Mademki ‘Suriye’nin birliğini savunuyoruz’ o halde gereğini yapın!

18 Eki 2019

Dün Çavuşoğlu, “Suriye’nin birliğinden yanayız” derken, Cumhurbaşkanı da “Türkiye Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılıdır” açıklamasını yaptı. Bu tür açıklamalar yeni değil, biliyoruz; Suriye’ye yönelik her operasyonda tekrarlanacak sözler.. Fakat Ankara, özellikle Rusya’nın (sınırlı sayabileceğimiz) izniyle topraklarına girdiği Suriye’nin egemeni Şam rejimiyle düne kadar resmi bir ilişki kurmaktan kaçınmıştı.
Ne zaman ki Suriye ordusu İdlib’i tamamen kontrol altına aldı ve Türk Silahlı Kuvvetleri ile karşı karşıya geldi ve PYD ile Suriye hükümeti arasında yeni anlaşma sonucu Şam ordusunun sınırlarımız boyunca topraklarını kontrolü gündeme geldi, öğreniyoruz ki, iki ülke arasında bakanlık ve istihbarat örgütleri düzeyinde ikili temaslar başladı. (Ruslar açıklamasa bunu da bilmeyecektik!)

Suriye’yi tanımıyor
Aslında Ankara, mecbur kaldığı için bu temasları yaptı. Şam’ın ülke topraklarının büyük bir kısmı üzerinde egemenlik kurmasından memnun olduğunu söyleyemeyiz. Bu konuda Ankara’dan tek bir memnuniyet sözü işitilmemiştir. Hatta Ankara’da “en iyi Suriye parçalanmış Suriye”dir düşüncesinin hâlâ revaçta olduğunu görebiliyoruz..
Cumhurbaşkanı Esad’a hâlâ “Esed” olarak sesleniyor..
10 Ekim’de AK Parti Genel Merkezi’nde düzenlenen partisinin 132’nci Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda Şam hükümetini tanımadığını da şu sözlerle belirtiyor: “Kimsenin itiraz etmeyeceği meşru hükümet kurulduğunda kontrol ettiğimiz bölgeleri kendilerine bırakacağız.” Suriye’nin meşru ve resmi hükümeti işbaşındadır. Birleşmiş Milletler’de temsilcisi vardır, BM üyesidir. Suriye’deki “müttefikleriniz” İran ve Rusya tarafından tanınmaktadır. “Kimsenin itiraz etmeyeceği” lafının hayatta bir karşılığı bulunmuyor. Ama Erdoğan’da karşılığı var, demek ki. Bunun anlamı şu “Ben itiraz ediyorum, o halde kontrol ettiğimiz toprakları ona bırakmayız, yeni bir hükümet kurulsun hele..”
Bu düşünce ve tutumun da hayatta karşılığı olmadığı gerçeğiyle, Cumhurbaşkanı aslında karşı karşıya geldi, yarın daha da gelecek.

Arka plandaki savaş
Aslında Suriye’de adı konmamış bir “Türkiye-Suriye savaşı” da var.
Henüz askeri anlamda bir cephe olarak karşı karşıya gelmediler. Fakat gelmemeleri için de Rusya şimdilik devrede.
Rusya iki ülke orduları arasında tampon görevinde Rusya, sabırla, Ankara’ya girmesi gereken yolu gösteriyor.
Erdoğan’ın şu sözleri aslında Suriye politikasını açıklıyor. Aynı toplantının son paragrafında diyor ki: “Rabbimiz müjdeliyor. Evet, Rabbimin bize inşallah fethi lütfedeceğine inanıyorum ve bu müjdeyle beraber de bizler, evet, Mehmetçiklerimizi uğurladık.”
Fetih, fethetmek. Nereyi fethetmek için Mehmetçik Suriye’ye girdi?
Bu anlayış 2011’den beri Erdoğan+Davutoğlu’nun Suriye politikasıdır. Kendileri eski yeni “Osmanlı”dır. Suriye ise Osmanlı toprağı!
Bu bakış değişmediği için de ister istemez bazı konuşmalardaki süsleri bozarak serbest kalıyor!

‘İslamiyet güneşinin her yerine’
Ayrıca Suriye’ye giden askerlere TV muhabiri soruyor: “Nereye gidiyorsunuz?” Yanıtlar: “İslamiyet güneşinin olduğu her yere gidiyoruz.”
İki asker de aynı sözü tekrarlıyor. Ezberlenmiş yanıtlar. Adeta AKP iktidarının. artık AKP devletinin sözleri, anlayışı, askerlere tekrar ettiriliyor: “İslamiyet güneşinin olduğu her yere..
Bu nedir? AKP politikasının bel kemiği!
Türk ordusu adeta “Osmanlı ordusu”! Tüm ülkelerde fethe çıkmış!
Bu bizim ulusal politikamız değil ve olamaz.. Cumhuriyet döneminin politikası değil ve olamaz. Bir partinin, dahası sadece bir liderin politikasıdır ve kendi içinde amaçları vardır.
Cumhurbaşkanı, açmazları olan bir politikayı ısrarla izliyor Esad ile görüşmeyerek.

Hava sahasını kapatırsa
Güvendiği ise Rusya’nın buna sonuna kadar izin vereceği sanısıdır.
Bunun arkasında ise “Rusya bizi kaybetmek asla istemez” düşüncesi yatıyor.
Bu politikanın tıkanacağı bir karar vardır: Suriye’nin hava sahasını Türkiye’ye kapatması!
Bundan daha kötü bir sonuç olamaz ülkemiz için.
Terör meselesini ancak Suriye ile geniş; bir işbirliği ile çözebileceğimiz gerçeği ile karşı karşıya kaldığımız an, zaten bizim için çok geç olacak.
Suriye’nin düşmanlığına değil, dostluğuna ihtiyacımız var.
Terör, meselesinin Türkiye’nin istediği bir şekilde çözülmesinin tek yolu budur..

***

Özbekistan’da güzel bir gezinin ardından, merhaba yeniden!

paylaş