Doğu Guta turnusol kâğıdı

Yazıcı-dostu sürüma-posta gönderPDF sürümü
09 Mar 2018

Suriye’de BM Güvenlik Konseyi’nin 2401 sayılı ateşkes çağrısının ‘ölü doğmuş’ bir karar olduğu aşikâr. Ama bu karar Doğu Guta üzerinden hem insani dramın nasıl kullanıldığı, hem de kimin nerede nasıl durduğuna dair turnusol kâğıdı.
ABD Dışişleri sözcüsü Heather Nauert en son, sözcülüğün Twitter hesabından şöyle yazdı: “Rusya Suriye çapında BM ateşkesi için oy verdi. Sonra bu kararı, Şam/Doğu Guta’da sivilleri bombalayarak görmezden geldi. Rusya ve Esad rejimine BMGüvenlik Konseyi’nin 2401 sayılıkararına bağlı kalmaları ve ihtiyaç duyulan insani yardımın 400 bin masum sivile ulaştırılması çağrısı yapıyoruz.”
Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanlığı ise Nauert’e cevabı yapıştırdı: “Selam. Sakin olun. Propaganda makineniz kontrol dışı, hepimizi spam’lıyorsunuz.

***

Dünyanın gözü önündeki bu dijital atışma, uluslararası hukukun ve BM kararlarının çıkarlar için nasıl eğilip büküldüğünü gösteriyor.
2401’in ilk maddesinde bir ay süreyle Suriye genelinde ateşin kesilmesi ve insani yardım ulaştırılması çağrısı var. Hemen ikinci maddede “ateşkesin IŞİD, El Kaide ve Nusra Cephesi gibi terör gruplarıyla, bunlarla hareket eden tüm diğer terörist örgüt, gruplar ve kurumlara yönelik askeri operasyonlar için uygulanmayacağı” açıkça belirtiliyor.
Rusya ve Suriye, Şam’ın dış mahallesi Doğu Guta’dan sivillerin tahliyesi için insani koridor oluşturdu, yardım kampı kurdu ve her gün beş saatlik ‘insani mola’ ilan etti. Ama sayıları 10 binle ifade edilen, kimi zaman çıkar çatışması yaşasalar da çoğu kez birlikte hareket eden Suudi bağlantılı Ceyş ül İslam, Katar/İhvan aparatı Rahman Kolorduları, Türkiye destekli Ahrar üş Şam ve Nusra Cephesi ‘sivillerin çıkışına izin verilmeyeceğini’ açıkça ilan etti hatta sokağa çıkma yasağı koydu.

***

Olay Gazze’de geçseydi, ABD’nin ‘sivilleri kalkan olarak kullanıyorlar’ diye bağıracağı aşikâr. Ama olay Şam’da rejim değişikliği hedefleyen silahlı grupların olduğu yerde geçmekte. Düne kadar Şam’a sivillerin ölüp gittiği roketleri rastgele sallarken, sivil uçakları vurmak tehdidi dahil askeri gövde gösterileri videolarını yayımlayan cihatçılar artık askeri olarak güçsüz. Ellerindeki tek silah ‘siviller’.
ABD’nin tek silahı da ‘siviller’. Bu yüzden sahadaki durumdan bağımsız olarak BM İnsan Hakları Konseyi’ndeki oylamalarla ‘siviller’ kullanışlı aygıta dönüştürülüyor. Cihatçıların sivilleri bırakmayacağı Reuters haberinin içine gömülüyor. Savaş bezgini Doğu Gutalıların Suriye bayraklarıyla cihatçılara karşı gösterileri anılmıyor.
ABD, yasadışı bulunduğu Suriye’de silahlı grupları eğittiği iddialarının odağındaki Tanaf bölgesini 2401’de anılan ‘Suriye geneli’ saymıyor. Rukban kampına BM yardımı girişini mevzu etmiyor. Zaten Rakka’yı yıkarken BM ateşkesini reddeden onlardı.
BM kararının içeriği açık. Sahadaki durum açık. Kimin kimi korumaya çalıştığı da… Suriye başkentinin dibinde silahlıların sonu, savaşın bitmesi ve sivillerin selameti olacak.

***

Riyakârlık Afrin’de de var. BM Şartı’nın 51’inci maddesine dayanıp ‘kendini savunma’ gerekçesinden operasyon yapan Türkiye, 2401 sayılı kararda Afrin’in anılmadığını belirtiyor. Batı, Afrin için Ankara’ya sadece ‘utangaç’ çağrılar yapıyor.
Türkiye’nin kullandığı ÖSO gruplarının Doğu Guta’dakilerden farkı yokken; Batılılar için Doğu Guta’dakiler ‘direnişçi’, Afrin’de ABD’nin vekil güçleri Kürtlerle savaştıkları için ‘ayak bağı’. Afrin’deki ÖSO Washington Post’ta, ‘rejime karşı savaşmaya yeminli olsalar da öncelik değiştirip Türkiye saldırısını Kürtlerden intikam için kullananlar’ diye sunuluyor.

***

Ankara’ya gelince... Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın’ın El Kaide’yi de anıp ‘Doğu Guta’da terör gruplarının varlığının ateşkesi engellediği’ nüansı eşliğinde ‘rejim bunu bahane ediyor’ sözü sıkışmışlığın ifadesi. Yandaş medya, ‘Batsın sizin (BM) kararınız’ temasıyla köpürtse de belli ki, Ankara, Rusya ve Şam lehine ‘temizlik için’ çalışıyor.
Siviller ve insan hakları mı dediniz? Bunların siyasetten azade olduğunu kim söylüyorsa, açıkça yalan söylüyor.