Guta falı: Hedef Rusya

Yazıcı-dostu sürüma-posta gönderPDF sürümü
11 Nis 2018

 

Ortadoğu’yu daha rahat sömürmek için arzulanan, biatkâr, gerici ve gelenekçi kodların hâkimiyeti. Azıcık ‘ıslah’ olmaları kâfi. Şuursuz değiller yani. Bu yüzden siyasal İslamcılarla rahat rahat koalisyon yapabiliyorlar. Direniş damarına yenik düştükleri için bu savaşın bitmesini istemiyorlar. Doğu Guta olmazsa yeni bir kimyasal silah yalanı bulurlar, olur biter.

Bu satırlar, Suriye ordusunun Doğu Guta operasyonuna başladığı günlerde, ABD öncülüğündeki Batılı emperyalist güçlerin kimilerine tuhaf gelen El Kaide bağlantılı İslamcılara desteğini özetleyen, 28 Şubat’taki yazımın son paragrafından... Daha Suudi veliahtı, “Vahhabizmi Sovyetler’e karşı Batı’nın arzusuyla yaydık” demeden önce. Eh dün Sovyetler vardı, bugün nüfuz kazanmış Rusya Federasyonu. İdeolojik zemin bulunmasa bile...

* * *

Normal koşullarda ‘fal açmıyoruz’ demeliyim. Ancak ABD Başkanı ‘çılgınDonald Trump işbaşına geldiğinden beri bir nevi ‘papatya falı’ açar olduk. Trump ne vakit ‘Suriye’den çekilmekten’ bahsetse aynı terane. Geçen sene İdlib’e ‘kimyasal silah kullanımı’ gerekçeli saldırıyı görmüştük. Hani Pentagon şefi James Mattis’in daha iki ay önce “Elimizde kanıt yoktu” dediğini...

Velhasıl yukarıdaki ‘falı’ da Trump 23 Şubat’ta “IŞİD’den kurtulup eve döneceğiz” dediğinde ‘açmışım’. Bunu mart sonunda Trump’ın “Yakında çekiliyoruz” ve birkaç gün sonra “Kalacaksak Suudiler parasını versin” temalı beyanatları izledi. Açmayıp da ne yapalım!

* * *

Haftayı geçmedi ki, Şam Doğu Guta’nın yüzde 90’ını cihatçı gruplardan temizlemişken, ‘Duma ile ilgili kimyasal saldırı’ haberi geldi. Diğer cihatçılar anlaşmayla çekilmiş, ortalık kurtulan sivillerin sevinç videolarından geçilmezken, Suudi bağlantılı İslam Ordusu sıkışmışken, Şam, ABD saldırısını tetikleyecek şekilde ‘intihar etmeye’ karar vermiş! ABD, kanıtı olmasa da cezalandıracak.

Trump geçen sene kızı ‘gözyaşlarına boğulunca’ Şayrat Üssü’nü vurmuş, ‘adalet yerini bulmuştu’. Bu sefer Rusya ve İran’ı sorumlu tuttu, Suriye liderine ‘hayvan’ dedi. Büyük bedel ödeneceğini söyledi. Harekete geçmese ABD’de ‘Rus ajanı’ ilan edilir zaten!

Gelişmeler üzerine yazıyı yenilemek durumunda kaldığım akşam vakitlerinde tek başına değil, Britanya, Fransa, İsrail ve Körfez’le koalisyon içinde saldıracağının işaretleri artmıştı. Sırf bu bile meselenin kimyasal silahla, kanıtla filan alakası olmadığını gösteriyor. Suriye savaşı ‘yitirilmekteyken’ bölgede nüfuzunu artıran Rusya ve tabii İran hedef. Rusya koalisyon saldırısıyla ‘rezil edilirse’ ne âlâ. Yok geri teperse alın size dünya savaşı riski. Kimin neyi göze aldığını göreceğiz.

* * *

Elbette Türkiye’nin tutumu önemli. Özellikle geçen hafta Rusya ve İran liderleriyle ‘Ankara zirvesinde’ sergilenen görüntüden sonra. Geçen yazıyı ‘Telaşa mahal yok’ diye bitirmiştik. Kanımca yok. Zira Rusya’nın ABD ile bilek güreşinde Suriye’nin kuzeyinde ‘alan açtığı’ Ankara derhâl safını seçer.

Zirvede üç ülke ‘iç savaşı bitirme ve Suriye’yi inşa etme misyonu’ üstlenmiş görünse de görüş ayrılıkları bakiydi. İran’ın ve Rusya’nın ABD’nin bölgedeki varlığına itirazı ‘ilkeselken’, Ankara’nınki ‘kullanılan vekil güçlerden’ kaynaklı. Washington’la daha geniş bir stratejik perspektiften çözüme kavuşturulabilir, yani. Nitekim Ankara’nın Suriye’nin toprak bütünlüğüne dair nakaratının anlamı olmadığının en son ispatı Afrin üzerinden ‘alınan yerlerin ne zaman ve kim istenilirse ona verileceği’ beyanatı oldu.

* * *

Koalisyon savaş açarsa, Ankara’nın tercihi liberal müdahalecilik cephesi olur. S-400 pazarlıkları, nükleer ve enerji yatırımları; boğuştuğumuz derin ekonomik kriz ve Batı’ya göbekten bağlı olduğumuz hesaba katılırsa, ‘önemsizleşir’. O vakit Ankara’nın kontrol ettiği topraklarda hamilik ettiği militanlar ‘başka bir güce’ kolaylıkla dönüşebilir.

Şunu unutmamalı. Suriye’de arzu ettiği sonucu elde edemeyen ABD, çok yönlü çatışmaları kışkırtarak ilerledi. Liberal müdahaleciliğin aygıtı artık ‘kanıtlar’ bile değil medya üzerinden ‘şeytanlar yaratarak’ yürümek. Bölgede daha ilan edilecek çok ‘şeytan’ var.