Orta’ya karışık Doğu!

Yazıcı-dostu sürüma-posta gönderPDF sürümü
11 Şub 2018

 

Önce çıkarlar çatışır, sonra silahlar. Çıkarların ardında da insanlar vardır, silahların tetiğinde de… Çıkarların ardındaki adamların attığı ya da atamadığı imzalar, tetikteki ellere “ateş” ve “dur” emirleridir.
Emperyalizm, küresel egemenlerin ezelden ebede kökü kazınamayan, soyu kurumayan, çünkü her çağda sömürecek bir meta bulan ve doymak bilmeyen hegemonya tutkusudur.
Emperyalistlerin tepişmesi hiç bitmez. Sömürdüğü toprağa, şavulladığı ereğe rüşvet ve imzayla ulaştığı zamanlara barış, silahla eriştiği zamanlara savaş denir.
Barış zamanı, hasbelkader emperyalizmin çıkar alanında yaşamak gadrine uğrayan halkların kanını usul usul emmeye, canını bağışlayarak sömürmeye yarar. Savaşlar ise doğrudan kanını dökmeye, canını almaya.
Çıkarların ardındaki adamlar asla savaşmaz, savaştırırlar. Dolayısıyla hiçbir savaş, ister galip gelsin ister mağlup, hiçbir emperyalistin canına mal olmaz.
Ölenler daima emperyalistlerin tetikçileri ya da emperyalizme karşı dövüşenlerdir.
Ve barışta ya da savaşta, çıkar çatışması biteviye sürer…

***

Ortadoğu’da sömürgenlerin paylaşamadığı meta, geçen yüzyılın başından beri değişmedi: Doğalgaz, petrol…
Çıkar çatışması sadece metanın coğrafi sahipleriyle ona göz diken emperyalistler arasında değil; hepsinin birbiriyle dövüştüğü bir mücadelede, çok parçalı ve cepheli: Aramco’su, Exxon’u, BP’si, Rosneft’i, Total’i, Gazprom’u vb. uzayıp gidiyor rekabet listesi.
Enerji hammaddesi taşıyan tüm topraklarda zulmün altyapısı, bu dev şirketlerin kanlı elleridir.
Emperyalistler aralarında tepişirken dost, düşman birbirine karışır.
Örneğin Suriye’deki Esad rejimine koyu muhalif Türkiye, halen Esad rejimini destekleyen Rusya ile İran’la mutabık ve Esad’ı istemeyen ABD’ye karşı görünürken… Kendi sınırlarını YPG, PKK gibi emperyalist beslemelerden korumak amacıyla Suriye’ye girdi ve eğer askeri ereklerine ulaşırsa, besleme terörden temizlediği toprakları Suriye’deki beğenmediği Esad rejimine geri vereceğini söylüyor.

***

Böyle bir çelişki yetmiyor, Türkiye’nin ABD’nin bölgeyi karıştırıcı politikasına karşı müttefiki sandığı Rusya, “Zeytin Dalı Harekâtı” sırasında Türk savaş uçaklarına hava sahasını kapatabiliyor. Çünkü YPG ve PKK’yi hem ABD kullanıyor, hem Rusya…
En kısa özeti bile kafa karıştırıcı bir durum değil mi sizce de?
Üstelik Suriye’nin başına örülen çorabın yumağı, bu ilmeklerden ibaret değil.
Kimin eli kimin cebinde ve kimin silahını tutmakta, kime karşı kullanıyor, hiç mi hiç belli değil.
Suriye’de taraflar, çatışmacı iki emperyalist güç, ABD ile Rusya’nın arkasında cepheleşmiş görünüyor. Peki, tamam.
Ama ABD ile Rusya’nın çıkarları nerede çatışıyor, nerede birleşiyor kesin olarak belli mi?
Önümüzdeki hafta Ankara’ya üçüncü ziyareti beklenen ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın Putin’in yakın arkadaşı olduğunu biliyor musunuz?

***

Exxon Mobil’in eski CEO’su ve halen 150 milyon dolar düzeyinde hissedarı olmayı sürdüren Tillerson ve Putin, 90’lı yıllarda Sakhaline Adası’ndaki görevleri sırasında tanışıyorlar.
Putin, Yeltsin’in yerini aldıktan sonra Tillerson’ın yönettiği Exxon, Rusya’nın Rosneft’inden 11 ihale alıyor.
2011 yılında Putin ve Tillerson, kutup bölgeleri ve Sibirya’da petrol arama çıkarma çalışmaları için ortaklık anlaşması imzalıyorlar.
3.2 milyar dolarlık bu anlaşma, Rusya’ya Ukrayna yaptırımları uygulandığından beri donduruldu.
Ama her an çözülebilir…

***

Putin, 2012’de Tillerson’ın göğsüne kendi eliyle Rus Dostluk Madalyası taktı. Tillerson, 2014’te Rusya’ya konulan cezai yaptırımlara karşı olduğunu açıkladı. Geçen yıl ABD Dışişleri bakanı atandığında; başta kankası, en sıcak, candan, gönülden övgüleri Rus hükümetinden aldı!
Şimdi durup düşünelim: ABD Başkanı Trump, Tillerson’ı niçin Dışişleri bakanı yaptı? Sadece petrolcü olduğu için mi?
Hayır.
Rex Tillerson, Putin’in kankası ve Ortadoğu petrollerinin paylaşılmasından dondurulan Amerikan-Rus işbirliğini canlandırmaya; Rusya’yla anlaşabilecek belki de tek kişi olduğu için Dışişleri bakanı yapıldı.
Elbette verecek makamının hakkını.
Vah benim yapayalnız, zavallı ülkem Türkiye!