servet vergisi https://yenidunya.org/dunya/28775/yoksullasmayi-yavaslatmak-icin-servet-vergisi/ Mon, 15 Jan 2024 10:18:56 +0000 https://yenidunya.org/?p=28775 Oxfam’ın raporuna göre dolar milyarderleri servetlerini ikiye katladı

Oxfam, dünya milyarderlerinin 2020 yılına kıyasla 3,3 milyon dolar daha zenginleştiğini ve servetlerinin enflasyon oranından üç kat daha hızlı arttığını bildirdi. Dünyanın en yoksul yüzde 60’ı yani yaklaşık 5 milyar insan da para kaybetti.
Oxfam tarafından hazırlanan rapora göre zengin ve yoksul arasındaki uçurumun artması ve bu durumun on yıl içinde dünyanın ilk trilyonerini çıkarması bekleniyor. Rapor aynı zamanda, mevcut eğilimlerin devam etmesi halinde dünyadaki yoksulluğun 230 yıl daha ortadan kaldırılamayacağı uyarısında bulunuyor.
Yoksullarla zenginler arasındaki uçurumun daha da açılmasında pandemi, kriz ve savaşlar en büyük etken oldu.

Her saat 14 milyon dolar servet elde ettiler
Oxfam’ın yayınladığı veriler, dünyanın en zengin beş kişisine ait servetin, 2020 yılından bu yana her saat 14 milyon dolar arttığını ve toplam servetlerinin 405 milyar dolardan, 869 milyar dolara yükseldiğini ortaya koyuyor. Bütün dolar milyarderlerinin toplam serveti ise küresel enflasyon oranından üç kat daha hızlı büyümüş durumda.
Diğer tarafta ise raporda, dünya genelinde en yoksul kesimi oluşturan 4,77 milyar insanın, bir başka deyişle dünya nüfusunun yüzde 60’ının servet kaybının, 2020’den bu yana 20 milyar dolara ulaştığı vurgulanıyor.

Yoksullaşmada milat: Kovid salgını
Kovid salgınından bu yana eşitsizlikte ürkütücü bir artış yaşandığına dikkat çeken Oxfam, dünya milyarderlerinin 2020 yılına kıyasla 3,3 milyon dolar daha zengin olduğunu ve servetlerinin enflasyon oranından üç kat daha hızlı arttığını söyledi.
Rapor, dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca işçinin yaşam standartlarındaki durgunluğa rağmen dünyanın en büyük 10 şirketinden 7’sinin CEO veya ana hissedar olarak bir milyardere sahip olduğunu ortaya koyuyor.
Dünyanın en büyük 148 şirketinin Haziran 2023’e kadar olan yılda toplam 1,8 milyon dolar net kâr elde ettiğini ortaya koyan rapor, bu rakamın 2018-2021 yıllarındaki ortalama net kârlara kıyasla yüzde 52’lik bir artış gösterdiğini belirtiyor.

Milyonlar güvencesiz çalışıyor
791 milyon işçinin maaşlarının enflasyon oranında artmadığı ve her bir işçinin son iki yılda ortalama bir maaş kaybı olduğu da raporun aktardığı çarpıcı verilerden biri.
Raporda, “Dünya genelinde insanlar, genellikle güvencesiz ve güvensiz işlerde yoksulluk ücretleri karşılığında daha fazla ve daha uzun saatler çalışıyor. 52 ülkede yaklaşık 800 milyon işçinin ortalama reel ücretleri düşmüştür. Bu işçiler son iki yılda toplam 1,5 milyar dolar kaybetti; bu da her bir işçi için 25 günlük ücret kaybına denk geliyor” deniyor. 

Servet vergisi olmazsa olmaz
Oxfam, gelir dağılımındaki adaletsizliğin azaltılması için küresel çapta varlık vergisi uygulamasına geçilmeli. Buradan elde edilecek kaynağın, iklim koruma, eğitimin yaygınlaştırılması, sağlık hizmetleri ve sosyal güvence alanlarında kullanılabileceğini belirtti.
Servet verginin hayata geçirilmesi halinde yaratılacak kaynak, Oxfam’ın verilerine göre yılda 2,5 trilyon doları bulabilir.

Kademeli servet vergisi
Almanya’da da en zengin beş kişinin servetinin, 2020’den bu yana geçen sürede yüzde 73,85 oranında artarak, 89 milyar dolardan 155 milyar dolara yükseldiği belirtilen raporu hazırlayan Oxfam, olası bir varlık vergisi için de şu öneride bulunuyor: 5 milyon dolar ve üstü servetlere yüzde 2,50 milyon dolar ve üstü servetlere yüzde 3,1 milyar dolar ve üstü servet birikimine de yüzde 5 vergilendirme. Oxfam, bu modelin uygulanması halinde, nüfusun sadece yüzde 0,24’üne denk gelen, yaklaşık 200 bin kişinin daha fazla vergi ödemesi ile Almanya’da yılda 93,6 milyar dolar büyüklüğünde kaynak yaratılabileceğini tahmin ediyor.
Dünya genelinde ise bu vergi modelinin hayata geçirilmesi halinde yaratılacak kaynak, Oxfam’ın verilerine göre yılda 2,5 trilyon doları bulabilir.
Yüzde 1 veya 2 servet vergisi bile yeterli kaynak yaratır
İşçiler ile süper zengin şirket patronları ve sahipleri arasındaki dengeyi düzeltmek için bir servet vergisi çağrısında bulunan rapor, İngiliz milyoner ve milyarderlerden alınacak böyle bir verginin, 10 milyon sterlinin üzerindeki net servet üzerinden yüzde 1 ila yüzde 2 arasında bir oranda uygulanması halinde, her yıl 22 milyar sterlin gelir getirebileceğini belirtiyor.
Dünyanın en zengin yüzde 1’lik kesimi, hisse senetleri ve tahvillerin yanı sıra özel şirketlerdeki hisseler de dahil olmak üzere tüm küresel finansal varlıkların yüzde 59’una sahip. Britanya’da en zengin yüzde 1’lik kesim 1,8 milyon sterlin değerindeki tüm finansal varlıkların yüzde 36,5’ine sahip.

]]>
Metal İşçisi MESS teklifini reddetti https://yenidunya.org/emek-gundemi/28760/metal-iscisi-mess-teklifini-reddetti/ Sat, 13 Jan 2024 12:03:41 +0000 https://yenidunya.org/?p=28760 Birleşik Metal-İş ve Türk Metal, metal işverenlerinin sendikası MESS ile toplu sözleşme görüşmelerinde anlaşma çıkmayınca ard arda grev kararı almıştı.
Birleşik Metal-İş ve Türk Metal ,MESS’in ortalamada yüzde 73’e denk gelen bugünkü zam teklifine yine olumsuz yanıt verdi.

Grev kapıda
Birleşik Metal-İş, MESS teklifi üzerine sosyal medya hesaplarından şu açıklamayı yaptı:
“MESS davetiyle bugün (13 Ocak) bir toplantı daha yapıldı. Bu toplantıda MESS yeni ücret teklifi verdi.
MESS’in yeni teklifi İlk 6 aylık dönem için yüzde 32+maktu olarak (seyyanen) 20,5 TL ve 10 yılı geçmemek üzere her kıdem için 1,5 TL. Bu teklif ortalamada yüzde 73’e denk gelmektedir. MESS, son olarak yüzde 60 ücret zammı teklif etmişti. Sosyal haklarda ise daha önce yüzde 85 olarak vermiş olduğu teklifi ise yüzde 90’a yükseltti. Sendikamız, bu teklifin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, bu teklifin de işçilerin taleplerini karşılamaktan uzak olduğunu ifade etti.
MESS’ten işçilerin kabul edeceği yeni teklif beklediğimizi, aksi taktirde 19 Ocak’ta başlayacak grevlerimizi en güçlü biçimde hayata geçireceğimizi belirttik.
19 Ocak Grevlerimize sayılı günler kala MESS hala sefalet ücreti dayatmasını sürdürüyor. Bugün müzakere hayetimize vermiş olduğu ortalama %73 zam teklifi asla kabul edilemez. Bıçak kemikte-Grev kapıda! Hakkımız olanı alıncaya kadar mücadelemize kararlılıkla devam edeceğiz.”

3 yıl dayatması kabul edilemez
Türk Metal tarafından teklif reddi üzerine şu yazılı açıklama yapıldı:
“MESS’in daveti üzerine bugün (13 Ocak 2024 tarihinde) Merkez Ofislerinde gerçekleşen toplantıda İşveren tarafı; 1 Eylül 2023’ten geçerli olmak üzere ilk 6 ay için saat ücretlerine önce %32 zam yapılmasını, yüzdelik zam uygulandıktan sonra saat ücretlerine seyyanen 20,5 TL zam yapılmasını, daha sonra ise 10 yıllık kıdemle sınırlı olmak üzere yine saat ücretlerine her kıdem yılı için 1,5 TL zam yapılmasını teklif etmiştir. MESS’in teklif ettiği bu zam paketinin ortalama ücrete toplam getirisi yüzde 73 oranındadır. 
MESS ayrıca sosyal yardımlara 1 Eylül 2023 tarihinden geçerli olmak üzere yıllık yüzde 90 oranında zam teklif etmiştir. Sonraki altı aylar için ücretlere, ilgili altı ayın enflasyonu oranında, sosyal haklara ise yıllık enflasyon oranında artış teklifini yinelemiştir.
Ayrıca MESS, sözleşmenin 3 yıllık olması, tamamlayıcı sağlık sigortası uygulamasının kaldırılması, ikramiyelerin işe gelinemeyen günler için kesilmesi başta olmak üzere, kazanılmış haklarımızı geriye götürecek tekliflerini ise masada tutmaya devam etmiştir. 
Heyetimiz yapılan teklifleri kabul etmeyerek görüşmeyi sonlandırmıştır. Başta siz değerli Türk Metalli metal emekçileri olmak üzere, tüm kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

Metal İşçisi MESS teklifini reddetti
]]>
ABD emperyalizmi, Ortadoğu’da barış istemiyor https://yenidunya.org/dunya/28203/abd-emperyalizmi-ortadoguda-baris-istemiyor/ Thu, 30 Nov 2023 20:46:22 +0000 https://yenidunya.org/?p=28203 Beyaz Saray, Gazze’de kalıcı ateşkesi desteklemediklerini, ancak 7 günlük “insani ara”nın 8, 9, 10’a ve ötesine uzatılmasını görmek istediklerini açıkladı.
Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby, Gazze’de kalıcı ateşkesi desteklemediklerini ancak “insani ara”nın uzatılmasını görmek istediklerini belirtti.
Batı Kudüs’ün girişinde İsraillilere yönelik silahlı saldırı gerçekleştirilmesinin Gazze’deki “insani ara”ya etki edip etmeyeceği sorusuna Kirby, söz konusu şiddet olayının uzlaşmanın uzatılması konusunda herhangi bir etkisinin olacağını düşünmediğini söyledi.

Ateşkes neden desteklenmez?
Kirby, Gazze’de kalıcı bir ateşkesi desteklemediklerini ancak 7 günlük “insani ara”nın 8, 9, 10’a ve ötesine uzatılmasını görmek istediklerini kaydetti.
Nihayetinde İsrail ve Hamas’ın bu uzlaşmanın uzatılmasına ilişkin parametreler üzerinde anlaşması gerektiğini dile getiren Kirby, ABD’nin “insani ara”nın uzatılması konusunda destek vereceğini aktardı.

‘İnsani ara’ için çok çalışmışlar!
Kirby, Gazze halkına daha fazla gıda, su, ilaç ve yakıt ulaştırmak için son bir hafta içinde yapılan sahadaki çalışmaların göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek, “insani ara”nın uzatılması için çok çalıştıklarını vurguladı.

ABD Gazze krizinde nasıl davrandı?
– “Felluce kasabı” olarak nam salan Korgeneral James F. Glynn başkanlığındaki bir askerî kurulu İsrail ordusuna danışman olarak atadı.
– Amerikan Özel Kuvvetlerinden bir birliğin de sahada olduğunu ve hızla takviye edileceğini açıkladı.
– Uçak gemileri eşliğindeki filoları Doğu Akdenizde Filistin sahillerine yakın bölgeye konuşlandırdı.
– İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya ve Kanada devlet yetkilileri ile İsrail terörüne sınırsız destek verdi.
– Rusya ve Brezilya’nın BM’de ‘insani ateşkes’ önergelerini veto etti.

]]>
ABD’de İsrail protestosu https://yenidunya.org/dunya/27905/abdde-israil-protestosu/ Sat, 18 Nov 2023 07:53:22 +0000 https://yenidunya.org/?p=27905 ABD’nin bazı kentlerinde, İsrail’in Gazze’ye Şeridi’ne yönelik saldırılarının durdurulması için binlerce kişi protesto düzenledi.
New York Manhattan’daki Milli Kütüphane önünde toplanan kitle, 5. Cadde’den 8. Cadde’deki Milli Postane binasına kadar yürüdü.
New York’a benzer şekilde ABD’nin başkenti Washington’da da toplanan göstericiler, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarının durdurulması için protesto düzenledi.
Eyleme katılanlar, “Filistin’in devam eden kolonizasyonu ve Gazze’deki soykırımın” durdurulması için destek istedi.

ABD’de İsrail protestosu

Halkların talebi: İsrail’i durdurun
Gazze için acil ateşkes yapılmasını isteyen kitle, ABD’nin İsrail’e yardımlarına son vermesi çağrısında bulundu.
Yürüyüş esnasında Filistin lehine sloganlar atıldı.
Sosyal medya üzerinden organize olan eyleme barış yanlısı İsrail asıllı ABD vatandaşları da katıldı.

ABD’de İsrail protestosu
]]>