Veryansın TV

05 Haz 2022

SAVAŞIN ÖZÜ ŞİDDETTİR

Şiddeti yaratan demir ve kandır. Şiddetin amacı askeri hedefleri başarıp siyasi rakipleri arkalarındaki toplumsal gücün savaş azim ve iradesini kırarak irade değişikliğine zorlamaktır. Önce bir ateşkes ardından bir barış anlaşmasıyla yeni dönem başlatılır. Boyun eğen taraf kendi içinde siyasi bütünlüğe sahipse galibin koşullarını uygulamaya koyar. Ancak siyasi otorite güçlü değilse nadiren de olsa mağlubun ülkesinde yeni bir dönemi başlatacak kurtuluş hareketi başlar. Mondros Ateşkesi sonucu Atatürk liderliğinde başlatılan Sevr Barış Anlaşmasına karşı ayaklanan Anadolu buna en güzel örnektir. O dönem aynı durumda olan Alman İmparatorluğu teslimiyeti seçmiştir. Bugün bile bu psikolojinin uzantılarını Almanya’da görüyoruz.

17 May 2022

10 Mayıs 2022 tarihinde Yunanistan Dışişleri Bakanı Dendias, ABD’nin Dedeağaç’taki yığınaklanması ve Karşılıklı Savunma İş Birliği Anlaşmasının ikinci protokolünün imzalanması ile Dedeağaç’ta kurulan LNG depolama ve gazlaştırma istasyonuyla ile ilgili şunları söyledi: “Ülkenin çıkarına olduğuna inandığımız için anlaşmayı değiştirmeyi ve uzatmayı seçtik. Ulusal çıkarlar için güvenli bir konumdaymış gibi davranmadık. Bölgede ve Trakya’da bir NATO askeri varlığı istedik…Bu anlaşma kendimizi güvende hissetmek için bir araçtır… Anlaşmanın 10 yıl uzatılmasını görüştük. Önemli bir nokta Dedeağaç meselesiydi. ABD askeri varlığını burada istiyoruz. Dedeağaç limanının ticari olmasını istemiyoruz…Bunu Trakya için en büyük endişe olarak değerlendiriyoruz. Bölgenin tarihi, bir enerji merkezinin oluşturulmasıyla değişti. Jeopolitik olarak, Ukrayna’daki kriz ne yaptığımızı doğruladı.”

20 Şub 2022

NATO üyeliğimiz 70, Montrö Sözleşmesi 86 yaşında. İkisi arasında zıt bir ilişki var. NATO üyeliği bağımsız Türk jeopolitiğine en büyük engel iken, Montrö Türk Boğazları Sözleşmesi bağımsız Türk jeopolitiğinin en önemli enstrümanı ve garantisidir. Bu yazıda söz konusu ilişkiyi irdeleyeceğim.
 

İTTİFAK SİSTEMİNDE TARAFSIZ KALINMAZ

Churchill’in Birinci Dünya Savaşı anılarını yazdığı beş ciltlik “World in Crisis” isimli eserinde geçen şu cümle önemlidir: “Bir müttefik kuvveti savaş meydanına getirmek, savaş kazandıran bir manevra kadar değerlidir.” Soğuk Savaşta Türkiye’yi Avrupa Atlantik jeopolitik mimarisine dahil etmek ve ABD’nin tek rakibi SSCB karşısında bir savaş durumunda tarafsız kalmasını önlemek Truman ve ekibinin hedefiydi. 1949’da kurulan NATO, Avrasya adasının batısını jeopolitik boyutta Amerika adasına entegre etmek ve Sovyetleri Atlantik ile Akdeniz’de kuşatmak için kuruldu. Asli hedefi Avrupa’yı ABD’ye savunma ve güvenlikte bağımlı hale getirirken, Sovyetleri çevrelemekti.
 

TÜRKİYE VE TARAFSIZLIK

06 Şub 2022

İrlanda’nın en güney ucundaki Castletownbere merkezli Güney ve Batı İrlanda Balık Üreticileri Derneği Dublin’deki Rus Büyükelçiliğine bir hafta önce yazdıkları dilekçeye 30 Ocak 2022 günü olumlu bir cevap aldılar.

RUSYA VE İRLANDALI BALIKÇILARIN ETKİLEŞİMİ

Rusya, şubat başında açık denizde seyir ve uçuş serbestisi hakkını kullanarak, İrlanda kıyılarından 150 mil uzakta, (MEB) Münhasır Ekonomik Bölge içinde atışlı (top ve roket) deniz tatbikatı yapacağını NAVTEX ile duyurmuş, İrlandalı balıkçılar da bölgedeki canlı kaynaklara zarar vereceğini belirterek, tatbikatın 100 mil daha güneye kaydırılmasını Rus Büyükelçiliğinden dilekçe ile talep etmişlerdi. Bu talep Büyükelçi tarafından Rus Savunma Bakanlığına iletilmiş ve olumlu cevap alınmıştı. Bu gelişmeyi başta Amerikan ve İngiliz medyası Rusların büyük geri adımı olarak propaganda malzemesine çevirdi. Bu arada İrlanda’nın NATO üyesi olmadığını hatırlatalım.

30 Ara 2021

Donanmanın gururu, Türkiye’nin ilk amfibi hücum gemisi TCG Anadolu’nun, NATO’nun Yüksek Hazırlıklı Deniz Kuvveti’ne komuta kontrol gemisi yapılması hedefleniyor. Türk Yüksek Hazırlık Seviyeli Deniz Görev Kuvveti’nin (TURMARFOR) tam harekat kabiliyetine ulaşması ile gerçekleştirilecek bu hedefi değerlendiren Amiral Cem Gürdeniz, ‘Bu derece önemli ve prestijli bir platformun 2023 gibi tarihimiz açısından emsalsiz bir yılda NATO emrine verilme kararı gözden geçirilmelidir. Cumhuriyet Donanması 100 yıldır hayal ettiği büyük bir geminin sahipliğini, NATO’ya tahsisle kutlamamalıdır.’ dedi.

07 Kas 2021

Bir önceki yazımızda mevcut tarımın neden sürdürülemez olduğunu anlatmaya çalışmıştım. Bu yazıda ise mevcut hayvancılık modeli ile devam edelim.

Hayvanların en belirgin özelliklerinden biri hareket etmeleridir. Hayvancılığa konu olan tüm hayvanlar besinlerini kısmen veya tamamen doğada bulabilirler. Protein ihtiyacını büyük oranda karşılayan hayvanlar için insanlık, tarih boyunca yetiştirdikleri hayvanların kolayca korunabilmeleri ve beslenebilmeleri için çitler, basit barınaklar veya karmaşık yapılar inşa etmiş, yem üretimi ile uğraşmıştır. Hayvanlar günlük olarak otlaklara mevsimsel olarak yaylalara götürülüp, büyük emek verilerek yetiştirilmeye çalışılmıştır.

Ülkemizde, kırsalda hala küçükbaş hayvan sürüleri, tavuk, ördek ve kaz gibi kanatlılar ve bir veya birkaç hayvandan oluşan büyükbaş hayvanlar yetiştirilmeye devam edilse de, gerek genç nüfusun şehirlere göçü, gerekse ekonomik zorluklar (hayvanlar kolayca nakde çevrilebilir) bu tip yetiştiriciliğin de giderek azalmasına neden olmaktadır.

25 Eki 2021

Dizinin ilk üç yazısında canlılık ve toprağın işleyişi üzerinde durmuştum. Çünkü bu altyapı olmadan dizinin ilerleyen yazılarında vurgulanacak mevcut uygulamaların yanlışlığı ve olası çözümler dayanaksız kalacaktı. Hemen hatırlayalım:

1. İlk yazı, toprağın oluşumu ve zenginleşmesi, hangi tip bitkilerin hangi koşullarda güçlü oldukları ve canlı çeşitliliğin önemi üzerineydi.

2. İkinci yazı, zengin bir toprağın altında ve üstünde neler döndüğü ve nelerin bu karmaşık sisteme katkı sağladığı, nelerin ise toprağa zarar verdiği üzerineydi.

3. Üçüncü yazı, toprağın ve canlılığın, su ile ilişkisinin altyapısını oluşturmak için yazılmıştı.

Artık hızlanabiliriz!

06 Eki 2021

Tüm diğer canlılar gibi bitkiler ve toprak canlıları için su, yaşamı temsil eder. Öyle ki, ölen veya ölmekte olan bitkiler için “kurumak” fiilini kullanırız.  Dizimizin ilk yazısında bitkilerin temel yaşam ortamı olan toprağı üretmek için neler yaptıklarını, alanlarını nasıl koruduklarını anlamıştık. İkinci yazıda toprak canlılarının “gerçek” toprağı oluşturacak şekilde nasıl organize olduklarını, bitkilerle birlikte nasıl yeryüzünü değiştirerek nakış nakış işlediklerine değinmiştik. İşte bunca çabanın hedefine ulaşması için gereken madde yeterli miktarda sudur. Bu nedenle bitkiler dahil tüm toprak canlıları,  ortama giren suyu en etkin biçimde kullanmaya çalışırken, kaybetmemek için de ellerinden geleni yaparlar.

10 Eyl 2021

Toprağın oluşumu

Tarım, hayvancılık ve gıda ile ilgili konuşmadan, strateji ve taktikler oluşturmadan, planlama yapmadan, kararlar alıp uygulamadan veya geleceği öngörmeye çalışmadan önce toprağın ne olduğunu anlamak gerekiyor. Toprağı anlamadan verilen kararlar, bugünkü gibi işin içinden çıkması güç, sürdürülemez, hatta geri döndürülemez biçimde insan dâhil, dünyadaki tüm yaşamı tehdit eder duruma getirebiliyor.

Yazı dizisindeki bu ilk yazının amacı, doğru bildiğimiz, bilimsel ve akılcı diye düşündüğümüz yaklaşımların yanlış olabileceğini tartışmadan ve bizi nasıl bir geleceğin beklediğini öngörmeden önce, toprağın nasıl oluştuğu ile ilgili gereken altyapıyı oluşturmak ve ikinci yazıda bahsedilecek olan toprağın aslında ne olduğuyla ilgili hazırlık yapmak.

10 Eyl 2021

Dizinin ilk yazısında, yaşamın, kuru bir kayanın çatlak ve yarıklarından nasıl fışkırdığını, canlıların toprağı sabırla nasıl oluşturduğunu anlatmıştım. Toprağın oluşum sürecinde bitkilerin nasıl başrol oynadığını artık biliyoruz. Bugün ve gelecekteki tarım, hayvancılık, gıda, sağlık sistemi, şehircilik, ekonomi ve neredeyse tüm alanlarda yapılan basit yanlışları görmek, ayakları yere basan, sürdürülebilir stratejileri geliştirmek için toprakla ilgili olarak biraz daha fazlasını bilmek gerekiyor.

 Toprağın altında ne var? Toprak tam olarak nedir?

Dizinin bu ikinci yazısında toprağın “tarımsal ürünlerin yetiştirildiği ortam”dan fazlası olduğu konusuna odaklanacağım çünkü toprağı,

Sayfalar