Ali Ekber Yıldırım

31 Mar 2021

Bundan 10 yıl önce tarım ve gıda için belirlenen ve yıllarca gündemde tutulan, çokça konuşulan ama gerçekleştirilemeyen 2023 hedeflerini hatırlayan var mı?

Unutanlar için hatırlatalım. Özellikle 12 Haziran 2011’deki genel seçim öncesinde vaatler, hedefler havada uçuşuyordu. Cumhuriyetin 100.yılı yani 2023’e ilişkin yaşamın her alanıyla ilgili hedefler belirlenmişti. 2023 için adeta “cennet” vadedildi.
Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, tarımda 150 milyar dolarlık üretim, 40 milyar dolarlık ihracat yapılacağını her fırsatta müjdeliyordu.

2023 hedefleri neydi?

AKP’nin 2011 seçim beyannamesinde de yer alan “Tarımda 2023 Hedefleri” özetle şöyle sıralanıyordu:

– Tarımsal milli gelir 150 milyar dolara, ihracat 40 milyar dolara çıkarılacak.

– Türkiye tarımda 2023’te dünyanın ilk 5 ülkesi arasında yer alacak.

– Sulanabilir 8.5 milyon hektarlık alanın tamamı 2023’e kadar sulamaya açılacak.

– Tarım ve Gıda Bakanlığı kurulacak.

– Tarımsal girdilerde destekler artarak devam edecek.

18 Mar 2021

Köklü değişiklik anlamında kullanılan reform sözcüğünün de içi boşaltıldı. Sürekli bir reform paketi açılıyor. Ekonomi reformu, mali reform, yargı reformu, sağlık reformu, enerji reformu, dinde reform, dilde reform, yerel yönetimler reformu ve aklınıza gelecek her alanda sürekli reform paketleri açılıyor.

Sebze meyve satışını düzenleyen Hal Yasası’ndaki değişiklik bile reform olarak sunuluyor. Sebze meyve satmanın nesi reform?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı Ekonomi Reform Paketi’nde çiftçi ile ilgili doğrudan bir destek, düzenleme yok. Gıda enflasyonu, gıda israfı, fiyat istikrarı, hal yasası ve benzeri konularla ilgili daha önce defalarca dile getirilmiş ama uygulamada başarı sağlanamamış konular tekrar pakete konulmuş.

Türkiye’de reform sözcüğü hep yanlış kullanılıyor. Kendi adıma tarım sektörü ile ilgili ne zaman “reform” sözcüğünü duysam irkilirim. Reform denilince kurumları özelleştirmek, yok etmek, yağmalamak akla geliyor.

11 Oca 2021

Türkiye’de süt sektörünün gelişmesine öncülük eden Süt Endüstrisi Kurumu’nu 24 yıl önce satın alan Koç Holding, 6 Ocak 2021 tarihinde 240 milyon lira bedelle Çallı Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş’ye sattı. Daha önce Maret’i ve Şanlıurfa’daki Harranova Besi Çiftliğini satarak et sektöründen çekilen Koç Grubu, süt sektöründen de tümüyle çekilmiş oldu. Grubun gıda şirketi olan Tat Gıda, salça ve konserve üretimini sürdürecek.

Koç, et ve sütü neden bıraktı?

Koç Grubu’nun hayvancılıktan, et ve süt sektöründen tamamen çekilmesi, uygulanan istikrarsız politikalardan kaynaklanıyor. Özellikle 2010 yılından itibaren başlayan ithalat furyası ile besi hayvancılığı yapmak çok zorlaştı. O dönemde Banvit, Mcdonalds ve Koç Grubu gibi büyük işletmeler besicilikten çekildi. Koç Grubu, süt yatırımlarını artırarak bu alanda büyümek istedi. Ancak bu konuda da uzun vadeli gelecek görmediği için sütten de ayrıldığı ifade ediliyor.

23 Ara 2020

Türkiye son 7 ayı kurak geçirdi. Bazı bölgelerde neredeyse hiç yağış olmazken bazılarında çok az yağışla geçti. Özellikle sonbahar kuraklığı çok etkili oldu.

Ülkemizde kuraklık daha çok, İstanbul, Ankara ve İzmir’in “içme suyu” sorunu olarak algılandığı için tarımdaki gelişmeler çoğu zaman göz ardı ediliyor. Oysa, kuraklık aynı zamanda soframızdaki gıdayı da tehdit ediyor. Sonbaharda yağmayan yağış, etkili olan kuraklık 2021 yılı ürünlerinin ekilişini olumsuz etkiliyor. Üretimdeki düşüş sofralarımıza yüksek fiyat olarak yansıyacak. İthalata bağımlılık artacak.

Toprak Mahsulleri Ofisi, sahadaki gelişmeleri yakından izleyerek “Fenolojik Değerlendirme- Hububat ve Bakliyatta Yağış, Ekiliş ve Gelişim Analizi” adıyla her ay rapor olarak yayınlıyor. Kasım 2020 raporuna göre, sadece Kasım’da yağışlar normalin yüzde 49 altında gerçekleşti.

05 Kas 2020

Yıllardır tarlaya, çiftliğe, seraya, bağ, bahçeye gidiyoruz. Üretene soruyoruz. “Girdiler çok pahalı, para kazanamıyorum” diye feryat ediyor.

Pazara, manava, markete gidiyoruz. Tüketicilere fiyatlar nasıl diye soruyoruz; “Her şey ateş pahası. Çok pahalı. Para yetiştiremiyoruz” diye yine feryatlar yükseliyor.

Üreticideki fiyatı bilen, yakından izleyen bizim gibi tüketiciler için alışveriş yapmak gerçekten çok zor. Üreticiden alınan fiyatı biliyoruz. Para ödeyerek aldığımız ürünlerin fiyatı arasında uçurumlar var. Ödediğiniz paranın, üretenin cebine girmediğini bilmek çok üzücü.

Türkiye İstatistik Kurumu, Ekim ayı enflasyon verilerini açıkladı. Yine en dikkat çekici olanı yüksek gıda fiyatları. Üstelik açıklanan gıda fiyatlarının çarşı pazardaki fiyatlarla ilgisi yok. Çarşı pazarda fiyatlar çok daha yüksek.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıklamasına göre, Tüketici Fiyat Endeksi(TÜFE), Ekim 2020’de bir önceki aya göre yüzde 2.13 oranında arttı. Bu oran, bazı ülkelerinde yıllık enflasyonu ile aynı.

23 Eki 2020

Yem pahalı, süt ucuz olunca inekler kesime gidiyor

Çiğ süt üreticisi, 12 yıl aradan sonra yine yoğun olarak süt ineklerini kesiyor. Yem fiyatının son 11 ayda yaklaşık yüzde 50 oranında artmasına rağmen, çiğ süt fiyatının 11 aydır hiç artmaması üreticiyi çaresiz bıraktı. Üretici zarar ettiği için süt ineklerini kestiriyor. Fakat, kesimhaneler 2-3 ay sonrasına gün veriyor.

Çiğ süt fiyatının düşük yem fiyatlarının yüksek olduğu dönemlerde zarar eden üretici süt ineklerini kestirmek zorunda kalıyor. Kesilen ineklerle birlikte hayvan varlığı azaldığı için ve doğurganlık yok olduğu için hem damızlık hem de kesimlik ve besilik hayvan ithalatı gündeme geliyor.

13 Eki 2020

Tarım konusunda önemli değişiklikler öngören “Gıda, Tarım ve Orman Alanında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı” Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülmeye başlandı. Tasarının geneli üzerinde görüşmeler tamamlandı. Haftaya maddeler üzerinde görüşmelere başlanması bekleniyor.

Hobi bahçeleri, tarım arazilerinin korunması, tütün ile ilgili düzenlemeleri daha önce yazmıştık. Tasarıda gıdada ifade özgürlüğünü tehdit eden, gıda konusunda yayın yapan, açıklama yapan, görüş bildirenlere yönelik cezaların öngörüldüğü iki madde var. Bu maddelerin gıda konusunda ifade özgürlüğünü ortadan kaldıracağı endişesi var.

29 Eyl 2020

Et, süt, yumurta üreticilerinin en önemli sorunu, yem fiyatlarındaki yüksek artışlar. Hayvancılıkta üretim maliyetinin yüzde 50-60’ını oluşturan yemin fiyatları neden kontrol edilemiyor?

Türkiye karma yemde kullandığı hammaddeler bakımından yüzde 50’nin üzerinde dışa bağımlı. Ürettiği tarım ürünleri hem gıdaya hem hayvan yemine yetmiyor. Üretimi artırmak yerine ithalat yapılıyor. Hem de öyle az buz bir ithalat değil.

Türkiye Yem Sanayicileri Birliği’nin verilerine göre, 2019 yılında 13 milyon 123 bin ton yem hammaddesi ithalatı yapan Türkiye, bunun için 4 milyar 818 milyon 598 bin dolar ödedi. Türkiye’nin toplam tarım ürünleri ithalatının yaklaşık üçte birini oluşturuyor.

İthalat rakamlarını verince hemen birileri çıkıp “ithal ediyoruz ama bunu işleyip ihraç ediyoruz” diyor. Yazdığımız her yazıda, yaptığımız her konuşmada ithalat verileri ile birlikte ihracat verilerini de veriyoruz. Keşke, Tarım ve Orman Bakanlığı, hükümet yetkilileri dahil herkes aynı hassasiyeti gösterse. Onlar genellikle ihracat verilerini verir, ithalatı görmezden gelir.

04 Eyl 2020

Türkiye İstatistik Kurumu(TÜİK) ikinci çeyrek büyüme rakamlarını açıkladı. Türkiye ekonomisi ikinci çeyrekte yüzde 9.9 küçüldü. Aynı dönemde tarım sektörü ise yüzde 4 büyüdü. Ekonomi bu kadar küçülürken tarım nasıl büyüdü?

Gayri Safi Yurt İçi Hasıla verilerine sektör bazında bakıldığında, en fazla büyüme yüzde 27.8 ile finans ve sigorta sektöründe gerçekleştiği görülüyor. Bilgi ve iletişim faaliyetlerinde yüzde 11 ve tarım sektöründe ise yüzde 4 büyüme olduğu dikkat çekiyor. En büyük daralma yani küçülme ise yüzde 25 ile hizmetler sektöründe oldu. Sanayi sektörü ise ikinci çeyrekte yüzde 16.5 küçüldü. Bütün çabalara,kampanyalara rağmen inşaat sektörü de yüzde 2.7 küçüldü.

05 Ağu 2020

Türkiye, cevizin gen merkezi ve anavatanı olan ülkelerden birisi. Fakat, bu avantajını değerlendiremediği için dünyanın en çok ceviz ithal eden ülkesi oldu. Türkiye, 2019’da 129 milyon dolarlık ceviz ithalatı yaptı.

Yaklaşık 15 yıldan bu yana ceviz yetiştiriciliği moda halinde yayıldı. Sadece kırsalda yaşayanlar değil, çoğunlukla şehirde yaşayan yatırımcılar, girişimciler, özel sektör şirketleri cevize yatırım yaptı. Yatırımların artmasında, Türkiye’nin ceviz ithalatçısı olması etkili oldu. Tarım Bakanlığı’nın fidan desteği, düşük faizli krediler ve devletin hazine arazilerini veya bozuk orman alanlarını tahsis etmesi, kiraya vermesi ile her yıl on binlerce sayıda ceviz fidanı dikildi.

Tarım Bakanlığı TÜBİTAK destekli , “Türkiye Ceviz Yetiştiriciliğini Geliştirme Entegre Projesi” uyguladı. Bu proje ile ceviz üretiminin 100 bin ton artırılması öngörülüyordu.

Sayfalar