Muhalefet Sarraf davasına nasıl bakmalı?

Yazıcı-dostu sürüma-posta gönderPDF sürümü
30 Kas 2017

Baştan belirtelim: Son tahlilde ABD’de görülen Sarraf davası Türkiye’yi hedef alan bir şantaj davasıdır! Türkiye’nin komşusu İran ile ticaret yapması hakkıdır, ABD’nin İran’a ambargosu Türkiye’yi ilgilendirmemelidir, Sarraf’tan rüşvet alan siyasiler ABD’nin değil Türkiye’nin sorunudur, rüşvet davası Türkiye’de görülmelidir!

Peki AKP hükümeti neden ABD’ye en başından itibaren “İran’a ambargoyu delmemiz seni ilgilendirmez, Sarraf’ın canı cehenneme” dememiştir? Ve tersine Erdoğan neden Sarraf’a sahip çıkmıştır, neden Sarraf’ın ABD’li avukatlarıyla Türkiye’de görüşmüştür, neden başına çuval geçirilen Türk askerlerinden esirgediği “ABD’ye nota”yı Sarraf için hem de iki kere devreye sokmuştur? Kısacası Sarraf’ın ABD’de tutuklandığı Mart 2016’dan beri neden iktidar ABD’yle bu dosya için pazarlıklar yapmıştır?

İşte bizi ilgilendirmesi gereken asıl mesele budur!

AKP TÜRKİYE’Yİ GÖZETSE ABD’YE MALZEME VERMEZDİ!

Meseleyi madde madde inceleyelim:

1) AKP hükümeti ABD’ye “İran’a ambargon beni bağlamaz” diyememektedir, zira bazen o kararlara şerh düşse de, imzaladığı ve kanunlaştırdığı pek çok anlaşma vardır!

O nedenle ABD Hazine Bakanlığı yetkilileri 2011’den itibaren defalarca Türkiye’ye Halkbank merkezli “denetleme” görüşmelerine gelmiştir. AKP hükümeti bu ondan fazla görüşmeye o anlaşmalar nedeniyle itiraz etmemiştir. Tersine o günlerde ABD’yle birlikte İran’a karşı konumlanmış, bölgede “Pers yayılmacılığı” olduğundan şikâyet etmiştir!

2) İran 37 yıldır ABD ambargosu altındadır ve Türkiye bu ambargolara rağmen İran’la bir şekilde hep ticaret yapmıştır. Fakat ilk kez bu iktidar zamanında böylesi bir sorun ortaya çıkmıştır!

3) Türkiye açsından mesele aslında ambargoyu delmek meselesi değildir. Ambargonun delinmesi sürecinde işlenen mali suçlardır, alınan rüşvetlerdir, paylaşılan paralardır ve ortadan kaybedilen İran paralarıdır!

İran’ın paraları “kaybedildiği” için de Tahran Sarraf’ın patronu Babek Zincani’ye idam cezası vermiş ve Sarraf’dan paraları getirmesini istemiştir.

İran’ın paraları “kaybedildiği” için de ABD’nin yargıladığı Sarraf’a Tahran hiç sahip çıkmamıştır!

4) Tahran sahip çıkmamıştır ama iktidar boylu boyunca kendi ifadeleriyle “Sarraf’ın önüne yatmış” ve ona sahip çıkmıştır!

Bu kirli ilişkiler ortaya çıktığında iktidar yargılamak yerine ak’lamayı ve saklamayı tercih etmiştir!

Oysa iktidar kendisini değil Türkiye’yi düşünüyor olsaydı, bugün ABD’nin eline böyle bir dosya vermeyecekti!

‘AYNI GEMİDEYİZ’ MASALI
Tüm bu kirli ilişkiler ortaya çıktığında iktidar o kirli ilişkileri kimin ortaya serdiğine bakmaksızın meselenin üstüne gitseydi, hem kendisini gerçekten aklamış olacaktı, he de bugün bu tablo yaşanmıyor olacaktı
.

İşte meselenin esası budur!

AKP iktidarı, hep söylediğimiz gibi bagajından dökülen kirli yükler nedeniyle Türkiye’nin “zayıf karnı” haline gelmiştir ve başta ABD’nin olmak üzere kimi ülkelerin şantajına maruz kalmaktadır.

Fakat ne yazık ki AKP iktidarı bu aşamada bile Türkiye’yi değil, kendini düşünmektedir! “Hata yaptım” deyip iktidar koltuğunu bırakması gerekenler, tersine o koltuğa daha çok tutunmakta, kendisini kurtarmak için Türkiye’yi zora sokmaktadır!

Dahası meselenin “kendi meseleleri olmadığını, Türkiye’nin meselesi olduğunu” iddia ederek ve “hepimizin aynı gemide olduğu” masalını anlatarak arkasına kamuoyu desteği almaya çalışmaktadır!

AKP  NEDEN BÖYLE BİR MALZEME VERDİ?
FETÖ’yle ortaklık kurup Türkiye’ye zarar vermişlerdir ama FETÖ kendilerine yönelince “kandırıldık” deyip Türkiye’yi yönetmeyi sürdürmüşlerdir.

PKK’yle açılım ortaklığı yapıp Türkiye’ye zarar vermişlerdir ama şartlar değişince “aldatıldık” deyip Türkiye’yi yönetmeyi sürdürmüşlerdir.

Bu kadar kandırılan ve aldatılan bir yönetici apartman yöneticiliğinde bile tutulamayacakken, biraz da “ama işte doğruya geldi, artık FETÖ’yle ve PKK’yle mücadele ediyor” diyen muhalefetin desteğiyle iktidarda kalmayı ve Türkiye’ye zarar vermeyi sürdürüyor!

Şu noktada bile “ama ABD’ye karşı” diye hala AKP’nin yanında olan, onun yanlışlarına dolaylı ortak olan, “aynı gemideyiz” masalıyla iktidarını sürdürmesine ve yeni yanlışlar yapmasına olanak tanıyan hiçbir muhalif anlayış kabul edilemez!

Ama ABD’den medet uman ve AKP’yi ABD’yle birlikte yıkacağını sanan mandacı muhalif anlayışlar da kabul edilemez!

Mesele açıktır:

ABD’nin şantajlarından kurtulmanın yolu AKP’yi savunmaktan değil, o şantajlara zemin yaratan AKP’den hesap sormaktan ve ondan kurtulmaktan geçer!

Unutulmamalıdır: AKP ABD’ye karşı olduğu için değil, yıllarca ABD’ye taşeronluk yaptığı için Washington’un eline şantaj malzemesi verebilmiştir!

BÜYÜK İNSANLIK MAHKEMESİ
Türkiye’nin “zayıf karnı”na dönüşen AKP iktidarından kurtulduğumuzda, işte asıl mahkemeyi o zaman kuracağız: Büyük İnsanlık Mahkemesi!

Bölge ülkeleri yan yana gelip “Iraklıları ve Suriyelileri katleden, İran halkına abluka uygulayan” ABD emperyalizminden hesap soracağız ve ABD devletini mahkûm edeceğiz!