NATO krizi dolayımında

Yazıcı-dostu sürüma-posta gönderPDF sürümü
23 Kas 2017

Dış politika söz konusu olduğunda hep söylüyorum. Diplomasi hasmın gücünü kendi lehine imale etme sanatıdır. Hasım kelimesinin yerine rakip, muhatap, partner ve benzeri kelimelerden herhangi birini ikame etmek mümkün.

Diğer bir husus diplomasi sonuna kadar masada oturmayı gerektirir. Masadan kaçmak diplomasi değil, acizliktir. Kozunu masada paylaşmasını beceremeyen soluğu savaş alanında alır.

Son günlerde yaşanan NATO krizi dolayımında kimi savaş çığırtkanlarının öfke dolu sesleri işitiliyor.

Oysa ihtiyaç duyulan husus soğukkanlılığı muhafaza etmek suretiyle halen kalkınma alanında gerçekleştirilmekte olan başarıların devamını sağlamaktır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın düşman ülke lideri olarak gösterilmesindeki vahametin büyüklüğü her sınırı aşacak boyutta... NATO dijital tatbikatında vuku bulan bu olay ister bireysel bir teşebbüsün eseri olsun isterse her kademedeki hiyerarşinin tümünü kapsasın olayın maksadının özelde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı genelde Türkiye’yi gözden düşürme maksadına yönelik olduğu belli...

Son birkaç yıldan bu yana Türkiye’nin AB ile olsun ABD ile olsun yaşadığı gerginliğin de bu olayda payı olduğu hesaba katılmalıdır. Benim indimde ABD hiçbir zaman bir başına bir ülke değildir, ben ABD’yi, özellikle diplomatik alanda İsrail ile bir paranın yazı ve tura yüzü gibi telakki ederim. Bu olayın ve benzeri olayların geçmişini tayinde, en azından AK Parti dönemi itibariyle malum Davos çıkışını milat kabul etmek de yanlış olmaz. Orada kopan bağlantı bir daha düzeltilemedi.

Her şeye rağmen bu ve benzeri olayların Türkiye’yi Batıdan koparmaya matuf tuzaklar olabileceği hususu dikkatlerden uzak bulundurulmamalıdır. Batıya ve Doğuya karşı rezervlerin muhafaza edilmesi keyfiyeti bir şeydir, onları karşıt güç olarak ilan etmek daha başka bir şeydir.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın soğukkanlı değerlendirmesini önemsiyorum. O, bu olayın müttefikliğimizi baltalamasına izin verilmemesi gerektiğini söylüyordu. Sayın Akar olayın bireysel olabileceği ihtimali üzerinde durduğu kadar FETÖ ile ilişkili olabileceğini de vurguluyordu. Dışişleri Bakanı Sayın Çavuşoğlu da FETÖ faktörüne dikkat çekiyor.

Dolayısıyla bir ulusun, bir ülkenin yüzyıllarca devam edecek geleceğini etkileyebilecek kritik karar noktalarında galeyana gelip ani kararlar vermenin uygun olmayacağını düşünüyorum. Soçi Zirvesi NATO’dan bağımsız bir buluşma olsa da onu da ilzam ederek Ortadoğu barışında ciddi bir umut adımı oluşturacağı kanısındayım...

Öfke ile kalkanın zarar ile oturacağını söyleyen geçmişimizin tecrübesini de dikkatten uzak tutmamamız gerekiyor.