Yıldırım Koç

13 Nis 2021

Türkiye hızlı bir ekonomik kalkınma gerçekleştirmek zorunda. Ülkemizin bağımsızlığının korunması da, halkımızın refahının yükseltilmesi de ekonomik kalkınmaya bağlı.

Burada sorun, kalkınma için gerekli kaynakların nereden sağlanacağı, fedakarlığı kimin yapacağı?

Ülkemizde gelir getirici bir işte çalışanların yüzde 70’i işçiler ve memurlar. Kalkınma için gerekli kaynaklar onlardan mı sağlanacak? Memurların gelir güvencesi var; işçilerin yok. Sayıları 16 milyonu aşkın işçilerden fedakarlık yapmaları mı istenecek? Eline ayda 2825 lira geçen asgari ücretlinin gelirinin bir bölümüne, ekonomik kalkınma için el mi konulacak? Devletimiz ve işverenler, ücretli izne çıkarılan yüzbinlerce işçinin bir ayda alabildiği 1430 liranın bir bölümünü mü isteyecek? Yoksa ekonomik kalkınmanın finansmanı için gerekli başka kaynaklar var mı?

Eğer ekonomi politiği başlangıç kitaplarının ötesinde bilmiyorsanız, kalkınma için gerekli kaynakların işçilerin sömürülmesinden sağlanacağını söyleyebilirsiniz. Ancak böyle bir iddiayı ciddiye almak mümkün değildir.

12 Tem 2017

 

30 Ocak 1950 tarihinde 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu kabul edildi. Bu kanuna göre, işçilerle işverenler arasında çıkan sorunların çözümünde bu mahkemeler görevlendirilecekti. Halen yürürlükte olan bu kanun 1967 yılından başlayarak 8 kez değiştirildi.

Bakanlar Kurulu 25 Mayıs 2017 tarihinde TBMM Başkanlığı’na İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısını sundu. Bu metin, 5 Temmuz 2017 tarihinde TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edildi. Önümüzdeki günlerde TBMM Genel Kurulu'nda görüşülmesine başlanacak.

ZORUNLU ARABULUCULUK GETİRİLİYOR
Yasa tasarısına göre, işçi alacakları, işçi tazminatları ve işe iade taleplerinde dava açmadan önce zorunlu arabuluculuk getiriliyor.

AKP iktidarları döneminde dava açmak için gerekli harçlar artırıldı. Birçok işçi, birkaç aylık ücretini alabilmek için dava açmak gerektiğinde, mahkeme masrafları nedeniyle bu hakkını talep etmekten vazgeçiyor.